2007-12-25 - 12:42
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; ''TSK'nın Kuzey Irak'taki nokta hedeflerine yönelik hava harekatı, AKP'nin bu konudaki suskunluğu karşısında tepki duyan milletimizin yüreğine su serpmiştir''
Partisinin TBMM Grup toplantısında bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''ağır gerginlik ve bunalımların yaşandığı bir kargaşa dönemi'' olarak hatırlanacak 2007 yılının sonuna gelindiğini söyledi.
"2007 yılında yaşanan krizler sarmalı" ifadesini kullanan Bahçeli, 'rejim bunalımına dönüşme eşiğine gelen siyasi krizlerin, her alanda kök salan cepheleşmelerin, derinleşen ekonomik ve sosyal sorunların, tırmanan bölücü terör ve etnik tahriklerin" bir hasar bilançosu oluşturduğunu savundu. Bahçeli, son dönemde yaşanan gelişmelere de değindi.
TERÖRİSTLERE SİYASİ MÜTAREKE ÇAĞRILARI ve AF TARTIŞMALARI?
AK Parti'nin, özellikle seçim öncesi dönemde terörle mücadelede büyük bir acz ve zafiyet sergilediğini, ancak tırmanan terörün Türk toplumunda yarattığı haklı tepki ve öfke karşısında nihayet harekete geçmek zorunda kaldığını savunan Bahçeli, teröristlere siyasi mütareke çağrıları ve siyasi af tartışmalarının, bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme taşındığını söyledi.
MHP'nin, bu çalkantılı dönemde bütün kademeleriyle ilkeli, seviyeli, dürüst ve sorumlu bir siyaset ve muhalefet anlayışı sergilediğini vurgulayan Devlet Bahçeli, ''MHP, siyasi ve toplumsal bünyemizin, krizlere, kavga ve cephe siyasetine tahammülü olmadığının bilinci içinde, kısır çekişmelerin, zorlama buhranların ve gerginliklerin tarafı olmamış, demokratik meşruiyet ve siyasi sorumluluk anlayışının rehberliğinde temel sorunların aşılmasına yapıcı katkıda bulunma düşüncesiyle hareket etmiştir'' dedi.
Türkiye'nin yeni siyasi belirsizliklere ve krizlere sürüklenmemesi için sorumluluk çizgisinden ayrılmayan partisinin, AK Parti'nin, sürekli mağdur ve mazlum rolü oynayarak, bahane ve mazeret üretme kolaycılığının önüne geçtiğini ifade eden Bahçeli, bunun sonucunda AK Parti'nin, Türkiye'nin gerçek sorunları ve iktidar sorumluluğuyla yüzleşmek durumunda kaldığını bildirdi.
MHP'NİN PARLAMENTO ÇALIŞMALARI?
MHP'nin 23. Dönem parlamentosunda yaptığı çalışmalara da değinen Bahçeli, MHP'nin, 2008 yılı bütçe görüşmelerinde gerek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, gerekse Genel Kurulda en yoğun, en yapıcı ve etkili katkıyı sağladığını anlattı.
Bahçeli, kısa dönemde MHP milletvekillerinin 11 kanun teklifi, 224 sözlü ve yazılı soru önergesi verdiğini, kanun tasarı ve teklifleri üzerinde ve gündem dışı 62 konuşma yaptığını bildirdi.
Yeni Anayasa hazırlanması süreci, Sosyal Güvenlik Kanunu gibi toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkileyecek yasal düzenlemeler ve Avrupa Birliği yasalarının, 2008'de Meclis gündemini belirleyici konular olacağını belirten Bahçeli, bunun yanı sıra terör, siyasi ayrılıkçılık ve etnik tahriklerin, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli sorunu olma niteliğini koruyacağını anlattı.
Bahçeli, Irak, Kerkük'teki Türkmenlerin durumu, ABD'nin İran'a yönelik politikaları, AB ile ilişkiler ve Kıbrıs sorununun da dış politika gündeminin merkezinde olmaya devam edeceğini kaydederek, iç ve dış güvenlik tehditlerinin ağırlaşması, milli birliğin temellerinin iç siyaset malzemesi olarak istismar edilmesi ve dış politikadaki milli çıkarların ucuz pazarlıkların aracı haline getirilmesinin, çok tehlikeli sonuçları olacak yeni gerginliklere zemin hazırlayacağını öne sürdü.
BAHÇELİ: ''EN BÜYÜK SORUMLULUK, AKP'NİN OMUZLARINDA''
Türkiye'nin böyle bir çıkmaza sürüklenmesinin önüne geçmede en büyük görev ve sorumluluğun, iktidardaki AK Parti'nin omuzlarında olduğunu belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Ancak 22 Temmuz seçimleri sonrası donemde AKP'nin ortaya koyduğu siyası yaklaşım, bu konuda iyimser olmaya yer bırakmamaktadır. Son 5 ay içinde yaşanan gelişmeler, AKP'nin geçmişten ve hatalardan ders almadığını, Meclisteki sayısal çoğunluğuna
dayanarak her istediğini yapabileceği pervasızlığı içinde hareket ettiğini göstermiştir'' dedi.
Bahçeli, AK Parti'nin, ''milli iradeyi, çoğunluğun baskı ve tahakküm aracı olarak gördüğünü ileri sürerek, bu yaklaşımın sürmesinin, Türkiye'yi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakacağını savundu ve bunun ilk yansımasının da yeni anayasa hazırlanması sürecinde
yaşanacağını söyledi.
Türkiye'nin, kanlı terörle mücadele ve etnik bölücülük konularında çok nazik bir döneme girdiğini ifade eden Bahçeli, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör tehdidi karşısında Hükümetin bugüne kadar izlediği yaklaşımın, birçok yönüyle endişe verici bir seyir izlediğini ileri sürdü.
Bahçeli, TBMM'nin 17 Ekim 2007'de sınır ötesi operasyon yetkisi vermesini izleyen dönemde, AK Parti Hükümetinin, terörle mücadele konusunda inandırıcı ve etkili bir caydırıcılık stratejisi ortaya koyamadığını savunarak, ''Böyle bir strateji için gerekli olan ekonomik yaptırımlar hayata geçirilememiştir, terör örgütünün ekonomik ve ticari
çıkar ve faaliyetlerini hedef alan bazı tedbirlerin uygulanmasına başlandığı açıklanmasına rağmen, bunların ne olduğu Türk milletinden gizlenmiştir'' dedi.
Siyasi ve diplomatik alanda yürütülen faaliyetlerin somut olarak ne sağladığının da çok muğlak ve tartışmalı olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
''TSK'nın 16 ve 22 Aralıkta Kuzey Irak'taki nokta hedeflerine yönelik hava harekatı, AKP'nin bu konudaki suskunluğu karşısında tepki duyan aziz milletimizin yüreğine su serpmiştir. Bu harekatı başarıyla gerçekleştiren kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesine ve
operasyona katılan tüm mensuplarına, bu vesileyle takdir ve şükran duygularımızı dile getirmek isterim. TSK'nın sahip olduğu üstün yetenekleri bir kez daha gözler önüne seren bu askeri operasyonun yeterli olup olmayacağı tartışmaları yersiz ve gereksizdir. Kuzey Irak'taki PKK mevcudiyetinin en ince ayrıntısına kadar gözetlendiğinin en üst askeri düzeyde açıklanması karşısında, bundan sonra terör örgütüne göz açtırılmayacağı, Türk milletinin ortak beklentisidir. AKP Hükümetinin Kuzey ırak'ta yuvalanmış PKK mevcudiyetini gerçek anlamda tasfiye etmeye niyeti ve iradesi olup olmadığı yönündeki tereddütler, önümüzdeki dönemde bu konuda izleyeceği siyaset ışığında somut olarak anlaşılacaktır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasında Türkiye'nin sınır ötesi hava operasyonuna uluslararası toplumun gösterdiği tepkiye de değinerek, ''Bu tepkiler kamuoyuna yansıtıldığı şekilde tecelli etmemiş, Türkiye'nin terörle meşru mücadelesi bile ön yargılı ve maksatlı siyası mülahazaların ipoteği altına sokulmaya çalışılmıştır'' dedi.
Avrupa ülkeleri temsilcilerinin harekata yönelik sözlerini okuyan Bahçeli, ''Türkiye'nin haklılığının tüm dünya tarafından anlaşıldığını ve sınır ötesi operasyon hakkının genel kabul gördüğünü sürekli tekrarlayan Hükümetin, bu tepkilerin satır aralarını çok iyi anlamasını ve bundan gerekli sonuçları çıkarmasını tavsiye etmek isterim'' diye konuştu.
BAHÇELİ: ''BAŞBAKANIN TERÖRİSTLERİ DAĞDAN İNDİRME PLANI, SİYASİ BİR PROJEDİR''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teröristleri dağdan indirmeye yönelik çalışmaların, geniş kapsamlı siyasi bir senaryonun ilk adımı olduğunu belirterek, ''Başbakanın, teröristleri dağdan indirme planı, siyasi bir projedir'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan'ın, etnik bölücüleri ve PKK'nın siyasi taleplerinin Meclis'teki sözcülerini siyasi ve hukuki koruma altına aldığını savundu.
Türkiye'nin karşısına çıkarılmak istenen siyasi projenin niteliğinin çok iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, projenin ABD, AB'nin desteği ve Barzani'nin katılımı ile yürütülecek AKP projesi olduğunu öne sürdü.
GENİŞ KAPSAMLI BİR SİYASİ SENARYO...
Terörle mücadele ile terörle müzakere arasında gidip gelen ve konumunu belirlemeye çalışan AK Parti'nin, bu projeyi hayata geçirmek için gerekli şartları hazırlama çabası içine girdiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
''Terörü bir vasıta olarak görmeyen, ancak siyasi yollardan Türkiye'yi etnik temelde bölmek isteyenlere, makbul bölücüler olarak meşruiyet kazandıracak şartları hazırlama gayreti artık saklanamayacak hale gelmiştir. Nihayet, eli kanlı teröristlere af yolunu açma niyeti açığa çıkmıştır. Başbakanın, teröristleri dağdan indirme planı, bir siyasi af projesidir. Bu af projesi de geniş kapsamlı bir siyasi senaryonun ilk adımıdır. Sayın Başbakan'ın bu konudaki tutarsız ve çelişkili beyanları, siyasi af hazırlığını saklamak telaşından kaynaklanmıştır.''
mazur göstermek için, 'Geçmiş dönemlerde de benzer nitelikte yasaların
çıkarıldığı' savunmasının arkasına gizlenmeye çalışmaktadır'' dedi.
BAHÇELİ: ''NASIL ESNETECEKSİNİZ, NASIL GENİŞLETECEKSİNİZ?''
''Şimdi buradan Sayın Başbakan'a seslenmek istiyorum; TCK'nın 221. maddesini nasıl esneteceksiniz, nasıl genişleteceksiniz?'' diye soran Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Türk milletinin karşısına dürüstçe çıkın ve bunu açıklayın. Sahnelenmek istenen siyasi senaryonun, teröristlere af projesinden oluşan bu ilk perdesi sonrasında sıranın kimlik taleplerinin karşılanmasına geleceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede; ilk önce Türk milleti yerine hukuki bir bağ olan vatandaşlıkla sınırlı 'Türkiyelilik' kavramının Anayasa'da ifadesini bulmasına, Türk milli kimliğinin yerini de vatandaşlık bağının almasına çalışılacaktır. Bunun yanı sıra, Türkçe'den başka dillerin anadil olarak okutulmasından başlanarak, bu dillerin milli eğitim sistemi içine alınması için bir süreç başlatılacaktır. İlk planda bu adımların atılması, etnik bölücülüğün siyasi ve hukuki statü
taleplerinin gündeme getirilmesinin alt yapısını oluşturacaktır.''
Siyasi senaryonun Barzani ve Kuzey Irak boyutunun da bulunduğuna işaret eden Bahçeli, PKK'nın tasfiye edilmeden sadece kontrol altında tutulması karşılığında, Türkiye'nin Barzani yönetimiyle ilişkileri normalleştirmek için yeni bir açılım yapacağını savundu. Bunun sonucu olarak Ankara ile Erbil arasında yakınlaşma sürecinin başlatıldığını iddia eden Bahçeli, Kuzey Irak'taki otonom Kürt devleti yapılanmasına yeşil ışık yakılacağını ifade etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, yapılan açılımlar sonunda ise Kerkük'ün akıbetinin ileride ele alınmak üzere şimdilik geri planda tutulacağını ileri sürerek, ''Sayın Başbakan'ın girmeye hazırlandığı yol, Türkiye'nin hayrına bir yol değildir'' diye konuştu.
AB'NİN TAVRI?
MHP Lideri Devlet Bahçeli, konuşmasında, terörle mücadelede Avrupa Birliği'nin samimi olmadığını söyledi.
''Avrupa Birliği'nin PKK terörü ve etnik bölücülük konusundaki tutumu her yönüyle bir riyakarlık örneği olmuştur'' diyen Bahçeli, PKK'yı terör örgütü olarak kabul eden AB'nin, bunun gereklerini bugüne kadar yerine getirmekten ısrarla kaçındığını belirtti.
PKK'nın kara para aklama kaynakları ve finansman alt yapısının AB ülkelerinde faaliyetlerini serbestçe sürdürdüğüne dikkati çeken Bahçeli, ''Terör örgütünün sözde siyasi kadroları AB ülkelerinde koruma altına alınmıştır, Kırmızı bültenle aranan bu teröristler AB resmi makamlarınca korunmakta ve meşru muhatap muamelesi görmektedir. Avrupa Parlamentosu,
terör ve bölücü faaliyetler için güvenli sığınak haline gelmiştir'' dedi.
Başta ROJ TV olmak üzere terör örgütü PKK'nın yayın organlarının, AB ülkelerinin desteği ve müsamahasıyla ''alenen melanet'' icra ettiğini dile getiren Bahçeli, bunun yanı sıra, AB'nin demokratikleşme adı altında PKK'nın siyasi taleplerinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu
yaptığını bildirdi.
Bahçeli, böyle bir denkleme hapsedilen Türkiye ile AB ilişkilerinin geleceğinin olmadığının her geçen gün daha iyi anlaşıldığını söyledi.
AB'nin Portekiz zirvesinde ortaya koyduğu tutum sonucunda, ilişkilerin hastalıklı yapısının kangrene dönüştüğünü belirten Bahçeli, ''Kıbrıs dayatmaları nedeniyle tıkanan sürecin, suni teneffüsle de canlandırılamayacak şekilde bitkisel hayata girdiği zirve kararlarıyla tescil edilmiştir. AB'nin Türkiye'ye biçtiği konum AB'nin yörüngesinde kalacağı bir taabiyet ilişkisidir. Bu bile bir dizi kabul edilemez ön şarta bağlanmıştır. Türkiye'yi tam üye olarak içine sindiremeyeceğini esasen her vesileyle gösteren AB, Lizbon zirvesinde Türkiye için 'üyelik' ve 'katılım' gibi şekli atıfları dahi karar metinlerinden çıkarmıştır'' dedi.
ABD'NİN DESTEĞİ?
Kuzey Irak'taki PKK varlığı konusunda sessiz kalan ABD'nin, son dönemde Türkiye ile istihbarat paylaşımı konusunda işbirliği içine girdiğini hatırlatan Bahçeli, bu desteğin PKK'nın Kuzey Irak'tan sökülüp atılmasında yeterli olmayacağı söyledi.
Devlet Bahçeli, ABD'nin kara harekatına karşı olduğunu her vesileyle dile getirdiğini anımsatarak, Türkiye ile işbirliğini PKK'nın nokta hedeflerine hava harekatıyla sınırlandırdığını dile getirdi.
Yaşanan gelişmelerin, yeni ve tehlikeli bir senaryonun sahneye konulması konusundaki çalışmalarda son aşamaya gelindiğini gösterdiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''ABD Büyükelçisinin etnik kökene göre yaptığı davetlerde, 'Kürt sorunu' olarak adlandırılan etnik bölücülüğe, siyasi çözüm yollarının masaya yatırılması bir tesadüf sayılamayacaktır. ABD Dışişleri Bakanlığına yakın çevrelerin PKK'nın siyasi af yoluyla silahsızlandırılması ve Türk toplumuyla yeniden bütünleştirilmesi amacıyla kapsamlı raporlar hazırlamaları da aynı şekilde bir rastlantı olarak görülemeyecektir.
İç gerginlikleri bir çatışma noktasına taşıyacak böyle bir gafletin adı, anlamı ve sonucu ateşle oynamaktır. Bizim en halisane temennimiz Sayın Başbakan ve hükümetinin bu gerçekleri bir an önce görmeleri ve bu yoldan dönme basiretini göstermeleridir. MHP, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'nin milli birliğine ve kardeşlik hukukuna sonuna kadar sahip çıkmaya kararlıdır.
Türkiye'yi seven herkesin arkasında durması gereken bu kırmızı çizgilerin çiğnenmesi ve ortak milli değerlerimizle oynanmaya kalkışılması halinde, herkes çok iyi bilmelidir ki; Milliyetçi Hareket bunlara karşı demokratik zeminlerde sonuna kadar direnecektir.''
"2007 yılında yaşanan krizler sarmalı" ifadesini kullanan Bahçeli, 'rejim bunalımına dönüşme eşiğine gelen siyasi krizlerin, her alanda kök salan cepheleşmelerin, derinleşen ekonomik ve sosyal sorunların, tırmanan bölücü terör ve etnik tahriklerin" bir hasar bilançosu oluşturduğunu savundu. Bahçeli, son dönemde yaşanan gelişmelere de değindi.
TERÖRİSTLERE SİYASİ MÜTAREKE ÇAĞRILARI ve AF TARTIŞMALARI?
AK Parti'nin, özellikle seçim öncesi dönemde terörle mücadelede büyük bir acz ve zafiyet sergilediğini, ancak tırmanan terörün Türk toplumunda yarattığı haklı tepki ve öfke karşısında nihayet harekete geçmek zorunda kaldığını savunan Bahçeli, teröristlere siyasi mütareke çağrıları ve siyasi af tartışmalarının, bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme taşındığını söyledi.
MHP'nin, bu çalkantılı dönemde bütün kademeleriyle ilkeli, seviyeli, dürüst ve sorumlu bir siyaset ve muhalefet anlayışı sergilediğini vurgulayan Devlet Bahçeli, ''MHP, siyasi ve toplumsal bünyemizin, krizlere, kavga ve cephe siyasetine tahammülü olmadığının bilinci içinde, kısır çekişmelerin, zorlama buhranların ve gerginliklerin tarafı olmamış, demokratik meşruiyet ve siyasi sorumluluk anlayışının rehberliğinde temel sorunların aşılmasına yapıcı katkıda bulunma düşüncesiyle hareket etmiştir'' dedi.
Türkiye'nin yeni siyasi belirsizliklere ve krizlere sürüklenmemesi için sorumluluk çizgisinden ayrılmayan partisinin, AK Parti'nin, sürekli mağdur ve mazlum rolü oynayarak, bahane ve mazeret üretme kolaycılığının önüne geçtiğini ifade eden Bahçeli, bunun sonucunda AK Parti'nin, Türkiye'nin gerçek sorunları ve iktidar sorumluluğuyla yüzleşmek durumunda kaldığını bildirdi.
MHP'NİN PARLAMENTO ÇALIŞMALARI?
MHP'nin 23. Dönem parlamentosunda yaptığı çalışmalara da değinen Bahçeli, MHP'nin, 2008 yılı bütçe görüşmelerinde gerek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, gerekse Genel Kurulda en yoğun, en yapıcı ve etkili katkıyı sağladığını anlattı.
Bahçeli, kısa dönemde MHP milletvekillerinin 11 kanun teklifi, 224 sözlü ve yazılı soru önergesi verdiğini, kanun tasarı ve teklifleri üzerinde ve gündem dışı 62 konuşma yaptığını bildirdi.
Yeni Anayasa hazırlanması süreci, Sosyal Güvenlik Kanunu gibi toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkileyecek yasal düzenlemeler ve Avrupa Birliği yasalarının, 2008'de Meclis gündemini belirleyici konular olacağını belirten Bahçeli, bunun yanı sıra terör, siyasi ayrılıkçılık ve etnik tahriklerin, önümüzdeki dönemde Türkiye'nin en önemli sorunu olma niteliğini koruyacağını anlattı.
Bahçeli, Irak, Kerkük'teki Türkmenlerin durumu, ABD'nin İran'a yönelik politikaları, AB ile ilişkiler ve Kıbrıs sorununun da dış politika gündeminin merkezinde olmaya devam edeceğini kaydederek, iç ve dış güvenlik tehditlerinin ağırlaşması, milli birliğin temellerinin iç siyaset malzemesi olarak istismar edilmesi ve dış politikadaki milli çıkarların ucuz pazarlıkların aracı haline getirilmesinin, çok tehlikeli sonuçları olacak yeni gerginliklere zemin hazırlayacağını öne sürdü.
BAHÇELİ: ''EN BÜYÜK SORUMLULUK, AKP'NİN OMUZLARINDA''
Türkiye'nin böyle bir çıkmaza sürüklenmesinin önüne geçmede en büyük görev ve sorumluluğun, iktidardaki AK Parti'nin omuzlarında olduğunu belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Ancak 22 Temmuz seçimleri sonrası donemde AKP'nin ortaya koyduğu siyası yaklaşım, bu konuda iyimser olmaya yer bırakmamaktadır. Son 5 ay içinde yaşanan gelişmeler, AKP'nin geçmişten ve hatalardan ders almadığını, Meclisteki sayısal çoğunluğuna
dayanarak her istediğini yapabileceği pervasızlığı içinde hareket ettiğini göstermiştir'' dedi.
Bahçeli, AK Parti'nin, ''milli iradeyi, çoğunluğun baskı ve tahakküm aracı olarak gördüğünü ileri sürerek, bu yaklaşımın sürmesinin, Türkiye'yi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakacağını savundu ve bunun ilk yansımasının da yeni anayasa hazırlanması sürecinde
yaşanacağını söyledi.
Türkiye'nin, kanlı terörle mücadele ve etnik bölücülük konularında çok nazik bir döneme girdiğini ifade eden Bahçeli, Kuzey Irak'tan kaynaklanan terör tehdidi karşısında Hükümetin bugüne kadar izlediği yaklaşımın, birçok yönüyle endişe verici bir seyir izlediğini ileri sürdü.
Bahçeli, TBMM'nin 17 Ekim 2007'de sınır ötesi operasyon yetkisi vermesini izleyen dönemde, AK Parti Hükümetinin, terörle mücadele konusunda inandırıcı ve etkili bir caydırıcılık stratejisi ortaya koyamadığını savunarak, ''Böyle bir strateji için gerekli olan ekonomik yaptırımlar hayata geçirilememiştir, terör örgütünün ekonomik ve ticari
çıkar ve faaliyetlerini hedef alan bazı tedbirlerin uygulanmasına başlandığı açıklanmasına rağmen, bunların ne olduğu Türk milletinden gizlenmiştir'' dedi.
Siyasi ve diplomatik alanda yürütülen faaliyetlerin somut olarak ne sağladığının da çok muğlak ve tartışmalı olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
''TSK'nın 16 ve 22 Aralıkta Kuzey Irak'taki nokta hedeflerine yönelik hava harekatı, AKP'nin bu konudaki suskunluğu karşısında tepki duyan aziz milletimizin yüreğine su serpmiştir. Bu harekatı başarıyla gerçekleştiren kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesine ve
operasyona katılan tüm mensuplarına, bu vesileyle takdir ve şükran duygularımızı dile getirmek isterim. TSK'nın sahip olduğu üstün yetenekleri bir kez daha gözler önüne seren bu askeri operasyonun yeterli olup olmayacağı tartışmaları yersiz ve gereksizdir. Kuzey Irak'taki PKK mevcudiyetinin en ince ayrıntısına kadar gözetlendiğinin en üst askeri düzeyde açıklanması karşısında, bundan sonra terör örgütüne göz açtırılmayacağı, Türk milletinin ortak beklentisidir. AKP Hükümetinin Kuzey ırak'ta yuvalanmış PKK mevcudiyetini gerçek anlamda tasfiye etmeye niyeti ve iradesi olup olmadığı yönündeki tereddütler, önümüzdeki dönemde bu konuda izleyeceği siyaset ışığında somut olarak anlaşılacaktır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasında Türkiye'nin sınır ötesi hava operasyonuna uluslararası toplumun gösterdiği tepkiye de değinerek, ''Bu tepkiler kamuoyuna yansıtıldığı şekilde tecelli etmemiş, Türkiye'nin terörle meşru mücadelesi bile ön yargılı ve maksatlı siyası mülahazaların ipoteği altına sokulmaya çalışılmıştır'' dedi.
Avrupa ülkeleri temsilcilerinin harekata yönelik sözlerini okuyan Bahçeli, ''Türkiye'nin haklılığının tüm dünya tarafından anlaşıldığını ve sınır ötesi operasyon hakkının genel kabul gördüğünü sürekli tekrarlayan Hükümetin, bu tepkilerin satır aralarını çok iyi anlamasını ve bundan gerekli sonuçları çıkarmasını tavsiye etmek isterim'' diye konuştu.
BAHÇELİ: ''BAŞBAKANIN TERÖRİSTLERİ DAĞDAN İNDİRME PLANI, SİYASİ BİR PROJEDİR''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teröristleri dağdan indirmeye yönelik çalışmaların, geniş kapsamlı siyasi bir senaryonun ilk adımı olduğunu belirterek, ''Başbakanın, teröristleri dağdan indirme planı, siyasi bir projedir'' dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan'ın, etnik bölücüleri ve PKK'nın siyasi taleplerinin Meclis'teki sözcülerini siyasi ve hukuki koruma altına aldığını savundu.
Türkiye'nin karşısına çıkarılmak istenen siyasi projenin niteliğinin çok iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, projenin ABD, AB'nin desteği ve Barzani'nin katılımı ile yürütülecek AKP projesi olduğunu öne sürdü.
GENİŞ KAPSAMLI BİR SİYASİ SENARYO...
Terörle mücadele ile terörle müzakere arasında gidip gelen ve konumunu belirlemeye çalışan AK Parti'nin, bu projeyi hayata geçirmek için gerekli şartları hazırlama çabası içine girdiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
''Terörü bir vasıta olarak görmeyen, ancak siyasi yollardan Türkiye'yi etnik temelde bölmek isteyenlere, makbul bölücüler olarak meşruiyet kazandıracak şartları hazırlama gayreti artık saklanamayacak hale gelmiştir. Nihayet, eli kanlı teröristlere af yolunu açma niyeti açığa çıkmıştır. Başbakanın, teröristleri dağdan indirme planı, bir siyasi af projesidir. Bu af projesi de geniş kapsamlı bir siyasi senaryonun ilk adımıdır. Sayın Başbakan'ın bu konudaki tutarsız ve çelişkili beyanları, siyasi af hazırlığını saklamak telaşından kaynaklanmıştır.''
mazur göstermek için, 'Geçmiş dönemlerde de benzer nitelikte yasaların
çıkarıldığı' savunmasının arkasına gizlenmeye çalışmaktadır'' dedi.
BAHÇELİ: ''NASIL ESNETECEKSİNİZ, NASIL GENİŞLETECEKSİNİZ?''
''Şimdi buradan Sayın Başbakan'a seslenmek istiyorum; TCK'nın 221. maddesini nasıl esneteceksiniz, nasıl genişleteceksiniz?'' diye soran Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Türk milletinin karşısına dürüstçe çıkın ve bunu açıklayın. Sahnelenmek istenen siyasi senaryonun, teröristlere af projesinden oluşan bu ilk perdesi sonrasında sıranın kimlik taleplerinin karşılanmasına geleceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede; ilk önce Türk milleti yerine hukuki bir bağ olan vatandaşlıkla sınırlı 'Türkiyelilik' kavramının Anayasa'da ifadesini bulmasına, Türk milli kimliğinin yerini de vatandaşlık bağının almasına çalışılacaktır. Bunun yanı sıra, Türkçe'den başka dillerin anadil olarak okutulmasından başlanarak, bu dillerin milli eğitim sistemi içine alınması için bir süreç başlatılacaktır. İlk planda bu adımların atılması, etnik bölücülüğün siyasi ve hukuki statü
taleplerinin gündeme getirilmesinin alt yapısını oluşturacaktır.''
Siyasi senaryonun Barzani ve Kuzey Irak boyutunun da bulunduğuna işaret eden Bahçeli, PKK'nın tasfiye edilmeden sadece kontrol altında tutulması karşılığında, Türkiye'nin Barzani yönetimiyle ilişkileri normalleştirmek için yeni bir açılım yapacağını savundu. Bunun sonucu olarak Ankara ile Erbil arasında yakınlaşma sürecinin başlatıldığını iddia eden Bahçeli, Kuzey Irak'taki otonom Kürt devleti yapılanmasına yeşil ışık yakılacağını ifade etti.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, yapılan açılımlar sonunda ise Kerkük'ün akıbetinin ileride ele alınmak üzere şimdilik geri planda tutulacağını ileri sürerek, ''Sayın Başbakan'ın girmeye hazırlandığı yol, Türkiye'nin hayrına bir yol değildir'' diye konuştu.
AB'NİN TAVRI?
MHP Lideri Devlet Bahçeli, konuşmasında, terörle mücadelede Avrupa Birliği'nin samimi olmadığını söyledi.
''Avrupa Birliği'nin PKK terörü ve etnik bölücülük konusundaki tutumu her yönüyle bir riyakarlık örneği olmuştur'' diyen Bahçeli, PKK'yı terör örgütü olarak kabul eden AB'nin, bunun gereklerini bugüne kadar yerine getirmekten ısrarla kaçındığını belirtti.
PKK'nın kara para aklama kaynakları ve finansman alt yapısının AB ülkelerinde faaliyetlerini serbestçe sürdürdüğüne dikkati çeken Bahçeli, ''Terör örgütünün sözde siyasi kadroları AB ülkelerinde koruma altına alınmıştır, Kırmızı bültenle aranan bu teröristler AB resmi makamlarınca korunmakta ve meşru muhatap muamelesi görmektedir. Avrupa Parlamentosu,
terör ve bölücü faaliyetler için güvenli sığınak haline gelmiştir'' dedi.
Başta ROJ TV olmak üzere terör örgütü PKK'nın yayın organlarının, AB ülkelerinin desteği ve müsamahasıyla ''alenen melanet'' icra ettiğini dile getiren Bahçeli, bunun yanı sıra, AB'nin demokratikleşme adı altında PKK'nın siyasi taleplerinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu
yaptığını bildirdi.
Bahçeli, böyle bir denkleme hapsedilen Türkiye ile AB ilişkilerinin geleceğinin olmadığının her geçen gün daha iyi anlaşıldığını söyledi.
AB'nin Portekiz zirvesinde ortaya koyduğu tutum sonucunda, ilişkilerin hastalıklı yapısının kangrene dönüştüğünü belirten Bahçeli, ''Kıbrıs dayatmaları nedeniyle tıkanan sürecin, suni teneffüsle de canlandırılamayacak şekilde bitkisel hayata girdiği zirve kararlarıyla tescil edilmiştir. AB'nin Türkiye'ye biçtiği konum AB'nin yörüngesinde kalacağı bir taabiyet ilişkisidir. Bu bile bir dizi kabul edilemez ön şarta bağlanmıştır. Türkiye'yi tam üye olarak içine sindiremeyeceğini esasen her vesileyle gösteren AB, Lizbon zirvesinde Türkiye için 'üyelik' ve 'katılım' gibi şekli atıfları dahi karar metinlerinden çıkarmıştır'' dedi.
ABD'NİN DESTEĞİ?
Kuzey Irak'taki PKK varlığı konusunda sessiz kalan ABD'nin, son dönemde Türkiye ile istihbarat paylaşımı konusunda işbirliği içine girdiğini hatırlatan Bahçeli, bu desteğin PKK'nın Kuzey Irak'tan sökülüp atılmasında yeterli olmayacağı söyledi.
Devlet Bahçeli, ABD'nin kara harekatına karşı olduğunu her vesileyle dile getirdiğini anımsatarak, Türkiye ile işbirliğini PKK'nın nokta hedeflerine hava harekatıyla sınırlandırdığını dile getirdi.
Yaşanan gelişmelerin, yeni ve tehlikeli bir senaryonun sahneye konulması konusundaki çalışmalarda son aşamaya gelindiğini gösterdiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
''ABD Büyükelçisinin etnik kökene göre yaptığı davetlerde, 'Kürt sorunu' olarak adlandırılan etnik bölücülüğe, siyasi çözüm yollarının masaya yatırılması bir tesadüf sayılamayacaktır. ABD Dışişleri Bakanlığına yakın çevrelerin PKK'nın siyasi af yoluyla silahsızlandırılması ve Türk toplumuyla yeniden bütünleştirilmesi amacıyla kapsamlı raporlar hazırlamaları da aynı şekilde bir rastlantı olarak görülemeyecektir.
İç gerginlikleri bir çatışma noktasına taşıyacak böyle bir gafletin adı, anlamı ve sonucu ateşle oynamaktır. Bizim en halisane temennimiz Sayın Başbakan ve hükümetinin bu gerçekleri bir an önce görmeleri ve bu yoldan dönme basiretini göstermeleridir. MHP, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'nin milli birliğine ve kardeşlik hukukuna sonuna kadar sahip çıkmaya kararlıdır.
Türkiye'yi seven herkesin arkasında durması gereken bu kırmızı çizgilerin çiğnenmesi ve ortak milli değerlerimizle oynanmaya kalkışılması halinde, herkes çok iyi bilmelidir ki; Milliyetçi Hareket bunlara karşı demokratik zeminlerde sonuna kadar direnecektir.''
