2010-03-31 - 14:09
CHP'Lİ KILIÇDAROĞLU'NUN BASIN TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya'daki Deniz Feneri e.V davasında ''kurye'' olarak adlarının geçtiğini belirttiği iki kişi arasındaki para teslimatına ilişkin ''belgeleri'' açıkladı.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya'daki Deniz Feneri e.V davasında ''kurye'' olarak adlarının geçtiğini belirttiği iki kişi arasındaki para teslimatına ilişkin ''belgeleri'' açıkladı.

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Deniz Feneri davası ile ilgili olarak ilk operasyonun Almanya'da Nisan 2007'de Deniz Feneri Derneği ve Kanal 7 televizyonu Almanya Temsilciliği'ne baskınlar yapılarak başlandığını belirterek Alman savcılığının soruşturmasını 16 ay içinde tamamladığını ve Frankfurt Eyalet Mahkemesinde davayı açtığını söyledi.

Yargılama süresinin daha kısa sürdüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, Almanya'daki davada kararın 17 Eylül 2008'de açıklandığını belirterek "Yargılama sonunda Deniz Feneri e.V. olayı, Almanya tarihinin en büyük soygunu olarak tanımlanmış ve soygunun asıl faillerinin Türkiye'de olduğu belirtilmiş ve mahkeme kararında asıl faillerin adları da yer almıştı." Dedi.

Frankfurt Eyalet Mahkemesinin kararından 10 gün sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Frankfurt Eyalet Mahkemesi'nin verdiği kararın Adalet Bakanlığı aracılığıyla isteneceğini duyurduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Başsavcılığın, 27 Eylül 2008 tarihinde soruşturma dosyası ile mahkeme kararının istenmesi için Adalet Bakanlığına resmen başvurduğunu söyledi. Almanya'daki Deniz Feneri dosyasının yaklaşık 5 ay sonra 24 Şubat 2009 tarihinde Türrkiye'ye ulaştığını kaydeden Kılıçdaroğlu, dosyanın tercümesinin 3 ay sürdüğünü? Savcılığın 21 Mayıs'ta yaptığı açıklamada tercüme işleminin tamamlandığını belirttiğini ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye'de uzun süredir devam eden soruşturmada hangi delillere ulaşıldı bilmiyoruz. Ançak soruşturma sürecine ilişkin olarak ciddi kaygılar taşıdığımızı da belirtmek isteriz. Özellikle yapılan aramalarda izlenen yöntem bu kuşkularımızı beslemiştir. Kaldı ki, Almanya tarihinin en büyük soygunu olarak adlandırılan davanın aslı da, asıl failleri de Türkiye7de olduğuna göre, soygunun Türkiye boyutunun Almanya'dan büyük olduğu kuşkusunu haklı olarak aklımıza getirmektedir.Bazı asli faillerin soruşturma aşamasında konuşmama haklarını kullanmaları da bu görüşümüzü perçinlemektedir. Ayrıca bazı AK Parti yetkilerinin Türkiye'deki asli faillerle olan ilişkileri de soruşturmanın önündeki en ciddi engellerden biri olarak görülmektedir.

Türkiye'deki Deniz Feneri davasına bugün açıklayacağım belgelerle önemli bir katkıda bulunacağımızı sanıyoruz." Dedi

Basın mensuplarına 18 adet para teslim tutanağı belgesi sunan Kılıçdaroğlu, bu belgelerle toplam 4 milyon 580 bin Avro'luk bir para teslimatının söz konusu olduğunu iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şu iddialarda bulundu:

''Bu belgelerin altında imzası olan Hakkı Sadal ile İzzet Kurum, Deniz Feneri e.V. davasında adları geçen kişiler. Hakkı Sadal kurye görevini üstlenen kişi. Deniz Feneri çevresinde 'amca' adıyla geçiyor... İzzet Kurum ise Almanya'da görülen davada mahkum olan Mehmet Gürhan'ın kayın biraderi. Yine Türkiye'ye para akışında önemli kuryelerden biri olarak soruşturuluyor. Almanya'da açılan davanın savcılık iddianamesinde, İzzet Kurum ve Hakkı Sadal'ın Almanya'dan Türkiye'ye getirilerek Zekeriya Karaman'a elden teslim edilen paraların kuryeliğini yaptığı belirtiliyor.

Bu tutanaklardan ikisi orijinaldir. Yani güncel anlatımla 'ıslak imzalı'... Belgelerin asılları ve fotokopiler soruşturmayı yapan savcılığa teslim
edilecektir. Bu belgeler, yurt dışında toplanan paraların bir bölümünün kimler tarafından Türkiye'ye getirildiğini ve kime teslim edildiğini göstermektedir. Tutanaklarda imzası olan Hakkı Sadal ile İzzet Kurum'un gerek Türkiye'de gerek Almanya'da Kanal 7 çalışanı olup olmadıklarının da savcılıkça sorgulanması gerekmektedir. Çünkü soygunun asıl patronları bunlar değildir, paraları teslim alan, yolsuzluğu organize eden asıl faillerin bulunması gerekiyor.''

''4 milyon 580 bin Avronun Türkiye'de niçin ve kimler için harcanmıştır?'' diye soran Kılıçdaroğlu, konunun 4208 Sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Yasa çerçevesinde de soruşturulması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, ''İnsanların en temiz duygularını sömürerek, yolsuzluk yapanlardan hesap sorulmasını ve yolsuzluk yapanların yargı karşısına
çıkarılmasını bekliyoruz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, tutanakların para alış verişinin nerede yapıldığını göstermediğini belirtti. Kemal Kılıçdaroğlu, ''Ama bu paranın bir
şekliyle yurt dışından getirildiği ve İzzet Kurum'a verildiği gözüküyor. İki orijinal belge de öyle. Bunların dışında 16 tane daha tutanak var. Cumhuriyet savcılığına teslim edeceğiz bunları. Hem orijinal belgeyi hem de elimizdeki diğer tutanakları. Dolasıyla savcılık teslim yeri konusunda bilgilerine başvuracaktı. Büyük bir rakam. Büyük bir olasılıkla Almanya'da açılacak ikinci davada bu belgeler de istenecektir. Orada da önemli bir belge olacağını düşünüyoruz'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atanan Alparslan Altan'ın görevinden çekilmesini istedi.

Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Altan'ın ''sadece 31 gün Denizcilik Müsteşarlığında Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra bu göreve atandığının'' belirtilmesi üzerine, ''Anayasa Mahkemesi gibi hiçbir şaibenin, hiçbir kara noktanın olmaması gereken bir kuruma belli kişilerin beklentilerine paralel olarak, belli makamlar ikram edilerek'' atama yapılması durumunda ''mahkemeye ve üyelerine gölge düşeceği'' görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Bu sayın üye, eğer onur ve ayıp denen iki kavramı biliyorsa, bu kavramların gereği olarak görevinden derhal çekilmek zorundadır. Acaba yarın
kendisi Anayasa Mahkemesi üyesi olduğunda kendisine müsteşar yardımcılığı koltuğunu ikram eden Sayın Binali Yıldırım'ın davası geldiğinde nasıl tarafsız kalabilir. Anayasa Mahkemesinin Başkanını, üyelerini bu etik dışı uygulamaya son vermeleri için göreve davet ediyorum. Hiç kimse Anayasa Mahkemesi üzerinde kuşku doğuracak bir hareketin içinde olmamalıdır. Sayın üyenin de bu dayarlığı göstererek, kendi iradesiyle, toplumun beklentilerine ve ahlaki değerlere uygun şekilde o görevden ayrılacağını düşünüyorum.''

Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a ''televizyonda tartışma'' çağrısına ilişkin soruya, Gökçek'e iki soru yönelterek yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, ''ERG diye bir firma var. Bir Alman firması olduğu söyleniyor. Sayın Gökçek bunun hala bir Alman firması olduğunu iddia ediyor mu?
Kim bu firma? Bu firmaya ne kadar para ödendi? İkincisi, Ankaraspor vergi kaçakçılığı yaptı mı? Evet veya hayır diyecek'' dedi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in anayasa değişiklik teklifini işleme koyduğunun anımsatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başkan taslağı
incelemiş ve bu kanaate varmışsa saygı duyarız. Ama bu toplumun saygın hukukçuları, gerek Anayasa Mahkemesi, gerek Yargıtay'da geçmişte görev yapmış yargıçların çoğu taslakta anayasaya aykırılıkların olduğunu söylediler. Biz hala o görüşümüzü koruyoruz'' diye konuştu.

Paketin Meclisten geçmesi durumunda Anayasa Mahkemesine başvurup başvurmayacaklarının sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, ''Belki bu haliyle geçirmeyecektir Adalet ve Kalkınma Partisi. Aklın egemen olduğu bir yapının parlamentoda egemen olacağını düşünüyoruz'' dedi. (14:30)