2013-04-30 - 16:00
TBMM ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu bugün üçüncü ve dördüncü oturumların ardından sona erdi.
TBMM ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu bugün üçüncü ve dördüncü oturumların ardından sona erdi.
Sempozyumun ikinci gününde İyi Yönetişimde Türkiye ve AB Perspektifi başlıklı üçüncü oturumun moderatörlüğünü AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara yaptı. Romanya Senatosu Senatörü ve Dış İşleri Komisyonu Sekreteri Ben Oni Ardelean, İstanbul Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı İyi Yönetişim Programı Direktörü Fikret Toksöz ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı oturumda iyi yönetişim kavramının AB ve Türkiye açısından nasıl değerlendirildiği tartışıldı.
Fikret Toksöz, Türkiye'nin daha demokratik olması için çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini, Türkiye'de sivil toplumun çok önemli rol oynadığını ve gelişmede önemli bir payı olduğunu kaydederek, sivil toplumun iyi yönetişim ilkeleri sayesinde hükümetin, devletin yetişemediği yerlere yetişerek önemli bir katkı sağladığını belirtti. Küreselleşmenin sadece ekonomik alanda değil, her alanda önemini vurgulayan Toksöz, iyi yönetişim kavramının da küreselleşme ile birlikte değişen ve gelişen bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Ben Oni Ardelean, yaptığı konuşmada Avrupa Birliği'nin iyi yönetişim perspektifi üzerinde durdu. Kavramın sabit olmayan bir yapısı olduğunu, kendi içinde sürekli değişitiğini kaydeden Ardelean, AB'ye uyum sürecinde olan ülkelerin herşeyi Avrupa'dan kopya mı etmesi gerekiyor, acaba Avrupa gerçekten iyi yönetiliyor mu, başta Türkiye olmak üzere diğer aday ülkelerin bunu kendilerine sormasının gerektiğini söyledi. İyi yönetişime yönelik farklı tanımlar olduğunu sözlerine ekleyen Ardelean, "Türk toplumu için en iyi olan nedir, Avrupa standartları Türkiye için iyi mi acaba" diye sordu. Avrupa Birliği'nin kendi içinde kötü bir süreç yaşadığını, Türklerin de üyeliği artık eskisi kadar istemediği görüşünü savunan Ardelean, demokrasi, hukuk devleti, yolsuzlukla mücadele, insan haklarının geliştirilmesi konularında atılan adımların önemini vurgulayarak bunların üyelikten daha öncelikli olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu iyi yönetişim kavramı üzerine yaptığı sunumda hukukun üstünlüğü konusuna değindi. İyi yönetişimin hakkaniyeti, katılımı, çoğulculuğu, saydamlığı, hesap verilebilirliği ve hukukun üstünlüğünü vurguladığını belirten Kalaycıoğlu, uluslararası normların ve adil, hakça, bağımsız yasa yapılmasının ve tüm bu kavramların aynı zamanda demokraside de bulunduğunu söyledi. Kalaycıoğlu, iyi yönetişim ile demokrasinin arasındaki farkın, iyi yönetişimde etkinlik kavramının bulunması olduğunu, demokrasinin etkinlik kavramı üzerinde durmaması olduğunu söyledi.
Üçüncü oturum, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in sunumu ve müzakerelerin ardından sona erdi.
İyi Yönetişimde Medyanın Rolü ve Yürütmenin İzlenmesinde Bir Araç Olarak Medya başlıklı dördüncü ve son oturum Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Siyasi İşler ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Joao Bosco Mota Amaral'ın moderatörlüğünde gerçekleşti. İspanya Parlamentosu Milletvekili Arcadio Diaz Tejera, ANCI İdeali Eski Genel Sekreteri ve Gazeteci Maria Baroni ve köşe yazarları Eser Karakaş ile Deniz Zeyrek'in konuşmacı olarak katıldığı son oturumda iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmasında medyanın üzerine düşen görevler tartışıldı.
Oturumun moderatörü Amaral, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda önemli adımlar attığını belirterek daha önce TBMM tarafından ziyaret edildiğini ve böylece Türkiye'nin AB üyeliğinin desteklenmiş olduğunu söyledi. Amaral, NATO'nun kurucu üyesi olarak, Türkiye'nin Avrupa'da önemli bir aktör olduğunu söyledi.
Gazeteci Maria Baroni, kendisinin gazeteciliğin yanı sıra Avrupa Birliği'ndeki bazı alt kurumlarda çalıştığı bilgisini vererek yerel otoritelerin vatandaşlara karar verme aşamasında şans tanıdığını ve siyasi organizasyonların da oy kullanma oranlarını arttırdığını söyledi. Medyanın ve internetin de politikacıların neler yaptığını ve ne gibi değişiklikler yapıldığını izlemeleri ve anlamaları açısından vatandaşlar açısından çok önemli ve vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Eser Karakaş, yaptığı konuşmada yönetişim kavramının bir dengeyi ve karşılıklı olan bir süreci çağrıştırdığını söyledi. "Yönetimde birden çok taraf varsa taraflar kimler" meselesinin çok önemli olduğunu kaydeden Karakaş, basın özgürlüğü konusunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, Türkiye'de bu konuda eksiklerin olduğunu belirtti. Türkiye'de gazeteciliğin doğuştan gelen bir hastalığı olduğunu, ilk gazeteciliğin hükümet desteği için başlatıldığını söyledi.
Deniz Zeyrek, sempozyum boyunca iyi yönetişim kavramının çok iyi anlaşıldığının altını çizerek, medyanın bu konudaki rolü üzerinde durdu. Medyanın halkın gerçekleri, haberleri alma hakkını karşılama görevinin önemine değinen Zeyrek, gazetecilerin halkın gerçeklere uzanmasını sağlarken yaşanan bir takım sorunlar üzerinde durdu.
İspanya Milletvekili Tejera ise son konuşmacı olarak demokrasi kavramı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Medyanın halkın yararına çalışması gerektiğini, halkın istekleri ve eksiklerini yansıtması gereken araç olduğunu ifade etti. Anayasanın, ceza hukukunun ve düzenlemelerin basın özgürlüğü ve adalet konusunda öncelikli olması gerektiği görüşünü savunan Tejera, güç ve dengelerin herkesin yararına göre kurulması ve o dengelerin korunması gerektiğini söyledi.
Sempozyumun son oturumunun ardından TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu bir kapanış ve teşekkür konuşması yaptı.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu sonrasında katılımcılar Bergama Müzesi'ni ziyaret ettiler.
F. Banu Doğan
Sempozyumun ikinci gününde İyi Yönetişimde Türkiye ve AB Perspektifi başlıklı üçüncü oturumun moderatörlüğünü AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara yaptı. Romanya Senatosu Senatörü ve Dış İşleri Komisyonu Sekreteri Ben Oni Ardelean, İstanbul Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı İyi Yönetişim Programı Direktörü Fikret Toksöz ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı oturumda iyi yönetişim kavramının AB ve Türkiye açısından nasıl değerlendirildiği tartışıldı.
Fikret Toksöz, Türkiye'nin daha demokratik olması için çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini, Türkiye'de sivil toplumun çok önemli rol oynadığını ve gelişmede önemli bir payı olduğunu kaydederek, sivil toplumun iyi yönetişim ilkeleri sayesinde hükümetin, devletin yetişemediği yerlere yetişerek önemli bir katkı sağladığını belirtti. Küreselleşmenin sadece ekonomik alanda değil, her alanda önemini vurgulayan Toksöz, iyi yönetişim kavramının da küreselleşme ile birlikte değişen ve gelişen bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Ben Oni Ardelean, yaptığı konuşmada Avrupa Birliği'nin iyi yönetişim perspektifi üzerinde durdu. Kavramın sabit olmayan bir yapısı olduğunu, kendi içinde sürekli değişitiğini kaydeden Ardelean, AB'ye uyum sürecinde olan ülkelerin herşeyi Avrupa'dan kopya mı etmesi gerekiyor, acaba Avrupa gerçekten iyi yönetiliyor mu, başta Türkiye olmak üzere diğer aday ülkelerin bunu kendilerine sormasının gerektiğini söyledi. İyi yönetişime yönelik farklı tanımlar olduğunu sözlerine ekleyen Ardelean, "Türk toplumu için en iyi olan nedir, Avrupa standartları Türkiye için iyi mi acaba" diye sordu. Avrupa Birliği'nin kendi içinde kötü bir süreç yaşadığını, Türklerin de üyeliği artık eskisi kadar istemediği görüşünü savunan Ardelean, demokrasi, hukuk devleti, yolsuzlukla mücadele, insan haklarının geliştirilmesi konularında atılan adımların önemini vurgulayarak bunların üyelikten daha öncelikli olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu iyi yönetişim kavramı üzerine yaptığı sunumda hukukun üstünlüğü konusuna değindi. İyi yönetişimin hakkaniyeti, katılımı, çoğulculuğu, saydamlığı, hesap verilebilirliği ve hukukun üstünlüğünü vurguladığını belirten Kalaycıoğlu, uluslararası normların ve adil, hakça, bağımsız yasa yapılmasının ve tüm bu kavramların aynı zamanda demokraside de bulunduğunu söyledi. Kalaycıoğlu, iyi yönetişim ile demokrasinin arasındaki farkın, iyi yönetişimde etkinlik kavramının bulunması olduğunu, demokrasinin etkinlik kavramı üzerinde durmaması olduğunu söyledi.
Üçüncü oturum, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in sunumu ve müzakerelerin ardından sona erdi.
İyi Yönetişimde Medyanın Rolü ve Yürütmenin İzlenmesinde Bir Araç Olarak Medya başlıklı dördüncü ve son oturum Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Siyasi İşler ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Joao Bosco Mota Amaral'ın moderatörlüğünde gerçekleşti. İspanya Parlamentosu Milletvekili Arcadio Diaz Tejera, ANCI İdeali Eski Genel Sekreteri ve Gazeteci Maria Baroni ve köşe yazarları Eser Karakaş ile Deniz Zeyrek'in konuşmacı olarak katıldığı son oturumda iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmasında medyanın üzerine düşen görevler tartışıldı.
Oturumun moderatörü Amaral, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik yolunda önemli adımlar attığını belirterek daha önce TBMM tarafından ziyaret edildiğini ve böylece Türkiye'nin AB üyeliğinin desteklenmiş olduğunu söyledi. Amaral, NATO'nun kurucu üyesi olarak, Türkiye'nin Avrupa'da önemli bir aktör olduğunu söyledi.
Gazeteci Maria Baroni, kendisinin gazeteciliğin yanı sıra Avrupa Birliği'ndeki bazı alt kurumlarda çalıştığı bilgisini vererek yerel otoritelerin vatandaşlara karar verme aşamasında şans tanıdığını ve siyasi organizasyonların da oy kullanma oranlarını arttırdığını söyledi. Medyanın ve internetin de politikacıların neler yaptığını ve ne gibi değişiklikler yapıldığını izlemeleri ve anlamaları açısından vatandaşlar açısından çok önemli ve vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Eser Karakaş, yaptığı konuşmada yönetişim kavramının bir dengeyi ve karşılıklı olan bir süreci çağrıştırdığını söyledi. "Yönetimde birden çok taraf varsa taraflar kimler" meselesinin çok önemli olduğunu kaydeden Karakaş, basın özgürlüğü konusunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, Türkiye'de bu konuda eksiklerin olduğunu belirtti. Türkiye'de gazeteciliğin doğuştan gelen bir hastalığı olduğunu, ilk gazeteciliğin hükümet desteği için başlatıldığını söyledi.
Deniz Zeyrek, sempozyum boyunca iyi yönetişim kavramının çok iyi anlaşıldığının altını çizerek, medyanın bu konudaki rolü üzerinde durdu. Medyanın halkın gerçekleri, haberleri alma hakkını karşılama görevinin önemine değinen Zeyrek, gazetecilerin halkın gerçeklere uzanmasını sağlarken yaşanan bir takım sorunlar üzerinde durdu.
İspanya Milletvekili Tejera ise son konuşmacı olarak demokrasi kavramı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Medyanın halkın yararına çalışması gerektiğini, halkın istekleri ve eksiklerini yansıtması gereken araç olduğunu ifade etti. Anayasanın, ceza hukukunun ve düzenlemelerin basın özgürlüğü ve adalet konusunda öncelikli olması gerektiği görüşünü savunan Tejera, güç ve dengelerin herkesin yararına göre kurulması ve o dengelerin korunması gerektiğini söyledi.
Sempozyumun son oturumunun ardından TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu bir kapanış ve teşekkür konuşması yaptı.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi kapsamında düzenlenen İyi Yönetişim Sempozyumu sonrasında katılımcılar Bergama Müzesi'ni ziyaret ettiler.
F. Banu Doğan
