2010-05-26 - 15:37
TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU 64. TOPLANTISI...
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eş Başkanı Lütfi Elvan, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısı kapsamında Eş Başkan Helene Flautre ile düzenledikleri basın toplantısında, toplantıya Avrupa Parlamentosu ve TBMM'den 40'ın üzerinde parlamenterin katıldığını, toplantıda 1967 yılından beri değiştirilmeyen iç tüzüğü ilk kez değiştirdiklerini belirtti.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK)
Eş Başkanı Lütfi Elvan, Türkiye'nin demokratikleşme ve Kopenhag siyasi
kriterlerine tam uyum konusunda ''daha katetmesi gereken mesafe'' bulunduğunu
ifade ederek, ''Ancak Türkiye olarak biz doğru yoldayız, doğru yolda ilerlemeye,
reform sürecine devam edeceğiz'' dedi.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile İçişleri Bakanı Beşir
Atalay'ın dün toplantıya iştirak ederek konuşma yaptıklarını ve üyelerin
sorularını yanıtladıklarını hatırlatan Elvan, bugün de yerel ve bölgesel kalkınma
konusunu tartıştıklarını, bu konuda hem Türkiye, hem de Avrupa Birliği Bölgeler
Komitesi tarafından sunumlar yapıldığını kaydetti. Elvan, ''Türkiye'nin nereye
gittiği ve bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda önemli tartışmalarımız
oldu'' dedi.

AB ile müzakerelerde Enerji faslının Kıbrıs Rum kesimi tarafından bloke
edilmiş durumda olduğunu anımsatan Elvan, öğleden sonraki oturumda çevre ve
enerji konusunun tartışılacağını ifade etti.

Lütfi Elvan, Hollanda'dan bir yazarın bugün gazetesindeki yazısında
''Türk Eş Başkanın komisyon üyesi Hollandalı Barry Madlener'a söz vermeden önce
tüm basın mensuplarını salondan dışarı çıkarttığına'' ilişkin ifadelere yer
verdiğini belirterek, şunları söyledi:

''Burada 40'ın üzerinde parlamenter var. Yaklaşık 70-80 kişinin olduğu bu
salonda ben böyle bir ifade kullanmadım. Böyle bir şey de yapmadım. Madlener
konuşurken de bütün basın buradaydı. Bu ahlaksızca, terbiyesizce bir girişim.
Hollanda'da yaşayan bir gazetecinin bu kadar ahlaksızca bir girişimde bulunmasını
şiddetle kınıyorum. Bu insanların insanlık anlayışından çıkmaya doğru
ilerlediklerini görüyorum. Bu kadar terbiyesizce, ahlaksızca bir şey olabilir mi?
Bu basın mensubu nerede çalışıyorsa işten atılması gerekir. Yalan haber
yayınlayan gazeteci olur mu? Utanması gerekir.''

Komisyon Eş Başkanı Helene Flautre de 64. toplantı kapsamında çok yoğun
bir çalışma yaptıklarını, bölge politikaları, Avrupa'nın hem mali, hem siyasi
olarak Türkiye'deki bölgesel kalkınma projelerine yaptığı ve yapacağı katkılar ve
demokrasi ile yurttaşlığın geliştirilmesi konularını ele aldıklarını söyledi.

Flautre, dün esas olarak demokrasi konusunun tartışıldığını ve Avrupa
Parlamentosunun Türkiye'de devam etmekte olan reformlar ve Eylül ayında yapılacak
anayasa değişiklik paketine ilişkin referandumla ilgili bilgi edindiğini
anlattı.

''Demokratik açılım''ın bazı unsurlarını çok daha iyi bir şekilde
kavradıklarını, Kürt meselesiyle ilgili olarak da bilgilendiklerini ifade eden
Flautre, ''Bizi oldukça endişelendiren bazı konularla ilgili yapılan çalışmalar
anlatıldı'' diye konuştu.

Türkiye'nin nükleer enerji projesinin çok önemli olduğunu, çünkü
Türkiye'nin aynı zamanda deprem bölgesinde bulunduğunu kaydeden Flautre, ''Bu
toplantımızın esas amacı etkili bir şekilde parlamenterlerin önemli konularda,
Türkiye'deki vatandaşların hayatını etkileyen konularda çalışmasını sağlamak ve
Türkiye'nin AB'ye katılımında faydalı adımlar atılmasını sağlamaktır'' diye
konuştu.

Flautre, geri kabul anlaşmasının tamamlanmak üzere bulunduğunu, bu konuda
oldukça yoğun çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Konuşmaların ardından bir Alman basın mensubunun ''demokratik açılım
konusunda AB'nin neden Türkiye'ye çok yumuşak davrandığını'' sorması üzerine
Flautre, ''demokratik açılım''da yavaşlamalar olduğu konusunun toplantıda ele
alındığını ifade etti.

''Demokratik açılım''da ileriye doğru adımlar atılması için neler
yapılabileceği, Kürt meselesi ve cezaevindeki çocuklar sorununu çözmeye yönelik
görüşmelerde bulunduklarını anlatan Flautre, çocukların uygun mahkemede
yargılanması konusunu İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile de görüştüğünü söyledi.

Flautre, basının da bu tartışmalara katıldığını ve izlediğini, çok sayıda
kişinin endişelerini dile getirdiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu konuda bir gerilim söz konusu. Esas olan adalet, ifade özgürlüğü,
demokrasiden tüm vatandaşların eşit faydalanmasını sağlamaktır. Bir ayrımcılık
yapılmamasını sağlamaktır. Bunlar bir süreci seferber etmeye başlayacak diye
düşünüyorum. Şu anda devam eden trajik olaylar ve yaşananların sona erdirilmesi
için bir geçiş dönemi adaleti de söz konusu olabilir. Bu duruma çözüm getirmek
için toplumun tüm kesimlerinin, paydaşların katkısına da ihtiyaç var. Ancak bu
şekilde demokratik, barışcıl çözüm getirilebilir. Bu kadar hassas ve çeşitli
sorunların olduğu bölgede farklı yaklaşımlar olmalıdır. Bu konularla ilgili
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın çok çaba gösterdiğini söyleyebilirim.''

Lütfi Elvan da aynı soruya karşılık olarak, Türkiye'de demokratikleşme
alanında çok önemli aşamalar kaydedildiğini, bunu herkesin görmesi gerektiğini
vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Cezaevlerinde çocuklara yönelik düzenleme şu anda TBMM'de. Bunu
yapacağız. Eksikliklerimiz var, yok demiyoruz, ama şunu hiçbir zaman
unutmamalıyız: Şiddete başvurarak hiçbir zaman çözüm elde edilemez. Her insan
kendi düşüncesini, yaklaşımını ortaya koyabilmeli, bunu tartışabilmeli ve uzlaşma
ortamında demokratik gelişme süreci sağlanmalı.''

Türkiye'nin bugün dinamik bir yapıya kavuştuğunu, krizin olduğu bir
dönemde ortalama yüzde 5 büyüyeceğinin öngörüldüğünü ifade eden Elvan, bunların
yapılan reformlara bağlı olduğunu belirtti.

Reformlara devam edileceğini, ancak bazı sıkıntılar bulunduğunu ifade
eden Elvan, sözlerini şöyle tamamladı:

''Elbette sıkıntılar var, ama şunu da iyi anlamamız gerekiyor: Hukuk dışı
birtakım eylemlere girip, girişimlerde bulunup, daha sonra 'gazeteciyim'
yaklaşımı içinde olmak doğru bir şey değil. Hukuka hepimiz saygı göstermek
zorundayız. Biz mevcut hukuk yapısı içinde sorunların çözümünü istiyoruz. Eğer
sorunlu alan varsa elbette bunların üzerine gideceğiz. Demokratikleşme konusunda,
Kopenhag siyasi kriterlerine tam uyum konusunda daha katetmemiz gereken mesafe
var, bunun bilincindeyiz. Eksikliklerimiz var, bunu biliyoruz, ama Türkiye olarak
biz doğru yoldayız, doğru yolda ilerlemeye, reform sürecine devam edeceğiz.
Reformları yapmayı devam edeceğiz. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi, tereddütü
olmasın. Bu sorunlar aşılacak, ama biraz sabırlı olmamız gerekiyor.
Demokratikleşme reform konusunda birlikte mücadele etmemiz, çalışmamız gerekiyor
ki biz bu alanda başarı sağlayalım.'' (15.37)