2009-01-17 - 14:00
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan anısına, düzenlenen ''Tarih Boyunca Türk ve Ermeni İlişkileri'' konulu panele katıldı.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan anısına Türk Japon Vakfı'nda düzenlenen
''Tarih Boyunca Türk ve Ermeni İlişkileri'' konulu panele katıldı. Panelde bir konuşma yapan
Toptan, dünyanın her tarafında Türkiye'nin başına musallat edilmek istenen ''1915
olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları''na karşı Aktan'ın bitmez tükenmez bir
enerjiyle Türkiye'nin savunuculuğunu yaptığını söyledi.
Toptan, TBMM çatısı altında kısa bir süre de olsa çalışma imkanı bulduğu
Aktan'ın gizli bir oturumda yaptığı konuşmasının özellikle genç kuşaklara ders
olarak okutulabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.
Toptan, Aktan'ın gerek Ermeni iddiaları gerekse hayat konusunda bir
''Cumhuriyet münevveri'' olarak yaptıklarının, bıraktıklarının genç kuşaklarca
örnek alınması gerektiğini vurguladı.
Genç kuşakların Ermeni iddiaları konusunda daha donanımlı ve bilgili hale
getirilmesini isteyen Toptan, ''Önümüzdeki süreçte Türkiye, bu iddialarla daha
fazla uğraşmak zorunda kalacak'' dedi. 20'den fazla parlamentoda 1915'te yaşanan
olayların ''soykırım'' olduğuna ilişkin kararlar aldığını hatırlatan Toptan,
Ermeni diasporasının da gayretiyle önümüzdeki süreçte bu konunun Türkiye'yi,
Türkleri meşgul edeceğinin, rahatsız edeceğinin bilinmesini istedi.
''Ermenilerden Özür Dileme'' kampanyasını ''vahim bir olay'' olarak
niteleyen Toptan, şunları kaydetti:
''Bu kampanyanın özünde biz sanık sandalyesine oturtulmuyoruz. Bize bir
takım iddialar yöneltilmiyor. 'Siz şunları yaptınız kendinizi savunun' denmiyor.
Biz mahkum ediliyoruz, tarihimiz mahkum ediliyor. Suç sabit sayılmış, hüküm
kesinleşmiş, kesinleşmiş ki özür dileniyor. Denilsin ki 'gelin bunu araştırın,
biz böyle bir iddianın doğru olduğunu düşünüyoruz. Hadi delili olanlar getirsin
bize versin, biz de bunu kanıtlayalım'. Bu, belki elbette itiraz edilir, ama bir
görüştür. Buna saygı duymak lazım. Ama öyle yapılmıyor. Türkiye mahkum ediliyor.
Buna da (aydın girişimi) deniyor.''
Toptan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin yumuşadığı bir
dönemde, iddiaların yeniden gündeme getirilmesinin ve imza kampanyası
başlatılmasının ilginç bir zamanlama olduğunu belirtti.
-''BİLDİKLERİMİZİ ANLATMAMIZ LAZIM''-
Türk-Japon Vakfınca düzenlenen panelin önemine de dikkati çeken Toptan,
Türk-Ermeni ilişkileri konusunda 26 bin makale yazıldığını, bunlardan sadece
200'ünün Türk tarihçilere ait olduğunu ifade etti. Toptan, önümüzdeki dönemde
Türk tarihçilerine, öğretim üyelerine, üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine
çok iş düştüğünü, daha çok çalışmak, daha çok araştırmak gerektiğini söyledi.
Geçen hafta Cezayir'e gittiğini ve burada askeri müzeyi gezdiğini anlatan
Toptan, müzede Cezayirlilere uygulanan soykırımın belgelerini gördüğünü ifade
etti. Toptan, Türkiye'nin zorda kalan tüm milletlere yardım ettiğini
vurgulayarak, ''Türkiye soykırımdan kaçanlara kucağını açmış bir ülkedir. Nasıl
en büyük insanlık suçu olarak nitelendirilen soykırım yaparız. Bunları sadece
bizim bilmemiz yetmiyor. Bildiklerimizi anlatmamız lazım'' diye konuştu.
-''AKTAN, TANIMADIĞIM DOSTUMDU''-
Türk Tarih Kurumu Başkanı Ali Birinci de Gündüz Aktan ile şahsen
tanışmadığını belirterek, ''Ancak bazı insanlar vardır, tanımasanız da adı
geçtiğinde içiniz kaynar. O sizin tanımadığınız dostunuzdur. Aktan da benim için
öyleydi'' dedi.
Aktan'ın ''ununu eledi, eleğini astı'' denilemeyecek bir değer olduğunu
dile getiren Birinci, Aktan'ın vefat haberini aldığında önce şaşırdığını, sonra
üzüldüğünü söyledi. Gündüz Aktan'ın samimi bir insan olduğunu, kalabalıklara
oynamadığını, topluma şirin görünmeye çalışmadığını ifade eden Birinci, ''Bir
kitabıyla bir hitabıyla toplumu hallaç pamuğu gibi dağıtanlardan olmadı. Kendisi
bu hava şartlarında burayı dolduran kalabalığın işaret ettiği gibi hoş bir seda
bıraktı'' diye konuştu.
Türk Japon Vakfı Başkanı Cafer Tayyar Sadıklar da Gündüz Aktan'ın,
titizlikle araştıran, çok okuyan, yazan, tartışan üretken bir Cumhuriyet aydını
olduğunu, Türk-Ermeni ilişkileri konusunda önemli çalışmalara imza attığını
söyledi.
''Bugün bazıları kendi kendilerine aydın sıfatı yakıştırarak, Ermeni
konusunda ahkam kesiyorlar ve Türkiye'yi zor duruma düşürüyorlar'' diyen
Sadıklar, Aktan'ın Türk-Ermeni ilişkileri konusunda bıkmadan, pes etmeden
çalışmalar yapılmasını vasiyet ettiğini kaydetti.
-''O BİR DÜŞÜN DEVİYDİ''-
Gündüz Aktan'ın oğlu Uygar Aktan da babasının Türkiye'nin ve Türk'ün
tezini büyük bir başarıyla savunduğunu belirterek, ''Birçok cücenin, aydın olarak
geçindiği ülkemizde o bir düşün deviydi'' dedi.
Aktan'ın entelektüel donanımını devlet adamlığıyla birleştirdiğini ifade
eden Uygar Aktan, Türkiye'nin en iyi avukatlarından birini kaybettiğini ifade
etti.
Gündüz Aktan'ın kızı Nazan Aktan ise babasının devlet adamlığı,
entelektüel kimliğinin yanında güzel sanatların her dalına merak duyduğunu
söyledi. Babasının tarihçi, ekonomist, psikolog, sosyolog ve filozof olduğunu
söyleyen Nazan Aktan, ''Babamda olmayan özellik neydi, diye düşündüğümde aklıma
birkaç şey geliyor. Kinci, dedikoducu değildi, kimseye (hayır) diyemezdi, asla
torpil istemezdi. Her ülkeye bir Gündüz Aktan, her kıza da onun gibi bir baba
olsaydı dünyada savaşlar çıkmazdı'' diye konuştu.
Panelde, Gündüz Aktan'ın ''1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları'' ile
ilgili görüşlerini anlattığı bir televizyon yayını da katılımcılara izletildi.
''Tarih Boyunca Türk ve Ermeni İlişkileri'' konulu panele katıldı. Panelde bir konuşma yapan
Toptan, dünyanın her tarafında Türkiye'nin başına musallat edilmek istenen ''1915
olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları''na karşı Aktan'ın bitmez tükenmez bir
enerjiyle Türkiye'nin savunuculuğunu yaptığını söyledi.
Toptan, TBMM çatısı altında kısa bir süre de olsa çalışma imkanı bulduğu
Aktan'ın gizli bir oturumda yaptığı konuşmasının özellikle genç kuşaklara ders
olarak okutulabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.
Toptan, Aktan'ın gerek Ermeni iddiaları gerekse hayat konusunda bir
''Cumhuriyet münevveri'' olarak yaptıklarının, bıraktıklarının genç kuşaklarca
örnek alınması gerektiğini vurguladı.
Genç kuşakların Ermeni iddiaları konusunda daha donanımlı ve bilgili hale
getirilmesini isteyen Toptan, ''Önümüzdeki süreçte Türkiye, bu iddialarla daha
fazla uğraşmak zorunda kalacak'' dedi. 20'den fazla parlamentoda 1915'te yaşanan
olayların ''soykırım'' olduğuna ilişkin kararlar aldığını hatırlatan Toptan,
Ermeni diasporasının da gayretiyle önümüzdeki süreçte bu konunun Türkiye'yi,
Türkleri meşgul edeceğinin, rahatsız edeceğinin bilinmesini istedi.
''Ermenilerden Özür Dileme'' kampanyasını ''vahim bir olay'' olarak
niteleyen Toptan, şunları kaydetti:
''Bu kampanyanın özünde biz sanık sandalyesine oturtulmuyoruz. Bize bir
takım iddialar yöneltilmiyor. 'Siz şunları yaptınız kendinizi savunun' denmiyor.
Biz mahkum ediliyoruz, tarihimiz mahkum ediliyor. Suç sabit sayılmış, hüküm
kesinleşmiş, kesinleşmiş ki özür dileniyor. Denilsin ki 'gelin bunu araştırın,
biz böyle bir iddianın doğru olduğunu düşünüyoruz. Hadi delili olanlar getirsin
bize versin, biz de bunu kanıtlayalım'. Bu, belki elbette itiraz edilir, ama bir
görüştür. Buna saygı duymak lazım. Ama öyle yapılmıyor. Türkiye mahkum ediliyor.
Buna da (aydın girişimi) deniyor.''
Toptan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin yumuşadığı bir
dönemde, iddiaların yeniden gündeme getirilmesinin ve imza kampanyası
başlatılmasının ilginç bir zamanlama olduğunu belirtti.
-''BİLDİKLERİMİZİ ANLATMAMIZ LAZIM''-
Türk-Japon Vakfınca düzenlenen panelin önemine de dikkati çeken Toptan,
Türk-Ermeni ilişkileri konusunda 26 bin makale yazıldığını, bunlardan sadece
200'ünün Türk tarihçilere ait olduğunu ifade etti. Toptan, önümüzdeki dönemde
Türk tarihçilerine, öğretim üyelerine, üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine
çok iş düştüğünü, daha çok çalışmak, daha çok araştırmak gerektiğini söyledi.
Geçen hafta Cezayir'e gittiğini ve burada askeri müzeyi gezdiğini anlatan
Toptan, müzede Cezayirlilere uygulanan soykırımın belgelerini gördüğünü ifade
etti. Toptan, Türkiye'nin zorda kalan tüm milletlere yardım ettiğini
vurgulayarak, ''Türkiye soykırımdan kaçanlara kucağını açmış bir ülkedir. Nasıl
en büyük insanlık suçu olarak nitelendirilen soykırım yaparız. Bunları sadece
bizim bilmemiz yetmiyor. Bildiklerimizi anlatmamız lazım'' diye konuştu.
-''AKTAN, TANIMADIĞIM DOSTUMDU''-
Türk Tarih Kurumu Başkanı Ali Birinci de Gündüz Aktan ile şahsen
tanışmadığını belirterek, ''Ancak bazı insanlar vardır, tanımasanız da adı
geçtiğinde içiniz kaynar. O sizin tanımadığınız dostunuzdur. Aktan da benim için
öyleydi'' dedi.
Aktan'ın ''ununu eledi, eleğini astı'' denilemeyecek bir değer olduğunu
dile getiren Birinci, Aktan'ın vefat haberini aldığında önce şaşırdığını, sonra
üzüldüğünü söyledi. Gündüz Aktan'ın samimi bir insan olduğunu, kalabalıklara
oynamadığını, topluma şirin görünmeye çalışmadığını ifade eden Birinci, ''Bir
kitabıyla bir hitabıyla toplumu hallaç pamuğu gibi dağıtanlardan olmadı. Kendisi
bu hava şartlarında burayı dolduran kalabalığın işaret ettiği gibi hoş bir seda
bıraktı'' diye konuştu.
Türk Japon Vakfı Başkanı Cafer Tayyar Sadıklar da Gündüz Aktan'ın,
titizlikle araştıran, çok okuyan, yazan, tartışan üretken bir Cumhuriyet aydını
olduğunu, Türk-Ermeni ilişkileri konusunda önemli çalışmalara imza attığını
söyledi.
''Bugün bazıları kendi kendilerine aydın sıfatı yakıştırarak, Ermeni
konusunda ahkam kesiyorlar ve Türkiye'yi zor duruma düşürüyorlar'' diyen
Sadıklar, Aktan'ın Türk-Ermeni ilişkileri konusunda bıkmadan, pes etmeden
çalışmalar yapılmasını vasiyet ettiğini kaydetti.
-''O BİR DÜŞÜN DEVİYDİ''-
Gündüz Aktan'ın oğlu Uygar Aktan da babasının Türkiye'nin ve Türk'ün
tezini büyük bir başarıyla savunduğunu belirterek, ''Birçok cücenin, aydın olarak
geçindiği ülkemizde o bir düşün deviydi'' dedi.
Aktan'ın entelektüel donanımını devlet adamlığıyla birleştirdiğini ifade
eden Uygar Aktan, Türkiye'nin en iyi avukatlarından birini kaybettiğini ifade
etti.
Gündüz Aktan'ın kızı Nazan Aktan ise babasının devlet adamlığı,
entelektüel kimliğinin yanında güzel sanatların her dalına merak duyduğunu
söyledi. Babasının tarihçi, ekonomist, psikolog, sosyolog ve filozof olduğunu
söyleyen Nazan Aktan, ''Babamda olmayan özellik neydi, diye düşündüğümde aklıma
birkaç şey geliyor. Kinci, dedikoducu değildi, kimseye (hayır) diyemezdi, asla
torpil istemezdi. Her ülkeye bir Gündüz Aktan, her kıza da onun gibi bir baba
olsaydı dünyada savaşlar çıkmazdı'' diye konuştu.
Panelde, Gündüz Aktan'ın ''1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları'' ile
ilgili görüşlerini anlattığı bir televizyon yayını da katılımcılara izletildi.
