2010-05-03 - 18:04
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesine destek vermeyen AK Parti milletvekilleriyle ilgili olarak, ''Farklı düşüncelerde olsalardı bunu yapılan toplantılarda çok net olarak dile getirmeleri gerekirdi. Doğruluk, dürüstlük, kişilikli olmak bunu gerektirirdi'' dedi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Anayasa değişikliği teklifinin 8. maddesine destek
vermeyen AK Parti milletvekilleriyle ilgili olarak, ''Farklı düşüncelerde olsalardı
bunu yapılan toplantılarda çok net olarak dile getirmeleri gerekirdi. Doğruluk,
dürüstlük, kişilikli olmak bunu gerektirirdi'' dedi.
Hayati Yazıcı, TBMM'de, gazetecilerin Anayasa değişikliği teklifinin 8.
maddesinin reddedilmesine ilişkin sorularını yanıtladı.
Teklifin 8. maddesinin reddedilmesinin paketin diğer maddelerini
etkilemeyeceğini belirten Yazıcı, her maddenin kendisiyle alakalı olduğunu,
sonuçta paketin tümünün oylanacağını söyledi.
Paketin görüşülmesine devam edeceklerini ifade eden Yazıcı, ''Bunun
siyasi risk olup olmayacağına'' ilişkin bir soruya şu karşılığı verdi:
''Olur mu öyle şey? Türkiye'nin bu değişikliklere ihtiyacı var. Türkiye
bu süreçleri aşacak. Türkiye'de kamu kurum ve kuruluşlarının demokratik ölçütlere
uygun işlev yapacak hale gelmesini sağlamakla bu iktidar yükümlüdür. Biz bunu
sağlama çabası içindeyiz.
Türkiye'de siyasi partilerle ilgili yapılan işlemleri takip ediyorsunuz.
Yani hiç kimse bunun arkasında Türkiye'nin birliği, bütünlüğü... Bunlar bizim
hepimizin kırmızı çizgisidir. Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, işte Anayasanın ilk
üç maddesinde cumhuriyetin niteliklerine yapılan vurgular hepimizin önceliğidir.
Ama Türkiye'de sorunlardan bir tanesi de hak ve özgürlük alanlarının dar oluşu
veyahut bu konuda işlem yapacak olan kurumların ölçüsü belli olmayan yorumlarına
zemin hazırlayacak nitelikte olması. Bu alanların belli olması lazım. Türkiye'de
kamu kurum ve kuruluşları kendilerine çizilmiş görev ve yetki alanlarında hareket
ettiği sürece sorun olmaz. Bu düzenlemeler de bunu amaçlıyordu, bunu hedefliyordu
ama arkadaşlarımızın kimi anlamadı.''
Yazıcı, ''Anlamamışlar mı, anlatamadınız mı, yoksa sizden farklı mı
düşünüyorlar?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi:
''Farklı düşüncelerde olsalardı bunu yapılan toplantılarda çok net olarak
dile getirmeleri gerekirdi. Doğruluk, dürüstlük, kişilikli olmak bunu
gerektirirdi. Ama bu yolda bir şey görmedim ben. Dolayısıyla bugün bunu görmüşüz,
sonra değerlendireceklerdir arkadaşlarımız.
İnsan bazen kazaya uğrar, bir yere çarpar, çarptıktan sonra kendisine
gelir, tekrar bir empati yapar. 'Ben ne yapıyorum, böyle davranmakla neye hizmet
ettim?' der. Türkiye'nin çıkarına, ülkenin çıkarına dönük düşünüp bakar. Büyük
bir ihtimalle bakacaklardır'' yanıtını verdi.
Devlet Bakanı Faruk Çelik de konuyla ilgili değerlendirmesini soran basın
mensuplarına, ''olayın etkisi üzerimizde şu anda. Sağlıklı bir değerlendirme
yapmak zor'' dedi.
Çelik, değişiklik teklifindeki 17. maddenin de düşmesi durumunda ne
olacağı sorusuna da ''İnşallah olmaz'' yanıtını verdi. (18.04)
vermeyen AK Parti milletvekilleriyle ilgili olarak, ''Farklı düşüncelerde olsalardı
bunu yapılan toplantılarda çok net olarak dile getirmeleri gerekirdi. Doğruluk,
dürüstlük, kişilikli olmak bunu gerektirirdi'' dedi.
Hayati Yazıcı, TBMM'de, gazetecilerin Anayasa değişikliği teklifinin 8.
maddesinin reddedilmesine ilişkin sorularını yanıtladı.
Teklifin 8. maddesinin reddedilmesinin paketin diğer maddelerini
etkilemeyeceğini belirten Yazıcı, her maddenin kendisiyle alakalı olduğunu,
sonuçta paketin tümünün oylanacağını söyledi.
Paketin görüşülmesine devam edeceklerini ifade eden Yazıcı, ''Bunun
siyasi risk olup olmayacağına'' ilişkin bir soruya şu karşılığı verdi:
''Olur mu öyle şey? Türkiye'nin bu değişikliklere ihtiyacı var. Türkiye
bu süreçleri aşacak. Türkiye'de kamu kurum ve kuruluşlarının demokratik ölçütlere
uygun işlev yapacak hale gelmesini sağlamakla bu iktidar yükümlüdür. Biz bunu
sağlama çabası içindeyiz.
Türkiye'de siyasi partilerle ilgili yapılan işlemleri takip ediyorsunuz.
Yani hiç kimse bunun arkasında Türkiye'nin birliği, bütünlüğü... Bunlar bizim
hepimizin kırmızı çizgisidir. Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, işte Anayasanın ilk
üç maddesinde cumhuriyetin niteliklerine yapılan vurgular hepimizin önceliğidir.
Ama Türkiye'de sorunlardan bir tanesi de hak ve özgürlük alanlarının dar oluşu
veyahut bu konuda işlem yapacak olan kurumların ölçüsü belli olmayan yorumlarına
zemin hazırlayacak nitelikte olması. Bu alanların belli olması lazım. Türkiye'de
kamu kurum ve kuruluşları kendilerine çizilmiş görev ve yetki alanlarında hareket
ettiği sürece sorun olmaz. Bu düzenlemeler de bunu amaçlıyordu, bunu hedefliyordu
ama arkadaşlarımızın kimi anlamadı.''
Yazıcı, ''Anlamamışlar mı, anlatamadınız mı, yoksa sizden farklı mı
düşünüyorlar?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi:
''Farklı düşüncelerde olsalardı bunu yapılan toplantılarda çok net olarak
dile getirmeleri gerekirdi. Doğruluk, dürüstlük, kişilikli olmak bunu
gerektirirdi. Ama bu yolda bir şey görmedim ben. Dolayısıyla bugün bunu görmüşüz,
sonra değerlendireceklerdir arkadaşlarımız.
İnsan bazen kazaya uğrar, bir yere çarpar, çarptıktan sonra kendisine
gelir, tekrar bir empati yapar. 'Ben ne yapıyorum, böyle davranmakla neye hizmet
ettim?' der. Türkiye'nin çıkarına, ülkenin çıkarına dönük düşünüp bakar. Büyük
bir ihtimalle bakacaklardır'' yanıtını verdi.
Devlet Bakanı Faruk Çelik de konuyla ilgili değerlendirmesini soran basın
mensuplarına, ''olayın etkisi üzerimizde şu anda. Sağlıklı bir değerlendirme
yapmak zor'' dedi.
Çelik, değişiklik teklifindeki 17. maddenin de düşmesi durumunda ne
olacağı sorusuna da ''İnşallah olmaz'' yanıtını verdi. (18.04)
