2007-12-25 - 15:10
CHP GENEL BAŞKAN BAYKAL: ''SINIR ÖTESİ HAREKATIN AMACI, GELİP GEÇİCİ RAHATLAMA ARAYIŞI DEĞİLDİR''
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü unsurlarına yönelik düzenlenen sınır ötesi harekatın amacının, gelip geçici rahatlama arayışı olmaması gerektiğini belirterek, ''Irak'tan terör örgütünün tamamen dışlanmasını, kökünün kazınmasını sağlayacak noktaya gelinceye kadar, bu askeri harekatı sürdürmek zorundayız'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Irak'ın
kuzeyindeki terör örgütü unsurlarına yönelik düzenlenen sınır ötesi
harekatın amacının, gelip geçici rahatlama arayışı olmaması gerektiğini
belirterek, ''Irak'tan terör örgütünün tamamen dışlanmasını, kökünün
kazınmasını sağlayacak noktaya gelinceye kadar, bu askeri harekatı
sürdürmek zorundayız'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,
Türkiye'nin terörle mücadelede yeni bir aşamaya geldiğini söyledi.
Bu aşamaya gelinceye kadar, Irak'ın kuzeyinden, Türkiye'ye yönelik
teröre karşı tedbir alınmasında hükümetin yaklaşımı dolayısıyla güçlük
çekildiğini savunan Baykal, ''1 milyar dolarlık hibe karşılığında
Irak'ın kuzeyine girmeme taahhüdü verildiği'' iddialarına değinerek,
şöyle konuştu:
''Hükümet adına bir bakan, '1 milyar dolarlık hibe verin, Irak'a
müdahale etmeyeceğiz' diye anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma
imzalamasının altında yatan kuzey Irak problemi, idraki nedir? Terör
politikası nedir? Bütün bunlar, rahatlıkla çok doğal konularmış gibi
karara bağlanmıştır. CHP'nin mücadelesiyle, uyarısıyla, bu konuda
imzalanmış olan anlaşma yaşama geçirilememiştir. Eğer o anlaşmalar
yaşama geçmiş olsaydı, eğer Türkiye 1 milyar doları alarak Irak'a hiçbir
şekilde müdahale etmeme sözünü bir anlaşma ile vermiş olsaydı, CHP
Mecliste olmasaydı, CHP mücadelesini yapmamış olsaydı, bugün Türkiye
hepimizi mutlu eden terörle mücadele konusunda o askeri sınır ötesi
harekatları yapabilecek miydi?''

-''TÜRKİYE, BU NOKTAYA DAĞLICA BASKINI...''-

CHP'nin dile getirdiği gerçeklerin, bugün herkes tarafından kabul
edildiğini belirten Baykal, ''Türkiye'nin bu noktaya gelmesi için
verdiğimiz mücadelenin en büyük güçlüğünü, bugünkü hükümeti ve Başbakanı
bu noktaya getirmek için verdiğimiz mücadelede çekmişizdir. Başbakanı bu
noktaya getirmek için verilen mücadele, işin asıl güçlüğünü
oluşturmuştur'' dedi.
''Ama hepimiz isterdik ki Türkiye, bu noktaya Dağlıca baskına maruz
kalmadan keşke gelebilseydi. Türkiye'de iktidarın bu noktaya gelebilmesi
için, dünyanın bu noktaya gelebilmesi için Dağlıca baskına maruz kalmak
zorunda mıydık? İlla onun yaşanması mı gerekiyordu?'' diye soran Baykal,
iktidarın, ancak bu olaydan sonra, Türkiye ayağa kalktıktan sonra, Türk
Silahlı Kuvvetlerine sınır ötesi operasyon yetkisi veren tezkereyi
Meclise getirdiğini söyledi.

-''AMELİYAT YAPARKEN İÇERDE PARÇA BIRAKAMAYIZ''-

''Daha ciddi bir yönetim, bu noktaya gelmeden işin gereğini yerine
getirebilirdi'' diyen Baykal, Türkiye'nin, Irak'tan kendisine yönelik
terörü ortadan kaldırmak için müdahale hakkına sahip olduğunu, bu hakkın
kullanıldığını ve kullanılmakta olduğunu belirtti.
Baykal, şöyle devam etti:
''Bu kullanımın amacı, Kuzey Irak'tan Türkiye'ye yönelik teröre hiçbir
himaye verilemeyecek noktaya kadar sürdürülmelidir. Bizim sınır
ötesindeki harekatımızın amacı, gelip geçici rahatlama arayışı değildir.
Biz, gelip geçip rahatlamalar peşinde bir askeri harekat yapma zorunda
olamayız. Irak'tan Türkiye'ye yönelik bundan sonra da her türlü
saldırının kökünü kurutacak, Irak'tan terör örgütünün tamamen
dışlanmasını, kökünün kazınmasını sağlayacak noktaya gelinceye kadar, bu
askeri harekatı sürdürmek zorundayız. Ameliyat yaparken içerde parça
bırakamayız. Irak'tan Türkiye'ye yönelik terör artık devam edememelidir,
yola çıkılmıştır, gereken yapılmaya başlanmıştır, sonuna kadar
yapılmalıdır. Bu işin bir temel noktasıdır. Yapıldı, rahatladık, hadi
bırakalım, böyle bir şey olamaz. Sonuna kadar götürülmelidir.''

-ASKERE KUTLAMA-

Baykal, Genelkurmay Başkanlığının açıklamalarındaki, ''Terörün
kurutulacağı noktaya kadar, operasyonların devam edeceğine ilişkin
değerlendirmeleri çok önemli saydığını'' belirterek, ''Bu
anlayışın mutlaka uygulanması ve sonuçlandırılması gerektiğine
kesinlikle inanıyorum. O nedenle herkes, başta siyasiler ve uluslararası
kamuoyu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu meşru, haklı mücadelesi
karşısında kesinlikle hiçbir şekilde engel oluşturmamalıdır. Hiçbir
şekilde bu mücadelenin önünü kesmeye kimse bundan sonra da
kalkışmamalıdır'' dedi.
Silahlı kuvvetleri, sınır ötesindeki üstün başarısından dolayı yürekten
kutlayan Baykal şunları kaydetti:
''Onlardan bekleyişimiz budur, onlara yakışan budur. Bu konuda hiçbir
zaman kuşku duymadık. Silahlı kuvvetlerimiz olağanüstü dikkatli,
olağanüstü hazırlıklı, olağanüstü ciddi bir biçimde, çok büyük bir
operasyonu, çok yüksek bir başarı düzeyinde yüzümüzü ağartarak,
göğsümüzü kabartarak sonuçlandırmışlardır. Onlarla iftihar ediyoruz.
Silahlı kuvvetlerimiz, hepimizin en sağlam varlık güvencemizdir, Türkiye
Cumhuriyeti'nin göz bebeğidir. Bunu bir kez daha kanıtlamışlardır. Bu
mücadeleye katılmış olan bütün askerlerimizi, subaylarımızı,
komutanlarımızı, yürekten kutluyorum.''
Bu arada, Baykal, konuşmasında, ölümünün 34. yıl dönümü dolayısıyla 2.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü anarak, onun ''Önemli bir devlet adamı,
dürüst ve ahlaklı bir kişi, seçkin bir komutan olduğunu'' ifade etti.

Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, ''affın, terörle
mücadele siyasi yönteminin bir parçası, sıkışınca başvurulacak bir
yöntemi olmadığını'' belirtti.
Affın, bir sonuç ve yöntem olmadığını, terörle mücadelenin sona
ermesinden sonra, toplumsal barış, huzur, kardeşlik ihtiyacı içinde
gündeme gelebileceğini vurgulayan Baykal, ''Uzun zamandır terörle
mücadeleyi götürüyoruz ama terörle mücadele konusunda yeterli birikime
sahip olduğumuzu söylemek mümkün değil. İyi niyetle mücadele ediyoruz,
askeri yöntemleri; güvenlik güçlerimiz deneyerek, geliştiriyorlar,
ortaya koyuyorlar. Terörle mücadelenin siyasi yönünü henüz yeterince,
düşünüp, çözümlemiş, politikalarını ortaya koymuş değiliz'' diye konuştu.
Affın, terörle mücadelede bir aşama olarak görüldüğünü belirten Baykal,
terörle mücadelenin hem askeri hem de teröristi himaye edenlere karşı
mücadele yönünün de bulunduğunu vurguladı. Baykal, İspanya'da, terörist
olmayan ancak terörü destekleyen 46 kişinin, 527 yıl hapse mahkum
edildiğini anlattı.
''Af, sınır ötesi askeri harekatın bir bedeli değildir'' diyen Baykal,
''askeri harekat yapmanın sonucu, af çıkarmaktır'' mantığının, terörle
mücadele mantığı olmadığını söyledi.

-''ADINI SÖYLEMEDEN AF ÇIKARMA ARAYIŞLARI''-

Baykal, ''adını söylemeden af çıkarma arayışlarının ve bunu, askeri
mücadelenin bir parçası şeklinde sunma çabasının olduğunu'' savundu.
İstanbul'da dün kilolarca patlayıcının ele geçirildiğini, son günlerde
42 aracın yakıldığını anımsatan Baykal, ''ateşin harlı olduğunu, devam
ettiğini'' belirtti.
Baykal, ''TCK'nın 221. maddesini esneteceğiz'' denildiğine işaret
ederek, ''Her ceza maddesini esnettiğinizde onu affa dönüştürmek
mümkündür. Suç işlememişlere yönelik getirilen düzenlemeyi, suç
işleyenleri de kapsayacak şekilde genişletirseniz, sadece maddeyi
genişletmezsiniz, af getirirsiniz' diye konuştu.
Anayasa değişikliğine yönelik hazırlıkların önümüzdeki günlerde
açıklanacağını belirten Baykal, anayasa taslağında etnisite kavramının,
kamu hukuku kavramına dönüştürülmesi halinde, bunun, ''Türkiye'nin
ulusal bütünlüğünün parçalanması doğrultusunda anayasada yeşil ışık
yakma anlamına geleceğini'' söyledi. Baykal, anayasada ''vatandaş ve
Türk milleti'' ifadelerine yer verildiğini vurguladı.
Baykal, etnik dillerde eğitim yapılmasına yönelik düzenlemelerin
de vahim sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

-''NE ASKERİ OPERASYON NE KALKINMADA ÖNCELİKLİ İL''-

Güneydoğu Anadoludaki 8 ilin, 40 yıldır öncelikli iller kapsamında
bulunduğunu ancak sonuç alınamadığını ifade eden Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Ne askeri operasyonla işin içinden kalkabilirsiniz ne de kalkınmada
öncelikli il uygulamasıyla işin içinden sıyrılabilirsiniz. Devlet olarak
görevimizi, sorumluluğumuzu üstlenmek zorundayız. O bölgede topyekun
kalkınma seferberliğine girmek zorundayız. Ekonomik kalkınma, otomatik
olarak teröre son verir demiyoruz. Terörle mücadelenin öncelikli hedefi,
Güneydoğu Anadolu Bölgesini kalkındırmaktır, ekonomik ve sosyal açıdan,
bugün içinde bulunduğu durumdan çekip çıkarmaktır. Koca Türkiye, bunun
yolunu bulmak durumundadır. Türkiye'nin buna ilişkin gücü vardır. Af
veya eve dönüş yasası çıkararak, ülkenin ulusal bütünlüğünü sarsacak
yasal düzenlemeler yaparak değil, GAP'ı uygulayarak, Güneydoğu
Anadolu'yu kalkındırarak, Türkiye'yi kurtarmak mümkün.''
Malezya'da her yıl 62 bin yabancı öğrencinin üniversitelerde okuduğunu,
Türkiye'de bu rakamın ise sadece 2 bin olduğunu dile getiren Baykal,
Irak'taki gençlerin, Türkiye'de okuma imkanının sağlanması gerektiğini
söyledi.

-''KAYMAK TABAKASI ARIYORSA''-

Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasına ilişkin tartışmalara da
değinen Baykal, bunun arkasında Ankara kompleksinin, Ankara kompleksinin
altında, Cumhuriyet, onun da arkasında Atatürk kompleksinin yattığını
öne sürdü.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısıyla,
gazetecilerin yıpranma hakkının kaldırılmak istendiğini belirten Baykal,
şöyle devam etti:
''Verilmiş bir hak, niye alıyorsunuz? Basını bir sektör olmaktan,
gazeteciliği kariyer olmaktan çıkarmakta, basını ve gazetecileri, ona
buna muhtaç olan insanlar konumunda tutmakta mı yarar görüyorsun?
Güvencesi olan, emeğinin karşılığını alacak bir konumda basın sektörü
oluşmasından niye rahatsızsın?
Başbakan, ''kaymak tabakası'' sözünü çok söylüyor. Kaymak tabakası
arayışı içindeyse, yardımcı olayım. Başbakan, kaymak tabakası arıyorsa,
çevresine, sağına, soluna, Bakanlar Kurulu'na baksın. Orada çok kaymak
tabakasında insan görür. Sağında, hayali ihracattan sanık bakanını
görecek, Oferleri görecek. Yıldız, şanslı bakan çocuklarını görecek,
kaymak tabakasının gelecek kuşağını görecektir. ''