2014-12-15 - 11:25
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü; Ekonomi Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı'nın 2015 bütçeleri ve 2013 kesin hesapları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü; Ekonomi Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
Beşinci turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan aldı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, İçişleri Bakanlığında çalışan memurların diğer bakanlıklarda çalışanlara nazaran daha az ücretle çalıştığını, polislere verilen sözlerin tutulmadığını savundu.
17-25 Aralık operasyonlarının yıl dönümünde "dün bir intikam operasyonu daha gerçekleştiğini" söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Çıkartılan yargı paketleriyle ve gündemde olan iç güvenlik paketiyle hukuka darbe yapıldı ve bu hukuk darbesine yenileri de eklenmeye çalışılıyor. Geçmiş yıllarda başka gazetelere ve gazetecilere darbe yapan AKP, onların birçoğunu yandaş konumuna getirince şimdi de bugünün muhalif basın organlarına, 17-25 Aralık konusunu gündemde tutan yazar çizerlere 'Susun, susmazsanız daha önce yaptıklarımız gibi sizlere de operasyon yapar, cezaevine atarız. Ne zaman çıkacağınızı Allah bilir' babında operasyonlar yapmaktadır. Bu operasyonlarla kendi yolsuzluklarını ve rüşvet operasyonlarını kamuoyundan, halktan gizlemeye ve halkın bilgi almasını engellemeye çalışmaktadırlar. Bu yasakçılık, halkın bilgi almasını engelleme konusu zaten AKP'nin fıtratında vardır.
Basın özgürlüğüne yönelik bu tür operasyonları kınıyorum. AKP iktidarı döneminde tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısı hep artmıştır ve anlaşılan o ki bundan sonra da 'AKP'ye biat etmiyorum' diyen bütün gazeteciler sırayla tutuklanmaya devam edecektir."
Erdoğan, AK Parti iktidarının yanlış ve öngörüsüz dış politikaları neticesinde Türkiye'nin "adeta bir ateş çemberinin için hapsolmuş durumdu" olduğunu savundu.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, AK Parti'nin "PKK ile yürüttüğü utanç verici pazarlıklar sonucunda hedefine uzunca bir süredir güvenlik güçlerini koyduğunu" savundu.
Sınır güvenliği başta olmak üzere can ve mal emniyetinin kalmadığını öne süren Korkmaz, teröristlerin elini kolunu sallayarak gezdiğini kaydetti.
"Analar ağlamıyor, şehit cenazeleri gelmiyor" denildiğini ancak askerin, polisin şehit olmaya devam ettiğini savunan Korkmaz, "Milli onur ve haysiyetin zerresi ile nasiplenmiş kim varsa, bu durumdan dolayı ıstırap içinde. Hükümet adeta, köpekleri salıvermiş, taşları bağlamıştır. Polisimize, askerimize her gün yeni operasyonlar yapılarak, akıl almaz iftiralarda bulunularak zafiyete uğratılmaktadır" dedi. Korkmaz, şunları ifade etti:
"Kolluk güçleri, milletin değil de iktidarın hizmetçisi kılınmak istenmekte ve bunun için de hukuk fütursuzca ayaklar altına alınmaktadır. Hükümetin polisten istediği, terör örgütüyle iyi geçinmesidir. Hırsızlıkla, yolsuzlukla mücadeleyi ağzına bile alması yasaklanmıştır. Yaparsa, ya darbeci olur ya paralelci olur. İktidarın, AKP'li olmadı diye, siyasi emellerine hizmet etmedi diye, binlerce polisin yerini değiştirdiği, hırsızı polis, polisi hırsız yaptığı, tüm deneyim ve bilgilerini yok sayarak polis okullarını bile kapatmak istediği dünyadaki tek örnektir Türkiye."
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın asli görevinin "terörle mücadele değil teröristle müzakere" olduğunu savundu.
Bu kurumun bugüne kadar terörle mücadele konusunda hiçbir görev icra etmediğini ifade eden Türkoğlu, "Bu kurum, teröristle pazarlık masasına oturmak, İmralı'daki bebek katiliyle görüşmek, Kandil'deki eli kanlı teröristlere ulaklık yapmak ve strateji adı altında bölücü talepleri karşılamak için yasa tasarıları hazırlamak, kamuoyunda algı yönetimine yönelik örtülü operasyonlara zemin hazırlamakla görevlidir" dedi.
Bu kurumun koordinasyon görevini devletin güvenlik kurumları arasında değil "İmralı-Kandil-HDP üçgeni arasında yerine getirdiğini" savunan Türkoğlu, "Bir türlü koordine olamayan terörist başı ile Kandil ve siyasi uzantıları arasında koordinasyonu ancak bu kurum sağlayabilmektedir. Bu ayıp da bize yeter. O yüzden, bu kurumun adı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı değil 'Teröristle Müzakere, İmralı-Kandil Arası Ulaştırma ve Koordinasyon Müsteşarlığı' olmalıdır" dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da konuşmasında ekonomiye ilişkin eleştirilerde bulundu.
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi üzerine söz alan CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetin yetkilerini eline aldığını ancak Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun buna ses çıkarmadığını ileri sürdü.
İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değinen Serindağ, hükümetin 17-25 Aralık soruşturmalarının ardından, bir zamanlar beraber hareket ettiği cemaati yeni düşman olarak ilan ettiğini savundu. Erdoğan'ın, faili meçhul cinayetlerden de cemaati sorumlu tuttuğunu ve "elimizde belgeler var" dediğini belirten Serindağ, savcıların bu belgeleri istemesi gerektiğini ifade etti.
Serindağ ayrıca, hükümetin, toplumu kendisine uygun şekilde kurgulamak ve kendisi gibi düşünmeyenleri cezalandırmak istediğini iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer, hükümetin ülkede korku imparatorluğu yaratmak istediğini, kamu düzenini sağlama bahanesiyle yargı paketi getirdiğini öne sürdü. Dinçer, söz konusu paketin yasalaşmasıyla, hükümeti rahatsız eden herkesin kolay bir şekilde tutuklanabileceğini iddia ederek, "Polis devleti uygulamalarının kapısı açılacak. Halk, baskı ve korku altında yaşamaya alıştırılıyor" dedi.
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, iç göçün temel nedeninin yanlış tarım politikalarından kaynaklandığını söyledi. Dudu, göçün engellenmesi için ulusal tarım politikası hazırlanması, kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'deki Suriyeli mültecilere değinen Dudu, "Dünyanın neresinde olursa olsun, masum halkın ölümüne neden olan katildir. Bunun adı Beşar Esad da olsa katildir, Recep Tayyip Erdoğan da olsa katildir. O insanların ölümüne neden olan ve terörist unsurlara destek veren her kim olursa olsun oradaki insanların ölümünden sorumludur" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Dudu'nun, "Esad da olsa katildir, Erdoğan da olsa katildir" ifadesine tepki göstererek, "Sayın Cumhurbaşkanına hakaret etmiştir. Başkanlık Divanı olarak konuşmacıyı uyarmanız doğru olurdu" dedi.
CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi. Türkiye ekonomisinin en önemli probleminin cari açık olduğuna işaret eden Türeli, "Türkiye'de, AKP döneminde cari işlemler açığı hızlı bir biçimde artmıştır" dedi.
Türeli, şöyle devam etti:
"Cari işlemler açığı insanları, toplumu nasıl etkiler? İthalatı ucuzlatır ve dışarıdan başka ülkelerin ürettikleri mallar piyasalarımızı istila eder. Bugün hemen her sektörde, Çin malları Türkiye piyasalarını işgal etmiştir ve bunun sonucunda da Türkiye'de sanayi sektörü, buna ilişkin yan sanayi sektörü birer birer kepenk kapatmaktadır, işçi çıkarmaktadır. Uygulanan bu politikaların bu toplumda, bu ülkede yaşayan insanlara, sanayicilere, işçilere bir yararı yoktur. Bu, yabancı ülkelerde çalışan insanlara, o ülkelerin çıkarlarına göre yürütülen bir politikadır."
CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, toplumu dizayn etmek isteyenlerin, kültür, sanat ve yaşamın her alanına müdahalede bulunduklarını söyledi.
AK Parti iktidarının kültür ve sanat alanındaki politikalarını eleştiren Kaleli, şöyle devam etti:
"Kendi zihinsel şablonlarına uygun sanatçıları olmayan AKP, piyasası olan sanatçılarla algı operasyonu yürütmekte, vitrin oluşturarak kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır.
Sizin yeni Türkiye'niz, birlikte yaşama iradesini ortadan kaldıran, kendinize göre ideal vatandaş yaratmaya yönelik devlet eliyle yürütülen karşı kültür devrimidir. Asıl amacınız, sorgulamayan, düşünmeyen, ruhunu kaybeden, biçimlendirilmiş insanlardan oluşan bir toplum yaratmaktır. Maalesef, inancınıza da ihanet ediyorsunuz. Kültür, sanatın var olma sorunu yoktur, yok edilme sorunu vardır."
CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, turizmdeki yapısal sorunlara ilişkin çözüm planı oluşturulamadığını savundu. İsteyenin istediği yerde otel açabildiğini belirten Sapan, plansız büyümenin sektörü zor durumda bıraktığını ifade etti.
Turizm sektöründe, kış mevsiminde kapanan otellerdeki binlerce çalışanın işsiz kaldığını anlatan Sapan, talep etmelerine rağmen, hükümetin bu kişilere kış aylarında prim desteği vermediğini söyledi.
Turizm liselerinde öğrencilere alkollü içecek hazırlamasının yasaklanacağını belirten Sapan, "Bizim amacımız turizme kaliteli eleman yetiştirmek değil mi? Turizm sadece otellerden ibaret değil. Kalifiye elemana ihtiyaç var. Bu hizmetlerin rekabete açık olduğunu ve önemsenmesi gerektiğini bilmediğiniz çok açık. Ne yapacaktı yani okulda öğrenci, IŞİD'e şerbet mi hazırlayacaktı? AKP'nin son dönemde iyice artan baskıcı, antidemokratik uygulamaları, şeriat özlemine dönük geriye götürme çabaları ve bunların yurt dışındaki yansımaları zaten kırılgan bir sektör olan turizmi olumsuz etkilemektedir" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, özgürlükten korkan, gerçeklerin duyulmasını istemeyen iktidarların, sanattan korktuklarını belirtti.
TÜSAK tasarısına değinen Küçük, "TÜSAK da tam böyle bir korkunun ürünü. Sanat kurumlarını yok etmeyi, yok edemediklerini sansür boyunduruğu altına almaya amaçlayan bu tasarıyla, üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek bir kurum oluşturulmaktadır. Kültür sanat projelerine verilecek destekler de bu kurul tarafından belirlenecek. Eğer etliye sütlüye dokunmayan oyunlar oynarsanız tabii ki destek alacaksınız. Yok, eğer herhangi bir muhalif tavrınız varsa bu yıl Dostlar Tiyatrosu ve 16 tiyatroya destek verilmediği gibi destek yerine, para yerine havanızı alacaksınız" diye konuştu.
HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, düşünce ve kanaatleri ne olursa olsun, gazetecilerin işlerini herhangi bir korku ve baskı olmaksızın gerçekleştirilmesinin vazgeçilmez bir ilke olduğunu söyledi.
"Zaman gazetesi ve bağlı birimlerine yönelik bir polis operasyonu, ifade özgürlüğü üzerine düşürülmüş ağır bir gölgedir" ifadesini kullanan Kürkçü, "Cemaat basının gazetecilik kalitesi ve siyasi kanaatleri hakkında bir şey söylüyor değiliz. Bize karşı da olsa uzak da olsa düşman da olsa zulme zulüm demek şarttır ve bunun ortadan kaldırılmasını istemek esastır" dedi.
Basın özgürlüğü ve adaletin bir gün herkese lazım olacağını belirten Kürkçü, "Bir an önce gözaltındaki gazetecilerin serbest bırakılmalıdır. Cezaevlerinde düşüncelerini açıkladığı için tek bir kişi kalmayıncaya kadar bu işin takipçisi olacağız" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel'in ekonominin kimileri için tıkırında gittiğini ancak ülke için böyle olmadığını savundu.
Türkiye'nin, dünyada gelir adaletsizliğinde Meksika'nın ardından en kötü 2. ülke olduğunu ifade eden Tüzel'in, "Bir de AKP milletvekillerinin ve sorumlularının ağzından düşürmediği bir laf var: 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir.' Çok beylik bir laf. Bu edebiyat, bu hamaset ve tabii ki inançlar üzerinden istismar hala devam ediyor. Bu dünyada birlikte yaşıyor olsak da gerçekten biz ayrı dünyaların insanlarıyız" sözleri tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, "(Komşusu açken tok yatan bizden değildir) ifadesi bir Hadis-i Şerif'tir. 'Beylik laflar gibi' bir ifadeyle tahfifte bulundu. Özür dilemesini istirham ediyoruz" dedi.
HDP'li Tüzel, bunun üzerine yeniden söz alarak, "Hadisler üzerinde, veciz sözler üzerinde tepinmekten sizi men ediyorum. Halkın inançları üzerinde artık son bulsun bu tepinmeniz" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ünal, "17 Aralık'tan bugün kadar yapılan bir darbe girişiminin siyasi uzantılarının burada açık bir şekilde devamına şahit oluyoruz. Bir kere lafı eğip bükmeyin. 17 Aralık ve 25 Aralık'ı paralelciler yaptı mı, yapmadı mı? Bu darbe girişimini yapan savcısı, kolluğu, hakimi, hepsi paralelci miydi, değil miydi?" diye sordu.
Hiç kimsenin hadisi şerifle ilgili "beylik bir laftır" ifadesini kullanamayacağını belirten Ünal, "Kullanırsa bir Müslüman olarak biz gereğini yapar, tepkimizi koyarız" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de şunları söyledi:
"Burada konuşmacımızın ifade ettiği çerçeve çok netti. Ortaya koyduğu felsefede İslam dininin özünün felsefesi ifade edilmiştir. Hadisi şerifte 'Komşunuz açken tok yatan bizden değildir' ifadesi nettir ve bununla ilgili de sizin bir duyarlı yaklaşım göstermenizi beklerdik. Eğer bu kadar yüksek bir duyarlılığınız varsa, bir Bakanınızın 'bakara makara' demek suretiyle Kur'an sureleriyle, Kur'an ayetleriyle dalga geçen ifadeleriyle ilgili aynı duyarlılıkta olmanızı beklerdik. 'Cumhurbaşkanına dokunmak ibadettir' diyen milletvekillerinize karşı ya da 'Peygamber vasıflarını taşıyor' diyen lidere karşı aynı duyarlı yaklaşımı göstermenizi bu kürsüden beklerdik."
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da "beylik" sözünün yakışmadığını belirtti.
"Allah'ın bütün vasıflarına sahip bir liderimiz vardır" diye ortaya çıkan kişi özür dilese bile bunun muhatabından herhangi bir tepki gelmediğini ifade eden Halaçoğlu, "(Ona dokunmak ibadettir) denmesine tepki gösterilmedi. 'Bakara makara' diyen kişiyle ilgili de bir söz söylenmedi" dedi.
"Paralel yapılanmayla 12 sene siz beraber oldunuz, eğer suçlularsa buna yataklık ettiniz demektir" ifadesini kullanan Halaçoğlu, "Çünkü polis teşkilatının en üst düzeyine siz getirdiniz, bürokrasinin en üst düzeyine siz getirdiniz. Hukukun en üst düzeylerine siz getirdiniz. 'Ne istediniz de vermedik?' dediniz. Mademki siz işbirlikçisiniz, haliyle onlar suçluysa siz de suçlusunuz, sizin hakkınızda da aynı soruşturmanın yapılması gerekir çünkü onlara yataklık ettiniz" ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
AK Parti Elazığ Milletvekili Sermin Balık, İçişleri Bakanlığı'nda stratejik yönetim sisteminin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. e-devlet sistemiyle vatandaşların hayatında önemli kolaylıklar sağlandığını belirten Balık, bürokratik işlemlerin azaldığını dile getirdi. Balık, 112 Acil Çağrı Merkezi projesiyle, acil numaraların tek bir numara altında toplanacağını, böylece müdahalelerin daha kısa ürede gerçekleşeceğini dile getirdi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, AK Parti iktidarları döneminde ülkede huzur ve güvenliğin sağlandığını, bunun, uluslararası sermayenin ülkeye gelmesinde de etkili olduğunu söyledi. Suçlarla mücadelede hiçbir masraftan kaçınılmadığını anlatan Köksal, ayrıca polis-halk ilişkisinin en üst seviyeye çıktığını, hukuk devleti ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde suçla mücadele edildiğini, "işkenceye sıfır tolerans" duyarlılığının kararlı şekilde sürdürüldüğünü kaydetti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değindi. Metiner, şunları söyledi:
"Cemaat medyasına yönelik hükümet kuvvetlerinin operasyonundan söz etmek palavradır. Basına sansür, baskı, yıldırma politikaların hükümet kaynaklı olduğunu söylemek palavradır.
Ortada, yargı marifetiyle, paralel suç şebekesine yönelik bir soruşturma var. Herkes bu soruşturmanın soncunu beklemeli. Paralelin uzantıları, onlarla ittifak yapıyor. Düne kadar 'f tipi' diyenler, bugün onun arkasında hizalanıyor."
Metiner, çözüm sürecine ilişkin konuşmasında ise "Çözüm süreci, çözülme süreci değildir. Gizli pazarlıkların yapıldığı süreç değildir. Terörle müzakere iddiası yalandır. Silahların susturulması için müzakere yürütülüyor" dedi.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Jandarma Genel Komutanlığı'nın çalışmalarının, vatandaşlar tarafından takdirle izlendiğini söyledi. Koca, yaşam memnuniyeti anketinde, en fazla memnuniyetin asayiş hizmetlerinde olduğu sonucuna varıldığını kaydetti.
AK Parti Uşak Milletvekili Mehmet Altay, Kamu Düzeni ve Müsteşarlığı'nın faaliyetlerini anlattı. "Güvenlik için özgürlükten, özgürlük için güvenlikten vazgeçilemez" diyen Altay, çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü ifade etti.
Çözüm sürecine değinen Altay, bu sürecin kesintiye uğramasını isteyenlerin olabileceğini belirterek, "Her ne sebeple olursa olsun, kim sabote etmek isterse istesin, süreç mutlaka kararlılıkla sürdürülecektir" dedi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Cengiz Yavilioğlu, Ekonomi Bakanlığı bütçesi üzerine söz aldı. 2002 yılı öncesindeki ekonomik tabloyu anımsatan Yavilioğlu, ekonomik bozulmanın nedeninin güvensizlik ve istikrarsızlıktan kaynaklandığını söyledi. Yavilioğlu, "25 bankanın batmasının nedeni de budur. 1996 yılında yüzde 55 olan faiz ödemelerinin 2001 yılında yüzde 80'e çıkması 'müflis tüccar' olarak açıklanabilir. Hiçbir ekonomik başarı siyasal, sosyal gerçeklerden ari değil" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonu ile ilgili eleştirileri yanıtlarken, konunun yargıya intikal ettiğini, herkesin sabırla sonucu beklemesi gerektiğini ifade etti. Darbe teşebbüsünde bulunanlara müsaade edilemeyeceğini belirten Uçma, "Biz paralel denilen çeteyi bir piramide benzetiyoruz. Piramidin üstünde bulunan çete organizasyonu ile savaşıyoruz. Piramidin altındakiler kardeşlerimizdir" dedi.
AK Parti Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel, toplumun ruhuna, dokusuna hassasiyetle eğilen en önemli kaynağın tiyatro olduğunu, bu konuda Devlet Tiyatroları'nın önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Yüksel, Türkiye'nin her noktasında oyun sergilemek için azim ve kararlılıkla çalışan Devlet Tiyatroları'nın, bu kapsamda sahne sayısını da artırdığını kaydetti.
İçişleri Bakanı Efkan Ala, 12 yıllık demokratikleşme birikimi üzerine inşa edilen çözüm sürecinin nihai hedefinin "terörün tamamen sona erdirilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin ileri demokrasi hedefine ulaşması" olduğunu söyledi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Beşinci turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde ilk sözü MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan aldı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, İçişleri Bakanlığında çalışan memurların diğer bakanlıklarda çalışanlara nazaran daha az ücretle çalıştığını, polislere verilen sözlerin tutulmadığını savundu.
17-25 Aralık operasyonlarının yıl dönümünde "dün bir intikam operasyonu daha gerçekleştiğini" söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Çıkartılan yargı paketleriyle ve gündemde olan iç güvenlik paketiyle hukuka darbe yapıldı ve bu hukuk darbesine yenileri de eklenmeye çalışılıyor. Geçmiş yıllarda başka gazetelere ve gazetecilere darbe yapan AKP, onların birçoğunu yandaş konumuna getirince şimdi de bugünün muhalif basın organlarına, 17-25 Aralık konusunu gündemde tutan yazar çizerlere 'Susun, susmazsanız daha önce yaptıklarımız gibi sizlere de operasyon yapar, cezaevine atarız. Ne zaman çıkacağınızı Allah bilir' babında operasyonlar yapmaktadır. Bu operasyonlarla kendi yolsuzluklarını ve rüşvet operasyonlarını kamuoyundan, halktan gizlemeye ve halkın bilgi almasını engellemeye çalışmaktadırlar. Bu yasakçılık, halkın bilgi almasını engelleme konusu zaten AKP'nin fıtratında vardır.
Basın özgürlüğüne yönelik bu tür operasyonları kınıyorum. AKP iktidarı döneminde tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısı hep artmıştır ve anlaşılan o ki bundan sonra da 'AKP'ye biat etmiyorum' diyen bütün gazeteciler sırayla tutuklanmaya devam edecektir."
Erdoğan, AK Parti iktidarının yanlış ve öngörüsüz dış politikaları neticesinde Türkiye'nin "adeta bir ateş çemberinin için hapsolmuş durumdu" olduğunu savundu.
MHP Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz, AK Parti'nin "PKK ile yürüttüğü utanç verici pazarlıklar sonucunda hedefine uzunca bir süredir güvenlik güçlerini koyduğunu" savundu.
Sınır güvenliği başta olmak üzere can ve mal emniyetinin kalmadığını öne süren Korkmaz, teröristlerin elini kolunu sallayarak gezdiğini kaydetti.
"Analar ağlamıyor, şehit cenazeleri gelmiyor" denildiğini ancak askerin, polisin şehit olmaya devam ettiğini savunan Korkmaz, "Milli onur ve haysiyetin zerresi ile nasiplenmiş kim varsa, bu durumdan dolayı ıstırap içinde. Hükümet adeta, köpekleri salıvermiş, taşları bağlamıştır. Polisimize, askerimize her gün yeni operasyonlar yapılarak, akıl almaz iftiralarda bulunularak zafiyete uğratılmaktadır" dedi. Korkmaz, şunları ifade etti:
"Kolluk güçleri, milletin değil de iktidarın hizmetçisi kılınmak istenmekte ve bunun için de hukuk fütursuzca ayaklar altına alınmaktadır. Hükümetin polisten istediği, terör örgütüyle iyi geçinmesidir. Hırsızlıkla, yolsuzlukla mücadeleyi ağzına bile alması yasaklanmıştır. Yaparsa, ya darbeci olur ya paralelci olur. İktidarın, AKP'li olmadı diye, siyasi emellerine hizmet etmedi diye, binlerce polisin yerini değiştirdiği, hırsızı polis, polisi hırsız yaptığı, tüm deneyim ve bilgilerini yok sayarak polis okullarını bile kapatmak istediği dünyadaki tek örnektir Türkiye."
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın asli görevinin "terörle mücadele değil teröristle müzakere" olduğunu savundu.
Bu kurumun bugüne kadar terörle mücadele konusunda hiçbir görev icra etmediğini ifade eden Türkoğlu, "Bu kurum, teröristle pazarlık masasına oturmak, İmralı'daki bebek katiliyle görüşmek, Kandil'deki eli kanlı teröristlere ulaklık yapmak ve strateji adı altında bölücü talepleri karşılamak için yasa tasarıları hazırlamak, kamuoyunda algı yönetimine yönelik örtülü operasyonlara zemin hazırlamakla görevlidir" dedi.
Bu kurumun koordinasyon görevini devletin güvenlik kurumları arasında değil "İmralı-Kandil-HDP üçgeni arasında yerine getirdiğini" savunan Türkoğlu, "Bir türlü koordine olamayan terörist başı ile Kandil ve siyasi uzantıları arasında koordinasyonu ancak bu kurum sağlayabilmektedir. Bu ayıp da bize yeter. O yüzden, bu kurumun adı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı değil 'Teröristle Müzakere, İmralı-Kandil Arası Ulaştırma ve Koordinasyon Müsteşarlığı' olmalıdır" dedi.
MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan da konuşmasında ekonomiye ilişkin eleştirilerde bulundu.
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi üzerine söz alan CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetin yetkilerini eline aldığını ancak Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun buna ses çıkarmadığını ileri sürdü.
İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değinen Serindağ, hükümetin 17-25 Aralık soruşturmalarının ardından, bir zamanlar beraber hareket ettiği cemaati yeni düşman olarak ilan ettiğini savundu. Erdoğan'ın, faili meçhul cinayetlerden de cemaati sorumlu tuttuğunu ve "elimizde belgeler var" dediğini belirten Serindağ, savcıların bu belgeleri istemesi gerektiğini ifade etti.
Serindağ ayrıca, hükümetin, toplumu kendisine uygun şekilde kurgulamak ve kendisi gibi düşünmeyenleri cezalandırmak istediğini iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer, hükümetin ülkede korku imparatorluğu yaratmak istediğini, kamu düzenini sağlama bahanesiyle yargı paketi getirdiğini öne sürdü. Dinçer, söz konusu paketin yasalaşmasıyla, hükümeti rahatsız eden herkesin kolay bir şekilde tutuklanabileceğini iddia ederek, "Polis devleti uygulamalarının kapısı açılacak. Halk, baskı ve korku altında yaşamaya alıştırılıyor" dedi.
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, iç göçün temel nedeninin yanlış tarım politikalarından kaynaklandığını söyledi. Dudu, göçün engellenmesi için ulusal tarım politikası hazırlanması, kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'deki Suriyeli mültecilere değinen Dudu, "Dünyanın neresinde olursa olsun, masum halkın ölümüne neden olan katildir. Bunun adı Beşar Esad da olsa katildir, Recep Tayyip Erdoğan da olsa katildir. O insanların ölümüne neden olan ve terörist unsurlara destek veren her kim olursa olsun oradaki insanların ölümünden sorumludur" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Dudu'nun, "Esad da olsa katildir, Erdoğan da olsa katildir" ifadesine tepki göstererek, "Sayın Cumhurbaşkanına hakaret etmiştir. Başkanlık Divanı olarak konuşmacıyı uyarmanız doğru olurdu" dedi.
CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi. Türkiye ekonomisinin en önemli probleminin cari açık olduğuna işaret eden Türeli, "Türkiye'de, AKP döneminde cari işlemler açığı hızlı bir biçimde artmıştır" dedi.
Türeli, şöyle devam etti:
"Cari işlemler açığı insanları, toplumu nasıl etkiler? İthalatı ucuzlatır ve dışarıdan başka ülkelerin ürettikleri mallar piyasalarımızı istila eder. Bugün hemen her sektörde, Çin malları Türkiye piyasalarını işgal etmiştir ve bunun sonucunda da Türkiye'de sanayi sektörü, buna ilişkin yan sanayi sektörü birer birer kepenk kapatmaktadır, işçi çıkarmaktadır. Uygulanan bu politikaların bu toplumda, bu ülkede yaşayan insanlara, sanayicilere, işçilere bir yararı yoktur. Bu, yabancı ülkelerde çalışan insanlara, o ülkelerin çıkarlarına göre yürütülen bir politikadır."
CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli, toplumu dizayn etmek isteyenlerin, kültür, sanat ve yaşamın her alanına müdahalede bulunduklarını söyledi.
AK Parti iktidarının kültür ve sanat alanındaki politikalarını eleştiren Kaleli, şöyle devam etti:
"Kendi zihinsel şablonlarına uygun sanatçıları olmayan AKP, piyasası olan sanatçılarla algı operasyonu yürütmekte, vitrin oluşturarak kendini meşrulaştırmaya çalışmaktadır.
Sizin yeni Türkiye'niz, birlikte yaşama iradesini ortadan kaldıran, kendinize göre ideal vatandaş yaratmaya yönelik devlet eliyle yürütülen karşı kültür devrimidir. Asıl amacınız, sorgulamayan, düşünmeyen, ruhunu kaybeden, biçimlendirilmiş insanlardan oluşan bir toplum yaratmaktır. Maalesef, inancınıza da ihanet ediyorsunuz. Kültür, sanatın var olma sorunu yoktur, yok edilme sorunu vardır."
CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan, turizmdeki yapısal sorunlara ilişkin çözüm planı oluşturulamadığını savundu. İsteyenin istediği yerde otel açabildiğini belirten Sapan, plansız büyümenin sektörü zor durumda bıraktığını ifade etti.
Turizm sektöründe, kış mevsiminde kapanan otellerdeki binlerce çalışanın işsiz kaldığını anlatan Sapan, talep etmelerine rağmen, hükümetin bu kişilere kış aylarında prim desteği vermediğini söyledi.
Turizm liselerinde öğrencilere alkollü içecek hazırlamasının yasaklanacağını belirten Sapan, "Bizim amacımız turizme kaliteli eleman yetiştirmek değil mi? Turizm sadece otellerden ibaret değil. Kalifiye elemana ihtiyaç var. Bu hizmetlerin rekabete açık olduğunu ve önemsenmesi gerektiğini bilmediğiniz çok açık. Ne yapacaktı yani okulda öğrenci, IŞİD'e şerbet mi hazırlayacaktı? AKP'nin son dönemde iyice artan baskıcı, antidemokratik uygulamaları, şeriat özlemine dönük geriye götürme çabaları ve bunların yurt dışındaki yansımaları zaten kırılgan bir sektör olan turizmi olumsuz etkilemektedir" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, özgürlükten korkan, gerçeklerin duyulmasını istemeyen iktidarların, sanattan korktuklarını belirtti.
TÜSAK tasarısına değinen Küçük, "TÜSAK da tam böyle bir korkunun ürünü. Sanat kurumlarını yok etmeyi, yok edemediklerini sansür boyunduruğu altına almaya amaçlayan bu tasarıyla, üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek bir kurum oluşturulmaktadır. Kültür sanat projelerine verilecek destekler de bu kurul tarafından belirlenecek. Eğer etliye sütlüye dokunmayan oyunlar oynarsanız tabii ki destek alacaksınız. Yok, eğer herhangi bir muhalif tavrınız varsa bu yıl Dostlar Tiyatrosu ve 16 tiyatroya destek verilmediği gibi destek yerine, para yerine havanızı alacaksınız" diye konuştu.
HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, düşünce ve kanaatleri ne olursa olsun, gazetecilerin işlerini herhangi bir korku ve baskı olmaksızın gerçekleştirilmesinin vazgeçilmez bir ilke olduğunu söyledi.
"Zaman gazetesi ve bağlı birimlerine yönelik bir polis operasyonu, ifade özgürlüğü üzerine düşürülmüş ağır bir gölgedir" ifadesini kullanan Kürkçü, "Cemaat basının gazetecilik kalitesi ve siyasi kanaatleri hakkında bir şey söylüyor değiliz. Bize karşı da olsa uzak da olsa düşman da olsa zulme zulüm demek şarttır ve bunun ortadan kaldırılmasını istemek esastır" dedi.
Basın özgürlüğü ve adaletin bir gün herkese lazım olacağını belirten Kürkçü, "Bir an önce gözaltındaki gazetecilerin serbest bırakılmalıdır. Cezaevlerinde düşüncelerini açıkladığı için tek bir kişi kalmayıncaya kadar bu işin takipçisi olacağız" dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel'in ekonominin kimileri için tıkırında gittiğini ancak ülke için böyle olmadığını savundu.
Türkiye'nin, dünyada gelir adaletsizliğinde Meksika'nın ardından en kötü 2. ülke olduğunu ifade eden Tüzel'in, "Bir de AKP milletvekillerinin ve sorumlularının ağzından düşürmediği bir laf var: 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir.' Çok beylik bir laf. Bu edebiyat, bu hamaset ve tabii ki inançlar üzerinden istismar hala devam ediyor. Bu dünyada birlikte yaşıyor olsak da gerçekten biz ayrı dünyaların insanlarıyız" sözleri tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, "(Komşusu açken tok yatan bizden değildir) ifadesi bir Hadis-i Şerif'tir. 'Beylik laflar gibi' bir ifadeyle tahfifte bulundu. Özür dilemesini istirham ediyoruz" dedi.
HDP'li Tüzel, bunun üzerine yeniden söz alarak, "Hadisler üzerinde, veciz sözler üzerinde tepinmekten sizi men ediyorum. Halkın inançları üzerinde artık son bulsun bu tepinmeniz" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Ünal, "17 Aralık'tan bugün kadar yapılan bir darbe girişiminin siyasi uzantılarının burada açık bir şekilde devamına şahit oluyoruz. Bir kere lafı eğip bükmeyin. 17 Aralık ve 25 Aralık'ı paralelciler yaptı mı, yapmadı mı? Bu darbe girişimini yapan savcısı, kolluğu, hakimi, hepsi paralelci miydi, değil miydi?" diye sordu.
Hiç kimsenin hadisi şerifle ilgili "beylik bir laftır" ifadesini kullanamayacağını belirten Ünal, "Kullanırsa bir Müslüman olarak biz gereğini yapar, tepkimizi koyarız" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de şunları söyledi:
"Burada konuşmacımızın ifade ettiği çerçeve çok netti. Ortaya koyduğu felsefede İslam dininin özünün felsefesi ifade edilmiştir. Hadisi şerifte 'Komşunuz açken tok yatan bizden değildir' ifadesi nettir ve bununla ilgili de sizin bir duyarlı yaklaşım göstermenizi beklerdik. Eğer bu kadar yüksek bir duyarlılığınız varsa, bir Bakanınızın 'bakara makara' demek suretiyle Kur'an sureleriyle, Kur'an ayetleriyle dalga geçen ifadeleriyle ilgili aynı duyarlılıkta olmanızı beklerdik. 'Cumhurbaşkanına dokunmak ibadettir' diyen milletvekillerinize karşı ya da 'Peygamber vasıflarını taşıyor' diyen lidere karşı aynı duyarlı yaklaşımı göstermenizi bu kürsüden beklerdik."
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da "beylik" sözünün yakışmadığını belirtti.
"Allah'ın bütün vasıflarına sahip bir liderimiz vardır" diye ortaya çıkan kişi özür dilese bile bunun muhatabından herhangi bir tepki gelmediğini ifade eden Halaçoğlu, "(Ona dokunmak ibadettir) denmesine tepki gösterilmedi. 'Bakara makara' diyen kişiyle ilgili de bir söz söylenmedi" dedi.
"Paralel yapılanmayla 12 sene siz beraber oldunuz, eğer suçlularsa buna yataklık ettiniz demektir" ifadesini kullanan Halaçoğlu, "Çünkü polis teşkilatının en üst düzeyine siz getirdiniz, bürokrasinin en üst düzeyine siz getirdiniz. Hukukun en üst düzeylerine siz getirdiniz. 'Ne istediniz de vermedik?' dediniz. Mademki siz işbirlikçisiniz, haliyle onlar suçluysa siz de suçlusunuz, sizin hakkınızda da aynı soruşturmanın yapılması gerekir çünkü onlara yataklık ettiniz" ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
AK Parti Elazığ Milletvekili Sermin Balık, İçişleri Bakanlığı'nda stratejik yönetim sisteminin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. e-devlet sistemiyle vatandaşların hayatında önemli kolaylıklar sağlandığını belirten Balık, bürokratik işlemlerin azaldığını dile getirdi. Balık, 112 Acil Çağrı Merkezi projesiyle, acil numaraların tek bir numara altında toplanacağını, böylece müdahalelerin daha kısa ürede gerçekleşeceğini dile getirdi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, AK Parti iktidarları döneminde ülkede huzur ve güvenliğin sağlandığını, bunun, uluslararası sermayenin ülkeye gelmesinde de etkili olduğunu söyledi. Suçlarla mücadelede hiçbir masraftan kaçınılmadığını anlatan Köksal, ayrıca polis-halk ilişkisinin en üst seviyeye çıktığını, hukuk devleti ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde suçla mücadele edildiğini, "işkenceye sıfır tolerans" duyarlılığının kararlı şekilde sürdürüldüğünü kaydetti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değindi. Metiner, şunları söyledi:
"Cemaat medyasına yönelik hükümet kuvvetlerinin operasyonundan söz etmek palavradır. Basına sansür, baskı, yıldırma politikaların hükümet kaynaklı olduğunu söylemek palavradır.
Ortada, yargı marifetiyle, paralel suç şebekesine yönelik bir soruşturma var. Herkes bu soruşturmanın soncunu beklemeli. Paralelin uzantıları, onlarla ittifak yapıyor. Düne kadar 'f tipi' diyenler, bugün onun arkasında hizalanıyor."
Metiner, çözüm sürecine ilişkin konuşmasında ise "Çözüm süreci, çözülme süreci değildir. Gizli pazarlıkların yapıldığı süreç değildir. Terörle müzakere iddiası yalandır. Silahların susturulması için müzakere yürütülüyor" dedi.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Jandarma Genel Komutanlığı'nın çalışmalarının, vatandaşlar tarafından takdirle izlendiğini söyledi. Koca, yaşam memnuniyeti anketinde, en fazla memnuniyetin asayiş hizmetlerinde olduğu sonucuna varıldığını kaydetti.
AK Parti Uşak Milletvekili Mehmet Altay, Kamu Düzeni ve Müsteşarlığı'nın faaliyetlerini anlattı. "Güvenlik için özgürlükten, özgürlük için güvenlikten vazgeçilemez" diyen Altay, çalışmaların bu kapsamda yürütüldüğünü ifade etti.
Çözüm sürecine değinen Altay, bu sürecin kesintiye uğramasını isteyenlerin olabileceğini belirterek, "Her ne sebeple olursa olsun, kim sabote etmek isterse istesin, süreç mutlaka kararlılıkla sürdürülecektir" dedi.
AK Parti Erzurum Milletvekili Cengiz Yavilioğlu, Ekonomi Bakanlığı bütçesi üzerine söz aldı. 2002 yılı öncesindeki ekonomik tabloyu anımsatan Yavilioğlu, ekonomik bozulmanın nedeninin güvensizlik ve istikrarsızlıktan kaynaklandığını söyledi. Yavilioğlu, "25 bankanın batmasının nedeni de budur. 1996 yılında yüzde 55 olan faiz ödemelerinin 2001 yılında yüzde 80'e çıkması 'müflis tüccar' olarak açıklanabilir. Hiçbir ekonomik başarı siyasal, sosyal gerçeklerden ari değil" diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonu ile ilgili eleştirileri yanıtlarken, konunun yargıya intikal ettiğini, herkesin sabırla sonucu beklemesi gerektiğini ifade etti. Darbe teşebbüsünde bulunanlara müsaade edilemeyeceğini belirten Uçma, "Biz paralel denilen çeteyi bir piramide benzetiyoruz. Piramidin üstünde bulunan çete organizasyonu ile savaşıyoruz. Piramidin altındakiler kardeşlerimizdir" dedi.
AK Parti Denizli Milletvekili Mehmet Yüksel, toplumun ruhuna, dokusuna hassasiyetle eğilen en önemli kaynağın tiyatro olduğunu, bu konuda Devlet Tiyatroları'nın önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Yüksel, Türkiye'nin her noktasında oyun sergilemek için azim ve kararlılıkla çalışan Devlet Tiyatroları'nın, bu kapsamda sahne sayısını da artırdığını kaydetti.
İçişleri Bakanı Efkan Ala, 12 yıllık demokratikleşme birikimi üzerine inşa edilen çözüm sürecinin nihai hedefinin "terörün tamamen sona erdirilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin ileri demokrasi hedefine ulaşması" olduğunu söyledi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
