2012-06-29 - 15:40
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) Kanunu'nda değişiklik öngören kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Bütçe Kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanunlara eklenmesine ilişkin kanun tasarısı kabul edilerek yasalaştı. Genel Kurul'da ayrıca, uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin 13 kanun tasarısı kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündemdışı söz verdi.
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, yaptığı gündemdışı konuşmada, Nasrettin Hoca'yı anma programları hakkında bilgi vererek, Nasrettin Hoca'nın milli ve manevi önemini anlattı. Nasrettin Hoca'nın fıkraları sayesinde hayatın acımasız şartlarıyla mücadele ettiğini dile getiren Baloğlu, ''Fıkralarından çıkartılan dersler tüm zamanları aşan ölçülerdir'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir'in Karaburun ilçesinin son dönemde büyük sıkıntılar yaşadığını, taş ocaklarından çıkan toz ve mıcırlarla birlikte bölgede tarımın yapılamaz hale geldiğini ifade etti. Çam, köylünün mera olarak kullandığı alanlara rüzgar enerjisi cihazların konulduğunu ve bu nedenle köylülerin hayvanlarını otlatacak alan bulamadığını söyledi. Büyük şirketlerin bölge arazilerini satın aldığını kaydeden Çam, ''Karaburun yarımadasının talan edilmesine izin vermememiz gerekiyor'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık da Kütahya'nın sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz alarak, Kütahya'da işsizliğin her geçen gün arttığı ve il nüfusunun göç vermeye devam ettiğini söyledi. Işık, Jandarma Er Eğitim Taburu'nun başka bir ile taşınmayacağına dair söz verilmesine rağmen başka bir ile taşındığını belirterek, ''Vatandaşlarımız kandırılmıştır'' ifadelerini kulandı. Işık, tıpkı tabur gibi daha önce verilen sözlerin pek çoğunun tutulmadığını ve Simav depreminin yaralarının da sarılmadığını, insanların göçe zorlandığını ileri sürdü.
Işık, 1 Temmuz'da Kütahya'daki Rum kilisesinde ayin yapılacağına ilişkin gazete haberleri çıktığına dikkati çekerek, ''Müslüman mahallesinde salyangoz satar hesabıyla, Kütahya'da bulunan Rum kilisesinde 1 Temmuz 2012'de bir ayinle Kütahyalıların çan sesiyle uyandırılmasına ilişkin hazırlıkların yapıldığı medyada yer almaktadır'' dedi. Işık, Kütahyalıların tahrik edilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerine başlandı.
Başbakanlık Tezkeresi'nde, Türkiye'nin UNIFIL kara harekatına ve Deniz Görev Gücüne yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiği, böylece gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte görünürlüğünün artmasını ve sahip olduğu saygın konumun pekişmesinin sağlandığı ifade edildi.
Türkiye'nin UNIFIL'e katılımının, bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine önemli katkıda bulunduğu belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi:
''UNIFIL'in görev süresi 31 Ağustos 2012 tarihinde sona erecek olup, görev süresinin 31 Ağustos 2012 tarihinden sonraki dönem için yenilenmesi yönünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Ağustos ayı içinde bir kararın kabul edilmesi beklenmektedir.
Lübnan'daki siyasi ortam ile güvenlik ortamının ülkedeki askeri unsurlarımızın görevlerini sürdürmeleri bakımından uygun olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar ışığında ve Lübnan'la ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da dikkate alınarak BM Güvenlik Konseyi'nin, UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda; hudut, şümul ve miktarı Hükümet tarafından belirlenecek TSK unsurlarının, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha UNIFIL Harekatı'na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca izin verilmesini arz ederim.''
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmeleri sürüyor.
Tezkere üzerine söz alan MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, her gün verilen şehitler ve Suriye'nin Türk uçağını düşürmesi ile birlikte, dünyanın ve bölgenin, Türkiye açısından sanıldığı kadar güvenli olmadığı gerçeğini tescillediğini ifade etti.
Hükümet'in Ortadoğu politikasını eleştiren Türkeş, bu politikalarla arzu edilen sonuca ulaşılamadığını söyledi. Cumhuriyet döneminin dış politikasında bir devlet geleneğinin kök saldığını, bu politikanın temel felsefesinin, ''barıştan yana olma savaştan uzak durma'' olduğunu anlatan Türkeş, ''Biz savaşın yıkıcılığını çok iyi biliyoruz. Savaşın her anlamda maliyeti vardır. Bu nedenle soğuk kanlılığı, sağduyuyu öne çıkarıyoruz. Ne var ki Türkiye'nin bu tutumu istismar edilmemelidir. Türkiye'nin önünde savaş seçeneği dışında da bir çok seçenek vardır. Barış siyaseti için devletin masasında çoklu seçenekler olması gerekiyor. Türkiye'yi uluslararası platformda sıcak günler bekliyor. Hükümet, yeni bir bölgesel dış politika belirlemelidir'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Hükümet'in yanlış politikası nedeniyle Doğu Akdeniz'de enerji alanında hak ve menfaatlerin tümünün Türkiye'nin kontrolünden çıktığını ileri sürdü. Türkiye'nin enerjide yüzde 72 oranında dışa bağımlı olduğunu belirten Korutürk, yalnızca petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığının neredeyse yüzde 100 oranında olduğunu söyledi. Korutürk, AK Parti'nin Doğu Akdeniz'deki yanlış politikaları nedeniyle Türkiye'nin bu bölgede kendi potansiyelini de değerlendiremediğini savundu.
Suriye'nin düşürdüğü Türk uçağına değinen Korutürk, ''Hükümetin bir yılı aşkın süredir basiretsiz Suriye politikası sonucu bu noktaya vardık. Suriye şimdi kararlılığımızı sınıyor. Hükümet bu işin peşini bırakmamalı. Uluslararası camianın Suriye'ye yaptırım uygulaması sağlanmalı'' dedi.
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Hükümet'in Suriye ile ilgili politikasını eleştirdi. Hiç kimsenin Esed rejimini onaylamadığını, halkına karşı katliam gerçekleştiren bir lideri kimsenin tasvip etmeyeceğini belirten Gür, ''Ama herkes elini vicdanına koysun. AKP'nin Suriye politikası doğru bir politika mıdır- Türkiye'nin çıkarına mıdır- Bu gerilim politikası bir uçağın düşürülmesine kadar vardı. Eğer uluslararası güçler 'hadi vur' dese belki bir savaş yaşanabilir. Türkiye'yi savaşın eşiğine götürmek bu kadar kolay mıdır-'' diye konuştu.
Gür, Ortadoğu'da barışın ve istikrarın sağlanması için öncelikle bölge halkının istediği kardeşlik, eşitlik, demokrasi, özgürlük ortamının sağlanması gerektiğini, bunun dışında izlenecek yolların, bölgede gerilimi artıracağını dile getirdi.
Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Tezkerede, Türkiye'nin UNIFIL kara harekatına ve Deniz Görev Gücüne yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiği, böylece gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte görünürlüğünün artmasını ve sahip olduğu saygın konumun pekişmesinin sağlandığı ifade edildi.
Türkiye'nin UNIFIL'e katılımının, bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine önemli katkıda bulunduğu belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi:
''UNIFIL'in görev süresi 31 Ağustos 2012 tarihinde sona erecek olup, görev süresinin 31 Ağustos 2012 tarihinden sonraki dönem için yenilenmesi yönünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Ağustos ayı içinde bir kararın kabul edilmesi beklenmektedir.
Lübnan'daki siyasi ortam ile güvenlik ortamının ülkedeki askeri unsurlarımızın görevlerini sürdürmeleri bakımından uygun olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar ışığında ve Lübnan'la ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da dikkate alınarak BM Güvenlik Konseyi'nin, UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda; hudut, şümul ve miktarı Hükümet tarafından belirlenecek TSK unsurlarının, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha UNIFIL Harekatı'na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca izin verilmesini arz ederim.''
Bu tezkereyle, UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresi 6. kez uzatılmış oldu. TBMM'den, Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin ilk karar, 5 Eylül 2006 tarihinde çıkmıştı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Türkiye Cumhuriyeti oluşturulan cevherdir. Hepimizindir. Onu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için bir olmamız, beraber olmamız, milli çıkarlar söz konusu olduğunda da farklılıkları bir kenara bırakmamız gerekmektedir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmeleri sırasında, Hükümet adına söz alan İsmet Yılmaz, UNIFIL'ın kuruluşu ve görevleri hakkında bilgi verdi.
Yılmaz, UNIFIL'ın deniz ve kara güçlerine katkıda bulunan Türk birlik ve gemilerin Ekim 2006 yılından bu yana bölgede hizmet yaptığını hatırlattı.
Türk birliklerin ifa ettikleri görevleri anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
''Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi ışığında, barışı destekleme harekatlarına destek vererek, dünya ve bölge barışına katkı sağlamaya devam etmektedir. Lübnan, her bakımdan zor bir coğrafyada bulunmaktadır. Lübnan'da huzur, sükunet ve istikrarın korunması, bölge barışı için zorunludur. Bu nedenle UNIFIL'in bugüne kadar başarıyla ifa ettiği görevin devamına ihtiyaç bulunmaktadır. UNIFIL'de Türkiye dahil tüm ülkelerden toplam 13 bin civarında personel görev yapmaktadır. Türkiye'nin yanı sıra bölgeye kuvvet sağlayan 40'a yakın ülke vardır.''
Muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine de cevap veren İsmet Yılmaz, şöyle devam etti:
''Bu Türkiye Cumhuriyeti, oluşturulan cevherdir. Hepimizindir. Onu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için bir olmamız, beraber olmamız, milli çıkarlar söz konusu olduğunda da farklılıkları bir kenara bırakmamız gerekmektedir. Ülkemizin katkısı her dönemde barışa destek olarak belirlenmiştir. Bu milli sorumluluğumuzun da gereğidir. Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında kıta sahanlığı sözleşmesi, Lübnan Parlamentosu tarafından onaylanmamıştır. Dolaysıyla yürürlüğe girmemiş bir sözleşme üzerine dayanarak, Türkiye'nin Akdeniz'de kıta sahanlığı hususundaki menfaatlerinin korunmadığını söylemek, doğruyu yansıtmamaktadır. Kıbrıs'ın güneyinde bulunan her türlü kaynak üzerinde, Kuzey Kıbrıs'ın da hakkının olduğu Hristofyas dahil tüm ülkeler tarafından dile getirilmiştir.''
Muhalefetin, ''Basiretsiz Suriye politikası uygulanmıştır'' yönündeki eleştirilerine ilişkin de Yılmaz, ''Eğer Beşşar Esad'ın insan hakları ihlalini görmemek, duymamak... Basiretli politikadan bu anlaşılıyorsa, biz Hükümet olarak bunu yapmayacağız. Biz her zaman dinsel, bölgesel ve ırkçılığa dayalı her türlü ayrımcılığa karşı çıktık. Hiçbir zaman ırkçı olmadık, mezhepçi de olmadık. Irkçılığın da mezhepçiliğin de cehaletin bir ürünü olduğunu düşündük'' dedi.
Yılmaz, konuyu anlatırken de milli şair Mehmet Akif Ersoy'un, ''Arabın Türke; Lazın Çerkeze yahut Kürde/ Acemin Çinliye üstünlüğü mü varmış- Nerde'' dizelerini okudu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Lübnan'daki Türk askerinin görev süresinin uzatılmasının Türkiye ile Lübnan ilişkilerine olumlu katkısının olacağını söyledi.
Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri kapsamında AK Parti Grubu adına konuşan Bozkır, Suriye'deki gelişmelere paralel olarak Beyrut ve civarında meydana gelen birtakım olaylara rağmen, Lübnan'ın güney bölgesinin sakin olmasının UNIFIL'ın burada oynadığı olumlu rolü göstermesi bakımından dikkati çekici olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin Lübnan'da barış ve istikrarın korunmasına büyük önem verdiğini dile getiren Bozkır, ''Görev süresinin uzatılmasının Lübnan ile Türkiye'nin ikili ilişkilerine olumlu etkisi olacaktır'' diye konuştu.
Suriye'deki gelişmelere de değinen Bozkır, şöyle devam etti:
''Suriye'deki gelişmeler iyimserliğe yer vermemektedir. Rejimin, özellikle ülkenin kuzeyinde yaptığı operasyonlar ağır kayıplara ve ciddi insan hakları ihlallerine sebebiyet vermektedir. Suriye'de artan şiddete paralel olarak geçtiğimiz Mayıs ayı itibariyle 24 bin olan sığınmacı sayısı 34 bini aşmıştır. Suriye'deki olaylar yeni bir evreye girmiştir. Uluslararası toplum da daha kararlı bir tutum belirlemek durumundadır.''
Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağının silahsız eğitim uçuşu yaptığına işaret eden Bozkır, ''Bu menfur olay Suriye yönetiminin komşularını tahrik edecek kadar kontrolden çıktığını göstermektedir'' dedi.
Türkiye'nin bu olayın ardından çeşitli uluslararası kurumlar nezdinde yoğun girişimlerde bulunduğunu vurgulayan Bozkır, NATO Konseyi'nin Türkiye tarafından toplantıya çağrıldığını ve konseyin bu eylemin kabul edilemez olduğuna ilişkin güçlü ifadelerle kınama yayınladığını anımsattı.
''Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarını mahfuz tutacak ve alınması gereken tüm önlemleri alacaktır'' diyen Bozkır, angajman kurallarının artık değiştiğine işaret ederek, ''Esad rejimi, Türkiye'nin güvenliğine de açık tehdit olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye, Suriye'nin sınırlarımızda oluşturduğu güvenlik tehditlerini karşılıksız bırakmayacaktır'' diye konuştu.
Suriye rejiminin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini kaydeden Bozkır, bu bağlamda BM Güvenlik Konseyi'nin bir an önce Suriye konusunu ele alarak Suriye rejimini şiddet politikalarına son vermeye zorlaması için yeni bir karar kabul etmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi.
Uluslararası toplumun mümkün olan geniş katılımla ve tek sesle hareket ederek tam uzlaşıya varması ve alınacak olan planı uygulaması için Türkiye'nin her türlü katkıyı vereceğini dile getiren Bozkır, bu planın uygulanabilir bir plan olması gerektiğini de bildirdi.
Bozkır, ''Temennimiz, daha ileri tedbir alınmasına gerek kalmadan Suriye'deki krizin sona erdirilmesi ve Suriyeli kardeşlerimizin acılarının dindirilmesidir. Bu manevi ve vicdani bir sorumluluktur'' şeklinde konuştu.
Suriye tarafından Türk uçağının düşürülmesi sonucunda olayın boyutlarının başka bir seviyeye taşındığına işaret eden Bozkır, Türkiye'deki bütün sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin küçük çıkar hesaplarını bir tarafa bırakarak Türkiye'nin güvenliği ve geleceğini zarara uğratmayacak bir söylem içinde olması gerektiğini ifade etti.
Volkan Bozkır, ''Seviyeli bir şekilde tenkitlerin yapılması gayet doğru bir yaklaşımdır. Önemli kriz noktalarında, Suriye rejiminin dahi ağzına almadığı lafları telaffuz etmek son derece yanlış bir yaklaşımdır'' dedi.
Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) Kanunu'nda değişiklik öngören kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, TÜRKAK'ın Danışma Kurulu içinde, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile her coğrafi bölgeden en çok üyeye sahip odalardan temsilciler de bulunacak. Kurumun Danışma Kurulu'nda, ilgili bakanlıklar ile sivil toplum kuruluşlarından toplam 90 daimi temsilci olacak.
Danışma Kurulu akreditasyonla ilgili politika, strateji ve hedeflerin belirlenmesine yönelik tavsiyelerde bulunacak, kurumun yaptığı çalışmaları değerlendirerek, yıllık çalışma programı önerisinde bulunacak.
Kurumun Yönetim Kurulu, 7 kişiden oluşacak. Yönetim Kurulu üyeleri, Danışma Kurulu üyeleri içinden Bakan tarafından atanacak.
TÜRKAK, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edecek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını ve uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenen belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin edecek.
Kurum, uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak, akreditasyon ile ilgili gerekli kıstas ve tedbirleri belirleyecek.
Akredite edilmek üzere başvuran kuruluşların ilgili standartlara ve ölçütlere göre denetimini yapacak olan TÜRKAK, bu denetim sonucunda kuruluşun akredite edilip edilmemesine karar verecek ve akredite edilen kuruluşları izleyecek. Kurum, akreditasyonun kapsamını değiştirebilecek, gerektiğinde akreditasyonu askıya alabilecek.
Kurum, uluslararası ve bölgesel akreditasyon birlikleri ve örgütleri, ülkelerin akreditasyon kuruluşları ve akreditasyon kuruluşu bulunmayan ülkelerdeki akreditasyonla ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkiler kuracak ve işbirliğinde bulanacak, akreditasyon amacıyla başvuran kuruluşların müracaatı, değerlendirilmesi ve akredite edilmesi ile ilgili olarak elde edilmiş bilgilerin gizliliğini koruyacak.
Yurtiçinde ve yurtdışında, akreditasyonun önemini ve kalite bilincini artırıcı faaliyetlerde bulunacak olan TÜRKAK, görev alanına giren konularda eğitim verecek, araştırma ve yayın yapacak. Kurum ayrıca, iyi laboratuvar uygulamaları konusunda ulusal izleme otoritesi olarak hizmet verecek.
TÜRKAK, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının gerçekleştirdikleri faaliyetleri icra edemeyecek, verdikleri hizmetleri sunamayacak, bir uygunluk değerlendirme kuruluşunda hissedar olamayacak ve bu kuruluşlara danışmanlık hizmeti veremeyecek.
Kurum; Ürün, Hizmet ve Muayene Akreditasyon Başkanlığı, Laboratuvar Akreditasyon Başkanlığı, Sistem Akreditasyon Başkanlığı, Personel Akreditasyon Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Yönetim Hizmetleri Başkanlığı'ndan oluşacak. Kuruma toplam 198 kadro ihdas edilecek.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(15.40)
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Baloğlu, yaptığı gündemdışı konuşmada, Nasrettin Hoca'yı anma programları hakkında bilgi vererek, Nasrettin Hoca'nın milli ve manevi önemini anlattı. Nasrettin Hoca'nın fıkraları sayesinde hayatın acımasız şartlarıyla mücadele ettiğini dile getiren Baloğlu, ''Fıkralarından çıkartılan dersler tüm zamanları aşan ölçülerdir'' dedi.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir'in Karaburun ilçesinin son dönemde büyük sıkıntılar yaşadığını, taş ocaklarından çıkan toz ve mıcırlarla birlikte bölgede tarımın yapılamaz hale geldiğini ifade etti. Çam, köylünün mera olarak kullandığı alanlara rüzgar enerjisi cihazların konulduğunu ve bu nedenle köylülerin hayvanlarını otlatacak alan bulamadığını söyledi. Büyük şirketlerin bölge arazilerini satın aldığını kaydeden Çam, ''Karaburun yarımadasının talan edilmesine izin vermememiz gerekiyor'' diye konuştu.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık da Kütahya'nın sorunlarıyla ilgili gündemdışı söz alarak, Kütahya'da işsizliğin her geçen gün arttığı ve il nüfusunun göç vermeye devam ettiğini söyledi. Işık, Jandarma Er Eğitim Taburu'nun başka bir ile taşınmayacağına dair söz verilmesine rağmen başka bir ile taşındığını belirterek, ''Vatandaşlarımız kandırılmıştır'' ifadelerini kulandı. Işık, tıpkı tabur gibi daha önce verilen sözlerin pek çoğunun tutulmadığını ve Simav depreminin yaralarının da sarılmadığını, insanların göçe zorlandığını ileri sürdü.
Işık, 1 Temmuz'da Kütahya'daki Rum kilisesinde ayin yapılacağına ilişkin gazete haberleri çıktığına dikkati çekerek, ''Müslüman mahallesinde salyangoz satar hesabıyla, Kütahya'da bulunan Rum kilisesinde 1 Temmuz 2012'de bir ayinle Kütahyalıların çan sesiyle uyandırılmasına ilişkin hazırlıkların yapıldığı medyada yer almaktadır'' dedi. Işık, Kütahyalıların tahrik edilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerine başlandı.
Başbakanlık Tezkeresi'nde, Türkiye'nin UNIFIL kara harekatına ve Deniz Görev Gücüne yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiği, böylece gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte görünürlüğünün artmasını ve sahip olduğu saygın konumun pekişmesinin sağlandığı ifade edildi.
Türkiye'nin UNIFIL'e katılımının, bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine önemli katkıda bulunduğu belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi:
''UNIFIL'in görev süresi 31 Ağustos 2012 tarihinde sona erecek olup, görev süresinin 31 Ağustos 2012 tarihinden sonraki dönem için yenilenmesi yönünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Ağustos ayı içinde bir kararın kabul edilmesi beklenmektedir.
Lübnan'daki siyasi ortam ile güvenlik ortamının ülkedeki askeri unsurlarımızın görevlerini sürdürmeleri bakımından uygun olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar ışığında ve Lübnan'la ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da dikkate alınarak BM Güvenlik Konseyi'nin, UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda; hudut, şümul ve miktarı Hükümet tarafından belirlenecek TSK unsurlarının, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha UNIFIL Harekatı'na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca izin verilmesini arz ederim.''
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmeleri sürüyor.
Tezkere üzerine söz alan MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, her gün verilen şehitler ve Suriye'nin Türk uçağını düşürmesi ile birlikte, dünyanın ve bölgenin, Türkiye açısından sanıldığı kadar güvenli olmadığı gerçeğini tescillediğini ifade etti.
Hükümet'in Ortadoğu politikasını eleştiren Türkeş, bu politikalarla arzu edilen sonuca ulaşılamadığını söyledi. Cumhuriyet döneminin dış politikasında bir devlet geleneğinin kök saldığını, bu politikanın temel felsefesinin, ''barıştan yana olma savaştan uzak durma'' olduğunu anlatan Türkeş, ''Biz savaşın yıkıcılığını çok iyi biliyoruz. Savaşın her anlamda maliyeti vardır. Bu nedenle soğuk kanlılığı, sağduyuyu öne çıkarıyoruz. Ne var ki Türkiye'nin bu tutumu istismar edilmemelidir. Türkiye'nin önünde savaş seçeneği dışında da bir çok seçenek vardır. Barış siyaseti için devletin masasında çoklu seçenekler olması gerekiyor. Türkiye'yi uluslararası platformda sıcak günler bekliyor. Hükümet, yeni bir bölgesel dış politika belirlemelidir'' diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, Hükümet'in yanlış politikası nedeniyle Doğu Akdeniz'de enerji alanında hak ve menfaatlerin tümünün Türkiye'nin kontrolünden çıktığını ileri sürdü. Türkiye'nin enerjide yüzde 72 oranında dışa bağımlı olduğunu belirten Korutürk, yalnızca petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığının neredeyse yüzde 100 oranında olduğunu söyledi. Korutürk, AK Parti'nin Doğu Akdeniz'deki yanlış politikaları nedeniyle Türkiye'nin bu bölgede kendi potansiyelini de değerlendiremediğini savundu.
Suriye'nin düşürdüğü Türk uçağına değinen Korutürk, ''Hükümetin bir yılı aşkın süredir basiretsiz Suriye politikası sonucu bu noktaya vardık. Suriye şimdi kararlılığımızı sınıyor. Hükümet bu işin peşini bırakmamalı. Uluslararası camianın Suriye'ye yaptırım uygulaması sağlanmalı'' dedi.
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Hükümet'in Suriye ile ilgili politikasını eleştirdi. Hiç kimsenin Esed rejimini onaylamadığını, halkına karşı katliam gerçekleştiren bir lideri kimsenin tasvip etmeyeceğini belirten Gür, ''Ama herkes elini vicdanına koysun. AKP'nin Suriye politikası doğru bir politika mıdır- Türkiye'nin çıkarına mıdır- Bu gerilim politikası bir uçağın düşürülmesine kadar vardı. Eğer uluslararası güçler 'hadi vur' dese belki bir savaş yaşanabilir. Türkiye'yi savaşın eşiğine götürmek bu kadar kolay mıdır-'' diye konuştu.
Gür, Ortadoğu'da barışın ve istikrarın sağlanması için öncelikle bölge halkının istediği kardeşlik, eşitlik, demokrasi, özgürlük ortamının sağlanması gerektiğini, bunun dışında izlenecek yolların, bölgede gerilimi artıracağını dile getirdi.
Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Tezkerede, Türkiye'nin UNIFIL kara harekatına ve Deniz Görev Gücüne yaptığı katkılarla barışı koruma harekatının etkin biçimde icrasında önemli bir işlev üstlendiği, böylece gerek Birleşmiş Milletler sistemi içinde, gerek bölgesel ve küresel ölçekte görünürlüğünün artmasını ve sahip olduğu saygın konumun pekişmesinin sağlandığı ifade edildi.
Türkiye'nin UNIFIL'e katılımının, bölgede barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikasının sürdürülmesine önemli katkıda bulunduğu belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi:
''UNIFIL'in görev süresi 31 Ağustos 2012 tarihinde sona erecek olup, görev süresinin 31 Ağustos 2012 tarihinden sonraki dönem için yenilenmesi yönünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Ağustos ayı içinde bir kararın kabul edilmesi beklenmektedir.
Lübnan'daki siyasi ortam ile güvenlik ortamının ülkedeki askeri unsurlarımızın görevlerini sürdürmeleri bakımından uygun olduğu düşünülmektedir.
Bu hususlar ışığında ve Lübnan'la ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da dikkate alınarak BM Güvenlik Konseyi'nin, UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda; hudut, şümul ve miktarı Hükümet tarafından belirlenecek TSK unsurlarının, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren 1 yıl daha UNIFIL Harekatı'na iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından yapılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca izin verilmesini arz ederim.''
Bu tezkereyle, UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresi 6. kez uzatılmış oldu. TBMM'den, Lübnan'a asker gönderilmesine ilişkin ilk karar, 5 Eylül 2006 tarihinde çıkmıştı.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ''Türkiye Cumhuriyeti oluşturulan cevherdir. Hepimizindir. Onu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için bir olmamız, beraber olmamız, milli çıkarlar söz konusu olduğunda da farklılıkları bir kenara bırakmamız gerekmektedir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin, 5 Eylül 2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmeleri sırasında, Hükümet adına söz alan İsmet Yılmaz, UNIFIL'ın kuruluşu ve görevleri hakkında bilgi verdi.
Yılmaz, UNIFIL'ın deniz ve kara güçlerine katkıda bulunan Türk birlik ve gemilerin Ekim 2006 yılından bu yana bölgede hizmet yaptığını hatırlattı.
Türk birliklerin ifa ettikleri görevleri anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
''Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi ışığında, barışı destekleme harekatlarına destek vererek, dünya ve bölge barışına katkı sağlamaya devam etmektedir. Lübnan, her bakımdan zor bir coğrafyada bulunmaktadır. Lübnan'da huzur, sükunet ve istikrarın korunması, bölge barışı için zorunludur. Bu nedenle UNIFIL'in bugüne kadar başarıyla ifa ettiği görevin devamına ihtiyaç bulunmaktadır. UNIFIL'de Türkiye dahil tüm ülkelerden toplam 13 bin civarında personel görev yapmaktadır. Türkiye'nin yanı sıra bölgeye kuvvet sağlayan 40'a yakın ülke vardır.''
Muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine de cevap veren İsmet Yılmaz, şöyle devam etti:
''Bu Türkiye Cumhuriyeti, oluşturulan cevherdir. Hepimizindir. Onu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için bir olmamız, beraber olmamız, milli çıkarlar söz konusu olduğunda da farklılıkları bir kenara bırakmamız gerekmektedir. Ülkemizin katkısı her dönemde barışa destek olarak belirlenmiştir. Bu milli sorumluluğumuzun da gereğidir. Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında kıta sahanlığı sözleşmesi, Lübnan Parlamentosu tarafından onaylanmamıştır. Dolaysıyla yürürlüğe girmemiş bir sözleşme üzerine dayanarak, Türkiye'nin Akdeniz'de kıta sahanlığı hususundaki menfaatlerinin korunmadığını söylemek, doğruyu yansıtmamaktadır. Kıbrıs'ın güneyinde bulunan her türlü kaynak üzerinde, Kuzey Kıbrıs'ın da hakkının olduğu Hristofyas dahil tüm ülkeler tarafından dile getirilmiştir.''
Muhalefetin, ''Basiretsiz Suriye politikası uygulanmıştır'' yönündeki eleştirilerine ilişkin de Yılmaz, ''Eğer Beşşar Esad'ın insan hakları ihlalini görmemek, duymamak... Basiretli politikadan bu anlaşılıyorsa, biz Hükümet olarak bunu yapmayacağız. Biz her zaman dinsel, bölgesel ve ırkçılığa dayalı her türlü ayrımcılığa karşı çıktık. Hiçbir zaman ırkçı olmadık, mezhepçi de olmadık. Irkçılığın da mezhepçiliğin de cehaletin bir ürünü olduğunu düşündük'' dedi.
Yılmaz, konuyu anlatırken de milli şair Mehmet Akif Ersoy'un, ''Arabın Türke; Lazın Çerkeze yahut Kürde/ Acemin Çinliye üstünlüğü mü varmış- Nerde'' dizelerini okudu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Lübnan'daki Türk askerinin görev süresinin uzatılmasının Türkiye ile Lübnan ilişkilerine olumlu katkısının olacağını söyledi.
Lübnan'da UNIFIL kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri kapsamında AK Parti Grubu adına konuşan Bozkır, Suriye'deki gelişmelere paralel olarak Beyrut ve civarında meydana gelen birtakım olaylara rağmen, Lübnan'ın güney bölgesinin sakin olmasının UNIFIL'ın burada oynadığı olumlu rolü göstermesi bakımından dikkati çekici olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin Lübnan'da barış ve istikrarın korunmasına büyük önem verdiğini dile getiren Bozkır, ''Görev süresinin uzatılmasının Lübnan ile Türkiye'nin ikili ilişkilerine olumlu etkisi olacaktır'' diye konuştu.
Suriye'deki gelişmelere de değinen Bozkır, şöyle devam etti:
''Suriye'deki gelişmeler iyimserliğe yer vermemektedir. Rejimin, özellikle ülkenin kuzeyinde yaptığı operasyonlar ağır kayıplara ve ciddi insan hakları ihlallerine sebebiyet vermektedir. Suriye'de artan şiddete paralel olarak geçtiğimiz Mayıs ayı itibariyle 24 bin olan sığınmacı sayısı 34 bini aşmıştır. Suriye'deki olaylar yeni bir evreye girmiştir. Uluslararası toplum da daha kararlı bir tutum belirlemek durumundadır.''
Suriye tarafından düşürülen Türk askeri uçağının silahsız eğitim uçuşu yaptığına işaret eden Bozkır, ''Bu menfur olay Suriye yönetiminin komşularını tahrik edecek kadar kontrolden çıktığını göstermektedir'' dedi.
Türkiye'nin bu olayın ardından çeşitli uluslararası kurumlar nezdinde yoğun girişimlerde bulunduğunu vurgulayan Bozkır, NATO Konseyi'nin Türkiye tarafından toplantıya çağrıldığını ve konseyin bu eylemin kabul edilemez olduğuna ilişkin güçlü ifadelerle kınama yayınladığını anımsattı.
''Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarını mahfuz tutacak ve alınması gereken tüm önlemleri alacaktır'' diyen Bozkır, angajman kurallarının artık değiştiğine işaret ederek, ''Esad rejimi, Türkiye'nin güvenliğine de açık tehdit olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye, Suriye'nin sınırlarımızda oluşturduğu güvenlik tehditlerini karşılıksız bırakmayacaktır'' diye konuştu.
Suriye rejiminin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini kaydeden Bozkır, bu bağlamda BM Güvenlik Konseyi'nin bir an önce Suriye konusunu ele alarak Suriye rejimini şiddet politikalarına son vermeye zorlaması için yeni bir karar kabul etmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi.
Uluslararası toplumun mümkün olan geniş katılımla ve tek sesle hareket ederek tam uzlaşıya varması ve alınacak olan planı uygulaması için Türkiye'nin her türlü katkıyı vereceğini dile getiren Bozkır, bu planın uygulanabilir bir plan olması gerektiğini de bildirdi.
Bozkır, ''Temennimiz, daha ileri tedbir alınmasına gerek kalmadan Suriye'deki krizin sona erdirilmesi ve Suriyeli kardeşlerimizin acılarının dindirilmesidir. Bu manevi ve vicdani bir sorumluluktur'' şeklinde konuştu.
Suriye tarafından Türk uçağının düşürülmesi sonucunda olayın boyutlarının başka bir seviyeye taşındığına işaret eden Bozkır, Türkiye'deki bütün sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin küçük çıkar hesaplarını bir tarafa bırakarak Türkiye'nin güvenliği ve geleceğini zarara uğratmayacak bir söylem içinde olması gerektiğini ifade etti.
Volkan Bozkır, ''Seviyeli bir şekilde tenkitlerin yapılması gayet doğru bir yaklaşımdır. Önemli kriz noktalarında, Suriye rejiminin dahi ağzına almadığı lafları telaffuz etmek son derece yanlış bir yaklaşımdır'' dedi.
Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) Kanunu'nda değişiklik öngören kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, TÜRKAK'ın Danışma Kurulu içinde, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile her coğrafi bölgeden en çok üyeye sahip odalardan temsilciler de bulunacak. Kurumun Danışma Kurulu'nda, ilgili bakanlıklar ile sivil toplum kuruluşlarından toplam 90 daimi temsilci olacak.
Danışma Kurulu akreditasyonla ilgili politika, strateji ve hedeflerin belirlenmesine yönelik tavsiyelerde bulunacak, kurumun yaptığı çalışmaları değerlendirerek, yıllık çalışma programı önerisinde bulunacak.
Kurumun Yönetim Kurulu, 7 kişiden oluşacak. Yönetim Kurulu üyeleri, Danışma Kurulu üyeleri içinden Bakan tarafından atanacak.
TÜRKAK, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edecek, bu kuruluşların ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyette bulunmalarını ve uygunluk değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenen belgelerin ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin edecek.
Kurum, uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak, akreditasyon ile ilgili gerekli kıstas ve tedbirleri belirleyecek.
Akredite edilmek üzere başvuran kuruluşların ilgili standartlara ve ölçütlere göre denetimini yapacak olan TÜRKAK, bu denetim sonucunda kuruluşun akredite edilip edilmemesine karar verecek ve akredite edilen kuruluşları izleyecek. Kurum, akreditasyonun kapsamını değiştirebilecek, gerektiğinde akreditasyonu askıya alabilecek.
Kurum, uluslararası ve bölgesel akreditasyon birlikleri ve örgütleri, ülkelerin akreditasyon kuruluşları ve akreditasyon kuruluşu bulunmayan ülkelerdeki akreditasyonla ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkiler kuracak ve işbirliğinde bulanacak, akreditasyon amacıyla başvuran kuruluşların müracaatı, değerlendirilmesi ve akredite edilmesi ile ilgili olarak elde edilmiş bilgilerin gizliliğini koruyacak.
Yurtiçinde ve yurtdışında, akreditasyonun önemini ve kalite bilincini artırıcı faaliyetlerde bulunacak olan TÜRKAK, görev alanına giren konularda eğitim verecek, araştırma ve yayın yapacak. Kurum ayrıca, iyi laboratuvar uygulamaları konusunda ulusal izleme otoritesi olarak hizmet verecek.
TÜRKAK, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının gerçekleştirdikleri faaliyetleri icra edemeyecek, verdikleri hizmetleri sunamayacak, bir uygunluk değerlendirme kuruluşunda hissedar olamayacak ve bu kuruluşlara danışmanlık hizmeti veremeyecek.
Kurum; Ürün, Hizmet ve Muayene Akreditasyon Başkanlığı, Laboratuvar Akreditasyon Başkanlığı, Sistem Akreditasyon Başkanlığı, Personel Akreditasyon Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Yönetim Hizmetleri Başkanlığı'ndan oluşacak. Kuruma toplam 198 kadro ihdas edilecek.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(15.40)
