2007-01-09 - 14:10
Türk bayrağının istismar edildiğini iddia eden Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu: ''O hepimize ait, suistimal etmeyelim, siyasallaştırmayalım. O tarihimizin, birliğimizin, geleceğimizin simgesidir. O milli varlığımızın benliğimizin simgesidir. Bunu, bu kadar ucuz siyaset için malzeme haline getirmeyelim." dedi.
Türk bayrağının istismar edildiğini iddia eden Anavatan Partisi Genel Başkanı
Mumcu; ''O hepimize ait, suistimal etmeyelim, siyasallaştırmayalım. O
tarihimizin, birliğimizin, geleceğimizin simgesidir. O milli varlığımızın
benliğimizin simgesidir. Bunu, bu kadar ucuz siyaset için malzeme haline
getirmeyelim." dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, Kurban Bayramı ile yeni
yılın birlikte idrak edildiğini ancak, bu bayramın kendileri için üzücü olduğunu
söyledi.
Mumcu, bayramda trafiğe kurbanlar verildiğini hatırlatarak, ''Mustafa
Taşar'a Allah'tan rahmet, ailesine acil şifa; Nezir Büyükcengiz'in ölümü
dolayısıyla da CHP'ye başsağlığı diliyorum'' dedi.
Türkiye'de sistemin akılla, adaletle kurulmadığını ifade eden ve
''Akılsızlık, adaletsizlik, yolsuzluk ve yozlaşma her yeri çürütmektedir. Bunun
bedelini can vererek ödemekteyiz'' diyen Mumcu, meselenin hükümet, siyaset
meselesi olmadığını; aklı ve adaleti bulunmayan bir sistemin sağlıklı sonuçlar
veremeyeceğini kaydetti.
Türkiye'nin bu yolla uçurumdan yuvarlanacağını, tarihin çöplüğüne
sürükleneceğini öne süren Mumcu, ülkede tam bağımsızlıktan söz etmenin mümkün
olmadığını söyledi.
MİT MÜSTEŞARI'NIN AÇIKLAMALARI
MİT'in kuruluş yıldönümünde MİT Müsteşarı Emre Taner'in yaptığı açıklamalara
değinen Mumcu, şunları kaydetti:
''Taner'in sözlerinin iki cümle özeti şudur: Türkiye tam bağımsız ülke olma
imkanını kaybetmektedir. Türkiye, ulusal egemenlikle idare edilen bir ülke ve
milli bütünlüğü olan bir ülke olma durumunu kaybetmektedir. Türkiye
bağımsızlığını yitirmek ve parçalanmak tehlikesiyle karşı karşıyadır. Taner'in
sözlerinin özeti budur. Ama İstanbul kuşatması altında Bizans papazlarının,
kiliselerde meleklerin cinsiyetini tartışadurdukları gibi Türk siyaseti hala
eşleri, kadınları, onların kılıklarını, kıyafetlerini tartışmaya devam ediyor.
Yazıklar olsun. Milletimiz bu sohbete bir şey der ama ben bu kürsüye
yakıştırmıyorum.
Bırakın bu muhabbeti, gelin esas meselelere... Türkiye bir cumhurbaşkanı
seçecekse cumhurbaşkanı eşi seçmeyecek. Nedir eş tartışması? Eş tartışmasından
öteye bakanların ağzına yakışmayacak tarzda cümlelerle 'Onun osu var, bunun busu
var' gibi laflar.. Türkiye bunu hak ediyor mu? Türkiye'nin başka derdi kalmadı
mı? Hanımefendiler ne giyecek, nereye gidecekler, gitmeyecekler... Kimin meşru,
kimin gayrimeşru ilişkilerinden başka bir derdi kalmadı mı bu memleketin.
Cinsiyet tartışması etrafında ülke felakete sürüklenirken, MİT Müsteşarı,
ülkenin karşı karşıya bulunduğu açık tehdit konusunda iktidarı, muhalefeti,
Türkiye'nin kurumlarını, aydınlarını, sermayesini, medyasını, Türk milletini
uyarmıştır. Müsteşar son uyarı ve hatırlatma görevini yapmıştır. Bunu iyi
algılamak lazım.''
TERÖR SORUNU
ANAVATAN Lideri Mumcu, bu meselenin içinden teorik ulus devlet tartışması
çıkararak, kafaların bulandırılmaya çalışıldığını söyledi.
Mumcu, Türkiye'nin en önemli sorununun ''bölücülük ve ayrımcılık'' olduğunu
ifade ederek, Başbakan Erdoğan'ın son 2 yıl içinde bu konuya ilişkin sözlerine
değindi.
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın sözlerinde en küçük bir tutarlılık
bulunmadığını ve kafasının karışık olduğunu iddia etti.
''Aslında karmakarışık diye bir şey de yok. Gerçekte hiçbir şey yok, her
şeyleri dillerinde'' diyen Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın 2 yıl önce ''Bu ülkede Kürt
sorunu yoktur'' daha sonra da ''Bu ülkede Kürt sorunu vardır, bu benim meselemdir
ve bunun da çözümü demokratik cumhuriyet'' dediğini söyledi.
Mumcu, Erdoğan'ın şimdi de ''Kürt sorunu yok, terör sorunu var'' dediğini
ifade ederek, ''Bu, nasıl bir tutarsızlık'' diye sordu.
BAYRAK KONUSU
Kurban Bayramında asılan ''Kurban olam ayına yıldızına'' yazılı afişe
değinen Mumcu, şunları söyledi:
''Eyvallah, hepimiz kurban olalım bayrağımızın yıldızına ayına ama istismar
etmeyelim. O hepimize ait, suistimal etmeyelim, siyasallaştırmayalım. O
tarihimizin, birliğimizin, geleceğimizin simgesidir. O milli varlığımızın
benliğimizin simgesidir. Bunu, bu kadar ucuz siyaset için malzeme haline
getirmeyelim. Buradan Başbakana diyorum ki hay hay, sen kurban ol bayrağın ayına,
yıldızına. Ben ilave bir şey söyleyeceğim, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün
gibi ol.''
"KAHREDİCİ BİR NOKTA"
Hükümetin dış politikasını da eleştiren Mumcu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
Irak konusundaki sözlerini eleştirerek, Erdoğan'ın açıklamalarının, Türkiye'nin tezleri
olmadığını ileri sürdü.
Dış politikada ''kahredici'' bir noktaya gelindiğini söyleyen Mumcu, Irak
konusunda ''müdahale'' gibi laflarla kimsenin avutulmamasını istedi. Mumcu,
''Habur sınır kapısını kapatın, Ovacık sınır kapısını açın'' çağrısında bulundu.
Bunun yapılması durumunda, Başbakan Erdoğan'ın ''kürsüdeki babalanmasının
arkasında yürek olduğuna inanacağını'' ifade eden Mumcu, ''Yapamaz. Çünkü orada
bulunmasını sağlayanların oyuncağı oldu'' diye konuştu.
Mumcu, Erdoğan'ın, Ortadoğu'da olup bitenden bir şey anlamadığını öne sürdü.
Erkan Mumcu, İran'ın doğalgaz kesintisi yaparak, İstanbul'da Sünnilerle
gerçekleştirilen toplantıya siyasi tepki gösterdiğini savundu.
Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusunda, ''derdine derman bekleyen vatandaşların,
kafası karışmış vaziyette baktığını'' ifade eden Mumcu, Türkiye'nin bu
çerçevedeki sorununun, Başbakanın söylediği gibi bir terör sorunu olmadığını;
meselenin temelinin bir adalet, gelişme ve ilerleme meselesi olduğunu söyledi.
KOORDİNATÖR TARTIŞMALARI
Mumcu, terörle mücadele konusunda koordinatör atanmasıyla ilgili
tartışmaları da değerlendirdi. ''Koordinatör olmasaymış, bu konuyu gözden
geçirirmişiz' denildiğini ifade eden Mumcu, ''Koordinatör meselesi, hükümetin,
devletin parasıyla satın aldığı bir PİAR projesidir, bir halkla ilişkiler
projesidir. Devletin ödenekleriyle bir lobi şirketinden satın alınmış bir
hizmettir aslında. Türk milleti, kendi parasıyla kendi imkanlarıyla
aldatılmaktadır. Mesele budur'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, ''ABD'nin, bu işe
gücü yetmiyor'' dediğini söyleyen Mumcu, ''Ülkenin dış politikası her yerde çatır
çatır göçerken, ABD'nin gücünün bu işe yetmediğini söylüyor. Eh hayırlı işler''
dedi.
LOKMACI ÜST GEÇİDİ
Gül'ün, ''Kıbrıs'taki gelişmeler bizim dışımızda'' dediğini anlatan Mumcu,
''Kıbrıs'ta Lokmacı barikatı veya köprüsü denilen şey çatır çatır yıkılırken,
dünyaya verdiğimiz manzara, 'Türkler birbirine düştü' görüntüsüdür'' diye
konuştu. Mumcu, ''Yazıklar olsun. Kıbrıs hiçbir zaman bizim dışımızda olmadı''
dedi.
AK Parti ve CHP'nin, RTÜK'teki sandalyelerin dağılımı, Hazine yardımı ve YÖK
konusunda anlaştıklarını öne süren Mumcu, anlaşmadıkları tek meselenin ise
eşlerin kılık kıyafeti olduğunu söyledi.
YOLSUZLUK İDDİALARI
Yolsuzlukları gündeme getireceği yönünde yaptığı açıklamaların yanlış
anlaşıldığını, yolsuzluk iddialarını CHP ve diğer partilere mensup
milletvekilleri ile görüşerek gensoru konusu yapacaklarını ifade eden Mumcu,
yolsuzluk iddialarıyla ilgili ''kıyametler koparması'' gereken bir konuyu da
paylaşmak istediğini söyledi.
Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş'ın,Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığında, ''AK Parti'ye yakın 320 kişinin anormal ücretlerle Jersey
adalarında kurulmuş bir şirkette istihdam edildikleri, hiçbir zaman işe
gitmedikleri, şirketin maaşları ödemekten başka hiçbir faaliyetinin bulunmadığı''
iddialarını soru önergesiyle gündeme getirdiğini anlatan Mumcu, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığının verdiği yanıtta, şirkette 320 değil 480 kişinin
çalıştığının belirtildiğini kaydetti. Sadece 1 kişinin bakanlıkta danışman olarak
çalıştığı bilgisinin verildiğini, geriye kalanların Jersey adalarında ya da
Türkiye'de herhangi bir iş yaptıklarına ilişkin en küçük bilgiye rastlanmadığını,
maaşları konusunda bilgi verilmekten kaçınıldığını ifade eden Mumcu, şöyle
konuştu:
''480 kişinin, yaklaşık 2 yıldır Jersey adalarında kurulmuş uydurma bir
şirketten dolar üzerinden yüksek oranda maaşı ödeniyor. Bu kişiler hiçbir iş
yapmıyorlar. Bu kişiler, fakirin fukaranın, yetimin yoksulun aşıyla kendilerini
tıka basa doyuruyorlar. Parti kadrolarına hizmet ediyorlar belki de. Bilmiyoruz.
Böyle kişiler yok, paralar topluca bir yere aktarılıyor. Süleyman Sarıbaş'ın soru
önergesine verilen yanıt bir suç itirafıdır.''
Mumcu; ''O hepimize ait, suistimal etmeyelim, siyasallaştırmayalım. O
tarihimizin, birliğimizin, geleceğimizin simgesidir. O milli varlığımızın
benliğimizin simgesidir. Bunu, bu kadar ucuz siyaset için malzeme haline
getirmeyelim." dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, Kurban Bayramı ile yeni
yılın birlikte idrak edildiğini ancak, bu bayramın kendileri için üzücü olduğunu
söyledi.
Mumcu, bayramda trafiğe kurbanlar verildiğini hatırlatarak, ''Mustafa
Taşar'a Allah'tan rahmet, ailesine acil şifa; Nezir Büyükcengiz'in ölümü
dolayısıyla da CHP'ye başsağlığı diliyorum'' dedi.
Türkiye'de sistemin akılla, adaletle kurulmadığını ifade eden ve
''Akılsızlık, adaletsizlik, yolsuzluk ve yozlaşma her yeri çürütmektedir. Bunun
bedelini can vererek ödemekteyiz'' diyen Mumcu, meselenin hükümet, siyaset
meselesi olmadığını; aklı ve adaleti bulunmayan bir sistemin sağlıklı sonuçlar
veremeyeceğini kaydetti.
Türkiye'nin bu yolla uçurumdan yuvarlanacağını, tarihin çöplüğüne
sürükleneceğini öne süren Mumcu, ülkede tam bağımsızlıktan söz etmenin mümkün
olmadığını söyledi.
MİT MÜSTEŞARI'NIN AÇIKLAMALARI
MİT'in kuruluş yıldönümünde MİT Müsteşarı Emre Taner'in yaptığı açıklamalara
değinen Mumcu, şunları kaydetti:
''Taner'in sözlerinin iki cümle özeti şudur: Türkiye tam bağımsız ülke olma
imkanını kaybetmektedir. Türkiye, ulusal egemenlikle idare edilen bir ülke ve
milli bütünlüğü olan bir ülke olma durumunu kaybetmektedir. Türkiye
bağımsızlığını yitirmek ve parçalanmak tehlikesiyle karşı karşıyadır. Taner'in
sözlerinin özeti budur. Ama İstanbul kuşatması altında Bizans papazlarının,
kiliselerde meleklerin cinsiyetini tartışadurdukları gibi Türk siyaseti hala
eşleri, kadınları, onların kılıklarını, kıyafetlerini tartışmaya devam ediyor.
Yazıklar olsun. Milletimiz bu sohbete bir şey der ama ben bu kürsüye
yakıştırmıyorum.
Bırakın bu muhabbeti, gelin esas meselelere... Türkiye bir cumhurbaşkanı
seçecekse cumhurbaşkanı eşi seçmeyecek. Nedir eş tartışması? Eş tartışmasından
öteye bakanların ağzına yakışmayacak tarzda cümlelerle 'Onun osu var, bunun busu
var' gibi laflar.. Türkiye bunu hak ediyor mu? Türkiye'nin başka derdi kalmadı
mı? Hanımefendiler ne giyecek, nereye gidecekler, gitmeyecekler... Kimin meşru,
kimin gayrimeşru ilişkilerinden başka bir derdi kalmadı mı bu memleketin.
Cinsiyet tartışması etrafında ülke felakete sürüklenirken, MİT Müsteşarı,
ülkenin karşı karşıya bulunduğu açık tehdit konusunda iktidarı, muhalefeti,
Türkiye'nin kurumlarını, aydınlarını, sermayesini, medyasını, Türk milletini
uyarmıştır. Müsteşar son uyarı ve hatırlatma görevini yapmıştır. Bunu iyi
algılamak lazım.''
TERÖR SORUNU
ANAVATAN Lideri Mumcu, bu meselenin içinden teorik ulus devlet tartışması
çıkararak, kafaların bulandırılmaya çalışıldığını söyledi.
Mumcu, Türkiye'nin en önemli sorununun ''bölücülük ve ayrımcılık'' olduğunu
ifade ederek, Başbakan Erdoğan'ın son 2 yıl içinde bu konuya ilişkin sözlerine
değindi.
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın sözlerinde en küçük bir tutarlılık
bulunmadığını ve kafasının karışık olduğunu iddia etti.
''Aslında karmakarışık diye bir şey de yok. Gerçekte hiçbir şey yok, her
şeyleri dillerinde'' diyen Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın 2 yıl önce ''Bu ülkede Kürt
sorunu yoktur'' daha sonra da ''Bu ülkede Kürt sorunu vardır, bu benim meselemdir
ve bunun da çözümü demokratik cumhuriyet'' dediğini söyledi.
Mumcu, Erdoğan'ın şimdi de ''Kürt sorunu yok, terör sorunu var'' dediğini
ifade ederek, ''Bu, nasıl bir tutarsızlık'' diye sordu.
BAYRAK KONUSU
Kurban Bayramında asılan ''Kurban olam ayına yıldızına'' yazılı afişe
değinen Mumcu, şunları söyledi:
''Eyvallah, hepimiz kurban olalım bayrağımızın yıldızına ayına ama istismar
etmeyelim. O hepimize ait, suistimal etmeyelim, siyasallaştırmayalım. O
tarihimizin, birliğimizin, geleceğimizin simgesidir. O milli varlığımızın
benliğimizin simgesidir. Bunu, bu kadar ucuz siyaset için malzeme haline
getirmeyelim. Buradan Başbakana diyorum ki hay hay, sen kurban ol bayrağın ayına,
yıldızına. Ben ilave bir şey söyleyeceğim, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün
gibi ol.''
"KAHREDİCİ BİR NOKTA"
Hükümetin dış politikasını da eleştiren Mumcu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
Irak konusundaki sözlerini eleştirerek, Erdoğan'ın açıklamalarının, Türkiye'nin tezleri
olmadığını ileri sürdü.
Dış politikada ''kahredici'' bir noktaya gelindiğini söyleyen Mumcu, Irak
konusunda ''müdahale'' gibi laflarla kimsenin avutulmamasını istedi. Mumcu,
''Habur sınır kapısını kapatın, Ovacık sınır kapısını açın'' çağrısında bulundu.
Bunun yapılması durumunda, Başbakan Erdoğan'ın ''kürsüdeki babalanmasının
arkasında yürek olduğuna inanacağını'' ifade eden Mumcu, ''Yapamaz. Çünkü orada
bulunmasını sağlayanların oyuncağı oldu'' diye konuştu.
Mumcu, Erdoğan'ın, Ortadoğu'da olup bitenden bir şey anlamadığını öne sürdü.
Erkan Mumcu, İran'ın doğalgaz kesintisi yaparak, İstanbul'da Sünnilerle
gerçekleştirilen toplantıya siyasi tepki gösterdiğini savundu.
Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusunda, ''derdine derman bekleyen vatandaşların,
kafası karışmış vaziyette baktığını'' ifade eden Mumcu, Türkiye'nin bu
çerçevedeki sorununun, Başbakanın söylediği gibi bir terör sorunu olmadığını;
meselenin temelinin bir adalet, gelişme ve ilerleme meselesi olduğunu söyledi.
KOORDİNATÖR TARTIŞMALARI
Mumcu, terörle mücadele konusunda koordinatör atanmasıyla ilgili
tartışmaları da değerlendirdi. ''Koordinatör olmasaymış, bu konuyu gözden
geçirirmişiz' denildiğini ifade eden Mumcu, ''Koordinatör meselesi, hükümetin,
devletin parasıyla satın aldığı bir PİAR projesidir, bir halkla ilişkiler
projesidir. Devletin ödenekleriyle bir lobi şirketinden satın alınmış bir
hizmettir aslında. Türk milleti, kendi parasıyla kendi imkanlarıyla
aldatılmaktadır. Mesele budur'' diye konuştu.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, ''ABD'nin, bu işe
gücü yetmiyor'' dediğini söyleyen Mumcu, ''Ülkenin dış politikası her yerde çatır
çatır göçerken, ABD'nin gücünün bu işe yetmediğini söylüyor. Eh hayırlı işler''
dedi.
LOKMACI ÜST GEÇİDİ
Gül'ün, ''Kıbrıs'taki gelişmeler bizim dışımızda'' dediğini anlatan Mumcu,
''Kıbrıs'ta Lokmacı barikatı veya köprüsü denilen şey çatır çatır yıkılırken,
dünyaya verdiğimiz manzara, 'Türkler birbirine düştü' görüntüsüdür'' diye
konuştu. Mumcu, ''Yazıklar olsun. Kıbrıs hiçbir zaman bizim dışımızda olmadı''
dedi.
AK Parti ve CHP'nin, RTÜK'teki sandalyelerin dağılımı, Hazine yardımı ve YÖK
konusunda anlaştıklarını öne süren Mumcu, anlaşmadıkları tek meselenin ise
eşlerin kılık kıyafeti olduğunu söyledi.
YOLSUZLUK İDDİALARI
Yolsuzlukları gündeme getireceği yönünde yaptığı açıklamaların yanlış
anlaşıldığını, yolsuzluk iddialarını CHP ve diğer partilere mensup
milletvekilleri ile görüşerek gensoru konusu yapacaklarını ifade eden Mumcu,
yolsuzluk iddialarıyla ilgili ''kıyametler koparması'' gereken bir konuyu da
paylaşmak istediğini söyledi.
Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş'ın,Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığında, ''AK Parti'ye yakın 320 kişinin anormal ücretlerle Jersey
adalarında kurulmuş bir şirkette istihdam edildikleri, hiçbir zaman işe
gitmedikleri, şirketin maaşları ödemekten başka hiçbir faaliyetinin bulunmadığı''
iddialarını soru önergesiyle gündeme getirdiğini anlatan Mumcu, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığının verdiği yanıtta, şirkette 320 değil 480 kişinin
çalıştığının belirtildiğini kaydetti. Sadece 1 kişinin bakanlıkta danışman olarak
çalıştığı bilgisinin verildiğini, geriye kalanların Jersey adalarında ya da
Türkiye'de herhangi bir iş yaptıklarına ilişkin en küçük bilgiye rastlanmadığını,
maaşları konusunda bilgi verilmekten kaçınıldığını ifade eden Mumcu, şöyle
konuştu:
''480 kişinin, yaklaşık 2 yıldır Jersey adalarında kurulmuş uydurma bir
şirketten dolar üzerinden yüksek oranda maaşı ödeniyor. Bu kişiler hiçbir iş
yapmıyorlar. Bu kişiler, fakirin fukaranın, yetimin yoksulun aşıyla kendilerini
tıka basa doyuruyorlar. Parti kadrolarına hizmet ediyorlar belki de. Bilmiyoruz.
Böyle kişiler yok, paralar topluca bir yere aktarılıyor. Süleyman Sarıbaş'ın soru
önergesine verilen yanıt bir suç itirafıdır.''
