Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan Genel Kurulda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin maddeleri üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Milletvekilleri, teklifin 9. maddesi üzerinde görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, açlık sınırının 4 kişilik bir ailenin sadece gıda masraflarından oluştuğunu ve yaklaşık 30 bin lira olduğunu dile getirerek, "Yoksulluk sınırı denilen şeyse bugün artık 100 bin liraya yaklaşmış. Çünkü gıda masraflarının yanı sıra bir ailenin kirası, elektrik, su, doğal gaz faturalı, ulaşımı, sağlığı hepsini içine katın. Elbette buluyor 100 bin lirayı." diye konuştu.
İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, "bütçenin bir kalkınma aracı olmadığını, günü kurtarmak için hazırlanmış bir aldatma belgesine dönüştürüldüğünü" iddia etti.
Bütçenin milleti değil, zengini finanse ettiğini ileri süren Karakaş, "TÜRK-İŞ'in hazırladığı Kasım ayı verilerine baktığımızda açlık sınırı 29 bin 828 lira, yoksulluk sınırı ise 97 bin 159 lira. Buradan iktidar milletvekillerine soruyorum, bu ülkede kaç emekli, işçi, memur 100 bin lira maaş alabiliyor?" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, mahalli idarelerin devletin vatandaşla temas ettiği en yakın kamusal yapı olduğunu, bu yapının en görünür unsurunun ise belediyeler olduğunu anlattı. Belediyelerin bütçelerinin milletin ortak emaneti olduğuna işaret eden Durmaz, bu nedenle bu bütçelerin israf edilmeden, adaletle ve ihtiyaç önceliği gözetilerek kullanılmasının ahlaki bir zorunluluk olduğuna dikkati çekti.
"Üretken belediyecilik" anlayışlarının temel dayanaklarından birinin de şeffaflık ve hesap verilebilirlik olduğunu vurgulayan Durmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şeffaflık bir tercih değil, yönetime duyulan güvenin ön şartıdır. Yerel yönetimlerde ortaya çıkan ve toplum vicdanını rahatsız eden her iddia, şüphe ve ihbar hangi belediyede, yönetimde, dönemde olursa olsun, ciddiyetle ele alınmalı ve gereği yapılmalıdır. Zira kamu kaynağını korumak hem siyasetin hem de ahlakın gereğidir. Mahalli idarelerde etik standartların yükseltilmesi, hesap verebilirliğin güçlendirilmesi, bütçenin şeffaf, denetlenebilir ve israfı reddeden anlayışla kullanılmasını sağlamak, siyasi bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur. Bu anlamda 'Siyasi Etik Kanunu Teklifi'nin bir an önce gündeme alınıp görüşülerek yasalaşması beklentimiz ve temennimizdir."
- AK Partili Zengin: "Hiçbir kadın siyasetçiye ve Leyla Zana'ya böyle bir şey yapılamaz"
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Osman Cengiz Çandar, 2026 yılı bütçe kanunu teklifinde, "Terörsüz Türkiye sürecine tek kuruş ayrılmadığını" savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 10 Mart mutabakatına ilişkin "Tuzak kuranların oyunlarını bu mutabakatın hayata geçirilmesi bozacaktır" dediğini aktaran Çandar, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu sözlerinin her harfine katılıyorum. 'Suriye hakkında birçok odağın planları, hayalleri olabilir' diyor, çok doğru. Tuzak kuranların başında 2 yıl içinde çocuk, kadın demeden 70 bin Filistinlinin canını alan, kanına giren soykırımcı İsrail'in geldiğine kuşku yok." dedi.
Bir futbol karşılaşmasında eski milletvekili Leyla Zana'ya yönelik küfürlü tezahürat yapıldığını anımsatan Çandar, "Leyla Zana için iktidar temsilcilerinden bir tepki gelmesini beklerdik." şeklinde konuştu.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, Çandar'ın konuşmasının ardından, "Leyla Zana ile ilgili meseleye buradan sadece tek bir kelimeyle cevap vereceğim: Leyla Zana onurumuzdur. Nokta." ifadelerini kullandı.
Buldan'ın sözlerinin ardından söz alan AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, olaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Zana'ya yönelik ifadelerin "yanlış", "kabul edilemez" ve "müsamaha gösterilemez" olduğuna dair görüşlerini paylaştığını anımsattı.
Bursaspor'un, oğlu tarafından yönetildiğini anlatan Çelik, çirkin tezahürata karşı ciddi mesafeler katedildiğini belirtti. Çelik, "Bir yanlış üzerinde giderek bu uçurumu derinleştirmenin doğru olmadığı inancı içerisindeyim. Üzerimize düşeni yapalım, hep beraber yanlışın karşısında duralım, yanlışı ortadan kaldıralım, düşüncesindeyim." diye konuştu.
Yerinden söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, AK Partili Çelik'i dinlerken bir özür beklediklerini söyledi.
Bu olay üzerinden Bursa'yı ya da Bursaspor taraftarını suçlamadıklarını vurgulayan Temelli, "Mesele özürdür, bu suçu işleyenler hakkında gerekli soruşturmanın açılmasıdır." sözlerini sarf etti. Temelli, İçişleri Bakanlığına buna yönelik çağrıda bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Zana'ya yönelik küfürlü tezahüratı şiddetle kınadığını söyledi.
Geçmişte, Leyla Zana'nın da içerisinde bulunduğu bir heyetin MHP'yi ziyaret ettiğini, görüşme esnasında MHP'nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in Zana'ya "kızım" diye hitap ettiğini söyleyen Akçay, "Başbuğ Alparslan Türkeş'in 'kızım' diye hitap ettiği bir şahsiyettir. Nokta." ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de Zana'ya yönelik küfürlü tezahüratı şiddetle kınadıklarını belirterek, "Hiçbir kadına, siyasetçiye, kadın siyasetçiye ve Leyla Zana'ya böyle bir şey yapılamaz, asla kabul edilemez. Sayın Adalet Bakanımız da bir açıklama yaptı, bir soruşturma başladı. Bunu yapanların kim olduğu, hangi saikle yapıldığı muhakkak surette bulunmalı. Fakat aynı anda hem Bursaspor'u hem Bursa halkını hem Somalıları kötü niyetle telin eden, onların üzerine yük getiren bir tavrın içerisinde olmamak lazım." değerlendirmelerinde bulundu.
- "Türkiye, belirsizlikleri fırsata çeviren bir ülke konumuna gelmiştir"
CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, iktidarın millete verdiği sözleri tutmadığını öne sürdü.
Bütçe teklifi görüşmelerinde muhalefetin hiçbir makul talebinin dinlenmediğini savunan Gökçek, "En basiti yurtların tadilatı için koca bütçede 288 bin lira ayırmışsınız. '500 milyon artıralım' dedik, önerge verdik, 'yok' dediniz. Yahu bugün 288 bin liraya dairesini tadilat yaptırabilen varsa gelsin buraya. Sıcak su yok, asansör arızalı, yemekler kurtlu, odalar fareli ama bütün bunları çözmek için sizin ayırdığınız para, 288 bin lira." sözlerini sarf etti.
CHP'li Gökçek, bütçeye "ret" oyu vereceklerini bildirdi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, bütçe kanunu teklifinin AK Parti'nin hazırladığı 24, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 8 ve "Türkiye Yüzyılı" vizyonun 3. bütçesi olduğunu dile getirdi.
Bu tablonun, milletin sandıkta ortaya koyduğu güçlü iradenin, istikrar ve güven siyasetinin bütçeye yansımış hali olduğunu belirten Bozgeyik, "Hamdolsun, Türkiye, son 23 yılda krizlerle savrulan değil, krizleri yöneten, belirsizlikleri fırsata çeviren bir ülke konumuna gelmiştir." dedi.
Bozgeyik, bütçe kanunu teklifinin, gelir gider dengesinin ötesinde Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmayı, bölgesel kalkınma farklarını azaltmayı, üretim zincirini derinleştirmeyi, kamu hizmetlerini daha erişilebilir kılmayı ve sosyal devlet kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir kalkınma belgesi olduğunu anlattı.
Gelecek yıl mahalli idarelere ayrılan toplam kaynağın 1 trilyon 657 milyar liranın üzerine çıkarılmasının öngörüldüğünü kaydeden Bozgeyik, "AK Parti iktidarlarından önce bütçe içerisindeki payı yüzde 4 olan bu kaynak, bugün yüzde 8,7 seviyesine ulaşmıştır. Böylece mahalli idarelerimiz, temel hizmetlerini vatandaşlarımıza kesintisiz ve etkin bir biçimde sunabilecektir. Buna ilave olarak Köylerin Alt Yapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında 10 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon altyapısının desteklenmesi için Su Kanalizasyon ve Altyapı Projesi (SUKAP) kapsamında 6 milyar lira kaynak ayrılmıştır." diye konuştu.
Şahsı adına konuşan AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, partisinin 23 yıldır Türkiye'nin birçok problemini çözdüğünü söyledi.
"Terörsüz Türkiye" idealini gerçeğe dönüştürdüklerini anlatan Gül, "Bu kararlı müdahale sayesinde kaynaklarımız artık kalkınmaya akacak." dedi.
Şahsı adına söz alan CHP Amasya Milletvekili Reşat Karagöz, kürsüye tutuklu CHP'li belediye başkanlarının isimlerinin yazılı olduğu dövizle çıkarak, CHP'li belediyelerin çalıştırılamaz hale getirilmek istendiğini iddia etti.
- Bakan Ersoy: "En ufak bir hak kaybı söz konusu değil"
Genel Kurulda daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa'nın turizm açısından desteklenmediğine dair iddiaların doğru olmadığını, özellikle kendi Bakanlığı döneminde şehrin hiç olmadığı kadar desteklendiğini bildirdi. Göbeklitepe'nin popülaritesinin son 7 yıldır en yüksek seviyeye ulaştığını, buna yönelik yoğun tanıtım faaliyetlerinin devam ettiğini anlatan Ersoy, yapılan tanıtım faaliyetleri ve çalışmalarla şehre gelen turist sayısının ve otellerin yatırımlarının arttığını bildirdi.
Turizm sektörü çalışanlarına yönelik izin düzenlemesiyle ilgili eleştirilere cevap veren Ersoy, bu konuda bir mağduriyetin söz konusu olmadığını söyledi. Ersoy, şunları kaydetti:
"Sadece esneklik getirildi ve bu, turizm işçisinin de talebi. Sadece turizm yatırımcısının talebi değil. En ufak bir hak kaybı söz konusu değil. Şöyle özetleyeyim size, bir ayda 4 gün izin kullanıyorsa yine bir ayda 4 gün izin kullanıyor. Bu aslında birleştirme açısından çalışanlar için de faydalı ve herkesin takdir ettiği bir şey. Bundan dolayı da memnuniyet var. Sahaya inip bakacak olursanız bununla ilgili en ufak bir şikayet yok. Tam tersi bununla ilgili bir talep vardı ve talep de yerine getirildi."
Kendi turizm firmasının en ufak bir destek almadığını vurgulayan Ersoy, otel zincirlerinin de bir destek alamayacağını bildirdi.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına pay ödeyenlerin de ağırlıklı olarak otel zincirleri olduğuna dikkati çeken Ersoy, kendi firmasının "yerel tur operatörü" olduğunu anımsattı. Ersoy, "Ne geçmişte ne şimdi ne gelecekte en ufak bir teşvik alması veya bununla ilgili destek alması söz konusu değil. Aynı zamanda otel zincirlerinin de bu dediğim sebepten dolayı destek alması söz konusu değil." dedi.
Genel Kurulda 2026 yılı bütçe kanunu teklifinin 9. maddesi kabul edildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadına yönelik şiddetle mücadele asla rehavet kabul etmez. Bu konuda tutumumuz da duruşumuz da nettir. Bu yolda her türlü öneriye, katkıya ve işbirliğine de her zaman açık olduğumu da ifade etmek istiyorum." dedi.
Genel Kurulda milletvekilleri, 10. madde üzerinde söz alarak görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi Gaziantep Milletvekili Ertuğrul Kaya, 2026 yılı bütçesinin borç ve faiz girdabına saplanmış bir bütçe olduğunu savundu.
İşsizliğin yüzde 30'lara dayandığını, asgari ücretin açlık sınırının altına düştüğünü söyleyen Kaya, Türkiye'deki toplam servetin yüzde 40'ının yüzde 1'lik kısmın eline geçtiğini ileri sürdü.
Türkiye'deki nüfusun sadece yüzde 5'inin gelirinin reel olarak arttığını dile getiren Kaya, "'Büyüyor' denilen ekonomi ise sadece bu yüzde 5 büyümüştür. Milletimizin yüzde 95'i ise maalesef fakirleşmiştir. Bir zamanlar toplumun omurgası orta direk çökmüştür. Ekonomik çöküş, artık bir sosyal güvenlik meselesi haline dönüşmüştür. 5 milyon gencimiz ev gencine dönüştürülmüştür." dedi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, 2023'te AK Parti'nin kişi başına düşen milli gelir hedefinin 25 bin dolar olduğunu anımsatarak, bugün bu gelirin 13 bin 500 dolar olduğunu dile getirdi.
Kişi başına düşen milli gelirin artmamasını eleştiren Beyaz, "Gayri Safi Yurt İçi Hasıla 2011'de 772 milyar dolarken 2020 için hedeflenen miktar 2 trilyon dolardı. Bütçesini yaptığımız 2025 yılında 1,5 trilyon dolar hasıla 2023 hedefinizin bile yüzde 25 altında gerçekleşiyor. Kısacası, gelirden ve işsizlikten de sınıfta kaldınız." diye konuştu.
Beyaz, AK Parti'nin 2023'teki bölünmüş yol hedefine ulaşamadığını ifade ederek, bu durumu eleştirdi.
MHP Niğde Milletvekili Cumali İnce, düzenlemeleri desteklediklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Teklifin 10. maddesinde yer alan savunma ve güvenlik altyapımız açısından büyük önem taşıyan fon düzenlemeleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının modern araç, teçhizat ihtiyaçlarının planlı ve verimli şekilde karşılanması sağlanmaktadır. Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun güvenlikten sivil havacılığa uzanan yapısı milli güvenliğimizi güçlendirmekte olup bu düzenlemeleri güçlü biçimde desteklediğimizi ifade etmek istiyoruz."
Seçim bölgesi Niğde'ye yaptığı ziyaretlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnce, çiftçilere verilen desteklerin yetersiz kaldığını, çiftçilerin zarar ettiğini, üreticilere özel kredi ve hibe verilmesi gerektiğini söyledi.
Sulama suyu sorununa da değinen İnce, "Hükümetimizden beklentimiz, dış havzalardan su temini, yeni baraj ve gölet yatırımlarının ivedilikle hayata geçirilmesidir." ifadesini kullandı.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak, halkın cebinden vergi olarak çıkan paranın önemli bir kısmının güvenlik ve savunma harcamalarına gittiğini ifade ederek, "Fakat bu harcamalar halktan saklanıyor." dedi.
2026 yılı bütçesinde faiz ödeneğinin 2,7 trilyon lirayı aştığını dile getiren Parlak, bütçenin yüzde 14,5'inin faize gitmesini eleştirdi.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, hükümete 2026 yılı bütçesiyle ilgili sorular yönelterek, şu ifadeleri kullandı:
"2026 yılının bütçesi, kiraları düşürecek mi? Refahı arttıracak mı? Faizleri düşürecek mi? Enflasyonu düşürecek mi? Et, süt ve ekmekte ucuzluk olacak mı? Dolar ve avro düşecek mi? Altın kontrolsüz bir şekilde yükselecek mi? Emeklinin yüzü gülecek mi? Çocukların karnı doyacak mı? Gençleri ülkede tutabilecek mi? Esnafı, çiftçiyi, köylüyü koruyacak mı? Bu sorduğum soruların cevabını Bakanlık, AK Parti grubu bize versin. Bu bütçeyi destekleyecek haklı bir neden söyleyin, biz de destekleyelim."
- "Terörsüz Türkiye demek daha ileri bir demokrasi demek"
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Gökhan Diktaş, 2026 yılı bütçesinin, toplumsal iradeyle el ele yürüyen bir siyasi kararlılığın bütçesi olduğunu, popülist söylemlerle değil, gerçekçi hedeflerle hazırlandığını söyledi.
"Terörsüz Türkiye"nin kalkınmış, güçlenmiş, refahını artırmış, vatandaşların hayat standardını daha da yükseltmiş bir Türkiye demek olduğunu dile getiren Diktaş, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanı'mız, 'Bugüne kadar ülkemizde birçok eser ve hizmetler kazandırdık ancak terörsüz Türkiye bizim gençlerimize ve gelecek nesillere bırakacağımız en büyük eser ve mirasımız' diyerek bu sürece olan samimiyet ve inancımızın da ne kadar güçlü olduğunu göstermiştir. Terör iki konunun en büyük düşmanıdır. Biri kalkınma, biri de demokrasi. Bu sebeple terörsüz bir Türkiye demek daha ileri bir demokrasi, daha güçlü kalkınma hedeflerine ve daha güzel yarınlara ulaşan, toplumsal huzurun artmasıyla ezelden gelen, ebede doğru giden Türk ve Kürt kardeşliğinin, aradan silahlar ve terörün çıkacak olmasıyla daha güçlü bir beraberlik ve tahkimat sağlandığı Türkiye demektir."
Şahsı adına konuşan AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, yaptıkları bütçelerin 86 milyonun bütçesi olduğunu belirterek, "Dünyanın neresinde olursa olsun yardıma muhtaç tüm mazlum insanların bütçesidir. Bu bütçe, demokrasinin, özgürlüklerin, hakikatin bütçesidir. Bu bütçe, Türkiye Yüzyılı'nın tüm renklerini kapsayan milli birlik ve kardeşlik bütçesidir." dedi.
Şahsı adına konuşan CHP Ardahan Milletvekili Özgür Erdem İncesu, bütçenin, emekçinin alın terinin, dar gelirlinin bütçesi olmadığını savunarak, "Bu bütçe, fitreye muhtaç edilmiş, ay sonunu getiremeyen emeklinin bütçesi değildir, binbir zorlukla üretim yapmaya çalışan çiftçinin bütçesi değildir." ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından Genel Kurulda soru cevap bölümüne geçildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlığın kadına yönelik şiddetle mücadelesini eleştiren milletvekilleri olduğunu belirterek, bu konuda sıfır tolerans ilkesinden asla taviz vermediklerini ve vermeyeceklerini söyledi.
Göktaş, bu konuda Türkiye'nin hangi köşesinde olursa olsun meydana gelen her olayı yakından takip ettiklerini, davalara bizzat müdahil olduklarını söyleyerek, "İl müdürlüklerimizde sadece psikososyal destek sunmakla kalmıyoruz, aynı zamanda hukuki destek de sağlıyoruz, gerektiğinde ise takipsizlik olsa bile itiraz ediyoruz. Mağdurların haklarının korunması için tüm hukuki süreçleri titizlikle takip ediyoruz. 81 ilimizde davalara sadece merkezden müdahil olmuyoruz, 81 ilimizdeki avukatlarımızla müdahil oluyoruz." ifadelerini kullandı.
Kadın konukevleriyle ilgili konuşan Göktaş, bu sene 2 kadın konukevini ihtisaslaştırdıklarını belirterek, ihtisaslaşmış kadın konukevinin, kadınların 18 yaşına kadar çocuklarıyla birlikte bir arada kalabilecekleri ortamı sağladığını söyledi.
Türkiye genelinde 112'si Bakanlığa bağlı 150 kadın konukevi olduğunu ifade eden Göktaş, şu bilgileri verdi:
"Diğer kuruluşlara da gerekli destekleri bu kapsamda sağlıyoruz ama kadın konukevi doluluk oranı şu anda yüzde 69. Oraya gelen kadınlara sadece bakmıyoruz, aynı zamanda onları güçlendiriyoruz, hayata tekrar kazandırıyoruz, çocuklarının eğitim hayatlarına yönelik çalışmaları yerine getiriyoruz. Orada güçlendirdiğimiz her kadın tekrar hayata bağlanabilme imkanına da sahip oluyor. Bugün buna rağmen kapasitenin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız devam ediyor. 4 yeni kadın konukevini daha inşa edeceğiz çünkü ister istemez bir kadının bile 'ben istedim ama yer bulamadım' demesini istemiyoruz. Gerekli bütün süreçlerle kadınların yanındayız, sadece psikolojik danışmanlıkla değil, Alo 183 ihbar hattımızla, GAMER'le, KADES uygulamasıyla anında vakaları takip ediyoruz."
İçişleri ve Adalet Bakanlıkları ile "Veri ve İstatistik Komisyonu" kurduklarını aktaran Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
"Bu konuda, bütün veriler entegre ve tek bir şekilde çıkıyor, veri karmaşasının önüne geçmiş olduk ve düzenli bir şekilde gerek kadın sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili... Kadına yönelik şiddetle mücadelede, kadın sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli olarak, bizzat benim başkanlığımda, iki ayda bir Bakanlığımızda bir araya geliyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele asla rehavet kabul etmez. Bu konuda tutumumuz da duruşumuz da nettir. Bu yolda her türlü öneriye, katkıya ve işbirliğine de her zaman açık olduğumu da ifade etmek istiyorum. Hiçbir milletvekili bu hususlarda bana ulaşamadığını ifade edemez çünkü her konuyu bizzat kendi davamız gibi yakından takip ediyoruz. Bu hususta da bütün kadınlarımız müsterih olsun, kadına şiddete sıfır tolerans gösterme yaklaşımına devam edeceğiz."
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 10. maddesi kabul edildi.
Genel Kurul'da milletvekilleri, 11. madde üzerinde söz alarak görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, bütçenin milletin hiçbir beklentisini karşılamadığını, bunun için de iktidar partisi milletvekillerinin bütçeyi savunurken içeriğini savunamadığını, bütçenin içeriğinin boş olduğunu öne sürdü.
AK Parti'nin 25 yıllık başarı hikayesinin "kim daha çok Atatürkçü?" yarışmasından öteye geçmediğini iddia eden Çalışkan, "Çünkü bu arkadaşların savunacağı bir şey yok. 25'inci yılın sonu AK Parti'nin ideolojik olarak iflasıdır. Bu milletin değerlerinden kopuşudur. Burada başörtüsünü savunmanın kimlere kaldığını görüyorsunuz." diye konuştu.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, DEM Parti'nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları kapsamında hazırladığı raporu eleştirdi.
Toktaş, raporda Anayasa'nın 42. 66. ve 127. maddelerinde değişiklik istendiğini, ana dilde eğitim ve Anayasa'da yer alan vatandaşlık tanımından Türklüğün çıkarılmasının talep edildiğini söyledi.
"Terörsüz Türkiye" sürecine değinen Toktaş, terör örgütü PKK'nın silahla elde edemediğini "barış güvercini" kostümüyle almaya çalıştığını iddia etti.
DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, hükümetin iklim kriziyle ilgili tespitler yaptığını ancak bu krize uygun bir strateji geliştiremediğini ileri sürdü.
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, bütçenin oluşmasında en önemli kalemin halkın ödediği vergiler olduğunu ancak bütçede vatandaşın ödediği vergilerin karşılığını alamadığını savundu.
Hükümetin politikalarını eleştiren Coşar, "Türkiye, 2025 İnsan Hakları Özgürlük Endeksi'nde 164 ülke içinde 130. sırada. Dünya basın özgürlüğünde 180 ülke içinde 159. sırada. 38 OECD ülkesi arasında yargıya güven sıralamasında 36. sıradayız. Enflasyonda OECD ve Avrupa ülkeleri arasında birinciyiz. Gıda enflasyonunda OECD ülkeleri içerisinde açık ara zirvedeyiz." ifadesini kullandı.
AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, 2026 yılı bütçesinin Türkiye'nin yatırım, üretim ve ihracata dayalı kalkınma azminin açık ve kararlı bir ifadesi olduğunu söyledi.
Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçtiklerini aktaran Tin, "Finansmana erişimin kolaylaştığı, ticarette dengelerin yeniden şekillendiği bu süreçte ülkeler arasındaki farkı ortaya koyan temel unsur kaynaklarını nasıl yönettikleridir. Güçlü ülkeler finansman imkanlarını, üretimi büyütmek, yatırımı arttırmak ve ihracatı güçlendirmek için kullanırlar. Türkiye olarak biz de tam bunu yapıyoruz." dedi.
MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, iç ve dış ekonomik dengelerinin hassaslaştığı, küresel risklerin arttığı bir dönemde, borçlanma politikalarının şeffaf, ölçülü ve sürdürülebilir olmasının devlet maliyesinin istikrarı açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
"Terörsüz Türkiye" sürecine değinen Sedef, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri olan terörle mücadelesini bugün tarihi bir eşiğe taşıdığını söyledi.
Partisinin "Terörsüz Türkiye" hedefini siyasi bir tercih değil, milli bir hamle olarak gördüğünü aktaran Sedef, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yıllar boyunca ocaklar söndü, anneler ağladı, nice yiğit evlatlar şehadet şerbetini içti. Bugün gelinen noktada, güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi, devlet aklının tavizsiz duruşu ve Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi ortadadır. Bu süreç, ne pazarlıktır ne müzakeredir. Bu süreç terörün sonlandırılması sürecidir. Terörsüz bir Türkiye, sadece güvenli bir ülke değil aynı zamanda güçlü bir ekonomi, huzurlu bir toplum ve geleceğe güvenle bakan bir gençlik demektir."
Şahsı adına söz alan AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç, bu toprakların Malazgirt'ten Kurtuluş Savaşı'na kadar ortak bir mücadeleyle herkesin vatanı haline geldiğini söyledi.
"Terörsüz Türkiye" hedefiyle TBMM'de kurulan Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonunun çalışmalarına değinen Kılıç, "Bize düşen görev, farklılığımızı bir ayrışma sebebi değil bir zenginlik olarak görmektir. Bugün artık yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Bu kapının anahtarı bu yüce Meclis'in elindedir. İnanıyorum ki bu Meclis 50 yıllık bir çatışmayı ve huzursuzluğu sona erdirecek ve iradesini ortaya koyacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
- "Sosyal yardım kalemlerimizi 4 kalemden 58'e yükselttik"
Konuşmaların ardından Genel Kurul'da soru cevap bölümüne geçildi.
Milletvekillerin sorularını yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bu bütçenin kadınları koruyan bir bütçe olduğunu, 2026'da kadınlar için 287 milyar 36 milyon lira ayrıldığını, bu rakamın Bakanlığın bütçesinin yüzde 53'üne tekabül ettiğini aktardı.
Göktaş, şunları kaydetti:
"2022 bütçesinde kadın erkek eşitliğine duyarlı 39 gösterge bulunuyorken 2026 bütçesinde bu sayıyı 60'a yükselttik. Böylece OECD'nin eşitlik temelli bütçeleme uygulayan 23 ülkesinden biri olduk. Kadına ayrılan bütçeyi tek bir kalemde sığdırmak doğru bir yaklaşım değil. Zira eşitlik temelli bütçeleme, aslında birçok bakanlığın kadınları güçlendirmeye yönelik de projelerini ele aldığını özellikle ifade etmek isterim. Dolayısıyla kadınları gözeten, önceleyen bu yaklaşımımızı sadece kendi bakanlığımızın bütçesinde değil, bütün bütçeleri de doğru okuyarak kadınları güçlendirmeye yönelik okumakta fayda var."
Göktaş, 81 ilde valiliklerin koordinasyonunda Kadınları Güçlendirme Koordinasyon Kuruları oluşturduklarını anımsatarak, bölgesel hassasiyetleri ele alarak kadınları iş gücünde, eğitimde, sosyal hayatta, sağlıkta, sanayide her alanda güçlendirmeye yönelik stratejileri, eylem planları yürütmeye başladıklarını kaydetti.
Kadınları destekleyen, gözeten ve önceleyen bir yaklaşımla hareket ettiklerini vurgulayan Göktaş, "Son 23 yılda sosyal yardım kalemlerimizi 4 kalemden 58'e yükselttik." dedi.
Sosyal yardımlarla ilgili aktarılan bazı rakamların şişirildiğine dikkati çeken Göktaş, bu yardımları stratejik ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaştıklarını, ihtiyaç sahibi her vatandaşın yanında olduklarını belirtti.
AK Parti hükümetlerinin 23 yıldır vatandaşların refahını arttıracak her türlü politikaların ve projenin öncüsü olduğunu belirten Göktaş, "Sosyal yardımlarla sadece ailelere destek olmuyoruz. Sosyal yardımlardan faydalananların yüzde 82'si çalışamayacak durumda olan, evinde engellisi, yaşlısı olan vatandaşlarımız. Çalışabilecek durumda olanları ise İŞ-KUR'la yürüttüğümüz projeler kapsamında güçlendiriyoruz, hayata kazandırıyoruz. Sosyal yardım sistemimiz dünyada örnek gösterilen bir sistem." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 11. maddesi kabul edildi.
Genel Kurulda milletvekilleri, 12. madde üzerinde söz alarak görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, asgari ücret görüşmelerini anımsatarak, asgari ücretin temel ücrete döndüğünü, çalışanların yüzde 50'den fazlasının asgari ücretle yaşamını geçirdiğini söyledi.
2025'te 2 trilyon 53 milyar lira faiz ödeneceğini belirten Kaya, "2026'da da 2 trilyon 742 milyar lira faiz ödeyeceğiz. Geçen sene biz bu konuşmaları yaparken bu miktar 1 trilyon 953 milyardı, şimdi 2 trilyon 742 milyar. Şimdi faize yüzde 40 bir artış olduğunda insanlarımıza dönüp de 'Ey asgari ücretli, sana yüzde 20 mi verelim, 25 mi verelim, açlık sınırının altında mı kalırsın, üstünde mi kalırsın?' gibi sonuçlarla nasıl olacak?" diye sordu.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, vatandaşların hemen hemen her güne başta akaryakıt olmak üzere yapılan zamlarla, çocuk istismarıyla, işlenen kadın cinayetleri ya da sokaklardaki dehşet haberleriyle uyandığını ileri sürdü.
Faiz giderlerinin bir yılda yüzde 40,6 arttığına işaret eden Kaya, "Milletimizden toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 20 lirası yatırım, istihdama ve vatandaşların cebine gitmek yerine doğrudan faiz ödemelerine ayrılmıştır. İktidar tarafından 'istikrar ve refah bütçesi' olarak nitelendirilen 2026 yılı bütçesi, bu haliyle bize göre tam anlamıyla bir tükeniş bütçesidir." ifadelerini kullandı.
MHP Balıkesir Milletvekili Ekrem Gökay Yüksel, Balıkesir'in Gönen köyünün baldo pirinciyle tanındığını söyledi.
Kalitesi, aroması ve işçilik hassasiyetiyle öne çıkan bu ürünün Türkiye'nin en nitelikli çeltik çeşitleri arasında yer aldığını vurgulayan Yüksel, şunları kaydetti:
"Bugün itibarıyla harmanda 42 lira seviyesinde olan çeltik fiyatlarının piyasada 17,5 lira ile 32 lira arasında seyrettiği ifade edilmektedir. Bu durum, üreticilerimiz açısından ciddi bir kaygı oluşturmakta ve alın terinin karşılanamayacağı endişesini doğurmaktadır. Çiftçilerimizin beklentisi, maliyetler, üretim koşulları ve ürün niteliği dikkate alınarak çeltik alım fiyatlarının 42-45 lira aralığında açıklanmasıdır. Bu talep, üretimin devamlılığı için en makul seviyeyi ifade etmektedir."
DEM Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, bütçenin yalnızca rakamlardan, kalemlerden ve tabloların soğuk satırlarından ibaret olmadığını belirtti. TÜİK'in istatistiklerini eleştiren Varli, 10 kadından 4'ünün işsiz olduğunu ileri sürdü.
Bütçede kadınların olmadığını savunan Varli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kadınlar kreşe, bakımevlerine, temizlik iş yerlerine yani erkek egemen zihniyetin 'kadın işi' diyerek kodladığı alanlara sıkıştırılıyor. Bu alanlarda kadınlar, düşük ücretle çalıştırılıyor, sigortasız bırakılıyor, ayrımcılığa, mobbinge ve şiddete açık hale getiriliyor. İstihdamda varmış gibi görünen kadınlar, aslında güvencesizliğin tam ortasında tutuluyor. Bu bütçe, kadın emeğini ucuz iş gücü olarak gören, kadını yedek işçi, geçici çözüm, esnek emek olarak tanımlayan bir bütçedir."
CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, kadınlar ölmesin diye konuşmalar gerçekleştirdiklerini belirterek, "Kadın cinayetlerini önlemek için 'Koruma mekanizmaları etkin işlesin.' diyoruz, 'Kadınlar örgütlensin, kamusal güvencelere sahip olsun.' diyoruz çünkü biliyoruz, şiddet olduktan sonra salt ceza vermek çözüm değil." dedi.
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğini anımsatan Özcan, "Siz, ne yaptınız? Bizim yaşatır dediğimiz İstanbul Sözleşmesi'nden bir gecede çıktınız. Sonra ne yaptınız? Kadınların öldürülmediği bir düzeni kurmaktan geçtiniz, katillere verilen cezayı artırmayı tek çözüm diye sundunuz. Oysa bu ülkede sorun cezasızlık kültürü, sorun koruma kararlarının uygulanmaması. Sorun kolluğun, yargının, sosyal hizmetlerin kadınları yalnız bırakması, sorun erkek şiddetini besleyen bu siyasal iklim. İşte, aramızdaki fark tam da burada." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, kaynaşmış, bütünleşmiş ve yek vücut olmuş bir milletin, devletin ve demokrasinin ön şartı olduğunu dile getirerek, "Bu itibarla milletin bütünlüğü, vatanın bütünlüğünün garantisidir." dedi.
Aydoğdu, "Ne toprak ne insan kaybetmeye tahammülümüz yok. Sorunlarımızı konuşalım. 'Terörsüz Türkiye' süreci, bunun için başladı. Tanışıp, anlaşalım ancak neticede yeniden ve yeniden daha büyük bir millet olalım." ifadelerini kullandı.
Bu topraklarda ayrımcı bakış açısının tarihinin hiçbir döneminde olmadığına işaret eden Aydoğdu, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'de hiçbir ortalama vatandaş, sokağa çıktığında sağında, solunda etnisiteler görmez çünkü içinde yaşadığımız toplumu etnik kökleriyle algılamayız. Biz Türkler ve Kürtler, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, hayatı ırk bilinciyle değil bütün insanları Allah'ın yaratıp bize emanet ettiği, bizi birbirimize emanet ettiği vediatullah olarak anlıyoruz. Bu itibarla da dünyanın en erdemli haklarıyız."
Şahsı adına söz alan AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay, iktidarları döneminde yapılan hizmetlere değinerek, "Bu süreçlerde milletimin sesini değil de sesi çok çıkanların sesini dinlemiş olsaydık bugün ülke olarak övündüğümüz hiçbir hizmeti yapamamış olurduk." dedi.
Uluay, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu muhalefet, tarihin ilk çağlarında yaşasaydı, mesela Taş Devri'nden Yontma Taş Devri'ne geçişe bile karşı çıkardı diye aklımıza getirmiyor değiliz. Karşı çıktığınız tüm hizmetleri, milletimizin yaranına olan tüm hizmetleri yaparak 2023 hedeflerimizi aşıp Türkiye Yüzyılı hedeflerimize koşmaya devam ediyoruz."
CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, "Aslında burada bütçe yapılmıyor, burada bütçecilik oyunu oynanıyor, ritüeli var, yazılmış bir dayatma metni var, sahnesi var, alkışı var ama sonucu belli, kesin bir oyun. Bu yüzden bu kürsüyü bütçe oyununuzu meşrulaştıran bir dekor haline getirdiniz." eleştirisinde bulundu.
- "Sosyal yardımların milli gelir içindeki payını 3 katına çıkardık"
Konuşmaların ardından Genel Kurulda soru cevap bölümüne geçildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bütçeyi vatandaşların huzurunu ve refahını artıracak şekilde kapsayıcı yaklaşımla hazırladıklarını söyledi.
Dünyanın en kuşatıcı sosyal destek sistemlerden birine sahip olduklarını dile getiren Göktaş, "2002'de sosyal yardımların milli gelir içindeki payı yüzde 0,4'tü. Bu oranı 3 katına kadar biz çıkardık. Bu oranı yüzde 1,2'ye kadar biz yükselttik. Hem milli gelirimizi artırdık, aynı zamanda da payımızı artırdık. Bu, sosyal devletin gücü. Kimseyi geride bırakmayan anlayışla hareket ediyoruz. 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan ve ulaşan güçlü bir hizmet ağıyla faaliyetlerimize devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Bakanlığının bütçe kalemleri üzerinden sağlanan yardımları ve destekleri sıralayan Göktaş, "Bu bütçe, iddia edilenin aksine ailelerin, çocukların, kadınların, engellilerin ve yaşlıların dostu bir bütçedir. Sadece Bakanlığımızın bütçesinde 2026 yılında kadınlar için ayrılan tutar, 287 milyar 36 milyon liradır. Bu rakam, Bakanlığımızın bütçesinin yüzde 53'üdür." diye konuştu.
Göktaş, bütçenin vatandaşların tamamını kapsadığını söyledi.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 12'nci maddesi kabul edildi.
Genel Kurulda milletvekilleri, bütçe kanunu teklifinin 13. maddesi üzerinde görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Medeni Yılmaz, 2026 yılı bütçesinin üretimi değil ithalatı öncelediğini savundu.
Tarıma ayrılan ödeneğin yetersiz olduğunu dile getiren Yılmaz, çiftçinin hakkının verilmediğini öne sürdü. Çiftçiye verilen desteğin enflasyon karşısında eridiğini savunan Yılmaz, tarımsal üretim programının da yanlış yürütüldüğünü ve yönetilemediğini iddia etti.
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, iktidarın ekonomi yönetimini eleştirerek, "Milletimiz, bir şeyden emin olsun, biz, İYİ Parti olarak var olduğumuz müddetçe derin yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele etmeye devam edeceğiz." dedi.
İktidarın umutları tükettiğini dile getiren Uz, adalete güvenilmediğini, hukukun üstünlüğünün tesis edilemediğini söyledi.
MHP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz, öğretmen atamalarında Şanlıurfa'ya daha fazla kontenjan ayrılmasını istedi.
Akçakale ve Ceylanpınar sınır kapılarının daha modern yapıya kavuşturulmasının, altyapı ve teknik donanım açısından güçlendirilmesinin önemine değinen Özyavuz, bu sayede geçişlerin daha hızlı, güvenli ve düzenli şekilde gerçekleştirilebileceğini söyledi.
Özyavuz, "Küçük esnaf ve sanatkarlar için vergi affı getirilmeli, vergi yükünün azaltılması, istihdam için önemli ve gereklidir." dedi.
DEM Parti Mardin Milletvekili George Aslan, Mardin'deki bazı yol ve altyapı sorunlarını dile getirdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Harun Özgür Yıldızlı, bütçede adaletin bulunmadığını savundu.
Memurların, asgari ücretlilerin beklentilerinin karşılanmadığını belirten Yıldızlı, "Bütçede ne yazık ki Bağkurluların, kademeli emeklilik bekleyenlerin, 3600 ek gösterge bekleyen kamu çalışanlarının, staj ve çıraklık mağdurlarının beklentilerine karşılık yok." diye konuştu.
- "CHP'den özür bekliyoruz"
AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, muhalefet milletvekillerinin TBMM'de konuşma yaparken temiz dil kullanmaları gerektiğini belirtti.
Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'nın hedef alındığını söyleyen Yıldız, bundan utanç duyduklarını dile getirdi.
Yıldız, "İçtüzüğe aykırı, üstencil, ötekileştirici söylemi kınıyoruz. Leyla Başkanımızın şahsında, kadın milletvekillerimiz, tüm kadınlar hedef alınmıştır. CHP'den delikanlıca bir yüzleşme ve bir özür bekliyoruz." diye konuştu.
Partisinin "Durmak yok, yola devam" sloganının sıradan bir ifade olmadığının altını çizen Yıldız, Türkiye'nin hedeflerini sürekli yenileyerek yoluna devam ettiğini söyledi.
Masada ve diplomaside Türkiye'nin gücünün arttığını vurgulayan Yıldız, yerli ve milli teknolojilerde de etkili adımlar atıldığını belirtti.
Genel Kurulda daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.
- "Yaşlı destek programı yürütüyoruz"
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, son günlerde yaşlılar ve emekliler üzerinden algı operasyonu yürütüldüğünü söyledi.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de nüfusun yaşlandığını vurgulayan Göktaş, 173 huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezinin hizmet verdiğini bildirdi.
Geliri olmayan ve huzurevinde kalan yaşlılardan ücret alınmadığını ifade eden Göktaş, "Bakanlık olarak önceliğimiz, yaşlılarımızın kurum bakımı yerine sosyal bağlarını koruyarak aktif yaşam sürmelerini sağlamak." dedi.
Göktaş, 2023'te yaptıkları Yaşlı Profil Araştırması'nda yaşlıların "huzurevi yerine evde kalmak istediklerini" söylediklerini anlattı.
Evde bakım ile evde sağlık hizmetlerini entegre ederek gündüz bakım merkezlerini yaygınlaştırmaya devam ettiklerini dile getiren Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Huzurevleri elzem, yapmaya devam edelim ama yaşlılarımızı sosyal çevrelerinden kopararak sadece kurum bakımı alternatif model olamaz. Yaşlı destek programı yürütüyoruz. 159 bin 499 yaşlımızın ihtiyaçlarına birebir çözüm üretiyoruz. Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri ile 130 yıllık sosyal hizmet geleneğimizi geleceğe taşıyan merkez kurduk."
Kimsesi bulunmayan vatandaşları da yalnız bırakmadıklarına işaret eden Göktaş, Evsizlere Konaklama Projesi'ni yürüttüklerini, bu kişilerin kamu misafirhaneleri ile otellere yerleştirildiğini belirtti.
Emeklilerin otelde kaldığı iddiasına ilişkin Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
"Günlerdir ifade edilen iddialar hakkında gerekli incelemeleri yaptık. İddialarda bahsedilen kişilerle de görüşüldü. İkna edilenleri konukevine yerleştirdik ama ikna etmek zorunda kaldık. Özellikle ifade etmek istiyorum, üzülerek gördük ki devletimizin sunduğu tüm imkanlara rağmen bireysel tercihler, bilinçli olarak vatandaşları yanıltmak amacıyla toplumsal kriz gibi sunulmaya çalışıldı. Devletin olduğu yerde kimse sahipsiz değildir."
Konuşmaların ardından yapılan oylamada 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 13. maddesi kabul edildi.
Genel Kurulda milletvekilleri, bütçe kanunu teklifinin 14. maddesi üzerinde görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili, Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, asgari ücretlinin geçinemediğini söyledi.
Satın alma gücünün her geçen gün biraz daha düştüğünü savunan Ekmen, gıda, giyim, barınma harcamalarının lüks kalemlere dönüştüğünü ifade etti.
Ekmen, "Elbiselerin ev içerisinde el değiştiği, tadilat yapılıp kullanıldığı, yılda bir yeni kıyafet almanın bile zorlaştığı bir dönemdeyiz. 10 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Buna asgari ücretin biraz üstünde maaş alanları da eklediğinizde toplumun yarısına yakını belirlenecek bu ücretten direkt etkileniyor. Asgari ücret artık taban değil genel ücrete dönüşmüş durumda." diye konuştu.
İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, Türkiye'de net asgari ücretin 22 bin 104 lira olduğunu yoksulluk sınırının ise 90 bin lirayı aştığını dile getirdi.
Asgari ücret görüşmelerini anımsatan Gürban, "Süreç boyunca restler hava uçuşuyor sonrası yine jest oluyor. Komisyondaki temsilciler hiç değişmiyor ama biz her yıl bir şeylerin değişeceğine inanıyoruz." dedi.
20 yıldır değişmeyen STK başkanlarının olduğunu belirten Gürban, 20 yılda her şeyin değiştiğini ancak başkanların değişmediğini ifade etti.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, 1 milyon kişinin yaşı dolmasına rağmen emekli olmadığını, emekliler için yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinin olduğunu savundu.
Asgari ücretle çalışanlara bakıldığında da durumun farklı olmadığını ifade eden Kaya, "Yoksulluk sınırını geçtim, açlık sınırının altında geçinmelerini bekliyorsunuz." dedi.
CHP Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, 2026 yılı bütçesinin "muhasebe cetveli" değil emekliye, çiftçiye, işçiye verilen bir söz olması gerektiğini söyledi.
Bütçede geçici pansumanlara değil kalıcı çözümlere ihtiyaç olduğunu ifade eden Çiler, "Enflasyonla mücadele sadece faiz ve rakamlarla değil adaletli vergi sistemiyle, üretimi teşvik eden politikalarla olur. Dolaylı vergilere dayalı bir yapı, ne sosyal devlettir ne de adildir. 2026 yılı bütçesi riskleri erteleyen değil önleyen bir anlayışla hazırlanmalıdır. Bütçe, güçlüden yana değil haklıdan yana olmalıdır." sözlerini sarf etti.
Tekstil ve deri sektörünün kaderine terk edildiğini öne süren Çiler, son 2 yıldaki istihdam kaybının yüzde 18 olduğunu savundu.
- "İhya ettiğimiz her eserle aslında Sevr'in o zihniyetini parçalayıp atıyoruz"
AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, kültür ve tarih bilincinin bir milletin egemenlik ve istiklal meselesi olduğunu söyledi.
Bir milleti yok etmek isteyenlerin önce milletin hafızasına saldırdığını belirten Kanat, Sevr Antlaşması'nı hatırlattı.
"Emperyalistlerin, Osmanlı'ya kendi yazdıkları eski eser yasasını dayatmaları ve kültürel mirasımızın yabancı bir komisyonun denetimine verilmesini istemeleri, bunun en somut örneğidir." diyen Kanat, emperyalistlerin hedefinin sadece toprak değil kültür ve medeniyette olduğunu vurguladı.
Kanat, "Bugün, biz ihya ettiğimiz her ecdat yadigarı eserle aslında Sevr'in o zihniyetini parçalayıp atıyoruz. Ayasofya Camisi'nin Cumhurbaşkanımızın iradesiyle 86 yıl sonra yeniden Fatih'in emanetine uygun olarak ibadete açılması, sadece bir mekanın değil işte bu kültürel egemenlik iddiasının da kıyamıdır. Ayasofya'nın zincirlerinin kırılması 'Bu toprakların, bu mirasın, bu hafızanın sahibi ve hakimi biziz' demenin en gür sedasıdır." diye konuştu.
Kurtuluş Savaşı nasıl işgale karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesiyse bugün kültür ve tarih mirasını korumanın da millet hafızasının bağımsızlık mücadelesi olduğunu dile getiren Kanat, bu alanda yürüttükleri çalışmaların, basit bir restorasyon faaliyeti değil "milletin kimliği silinmesin, bu coğrafyada kurduğu düş yarım kalmasın diye varoluşsal bir mücadele" olduğunu belirtti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, İsrail'in Türkiye'yi çevrelemeye çalıştığını aktararak, Türkiye'nin tehditlere karşı hazır, her füzeye yanıt verecek, her menzile ulaşacak füzesinin olduğunu söyledi.
Türkiye'nin bir korkusunun olmadığını ancak tehditleri hafife almaması ve hazır olması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Karşı atakları gerçekleştirmemiz lazım. İç cephenin tahkimi burada önemli." dedi.
Bütçenin Genel Kurulda tartışıldığını ifade eden Yıldırım, gönüllerinden geçenin refah seviyesi yüksek bir bütçe olduğunu belirtti.
Güvenliği olmayan refahın sonunun olmadığını dile getiren Yıldırım, önce güvenliğin geldiğini kaydetti.
Şahsı adına söz alan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Tuba Köksal, Kahramanmaraş'ta deprem sonrası yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Köksal, "Bu yılın sonuna kadar 74 bin 187 konut ve iş yerinin yapımı tamamlanıyor. Milli Eğitim 2025 yatırım programı içerisinde devam eden yatırımların tamamlanmasıyla derslik sayımız 12 bin 186 olurken bu rakamla, deprem öncesinin yüzde 20 üzerine geçmiş bulunuyoruz. Deprem sonrası yapımlarına başlanan 3 bin kapasiteli Kahramanmaraş ve İstiklal öğrenci yurtlarımız, öğrencilerimiz için hazır hale geldi. Önümüzdeki günlerde hep birlikte açılışını gerçekleştireceğiz." dedi.
- "Çelik Kubbe unsurlarının teslimatlarına başladık"
Genel Kurulda daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı'na ilişkin bilgi vererek, şunları kaydetti:
"Özellikle bu yıl devreye aldığımız Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı'yla şehirlerimizin sahip olduğu potansiyellerin değerlendirilmesine, atıl kaynakların harekete geçirilmesine, bölgelerin yetkinlik ve teknoloji üretim düzeyinin geliştirilmesine, ithal girdilerin yerleştirilerek tedarik zincirinin güçlendirilmesine ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması amacıyla her şehrimizde dört yatırım konusu olmak üzere, toplam 324 yatırım konusu belirledik ve kamuoyuna ilan ettik. Bu yatırım konularına yönelik başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi Programı'nda ilk çağrımız da 418 milyar liralık yatırım ve 47 bin 700'den fazla istihdam hedefi olan 696 proje başvurusu aldık. Bu programa yapılan yüksek sayıdaki başvuru, bölgelerin potansiyellerinin ortaya çıkarılması ve katma değerli üretime yönelik yatırım iştahının güçlü şekilde devam ettiğini ispatlamaktadır."
Bir milletvekilinin Çelik Kubbe ile ilgili bilgi istediğini ifade eden Kacır, Çelik Kubbe'yi anlattı.
ASELSAN'ın Çelik Kubbe'nin unsurlarının seri üretimine başladığını belirten Kacır, şöyle konuştu:
"Devreye alacağımız 1,5 milyar dolarlık Oğulbey yatırımını da tamamladığımızda seri üretim kabiliyetlerimiz hızlanacak. Bu yıl, Çelik Kubbe unsurlarının teslimatlarına başladık, 47 sistemi silahlı kuvvetlerimize büyük bir gururla teslim ettik. Bunun yanında özellikle füze programımızı da güçlü şekilde sürdürüyoruz. Caydırıcılığımızı en üst seviyeye çıkarabilmek adına 2 bin kilometre menzilli füzeleri de yerli ve milli olarak üreteceğiz. Bir gurur haberini paylaşmak istiyorum. Bugün ASELSAN'ımız Avrupa Birliği ve NATO üyesi olan Polonya'ya 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihracatını duyurdu. İnşallah önümüzdeki hafta bundan daha büyüğünü de milletimizle paylaşacağız."
Genel Kurulda daha sonra 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 14. maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin 15. maddesi üzerinde milletvekilleri söz alarak, görüşlerini dile getirdi.
Yeni Yol Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, bazı şehirlerde deprem olması ihtimaline değinerek, uyarıda bulundu.
Depremde yıkılma olasılığı olan yapıların tespit edilip yıkılması gerektiğini dile getiren Atmaca, "Hükümetiniz süresi depremlerde gerekli önlemleri alabilmeye kafi bir süreydi, siz alamadınız. Bundan sonra oluşacak depremlerde ölecek insanların vebali sizindir. O yüzden, bir an evvel bu alanda yapılması gerekenleri yapmanızı öneriyorum." dedi.
İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, bu bütçenin AK Parti iktidarının çöküşünü geciktirme çabası olduğunu, kendi yarattığı enkazı milletin sırtına yükleme girişimi olduğunu savundu.
Öztürk, "2026 yılı bütçe giderleri 18 trilyon 928 milyar lira, gelirleri ise 16 trilyon 216 milyar lira olarak belirlenmiş. Aradaki devasa açık 2 trilyon 712 milyar. Bu sadece bir açık değildir, bu bir yangın tablosudur. Bu tablo bize hazinenin dibinin kazındığını, devleti ancak borcu borçla döndürdüğünüzü göstermektedir. Bu kadar büyük bir açık iktidarın iflasının rakamsal karşılığıdır." ifadelerini kullandı.
MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, "afet lojistiği" kavramıyla 6 Şubat depreminden sonra yeniden karşılaştıklarını belirterek, disiplinler arası perspektifle bu kavramın tekrar ele alınıp, afet anında afet bölgesine müdahalenin nasıl olması gerektiğiyle ilgili her il ve bölgeye uygun yeni ulaşım senaryolarının gündeme alınması gerektiğini söyledi.
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından vatandaşların deprem bölgesinden tahliye edildiğini anımsatan Kaşıkçı, şunları kaydetti:
"Şehirlerimizde sadece valilerimizi, kaymakamlarımızı ve yerel idarecilerimizi bıraktık. Deprem bize şunu gösterdi ki depremi yaşayan ildeki vali de emniyet müdürü de ve jandarma komutanı da birer afetzede. Dolayısıyla, depremin akut zamanında sağlıklı ve doğru kararlar veremeyebilir bu arkadaşlarımız. Önerimiz şudur, böylesine büyük bir afetten hemen sonra vatandaşlarımızı nasıl tahliye ediyorsak o ildeki valilerimizi, emniyet müdürlerimizi ve jandarma komutanlarımızı ve ilgili kurum müdürlerimizi de afetzede olarak o ilden çıkartıp o ilde daha önce görev yapan valileri, emniyet müdürlerini ve jandarma komutanlarını hızlı şekilde bölgeye götürmemizin doğru olacağını düşünüyoruz."
DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan, demokrasi krizinden derinleşen yoksulluğa kadar her sorunun merkezinde "barış" meselesi olduğunu belirtti.
Tanhan, Kürt, Türk, Arap, Süryani, Ermeni, Alevi ve Sünni'nin hep birlikte yaşayacağı bir Türkiye'yi savunduklarını ve savunmaya devam edeceklerini söyledi.
CHP Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, iktidarın birçok konuda "mış" gibi yaptığını savunarak, iktidarın "çiftçiyi, emekliyi, emekçiyi, asgari ücretliyi düşünüyormuş" gibi yaptığını ileri sürdü.
Karakoz, "Dünyanın en demokratik ülkesiymişiz gibi konuşup, haksız yere tutuklanan belediye başkanlarını, siyasetçilerini, gazetecileri görmezden geliyorsunuz. 'Adalet' ve 'hukuk' diyorsunuz, ne AİHM kararlarına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyuyorsunuz. FETÖ dönemini aratmayacak şekilde sahte delillerle, sahte tanıklarla insanların lekelenmeme hakkının çiğnenmesini, insanların savunma hakkının elinden alınmasını da görmezden geliyorsunuz." dedi.
- "Bu dünyada güçlü devlet olmak, güçlü diplomasiyle olur"
AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, dünyanın enerjiden ekonomiye, iklimden gıdaya, dijital güvenliğe kadar uzanan çoklu bir kriz ortamı içinde olduğunu belirtti.
Çokal, "Biz küresel gelişmeleri yakından izliyor, ülkemizin güvenliğini önceleyen adımları kararlılıkla atıyoruz. Bugün etrafımız krizlerle çevrili. Bu coğrafyada güçlü devlet olmak sloganla, serzenişle ve temenniyle değil, dış politikada vizyonla, kapasite ve güçlü diplomasiyle olur." ifadelerini kullandı.
Yangın, sel ve salgında hep vatandaşın yanında olduklarını ifade eden Çokal, CHP'nin bahane ürettiğini, kendilerinin eser ürettiğini söyledi.
Çokal'ın Manavgat Belediyesinin yıllardır bitmeyen rüşvet ve yolsuzluk batağı içinde olduğunu söylemesi üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Bizim tavrımız çok net. Kim bir kuruş yemişse, bir kuruş boğazından geçmişse, haram olsun ve yargı peşinden koşsun." dedi.
Şahsı adına konuşan AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, ülke genelinde olduğu gibi Karadeniz'in incisi Bartın'da da hizmet seferberliğinin kararlılıkla devam ettiğini belirterek, "Yollar, tüneller, akıllı kavşaklarla Bartın'ımızın ilçelerini ve beldelerini birbirine bağlarken, il, ilçe ve belde merkezlerimizde hayata geçirdiğimiz doğal gaz yatırımları ile vatandaşımızın hayat konforunu artırıyoruz." diye konuştu.
Şahsı adına konuşan Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, asgari ücret ve emekli maaşının bu kadar sık konuşulmasının bir insanlık ayıbı olduğunu dile getirerek, "İnsanın en temel hakkı, doğuştan Cenab-ı Allah tarafından kendisine verilen hakkı yaşama hakkıdır. Vereceğiniz 3 kuruş maaş ile insanların yaşama hakkını almak hiçbirinizin haddi değildir." dedi.
- "Dijital Vergi Dairesi üzerinden sunulan hizmet sayısı 208'e ulaştı"
Görüşmelerin ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Kacır, vergi dairelerinin yeterli olmadığının savunulduğunu aktararak, "Teknolojik dönüşümü sağladığımız Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi'yle muhasebe hizmetlerinin merkezileştirilmesi yönünde aldığımız karar çerçevesinde kapatılan mal müdürlüklerinin yerine ilçelerde vergi hizmetlerini sunmak üzere vergi daireleri ya da şubeler açılmaktadır." dedi.
Mükelleflere yerinde hizmet sunmak amacıyla vergi dairesi sayısının 840'a çıkarıldığını ifade eden Kacır, vergi hizmetlerinin tüm ilçelerde sunulduğunu kaydetti.
Kacır, vergi hizmetlerinin ayrıca Dijital Vergi Dairesi üzerinden de sunulduğunu, buradan sunulan hizmet sayısının da 208'e ulaştığını bildirdi.
Bu yılın 11 aylık döneminde yaklaşık 18,5 milyon başvuru ve dilekçenin dijital ortamdan alındığını anlatan Kacır, e-Beyanname ve e-Tahsilat gibi hizmetlerin uzun süredir yürütüldüğünü söyleyerek, "Mükelleflerimizin vergi hizmetlerinin aksatılması kesinlikle söz konusu değildir. Bu hizmetler konusunda asla bir aksaklık söz konusu değildir." dedi.
Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetmeliği'nde geçen yıl kapsamlı bir reform yaptıklarını belirten Kacır, organize sanayi bölgelerinde atıl bulunan yatırım yerlerinin hızla üretime kazandırılması için adımlar attıklarını ifade etti.
Bakan Kacır, OSB'lerden alınan harçlarla ilgili de açıklamalarda bulunarak, şöyle devam etti:
"Bu kaynaklarla Türkiye'nin dört bir yanında Sanayi ve Teknoloji Kolejleri kuracağız. Halihazırda OSB'lerde nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla 81 meslek lisesi ve 26 meslek yüksek okulu faaliyetlerini sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Sanayi ve Teknoloji Kolejleri ile mesleki eğitim konusunda yeni bir ardımı sanayicilerimizle, OSB'lerimizle birlikte atmış olacağız."
AK Parti iktidarları döneminde esnaf sayısının 2 milyon 300 bine yükseldiğini bildiren Kacır, 766 bin esnaf ve sanatkara sağlanan hazine destekli kredi bakiyesinin 289 milyar liraya ulaştığını aktardı.
Kacır, bu kredilerin faizlerinin yarısının devlet tarafından karşılandığını anımsatarak, "Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin müteşebbislerini, esnafımızı, KOBİ'lerimizi asla yalnız bırakmayacağız. Hem müteşebbislerimizin hem emekçilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Bütçe kanunu teklifinin 15. maddesinin de kabul edilmesi ile, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, birleşimi yarın saat 11.00'de, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin maddelerini görüşmek üzere kapattı.
