2008-11-04 - 15:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki çeşitli gelişmeleri
değerlendirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında,
gündemdeki çeşitli gelişmeleri değerlendirdi.
Son 6 yılda izlenen ekonomik politikalar sonucunda, ekonominin alarm
verdiğini savunan Baykal, bu yılın başından itibaren Türkiye'nin cari açık ve dış
ticaret açığı verdiğini, büyümenin yavaşladığını, işsizliğin arttığını söyledi.
Baykal, bütün bunların, tarım, sanayi, inşaat ve tekstil sektöründe
hissedildiğini ifade ederek, ''Teğet geçti, bize dokunmadı'' şeklindeki sözlerin,
anlamının olmadığını bildirdi.
Baykal, Türkiye'nin ekonomik anlamda ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya
olduğunu, çarkın dönmez hale geldiğini, enflasyonun arttığını belirterek,
ihracatın ilk kez ekim ayında düştüğünü dile getirdi.
Hükümetin, bu tablonun bilincinde görünmediğini ve durumu idare etmeye
çalıştığını ileri süren Baykal, Hükümetin, son kriz karşısında yurt dışından para
getirmeye çalıştığını ifade etti.
-''AF TASARISI''-
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
Tasarısının gündeme geldiğine dikkati çeken Baykal, ''İnceleyince gördük ki bu
projenin altında çapanoğlu yatıyor. Bakınca diyoruz ki; bu, bir af tasarısıdır.
Mali af yöntemiyle, dışarıdan kaynak getirmeyi amaçlıyor. Önemli vergi borcu
olanlar, 'ben dışardan para getiriyorum' diyecek, bir miktar parayı dışarı
çıkaracak, sonra ülkeye getirirken, 'ihtilaflı vergi borçlarını da kapatıyorum'
diyecek. Bir Maliye Bakanı, kendisi için 6 kez af çıkarıyorsa, böyle bir yasanın
çıkmasına da Türkiye koşullarında şaşırmamak lazım'' diye konuştu.
Baykal, tasarının, kara para konusunda esneklikler sağladığını, hayali
ihracatçılar, naylon fatura düzenleyenlerin bu suçlarının da tasarıyla ortadan
kalkacağını savundu.
Krizde işini kaybedenlere, işini döndüremez hale gelen Anadolu'daki iş
adamlarına karşı koruma getirilmesini isteyen Baykal, ''Vergisini ödemeyenlere,
kara para, naylon fatura suçlamasına maruz kalanlara kolaylıklar getirmeye
yönelik, bir fırsat gibi kriz değerlendirilmeye çalışılıyor'' dedi.
Baykal, Deniz Feneri suçlularının bir kısmının, bu tasarıyla aklanma
imkanı elde edebileceğini öne sürerek, milletvekillerinden bu konuyu takip
etmesini istedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğinin aksine, AK Parti'nin Kasım
2002'de iktidara geldiğinde, mevduat garantisinin zaten uygulandığını belirten
Baykal, yine AK Parti iktidarında, TMSF güvencesinin, 1 yıllık süre için
sınırsıza çekildiğini söyledi.
-''TÜRKİYE, NE YAPACAĞINA KARAR VERDİ Mİ?''-
Türkiye'nin bir arayış içinde olduğunu savunan Baykal, IMF ile ilişki
kurulup kurulmayacağı tartışmalarının yaşandığını belirtti.
''Türkiye, bu ilişkiyi kursa da kurmasa da ne yapacağına karar verdi mi?
Şu ana kadar izlediği politikayı, aynen bundan sonra sürdürme niyetinde mi?''
diye soran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dünyanın en yüksek reel faizi borcuyla, Türkiye'nin kalkınmasını değil,
tüketimini finanse eden politikalarla, ülkenin iki yakasının bir araya gelmesi
mümkün değildir. Günü idare edebilirsiniz ama kendi ayakları üzerinde duran bir
ekonomiye ulaşmak mümkün değildir. Türkiye, uzun süredir bu politikanın içinde.
Değiştirilmesi gereken bu temel politikadır. Bu tabloyu, iktidar ciddiyetle
değerlendirmeli, yeni politika anlayışına girmek için fırsat olarak
değerlendirmeli.
Yüksek faiz, düşük kura dayalı politikayı yıllardan beri izledik. IMF
gelsin, ne verecek bize, çarkı bu şekilde; yüksek faiz, düşük kur politikasını
idame ettirmek üzere mali destek verecek, ek mali borç altına sokacak. Bununla
çıkış var mı? Değiştirelim bunu. Bunu değiştirmiş olanlar ayakta. Çin, Hindistan,
diğer ülkeler aşıyor. Kalkınmış ekonomiler, IMF'nin bize söylediği politikayı mı
uyguluyorlar. Tam tersine, devlet, batmakta olan şirketleri sahiplenip, satın
alıp, gerekli finansal desteği sağlıyor. Onların politikası, kalkınma, büyümeye
destek olma, genişlemeyi sağlama politikası.''
-PARTİYE KATILIMLAR-
CHP Grup toplantısının başlangıcında, partiye katılımlar da oldu. Baykal,
İstanbul Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile Ömerli Belediye Başkanı
Erdal Yılmaz, Silivri Ortaköy Belediye Başkanı Erdinç Tabak, Kahramanmaraş'ın
Evri Belediye Başkanı Memik Görgülü, Bursa Umurbey Belediye Başkanı Mehmet Fatih
Güler, Erzincan Çağlayan Belediye Başkanı Ayhan Doğan ile Kıraç eski Belediye
Başkanı Sonnur Yalnızoğlu, eski DSP Milletvekili Bahri Sipahi'nin partiye
katıldığını duyurarak, kürsüye çağırdı.
Baykal, yerel seçimler öncesi artık el ele verme ve ayrışmayı noktalama
zamanı olduğunu ifade etti.
Hükümetin, ''gece yarısı, ansınız, darbe gibi'' doğalgaza zam yaptığını
ileri süren Baykal, bu zammın ekonomik bir zorunluluğun gereği olmadığını
savundu. Baykal, milletin yüzde 22.5 zam oranı karşısında şaşkınlığa uğradığını
söyledi. Ocak ayından bu yana doğalgaza yapılan zammın yüzde 82.5 oranına
ulaştığına işaret eden Baykal, ''Bu bir zam değil ki zulüm. Buna zam demek
alışılmış diğer zamlardan bir başkasıymış gibi buna bakmak çok büyük bir
yanlıştır'' diye konuştu.
Zammın dünyada enerji fiyatlarının indiği bir dönemde yapıldığını iddia
eden Baykal, ''Niye bu zam bu dönemde ortaya çıktı böyle birden bire? 'Efendim
doların değeri değişti, enerji fiyatları ucuzladı ama dolar arttı ondan oluyor'
Başbakan'ın ağzında bu laflar var, bu da doğru değil. Yılbaşından günümüze kadar
doların değeri yüzde 33 artmıştır buna karşı enerji fiyatları yüzde 34
düşmüştür'' ifadesini kullandı.
Zammı yapanın BOTAŞ olduğunu, BOTAŞ'ın da Türkiye'de en kötü yönetilen
kurumlardan biri olduğunu ileri süren Baykal, BOTAŞ'ın tahsil edemediği
alacaklarına karşılık bankalardan yüksek faizle borç aldığını söyledi. ''Sadece
BOTAŞ'ın almış olduğu kredi faizlerin maliyeti yarım katrilyonunun üzerindedir''
diyen Baykal, kötü ekonomik yönetimin sonucunun zam olarak vatandaşın sırtına
yüklendiğini öne sürdü. Baykal, şöyle konuştu:
''BOTAŞ'da ağır yolsuzluklar olmuştur. BOTAŞ yönetimi TBMM KİT
Komisyonuna gelip hesap veremez hale düşmüştür. Niçin? Çünkü yöneticileri hapiste
olduğu için. Böyle bir tablo olabilir mi? TBMM'ye hapiste olmayan yöneticisi
kalmadığı için gelip hesap verememiştir. Yolsuzluklara batmış, yolsuzluklar
batağında çırpınan bir BOTAŞ, mali bakımdan perişan bir BOTAŞ, gücü yeten
parasını ödemiyor. Kim ödemiyor? Elektrik şirketi ödemiyor. Kim ödemiyor?
Belediyeler ödemiyor. Hangi belediye ödemiyor? Ankara Büyükşehir Belediyesi
ödemiyor. Ödemiyor ne yapıyor? Seçime giden bir dönemde halka partizanca siyasi
rüşvet dağıtarak oylarını ipotek altına almak için yiyecek poşetleri
dağıtıyor.''
Baykal, devletin halktan vergi topladığını bunun karşılığında vatandaşa
''sadaka vermek yerine hizmet götürmesi gerektiğini'' söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun İGDAŞ tarafından
İstanbul'daki ilköğretim okullarına gönderilen doğalgaz faturalarına ilişkin bir
belgeden bahsettiğini anlatan Baykal, ''Eğer siz İstanbul'daki ilköğretim
okullarını doğalgaz faturalarını ödeyemez hale soktuysanız Sizin Hakkari'de
sokakta yürüyemez hale neden geldiğinize şaşmamak gerekir'' dedi.
Doğalgazın yanında kömür fiyatlarında da çok büyük artış yaşandığını
belirten Baykal, ''Artık ekonomik kriz, ekonomi politikalarının yanlışlıkları
halktan saklanamaz hale geldi. makyaj döküldü, gerçekler ortaya çıktı. Her geçen
gün daha da ortaya çıkacak. Şimdi vatandaşımıza düşen görev de bunun gereğini en
etkili şekilde yapmaktır, yapacaktır'' diye konuştu.
-''OLMAYAN DOKUNULMAZLIKLARI VERMEYE BAŞLADILAR''-
CHP lideri Baykal, Türkiye'de bir büyük yozlaşmanın yaşandığını bunun
kurumlarda da etkisini gösterdiğini iddia ederek, Adli Tıp Kurumunun da bu
kurumlar arasında olduğunu bildirdi.
''Kamuoyunun bu kadar yakından ilgilendiği bu kadar önemli bir konuda bu
kadar büyük bir meydan okuma kararının alınabilmiş olması nasıl mümkün olabilir?
Ne var bunun arkasında? AKP partizanlığı'' diyen Baykal, AK Parti'nin kurumların
başına kendi kadrolarını getirdiğini iddia etti. Yaşanan sıkıntıların giderilmesi
için dokunulmazlıkların kalkmasının şart olduğunu vurgulayan Baykal, ''Biz bir
süreden beri diyoruz ki 'Sayın Başbakan gel, hem siyasetçinin hem devlet
memurunun, idarecinin dokunulmazlığını birlikte kaldıralım.' Manzara ortada, iş
çığırından çıkmış'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında da çeşitli iddialara
ilişkin belge açıkladığını anımsatan Baykal, ancak Akman hakkında yeni yasal
düzenleme nedeniyle Başbakan'ın onayı olmadan dava açılamadığına dikkati çekti.
Baykal, ''Bunlar 'kuruluşların dokunulmazlıklarını kaldıralım' diyorlardı,
olmayan dokunulmazlıkları vermeye başladılar. RTÜK'e bunlar verdi
dokunulmazlıkları'' dedi.
-''KİMSEYE 'ÇEK GİT' DİYEMEZSİN''-
Konuşmasında terör sorununa da değinen Baykal, ülkenin bu konuda çok
sıkıntılı bir süreçten geçtiğini ifade etti. AK Parti iktidarının göreve geldiği
günden bu yana Türkiye'nin terör tehlikesini kavrayamadığını ve gerekli önlemleri
almadığını savunan Baykal, şöyle konuştu:
''Bugün geldiğimiz nokta ortadadır. Bu politikanın arkasında hiç onu bunu
aramayın. Doğrudan bizzat Hükümetin, Başbakanın izlediği politika yatmaktadır.
Başbakan, terörün sırtını sıvazlayarak, ona hoşgörünmek, terörü yandaşlarını,
terörün hamilerini terörist değilmiş ama onlara da terörist dememeyi tercih
ediyormuş gibi gözükenleri sahiplenerek, ilişkiler kurarak onların aracılığıyla
konuyu kontrol edeceğini zannetti. Bu çok büyük bir yanılgıydı. Bugün geldiğimiz
tablo çok acı bir biçimde bu gerçeği ortaya koymuştur.
Başbakan bu konu karşısında çaresizliğe düşmüştür. Çok tutarsız, yanlış
şeyler söylemeye başlamıştır. Önce bir defa 'çeksinler gitsinler' demeye
başlamıştır. Bu memleket hepimizin memleketidir. Bu memlekette ırkımız, etnik
kökenimiz, mezhebimiz, inancımız ne olursa olsun hep birlikte yaşayacağız, hep
beraber yaşayacağız. Kimsenin kimseye çek git deme hakkı yoktur. Başbakan orada
kendisine yönelik olumsuz davranışlar sergileyenlere kızgın olabilir, şiddete
silaha başvuranlara tepki duyuyor olabilir ama bu tepki karşısında siz kimseye
'Türkiye'den çek git' diyemezsiniz.''
Baykal, yanlışları yapanların sadece bir grup olduğunu, bu yanlış
davranışların belli bir etnik kesime ya da bölge insanına mal edilemeyeceğini
vurguladı. İktidarın görevinin yanlışların yapılmasını önlemek olduğunu bildiren
Baykal, suç işleyenleri etkisiz kılmanın hükümetin görevi olduğuna dikkati
çekerek, ''Siz onu yapmayacaksınız, tam tersine bunları destekleyeceksiniz sonra
köşeye sıkışıp bunalınca 'çek git' diyeceksiniz. Çekip gitmesi gereken kimse
değildir, hiçbir vatandaşımızın çekip gitmesine gerek yok. Çekip gitmesi gereken
sensin, AKP iktidarı'' dedi.
Hükümetin terörle mücadeledeki yanlışlarının faturasını vatandaşa
kesemeyeceğini ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Başbakan bir soru üzerine 'elbette halkın kendisini pompalı silahla
savunmak hakkıdır' diyor. Eğer halk kendisini pompalı silahla savunacaksa sana ne
ihtiyaç var, sen niçin varsın, sen niye iktidarsın? İktidardaki çürümenin hangi
noktaya geldiğine dikkatinizi çekiyorum. Başbakan diyor ki 'halk kendini
savunacak'. Bu kendini inkar değil mi? Yani kendini mi savunacak pompalıyla.
Senin işin ne? Sen niye iktidardasın? Niye Başbakansın o zaman. Anlamak mümkün
değil. Başbakan seyirci, 'o doğru yapıyor, bu yanlış yapıyor' diyecek. Trafik
polisi...''
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen günlerde yaptığı bir
konuşmada ''silahla demokrasi olmaz'' dediğini belirterek, ''Silahla demokrasi
olmaz doğrudur. Yeni mi anladın? Sana bunu anlatmaya çalıştık. Peki parayla,
poşetle, rüşvetle demokrasi olur mu? O da olmaz Bunları öğreneceksiniz'' diye
konuştu.
Türkiye'nin yanlışlardan hep birlikte çıkacağını ifade eden Baykal, diğer
partilerde görev yapanların CHP'ye gösterdiği ilginin bunun bir kanıtı olduğunu
kaydetti.
gündemdeki çeşitli gelişmeleri değerlendirdi.
Son 6 yılda izlenen ekonomik politikalar sonucunda, ekonominin alarm
verdiğini savunan Baykal, bu yılın başından itibaren Türkiye'nin cari açık ve dış
ticaret açığı verdiğini, büyümenin yavaşladığını, işsizliğin arttığını söyledi.
Baykal, bütün bunların, tarım, sanayi, inşaat ve tekstil sektöründe
hissedildiğini ifade ederek, ''Teğet geçti, bize dokunmadı'' şeklindeki sözlerin,
anlamının olmadığını bildirdi.
Baykal, Türkiye'nin ekonomik anlamda ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya
olduğunu, çarkın dönmez hale geldiğini, enflasyonun arttığını belirterek,
ihracatın ilk kez ekim ayında düştüğünü dile getirdi.
Hükümetin, bu tablonun bilincinde görünmediğini ve durumu idare etmeye
çalıştığını ileri süren Baykal, Hükümetin, son kriz karşısında yurt dışından para
getirmeye çalıştığını ifade etti.
-''AF TASARISI''-
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
Tasarısının gündeme geldiğine dikkati çeken Baykal, ''İnceleyince gördük ki bu
projenin altında çapanoğlu yatıyor. Bakınca diyoruz ki; bu, bir af tasarısıdır.
Mali af yöntemiyle, dışarıdan kaynak getirmeyi amaçlıyor. Önemli vergi borcu
olanlar, 'ben dışardan para getiriyorum' diyecek, bir miktar parayı dışarı
çıkaracak, sonra ülkeye getirirken, 'ihtilaflı vergi borçlarını da kapatıyorum'
diyecek. Bir Maliye Bakanı, kendisi için 6 kez af çıkarıyorsa, böyle bir yasanın
çıkmasına da Türkiye koşullarında şaşırmamak lazım'' diye konuştu.
Baykal, tasarının, kara para konusunda esneklikler sağladığını, hayali
ihracatçılar, naylon fatura düzenleyenlerin bu suçlarının da tasarıyla ortadan
kalkacağını savundu.
Krizde işini kaybedenlere, işini döndüremez hale gelen Anadolu'daki iş
adamlarına karşı koruma getirilmesini isteyen Baykal, ''Vergisini ödemeyenlere,
kara para, naylon fatura suçlamasına maruz kalanlara kolaylıklar getirmeye
yönelik, bir fırsat gibi kriz değerlendirilmeye çalışılıyor'' dedi.
Baykal, Deniz Feneri suçlularının bir kısmının, bu tasarıyla aklanma
imkanı elde edebileceğini öne sürerek, milletvekillerinden bu konuyu takip
etmesini istedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediğinin aksine, AK Parti'nin Kasım
2002'de iktidara geldiğinde, mevduat garantisinin zaten uygulandığını belirten
Baykal, yine AK Parti iktidarında, TMSF güvencesinin, 1 yıllık süre için
sınırsıza çekildiğini söyledi.
-''TÜRKİYE, NE YAPACAĞINA KARAR VERDİ Mİ?''-
Türkiye'nin bir arayış içinde olduğunu savunan Baykal, IMF ile ilişki
kurulup kurulmayacağı tartışmalarının yaşandığını belirtti.
''Türkiye, bu ilişkiyi kursa da kurmasa da ne yapacağına karar verdi mi?
Şu ana kadar izlediği politikayı, aynen bundan sonra sürdürme niyetinde mi?''
diye soran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dünyanın en yüksek reel faizi borcuyla, Türkiye'nin kalkınmasını değil,
tüketimini finanse eden politikalarla, ülkenin iki yakasının bir araya gelmesi
mümkün değildir. Günü idare edebilirsiniz ama kendi ayakları üzerinde duran bir
ekonomiye ulaşmak mümkün değildir. Türkiye, uzun süredir bu politikanın içinde.
Değiştirilmesi gereken bu temel politikadır. Bu tabloyu, iktidar ciddiyetle
değerlendirmeli, yeni politika anlayışına girmek için fırsat olarak
değerlendirmeli.
Yüksek faiz, düşük kura dayalı politikayı yıllardan beri izledik. IMF
gelsin, ne verecek bize, çarkı bu şekilde; yüksek faiz, düşük kur politikasını
idame ettirmek üzere mali destek verecek, ek mali borç altına sokacak. Bununla
çıkış var mı? Değiştirelim bunu. Bunu değiştirmiş olanlar ayakta. Çin, Hindistan,
diğer ülkeler aşıyor. Kalkınmış ekonomiler, IMF'nin bize söylediği politikayı mı
uyguluyorlar. Tam tersine, devlet, batmakta olan şirketleri sahiplenip, satın
alıp, gerekli finansal desteği sağlıyor. Onların politikası, kalkınma, büyümeye
destek olma, genişlemeyi sağlama politikası.''
-PARTİYE KATILIMLAR-
CHP Grup toplantısının başlangıcında, partiye katılımlar da oldu. Baykal,
İstanbul Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile Ömerli Belediye Başkanı
Erdal Yılmaz, Silivri Ortaköy Belediye Başkanı Erdinç Tabak, Kahramanmaraş'ın
Evri Belediye Başkanı Memik Görgülü, Bursa Umurbey Belediye Başkanı Mehmet Fatih
Güler, Erzincan Çağlayan Belediye Başkanı Ayhan Doğan ile Kıraç eski Belediye
Başkanı Sonnur Yalnızoğlu, eski DSP Milletvekili Bahri Sipahi'nin partiye
katıldığını duyurarak, kürsüye çağırdı.
Baykal, yerel seçimler öncesi artık el ele verme ve ayrışmayı noktalama
zamanı olduğunu ifade etti.
Hükümetin, ''gece yarısı, ansınız, darbe gibi'' doğalgaza zam yaptığını
ileri süren Baykal, bu zammın ekonomik bir zorunluluğun gereği olmadığını
savundu. Baykal, milletin yüzde 22.5 zam oranı karşısında şaşkınlığa uğradığını
söyledi. Ocak ayından bu yana doğalgaza yapılan zammın yüzde 82.5 oranına
ulaştığına işaret eden Baykal, ''Bu bir zam değil ki zulüm. Buna zam demek
alışılmış diğer zamlardan bir başkasıymış gibi buna bakmak çok büyük bir
yanlıştır'' diye konuştu.
Zammın dünyada enerji fiyatlarının indiği bir dönemde yapıldığını iddia
eden Baykal, ''Niye bu zam bu dönemde ortaya çıktı böyle birden bire? 'Efendim
doların değeri değişti, enerji fiyatları ucuzladı ama dolar arttı ondan oluyor'
Başbakan'ın ağzında bu laflar var, bu da doğru değil. Yılbaşından günümüze kadar
doların değeri yüzde 33 artmıştır buna karşı enerji fiyatları yüzde 34
düşmüştür'' ifadesini kullandı.
Zammı yapanın BOTAŞ olduğunu, BOTAŞ'ın da Türkiye'de en kötü yönetilen
kurumlardan biri olduğunu ileri süren Baykal, BOTAŞ'ın tahsil edemediği
alacaklarına karşılık bankalardan yüksek faizle borç aldığını söyledi. ''Sadece
BOTAŞ'ın almış olduğu kredi faizlerin maliyeti yarım katrilyonunun üzerindedir''
diyen Baykal, kötü ekonomik yönetimin sonucunun zam olarak vatandaşın sırtına
yüklendiğini öne sürdü. Baykal, şöyle konuştu:
''BOTAŞ'da ağır yolsuzluklar olmuştur. BOTAŞ yönetimi TBMM KİT
Komisyonuna gelip hesap veremez hale düşmüştür. Niçin? Çünkü yöneticileri hapiste
olduğu için. Böyle bir tablo olabilir mi? TBMM'ye hapiste olmayan yöneticisi
kalmadığı için gelip hesap verememiştir. Yolsuzluklara batmış, yolsuzluklar
batağında çırpınan bir BOTAŞ, mali bakımdan perişan bir BOTAŞ, gücü yeten
parasını ödemiyor. Kim ödemiyor? Elektrik şirketi ödemiyor. Kim ödemiyor?
Belediyeler ödemiyor. Hangi belediye ödemiyor? Ankara Büyükşehir Belediyesi
ödemiyor. Ödemiyor ne yapıyor? Seçime giden bir dönemde halka partizanca siyasi
rüşvet dağıtarak oylarını ipotek altına almak için yiyecek poşetleri
dağıtıyor.''
Baykal, devletin halktan vergi topladığını bunun karşılığında vatandaşa
''sadaka vermek yerine hizmet götürmesi gerektiğini'' söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun İGDAŞ tarafından
İstanbul'daki ilköğretim okullarına gönderilen doğalgaz faturalarına ilişkin bir
belgeden bahsettiğini anlatan Baykal, ''Eğer siz İstanbul'daki ilköğretim
okullarını doğalgaz faturalarını ödeyemez hale soktuysanız Sizin Hakkari'de
sokakta yürüyemez hale neden geldiğinize şaşmamak gerekir'' dedi.
Doğalgazın yanında kömür fiyatlarında da çok büyük artış yaşandığını
belirten Baykal, ''Artık ekonomik kriz, ekonomi politikalarının yanlışlıkları
halktan saklanamaz hale geldi. makyaj döküldü, gerçekler ortaya çıktı. Her geçen
gün daha da ortaya çıkacak. Şimdi vatandaşımıza düşen görev de bunun gereğini en
etkili şekilde yapmaktır, yapacaktır'' diye konuştu.
-''OLMAYAN DOKUNULMAZLIKLARI VERMEYE BAŞLADILAR''-
CHP lideri Baykal, Türkiye'de bir büyük yozlaşmanın yaşandığını bunun
kurumlarda da etkisini gösterdiğini iddia ederek, Adli Tıp Kurumunun da bu
kurumlar arasında olduğunu bildirdi.
''Kamuoyunun bu kadar yakından ilgilendiği bu kadar önemli bir konuda bu
kadar büyük bir meydan okuma kararının alınabilmiş olması nasıl mümkün olabilir?
Ne var bunun arkasında? AKP partizanlığı'' diyen Baykal, AK Parti'nin kurumların
başına kendi kadrolarını getirdiğini iddia etti. Yaşanan sıkıntıların giderilmesi
için dokunulmazlıkların kalkmasının şart olduğunu vurgulayan Baykal, ''Biz bir
süreden beri diyoruz ki 'Sayın Başbakan gel, hem siyasetçinin hem devlet
memurunun, idarecinin dokunulmazlığını birlikte kaldıralım.' Manzara ortada, iş
çığırından çıkmış'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'nun RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında da çeşitli iddialara
ilişkin belge açıkladığını anımsatan Baykal, ancak Akman hakkında yeni yasal
düzenleme nedeniyle Başbakan'ın onayı olmadan dava açılamadığına dikkati çekti.
Baykal, ''Bunlar 'kuruluşların dokunulmazlıklarını kaldıralım' diyorlardı,
olmayan dokunulmazlıkları vermeye başladılar. RTÜK'e bunlar verdi
dokunulmazlıkları'' dedi.
-''KİMSEYE 'ÇEK GİT' DİYEMEZSİN''-
Konuşmasında terör sorununa da değinen Baykal, ülkenin bu konuda çok
sıkıntılı bir süreçten geçtiğini ifade etti. AK Parti iktidarının göreve geldiği
günden bu yana Türkiye'nin terör tehlikesini kavrayamadığını ve gerekli önlemleri
almadığını savunan Baykal, şöyle konuştu:
''Bugün geldiğimiz nokta ortadadır. Bu politikanın arkasında hiç onu bunu
aramayın. Doğrudan bizzat Hükümetin, Başbakanın izlediği politika yatmaktadır.
Başbakan, terörün sırtını sıvazlayarak, ona hoşgörünmek, terörü yandaşlarını,
terörün hamilerini terörist değilmiş ama onlara da terörist dememeyi tercih
ediyormuş gibi gözükenleri sahiplenerek, ilişkiler kurarak onların aracılığıyla
konuyu kontrol edeceğini zannetti. Bu çok büyük bir yanılgıydı. Bugün geldiğimiz
tablo çok acı bir biçimde bu gerçeği ortaya koymuştur.
Başbakan bu konu karşısında çaresizliğe düşmüştür. Çok tutarsız, yanlış
şeyler söylemeye başlamıştır. Önce bir defa 'çeksinler gitsinler' demeye
başlamıştır. Bu memleket hepimizin memleketidir. Bu memlekette ırkımız, etnik
kökenimiz, mezhebimiz, inancımız ne olursa olsun hep birlikte yaşayacağız, hep
beraber yaşayacağız. Kimsenin kimseye çek git deme hakkı yoktur. Başbakan orada
kendisine yönelik olumsuz davranışlar sergileyenlere kızgın olabilir, şiddete
silaha başvuranlara tepki duyuyor olabilir ama bu tepki karşısında siz kimseye
'Türkiye'den çek git' diyemezsiniz.''
Baykal, yanlışları yapanların sadece bir grup olduğunu, bu yanlış
davranışların belli bir etnik kesime ya da bölge insanına mal edilemeyeceğini
vurguladı. İktidarın görevinin yanlışların yapılmasını önlemek olduğunu bildiren
Baykal, suç işleyenleri etkisiz kılmanın hükümetin görevi olduğuna dikkati
çekerek, ''Siz onu yapmayacaksınız, tam tersine bunları destekleyeceksiniz sonra
köşeye sıkışıp bunalınca 'çek git' diyeceksiniz. Çekip gitmesi gereken kimse
değildir, hiçbir vatandaşımızın çekip gitmesine gerek yok. Çekip gitmesi gereken
sensin, AKP iktidarı'' dedi.
Hükümetin terörle mücadeledeki yanlışlarının faturasını vatandaşa
kesemeyeceğini ifade eden Baykal, şöyle devam etti:
''Başbakan bir soru üzerine 'elbette halkın kendisini pompalı silahla
savunmak hakkıdır' diyor. Eğer halk kendisini pompalı silahla savunacaksa sana ne
ihtiyaç var, sen niçin varsın, sen niye iktidarsın? İktidardaki çürümenin hangi
noktaya geldiğine dikkatinizi çekiyorum. Başbakan diyor ki 'halk kendini
savunacak'. Bu kendini inkar değil mi? Yani kendini mi savunacak pompalıyla.
Senin işin ne? Sen niye iktidardasın? Niye Başbakansın o zaman. Anlamak mümkün
değil. Başbakan seyirci, 'o doğru yapıyor, bu yanlış yapıyor' diyecek. Trafik
polisi...''
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen günlerde yaptığı bir
konuşmada ''silahla demokrasi olmaz'' dediğini belirterek, ''Silahla demokrasi
olmaz doğrudur. Yeni mi anladın? Sana bunu anlatmaya çalıştık. Peki parayla,
poşetle, rüşvetle demokrasi olur mu? O da olmaz Bunları öğreneceksiniz'' diye
konuştu.
Türkiye'nin yanlışlardan hep birlikte çıkacağını ifade eden Baykal, diğer
partilerde görev yapanların CHP'ye gösterdiği ilginin bunun bir kanıtı olduğunu
kaydetti.
