2008-04-01 - 14:30
DTP GRUP TOPLANTISI...
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Meclis'te yıllardan sonra halkçı siyaset yapma geleneğini tekrar sürdüreceklerini söyledi.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, ''Bu gün AK
Parti hakkında açılan kapatma davası, güç odaklarının çatışmasının bir
ürünüdür. AK Parti bu çatışmanın mağduru değil bizzat tarafıdır'' dedi.
Türk, partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Meclis'te
yıllardan sonra halkçı siyaset yapma geleneğini tekrar sürdüreceklerini
söyledi. Türk, bu geleneğin son örneğini, kendilerinin de temsil ettiği
HEP ve DEP döneminde yürütüldüğünü; bunun sürekli halkı ile birlikte
olmak, onların sorunlarını dinlemek ve çözme gayreti içerisinde olma
geleneği olduğunu belirtti.
Nevruz kutlamalarında meydana gelen olayları kınayan Türk, hiç kimsenin
kutlamalarda dile getirilen özgürlük ve barış taleplerinin görmezden
gelemeyeceğini, herkesin bu doğrultuda siyaset üretmek zorunda olduğunu
ileri sürdü.
Türk, şunları söyledi:
''Hakikaten, halkımızın özgürlük tutkusu ve özlemi hiçbir zaman olmadığı
kadar zirvede ve asla bastırılacak gibi değildir. Hiçbir bilmem ne ile
mücadele teoriği, bilmem şu paket bu paket; bu gerçeği değiştiremez.
İthal bastırma yöntemlerinin, hepsinin suyu çıkmıştır. Askeri çözümler
havlu atmıştır. Bu herkes tarafından da tescillenmiştir. Hiçbiri çözüm
değil. Çözüm bu Mecliste, çözüm bu iradededir. Bu Meclisin itibarına,
işlevine, liyakatine saygı duymanın, onun saygınlığını en ileri düzeye
taşırmanın, statükocu otoriter güçleri lağvetmenin yolu, hep birlikte
tartışıp, Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarını yapmaktan geçer.''

-''DEVLET İÇİ GÜÇLERİN İKTİDAR SAVAŞI...''-

Ahmet Türk, ülkenin önemli bir yol ayrımıyla karşı karşıya kaldığını
belirterek, ''AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla hız kazanan
gerilimin perde arkasında aslında yaşanan bir iktidar savaşıdır. Bunu
devlet içi güçlerin iktidar savaşı olarak tanımlamak gerekir'' dedi.
Türkiye'de üç devletin olduğunu iddia eden Türk, bunların birincisinin
değişimi isteyen, AB rotasında ilerlemek isteyen kesimler; ikincisinin
değişime karşı duran, iktidarı için mevcut statükoyu sürdürmek isteyen
kanat; üçüncüsünün ise devleti çete devleti haline getirmeye çalışan,
gücünü çeteci sistemde toplamak isteyenler olduğunu ifade etti.

-''CUMHURİYET SİSTEMİ TIKANMA NOKTASINA GELMİŞTİR''-

DTP Grup Başkanı Türk, şöyle devam etti:
''Gelinen aşamada artık tekçi sisteme dayalı 85 yıllık Cumhuriyet
sistemi tıkanma noktasına gelmiştir. Bu sistem ve bu sistemi ayakta
tutan Anayasa, artık dikiş tutmaz hale gelmiştir. Bu sistem bu topluma
dar gelmektedir. Bu durumu gören köhnemiş zihniyetler bu gün konumumuzu
nasıl sağlama alabiliriz diye arayış içine girmiştir.
Bu yüzden statükocu sistemi sürdürmek isteyen elit seçkinci kesimler,
siyaseti devre dışı bırakmak istiyor. Bunlar demokrasiyi bu topluma
fazla görüyorlar. Yani halkı aşağılıyorlar, hor görüyorlar. Toplum daha
fazla özgürlük, daha fazla demokrasi talebinde bulundukça korkuyorlar,
sıkışıyorlar ve bunun sonucu olarak saldırıya geçiyorlar.
Statükolarını, hanedanlıklarını sağlama almak için, ceberut gibi
toplumun, siyasetin üzerine çöküyorlar. Bunlar için siyaset, ancak
statükonun kutsal çıkarları için vardır. Onun dışında, halk için toplum
için siyaset yoktur, olamaz.''

-''İŞ BU KEZ CİDDİDİR''-

''Bu gün AKP hakkında açılan kapatma davası, bu güç odaklarının
çatışmasının bir ürünüdür'' diyen Türk, ''AK Parti bu çatışmanın mağduru
değil bizzat tarafıdır. AK Parti kesinlikle masum rolü oynamasın. Sayın
Başbakan hiç boşuna mağduriyetten demokratlık çıkartmaya çalışmayın. İş
bu kez ciddidir. Ne yazık ki işlerin bu noktaya gelmesinin sorumluluğu
sizdedir'' ifadesini kullandı.
Türk, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Statükocu güçlere karşı demokrasi mücadelesi verseydiniz, demokrasi
bugün tehlike altında olmazdı. Demokrasi ve özgürlükler bedel ister,
emek ister, inanç ister, yürek ister. İşte yıllardır biz bu bedeli
ödüyoruz ve halen ödemeye devam ediyoruz. Hiçbir demokratik reform için
geç değildir. Kürt sorununun çözümü, bu ülkeyi baştan sona
demokratikleştirecek en büyük Cumhuriyet sorunudur. Bu sorundan kaçan
herkes, ya statükoya teslim olur ya da onun kurbanı olur.
Parlamento olarak demokrasi cephesini örelim ve değişim karşıtlarına
karşı birlikte mücadele verelim. Demokrasi için bir Kurtuluş Savaşı
başlatalım. Parlamentonun iradesini teminat altına alan düzenlemeleri
getirin biz de destek olalım. Siyaseti cami-kışla-statüko arasında
sıkışan bir olgu olmaktan çıkaralım. Demokratik özerk bir yapıya
kavuşturalım. A partisi, B partisi ayrımı yapmadan parti kapatmaları
tümden devreden çıkaralım. Öyle bir düzenlemeye gidelim ki bu partileri
statüko değil halk kapatsın. Halkın gücünü öyle arkamıza alalım ki;
partilerimiz değil, statükonun kan damarları kapansın. Bu ülke partiler
değil, statükonun mezarı haline gelsin.''