2007-10-30 - 15:30
TBMM GENEL KURULU..
CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 73 milletvekilinin, Ankara'da yaşanan içme ve kullanma suyu sorununda, Ankara Büyükşehir Belediyesi üzerinde gözetme ve düzenleyici önlemler alma ve ilgili bakanlıklar arasında işbirliği sağlama konusunda sorumluluklarını yerine getirmeyerek görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme gösterdiği gerekçesiyle Başbakan Erdoğan hakkında verdiği Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerine TBMM Genel Kurulunda başlandı.
Genel Kurul, saat 15.00'de Başkanvekili Nevzat Pakdil başkanlığında toplandı.
- CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Çevre
ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun, DSİ Genel Müdürü olduğu dönemde
hazırlanan bir raporda, ''Kızılırmak suyunun 2. sınıf su olduğu ve içme
suyu olarak kullanılamayacağı belirlenmiştir'' denildiğini iddia etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, Ankara'daki su kesintisiyle
ilgili verilen soruşturma önergesi üzerinde, önerge sahibi olarak söz
alan CHP'li Ateş, Ankara'nın su sorunun, aslında Türkiye'nin yönetim
sorunu olduğunu öne sürdü.
''Bu sorunda, ihmal, suistimal, plansızlık ve oturulan koltuktan
bunların seyredilmesi var'' diyen Ateş, Başkent'in, Türkiye'nin en
pahalı suyunu kullandığını iddia etti.

-''MUSLUKLARINDA SU AKMAZ AMA CADDELERİNİ SU BASAR''-

Ateş, ''Ankara'nın musluklarında su akmaz ama caddelerini su basar''
dedi.
DSİ Genel Müdürlüğünün, Ankara'nın uzun yıllar su sorununu çözecek
planlar yaptığını ifade ederek, DSİ'nin, yurt dışından, Başkentin su
sorununu çözecek 250 milyon dolarlık kredi bulduğunu, ancak ihaleyi
Ankara Büyükşehir Belediyesinin mi yoksa DSİ'nin mi yapacağı konusunda
karar verilemediği için bunun gerçekleşmediğini savundu.
CHP'li Ateş, Ankara'nın su sorununu çözeceği belirtilen Kızılırmak
suyunun fizibilitesinin olmadığını ileri sürdü. Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, ''Bu suyun içilmez olduğuna yönelik
bir siyasi partinin kampanyası, muhalefeti var'' diyerek partisini
suçladığını ifade eden Ateş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da suyun
içilebileceği yönünde açıklamaları olduğunu kaydetti.
Bütün bu açıklamalar yapılırken, Ankara'nın su sorununun halen devam
ettiğini belirten Yılmaz Ateş, 2 aydır barajlardaki doluluk oranının hep
yüzde 1 seviyesinde seyrettiğini söyledi.
CHP'li Ateş, Bakanlar Kurulu sırasında oturan Çevre ve Orman Bakanı
Veysel Eroğlu'nun, DSİ Genel Müdürü olduğu 2005 yılının Aralık ayında
yaptırdığı ve altında imzası bulunan raporun 199. sayfasında,
''(Kesikköprü ve Kızılırmak'ı kastederek) Baraj göllerinin suyunun 2.
sınıf su kalitesinde olduğu ve içme suyu olarak kullanılamayacağı
belirlenmiştir'' denildiğini iddia etti. Ateş, ''Bunu muhalefet olsun
diye mi yapıyor, yoksa burada bir bilim adamının yaptırdığı bir rapor mu
söz konusu? Bu bilim adamı şimdi bakan'' diye konuştu.

-''İHALENİN KENDİSİ DE KİRLİ''-

''Burada kirli olan sadece getirtilmek istenen su değil, ihalenin
kendisi de kirli'' diyen Ateş, Kızılırmak suyuyla ilgili olarak ortada
çok ciddi iddialar olmasına rağmen hiç bir şey olmamış gibi
davranılamayacağını söyledi.
Ateş, konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığının da ''sessiz
kaldığını'' öne sürerek, ''Konuyla ilgili olarak biz soruyoruz,
gazeteciler soruyor ama belediye başkanı ağız dolusu küfürler ediyor''
dedi.
Ortada bir yönetim zafiyeti olduğunu ileri süren Ateş, ''Sayın Veysel
Eroğlu, Ankara'da su kıtlığı yok diyor, evet doğru, Ankara'da su kıtlığı
yok. Kıt olan, akıl kıtlığıdır'' diye konuştu.
Yılmaz Ateş, kimsenin bu sorunla ilgili olarak bana ne deyip bir kenara
çekilemeyeceğini belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başkentin
su sorunuyla ilgili olarak, ''Küresel ısınma oldu. Belediye başkanı ne
yapsın?'' diyerek, Melih Gökçek'e sahip çıktığını söyledi.
Bir gazetenin, su sorunuyla ilgili olarak, ''Belediye başkanı
fiyaskosu'' başlığı attığını kaydeden Ateş, ''Bu belediyenin fiyaskosu
değil, Adalet ve Kalkınma Partisinin fiyaskosudur'' ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında,
Ankara'daki su kesintisiyle ilgili verilen soruşturma önergesinin
görüşmeleri tamamlandı.
Şahsı adına söz alan MHP Ankara Milletvekili Cihan Paçacı, dünyada su
kaynaklarının yüzde 2.5'luk bir oranının tatlı su olduğunu, binde 3'ünün
ise içilebilir olduğunu kaydetti.
Doğal hayatın sürmesi için su kaynaklarının önemine değinen Paçacı, ''Su
kaynakları ile nüfusun dengesiz gelişimi nedeniyle su, dünya için en az
petrol kadar önemlidir. Milletler arası mücadele gerektiren su
kaynaklarına yeterince önem vermiyoruz'' diye konuştu.

-''...YANINA KAR KALMAYACAK''-

Su sorununun DSİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasındaki yetki
kargaşasından meydana geldiğini ifade eden MHP'li Paçacı, ''Davul
DSİ'nin, tokmak Belediyenin elinde kalmış; olan Ankara halkına olmuş.
Belediyenin önceliği su değil, metro inşaatı. 4.5 yıldır Keçiören
caddeleri metro inşaatı nedeniyle trafiğe kapalı. Sincan metro inşaatı 8
yıldır devam ediyor. Öncelik verilen bir iş bile tam anlamıyla yapılmış
değil. Eğer bir belediye başkanı, 'Su problemi yok' diyor ve susuz
bırakıyorsa konunun irdelenmesi gerekir. Ankara, çıkar ilişkileriyle
örülmüş bir zihniyetle yönetiliyor. Makam ve imkanlarını siyasete alet
eden Melih Gökçek bilsin ki yaptığı yanlışların hesabı tek tek
sorulacak, yargı önüne getirilecektir. Kimsenin yaptığı yanına kar
kalmayacaktır'' dedi.
CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok da su probleminin küresel ısınma
ve kuraklıkla açıklanamayacağını ifade etti.
Suyun, yağışlı mevsimlerde barajlarda depolandığını, diğer dönemlerde
kullanıldığını anlatan Baytok, ''Ankara'nın içme suyu barajlara dayalı.
Barajın fizibilitesi ve inşası 20 yılı buluyor. 1968'de hazırlanan
planla barajlar bir bir yapılırken 2000'den sonra yapılmadı. Gerede
Işıklı Barajı ihale aşamasına geldiğinde belediye vazgeçti. Belediyenin
hazine garantili borçlarının artırılmaması için yap-işlet-devret modeli
düşünülmüş. Belediye, su yatırımı yerine alt, üst geçide, metroya
yöneliyor'' diye konuştu.
Kızılırmak'tan hazırlıksız bir şekilde su getirilmeye çalışıldığını
ileri süren Baytok, Kızılırmak'ın suyunun kokulu ve sert olduğunu
söyledi.
Baytok, ''Başbakan ve Belediye Başkanı, yağmur duasından medet umar hale
gelmiş; o da fayda vermedi. Ankara, beceriksiz, keyfi, ihmalkar, kötü
Melih Gökçek yönetimiyle karşı karşıyadır'' dedi.

''SİYASİ POLEMİK''-

AK Parti Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk ise Başbakan Erdoğan hakkında
verilen soruşturma önergesini siyasi polemik olarak değerlendirdi.
''Su konusunun, Başbakanı yıpratmaya yönelik kullanılmasının izahı
yoktur'' diyen Öztürk, ''Başbakan Erdoğan'ın bir dönem suyun akmadığı,
çöplerin toplanmadığı, havanın kirli olduğu bir İstanbul'u devraldığını
unutmayın. Su hakkında böyle bir soruşturma önergesi verilmesi ayıptır,
utanç vericidir. Dünya nüfusunun yüzde 40'ı su sıkıntısıyla karşı
karşıya. Başta Amerika olmak üzere Çin ve Avustralya'da su kesintileri
olmakta'' diye konuştu.
Kendisine yönelik sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu da DSİ Genel Müdürlüğü görevini yürüttüğü sırada 41
kişilik ekiple su konusunda çalışma başlattıklarını bildirdi.
Ankara'ya hızla su getirmek için Kızılırmak Projesinin tercih edildiğini
bildiren Bakan Eroğlu, şöyle devam etti:
''Gerede Projesi tam bitmemişti. Belediye pompa kullanma yerine tünelle
yapılmasını talep etti. Sondaj çalışmaları için talimat verdik
yapılıyor. Sıkıntı çekmemek için Kızılırmak'tan su getirmeye karar
verdik. Kızılırmak suyu için bahsedilen raporda, suda sülfat problemi
olduğunu, bunun giderilmesi için İvedik Arıtma Tesisine işaret ettim.
Böyle bir konuda soruşturma önergesi verilmesini hayretle karşılıyorum.
Şimdiye kadar 30 milyon kişiye su getirdik.''
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından gizli oylamaya geçildi.