2012-04-04 - 15:50
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıyan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu'nda, üç milletvekili gündem dışı söz aldı.
Oktay Vural, Alparslan Türkeş'in ölümünün 15. yılı nedeniyle gündem dışı yaptığı konuşmada, ''Türk milliyetçiliğinin siyasi lideri, ülkücü hareketin, MHP'nin kurucusu Türkeş'i rahmet, minnetle andıklarını'' söyledi.
Vural, ''15 yıl sonra bugün Türkeş'in mezarı başında gördüğümüz tablo şuydu; o ülkü ateşini yakmıştı, o ülkü ateşi, sadece o nesli değil, bugünkü nesili de ısıtmaya devam ediyordu. O ülkü ateşiyle birlikte, mezarı başında gençlerin varlığını gördüğümde, yürüttüğü siyasi mücadelenin sadece bir nesli değil, nesiller boyu devam edecek bir siyasi, fikri mücadelenin haklı çıkan bir liderin yetiştirdiği nesillerin buluşmasıydı. Dün olduğu gibi bugün de aramıza atılmaya çalışılan her türlü fitne, fesada karşı nasıl bir genç neslin yetiştiğini o tabloda gördük'' diye konuştu.
Türkeş'in, Türk milletine tutkuyla bağlı olduğunu ifade eden Vural, siyaset felsefesinin temelinde Türk milletinin bulunduğunu söyledi.
Vural, ''Onun için halka hizmet, halka sevgi, saygı, güvenle bağlı olmak, faziletlerin en büyüğüydü. Hep hakkı savundu, yaptığı tespitlerle haklı çıktı. Ona göre, hak, haklının olmalıydı, hak güçlünün olmamalıydı'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, ''NATO Günü'' dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada 60. yıldönümünün kutlandığı bu üyeliğin, Türkiye'nin itibarına, uluslararası ağırlığına katkı yaptığını belirtti.
NATO'nun 28 üye devletle çalışmalarına devam ettiğini anımsatan Ünal, Türkiye'nin, NATO'nun Bosna Hersek, Kosova, Afganistan'daki faaliyetlerine yaptığı katkılara değindi. Ünal, Türkiye'nin, ittifak faaliyetlerine kapsamlı, aktif katılmaya devam ettiğini dile getirerek, Türkiye'nin, NATO içindeki konumunu, ulusal çıkarlarını gözeterek, ittifak dayanışmasını destekleyerek sürdürdüğünü kaydetti.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam da Anadolu Ajansı'nın kuruluşunun 92. yıldönümü nedeniyle gündem dışı konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın misafiri olarak Türkiye'de bulunan Pakistan İslami İdeoloji Konseyi Başkanı Mevlana Muhammed Şirani ve beraberindeki heyet, AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk eşliğinde Meclis'i ziyaret etti. Heyet, bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az kalan hükümlülerin, cezalarının bir kısmını dışarıda geçirebilmesine imkan tanıyan tasarı ile 80 yıl olan sabıka kaydının arşivde saklama süresinin 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklif, gündemin ön sıralarına alındı.
CHP, Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamaması üzerine, demokrasiye karşı yapılan müdahalelerin ve devlet içindeki yasadışı yapıların açığa çıkartılması amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Öneri lehinde konuşan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, gerçeklerin ortaya çıkartılması ve bundan sonra bu tür olayların olmaması konusunda alınması gereken önlemler için komisyon kurulması talebinin, Meclis'in talebi olması gerektiğini belirterek, ''Çünkü, demokrasiye karşı müdahaleler Meclis'e karşı yapılmıştır'' dedi.
Demokrasiye hukuk dışı yollardan müdahaleyi, sebebi ve sahibi kim olursa olsun asla tasvip etmediklerini ifade eden Şandır, ''Bugün 4 Nisan, 15 yıl önce Türkeş'in Hakka yürüdüğü tarih. Türkeş'i idamla cezalandırmak isteyenler, bugün yargılanıyor. Türkeş'i vatana ihanetle yargılamak isteyenlerin 15 yıl sonra yargının önüne çıkmasını milletin takdirine sunuyorum. Darbeyi yapanlara hakkımızı helal etmiyoruz'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, sedyelerde kimlerin mahkemelere gittiği bilinmesine rağmen, Kenan Evren'in bugünkü davaya getirtilemediğini söyledi.
''Evren imtiyazlı şahıs olma özelliğini koruyor'' diyen Kurt, darbe olaylarını tek tek araştırmak yerine, bütün olarak ele alıp araştırmak gerektiğini anlattı.
Kurt, ''Zihniyeti değiştirmek zorundayız, yoksa Kenan Evren'in yargılanıp yargılanmaması önemli değil. Obama'nın yanında Kürt sorununun çözümüne ilişkin niyet beyanında bulunan Başbakan, bugün bizi vesayet altında kalmakla suçluyor. Obama'nın yanında kendi meselesi ile ilgili konuşmak mı vesayet, yoksa bizim yaptığımız mı-'' dedi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı ise darbelerin araştırılması için, puzzle'ın bütün resimlerini masanın üzerine koyup öyle hesaplaşmak gerektiğini söyledi.
''1 Mayıs Taksim olayı, o puzzle'ın bir resmidir'' diyen Bostancı, şöyle konuştu:
''18-19 yaşındaki o genç bedenleri morglardan kaldırmış, orada bekleyen insanların sessizliğini, öfkesini yaşamış birisiyim. Ağabeyim Yaşar Bostancı'nın cenazesini morgdan kaldırmış birisiyim. Bütün bu resimleri ortaya koyup ona göre konuşmamız gerekiyor.
1 yıl Mamak'ta yatmış birisi olarak, solcularla sağcıların birbirlerine düşman olmaları için çok nedenleri vardı ancak hısımlık etmek için de çok nedenlerimiz vardı. Hasımlık ile hısımlık arasındaki o çok ince çizgiyi bugün aşabiliriz. 12 Eylül bu milletin önünde bir engeldi. Biz şimdi elbirliğiyle bu engelden, uzak ufuklara gidilebilecek bir yol çıkartabiliriz.''
Görüşmelerden sonra yapılan oylamada CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
AK Parti de koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az kalan hükümlülerin, cezalarının bir kısmını dışarıda geçirebilmesine imkan tanıyan tasarı ile sabıka kayıtlarının kaymakamlıklarca verilmesini; 80 yıl olan kaydın arşivde saklama süresinin de 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklifinin, gündemin 4 ve 5. sıralarına çekilmesine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, sabıka kayıtlarına ilişkin düzenlemenin, şu anda Adalet Komisyonunda görüşülen tasarıda da olduğunu ifade ederek, ''Fakat bu konunun 14 Nisan'dan önce yasalaşması gerekiyor. Tasarının görüşmelerinin uzaması ihtimali nedeniyle bu teklifi çıkarmamız gerekiyor'' dedi.
Kubat, ön sıraya alınan ikinci tasarının da denetimli serbestlikle ilgili tasarı olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu tasarı ve tekliflere olumlu baktıklarını ifade etti.
Tutuklu milletvekillerinin durumunu gündeme getiren Hamzaçebi, ''Başbakan Yardımcısı, iki kez 'tutuklu milletvekilleri Meclis'te olmalıdır' dedi. Ancak Hükümet neden bu konuda bir adım atmıyor- TBMM Başkanı Cemil Çiçek; Başbakan Yardımcısı demeç verdiği halde, siz bu konuda kamuoyuna demeç vermeyi ya da ziyaret etmeyi düşünüyor musunuz- Bu, insani bir ziyaretin dışında, Meclis Başkanı'nın bir görevidir'' dedi.
Konuşmaların ardından, yapılan oylamada AK Parti'nin kabul önerisi kabul edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nunda değişiklik yapan tasarıyı, ''reform'' olarak nitelendirerek, ''Siz 2 milyon 5 bin kamu görevlisi, 1 milyon 800 bin emeklinin maaşını parlamentoda belirlemeyeceksiniz, toplu sözleşme masasında olacak. Bu sıradan bir gelişme mi?'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nda değişiklik yapan ve ''temel kanun'' olarak ele alınan tasarının, ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Çelik, tasarı hazırlanırken konfederasyonların görüşünü dikkate almama gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.
KESK'in, ''Hakem heyetine gerek yok'' dediğine işaret eden Çelik, bu heyetin olması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Çelik, ''herkesin, kendi üyesi adına sözleşme yapsın'' denildiğini belirterek, ancak tek bir işveren ve tek bir bütçe olduğunu vurguladı. Bakan Çelik, işçilerin, emeklilerin, 75 milyonun, kendileri için çok önemli olduğunu dile getirerek, imkanları rasyonel şekilde kullanmaları gerektiğini dile getirdi. Çelik, hiçbir kesimi enflasyona ezdirmediklerini söyledi.
Çelik, personel giderlerinin, bütçenin yaklaşık üçte birine denk geldiğini anımsatarak, parlamentoların, personel giderlerini belirleme yetkisine işaret etti. Çelik, düzenlemeyle, bu yetkiyi alarak, parlamento dışında bir usule verdiklerini vurgulayarak, sözlerini, ''Çalışanlara, taraflara bu ücreti belirleme yetkisini veriyoruz. Siz 2 milyon 5 bin kamu görevlisi, 1 milyon 800 bin emeklinin maaşını parlamentoda belirlemeyeceksiniz, bakan, hükümet de söylemeyecek, toplu sözleşme masasında olacak. Bu sıradan bir gelişme mi- Bu son derece önemli bir adımdır'' diye sürdürdü.
Çelik, ''(Bu yasa yüzde yüz dosdoğrudur ya da bundan iyisi yoktur) diye bir iddiamız yok ama toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geliyoruz'' dedi.
Tasarının, personel sistemini demokratikleştirmesinin yanı sıra yöneten ve yönetilen ayırımını ortadan kaldırdığını bildiren Faruk Çelik, ''Birlikte yönetim anlayışını ortaya koyması açısından önemlidir. Kamu kaynakları hepimize emanet, özellikle ülkeyi yönetenlere'' dedi.
Çelik, tasarıyla örgütlenme hakkı kapsamının genişletildiğini, süreçteki engellerin kaldırıldığını, prosedürlerin kolaylaştırıldığını, katılımcı, demokratik yönetim anlayışı getirildiğini anlattı. Çelik, köklü bir düzenlemeyi getirdiklerini, kamu çalışanlarının bu tasarıyı dört gözle beklediğini söyledi. Çelik, bunun önemli bir düzenleme, adım, reform olduğunu dile getirdi.
Yapılacak düzenlemeyi, mevcut düzenlemeyle kıyaslamanın mümkün olmadığını belirten Çelik, sözleşmenin, en çok üyeye sahip konfederasyonla yapılacağını kaydetti.
Taşeron işçilerin fazla mesai, izin ve kıdem tazminatı gibi sorunlarını içeren çalışma yaptıklarını ifade eden Çelik, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili tasarıyı da bu dönem yasalaştırmak istediklerini bildirdi.
Bakan Çelik, 27 bin 122 4-C'li bulunduğunu, bunlardan, yükseköğretim mezunu olanların bin 85, lise mezununun 991, ilköğretim mezununun ise 895 lira maaş aldığını kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Anayasa değişikliğinin yapıldığı 12 Eylül referandumunun üzerinden 18 ay geçtiğini belirterek, tasarının, bugüne kadar çıkarılmamasının sorumlusunun Hükümet olduğunu söyledi. Kalaycı, ''Araya seçim girdi'' gibi bir mazeretin olamayacağını ifade ederek, bu süre zarfında, 308 yasal düzenleme yapıldığını anlattı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu alt komisyonunun, 1 aydan daha fazla süre toplantıya çağrılmadığını belirten Kalaycı, tasarının, alt komisyonda sadece 2 gün çalışıldığını, 2 gün de üst komisyonda görüşüldüğünü söyledi.
Kalaycı, ''İstediği kanunu bir gün içinde Meclis'ten geçiren Hükümet, aileleriyle birlikte 20 milyonu yok sayıyor, kaderiyle baş başa bırakıyor. Hükümet'in bu tutumu saygısızlık ve insanlık ayıbı. Zamanınız mı yoktu da çıkarmadınız yoksa kapasiteniz mi yetersiz, kaynağınız mı yok- Ucunda rant olan, ucu kendinize dokunan yasaları bir günde geçirip, Köşk'ten anında onaylatabiliyorsunuz. Memura, 1 Ocak 2012'den geçerli olmak üzere, her ay için kamu alacaklarına uygulanan gecikme bedeli oranında telafi artışı eklenmelidir'' diye konuştu.
Kamu görevlileri hakem kuruluna itiraz hakkının, Memur-Sen Genel Başkanına ait olduğuna işaret eden Kalaycı, ''Sendikalı kamu çalışanlarının yarıdan fazlasını temsil eden diğer konfederasyon ve başkanlarının yetkisi nedir, heyette ne görev yapacaklar; tasarıya göre figüranlık'' dedi.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, tasarıyla, Türkiye'ye özgü koşullarla oluşturulan bir sistem yaratıldığını, memura grev hakkı tanınmadığını söyledi.
Emekliler, çiftçiler, gençlik, yargı sendikalarının kapatıldığını ifade eden Çelebi, çiçek veren, ''çok iyi zam yaptınız'' diyenlerin ödüllendirildiğini, sokağa çıkanlara, eleştirenlere tokat vurulduğunu savundu. Çelebi, Türkiye'nin demokrasi fotoğrafının bu olduğunu ileri sürdü.
Çelebi, bütün yapısı Memur-Sen'e göre şekillenen bu tasarıyı, bakanın uluslararası alanda anlatamayacağını savundu. Çelebi, tasarının, ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerine aykırı olduğunu ifade etti.
Tasarıyı hazırlayanlara, ''Nobel Ödülü verilmesi gerektiğini'' öne süren Çelebi, imza atılan sözleşmelere uygun davranılmasını istedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da ikinci bölüm üzerinde partisinin görüşlerini dile getirirken, bugün başlayan 12 Eylül davasına işaret etti. Sakık, şöyle devam etti:
''12 Eylül'ün izlerini yüzlerinde, bedenlerinde taşıyanların umuda doğru yolculuğa gittiğini gördük. Kimsede şu umut yok, 'Gerçekten 12 Eylül ile hesaplaşıyor muyuz-' Küçük mahkeme salonunda iki generali değil, Danışma Meclisi, bakanları, o dönemin bütün aktörlerini buna dahil edebilirseniz 12 Eylül'den ve Anayasası'ndan hesaplaşabilirsiniz. Böyle bir şey yok. Bir tarafta 'hesap soracağız' diyorsunuz, bir taraftan 12 Eylül'ün size bahşettiği Siyasi Partiler, Seçim Kanunları, yüzde 10 barajını değiştirmemekle direniyorsunuz.
Davada sanıklar yok, davalar açıldığında üniformalıların sığındığı yer var; GATA. Bu sanıklar yine GATA'daydı. GATA'yı uzun süre liman olarak kullandılar. Mübarek, kafeste teşhir ediliyorsa Evren ve arkadaşları da aynı şekilde getirilmelidir.''
AK Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, dünyada, 1990'lı yıllardan itibaren, kamu görevlileri sendikacılığının, anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasında yüksek artış görüldüğünü dile getirdi.
Anayasa'da 1995'de yapılan değişiklikle kamu görevlilerine sendika kurma hakkı tanındığını anımsatan Erdinç, AK Parti'nin, işçi ve kamu sendikalarının, demokrasinin başlıca unsurları olarak gördüğünü kaydetti.
Erdinç, tasarısıyla, toplu sözleşme hakkı getirildiğini, kamu görevlisi tanımında yapılan değişiklikle kamu görevlileri sendikasına üye olabileceklerin genişletildiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 1988'de Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu yıl, Bülent Ersoy'un sahne yasağı kaldırılırken, yurt dışında basılan 440 yayının ülkeye girişinin yasaklandığını, Server Tanilli'nin, bir kitabının toplatıldığını, filmler yasaklanırken, Kültür Bakanlığı'nın 36 sanatçıyı devlet sanatçısı ilan ettiğini söyledi.
Sarı, ''Dersinize iyi çalışmış olacaksınız ki bu uygulamalar halen devam ediyor. Haksızlık etmek istemem, sizler baskısı yapılan kitapların ülkeye girişini engellemiyorsunuz; kitapları basılmadan toplatıyorsunuz. Devlet sanatçısı yapmayı bıraktınız sanatçı, yazarları, aydınları içeri tıktınız. Neden 1988'i örnek verdim, çünkü bugün örgütlü toplumu yok etmek, sendikal hareketleri bitirmek isteyen bir zihniyetin aslında mazlum rolü oynadığı yıllardı. Sayın Başbakan'ın, il başkanıyken işçi gömleği giydiği yıllardı. Başbakan önce ve hızlı şekilde işçi gömleğini çıkardı, milli görüş gömleğini terk etti'' diye konuştu.
Genel Kurul'da, Kamu Görevlilerine Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor. CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, verdikleri bir önerge üzerinde konuşurken, Meclis'teki norm kadro çalışmasını gündeme getirdi. Meclis'te bir çok bankamatik memuru olmasına rağmen, çalışan personelin mağdur edildiğini iddia eden Aslanoğlu, ''Onlar dururken, gariban bahçıvan ve çayçıdan ne istiyorsunuz- Bahçeyi temizletmeyecek misiniz, çay servisi yapılmayacak mı- Ama siz bunları taşeronlara yaptıracaksınız. Sayın Bakan'a, adam çıkarıp yerine taşeron işçi alacak olan Meclis'i ihbar ediyorum'' dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Meclis'te kadro şişkinliği olduğunu herkesin bildiğini belirtti.
Bu nedenle norma kadro çalışması başlatıldığını ifade eden Bilgiç, ''Haksız yere görevinden uzaklaştırılmış hiç kimse yoktur. Meclis, bütün çalışanlarına sahip çıkacaktır'' dedi.
Bilgiç, güvenlik elemanlarıyla birlikte 6 bine yakın personelin Meclis'te çalıştığını kaydederek, emekli olan çalışanlara da ilave ödeme yapıldığını bildirdi. Bilgiç, ''Çalışanlara gözümüzün içi gibi bakıyoruz. Onların yerine taşeron işçi getirme gibi bir niyet de yoktur'' diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın sözleri, 12 Eylül referandumu tartışmasına neden oldu.
Türkkan, bugün 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasına başlandığını anımsatarak, AK Parti'li milletvekillerine, ''12 Eylül'de kaçtınız. Ülkücüler cezaevinde iken siz kenarda beklemeyi tercih ettiniz. Yargılamanın 4 Nisan'da olması da ilahi bir plan değil, şeytani bir plandır'' dedi.
AK Parti'li milletvekilleri, Türkkan'a tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, MHP'nin, söylediği ile yaptığının farklı olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin özgürleşmesi ve demokratikleşmesi adına ciddi bir paket getirdiklerini belirten Aydın, ''Eğer bugün o darbeciler yargılanıyorsa, o değişikliğin sayesinde yargılanıyor. Burada 3 grup vardı. Birisi milletvekillerini perdenin arkasına göndermedi, birisi hiç güvenmedi, hiç göndermedi'' dedi. Karşılıklı laf atma sırasında, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'lilere yönelik, ''İşiniz gücünüz fitne fesat. Biraz da hayır düşünün'' sözlerini sarfetti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Başbakan da dahil AK Parti'lerin zihnindeki kirli bilgiyi açıklamak istiyorum. MHP, 12 Eylül'le hesaplaşmak isteyen en cesur ve ve en mağdur partidir. Geçici 15. maddeyi kaldırmakla yeni hukuki sorunlar yarattınız. AKP Grubu olarak parmaklarınızda akıl olsaydı, MHP'nin o zaman verdiği önergeyi kabul eder ve o geçici maddeyle beraber, şimdi ortaya çıkan sorunu ortadan kaldıran bir düzenleme yapardık'' dedi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Geçici 15. maddenin Anayasa değişikliğine girmesinin CHP sayesinde olduğunu söyledi.
AK Parti'nin; 27 Mayıs 1960 ihtilali, 12 Mart 1971 askeri muhtırası, 12 Eylül 1980 askeri darbesi, 28 Şubat postmodern darbe ile 27 Nisan e-muhtırasına ilişkin Meclis Araştırması açılmasını talep etmesine ilişkin Hamzaçebi, ''Başbakan'ın, 27 Nisan e-mıhtarasına sıra gelince, 'genel bir araştırma yapalım' demesini topu taca atmak olarak değerlendiriyorum. Bu çark milletin gözünden kaçmamıştır'' dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise referandum sürecinde AK Parti ile görüşen partinin kendileri olduğunu ifade ederek, ''Sizde bizimle birlikte hareket etme cesareti yoktu. Çıktık geldik, 8. maddeye 'evet' dedik ama bizimle demokrasi mücadelesi verme yürekliliği yoktu sizde'' diye konuştu.
Burdurlu bayan güreşçiler, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik eşliğinde Genel Kurul çalışmalarını bir süre takip etti.
TBMM Genel Kurul çalışmalarına ara verildi.
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(15:50)
Oktay Vural, Alparslan Türkeş'in ölümünün 15. yılı nedeniyle gündem dışı yaptığı konuşmada, ''Türk milliyetçiliğinin siyasi lideri, ülkücü hareketin, MHP'nin kurucusu Türkeş'i rahmet, minnetle andıklarını'' söyledi.
Vural, ''15 yıl sonra bugün Türkeş'in mezarı başında gördüğümüz tablo şuydu; o ülkü ateşini yakmıştı, o ülkü ateşi, sadece o nesli değil, bugünkü nesili de ısıtmaya devam ediyordu. O ülkü ateşiyle birlikte, mezarı başında gençlerin varlığını gördüğümde, yürüttüğü siyasi mücadelenin sadece bir nesli değil, nesiller boyu devam edecek bir siyasi, fikri mücadelenin haklı çıkan bir liderin yetiştirdiği nesillerin buluşmasıydı. Dün olduğu gibi bugün de aramıza atılmaya çalışılan her türlü fitne, fesada karşı nasıl bir genç neslin yetiştiğini o tabloda gördük'' diye konuştu.
Türkeş'in, Türk milletine tutkuyla bağlı olduğunu ifade eden Vural, siyaset felsefesinin temelinde Türk milletinin bulunduğunu söyledi.
Vural, ''Onun için halka hizmet, halka sevgi, saygı, güvenle bağlı olmak, faziletlerin en büyüğüydü. Hep hakkı savundu, yaptığı tespitlerle haklı çıktı. Ona göre, hak, haklının olmalıydı, hak güçlünün olmamalıydı'' dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, ''NATO Günü'' dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada 60. yıldönümünün kutlandığı bu üyeliğin, Türkiye'nin itibarına, uluslararası ağırlığına katkı yaptığını belirtti.
NATO'nun 28 üye devletle çalışmalarına devam ettiğini anımsatan Ünal, Türkiye'nin, NATO'nun Bosna Hersek, Kosova, Afganistan'daki faaliyetlerine yaptığı katkılara değindi. Ünal, Türkiye'nin, ittifak faaliyetlerine kapsamlı, aktif katılmaya devam ettiğini dile getirerek, Türkiye'nin, NATO içindeki konumunu, ulusal çıkarlarını gözeterek, ittifak dayanışmasını destekleyerek sürdürdüğünü kaydetti.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam da Anadolu Ajansı'nın kuruluşunun 92. yıldönümü nedeniyle gündem dışı konuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın misafiri olarak Türkiye'de bulunan Pakistan İslami İdeoloji Konseyi Başkanı Mevlana Muhammed Şirani ve beraberindeki heyet, AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk eşliğinde Meclis'i ziyaret etti. Heyet, bir süre Genel Kurul çalışmalarını izledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az kalan hükümlülerin, cezalarının bir kısmını dışarıda geçirebilmesine imkan tanıyan tasarı ile 80 yıl olan sabıka kaydının arşivde saklama süresinin 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklif, gündemin ön sıralarına alındı.
CHP, Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamaması üzerine, demokrasiye karşı yapılan müdahalelerin ve devlet içindeki yasadışı yapıların açığa çıkartılması amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Öneri lehinde konuşan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, gerçeklerin ortaya çıkartılması ve bundan sonra bu tür olayların olmaması konusunda alınması gereken önlemler için komisyon kurulması talebinin, Meclis'in talebi olması gerektiğini belirterek, ''Çünkü, demokrasiye karşı müdahaleler Meclis'e karşı yapılmıştır'' dedi.
Demokrasiye hukuk dışı yollardan müdahaleyi, sebebi ve sahibi kim olursa olsun asla tasvip etmediklerini ifade eden Şandır, ''Bugün 4 Nisan, 15 yıl önce Türkeş'in Hakka yürüdüğü tarih. Türkeş'i idamla cezalandırmak isteyenler, bugün yargılanıyor. Türkeş'i vatana ihanetle yargılamak isteyenlerin 15 yıl sonra yargının önüne çıkmasını milletin takdirine sunuyorum. Darbeyi yapanlara hakkımızı helal etmiyoruz'' diye konuştu.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, sedyelerde kimlerin mahkemelere gittiği bilinmesine rağmen, Kenan Evren'in bugünkü davaya getirtilemediğini söyledi.
''Evren imtiyazlı şahıs olma özelliğini koruyor'' diyen Kurt, darbe olaylarını tek tek araştırmak yerine, bütün olarak ele alıp araştırmak gerektiğini anlattı.
Kurt, ''Zihniyeti değiştirmek zorundayız, yoksa Kenan Evren'in yargılanıp yargılanmaması önemli değil. Obama'nın yanında Kürt sorununun çözümüne ilişkin niyet beyanında bulunan Başbakan, bugün bizi vesayet altında kalmakla suçluyor. Obama'nın yanında kendi meselesi ile ilgili konuşmak mı vesayet, yoksa bizim yaptığımız mı-'' dedi.
AK Parti Amasya Milletvekili Naci Bostancı ise darbelerin araştırılması için, puzzle'ın bütün resimlerini masanın üzerine koyup öyle hesaplaşmak gerektiğini söyledi.
''1 Mayıs Taksim olayı, o puzzle'ın bir resmidir'' diyen Bostancı, şöyle konuştu:
''18-19 yaşındaki o genç bedenleri morglardan kaldırmış, orada bekleyen insanların sessizliğini, öfkesini yaşamış birisiyim. Ağabeyim Yaşar Bostancı'nın cenazesini morgdan kaldırmış birisiyim. Bütün bu resimleri ortaya koyup ona göre konuşmamız gerekiyor.
1 yıl Mamak'ta yatmış birisi olarak, solcularla sağcıların birbirlerine düşman olmaları için çok nedenleri vardı ancak hısımlık etmek için de çok nedenlerimiz vardı. Hasımlık ile hısımlık arasındaki o çok ince çizgiyi bugün aşabiliriz. 12 Eylül bu milletin önünde bir engeldi. Biz şimdi elbirliğiyle bu engelden, uzak ufuklara gidilebilecek bir yol çıkartabiliriz.''
Görüşmelerden sonra yapılan oylamada CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
AK Parti de koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az kalan hükümlülerin, cezalarının bir kısmını dışarıda geçirebilmesine imkan tanıyan tasarı ile sabıka kayıtlarının kaymakamlıklarca verilmesini; 80 yıl olan kaydın arşivde saklama süresinin de 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklifinin, gündemin 4 ve 5. sıralarına çekilmesine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat, sabıka kayıtlarına ilişkin düzenlemenin, şu anda Adalet Komisyonunda görüşülen tasarıda da olduğunu ifade ederek, ''Fakat bu konunun 14 Nisan'dan önce yasalaşması gerekiyor. Tasarının görüşmelerinin uzaması ihtimali nedeniyle bu teklifi çıkarmamız gerekiyor'' dedi.
Kubat, ön sıraya alınan ikinci tasarının da denetimli serbestlikle ilgili tasarı olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, söz konusu tasarı ve tekliflere olumlu baktıklarını ifade etti.
Tutuklu milletvekillerinin durumunu gündeme getiren Hamzaçebi, ''Başbakan Yardımcısı, iki kez 'tutuklu milletvekilleri Meclis'te olmalıdır' dedi. Ancak Hükümet neden bu konuda bir adım atmıyor- TBMM Başkanı Cemil Çiçek; Başbakan Yardımcısı demeç verdiği halde, siz bu konuda kamuoyuna demeç vermeyi ya da ziyaret etmeyi düşünüyor musunuz- Bu, insani bir ziyaretin dışında, Meclis Başkanı'nın bir görevidir'' dedi.
Konuşmaların ardından, yapılan oylamada AK Parti'nin kabul önerisi kabul edildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nunda değişiklik yapan tasarıyı, ''reform'' olarak nitelendirerek, ''Siz 2 milyon 5 bin kamu görevlisi, 1 milyon 800 bin emeklinin maaşını parlamentoda belirlemeyeceksiniz, toplu sözleşme masasında olacak. Bu sıradan bir gelişme mi?'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nda değişiklik yapan ve ''temel kanun'' olarak ele alınan tasarının, ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Çelik, tasarı hazırlanırken konfederasyonların görüşünü dikkate almama gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.
KESK'in, ''Hakem heyetine gerek yok'' dediğine işaret eden Çelik, bu heyetin olması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Çelik, ''herkesin, kendi üyesi adına sözleşme yapsın'' denildiğini belirterek, ancak tek bir işveren ve tek bir bütçe olduğunu vurguladı. Bakan Çelik, işçilerin, emeklilerin, 75 milyonun, kendileri için çok önemli olduğunu dile getirerek, imkanları rasyonel şekilde kullanmaları gerektiğini dile getirdi. Çelik, hiçbir kesimi enflasyona ezdirmediklerini söyledi.
Çelik, personel giderlerinin, bütçenin yaklaşık üçte birine denk geldiğini anımsatarak, parlamentoların, personel giderlerini belirleme yetkisine işaret etti. Çelik, düzenlemeyle, bu yetkiyi alarak, parlamento dışında bir usule verdiklerini vurgulayarak, sözlerini, ''Çalışanlara, taraflara bu ücreti belirleme yetkisini veriyoruz. Siz 2 milyon 5 bin kamu görevlisi, 1 milyon 800 bin emeklinin maaşını parlamentoda belirlemeyeceksiniz, bakan, hükümet de söylemeyecek, toplu sözleşme masasında olacak. Bu sıradan bir gelişme mi- Bu son derece önemli bir adımdır'' diye sürdürdü.
Çelik, ''(Bu yasa yüzde yüz dosdoğrudur ya da bundan iyisi yoktur) diye bir iddiamız yok ama toplu görüşmeden toplu sözleşmeye geliyoruz'' dedi.
Tasarının, personel sistemini demokratikleştirmesinin yanı sıra yöneten ve yönetilen ayırımını ortadan kaldırdığını bildiren Faruk Çelik, ''Birlikte yönetim anlayışını ortaya koyması açısından önemlidir. Kamu kaynakları hepimize emanet, özellikle ülkeyi yönetenlere'' dedi.
Çelik, tasarıyla örgütlenme hakkı kapsamının genişletildiğini, süreçteki engellerin kaldırıldığını, prosedürlerin kolaylaştırıldığını, katılımcı, demokratik yönetim anlayışı getirildiğini anlattı. Çelik, köklü bir düzenlemeyi getirdiklerini, kamu çalışanlarının bu tasarıyı dört gözle beklediğini söyledi. Çelik, bunun önemli bir düzenleme, adım, reform olduğunu dile getirdi.
Yapılacak düzenlemeyi, mevcut düzenlemeyle kıyaslamanın mümkün olmadığını belirten Çelik, sözleşmenin, en çok üyeye sahip konfederasyonla yapılacağını kaydetti.
Taşeron işçilerin fazla mesai, izin ve kıdem tazminatı gibi sorunlarını içeren çalışma yaptıklarını ifade eden Çelik, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili tasarıyı da bu dönem yasalaştırmak istediklerini bildirdi.
Bakan Çelik, 27 bin 122 4-C'li bulunduğunu, bunlardan, yükseköğretim mezunu olanların bin 85, lise mezununun 991, ilköğretim mezununun ise 895 lira maaş aldığını kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Anayasa değişikliğinin yapıldığı 12 Eylül referandumunun üzerinden 18 ay geçtiğini belirterek, tasarının, bugüne kadar çıkarılmamasının sorumlusunun Hükümet olduğunu söyledi. Kalaycı, ''Araya seçim girdi'' gibi bir mazeretin olamayacağını ifade ederek, bu süre zarfında, 308 yasal düzenleme yapıldığını anlattı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu alt komisyonunun, 1 aydan daha fazla süre toplantıya çağrılmadığını belirten Kalaycı, tasarının, alt komisyonda sadece 2 gün çalışıldığını, 2 gün de üst komisyonda görüşüldüğünü söyledi.
Kalaycı, ''İstediği kanunu bir gün içinde Meclis'ten geçiren Hükümet, aileleriyle birlikte 20 milyonu yok sayıyor, kaderiyle baş başa bırakıyor. Hükümet'in bu tutumu saygısızlık ve insanlık ayıbı. Zamanınız mı yoktu da çıkarmadınız yoksa kapasiteniz mi yetersiz, kaynağınız mı yok- Ucunda rant olan, ucu kendinize dokunan yasaları bir günde geçirip, Köşk'ten anında onaylatabiliyorsunuz. Memura, 1 Ocak 2012'den geçerli olmak üzere, her ay için kamu alacaklarına uygulanan gecikme bedeli oranında telafi artışı eklenmelidir'' diye konuştu.
Kamu görevlileri hakem kuruluna itiraz hakkının, Memur-Sen Genel Başkanına ait olduğuna işaret eden Kalaycı, ''Sendikalı kamu çalışanlarının yarıdan fazlasını temsil eden diğer konfederasyon ve başkanlarının yetkisi nedir, heyette ne görev yapacaklar; tasarıya göre figüranlık'' dedi.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, tasarıyla, Türkiye'ye özgü koşullarla oluşturulan bir sistem yaratıldığını, memura grev hakkı tanınmadığını söyledi.
Emekliler, çiftçiler, gençlik, yargı sendikalarının kapatıldığını ifade eden Çelebi, çiçek veren, ''çok iyi zam yaptınız'' diyenlerin ödüllendirildiğini, sokağa çıkanlara, eleştirenlere tokat vurulduğunu savundu. Çelebi, Türkiye'nin demokrasi fotoğrafının bu olduğunu ileri sürdü.
Çelebi, bütün yapısı Memur-Sen'e göre şekillenen bu tasarıyı, bakanın uluslararası alanda anlatamayacağını savundu. Çelebi, tasarının, ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerine aykırı olduğunu ifade etti.
Tasarıyı hazırlayanlara, ''Nobel Ödülü verilmesi gerektiğini'' öne süren Çelebi, imza atılan sözleşmelere uygun davranılmasını istedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da ikinci bölüm üzerinde partisinin görüşlerini dile getirirken, bugün başlayan 12 Eylül davasına işaret etti. Sakık, şöyle devam etti:
''12 Eylül'ün izlerini yüzlerinde, bedenlerinde taşıyanların umuda doğru yolculuğa gittiğini gördük. Kimsede şu umut yok, 'Gerçekten 12 Eylül ile hesaplaşıyor muyuz-' Küçük mahkeme salonunda iki generali değil, Danışma Meclisi, bakanları, o dönemin bütün aktörlerini buna dahil edebilirseniz 12 Eylül'den ve Anayasası'ndan hesaplaşabilirsiniz. Böyle bir şey yok. Bir tarafta 'hesap soracağız' diyorsunuz, bir taraftan 12 Eylül'ün size bahşettiği Siyasi Partiler, Seçim Kanunları, yüzde 10 barajını değiştirmemekle direniyorsunuz.
Davada sanıklar yok, davalar açıldığında üniformalıların sığındığı yer var; GATA. Bu sanıklar yine GATA'daydı. GATA'yı uzun süre liman olarak kullandılar. Mübarek, kafeste teşhir ediliyorsa Evren ve arkadaşları da aynı şekilde getirilmelidir.''
AK Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, dünyada, 1990'lı yıllardan itibaren, kamu görevlileri sendikacılığının, anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasında yüksek artış görüldüğünü dile getirdi.
Anayasa'da 1995'de yapılan değişiklikle kamu görevlilerine sendika kurma hakkı tanındığını anımsatan Erdinç, AK Parti'nin, işçi ve kamu sendikalarının, demokrasinin başlıca unsurları olarak gördüğünü kaydetti.
Erdinç, tasarısıyla, toplu sözleşme hakkı getirildiğini, kamu görevlisi tanımında yapılan değişiklikle kamu görevlileri sendikasına üye olabileceklerin genişletildiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 1988'de Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olduğu yıl, Bülent Ersoy'un sahne yasağı kaldırılırken, yurt dışında basılan 440 yayının ülkeye girişinin yasaklandığını, Server Tanilli'nin, bir kitabının toplatıldığını, filmler yasaklanırken, Kültür Bakanlığı'nın 36 sanatçıyı devlet sanatçısı ilan ettiğini söyledi.
Sarı, ''Dersinize iyi çalışmış olacaksınız ki bu uygulamalar halen devam ediyor. Haksızlık etmek istemem, sizler baskısı yapılan kitapların ülkeye girişini engellemiyorsunuz; kitapları basılmadan toplatıyorsunuz. Devlet sanatçısı yapmayı bıraktınız sanatçı, yazarları, aydınları içeri tıktınız. Neden 1988'i örnek verdim, çünkü bugün örgütlü toplumu yok etmek, sendikal hareketleri bitirmek isteyen bir zihniyetin aslında mazlum rolü oynadığı yıllardı. Sayın Başbakan'ın, il başkanıyken işçi gömleği giydiği yıllardı. Başbakan önce ve hızlı şekilde işçi gömleğini çıkardı, milli görüş gömleğini terk etti'' diye konuştu.
Genel Kurul'da, Kamu Görevlilerine Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor. CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, verdikleri bir önerge üzerinde konuşurken, Meclis'teki norm kadro çalışmasını gündeme getirdi. Meclis'te bir çok bankamatik memuru olmasına rağmen, çalışan personelin mağdur edildiğini iddia eden Aslanoğlu, ''Onlar dururken, gariban bahçıvan ve çayçıdan ne istiyorsunuz- Bahçeyi temizletmeyecek misiniz, çay servisi yapılmayacak mı- Ama siz bunları taşeronlara yaptıracaksınız. Sayın Bakan'a, adam çıkarıp yerine taşeron işçi alacak olan Meclis'i ihbar ediyorum'' dedi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Meclis'te kadro şişkinliği olduğunu herkesin bildiğini belirtti.
Bu nedenle norma kadro çalışması başlatıldığını ifade eden Bilgiç, ''Haksız yere görevinden uzaklaştırılmış hiç kimse yoktur. Meclis, bütün çalışanlarına sahip çıkacaktır'' dedi.
Bilgiç, güvenlik elemanlarıyla birlikte 6 bine yakın personelin Meclis'te çalıştığını kaydederek, emekli olan çalışanlara da ilave ödeme yapıldığını bildirdi. Bilgiç, ''Çalışanlara gözümüzün içi gibi bakıyoruz. Onların yerine taşeron işçi getirme gibi bir niyet de yoktur'' diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın sözleri, 12 Eylül referandumu tartışmasına neden oldu.
Türkkan, bugün 12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasına başlandığını anımsatarak, AK Parti'li milletvekillerine, ''12 Eylül'de kaçtınız. Ülkücüler cezaevinde iken siz kenarda beklemeyi tercih ettiniz. Yargılamanın 4 Nisan'da olması da ilahi bir plan değil, şeytani bir plandır'' dedi.
AK Parti'li milletvekilleri, Türkkan'a tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, MHP'nin, söylediği ile yaptığının farklı olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin özgürleşmesi ve demokratikleşmesi adına ciddi bir paket getirdiklerini belirten Aydın, ''Eğer bugün o darbeciler yargılanıyorsa, o değişikliğin sayesinde yargılanıyor. Burada 3 grup vardı. Birisi milletvekillerini perdenin arkasına göndermedi, birisi hiç güvenmedi, hiç göndermedi'' dedi. Karşılıklı laf atma sırasında, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti'lilere yönelik, ''İşiniz gücünüz fitne fesat. Biraz da hayır düşünün'' sözlerini sarfetti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Başbakan da dahil AK Parti'lerin zihnindeki kirli bilgiyi açıklamak istiyorum. MHP, 12 Eylül'le hesaplaşmak isteyen en cesur ve ve en mağdur partidir. Geçici 15. maddeyi kaldırmakla yeni hukuki sorunlar yarattınız. AKP Grubu olarak parmaklarınızda akıl olsaydı, MHP'nin o zaman verdiği önergeyi kabul eder ve o geçici maddeyle beraber, şimdi ortaya çıkan sorunu ortadan kaldıran bir düzenleme yapardık'' dedi. CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Geçici 15. maddenin Anayasa değişikliğine girmesinin CHP sayesinde olduğunu söyledi.
AK Parti'nin; 27 Mayıs 1960 ihtilali, 12 Mart 1971 askeri muhtırası, 12 Eylül 1980 askeri darbesi, 28 Şubat postmodern darbe ile 27 Nisan e-muhtırasına ilişkin Meclis Araştırması açılmasını talep etmesine ilişkin Hamzaçebi, ''Başbakan'ın, 27 Nisan e-mıhtarasına sıra gelince, 'genel bir araştırma yapalım' demesini topu taca atmak olarak değerlendiriyorum. Bu çark milletin gözünden kaçmamıştır'' dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise referandum sürecinde AK Parti ile görüşen partinin kendileri olduğunu ifade ederek, ''Sizde bizimle birlikte hareket etme cesareti yoktu. Çıktık geldik, 8. maddeye 'evet' dedik ama bizimle demokrasi mücadelesi verme yürekliliği yoktu sizde'' diye konuştu.
Burdurlu bayan güreşçiler, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik eşliğinde Genel Kurul çalışmalarını bir süre takip etti.
TBMM Genel Kurul çalışmalarına ara verildi.
*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***
(15:50)
