2009-12-08 - 15:06
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Tokat'taki terörist saldırının ''karanlık bir provokasyon'' olduğunu iddia ederek, bunun bir an önce açığa çıkarılması gerektiğini söyledi.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde
yaşanan acı kayıplarla ilgili derin üzüntü duyduklarını belirterek, ''Ne yazık ki
aylardan sonra bizleri tarifi imkansız acılara boğan, yüreklerimizi dağlayan
gencecik yavrularımızın ölüm haberlerini, yine duymaya başladık'' dedi.
Türk, iki gün önce Diyarbakır'da, üniversite öğrencisi Aydın Erdem'in,
demokratik bir miting sırasında ''polis tarafından hedef gözetilerek açılan ateş
sonucu'' yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. Türk, dün de bir aydan beri tedavi
gören liseli Serap Eser'in henüz hayatının baharındayken hayatını kaybettiğini
ifade etti.
Bunların çok büyük acılar olduğunu belirten Türk, her iki gencin de
yaşamına mal olan bu saldırıları kınadığını söyledi.
Tokat'taki terörist saldırıya da değinen Türk, ''Dün akşam saatlerinde
duyduğumuz, Tokat'ta, karanlık bir provokasyon olduğu gün gibi ortada olan bir
saldırı sonucu, aramızdan ayrılan askerlerimiz için, yüreklerimiz parçalandı.
Anne babaları ve yakınları şahsında tüm yurttaşlarımızın acılarını paylaşıyorum.
Reşadiye'deki provokasyon bir an önce açıklığa kavuşturulmalı ve
aydınlatılmalıdır'' diye konuştu.
Bu acıların herkesin ortak acısı olduğunu belirten Türk, bütün
çabalarının, bir an önce bu gözyaşlarına son vermek olduğunu dile getirdi.
-DEMOKRATİK AÇILIM-
Hükümetin demokratik açılım konusunda cesur adımlar atamadığını ileri
süren Türk, Hükümet yetkililerinin, günlerden beri DTP'yi suçlayarak, kendi
sorumluluklarını gizlemeye çalıştığını iddia etti.
Türk, şöyle devam etti:
''Hükümete sormak istiyorum: Bizim bu çatı altında verdiğimiz demokrasi
mücadelesi olmasaydı, siz acaba açılımın A'sında bile bahsedebilir miydiniz?
Hükümet, tamamen kendi dar siyasi çıkar hesaplarıyla, bu temel sorunu ele
aldığından dolayı içinden çıkamaz hale geldi. Şimdi de 'yol yakınken işin içinden
nasıl çıkarım' diye kara kara düşünüyor. Bir günah keçisi arıyor ve partimizi
hedef tahtasına oturtuyor. Bizi sorumlu gösterme arayışına giriyor.''
Türk, Meclis tutanaklarına bakıldığında, DTP'nin, ülkenin temel
problemleri ile ilgili proje ve önerilerinin görüleceğini belirterek,
''Toplarsanız, çalışmalarımızdan bir demokrasi manifestosu çıkar'' dedi.
TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmesi iptal edilen Terörle Mücadele
Kanunda Değişiklik Öngören Yasa Tasarısı'na da değinen Türk, Hükümetin,
''Tasarıyı, son olayları gerekçe göstererek, adeta toplumla dalga geçercesine,
teknik sebepleri bahane edip, sonraki haftalara ertelediğini'' öne sürdü.
-''GERİ DÖNÜŞ YOK''-
Hükümetin gerçek bir açılımdan kaçmanın fırsatını ve koşullarını
oluşturmaya çalıştığını iddia eden Türk, ''Ama kaçamayacaklar. Bu halkın
mücadelesi eninde sonunda gerçek bir açılımı yapmaya zorlayacaktır. Bunun yolu
açılmıştır. Geri dönüş yok. AKP olsa da olmasa da Türkiye kendi barışına ve
demokrasisine mutlaka kavuşacaktır'' diye konuştu.
Son günlerde şehirlerde protesto ve mitingler yapıldığını hatırlatarak,
bölgede gerginliğin hakim olduğunu ifade eden Türk, şöyle devam etti:
''Toplumun realitesi dikkate alınmadan, üstüne üstüne giderek, dayatarak
böyle toplumsal bir mesele hal yoluna girebilir mi? Hele hele açılım yaptığını
iddia eden bir Hükümet, tehlike ortadayken yangına körükle gitmeye nasıl cesaret
eder? Bunu anlamak mümkün değil.
İmralı'daki durumdan haberdar olur olmaz, geçen yılki deneyimlerimizden
yola çıkarak, hemen Hükümet nezdinde iletişime geçtik. Durumu izah ettik.
Toplumun bu konudaki hassasiyetini ortaya koyduk. Türkiye'deki 72 milyon
yurttaşımızın algısını ve doğuracağı tehlikeleri dile getirdik. Fakat, şu ana
kadar Hükümet yeni bir adım atılmış değil.
Meclis İnsan Hakları Komisyonunu devreye sokmaya çalıştık. Fakat Sayın
Komisyon Başkanının, partimizden gelen en ufak bir öneriyi bile reddetmek için,
kırk dereden su getiren bir anlayışıyla karşı karşıyayız.
Günlerden beri şehirlerimiz, sokaklarımız adeta yangın yerine dönüşmüş
durumda. Hükümet maalesef, böylesi bir dönemde, alabildiğine hassas ve kırılgan
bir atmosferde, bile bile tehlikeye davetiye çıkarmıştır. Hala da gereklerini
yerine getirmemekte, kör inadını sürdürmektedir.''
-KAPATMA DAVASI-
Ahmet Türk, partisi hakkındaki kapatma davasının Anayasa Mahkemesinin
gündemine alınmasının, gerilimli sürece denk getirildiğini iddia etti.
Davayla ilgili verilecek kararın, bütün toplumu ve Türkiye'nin geleceğini
doğrudan ilgilendirdiğini savunan Türk, şunları söyledi:
''Bu öyle bir dava ki verilecek karar ülkemizi önemli bir demokrasi
sınavından geçirecektir. Çünkü, DTP'nin varlığı, demokratik süreç açısından büyük
önem taşımaktadır.
Bütün sindirme ve yıldırma politikalarına karşın DTP, siyasi çizgisinden
sapmamış, kararlı durmuştur. Bu kararlı duruşunun bir sonucu olarak bugün, bir
kez daha bedel ödemeyle karşı karşıya bırakılmıştır. Biz, bu bedeli 12 Eylül
zindanlarında ödedik.
Dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri görülmeyen baskı ve saldırılarla
karşı karşıya kaldık. Barış için sarf ettiğimiz her cümle bize saldırı olarak
döndü. Ne söylediysek, temsil ettiğimiz halk adına, demokrasi adına ne talep
ettiysek, yok sayıldı, çarpıtıldı, partimiz hedef haline getirildi. DTP
hiçleşsin, vesayet rejimine diğerleri gibi alışsın, evcilleşsin istendi.
Kapatma yönünde bir karar çıkması halinde, bu siyasi bir darbe niteliği
taşıyacaktır. DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının
kapatılması anlamına geleceği açıktır. DTP;yi kapatmak Kürt sorununda
çözümsüzlükte ısrar olacaktır.''
DTP hakkındaki kapatma davasının, Türkiye demokrasisi açısından bir sınav
olacağını belirten Türk, çıkacak kararın, sadece DTP ve Kürtlerle sınırlı bir
karar olmayacağını, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğinin ve demokrasinin rotasını
da belirleyeceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD'ye giderken uçakta, ''Venedik
Kriterlerini bile az gördüğünü, daha ileri bir partiler hukukundan bahsettiğini,
parti kapatmalarını kesinlikle demokrasiyle bağdaştıramadığını'' söylediğini
anlatan Türk, ''Bunlar timsah gözyaşlarıdır. Hiç kimse inanmaz'' dedi.
Partilerinin kapatılması, gruplarının düşürülmesi halinde Parlamentoda
bulunmalarının bir anlamı kalmayacağını kaydeden Türk, ''Fakat şu da çok iyi
bilinmelidir ki demokratik siyasetten, barış mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz,
geri adım atmayacağız. Mücadelemizi halkımızın içinde ve demokrasi güçleriyle
birlikte sürdüreceğiz'' diye konuştu.
DTP Grup toplantısına Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman
Baydemir ile bazı DTP'li belediye başkanları da katıldı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, grup toplantısı
çıkışında, gazetecilerin soruları üzerine, ''Herkesin metin olması lazım. Her
darlığın sonu mutlaka ferahlıktır'' dedi.
