2008-06-10 - 15:42
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, bir ırk devleti, kan devleti, kafatası devleti olmadığını belirterek, "Herkesin etnik kimliği onun şerefidir" dedi.
CHP Grubu toplandı.
Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, son siyasi
gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP'nin geçen hafta Şanlıurfa'da ''Tarım Kurultayı'' yaptığını anımsatan
Baykal, bütün dünyada yeniden keşfedilen tarımın, Türkiye'de gözden
çıkarıldığını ileri sürdü. Baykal, çiftçilerin sahipsiz olduğunu,
yeterli destek sağlanmadığını iddia ederek, Türkiye'nin her yerinde bir
büyük tarım feryadının koparılmakta olduğunu, bunun sıkıntısını sadece
çiftçinin değil, tüketicinin de çekmeye başladığını gördüklerini
savundu. Baykal, hükümetin, tarım sektörüne yönelik ciddi bir yaklaşım
içine girmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.
GAP'ın ''nutuk malzemesi'' haline geldiğini, son dönemde bölgedeki
insanın kaderini değiştirecek hiçbir ciddi adımın atılmadığını ileri
süren Baykal, bir tek yeni sulama projesinin ihale edilmediğini ifade
etti. Baykal, ''Sayın Başbakan, 12 milyar dolardan bahsediyor... Bırak,
12 milyar doları. Ayır 4 milyar doları, 5 milyar doları, 1 milyar
doları. 3 tane ihale yap da görelim. Konuya sahip çık'' diye konuştu.
Baykal, Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir
araya geldiklerini, ''çok yararlı diyalog'' kurduklarını anlatarak,
Türkiye'nin ferahlaması için ortaya koydukları yaklaşıma, bölgede değer
verildiğini memnuniyetle tespit ettiğini ifade etti. Baykal, ''Bu
yaklaşımımızın altında yatan düşünceyi bir kez de burada söylemek
isterim. Yani Diyarbakır'da söylediğimi, Ankara'da, TBMM'de CHP Grup
Genel Kurulu Salonunda söylemek isterim'' dedi.
-''TÜRKİYE, IRK DEVLETİ DEĞİLDİR''-
Türkiye'nin, bir ırk devleti, kan devleti, kafatası devleti olmadığını
ifade eden Baykal, böyle olan devletler bulunduğunu ama Türkiye'nin o
devletlerden olmadığını söyledi. Baykal, Türkiye'de insanların kanına,
kafatasına, ırkına bakarak, vatandaşlık verilmediğini belirterek, şöyle
konuştu:
''Türkiye bir siyasi bilinç devletidir. Burada yaşamayı özgür iradesiyle
kabul etmiş, bu yurdu hep beraber sorumluluk üstlenerek paylaşmayı
kararlaştırmış olan herkes, Misak-ı Milli sınırları içinde var olan
herkes, ırkı, kafatası, kanı ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti'nin
eşit vatandaşıdır. Türkiye'de kimse kimseyi ırkından dolayı, etnik
kökeninden, mezhebinden, inancından dolayı dışlamak hakkına sahip
değildir. Kimse, kimseyi ırkından dolayı küçük görmek hakkına sahip
değildir. Hiçbir ırk, etnik köken, bir başkasından daha yüksek değildir.
Hepimiz, aynı milletin eşit insanlarıyız. Kökümüz, kökenimiz ne olursa
olsun, ailemiz, irademiz, kabilemiz, aşiretimiz, etnik kökenimiz,
ırkımız ne olursa olsun, hepimiz Türkiye Cumhuriyetinin eşitleştirici,
kardeşleştirici hukuku içinde saygın ve eşit insanlar olarak var olmaya
devam edeceğiz.''
-ETNİK KİMLİK-
Deniz Baykal, vatandaşın etnik kimliğinin, devlete sakıncası olmadığını
belirterek, ''Herkesin etnik kimliği onun şerefidir. Vatandaşların etnik
kimliği, devletin de iftiharıdır. Bu anlayış içinde olaya bakmak
zorundayız ama hepimiz aynı milletin vatandaşıyız. Hepimiz bu devletin
birer vatandaşıyız'' dedi.
Herkesin kökenini ortaya koyacağını vurgulayan Baykal, ''Ana dilimizi
öğreneceğiz, öğreteceğiz, konuşacağız. Elbette anadilimizde özgür
insanlar olarak, Cumhuriyetimizin sağladığı olanakları kullanarak, kitap
çıkaracağız, televizyon yayın yapacağız. Bunlar, serbest. Bunlarda bir
sorun yok ama hepimizin bu milletin bir parçası olduğumuzdan şüphe
duymayacağız'' diye konuştu.
Baykal, Artvin'de Gürcülerin bulunduğunu, Artvin'in hemen yanında da
Gürcistan'ın olduğuna işaret ederek, ''Gürcü vatandaşlarımız, Türkiye
Cumhuriyetinin, Türk milletinin Gürcüleri. Gürcistan'ın Gürcüleri de
Gürcistan'ın Gürcüleri. Onlar da bizim dostumuz, kardeşimiz. Ama biz,
Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıyız, Türk milletinin bir parçasıyız''
dedi.
Hatay, Mersin ve Mardin'de Arap kökenli vatandaşların bulunduğunu
dikkati çeken Baykal, bir çelişki olmadığını, bu durumun hazmedilmesi
gerektiğini söyledi. Baykal, ''Bu eğitimi her kesime vermemiz lazım.
Gürcü'ye de vermemiz lazım, Çerkes'e de, Arnavut'a da vermemiz lazım.
Kürt'e de vermemiz lazım. Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan bütün
Kürt kökenli vatandaşlarım, Türk milletinin bir parçasıdır'' diye
konuştu.
-''YANLIŞ OLAN TERÖR''-
Baykal, terörün hiçbir şekilde siyaset yöntemi olarak kabul
edilmeyeceğini belirterek, terörün kimseye yararı olmayacağını ifade
etti. ''Yapana da yararlı değildir, hedef olarak tatbik edilene de
yararlı değildir'' diyen Baykal, terörün himaye edilmemesini
istedi. Baykal, ''Terörü himaye edenleri kollamamalıyız,
desteklememeliyiz. Terörü dışlamalıyız. Herkesin bu noktada cesur olması
gerekir'' ifadesini kullandı.
Terörü himaye etmeme konusunda tam kararlılık içinde olunması
gerektiğine işaret eden Baykal, bunun gereğinin yapılmasının zorunlu
olduğunun giderek anlaşıldığını bildirdi.Baykal, ''Irak anlayacaktır,
Kuzey Irak anlayacaktır. Bizim içimizdekiler anlayacaklardır. Anlatmak
zorundayız'' dedi.
Ayrımcılıktan kimseye fayda gelmeyeceğini ifade eden Baykal, 19.
yüzyılın geride kaldığını, gecikmiş bir milliyetçilik kavgasını, 19.
yüzyılda yapılmamış bir milliyetçilik kavgasını, 21. yüzyılın şartları
içinde yapıp başarıya götürmek mümkün olmadığını söyledi. Baykal,
''Doğru değildir. Yararlı da değildir. Hepimiz çok daha yüksek
düzeylerde bütünleşme arayışı içindeyiz. AB'ye girmek ne demek? Türkiye
üzerinde söz söyleme hakkını, 'Ben, diğer 28 ülkeye de tanıyorum'
demektir. Biz, Türkiye üzerinde söz söyleme hakkını 28 ülkeye tanımayı
düşünürken, sen niye ayrılmayı düşünüyorsun? Gel beraber olalım. Hep
birlikte biz de Avrupa dünyasının içinde yerimizi alalım'' diye konuştu.
-ENFLASYONDAKİ ARTIŞ-
CHP Genel Başkanı Baykal, enflasyonun kaygı verici bir şekilde arttığını
belirterek, gıda ve alkolsüz içecekler ile konut fiyatları dikkate
alındığında, enflasyonun ilan edilenden yüzde 50 daha fazla olduğunu
savundu.
Baykal, faizlerdeki yükselişe de dikkati çekerken, Van'dan geldiği
öğrenilen Mevlüt Koç adlı vatandaş, ''Bunu yapan sizsiniz. Hep
birbirinizle uğraşıyorsunuz. Sonra enflasyon, faiz'' diye bağırdı. Bu
kişi, görevliler tarafından salonda çıkarıldı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, başörtüsüyle
ilgili düzenlemenin iptalinin ardından Anayasa Mahkemesine yönelik
tepkilerin altında ne yattığının iyi değerlendirilmesi gerektiğini
savunarak, ''Buradaki konu anayasamızda laiklik ilkesinin delinmesine
yönelik teşebbüsün engellenmesine ilişkin kızgınlık ve tepkidir'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa
Mahkemesinin başörtüsü düzenlemesiyle ilgili kararı ve ardından yaşanan
tartışmalara değindi.
Kararın açıklanmasından sonra, ''Siyasi ortamın çok sakıncalı biçimde
gerilmeye başladığını, iktidara yandaş çevrelerde Anayasa Mahkemesine
karşı ağır, suçlayıcı bir kampanya başlatıldığını'' öne süren Baykal,
yapılan bazı değerlendirmeleri örnek gösterdi.
Bu tepkilerin çok açıklayıcı, aydınlatıcı olduğunu belirten Deniz
Baykal, ''Bir Anayasa Mahkemesi kararı niçin acaba bir takım çevreleri
bu kadar ağır ithamlar yapma noktasına gelecek şekilde tahrik etmiştir,
bunun altında ne yatıyor?'' diye sordu.
Baykal, bu eleştirileri yapanların Yüksek Mahkemenin yetki aşımında
bulunduğu, kuvvetler ayrımının zaafa uğradığı gerekçelerini öne
sürdüklerine dikkati çekerek, ''Bu konunun altında sadece Anayasa
Mahkemesinin yetki sorunlarıyla ilgili bir görüş ayrılığının yattığına
inanabilmeyi çok isterdim'' dedi. Baykal, şöyle devam etti:
''Onların derdi kuvvetler ayrılığı mı? Sorunun ne olduğunu hepimiz çok
iyi kavramalıyız. Niçin, siyasal yaşamamızda bugüne kadar pek tanık
olmadığımız, bu olağanüstü, şaşırtıcı tepki gösterilmek istenmiştir.
Bunun altında önemli bir şey yatıyor olmalı. İtiraz edenlerin ağzından
olayın özüyle ilgili bir söz çıkmıyor. Tamamen usul, yetki tartışması,
meşruiyet tartışması falan...''
-''İNANDIRICI TARAFI YOK''-
Kararla ilgili değerlendirme yapılan AK Parti MYK toplantısının ardından
yapılan açıklamayı hatırlatan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Deniliyor ki 'Bu kararın muhatabı AKP olarak biz değiliz,
Meclis'tir'... 'Anayasa Mahkemesiyle Meclis kavga etsin, kavgaya gerek
var ama kavgayı ben etmeyeyim, Meclis etsin' diye karar alınıyor. Ertesi
gün Sayın Meclis Başkanı kendi iradesiyle bir basın toplantısı yaparak,
Anayasa Mahkemesi kararına karşı kendisinden görev bekleyenleri hiç
tatmin etmeyecek, onların belki üzüntüyle karşılayacağı düzeyde bir
değerlendirme yapma durumuna geliyor.
Konunun esasının ne olduğunu görelim. Konunun esası ne anayasa hukuku ne
kuvvetler ayrılığı tartışmasıdır. Kuvvetler ayrılığı tartışması yapmak
isteyenler, yürütme organı kimliği içinde yasama organına talimat verip
onları seferber etmek üzere göreve çağıranlardır. Kendileri bizzat
yasama organı üzerinde, onu yönlendirme faaliyetini götürenler şimdi
kuvvetler ayrılığı şikayetiyle milletin karşısına çıkmaya çalışanlardır.
Bunun bir inandırıcı tarafı yok.''
-''OLAYIN TEMELİNDE LAİKLİK VAR''-
Gösterilen tepkinin, öfkenin aslında, ''Türbandan da kaynaklanmadığını''
savunan Baykal, ''AKP koca bir 5 yıllık iktidar döneminde türban
konusunda kılını kıpırdatmamıştır. O zaman onlar, 'Tuzağa düşmeyeceğiz,
gündemi değiştirmeyeceğiz, bir büyük mutabakat olmadan harekete
geçmeyeceğiz' dediler. Şimdi birden bunu önemli bir konu haline
dönüştüren nedir?'' diye konuştu.
Baykal, açık, dürüst ve mert olunması, kimsenin birbirini aldatmaması
gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Buradaki konu anayasamızdaki laiklik ilkesinin delinmesine yönelik
teşebbüsün engellenmesine yönelik kızgınlık ve tepkidir. Olayın
arkasında yatan budur. Türban konusu o büyük mücadelenin bir aşamasıdır,
parçasıdır. Olayın temelinde laiklik meselesi vardır. Anayasamızda çok
güçlü bir laiklik düzenlemesi var. Anayasa sadece laik olduğunu ifade
etmekle yetinmiyor, ona karşı tehdit ve tehlikeler karşısında bir
savunma stratejisi kuruyor.''
Dünyada nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan 54 ülke arasında Türkiye
dışında laik bir devlet bulunmadığını dikkati çeken Baykal, ''Demek ki
bu kültür ve maneviyat, bu inanç dünyasında laiklik kendiliğinden doğal
olarak yetişen bir bitki değil. Özene, sahiplenilmeye, korunup
kollanmasına ihtiyaç var. Ancak onu böyle ayakta tutabiliyoruz. 80
yıldır bu dikkat içinde bugünlere getirmişiz'' dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, bugün Türkiye'de herkesin inancını, dinini
özgürce yaşayabildiğini, ibadetini yapabildiğini kaydederek, ''Sorun
yok, sıkıntı yok. Dini yayın yapan televizyonlar gazeteler, siyasi
istismarını yapan siyasi partiler bile var. Hepsi var. Vatandaşımızın da
bir şikayeti talebi yok. Vatandaşımız bir tatmin içinde hiç kuşku yok.
Ama öyle olmayanlar var, içerde var dışarda var. Dün vardı, bugün var,
yarın da olacak'' diye konuştu.
-''ASIL AMACIN NE OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI''-
Türkiye tarihinde laikliğe karşı, ''Din elden gidiyor'' kışkırtmasıyla
isyanların teşvik edildiğini, Menemen olayının, Hizbullah'ın altında hep
bunun yattığını savunan Deniz Baykal, şöyle devam etti:
''Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Bahriye Üçok'un Muammer Aksoy'un Uğur
Mumcu'nun öldürülmesinin altında hep bu zihniyetler yatar. Danıştay
cinayetinin altında bu yatar. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri
Bakanı, Avrupa Konseyi'nde muhataplarına 'Türkiye'de Müslümanlar da
baskı altında' diyorsa işte bu, bu meselenin onun kafasında da olduğunu
gösterir. Görevi, ülkesini savunmak olan bir Dışişleri Bakanı böyle bir
haksız ithama maruz kalınca, 'Evet haklısınız Türkiye'de Müslümanlar da
baskı altında' diyerek görevini yapmış olabilir mi? Böyle bir söyleme
muhatap olan Türk Dışişleri Bakanının yapabileceği ilk iş, Batı
Trakya'daki Müslümanların durumu onların önüne koymaktır. 'Türkiye'de
Müslümanlar baskı altında' diyor. Onun kafasında nasıl bir İslamiyet,
din var. Baskı altında bir din... 6 yıldır iktidardasın, o baskıyı
kaldırmak senin görevin, niye kaldırmadın? Diyecek ki 'Anayasa'da
laiklik var' meseleyi oraya getirmesi lazım, olay o.''
Baykal, iptal edilen düzenleme TBMM'de görüşüldüğü zaman kendisinin,
''Samimi olun, sizin derdiniz laiklik maddesi'' dediğini, asıl amacın ne
olduğunun şimdi mahkeme kararıyla da ortaya çıktığını ileri sürdü.
İktidarın belirli bir zihniyet doğrultusunda kadrolaştığını, devletin en
üst noktalarında bulunanların tümünün belli bir zihniyeti yansıttığını
ileri süren CHP Lideri Baykal, ''Laik olmak bu iktidarın gözünde
cezalandırılmak için bir neden neredeyse? Bir yere tayin yapacağı zaman
baktığı başka şeyler. Bu nasıl bir tablo, bunu doğal mı karşılayacağız,
demokrasinin gereği mi diyeceğiz?'' diye sordu.
* haberin devamını 'ilgili dokümanlar' bölümünde bulabilirsiniz.
Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, son siyasi
gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP'nin geçen hafta Şanlıurfa'da ''Tarım Kurultayı'' yaptığını anımsatan
Baykal, bütün dünyada yeniden keşfedilen tarımın, Türkiye'de gözden
çıkarıldığını ileri sürdü. Baykal, çiftçilerin sahipsiz olduğunu,
yeterli destek sağlanmadığını iddia ederek, Türkiye'nin her yerinde bir
büyük tarım feryadının koparılmakta olduğunu, bunun sıkıntısını sadece
çiftçinin değil, tüketicinin de çekmeye başladığını gördüklerini
savundu. Baykal, hükümetin, tarım sektörüne yönelik ciddi bir yaklaşım
içine girmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.
GAP'ın ''nutuk malzemesi'' haline geldiğini, son dönemde bölgedeki
insanın kaderini değiştirecek hiçbir ciddi adımın atılmadığını ileri
süren Baykal, bir tek yeni sulama projesinin ihale edilmediğini ifade
etti. Baykal, ''Sayın Başbakan, 12 milyar dolardan bahsediyor... Bırak,
12 milyar doları. Ayır 4 milyar doları, 5 milyar doları, 1 milyar
doları. 3 tane ihale yap da görelim. Konuya sahip çık'' diye konuştu.
Baykal, Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir
araya geldiklerini, ''çok yararlı diyalog'' kurduklarını anlatarak,
Türkiye'nin ferahlaması için ortaya koydukları yaklaşıma, bölgede değer
verildiğini memnuniyetle tespit ettiğini ifade etti. Baykal, ''Bu
yaklaşımımızın altında yatan düşünceyi bir kez de burada söylemek
isterim. Yani Diyarbakır'da söylediğimi, Ankara'da, TBMM'de CHP Grup
Genel Kurulu Salonunda söylemek isterim'' dedi.
-''TÜRKİYE, IRK DEVLETİ DEĞİLDİR''-
Türkiye'nin, bir ırk devleti, kan devleti, kafatası devleti olmadığını
ifade eden Baykal, böyle olan devletler bulunduğunu ama Türkiye'nin o
devletlerden olmadığını söyledi. Baykal, Türkiye'de insanların kanına,
kafatasına, ırkına bakarak, vatandaşlık verilmediğini belirterek, şöyle
konuştu:
''Türkiye bir siyasi bilinç devletidir. Burada yaşamayı özgür iradesiyle
kabul etmiş, bu yurdu hep beraber sorumluluk üstlenerek paylaşmayı
kararlaştırmış olan herkes, Misak-ı Milli sınırları içinde var olan
herkes, ırkı, kafatası, kanı ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti'nin
eşit vatandaşıdır. Türkiye'de kimse kimseyi ırkından dolayı, etnik
kökeninden, mezhebinden, inancından dolayı dışlamak hakkına sahip
değildir. Kimse, kimseyi ırkından dolayı küçük görmek hakkına sahip
değildir. Hiçbir ırk, etnik köken, bir başkasından daha yüksek değildir.
Hepimiz, aynı milletin eşit insanlarıyız. Kökümüz, kökenimiz ne olursa
olsun, ailemiz, irademiz, kabilemiz, aşiretimiz, etnik kökenimiz,
ırkımız ne olursa olsun, hepimiz Türkiye Cumhuriyetinin eşitleştirici,
kardeşleştirici hukuku içinde saygın ve eşit insanlar olarak var olmaya
devam edeceğiz.''
-ETNİK KİMLİK-
Deniz Baykal, vatandaşın etnik kimliğinin, devlete sakıncası olmadığını
belirterek, ''Herkesin etnik kimliği onun şerefidir. Vatandaşların etnik
kimliği, devletin de iftiharıdır. Bu anlayış içinde olaya bakmak
zorundayız ama hepimiz aynı milletin vatandaşıyız. Hepimiz bu devletin
birer vatandaşıyız'' dedi.
Herkesin kökenini ortaya koyacağını vurgulayan Baykal, ''Ana dilimizi
öğreneceğiz, öğreteceğiz, konuşacağız. Elbette anadilimizde özgür
insanlar olarak, Cumhuriyetimizin sağladığı olanakları kullanarak, kitap
çıkaracağız, televizyon yayın yapacağız. Bunlar, serbest. Bunlarda bir
sorun yok ama hepimizin bu milletin bir parçası olduğumuzdan şüphe
duymayacağız'' diye konuştu.
Baykal, Artvin'de Gürcülerin bulunduğunu, Artvin'in hemen yanında da
Gürcistan'ın olduğuna işaret ederek, ''Gürcü vatandaşlarımız, Türkiye
Cumhuriyetinin, Türk milletinin Gürcüleri. Gürcistan'ın Gürcüleri de
Gürcistan'ın Gürcüleri. Onlar da bizim dostumuz, kardeşimiz. Ama biz,
Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıyız, Türk milletinin bir parçasıyız''
dedi.
Hatay, Mersin ve Mardin'de Arap kökenli vatandaşların bulunduğunu
dikkati çeken Baykal, bir çelişki olmadığını, bu durumun hazmedilmesi
gerektiğini söyledi. Baykal, ''Bu eğitimi her kesime vermemiz lazım.
Gürcü'ye de vermemiz lazım, Çerkes'e de, Arnavut'a da vermemiz lazım.
Kürt'e de vermemiz lazım. Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan bütün
Kürt kökenli vatandaşlarım, Türk milletinin bir parçasıdır'' diye
konuştu.
-''YANLIŞ OLAN TERÖR''-
Baykal, terörün hiçbir şekilde siyaset yöntemi olarak kabul
edilmeyeceğini belirterek, terörün kimseye yararı olmayacağını ifade
etti. ''Yapana da yararlı değildir, hedef olarak tatbik edilene de
yararlı değildir'' diyen Baykal, terörün himaye edilmemesini
istedi. Baykal, ''Terörü himaye edenleri kollamamalıyız,
desteklememeliyiz. Terörü dışlamalıyız. Herkesin bu noktada cesur olması
gerekir'' ifadesini kullandı.
Terörü himaye etmeme konusunda tam kararlılık içinde olunması
gerektiğine işaret eden Baykal, bunun gereğinin yapılmasının zorunlu
olduğunun giderek anlaşıldığını bildirdi.Baykal, ''Irak anlayacaktır,
Kuzey Irak anlayacaktır. Bizim içimizdekiler anlayacaklardır. Anlatmak
zorundayız'' dedi.
Ayrımcılıktan kimseye fayda gelmeyeceğini ifade eden Baykal, 19.
yüzyılın geride kaldığını, gecikmiş bir milliyetçilik kavgasını, 19.
yüzyılda yapılmamış bir milliyetçilik kavgasını, 21. yüzyılın şartları
içinde yapıp başarıya götürmek mümkün olmadığını söyledi. Baykal,
''Doğru değildir. Yararlı da değildir. Hepimiz çok daha yüksek
düzeylerde bütünleşme arayışı içindeyiz. AB'ye girmek ne demek? Türkiye
üzerinde söz söyleme hakkını, 'Ben, diğer 28 ülkeye de tanıyorum'
demektir. Biz, Türkiye üzerinde söz söyleme hakkını 28 ülkeye tanımayı
düşünürken, sen niye ayrılmayı düşünüyorsun? Gel beraber olalım. Hep
birlikte biz de Avrupa dünyasının içinde yerimizi alalım'' diye konuştu.
-ENFLASYONDAKİ ARTIŞ-
CHP Genel Başkanı Baykal, enflasyonun kaygı verici bir şekilde arttığını
belirterek, gıda ve alkolsüz içecekler ile konut fiyatları dikkate
alındığında, enflasyonun ilan edilenden yüzde 50 daha fazla olduğunu
savundu.
Baykal, faizlerdeki yükselişe de dikkati çekerken, Van'dan geldiği
öğrenilen Mevlüt Koç adlı vatandaş, ''Bunu yapan sizsiniz. Hep
birbirinizle uğraşıyorsunuz. Sonra enflasyon, faiz'' diye bağırdı. Bu
kişi, görevliler tarafından salonda çıkarıldı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, başörtüsüyle
ilgili düzenlemenin iptalinin ardından Anayasa Mahkemesine yönelik
tepkilerin altında ne yattığının iyi değerlendirilmesi gerektiğini
savunarak, ''Buradaki konu anayasamızda laiklik ilkesinin delinmesine
yönelik teşebbüsün engellenmesine ilişkin kızgınlık ve tepkidir'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Anayasa
Mahkemesinin başörtüsü düzenlemesiyle ilgili kararı ve ardından yaşanan
tartışmalara değindi.
Kararın açıklanmasından sonra, ''Siyasi ortamın çok sakıncalı biçimde
gerilmeye başladığını, iktidara yandaş çevrelerde Anayasa Mahkemesine
karşı ağır, suçlayıcı bir kampanya başlatıldığını'' öne süren Baykal,
yapılan bazı değerlendirmeleri örnek gösterdi.
Bu tepkilerin çok açıklayıcı, aydınlatıcı olduğunu belirten Deniz
Baykal, ''Bir Anayasa Mahkemesi kararı niçin acaba bir takım çevreleri
bu kadar ağır ithamlar yapma noktasına gelecek şekilde tahrik etmiştir,
bunun altında ne yatıyor?'' diye sordu.
Baykal, bu eleştirileri yapanların Yüksek Mahkemenin yetki aşımında
bulunduğu, kuvvetler ayrımının zaafa uğradığı gerekçelerini öne
sürdüklerine dikkati çekerek, ''Bu konunun altında sadece Anayasa
Mahkemesinin yetki sorunlarıyla ilgili bir görüş ayrılığının yattığına
inanabilmeyi çok isterdim'' dedi. Baykal, şöyle devam etti:
''Onların derdi kuvvetler ayrılığı mı? Sorunun ne olduğunu hepimiz çok
iyi kavramalıyız. Niçin, siyasal yaşamamızda bugüne kadar pek tanık
olmadığımız, bu olağanüstü, şaşırtıcı tepki gösterilmek istenmiştir.
Bunun altında önemli bir şey yatıyor olmalı. İtiraz edenlerin ağzından
olayın özüyle ilgili bir söz çıkmıyor. Tamamen usul, yetki tartışması,
meşruiyet tartışması falan...''
-''İNANDIRICI TARAFI YOK''-
Kararla ilgili değerlendirme yapılan AK Parti MYK toplantısının ardından
yapılan açıklamayı hatırlatan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Deniliyor ki 'Bu kararın muhatabı AKP olarak biz değiliz,
Meclis'tir'... 'Anayasa Mahkemesiyle Meclis kavga etsin, kavgaya gerek
var ama kavgayı ben etmeyeyim, Meclis etsin' diye karar alınıyor. Ertesi
gün Sayın Meclis Başkanı kendi iradesiyle bir basın toplantısı yaparak,
Anayasa Mahkemesi kararına karşı kendisinden görev bekleyenleri hiç
tatmin etmeyecek, onların belki üzüntüyle karşılayacağı düzeyde bir
değerlendirme yapma durumuna geliyor.
Konunun esasının ne olduğunu görelim. Konunun esası ne anayasa hukuku ne
kuvvetler ayrılığı tartışmasıdır. Kuvvetler ayrılığı tartışması yapmak
isteyenler, yürütme organı kimliği içinde yasama organına talimat verip
onları seferber etmek üzere göreve çağıranlardır. Kendileri bizzat
yasama organı üzerinde, onu yönlendirme faaliyetini götürenler şimdi
kuvvetler ayrılığı şikayetiyle milletin karşısına çıkmaya çalışanlardır.
Bunun bir inandırıcı tarafı yok.''
-''OLAYIN TEMELİNDE LAİKLİK VAR''-
Gösterilen tepkinin, öfkenin aslında, ''Türbandan da kaynaklanmadığını''
savunan Baykal, ''AKP koca bir 5 yıllık iktidar döneminde türban
konusunda kılını kıpırdatmamıştır. O zaman onlar, 'Tuzağa düşmeyeceğiz,
gündemi değiştirmeyeceğiz, bir büyük mutabakat olmadan harekete
geçmeyeceğiz' dediler. Şimdi birden bunu önemli bir konu haline
dönüştüren nedir?'' diye konuştu.
Baykal, açık, dürüst ve mert olunması, kimsenin birbirini aldatmaması
gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Buradaki konu anayasamızdaki laiklik ilkesinin delinmesine yönelik
teşebbüsün engellenmesine yönelik kızgınlık ve tepkidir. Olayın
arkasında yatan budur. Türban konusu o büyük mücadelenin bir aşamasıdır,
parçasıdır. Olayın temelinde laiklik meselesi vardır. Anayasamızda çok
güçlü bir laiklik düzenlemesi var. Anayasa sadece laik olduğunu ifade
etmekle yetinmiyor, ona karşı tehdit ve tehlikeler karşısında bir
savunma stratejisi kuruyor.''
Dünyada nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan 54 ülke arasında Türkiye
dışında laik bir devlet bulunmadığını dikkati çeken Baykal, ''Demek ki
bu kültür ve maneviyat, bu inanç dünyasında laiklik kendiliğinden doğal
olarak yetişen bir bitki değil. Özene, sahiplenilmeye, korunup
kollanmasına ihtiyaç var. Ancak onu böyle ayakta tutabiliyoruz. 80
yıldır bu dikkat içinde bugünlere getirmişiz'' dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, bugün Türkiye'de herkesin inancını, dinini
özgürce yaşayabildiğini, ibadetini yapabildiğini kaydederek, ''Sorun
yok, sıkıntı yok. Dini yayın yapan televizyonlar gazeteler, siyasi
istismarını yapan siyasi partiler bile var. Hepsi var. Vatandaşımızın da
bir şikayeti talebi yok. Vatandaşımız bir tatmin içinde hiç kuşku yok.
Ama öyle olmayanlar var, içerde var dışarda var. Dün vardı, bugün var,
yarın da olacak'' diye konuştu.
-''ASIL AMACIN NE OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI''-
Türkiye tarihinde laikliğe karşı, ''Din elden gidiyor'' kışkırtmasıyla
isyanların teşvik edildiğini, Menemen olayının, Hizbullah'ın altında hep
bunun yattığını savunan Deniz Baykal, şöyle devam etti:
''Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Bahriye Üçok'un Muammer Aksoy'un Uğur
Mumcu'nun öldürülmesinin altında hep bu zihniyetler yatar. Danıştay
cinayetinin altında bu yatar. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri
Bakanı, Avrupa Konseyi'nde muhataplarına 'Türkiye'de Müslümanlar da
baskı altında' diyorsa işte bu, bu meselenin onun kafasında da olduğunu
gösterir. Görevi, ülkesini savunmak olan bir Dışişleri Bakanı böyle bir
haksız ithama maruz kalınca, 'Evet haklısınız Türkiye'de Müslümanlar da
baskı altında' diyerek görevini yapmış olabilir mi? Böyle bir söyleme
muhatap olan Türk Dışişleri Bakanının yapabileceği ilk iş, Batı
Trakya'daki Müslümanların durumu onların önüne koymaktır. 'Türkiye'de
Müslümanlar baskı altında' diyor. Onun kafasında nasıl bir İslamiyet,
din var. Baskı altında bir din... 6 yıldır iktidardasın, o baskıyı
kaldırmak senin görevin, niye kaldırmadın? Diyecek ki 'Anayasa'da
laiklik var' meseleyi oraya getirmesi lazım, olay o.''
Baykal, iptal edilen düzenleme TBMM'de görüşüldüğü zaman kendisinin,
''Samimi olun, sizin derdiniz laiklik maddesi'' dediğini, asıl amacın ne
olduğunun şimdi mahkeme kararıyla da ortaya çıktığını ileri sürdü.
İktidarın belirli bir zihniyet doğrultusunda kadrolaştığını, devletin en
üst noktalarında bulunanların tümünün belli bir zihniyeti yansıttığını
ileri süren CHP Lideri Baykal, ''Laik olmak bu iktidarın gözünde
cezalandırılmak için bir neden neredeyse? Bir yere tayin yapacağı zaman
baktığı başka şeyler. Bu nasıl bir tablo, bunu doğal mı karşılayacağız,
demokrasinin gereği mi diyeceğiz?'' diye sordu.
* haberin devamını 'ilgili dokümanlar' bölümünde bulabilirsiniz.
