2007-04-12 - 15:00
TBMM Başkanı Arınç hiçbir kriz ve sıkıntı yaşanmadan Meclis'in Cumhurbaşkanını seçeceğini belirterek "Bu konuda bir kriz beklentisi içinde olanlar, tartışma ile bu sürecin akamete uğrayacağını düşünenler, asla kötü niyetlerinin gerçekleştiğini göremeyeceklerdir." dedi.
TBMM'nin Cumhurbaşkanlığı seçiminin ev sahibi ve tarafı olduğunu
belirten TBMM Başkanı Arınç "Meclisimiz her türlü hazırlığını tamamlamıştır.
Millet iradesi gücünü kullanacak ve yeni Cumhurbaşkanımızı
seçecektir." dedi.
TBMM'de Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili bir basın toplantısı düzenleyen
Meclis Başkanı Bülent Arınç TBMM'de gerçekleşecek seçim sürecine ilişkin bilgi verdi.
Açıklamasında Anayasası'nın 102. ve İçtüzüğün 121. maddelerinin,
Cumhurbaşkanı seçim sürecini detaylı bir şekilde açıkladığını ifade eden Arınç
"Anayasamızın 102. maddesi, Cumhurbaşkanı seçim yetkisini ve görevini TBMM'ye
vermiştir. 101. madde Cumhurbaşkanı adayının niteliklerini, 102. madde seçim usul
ve esaslarını net bir şekilde belirlemiştir." dedi.
TBMM'nin Anayasadan aldığı yetkiyle Cumhurbaşkanlığı
seçimi hususunda yapılacak tüm çalışmaları tamamladığını belirten Arınç dün
Genel Kurul'da adaylık sürecinin başladığını Başkanlık duyurusuyla resmen
ilan ettiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığına başvuru işlemlerinin tamamlanmasının ve Anayasaya
uygun adayların açıklanmasının ardından seçim turlarının belirlenmesi amacıyla
Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılarak tur tarih ve saatlerinin tesbit edileceğini
ifade eden Arınç bu tespitten sonra TBMM Başkanlığının Genel Kurul'da
yapılacak seçim turlarını kamuoyuna duyuracağını belirtti.
"CUMHURBAŞKANININ 3. TURDA SEÇİLEBİLECEĞİ YÜKSEK BİR İHTİMALDİR"
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki turlarda 367 ve salt çoğunluk oranına
ulaşılmadığı takdirde milletvekili seçimlerinin yenileceğini vurgulayan
Arınç "Ancak Meclis aritmetiği göz önüne alındığında yeni Cumhurbaşkanın
3. turda seçileceği yüksek bir ihtimaldir." dedi.
Cumhurbaşkanının seçimlerinin tamamlanmasının ardından 16 Mayıs 2007'de
yeni Cumhurbaşkanının yemin edeceğini ve daha sonra köşkte devir
teslim yapılacağını belirten Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bu sürecin başarıyla ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için gerekli tüm
istişare ve görüşmelerimizi de tamamlamış bulunuyoruz. Dün Meclis'te grubu
bulunan partilerimizin Grup Başkanvekilleriyle bir toplantı yaparak konuyu
kendileriyle görüştüm. Hem hukuki süreç, hem de başkanlık olarak yapmayı
düşündüğümüz bazı düzenlemeler hakkında kendilerini bilgilendirerek
görüşlerini almış bulunuyorum. Başkanlığımız, bu süreç hakkında Meclis'te
temsil edilen ama grubu bulunmayan partilerin Genel Başkanlarını da
bilgilendirmeyi kararlaştırmıştır."
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ DOLAYISIYLA TBMM'DE DÜZENLEMELER...
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla tamamlanması için Meclis
çalışmaları ile ilgili olarak TBMM Güvenlik Koordinasyon Kurulu'nda bir
takım kararların alındığını ifade eden Arınç bu kararlara ilişkin şu bilgileri
verdi: "İlk turun başladığı tarihten 16 Mayıs tarihine kadar yasama faaliyeti
yapılmayacaktır. Yine tur tarihlerine denk gelen günlerde partilerin grup
toplantıları ertelenecektir. Cumhurbaşkanlığı seçim turlarının olduğu günlerde
ziyaretçi kabul edilmeyecek ve iç kulislere giriş olmayacaktır. Turların
yapıldığı günlerde dinleyici localarına giriş için özel davetiye basılacaktır.
Davetiyeler, Meclis'te temsil edilen siyasi partilere, oranlarına göre
dağıtılacaktır. Davetiyesi olmayan kişiler localara alınmayacaktır.
16 Nisan-16 Mayıs 2007 tarihleri arasında TBMM kampusü içinde,
halka açık panel, seminer, sergi gibi sosyal faaliyetler yapılmayacaktır.
Aynı tarihler arasında ziyaretçi giriş çıkışlarında randevulu sisteme
geçilerek, milletvekilleriyle randevusu olmayanlar içeri alınmayacaktır.
Her yıl düzenlenen halk konseri ve halk yürüyüşü bu yıl TBMM Bahçesi'nde
yapılmayacaktır. Türkiye Öğrenci Meclisi 4. Olağan Toplantısı, bu yıla
mahsus olmak üzere Mayıs ayı sonunda gerçekleştirilecektir.
Her yıl Mayıs ayında başlayan ve Haziran ayında sona eren milletvekillerinin
katıldığı TBMM Spor Oyunları, bu yıla mahsus olmak üzere yapılmayacaktır."
Arınç bu düzenlemerle birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
resmi törenlerinin tamamının 23 Nisan günü hiçbir değişiklik olmadan
gerçekleştirileceğini de vurguladı.
"MECLİSİMİZ SORUNSUZ VE HUZUR İÇİNDE CUMHURBAŞKANINI SEÇECEKTİR"
Bu düzenlemelerin tümünün Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla
ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için yapıldığını vurgulayan
Arınç bu konuda olağanüstü bir durum varmış gibi algılanmasını da doğru
bulmadığını söyledi.
Güvenlik birimleriyle yaptığı görüşmelerde önümüzdeki günlerde herhangi bir
sorun öngörülmediğinin kendisine iletildiğini belirten Arınç konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Tüm milletimize buradan gönül rahatlığı ve açıklıkla ifade etmek istiyorum ki,
yeni Cumhurbaşkanımızı huzur içinde ve sorunsuz bir şekilde yüce Meclisimiz
seçecektir. Hiçbir kriz, hiçbir sıkıntı yaşanmayacak ve Meclisimiz Türkiye
Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanını seçecektir. Bu konuda bir kriz
beklentisi içinde olanlar, tartışma ile bu sürecin akamete uğrayacağını
düşünenler, asla kötü niyetlerinin gerçekleştiğini göremeyeceklerdir.
Herşey Anayasamızda ve İçtüzüğümüzde belirtilen kurallar içinde, sükunetle
hayata geçirilecek ve Meclisimiz görevini başarıyla tamamlayacaktır. Bu
konuda kimsenin şüphesi olmasın. Meclisimiz, Cumhurbaşkanlığı seçiminin,
ev sahibi ve tarafıdır. Her türlü hazırlığını tamamlamıştır. Millet iradesi gücünü
kullanacak ve yeni Cumhurbaşkanımızı seçecektir."
"TOPLANTI YETER SAYISI 184'TÜR"
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak bazı tartışmaların gündeme geldiğini
ve bunların demokrasinin ve özgür düşencenin bir gereği olduğuna inandığını
ifade eden Arınç Ancak bazı tartışma konularının seçimlerin meşruluğu
sorguladığı ve halkımızın zihninde şüpheler oluşturduğu düşüncesiyle
bunlara değinmek istediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda üzerinde en çok durulan konunun ilk tur
seçimlerinin yapılacağı günde toplantı yeter sayısının 367 olduğu iddiası
olduğunu ifade eden Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu konudaki düzenleme, Anayasa'nın 96. maddesinde yer almaktadır.
'Toplantı ve karar yeter sayısı' başlığını taşıyan bu maddenin ilgili bölümü
aynen şöyle demektedir:
'Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye
tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt
çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye
tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.'
Bu kadar açık ve net bir tanımlamaya rağmen ve Anayasada başkaca
hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, toplantı yeter sayısının 367
olduğunun iddia edilmesi şaşırtıcıdır."
TBMM içtüzüğünde de toplantı yeter sayısı ile ilgili hükmün içtüzüğün 57.
maddede yer aldığını belirten Arınç "Bu maddeyi aynen okuyorum: 'Başkan
birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar. Görüşmeler
sırasında işaretle oylamaya geçilirken, yirmi milletvekili ayağa kalkmak
veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir.
Yoklama elektronik oy düğmelerine basmak veya Başkan lüzum gördüğü
zaman ad okumak suretiyle yapılır. Yoklama sonucunda, üye
tamsayısının en az üçte birinin mevcut olmadığı anlaşılırsa, oturum
en geç bir saat sonrasına ertelenebilir. Bu oturumda da
toplantı yeter sayısı yoksa, birleşim kapatılır.' Görüldüğü gibi burada da toplantı
yeter sayısı 184'tür." Diye konuştu.
ÖZAL, DEMİREL VE SEZER'DE 367 ARANMADI
Anayasa ve İçtüzüğün yürürlüğe girdiği 1983 tarihinden bu yana yapılan
3 Cumhurbaşkanlığı seçiminde hiçbir zaman 367 sayısı aranmadığını vurgulayan
Arınç "Meclis Başkanları, toplantı yeter sayısı olan 184'ün olduğunu tespit
etmesiyle seçimlere geçilmiştir." Dedi.
Özal, Demirel ve Sezer'in seçimlerinde hiçbir zaman 367 sayısı aranmadığının
Meclis tutanaklarında sabit olduğunu vurgulayan Arınç konuşmasını şöyle
sürdürdü:
"Böyle olması da normaldir, zira Anayasa ve İçtüzük hükmü bunu gerektirir.
Nitekim tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimleri de dahil, hiçbir siyasi parti bu
seçimlerden herhangi birinin sonucunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi
düşünmemiştir. Ayrıca bugüne kadar toplantı yeter sayısı konusunda ciddi
bir tartışma ve itiraz da olmamıştır.
Öte yandan, iddia doğru olarak kabul edildiği takdirde, Anayasa ve Meclis
İçtüzüğü'nün ilgili maddeleri arasında bir çelişkinin olduğu ortaya çıkar ki, 24
yıldır bunu bir tek kişi bile dile getirmemiştir. Okuma yazma bilen bir kişinin bile
okuduğunda rahatlıkla anlayacağı gibi Anayasa'nın 96. maddesi, toplantı yeter
sayısının 184 olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu konuda emekli bazı savcıların dile
getirdiği hukuk mantığına aykırı iddia, bazı çevreler tarafından hiç üzerinde
düşünülmeden savunulmaya başlanmıştır."
"YÖK SİYASİ BİR KURUM HALİNE GELMİŞTİR"
Bazı siyasilerin bu konuda görüş bildirmesini ya da hukuk mantığına aykırı da olsa
bu iddiayı sahiplenmesini bir dereceye kadar normal karşılanabileceğini ifade eden
Arınç Ancak "Anayasal bir kurum olan YÖK'ün özel bir toplantı düzenleyerek
bu konuda görüş bildirmesini kabul etmemiz mümkün değildir." dedi.
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
YÖK Rektörler Komitesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili özel bir basın
toplantısı düzenlemesi, görüşlerini açıklaması, insanları yönlendirmesi ve
ardından tamamen hukuk tekniği bilgisi içeren toplantı yeter sayısı konusunda
görüşler bildirmesini garipsediğimizi ve yanlış bulduğumuzu belirtmek isterim.
Nitekim bazı üniversite rektörlerinin de aynı görüşü savunarak toplantıya
katılmadığını basından öğrendik. YÖK Rektörler Komitesi Kurulması Hakkında
Yönetmeliğin ikinci maddesine göre, bu komite sadece üniversitelerin çalışmaları
konusunda önerilerde bulunan bir komitedir ve görevi eğitim çalışmaları ile
sınırlıdır. Buna rağmen bu komitenin cumhurbaşkanlığı seçimi gibi siyasi bir
konuda görüş bildirme görevi yoktur ve bildirmesi de yanlıştır."
Rektörler Komitesi'nde 4 tane hukukçu bulunduğunu üyelerinin 44 tanesinin tıp
uzmanı olduğunu vurgulayan Arınç böyle bir komitenin toplantı yeter sayısı ile
ilgili teknik bir konuda görüş bildirmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi.
Üniversite rektörlerinin birey olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda görüş
açıklamasını demokrasinin bir zenginliği olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade eden
Arınç "Ancak kurumsal bir organ olan Rektörler Komitesi'nin Cumhurbaşkanlığı
seçimine, adayların niteliklerine, Meclisin temsil oranına, meşruluğuna, son seçim
sonuçlarına dair bir bildiri yayınlaması bir tek şeyi açıkça ispat etmektedir:
YÖK, bilim yuvası olmaktan çıkarılmış ve siyasi bir kurum haline getirilmiştir.
Bu, Türk eğitim ve öğretimi açısından büyük bir kayıptır. Siyasallaşmış bir kurumun
tarafsızlığını ve bilimsel olma özelliğini koruması mümkün değildir. Bu tarihten itibaren
YÖK'ün bilim adına, eğitim adına alacağı kararlar siyasallaştığı için hep şüphe ile
karşılanacaktır." diye konuştu.
"367 TEZİ HİÇBİR ZAMAN UNUTULMAYACAKTIR"
Cumhurbaşkanlığı seçimin ilk turunda toplantı yeter sayısının 367 olcağı iddiasının
tamamen yanlış olduğunu ve hiçbir geçerliliği olmadığını vurgulayan Arınç "Bu iddia
hukuku zorlamanın ötesinde, hukuku katletmektir. O gün Meclisi yönetecek Başkan
olarak, benden önce cumhurbaşkanlığı seçimini yöneten tüm Meclis Başkanlarının
yaptığı gibi, Anayasa'nın 96. maddesine göre toplantı yeter sayısı olan 184 üyeyi
Genel Kurul'da gördüğüm anda seçime başlayacağım. Bu, Anayasamıza,
İçtüzüğümüze uygundur ve şimdiye kadar hep böyle yapılmıştır." dedi.
Aksini iddia etmenin hukuka ideolojik saplantıyla bakmak anlamına geleceğine
dikkat çeken Arınç "367 tezi" gelecekte hiçbir zaman unutulmayacaktır. Eminim
ki 'Hukuk kullanarak demokrasi nasıl devreden çıkartılır' sorusuna hep '367 tezi'
örnek olarak gösterilecektir." diye konuştu.
"TBMM İRADESİNİ PAYLAŞMAZ"
TBMM'nin 84 yıldır ülkemizin Cumhurbaşkanı seçimlerini yaptığını vurgulayan
"Bugün yine aynı seçim gerçekleşecektir. Bu konuda TBMM hiçbir kurum, kişi ya
da grupla bu iradesini paylaşmaz. Meclisimiz Cumhurbaşkanlığı seçiminde, kim ve
nereden gelirse gelsin tüm telkinleri ve müdahaleleri reddeder. Seçme hakkı üzerine
hiçbir ipoteği ve şartı kabul etmez." dedi.
Demokrasinin millet iradesine saygı göstermek olduğuna işaret eden Arınç
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Meclis, demokrasinin sembolü ve hayat kaynağıdır. Meclis iradesinin olmadığı,
kabul edilmediği, meşruiyetinin tartışıldığı bir ortamda demokrasiden bahsedilmesi
mümkün değildir. Biz Meclis kararının meşruluğunun tartışılmasına asla izin
vermeyiz. Bunu millet adına ve demokrasi adına yapıyoruz. Aziz milletimize
bir kez daha sesleniyorum: Huzur, güven ve kararlılık içinde Cumhurbaşkanlığı
seçimini tamamlayacağız. Hiçbir sorun olmadan, aksaklık yaşanmadan bu seçim
gerçekleşecek ve genç Cumhuriyetimizin 11. Cumhurbaşkanı seçilecektir.
Meclisimiz bu onurlu görevi yerine getirmek için hazırdır.
Heyecanla, gururla ve özgüvenle yeni Cumhurbaşkanımız seçilecektir. Bu seçim
nedeniyle mutlu olmalıyız, çünkü Türkiye'de kurumlar çalışıyor, Meclis görevinin
başındadır, rejimimiz güvendedir, demokrasimiz işliyor ve devletimizi temsil eden
yeni Cumhurbaşkanımız görevine başlayacaktır."
"SİYASET NORMALLEŞTİ"
Açıklamasında ülkemizde siyasetin normalleştiğini ve olağandışı koşulların
yaşanmadığı bir sürece girildiğini vurgulayan Arınç bundan geriye dönüşün
de mümkün olmadığını ve herkesin kendini bu yeni Türkiye'ye göre ayarlaması gerektiğini söyledi.
Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye yakaladığı istikrarı aynı şekilde, daha da artırarak devam ettirecektir.
Türkiye demokrasi sevdasından asla vazgeçmeyecektir. Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürk'ün çizdiği demokrasi yolu aynı kararlılıkla kat edilmeye devam
edilecektir. Meclisimiz Cumhuriyetin kazanımlarının bir tekinin bile kaybedilmesine
asla izin vermeyeceği gibi, onların geliştirilmesi için daha çok çalışacaktır.
Türkiye dünyanın en saygın ülkelerinden biridir ve bu özelliği ile yüzyılın parlayan
yıldızıdır. Güçlü ekonomisi, ülkesine sonuna kadar bağlı vatandaşları, sağlam
demokrasi bilinci, nitelikli iş gücü, onurlu dış politikası, güven veren ordusu,
dünyaya örnek olan işadamları ve sivil toplum örgütleriyle, geleceğin en
müreffeh ülkelerinden biri olacaktır. Buna hepimizin inancı tamdır ve azmimiz
yerindedir. AB üyeliğinde üstün gayretler gösteren Meclisimiz, milletinin refahı
için çalışmalarına daha da hız verecektir."
SİYASETÇİLERE ÇAĞRI..
Siyasetçilere de bir çağrıda bulunmak istediğini ifade eden Arınç "Sizlerle birlikte
son dört yıldır Meclisimizin saygınlığının, itibarının artması için çalıştık. Bugün
hepimizin gösterdiği bu gayretlerle Meclisimiz halkımızın gözünde saygın bir
yere sahiptir ve o saygınlık her geçen gün daha da pekişmektedir. Meclisimizin
değerli üyeleri kendilerine, Meclisimize ve ülkemize yakışır olgunlukta bu süreci
geçirmelidirler." dedi.
Bugünlerin tarihin daha belirgin harflerle yazıldığı önemli günler olduğunu
vurgulayan Arınç herkesin söylediği sözün, gösterdiği tavrın, tarihe silinmeyecek
bir şekilde yazılacağını ifade etti.
22. Dönem Meclisi'nin AB sürecinde yaptığı demokratik devrimlerle tarihe geçtiğini
kaydeden Arınç "Şimdi de 11. Cumhurbaşkanımızı seçerek bir kez daha tarihi bir
rol oynayacaktır. Bu tarihi rolde en önemli görev de sizlere düşmektedir. Sizlerin
Cumhuriyetimizin geleceği için büyük bir olgunlukla üzerinize düşen görevleri
yerine getireceğine inanıyoruz." diye konuştu.
Açıklamasının sonunda bu sürecin büyük bir olgunlukla ve sorunsuz bir şekilde
gerçekleşeceğini vurgulayan Arınç seçimin ülkemize hayırlı olması temennisinde
bulundu.
NOT: TBMM Başkanı Arınç'ın Basın açıklamasının tam metnine haberin "İlgili Dökümanlar"
bölümünden ulaşabilirsiniz.
belirten TBMM Başkanı Arınç "Meclisimiz her türlü hazırlığını tamamlamıştır.
Millet iradesi gücünü kullanacak ve yeni Cumhurbaşkanımızı
seçecektir." dedi.
TBMM'de Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili bir basın toplantısı düzenleyen
Meclis Başkanı Bülent Arınç TBMM'de gerçekleşecek seçim sürecine ilişkin bilgi verdi.
Açıklamasında Anayasası'nın 102. ve İçtüzüğün 121. maddelerinin,
Cumhurbaşkanı seçim sürecini detaylı bir şekilde açıkladığını ifade eden Arınç
"Anayasamızın 102. maddesi, Cumhurbaşkanı seçim yetkisini ve görevini TBMM'ye
vermiştir. 101. madde Cumhurbaşkanı adayının niteliklerini, 102. madde seçim usul
ve esaslarını net bir şekilde belirlemiştir." dedi.
TBMM'nin Anayasadan aldığı yetkiyle Cumhurbaşkanlığı
seçimi hususunda yapılacak tüm çalışmaları tamamladığını belirten Arınç dün
Genel Kurul'da adaylık sürecinin başladığını Başkanlık duyurusuyla resmen
ilan ettiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığına başvuru işlemlerinin tamamlanmasının ve Anayasaya
uygun adayların açıklanmasının ardından seçim turlarının belirlenmesi amacıyla
Danışma Kurulu'nun toplantıya çağrılarak tur tarih ve saatlerinin tesbit edileceğini
ifade eden Arınç bu tespitten sonra TBMM Başkanlığının Genel Kurul'da
yapılacak seçim turlarını kamuoyuna duyuracağını belirtti.
"CUMHURBAŞKANININ 3. TURDA SEÇİLEBİLECEĞİ YÜKSEK BİR İHTİMALDİR"
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki turlarda 367 ve salt çoğunluk oranına
ulaşılmadığı takdirde milletvekili seçimlerinin yenileceğini vurgulayan
Arınç "Ancak Meclis aritmetiği göz önüne alındığında yeni Cumhurbaşkanın
3. turda seçileceği yüksek bir ihtimaldir." dedi.
Cumhurbaşkanının seçimlerinin tamamlanmasının ardından 16 Mayıs 2007'de
yeni Cumhurbaşkanının yemin edeceğini ve daha sonra köşkte devir
teslim yapılacağını belirten Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bu sürecin başarıyla ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için gerekli tüm
istişare ve görüşmelerimizi de tamamlamış bulunuyoruz. Dün Meclis'te grubu
bulunan partilerimizin Grup Başkanvekilleriyle bir toplantı yaparak konuyu
kendileriyle görüştüm. Hem hukuki süreç, hem de başkanlık olarak yapmayı
düşündüğümüz bazı düzenlemeler hakkında kendilerini bilgilendirerek
görüşlerini almış bulunuyorum. Başkanlığımız, bu süreç hakkında Meclis'te
temsil edilen ama grubu bulunmayan partilerin Genel Başkanlarını da
bilgilendirmeyi kararlaştırmıştır."
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ DOLAYISIYLA TBMM'DE DÜZENLEMELER...
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla tamamlanması için Meclis
çalışmaları ile ilgili olarak TBMM Güvenlik Koordinasyon Kurulu'nda bir
takım kararların alındığını ifade eden Arınç bu kararlara ilişkin şu bilgileri
verdi: "İlk turun başladığı tarihten 16 Mayıs tarihine kadar yasama faaliyeti
yapılmayacaktır. Yine tur tarihlerine denk gelen günlerde partilerin grup
toplantıları ertelenecektir. Cumhurbaşkanlığı seçim turlarının olduğu günlerde
ziyaretçi kabul edilmeyecek ve iç kulislere giriş olmayacaktır. Turların
yapıldığı günlerde dinleyici localarına giriş için özel davetiye basılacaktır.
Davetiyeler, Meclis'te temsil edilen siyasi partilere, oranlarına göre
dağıtılacaktır. Davetiyesi olmayan kişiler localara alınmayacaktır.
16 Nisan-16 Mayıs 2007 tarihleri arasında TBMM kampusü içinde,
halka açık panel, seminer, sergi gibi sosyal faaliyetler yapılmayacaktır.
Aynı tarihler arasında ziyaretçi giriş çıkışlarında randevulu sisteme
geçilerek, milletvekilleriyle randevusu olmayanlar içeri alınmayacaktır.
Her yıl düzenlenen halk konseri ve halk yürüyüşü bu yıl TBMM Bahçesi'nde
yapılmayacaktır. Türkiye Öğrenci Meclisi 4. Olağan Toplantısı, bu yıla
mahsus olmak üzere Mayıs ayı sonunda gerçekleştirilecektir.
Her yıl Mayıs ayında başlayan ve Haziran ayında sona eren milletvekillerinin
katıldığı TBMM Spor Oyunları, bu yıla mahsus olmak üzere yapılmayacaktır."
Arınç bu düzenlemerle birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
resmi törenlerinin tamamının 23 Nisan günü hiçbir değişiklik olmadan
gerçekleştirileceğini de vurguladı.
"MECLİSİMİZ SORUNSUZ VE HUZUR İÇİNDE CUMHURBAŞKANINI SEÇECEKTİR"
Bu düzenlemelerin tümünün Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla
ve sorunsuz bir şekilde tamamlanması için yapıldığını vurgulayan
Arınç bu konuda olağanüstü bir durum varmış gibi algılanmasını da doğru
bulmadığını söyledi.
Güvenlik birimleriyle yaptığı görüşmelerde önümüzdeki günlerde herhangi bir
sorun öngörülmediğinin kendisine iletildiğini belirten Arınç konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Tüm milletimize buradan gönül rahatlığı ve açıklıkla ifade etmek istiyorum ki,
yeni Cumhurbaşkanımızı huzur içinde ve sorunsuz bir şekilde yüce Meclisimiz
seçecektir. Hiçbir kriz, hiçbir sıkıntı yaşanmayacak ve Meclisimiz Türkiye
Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanını seçecektir. Bu konuda bir kriz
beklentisi içinde olanlar, tartışma ile bu sürecin akamete uğrayacağını
düşünenler, asla kötü niyetlerinin gerçekleştiğini göremeyeceklerdir.
Herşey Anayasamızda ve İçtüzüğümüzde belirtilen kurallar içinde, sükunetle
hayata geçirilecek ve Meclisimiz görevini başarıyla tamamlayacaktır. Bu
konuda kimsenin şüphesi olmasın. Meclisimiz, Cumhurbaşkanlığı seçiminin,
ev sahibi ve tarafıdır. Her türlü hazırlığını tamamlamıştır. Millet iradesi gücünü
kullanacak ve yeni Cumhurbaşkanımızı seçecektir."
"TOPLANTI YETER SAYISI 184'TÜR"
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak bazı tartışmaların gündeme geldiğini
ve bunların demokrasinin ve özgür düşencenin bir gereği olduğuna inandığını
ifade eden Arınç Ancak bazı tartışma konularının seçimlerin meşruluğu
sorguladığı ve halkımızın zihninde şüpheler oluşturduğu düşüncesiyle
bunlara değinmek istediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda üzerinde en çok durulan konunun ilk tur
seçimlerinin yapılacağı günde toplantı yeter sayısının 367 olduğu iddiası
olduğunu ifade eden Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu konudaki düzenleme, Anayasa'nın 96. maddesinde yer almaktadır.
'Toplantı ve karar yeter sayısı' başlığını taşıyan bu maddenin ilgili bölümü
aynen şöyle demektedir:
'Anayasada, başkaca bir hüküm yoksa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye
tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve toplantıya katılanların salt
çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye
tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.'
Bu kadar açık ve net bir tanımlamaya rağmen ve Anayasada başkaca
hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, toplantı yeter sayısının 367
olduğunun iddia edilmesi şaşırtıcıdır."
TBMM içtüzüğünde de toplantı yeter sayısı ile ilgili hükmün içtüzüğün 57.
maddede yer aldığını belirten Arınç "Bu maddeyi aynen okuyorum: 'Başkan
birleşimi açtıktan sonra tereddüde düşerse yoklama yapar. Görüşmeler
sırasında işaretle oylamaya geçilirken, yirmi milletvekili ayağa kalkmak
veya önerge vermek suretiyle yoklama yapılmasını isteyebilir.
Yoklama elektronik oy düğmelerine basmak veya Başkan lüzum gördüğü
zaman ad okumak suretiyle yapılır. Yoklama sonucunda, üye
tamsayısının en az üçte birinin mevcut olmadığı anlaşılırsa, oturum
en geç bir saat sonrasına ertelenebilir. Bu oturumda da
toplantı yeter sayısı yoksa, birleşim kapatılır.' Görüldüğü gibi burada da toplantı
yeter sayısı 184'tür." Diye konuştu.
ÖZAL, DEMİREL VE SEZER'DE 367 ARANMADI
Anayasa ve İçtüzüğün yürürlüğe girdiği 1983 tarihinden bu yana yapılan
3 Cumhurbaşkanlığı seçiminde hiçbir zaman 367 sayısı aranmadığını vurgulayan
Arınç "Meclis Başkanları, toplantı yeter sayısı olan 184'ün olduğunu tespit
etmesiyle seçimlere geçilmiştir." Dedi.
Özal, Demirel ve Sezer'in seçimlerinde hiçbir zaman 367 sayısı aranmadığının
Meclis tutanaklarında sabit olduğunu vurgulayan Arınç konuşmasını şöyle
sürdürdü:
"Böyle olması da normaldir, zira Anayasa ve İçtüzük hükmü bunu gerektirir.
Nitekim tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimleri de dahil, hiçbir siyasi parti bu
seçimlerden herhangi birinin sonucunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi
düşünmemiştir. Ayrıca bugüne kadar toplantı yeter sayısı konusunda ciddi
bir tartışma ve itiraz da olmamıştır.
Öte yandan, iddia doğru olarak kabul edildiği takdirde, Anayasa ve Meclis
İçtüzüğü'nün ilgili maddeleri arasında bir çelişkinin olduğu ortaya çıkar ki, 24
yıldır bunu bir tek kişi bile dile getirmemiştir. Okuma yazma bilen bir kişinin bile
okuduğunda rahatlıkla anlayacağı gibi Anayasa'nın 96. maddesi, toplantı yeter
sayısının 184 olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu konuda emekli bazı savcıların dile
getirdiği hukuk mantığına aykırı iddia, bazı çevreler tarafından hiç üzerinde
düşünülmeden savunulmaya başlanmıştır."
"YÖK SİYASİ BİR KURUM HALİNE GELMİŞTİR"
Bazı siyasilerin bu konuda görüş bildirmesini ya da hukuk mantığına aykırı da olsa
bu iddiayı sahiplenmesini bir dereceye kadar normal karşılanabileceğini ifade eden
Arınç Ancak "Anayasal bir kurum olan YÖK'ün özel bir toplantı düzenleyerek
bu konuda görüş bildirmesini kabul etmemiz mümkün değildir." dedi.
Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:
YÖK Rektörler Komitesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili özel bir basın
toplantısı düzenlemesi, görüşlerini açıklaması, insanları yönlendirmesi ve
ardından tamamen hukuk tekniği bilgisi içeren toplantı yeter sayısı konusunda
görüşler bildirmesini garipsediğimizi ve yanlış bulduğumuzu belirtmek isterim.
Nitekim bazı üniversite rektörlerinin de aynı görüşü savunarak toplantıya
katılmadığını basından öğrendik. YÖK Rektörler Komitesi Kurulması Hakkında
Yönetmeliğin ikinci maddesine göre, bu komite sadece üniversitelerin çalışmaları
konusunda önerilerde bulunan bir komitedir ve görevi eğitim çalışmaları ile
sınırlıdır. Buna rağmen bu komitenin cumhurbaşkanlığı seçimi gibi siyasi bir
konuda görüş bildirme görevi yoktur ve bildirmesi de yanlıştır."
Rektörler Komitesi'nde 4 tane hukukçu bulunduğunu üyelerinin 44 tanesinin tıp
uzmanı olduğunu vurgulayan Arınç böyle bir komitenin toplantı yeter sayısı ile
ilgili teknik bir konuda görüş bildirmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi.
Üniversite rektörlerinin birey olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda görüş
açıklamasını demokrasinin bir zenginliği olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade eden
Arınç "Ancak kurumsal bir organ olan Rektörler Komitesi'nin Cumhurbaşkanlığı
seçimine, adayların niteliklerine, Meclisin temsil oranına, meşruluğuna, son seçim
sonuçlarına dair bir bildiri yayınlaması bir tek şeyi açıkça ispat etmektedir:
YÖK, bilim yuvası olmaktan çıkarılmış ve siyasi bir kurum haline getirilmiştir.
Bu, Türk eğitim ve öğretimi açısından büyük bir kayıptır. Siyasallaşmış bir kurumun
tarafsızlığını ve bilimsel olma özelliğini koruması mümkün değildir. Bu tarihten itibaren
YÖK'ün bilim adına, eğitim adına alacağı kararlar siyasallaştığı için hep şüphe ile
karşılanacaktır." diye konuştu.
"367 TEZİ HİÇBİR ZAMAN UNUTULMAYACAKTIR"
Cumhurbaşkanlığı seçimin ilk turunda toplantı yeter sayısının 367 olcağı iddiasının
tamamen yanlış olduğunu ve hiçbir geçerliliği olmadığını vurgulayan Arınç "Bu iddia
hukuku zorlamanın ötesinde, hukuku katletmektir. O gün Meclisi yönetecek Başkan
olarak, benden önce cumhurbaşkanlığı seçimini yöneten tüm Meclis Başkanlarının
yaptığı gibi, Anayasa'nın 96. maddesine göre toplantı yeter sayısı olan 184 üyeyi
Genel Kurul'da gördüğüm anda seçime başlayacağım. Bu, Anayasamıza,
İçtüzüğümüze uygundur ve şimdiye kadar hep böyle yapılmıştır." dedi.
Aksini iddia etmenin hukuka ideolojik saplantıyla bakmak anlamına geleceğine
dikkat çeken Arınç "367 tezi" gelecekte hiçbir zaman unutulmayacaktır. Eminim
ki 'Hukuk kullanarak demokrasi nasıl devreden çıkartılır' sorusuna hep '367 tezi'
örnek olarak gösterilecektir." diye konuştu.
"TBMM İRADESİNİ PAYLAŞMAZ"
TBMM'nin 84 yıldır ülkemizin Cumhurbaşkanı seçimlerini yaptığını vurgulayan
"Bugün yine aynı seçim gerçekleşecektir. Bu konuda TBMM hiçbir kurum, kişi ya
da grupla bu iradesini paylaşmaz. Meclisimiz Cumhurbaşkanlığı seçiminde, kim ve
nereden gelirse gelsin tüm telkinleri ve müdahaleleri reddeder. Seçme hakkı üzerine
hiçbir ipoteği ve şartı kabul etmez." dedi.
Demokrasinin millet iradesine saygı göstermek olduğuna işaret eden Arınç
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Meclis, demokrasinin sembolü ve hayat kaynağıdır. Meclis iradesinin olmadığı,
kabul edilmediği, meşruiyetinin tartışıldığı bir ortamda demokrasiden bahsedilmesi
mümkün değildir. Biz Meclis kararının meşruluğunun tartışılmasına asla izin
vermeyiz. Bunu millet adına ve demokrasi adına yapıyoruz. Aziz milletimize
bir kez daha sesleniyorum: Huzur, güven ve kararlılık içinde Cumhurbaşkanlığı
seçimini tamamlayacağız. Hiçbir sorun olmadan, aksaklık yaşanmadan bu seçim
gerçekleşecek ve genç Cumhuriyetimizin 11. Cumhurbaşkanı seçilecektir.
Meclisimiz bu onurlu görevi yerine getirmek için hazırdır.
Heyecanla, gururla ve özgüvenle yeni Cumhurbaşkanımız seçilecektir. Bu seçim
nedeniyle mutlu olmalıyız, çünkü Türkiye'de kurumlar çalışıyor, Meclis görevinin
başındadır, rejimimiz güvendedir, demokrasimiz işliyor ve devletimizi temsil eden
yeni Cumhurbaşkanımız görevine başlayacaktır."
"SİYASET NORMALLEŞTİ"
Açıklamasında ülkemizde siyasetin normalleştiğini ve olağandışı koşulların
yaşanmadığı bir sürece girildiğini vurgulayan Arınç bundan geriye dönüşün
de mümkün olmadığını ve herkesin kendini bu yeni Türkiye'ye göre ayarlaması gerektiğini söyledi.
Arınç açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye yakaladığı istikrarı aynı şekilde, daha da artırarak devam ettirecektir.
Türkiye demokrasi sevdasından asla vazgeçmeyecektir. Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürk'ün çizdiği demokrasi yolu aynı kararlılıkla kat edilmeye devam
edilecektir. Meclisimiz Cumhuriyetin kazanımlarının bir tekinin bile kaybedilmesine
asla izin vermeyeceği gibi, onların geliştirilmesi için daha çok çalışacaktır.
Türkiye dünyanın en saygın ülkelerinden biridir ve bu özelliği ile yüzyılın parlayan
yıldızıdır. Güçlü ekonomisi, ülkesine sonuna kadar bağlı vatandaşları, sağlam
demokrasi bilinci, nitelikli iş gücü, onurlu dış politikası, güven veren ordusu,
dünyaya örnek olan işadamları ve sivil toplum örgütleriyle, geleceğin en
müreffeh ülkelerinden biri olacaktır. Buna hepimizin inancı tamdır ve azmimiz
yerindedir. AB üyeliğinde üstün gayretler gösteren Meclisimiz, milletinin refahı
için çalışmalarına daha da hız verecektir."
SİYASETÇİLERE ÇAĞRI..
Siyasetçilere de bir çağrıda bulunmak istediğini ifade eden Arınç "Sizlerle birlikte
son dört yıldır Meclisimizin saygınlığının, itibarının artması için çalıştık. Bugün
hepimizin gösterdiği bu gayretlerle Meclisimiz halkımızın gözünde saygın bir
yere sahiptir ve o saygınlık her geçen gün daha da pekişmektedir. Meclisimizin
değerli üyeleri kendilerine, Meclisimize ve ülkemize yakışır olgunlukta bu süreci
geçirmelidirler." dedi.
Bugünlerin tarihin daha belirgin harflerle yazıldığı önemli günler olduğunu
vurgulayan Arınç herkesin söylediği sözün, gösterdiği tavrın, tarihe silinmeyecek
bir şekilde yazılacağını ifade etti.
22. Dönem Meclisi'nin AB sürecinde yaptığı demokratik devrimlerle tarihe geçtiğini
kaydeden Arınç "Şimdi de 11. Cumhurbaşkanımızı seçerek bir kez daha tarihi bir
rol oynayacaktır. Bu tarihi rolde en önemli görev de sizlere düşmektedir. Sizlerin
Cumhuriyetimizin geleceği için büyük bir olgunlukla üzerinize düşen görevleri
yerine getireceğine inanıyoruz." diye konuştu.
Açıklamasının sonunda bu sürecin büyük bir olgunlukla ve sorunsuz bir şekilde
gerçekleşeceğini vurgulayan Arınç seçimin ülkemize hayırlı olması temennisinde
bulundu.
NOT: TBMM Başkanı Arınç'ın Basın açıklamasının tam metnine haberin "İlgili Dökümanlar"
bölümünden ulaşabilirsiniz.
