2010-12-08 - 19:43
TBMM Genel Kurulu'nda, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nda, haklarında daha önce meslekten
çıkarma cezası verilenlerin idari yargıya başvurmadan önce HSYK'ya başvurmaları
yönünde düzenleme yapıldığını bildirdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nda, haklarında daha önce meslekten
çıkarma cezası verilenlerin idari yargıya başvurmadan önce HSYK'ya başvurmaları
yönünde düzenleme yapıldığını bildirdi.
Bakan Ergin, TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK Kanun Tasarısı'nı hükümet adına
sundu.
Tasarının anayasada yapılan değişikliklere uyum amacıyla hazırlandığını
belirten Bakan Ergin, anayasa değişikliğiyle önemli reformların
gerçekleştirildiğini ifade etti.
Ergin, HSYK'nın kurulduğu günden bu yana, ''üye sayısının az olması,
üyelerin sadece Yargıtay ve Danıştaydan gelmesi, kurul kararlarının yargı
denetimine tamamen kapalı olması'' gibi nedenlerle yoğun olarak eleştirildiğini
kaydetti.
Sadullah Ergin, bundan sonra yapılabilecek anayasa değişikliğinde
HSYK'nın yapısı konusunda daha ileri adımlar atılabileceğini söyledi.
Anayasa değişikliğiyle HSYK'nın yapısında gerçekleştirilen yeni
düzenlemeleri anlatan Ergin, ''Bugüne kadar yaşanan süreçte anayasadaki
düzenlemelerin zorunlu bir yansıması niteliğindeki bazı düzenlemelerin yeniden
eleştiri konusu yapıldığını görmekteyiz. Bu doğru bir yaklaşım tarzı değildir''
dedi.
Bakan Ergin, HSYK'da Adalet Bakanı ve müsteşarın yer almasının
eleştirildiğini söyledi.
Adalet Bakanı'nın başkanı olduğu HSYK'daki yetkilerinin olabildiğince
sınırlandırıldığını ve neredeyse sembolik hale getirildiğini ifade eden Ergin,
müsteşara da daire başkanı seçilebilme hakkı tanınmadığını kaydetti.
Adalet Bakanı Ergin, HSYK'nın üye kaynağının yüksek mahkemelerin
üyeleriyle sınırlandırılmadığını, adli ve idari yargıdan gelen hakim ve
savcıların yanı sıra akademisyenler ve avukatların kurulda yer almasının
sağlandığını bildirdi.
Tasarının geçici 3. maddesinde yer alan düzenlemenin eleştirildiğini
belirten Ergin, şöyle konuştu:
''Daha önceden kurulun bütün kararları yargı denetimi dışındayken anayasa
değişikliğiyle kurulun meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolu açılmıştır.
Hukukun genel ilkeleri uyarınca haklarında daha önce meslekten çıkarma cezası
verilenlerin de bu hükümden yararlanmaları gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle
geçici 3. maddeyle haklarında daha önce meslekten çıkarma cezası verilenlerin
idari yargıya başvurmadan önce kurula başvurmaları yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bu konuya eleştiri getirmeden önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM),
haklarında meslekten çıkarma cezası verilen kişilerle ilgili olarak ülkemiz
hakkında verdiği ihlal kararlarını, bu kişilerle ilgili olarak uluslararası
kamuoyunda belli çevrelerin yaptıkları değerlendirmeleri hatırlamakta fayda
vardır. Eski kurul döneminde bu konuda haklarında karar verilip ulusal veya
uluslararası çevrelerde gündem konusu olan kararların ülkemiz açısından olumlu
imaj oluşturmadığı hepimizin malumudur. Geniş tabanlı temsil esasına göre
oluşturulan yeni kurulun, belirtilen durumda olan kişilerden başvuruda
bulunanların konumlarını yeniden değerlendirmek suretiyle karar vermeleri
amacıyla getirilen bu düzenlemenin çokça eleştirilmesinin doğru bir yaklaşım
olmadığını düşünmekteyiz. Bu geçici düzenlemenin af olarak nitelendirilmesinin de
hukuki dayanağı olmadığını düşünmekteyiz.''
Adalet Bakanı Ergin, tasarı üzerinde TBMM Adalet Komisyonu'nda yapılan
değişiklikler hakkında da bilgi verdi.
Ergin, tasarının getirdiği bazı yenilikleri şöyle özetledi:
''Kurul bağımsız bir yapıya kavuşturulacak, görevlerini yerine getirirken
hiçbir organ, makam veya kişi kurula talimat veremeyecek. Kurul mahkemelerin
bağımsızlığı ile hakimlik ve savcılık teminat esaslarını gözeterek adalet,
tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde görev yapacak.
Sekreterya işlerini yürütmek üzere genel sekreterlik kurulacak. Kurul, başkanlık,
genel kurul ve dairelerden oluşacak. Adalet Bakanlığı müsteşarı sadece
dairelerden birinde üye olacak, daire başkanı veya başkanvekili olamayacak. Genel
kurul kararlarının yeniden incelenmesi istenebilecek. Daha önce haklarında
meslekten çıkarma cezası verilenlere yargı yoluna başvurmadan önce kurula
başvurarak durumlarının yeniden değerlendirilmesi yolu açılacak.''
HSYK Kanun Tasarısı'ndan önce 2011 yılı bütçesinin TBMM Genel Kurulu'nda
görüşülmesine ilişkin takvimi içeren Danışma Kurulu önerisi oylanarak kabul
edildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
''yargının ele geçirildiği'' yönündeki eleştirilerle ilgili olarak, ''Bir adalet
bakanı yetkilerinden vazgeçiyor, bir iktidar kendi bakanında olan yetkileri geri
alıyor, siz ise 'yargıyı ele geçiriyorsunuz' diyorsunuz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda HSYK Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP grubunun görüşlerini açıklayan Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk, ''Tasarıda, çok daha ağır 12 Eylül düzenlemeleri var. 12 Eylül darbe
anayasasında olduğu gibi adalet bakanı kurulun başkanıdır, müsteşarı darbe
anayasası ve yasasında olduğu gibi kurulun doğal üyesidir'' dedi.
Köktürk, hakim ve savcıların atanmaları, nakilleri gibi çok önemli
görevleri üstlenen 1. Daire'nin oluşumunda adalet bakanı müsteşarına yer
verilirken Danıştaydan seçilen üyenin olmamasını eleştirdi.
HSYK'nın meslekten çıkarma kararlarına yargı yolunun açılmasının olumlu
olduğunu ifade eden Köktürk, ''Meslekten çıkarmaya yönelik mevzuatta değişiklik
yapılmamasına rağmen yani meslekten ihraç nedenleri anayasa ve bu tasarıyla
değiştirilmemesine rağmen meslekten çıkarma nedenlerinin değiştirilmemesi gerçeği
karşısında HSYK'ya başvuru yolu getirilmesi hukuki dayanaktan yoksundur'' diye
konuştu.
Köktürk, ''Tasarının bu yapısı, içeriğiyle 12 Eylül rejiminin hazırladığı
anayasa ve yasadan daha olumlu bir düzenleme olduğunu söylemek mümkün mü?'' diye
sordu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, HSYK'nın yargının önemli bir organı,
parlamenter rejimde denge ve denetim organı olduğunu belirterek, ''Ancak bir şey
değildir, siyasal iktidarlar tarafından ele geçirilecek stratejik bir mevki,
siyasi mevzi değildir'' dedi.
Bundan önceki HSYK'nın 12 Eylül ürünü olduğunu, antidemokratik
uygulamalar yapıldığını, eksiğinin, yanlışının bulunduğunu,
demokratikleştirilmesi gerektiğini kaydeden Bal, ancak bunun böyle yapılmaması
gerektiğini belirtti.
Bal, daha önce 'CHP'nin arka bahçesi' diye eleştirilen HSYK'nın şimdi 'AK
Parti'nin sırça köşkü' haline getirilmek istendiğini ileri sürdü.
Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesindeki yedek üye kaldırılmasına
rağmen HSYK'ya yedek üye ihdas edildiğini hatırlatan Bal, ''Yandaş kamu görevlisi
kitlesi yarattınız, devleti AKP'lileştirdiniz bunu koruyacak hukuk yaratmak
istiyorsunuz, sermayeyi, basını yandaşlaştırdınız bunları koruyacak hukuk
yaratmak istiyorsunuz'' dedi.
Faruk Bal, HSYK seçimleri sonucunda, Adalet Bakanlığına yakın olan ve
olmayan iki kitle oluştuğunu, yakın olmayan kitlenin korktuğunu, tasfiye
edileceğinden endişe duyduğunu söyledi.
Bal, bu kaygılarının giderilmesi, yeni seçilen üyelerin yargı üzerindeki
bu kaygıyı gidermesi gerektiğini belirtti.
BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, yargının bir taraf olarak kendini
konumlandırdığını, bu nedenle toplumsal tartışmaların ana gündemini oluşturduğunu
öne sürdü.
''Yargı, yandaş siyasete soyundu'' diyen Geylani, bunun da halkın yargıya
güvenini derinden yaraladığını belirtti.
Geylani, yargının siyasi gerilimlere taraf olmasının nedeninin mevcut
sistemin yargıya biçtiği konum olduğunu kaydederek, yargının karar verirken
devletçi ideolojiye, askeri hassasiyetlere önem verdiğini iddia etti.
Hamit Geylani, ''Yargı, yurttaşın tek güvencesi olması gerekirken
devletin baskıcı yapısının bekçiliğini yapmaktadır. Yargının devletten
bağımsızlığı sorunu vardır'' diuye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da partisinin görüşlerini
açıklarken daha önce, kürsüde görev yapan 10 bin hakim ve savcının HSYK'da
temsilcisinin olmadığını, hakim ve savcıların burada söz söyleme, denetleme hakkı
bulunmadığını, adeta esamesinin okunmadığını kaydetti.
Bozdağ, kurula Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu demenin yanlış
olduğunu, ''Yargıtay ve Danıştay hakim ve savcıları yüksek kurulu'' niteliği
taşıdığını, bütün hakim, savcıları temsil etmediğini, demokratik meşruiyeti
bulunmadığını söyledi.
Tasarıyla Yargıtay ve Danıştayın kurula üye seçeceğine işaret eden
Bozdağ, şunları kaydetti:
''Yargıtay Başkanı açıklama yapıyor. Danıştay Başkanı, yargı
bağımsızlığının elden gittiğini söylüyor. Dünyanın hangi ülkesinde bir kurulun
üzerindeki, seçim sisteminin üzerindeki denetim ve vesayeti ortadan kaldıran, o
organa doğrudan üye seçebilirsin diye yetki veren bir düzenleme yaparsınız da
onlar buna karşı çıkar? Bizdekiler karşı çıktı. Bütün hakim ve savcıları temsil
eden bir yapı oluşturuluyor. Hukuk devleti adına ileri bir adım, kurula
demokratik meşruiyet kazandırıyor. Eski yasada müthiş bir kudret vardı, göbeğine
kadar Adalet Bakanlığına bağlı sistemdi. Yürütmenin etkisi orada mı çok bu
tasarıda mı? Bir adalet bakanı bu yetkilerinden vazgeçiyor, bir iktidar kendi
bakanında olan bu yetkileri geri alıyor, siz 'yargıyı ele geçiriyorsunuz'
diyorsunuz. 'Bu kurula TBMM neden üye seçmedi, demokratik meşruiyetin tam olması
için meclisin seçmesi lazımdı' diye eleştiri yapsaydık hak verirdim.''
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Yeni Hakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) hangi cemaatlerin mensupları ile dolmuştur?''
sorusuna, ''Bu soyut isnatlar, hiçbir anlam ve mana ifade etmezler. Hiç bir hakim
ve savcıyı mesnetsiz olarak itham etme hakkına sahip değilsiniz'' yanıtını
verdi.
TBMM Genel Kurulunda, HSYK Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, tasarıyla yargı sisteminin,
vesayetin yükünden kurtarıldığını söyledi.
İyimaya, ''Anayasa, yasa yapmak sorun değil, demokratik dönüşüm sorun.
Zor zamanların zor işlerinde, vesayet paradigmaları değil, hukuk ve demokrasi
paradigmaları geliyor. HSYK, esasen bir yargı organı değil, yargı aralığını
düzenleyen regülasyon organıdır, idari organdır'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Ergin, bazı
milletvekillerinin, ''Niye gizlice ABD'ye gittiniz?'' sorularını yanıtlarken bu
görüşmenin ABD ve Türkiye adalet bakanlıkları arasındaki ilişkilerin bir parçası
olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ABD ile karşılıklı projeler yürüttüğünü ifade eden Ergin,
yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamak adına bakanlıktan bir heyetin,
ABD'de çalıştığını kaydetti.
Sadullah Ergin, bu çalışmaların bazı ülkelerle de yapıldığını ifade
ederek, ''Bu tür ilişkiler bugünün dünyasında son derece normal. Benim ABD Bakanı
ile görüşmem, Türkiye ile ABD arasındaki adli anlaşmalarda yaşanan tıkanıkların
çözümüne ilişkin pratik bir yol bulma amacı taşıyordu. Suçluların ve hükümlülerin
iadesi konusunda yaşanan sorunlar.... 5-6 yıldır yapılan yazışmalar sonucunda
sonuç alınamayan konular bunlar. Bunların çözüme kavuşturulması gerekiyordu.
Görüşme de gizli yapılmadı ve basında yer aldı'' diye konuştu.
''Özel yetkili mahkemeleri kaldırmayı düşünüyor musunuz?'' sorusuna
Ergin, ''Kısa vadede böyle bir proje sözkonusu değil'' yanıtını verdi.
Ergin, ''HSYK seçimini bakanlık listesi kazandı'' iddialarına ilişkin
sorulara da cevap verdi.
Bu konuda daha önce açıklama yaptıklarını dile getiren Ergin, ''Bu işin
seçmeni 12 bine yakın kürsü hakim ve savcısı. Bu hakim ve savcılar, Türkiye'deki
genel seçimlerin selametini sağlayan kişiler aynı zamanda. Seçmeninin hakim ve
savcıların olduğu ve YSK'nın gözetimi altında yapılan bir seçimde bu iddialar
gündeme getirilmiştir. Bu iddiaları YSK da değerlendirmiştir ve buna dönük bir
tespitleri olmadığını belirtmiştir'' dedi.
Bakan Ergin, Anayasa'nın geçici 15. maddesinin, 12 Eylül'ü yapanların
cezai soruşturmaya uğrayamayacağını hüküm altına aldığını anımsatarak, ''AB'ye
tam üyelik müzakerelerini yürüten bir ülke olarak, Anayasasında darbe faillerini
koruyan, onlara güvence sağlayan bir maddeyi taşıyamayız. Bu, Anayasamız
açısından bir ayıptır, bizim gelecek kuşaklara bırakacak çok kötü bir mirasımız
olacaktır. Burada yargılamayı yapacak olan da siyaset kurumu değildir, bağımsız
yargı organlarıdır'' diye konuştu.
''Yeni HSYK hangi cemaatlerin mensupları ile dolmuştur?'' sorusuna ise
Sadullah Ergin, ''Bu şekildeki soyut isnatlar, hiçbir anlam ve mana ifade
etmezler. Herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Hiç bir hakim ve savcıyı
mesnetsiz olarak itham etme hakkına sahip değilsiniz'' yanıtını verdi.
Bakan Ergin'in soruları yanıtlamasıyla tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmış oldu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, çalışma saatinin tamamlanması üzerine,
birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.
(23.45)
Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine başlandı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanun Tasarısı'nda, haklarında daha önce meslekten
çıkarma cezası verilenlerin idari yargıya başvurmadan önce HSYK'ya başvurmaları
yönünde düzenleme yapıldığını bildirdi.
Bakan Ergin, TBMM Genel Kurulu'nda, HSYK Kanun Tasarısı'nı hükümet adına
sundu.
Tasarının anayasada yapılan değişikliklere uyum amacıyla hazırlandığını
belirten Bakan Ergin, anayasa değişikliğiyle önemli reformların
gerçekleştirildiğini ifade etti.
Ergin, HSYK'nın kurulduğu günden bu yana, ''üye sayısının az olması,
üyelerin sadece Yargıtay ve Danıştaydan gelmesi, kurul kararlarının yargı
denetimine tamamen kapalı olması'' gibi nedenlerle yoğun olarak eleştirildiğini
kaydetti.
Sadullah Ergin, bundan sonra yapılabilecek anayasa değişikliğinde
HSYK'nın yapısı konusunda daha ileri adımlar atılabileceğini söyledi.
Anayasa değişikliğiyle HSYK'nın yapısında gerçekleştirilen yeni
düzenlemeleri anlatan Ergin, ''Bugüne kadar yaşanan süreçte anayasadaki
düzenlemelerin zorunlu bir yansıması niteliğindeki bazı düzenlemelerin yeniden
eleştiri konusu yapıldığını görmekteyiz. Bu doğru bir yaklaşım tarzı değildir''
dedi.
Bakan Ergin, HSYK'da Adalet Bakanı ve müsteşarın yer almasının
eleştirildiğini söyledi.
Adalet Bakanı'nın başkanı olduğu HSYK'daki yetkilerinin olabildiğince
sınırlandırıldığını ve neredeyse sembolik hale getirildiğini ifade eden Ergin,
müsteşara da daire başkanı seçilebilme hakkı tanınmadığını kaydetti.
Adalet Bakanı Ergin, HSYK'nın üye kaynağının yüksek mahkemelerin
üyeleriyle sınırlandırılmadığını, adli ve idari yargıdan gelen hakim ve
savcıların yanı sıra akademisyenler ve avukatların kurulda yer almasının
sağlandığını bildirdi.
Tasarının geçici 3. maddesinde yer alan düzenlemenin eleştirildiğini
belirten Ergin, şöyle konuştu:
''Daha önceden kurulun bütün kararları yargı denetimi dışındayken anayasa
değişikliğiyle kurulun meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yolu açılmıştır.
Hukukun genel ilkeleri uyarınca haklarında daha önce meslekten çıkarma cezası
verilenlerin de bu hükümden yararlanmaları gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle
geçici 3. maddeyle haklarında daha önce meslekten çıkarma cezası verilenlerin
idari yargıya başvurmadan önce kurula başvurmaları yönünde düzenleme yapılmıştır.
Bu konuya eleştiri getirmeden önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM),
haklarında meslekten çıkarma cezası verilen kişilerle ilgili olarak ülkemiz
hakkında verdiği ihlal kararlarını, bu kişilerle ilgili olarak uluslararası
kamuoyunda belli çevrelerin yaptıkları değerlendirmeleri hatırlamakta fayda
vardır. Eski kurul döneminde bu konuda haklarında karar verilip ulusal veya
uluslararası çevrelerde gündem konusu olan kararların ülkemiz açısından olumlu
imaj oluşturmadığı hepimizin malumudur. Geniş tabanlı temsil esasına göre
oluşturulan yeni kurulun, belirtilen durumda olan kişilerden başvuruda
bulunanların konumlarını yeniden değerlendirmek suretiyle karar vermeleri
amacıyla getirilen bu düzenlemenin çokça eleştirilmesinin doğru bir yaklaşım
olmadığını düşünmekteyiz. Bu geçici düzenlemenin af olarak nitelendirilmesinin de
hukuki dayanağı olmadığını düşünmekteyiz.''
Adalet Bakanı Ergin, tasarı üzerinde TBMM Adalet Komisyonu'nda yapılan
değişiklikler hakkında da bilgi verdi.
Ergin, tasarının getirdiği bazı yenilikleri şöyle özetledi:
''Kurul bağımsız bir yapıya kavuşturulacak, görevlerini yerine getirirken
hiçbir organ, makam veya kişi kurula talimat veremeyecek. Kurul mahkemelerin
bağımsızlığı ile hakimlik ve savcılık teminat esaslarını gözeterek adalet,
tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde görev yapacak.
Sekreterya işlerini yürütmek üzere genel sekreterlik kurulacak. Kurul, başkanlık,
genel kurul ve dairelerden oluşacak. Adalet Bakanlığı müsteşarı sadece
dairelerden birinde üye olacak, daire başkanı veya başkanvekili olamayacak. Genel
kurul kararlarının yeniden incelenmesi istenebilecek. Daha önce haklarında
meslekten çıkarma cezası verilenlere yargı yoluna başvurmadan önce kurula
başvurarak durumlarının yeniden değerlendirilmesi yolu açılacak.''
HSYK Kanun Tasarısı'ndan önce 2011 yılı bütçesinin TBMM Genel Kurulu'nda
görüşülmesine ilişkin takvimi içeren Danışma Kurulu önerisi oylanarak kabul
edildi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,
''yargının ele geçirildiği'' yönündeki eleştirilerle ilgili olarak, ''Bir adalet
bakanı yetkilerinden vazgeçiyor, bir iktidar kendi bakanında olan yetkileri geri
alıyor, siz ise 'yargıyı ele geçiriyorsunuz' diyorsunuz'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda HSYK Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
CHP grubunun görüşlerini açıklayan Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk, ''Tasarıda, çok daha ağır 12 Eylül düzenlemeleri var. 12 Eylül darbe
anayasasında olduğu gibi adalet bakanı kurulun başkanıdır, müsteşarı darbe
anayasası ve yasasında olduğu gibi kurulun doğal üyesidir'' dedi.
Köktürk, hakim ve savcıların atanmaları, nakilleri gibi çok önemli
görevleri üstlenen 1. Daire'nin oluşumunda adalet bakanı müsteşarına yer
verilirken Danıştaydan seçilen üyenin olmamasını eleştirdi.
HSYK'nın meslekten çıkarma kararlarına yargı yolunun açılmasının olumlu
olduğunu ifade eden Köktürk, ''Meslekten çıkarmaya yönelik mevzuatta değişiklik
yapılmamasına rağmen yani meslekten ihraç nedenleri anayasa ve bu tasarıyla
değiştirilmemesine rağmen meslekten çıkarma nedenlerinin değiştirilmemesi gerçeği
karşısında HSYK'ya başvuru yolu getirilmesi hukuki dayanaktan yoksundur'' diye
konuştu.
Köktürk, ''Tasarının bu yapısı, içeriğiyle 12 Eylül rejiminin hazırladığı
anayasa ve yasadan daha olumlu bir düzenleme olduğunu söylemek mümkün mü?'' diye
sordu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, HSYK'nın yargının önemli bir organı,
parlamenter rejimde denge ve denetim organı olduğunu belirterek, ''Ancak bir şey
değildir, siyasal iktidarlar tarafından ele geçirilecek stratejik bir mevki,
siyasi mevzi değildir'' dedi.
Bundan önceki HSYK'nın 12 Eylül ürünü olduğunu, antidemokratik
uygulamalar yapıldığını, eksiğinin, yanlışının bulunduğunu,
demokratikleştirilmesi gerektiğini kaydeden Bal, ancak bunun böyle yapılmaması
gerektiğini belirtti.
Bal, daha önce 'CHP'nin arka bahçesi' diye eleştirilen HSYK'nın şimdi 'AK
Parti'nin sırça köşkü' haline getirilmek istendiğini ileri sürdü.
Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesindeki yedek üye kaldırılmasına
rağmen HSYK'ya yedek üye ihdas edildiğini hatırlatan Bal, ''Yandaş kamu görevlisi
kitlesi yarattınız, devleti AKP'lileştirdiniz bunu koruyacak hukuk yaratmak
istiyorsunuz, sermayeyi, basını yandaşlaştırdınız bunları koruyacak hukuk
yaratmak istiyorsunuz'' dedi.
Faruk Bal, HSYK seçimleri sonucunda, Adalet Bakanlığına yakın olan ve
olmayan iki kitle oluştuğunu, yakın olmayan kitlenin korktuğunu, tasfiye
edileceğinden endişe duyduğunu söyledi.
Bal, bu kaygılarının giderilmesi, yeni seçilen üyelerin yargı üzerindeki
bu kaygıyı gidermesi gerektiğini belirtti.
BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, yargının bir taraf olarak kendini
konumlandırdığını, bu nedenle toplumsal tartışmaların ana gündemini oluşturduğunu
öne sürdü.
''Yargı, yandaş siyasete soyundu'' diyen Geylani, bunun da halkın yargıya
güvenini derinden yaraladığını belirtti.
Geylani, yargının siyasi gerilimlere taraf olmasının nedeninin mevcut
sistemin yargıya biçtiği konum olduğunu kaydederek, yargının karar verirken
devletçi ideolojiye, askeri hassasiyetlere önem verdiğini iddia etti.
Hamit Geylani, ''Yargı, yurttaşın tek güvencesi olması gerekirken
devletin baskıcı yapısının bekçiliğini yapmaktadır. Yargının devletten
bağımsızlığı sorunu vardır'' diuye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ da partisinin görüşlerini
açıklarken daha önce, kürsüde görev yapan 10 bin hakim ve savcının HSYK'da
temsilcisinin olmadığını, hakim ve savcıların burada söz söyleme, denetleme hakkı
bulunmadığını, adeta esamesinin okunmadığını kaydetti.
Bozdağ, kurula Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu demenin yanlış
olduğunu, ''Yargıtay ve Danıştay hakim ve savcıları yüksek kurulu'' niteliği
taşıdığını, bütün hakim, savcıları temsil etmediğini, demokratik meşruiyeti
bulunmadığını söyledi.
Tasarıyla Yargıtay ve Danıştayın kurula üye seçeceğine işaret eden
Bozdağ, şunları kaydetti:
''Yargıtay Başkanı açıklama yapıyor. Danıştay Başkanı, yargı
bağımsızlığının elden gittiğini söylüyor. Dünyanın hangi ülkesinde bir kurulun
üzerindeki, seçim sisteminin üzerindeki denetim ve vesayeti ortadan kaldıran, o
organa doğrudan üye seçebilirsin diye yetki veren bir düzenleme yaparsınız da
onlar buna karşı çıkar? Bizdekiler karşı çıktı. Bütün hakim ve savcıları temsil
eden bir yapı oluşturuluyor. Hukuk devleti adına ileri bir adım, kurula
demokratik meşruiyet kazandırıyor. Eski yasada müthiş bir kudret vardı, göbeğine
kadar Adalet Bakanlığına bağlı sistemdi. Yürütmenin etkisi orada mı çok bu
tasarıda mı? Bir adalet bakanı bu yetkilerinden vazgeçiyor, bir iktidar kendi
bakanında olan bu yetkileri geri alıyor, siz 'yargıyı ele geçiriyorsunuz'
diyorsunuz. 'Bu kurula TBMM neden üye seçmedi, demokratik meşruiyetin tam olması
için meclisin seçmesi lazımdı' diye eleştiri yapsaydık hak verirdim.''
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Yeni Hakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) hangi cemaatlerin mensupları ile dolmuştur?''
sorusuna, ''Bu soyut isnatlar, hiçbir anlam ve mana ifade etmezler. Hiç bir hakim
ve savcıyı mesnetsiz olarak itham etme hakkına sahip değilsiniz'' yanıtını
verdi.
TBMM Genel Kurulunda, HSYK Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, tasarıyla yargı sisteminin,
vesayetin yükünden kurtarıldığını söyledi.
İyimaya, ''Anayasa, yasa yapmak sorun değil, demokratik dönüşüm sorun.
Zor zamanların zor işlerinde, vesayet paradigmaları değil, hukuk ve demokrasi
paradigmaları geliyor. HSYK, esasen bir yargı organı değil, yargı aralığını
düzenleyen regülasyon organıdır, idari organdır'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Ergin, bazı
milletvekillerinin, ''Niye gizlice ABD'ye gittiniz?'' sorularını yanıtlarken bu
görüşmenin ABD ve Türkiye adalet bakanlıkları arasındaki ilişkilerin bir parçası
olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ABD ile karşılıklı projeler yürüttüğünü ifade eden Ergin,
yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamak adına bakanlıktan bir heyetin,
ABD'de çalıştığını kaydetti.
Sadullah Ergin, bu çalışmaların bazı ülkelerle de yapıldığını ifade
ederek, ''Bu tür ilişkiler bugünün dünyasında son derece normal. Benim ABD Bakanı
ile görüşmem, Türkiye ile ABD arasındaki adli anlaşmalarda yaşanan tıkanıkların
çözümüne ilişkin pratik bir yol bulma amacı taşıyordu. Suçluların ve hükümlülerin
iadesi konusunda yaşanan sorunlar.... 5-6 yıldır yapılan yazışmalar sonucunda
sonuç alınamayan konular bunlar. Bunların çözüme kavuşturulması gerekiyordu.
Görüşme de gizli yapılmadı ve basında yer aldı'' diye konuştu.
''Özel yetkili mahkemeleri kaldırmayı düşünüyor musunuz?'' sorusuna
Ergin, ''Kısa vadede böyle bir proje sözkonusu değil'' yanıtını verdi.
Ergin, ''HSYK seçimini bakanlık listesi kazandı'' iddialarına ilişkin
sorulara da cevap verdi.
Bu konuda daha önce açıklama yaptıklarını dile getiren Ergin, ''Bu işin
seçmeni 12 bine yakın kürsü hakim ve savcısı. Bu hakim ve savcılar, Türkiye'deki
genel seçimlerin selametini sağlayan kişiler aynı zamanda. Seçmeninin hakim ve
savcıların olduğu ve YSK'nın gözetimi altında yapılan bir seçimde bu iddialar
gündeme getirilmiştir. Bu iddiaları YSK da değerlendirmiştir ve buna dönük bir
tespitleri olmadığını belirtmiştir'' dedi.
Bakan Ergin, Anayasa'nın geçici 15. maddesinin, 12 Eylül'ü yapanların
cezai soruşturmaya uğrayamayacağını hüküm altına aldığını anımsatarak, ''AB'ye
tam üyelik müzakerelerini yürüten bir ülke olarak, Anayasasında darbe faillerini
koruyan, onlara güvence sağlayan bir maddeyi taşıyamayız. Bu, Anayasamız
açısından bir ayıptır, bizim gelecek kuşaklara bırakacak çok kötü bir mirasımız
olacaktır. Burada yargılamayı yapacak olan da siyaset kurumu değildir, bağımsız
yargı organlarıdır'' diye konuştu.
''Yeni HSYK hangi cemaatlerin mensupları ile dolmuştur?'' sorusuna ise
Sadullah Ergin, ''Bu şekildeki soyut isnatlar, hiçbir anlam ve mana ifade
etmezler. Herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Hiç bir hakim ve savcıyı
mesnetsiz olarak itham etme hakkına sahip değilsiniz'' yanıtını verdi.
Bakan Ergin'in soruları yanıtlamasıyla tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmış oldu.
TBMM Başkanvekili Meral Akşener, çalışma saatinin tamamlanması üzerine,
birleşimi yarın saat 13.00'de toplanmak üzere kapattı.
(23.45)
