2014-07-03 - 14:00
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın ilk üç maddesi kabul edildi.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda,Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde görüşmelerin tamamlanmasının ardından, MHP'nin, Anayasaya aykırılık önergesi ele alındı. Önerge üzerine söz alan MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, "dayatma sonucu getirilen" tasarının, Anayasanın bir çok maddesine aykırı olduğunu savundu. Erdoğan, tasarının hükümete iade edilmesi gerektiğini söyledi.
Yapılan oylamada önerge kabul edilmedi. Tasarının maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının, terörü yapanların amaç ve hedefleri doğrultusunda hazırlandığını savunarak, "Tasarının arkasındaki siyasi irade nedir ve ne yapmak istemektedir? Bu sürecin sonundaki çözüm nedir?" diye sordu. Fikirlerin silahla kabul ettirilemeyeceğini belirten Vural, silaha meşruiyet kazandırılamayacağını kaydetti.
Vural, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör örgütü PKK'nın mahkemeler kurduğunu, vergi topladığını, yol kestiğini belirterek, "Terörün baskısından yılan insanlar, şimdi terörün politik baskısı altına alınmak isteniyor" dedi. Vural, terör örgütünün silah bırakmadığını, dağdan inmediğini, aksine daha fazla güçlendiğini, dağa çocuk kaçırdığını ifade etti.
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, çözüm sürecine karşı olduklarını çünkü bu sürecin ülkeyi böleceğini düşündüklerini söyledi. Tasarıda süreç kapsamında ucu açık yetkiler verildiğini kaydeden Oğan, şunları söyledi:
"Sayın Beşir Atalay, kafası bozulsa ve 'MHP'lilerin ayağına sıkın' derse bunu yapan arkadaşlar sorumluluktan kurtulacaklar mı? Ben PKK'dan tehdit alıyorum. Şimdiye kadar önemsemedim. Ama şimdi önemsiyorum. Bizim can güvenliğimizi kim sağlayacak? Bu tasarı, PKK'lıları aklama tasarısı. Bundan sonra PKK'lılara kimse yan bakamayacak. Başımıza gelecek her işten sizler sorumlusunuz, çünkü bu kanun tasarısı PKK'lılara suç işleme özgürlüğü getiriyor. Şahsıma yönelik tehditlerde artış olabilir. Bu çerçevede yapılacak herhangi bir fiilde bu kanunda imzası olan herkes sorumludur. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum."
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecini şeffaf bir şekilde yürütmeye çalıştıklarını belirterek, "Kimin kiminle konuştuğu, nelerin konuşulduğu gibi pek çok şey açık. Hedefi de baştan açıkladık. Buruda hedefimiz, terörün sona ermesi, silahların bırakılması ve insanların evlerine dönmesi" dedi.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın maddeleri üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Atalay, eleştirileri saygıyla karşıladığını, hepsini samimi kaygılar olarak değerlendirdiğini ifade ederek, "Ülkemizde bütün bu konuların bu kadar açıkça konuşulması da büyük kazanım" dedi.
Çözüm süreci ile ilgili olarak uzun süredir, büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını anlatan Atalay, "Tasarı için yerel seçim sonrasını bekledik. Seçim öncesi bir iki ay, seçim yoğunluğu ile geçti. Sayın Başbakan'ın başkanlığında geniş toplantılar yaptık. Çözüm sürecinde gelinen safhalar ve bundan sonra yapılacaklarla ilgili geniş değerlendirmeler yaptık. Bu toplantılara sadece hükümet üyeleri değil, güvenlik birimlerimiz de katıldı" diye konuştu.
Çözüm sürecinin çerçeve bir yasaya kavuşturulmasının, uzun süredir dillendirilen bir konu olduğunu belirten Atalay, şöyle devam etti:
"Bu konu akil insanlar raporunda da çok fazla vurgulandı. Sonuçta şekillenen bu tasarıyı huzurlarınıza getirdik. Daha soyut bir çerçeve yasa. Burada tasarı için kimi 'af' kimi başka şeyler söyledi. Öyle şeyler yok bu yasanın içinde. Gerekli olduğunda bu konuda yeni yasal düzenlemeler hazırlanacak ve onlar da huzurlarınıza getirilecek.
Biz bu süreci şeffaf bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Kimin kiminle konuştuğu, nelerin konuşulduğu gibi pek çok şey açık. Hedefi de baştan açıkladık. Buruda hedefimiz, terörün sona ermesi, silahların bırakılması ve insanların evlerine dönmesi.
Bu yasada özellikle şeffaflık maddesi koyduk. Toplumsal kesimlerin bu konudaki duygularını, değerlendirmelerini almaya çalışıyoruz. Süreç ne kadar şeffaf yürürse, toplumun desteği o kadar artıyor. Bu süreçle ilgili bundan sonra daha somut adımların atılacağı safhada, bunu şeffaf bir şekilde yürütme niyetindeyiz. Herkes her şeyi bilsin, toplum değerlendirsin. Bu noktayı önemsiyoruz.
Yasayla ilgili hedef şiddeti bitirmek, silahların bırakılmasını sağlamak, örgüt mensuplarının eve dönüşü ile ilgili devletin düzenleme yapmasını sağlamak ve normal bir toplumsal yaşama geçmek.
Ülkenin bölünmesidir, özerkliktir.... Buna benzer şeyler duymak bizi üzüyor. Hepimiz burada ülkenin büyük bir sorununu samimiyetle çözmeye çalışıyoruz.
Bizler, AK Parti için, 'kardeşliğin, birliğin, bütünlüğün çimentosu' deriz. Ülkemizin her yerinde olan bir partiyiz. Biz, Kürt vatandaşlarımızın da en fazla oyunu alan partiyiz.
Nice şehitlerimizin evlerinde acı hala yaşanır. Bölgedeki acıları iyi biliyoruz. Güvenlikçi bakışla hiçbir ülke sorununu çözememiş. Güvenlikçi çözümler dışında çözümler aramış ve bulmuşlar. Cesaretli liderler, risk alan liderler onlar.
Çok endişe ve korku içinde çözüm üretilemez. Kaygılarımız var. Geçirdiğimiz tarihi süreç, bölgemizdeki sorunlar... Bunlar bizde kaygı oluşturuyor. Ama korkulara kapılarak hiçbir sorunu çözemeyiz. Cesaretli adımların atılması gerekiyor.
Burada söylenen, 'Yüce Divandır, sorgulamadır...' Onlar Rabbimizin takdiridir. Biz bu politikaları, milletimiz, ülkemiz için hayırlı gördüğümüz için yürütüyoruz. Bunun için bu riskleri alıyoruz."
Çözüm sürecini tüm safhaları ile anlattıklarını belirten Atalay, eve dönüş, rehabilitasyon gibi yeni düzenlemeler olursa, onları da Meclis'e getireceklerini ifade etti.
Bu konunun parlamentoda isminin konmasının, devletin bir çözüm süreci yürüttüğünün bilinmesi açısından önemli olduğuna dikkati çeken Atalay, kurumların, bireylerin de konuya bu şekilde bakacaklarını dile getirdi. Verilmiş bir karar olmadığını kaydeden Atalay, yol haritası üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Bu süreçte siyasi partilerin katkılarına ihtiyaçların olduğunu belirten Atalay, "Bugüne kadar olmuş bitmiş bir şey yok. Şu an çözüm sürecinin getirdiği, bölgede normal bir hayat. İstemediğimiz bazı şeyler de oluyor. Güvenlik birimlerimize, 'İstanbul'da bir asayiş olayına nasıl müdahale ediyorsanız, burada da öyle müdahale edeceksiniz' diyoruz. Güvenlik birimlerimiz başka bir yere aktarılmış değil. Bizim de istemediğimiz şeyler oluyor ama bundan sonra atılacak somut adımlarla bunları da bertaraf edeceğiz" dedi.
Atalay, çözüm sürecine ilişkin toplumda ciddi bir desteğin söz konusu olduğunu kaydetti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, hükümetin çözüm sürecine yaklaşımını eleştirdi. Tasarıda çözüm sürecine ilişkin daha tanımlayıcı, daha açık, daha cesur ifadeler kullanılması gerektiğini belirten Tan, "Türkiye'deki çatışmalı ortamı mı bitirmek istiyorsunuz, Kürt sorununu mu çözmek istiyorsunuz, yoksa her ikisini de mi istiyorsunuz? Biz her ikisinin de gerçekleşmesini istiyoruz" diye konuştu. Tan, hükümetin artık günübirlik siyaset yapmaktan uzaklaşması gerektiğini ifade etti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, tasarıda çözüm sürecinin çok açık şekilde ifade edildiğini söyledi. Tasarıda, PKK'nın silahtan arındırılması, dağdakilerin evlerine dönmesi, taleplerin siyasal yoldan anlatılmasının önünün açılmak istendiğini belirten Metiner, şöyle devam etti:
"Silahlı mücadelenin tasfiyesi, PKK'nın topyekün tasfiyesi anlamına gelmiyor. PKK devam edecektir. Taleplerini siyasal yoldan getirecek şekilde yeni bir döneme evrilecek. Siyasallaşmadan korkmamak gerekir. Siyasallaşmanın önünü kesmeye devam edersek akan kanı nasıl durduracağız?
Hükümetimiz, PKK ile Kürt halkının geleceği üzerine müzakere etmiyor. PKK'nın statü talebi olabilir. 'O zaman silahını bırak gel siyaset yap' deniliyor burada. Türkiye'de artık Kürt sorunu yoktur. Anadilde eğitim dışında bütün hakların da Kürt vatandaşlarımıza verildiği kanaatindeyim.
PKK dediğimiz örgüt, münhasıran Kürt sorununu çözmek için dağa çıkmış bir örgüt değildir. Bugün Kürt sorunu çözülmüyor diye PKK dağda bulunuyor değil. PKK'nın bugün dağda kalmasını gerektiren hiçbir talebi yok.
AK Parti'li bir milletvekili olarak söylüyorum: PKK ile yürütülen müzakerenin Kürt halkının geleceği ile alakası yoktur"
Metiner, HDP'li milletvekillerinin, konuşmalarında, Kürtlerin, Abdullah Öcalan'ı önder olarak kabul ettiği ifadelerini kullandıklarını belirterek, bunun bir dayatmadan ibaret olduğunu söyledi.
HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Metiner'e tepki göstererek, "Aklı fikri ortalığı karıştırmak, kendi ismini ön plana çıkarmak isteyenler var. Hiçbir hassasiyeti kaşımayalım. Biz kimse üzerinde zor kullanmadık" dedi.
Metiner ise "Bu çirkin sözlerini kendisine iade ediyorum" diye karşılık verdi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Kürt kökenli vatandaşların haklarının verilmesi konusunda hiçbir itirazlarının olmadığını belirterek, "Ancak PKK bir terör örgütü müdür değil midir? Bunun cevaplanması lazım. 'PKK siyaset yapacak' deniliyor. Akan kanlar ne olacak? Askerimizi , polisimizi, kundaktaki bebeğimizi öldüren bu teröristleri yok mu sayacağız? Bu ülkede kim suç işlemişse onun cezasını ödemek zorundadır" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, terör örgütü PKK'nın, bölgede vergi topladığını, gençleri tahditle dağa kaldırdığını, kentlere indiklerini ve asayiş kontrolleri yaptıklarını ifade etti.
Bal, şunları kaydetti:
"Terörü sona erdirelim de teslim olarak mı erdirelim yoksa Türkiye'nin, Birinci Dünya Savaşı'nda ortaya çıkmış olan dengeler çerçevesi içinde, kanı ile teri ile gözyaşı ile elde ettiği milli hakimiyeti paylaşarak mı sona erdirelim? Türk milletinin damarına basmadan, bıçağın kemiğe dayandığı noktaya gelmeden; iç çatışmaya, kargaşaya vesile olacak bu kanundan bir an önce vazgeçelim.
Oslo ile başlayan süreç, vahim bir tablo ortaya çıkarmıştır. 'Analar ağlamasın' söylemi adı altında başlatılan bu süreçte, dağdaki PKK'lı, silahı ile birlikte mezraya, köye, beldeye, ilçeye ve ile indi. Gece silahlı gündüz külahlı."
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, partisinin Türkiye'de Kürt sorununu bitirdiğini ifade etti. İçten, "Bir Kürt olarak ben farklı bir devlet kurulmasına, eyalete ve özerkliğe karşıyım. Ben eşit vatandaş olarak bu ülkede yaşamak istiyorum. PKK bu ülkede bir gerçektir ve içinde kendi vatandaşlarımız var. İmralı'yı bir kısım Kürtler önder olarak görebilir, bu bazı Kürtlerin yaklaşımıdır. Birilerinin lideri İmralı olabilir ama bir Kürtolarak benim liderim asla İmralı olamaz" diye konuştu.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, terör örgütü PKK'nın talebi üzerine tasarının hazırlandığını ileri sürdü. Tasarının terör örgütüne meşruiyet kazandırdığını savunan Özcan, "Teröriste, terör örgütüne taviz vererek hiçbir ülkenin terörü yendiği görülmemiştir. Bu süreç sizi iç savaşa götürebilir. Tasarıyı geri çekin. Türk milletinin bunu kabul etmesi mümkün değil. Tasarı Genel Kurul'a inerse bütünü ile ilgili ret oyu kullanacağım" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, "Her seferinde çözüm önerisi geldiğinde, 'bölünürüz' korkusuyla çözüm yoluna gitmiyoruz. Bu tasarıda 5 maddelik bir düzenleme var, daha birinci maddesindeyiz. Herkes nutuk atıyor ama eninde sonunda 5 maddelik bir şey var burada. Neye itiraz ediliyorsa onun üzerinde uğraşalım. Bugüne kadar hep reddedildi, sorun giderek büyüdü. Çözüm yolunda adım atılması gerekiyor" dedi.
MHP'li Sinan Oğan ise Toprak'a tepki göstererek, milletvekillerinin nutuk atmadığını görüşlerini dile getirdiğini söyledi.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, geçmişte Mamak Cezaevi'nde 12 yıl kesin hükümle mahkum olduğunu belirterek, cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Önder, cezaevinde kendilerine her gün ezberlettirilerek söyletilen askeri marşları, cümleleri, aradan 30 yıl geçmesine rağmen unutmadığını söyledi. Önder, bunları söylemedikleri zaman dayakla cezalandırıldıklarını anlattı.
Tasarıyı desteklediklerini belirten Önder, "Bundan sonra ne olacaksa, bütün olan biten açık olacak. Sizlerin, bizlerin denetiminde olacak yani. Bu yasa, çözüm sürecinde olup bitenleri kamuoyuna açma yasasıdır ve çok hayırlıdır" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Yapılan oylamada önerge kabul edilmedi. Tasarının maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tasarının, terörü yapanların amaç ve hedefleri doğrultusunda hazırlandığını savunarak, "Tasarının arkasındaki siyasi irade nedir ve ne yapmak istemektedir? Bu sürecin sonundaki çözüm nedir?" diye sordu. Fikirlerin silahla kabul ettirilemeyeceğini belirten Vural, silaha meşruiyet kazandırılamayacağını kaydetti.
Vural, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör örgütü PKK'nın mahkemeler kurduğunu, vergi topladığını, yol kestiğini belirterek, "Terörün baskısından yılan insanlar, şimdi terörün politik baskısı altına alınmak isteniyor" dedi. Vural, terör örgütünün silah bırakmadığını, dağdan inmediğini, aksine daha fazla güçlendiğini, dağa çocuk kaçırdığını ifade etti.
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, çözüm sürecine karşı olduklarını çünkü bu sürecin ülkeyi böleceğini düşündüklerini söyledi. Tasarıda süreç kapsamında ucu açık yetkiler verildiğini kaydeden Oğan, şunları söyledi:
"Sayın Beşir Atalay, kafası bozulsa ve 'MHP'lilerin ayağına sıkın' derse bunu yapan arkadaşlar sorumluluktan kurtulacaklar mı? Ben PKK'dan tehdit alıyorum. Şimdiye kadar önemsemedim. Ama şimdi önemsiyorum. Bizim can güvenliğimizi kim sağlayacak? Bu tasarı, PKK'lıları aklama tasarısı. Bundan sonra PKK'lılara kimse yan bakamayacak. Başımıza gelecek her işten sizler sorumlusunuz, çünkü bu kanun tasarısı PKK'lılara suç işleme özgürlüğü getiriyor. Şahsıma yönelik tehditlerde artış olabilir. Bu çerçevede yapılacak herhangi bir fiilde bu kanunda imzası olan herkes sorumludur. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum."
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, çözüm sürecini şeffaf bir şekilde yürütmeye çalıştıklarını belirterek, "Kimin kiminle konuştuğu, nelerin konuşulduğu gibi pek çok şey açık. Hedefi de baştan açıkladık. Buruda hedefimiz, terörün sona ermesi, silahların bırakılması ve insanların evlerine dönmesi" dedi.
TBMM İçişleri Komisyonu'nda, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'nın maddeleri üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Atalay, eleştirileri saygıyla karşıladığını, hepsini samimi kaygılar olarak değerlendirdiğini ifade ederek, "Ülkemizde bütün bu konuların bu kadar açıkça konuşulması da büyük kazanım" dedi.
Çözüm süreci ile ilgili olarak uzun süredir, büyük bir hassasiyetle çalıştıklarını anlatan Atalay, "Tasarı için yerel seçim sonrasını bekledik. Seçim öncesi bir iki ay, seçim yoğunluğu ile geçti. Sayın Başbakan'ın başkanlığında geniş toplantılar yaptık. Çözüm sürecinde gelinen safhalar ve bundan sonra yapılacaklarla ilgili geniş değerlendirmeler yaptık. Bu toplantılara sadece hükümet üyeleri değil, güvenlik birimlerimiz de katıldı" diye konuştu.
Çözüm sürecinin çerçeve bir yasaya kavuşturulmasının, uzun süredir dillendirilen bir konu olduğunu belirten Atalay, şöyle devam etti:
"Bu konu akil insanlar raporunda da çok fazla vurgulandı. Sonuçta şekillenen bu tasarıyı huzurlarınıza getirdik. Daha soyut bir çerçeve yasa. Burada tasarı için kimi 'af' kimi başka şeyler söyledi. Öyle şeyler yok bu yasanın içinde. Gerekli olduğunda bu konuda yeni yasal düzenlemeler hazırlanacak ve onlar da huzurlarınıza getirilecek.
Biz bu süreci şeffaf bir şekilde yürütmeye çalışıyoruz. Kimin kiminle konuştuğu, nelerin konuşulduğu gibi pek çok şey açık. Hedefi de baştan açıkladık. Buruda hedefimiz, terörün sona ermesi, silahların bırakılması ve insanların evlerine dönmesi.
Bu yasada özellikle şeffaflık maddesi koyduk. Toplumsal kesimlerin bu konudaki duygularını, değerlendirmelerini almaya çalışıyoruz. Süreç ne kadar şeffaf yürürse, toplumun desteği o kadar artıyor. Bu süreçle ilgili bundan sonra daha somut adımların atılacağı safhada, bunu şeffaf bir şekilde yürütme niyetindeyiz. Herkes her şeyi bilsin, toplum değerlendirsin. Bu noktayı önemsiyoruz.
Yasayla ilgili hedef şiddeti bitirmek, silahların bırakılmasını sağlamak, örgüt mensuplarının eve dönüşü ile ilgili devletin düzenleme yapmasını sağlamak ve normal bir toplumsal yaşama geçmek.
Ülkenin bölünmesidir, özerkliktir.... Buna benzer şeyler duymak bizi üzüyor. Hepimiz burada ülkenin büyük bir sorununu samimiyetle çözmeye çalışıyoruz.
Bizler, AK Parti için, 'kardeşliğin, birliğin, bütünlüğün çimentosu' deriz. Ülkemizin her yerinde olan bir partiyiz. Biz, Kürt vatandaşlarımızın da en fazla oyunu alan partiyiz.
Nice şehitlerimizin evlerinde acı hala yaşanır. Bölgedeki acıları iyi biliyoruz. Güvenlikçi bakışla hiçbir ülke sorununu çözememiş. Güvenlikçi çözümler dışında çözümler aramış ve bulmuşlar. Cesaretli liderler, risk alan liderler onlar.
Çok endişe ve korku içinde çözüm üretilemez. Kaygılarımız var. Geçirdiğimiz tarihi süreç, bölgemizdeki sorunlar... Bunlar bizde kaygı oluşturuyor. Ama korkulara kapılarak hiçbir sorunu çözemeyiz. Cesaretli adımların atılması gerekiyor.
Burada söylenen, 'Yüce Divandır, sorgulamadır...' Onlar Rabbimizin takdiridir. Biz bu politikaları, milletimiz, ülkemiz için hayırlı gördüğümüz için yürütüyoruz. Bunun için bu riskleri alıyoruz."
Çözüm sürecini tüm safhaları ile anlattıklarını belirten Atalay, eve dönüş, rehabilitasyon gibi yeni düzenlemeler olursa, onları da Meclis'e getireceklerini ifade etti.
Bu konunun parlamentoda isminin konmasının, devletin bir çözüm süreci yürüttüğünün bilinmesi açısından önemli olduğuna dikkati çeken Atalay, kurumların, bireylerin de konuya bu şekilde bakacaklarını dile getirdi. Verilmiş bir karar olmadığını kaydeden Atalay, yol haritası üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Bu süreçte siyasi partilerin katkılarına ihtiyaçların olduğunu belirten Atalay, "Bugüne kadar olmuş bitmiş bir şey yok. Şu an çözüm sürecinin getirdiği, bölgede normal bir hayat. İstemediğimiz bazı şeyler de oluyor. Güvenlik birimlerimize, 'İstanbul'da bir asayiş olayına nasıl müdahale ediyorsanız, burada da öyle müdahale edeceksiniz' diyoruz. Güvenlik birimlerimiz başka bir yere aktarılmış değil. Bizim de istemediğimiz şeyler oluyor ama bundan sonra atılacak somut adımlarla bunları da bertaraf edeceğiz" dedi.
Atalay, çözüm sürecine ilişkin toplumda ciddi bir desteğin söz konusu olduğunu kaydetti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, hükümetin çözüm sürecine yaklaşımını eleştirdi. Tasarıda çözüm sürecine ilişkin daha tanımlayıcı, daha açık, daha cesur ifadeler kullanılması gerektiğini belirten Tan, "Türkiye'deki çatışmalı ortamı mı bitirmek istiyorsunuz, Kürt sorununu mu çözmek istiyorsunuz, yoksa her ikisini de mi istiyorsunuz? Biz her ikisinin de gerçekleşmesini istiyoruz" diye konuştu. Tan, hükümetin artık günübirlik siyaset yapmaktan uzaklaşması gerektiğini ifade etti.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, tasarıda çözüm sürecinin çok açık şekilde ifade edildiğini söyledi. Tasarıda, PKK'nın silahtan arındırılması, dağdakilerin evlerine dönmesi, taleplerin siyasal yoldan anlatılmasının önünün açılmak istendiğini belirten Metiner, şöyle devam etti:
"Silahlı mücadelenin tasfiyesi, PKK'nın topyekün tasfiyesi anlamına gelmiyor. PKK devam edecektir. Taleplerini siyasal yoldan getirecek şekilde yeni bir döneme evrilecek. Siyasallaşmadan korkmamak gerekir. Siyasallaşmanın önünü kesmeye devam edersek akan kanı nasıl durduracağız?
Hükümetimiz, PKK ile Kürt halkının geleceği üzerine müzakere etmiyor. PKK'nın statü talebi olabilir. 'O zaman silahını bırak gel siyaset yap' deniliyor burada. Türkiye'de artık Kürt sorunu yoktur. Anadilde eğitim dışında bütün hakların da Kürt vatandaşlarımıza verildiği kanaatindeyim.
PKK dediğimiz örgüt, münhasıran Kürt sorununu çözmek için dağa çıkmış bir örgüt değildir. Bugün Kürt sorunu çözülmüyor diye PKK dağda bulunuyor değil. PKK'nın bugün dağda kalmasını gerektiren hiçbir talebi yok.
AK Parti'li bir milletvekili olarak söylüyorum: PKK ile yürütülen müzakerenin Kürt halkının geleceği ile alakası yoktur"
Metiner, HDP'li milletvekillerinin, konuşmalarında, Kürtlerin, Abdullah Öcalan'ı önder olarak kabul ettiği ifadelerini kullandıklarını belirterek, bunun bir dayatmadan ibaret olduğunu söyledi.
HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Metiner'e tepki göstererek, "Aklı fikri ortalığı karıştırmak, kendi ismini ön plana çıkarmak isteyenler var. Hiçbir hassasiyeti kaşımayalım. Biz kimse üzerinde zor kullanmadık" dedi.
Metiner ise "Bu çirkin sözlerini kendisine iade ediyorum" diye karşılık verdi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Kürt kökenli vatandaşların haklarının verilmesi konusunda hiçbir itirazlarının olmadığını belirterek, "Ancak PKK bir terör örgütü müdür değil midir? Bunun cevaplanması lazım. 'PKK siyaset yapacak' deniliyor. Akan kanlar ne olacak? Askerimizi , polisimizi, kundaktaki bebeğimizi öldüren bu teröristleri yok mu sayacağız? Bu ülkede kim suç işlemişse onun cezasını ödemek zorundadır" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, terör örgütü PKK'nın, bölgede vergi topladığını, gençleri tahditle dağa kaldırdığını, kentlere indiklerini ve asayiş kontrolleri yaptıklarını ifade etti.
Bal, şunları kaydetti:
"Terörü sona erdirelim de teslim olarak mı erdirelim yoksa Türkiye'nin, Birinci Dünya Savaşı'nda ortaya çıkmış olan dengeler çerçevesi içinde, kanı ile teri ile gözyaşı ile elde ettiği milli hakimiyeti paylaşarak mı sona erdirelim? Türk milletinin damarına basmadan, bıçağın kemiğe dayandığı noktaya gelmeden; iç çatışmaya, kargaşaya vesile olacak bu kanundan bir an önce vazgeçelim.
Oslo ile başlayan süreç, vahim bir tablo ortaya çıkarmıştır. 'Analar ağlamasın' söylemi adı altında başlatılan bu süreçte, dağdaki PKK'lı, silahı ile birlikte mezraya, köye, beldeye, ilçeye ve ile indi. Gece silahlı gündüz külahlı."
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, partisinin Türkiye'de Kürt sorununu bitirdiğini ifade etti. İçten, "Bir Kürt olarak ben farklı bir devlet kurulmasına, eyalete ve özerkliğe karşıyım. Ben eşit vatandaş olarak bu ülkede yaşamak istiyorum. PKK bu ülkede bir gerçektir ve içinde kendi vatandaşlarımız var. İmralı'yı bir kısım Kürtler önder olarak görebilir, bu bazı Kürtlerin yaklaşımıdır. Birilerinin lideri İmralı olabilir ama bir Kürtolarak benim liderim asla İmralı olamaz" diye konuştu.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, terör örgütü PKK'nın talebi üzerine tasarının hazırlandığını ileri sürdü. Tasarının terör örgütüne meşruiyet kazandırdığını savunan Özcan, "Teröriste, terör örgütüne taviz vererek hiçbir ülkenin terörü yendiği görülmemiştir. Bu süreç sizi iç savaşa götürebilir. Tasarıyı geri çekin. Türk milletinin bunu kabul etmesi mümkün değil. Tasarı Genel Kurul'a inerse bütünü ile ilgili ret oyu kullanacağım" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, "Her seferinde çözüm önerisi geldiğinde, 'bölünürüz' korkusuyla çözüm yoluna gitmiyoruz. Bu tasarıda 5 maddelik bir düzenleme var, daha birinci maddesindeyiz. Herkes nutuk atıyor ama eninde sonunda 5 maddelik bir şey var burada. Neye itiraz ediliyorsa onun üzerinde uğraşalım. Bugüne kadar hep reddedildi, sorun giderek büyüdü. Çözüm yolunda adım atılması gerekiyor" dedi.
MHP'li Sinan Oğan ise Toprak'a tepki göstererek, milletvekillerinin nutuk atmadığını görüşlerini dile getirdiğini söyledi.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, geçmişte Mamak Cezaevi'nde 12 yıl kesin hükümle mahkum olduğunu belirterek, cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Önder, cezaevinde kendilerine her gün ezberlettirilerek söyletilen askeri marşları, cümleleri, aradan 30 yıl geçmesine rağmen unutmadığını söyledi. Önder, bunları söylemedikleri zaman dayakla cezalandırıldıklarını anlattı.
Tasarıyı desteklediklerini belirten Önder, "Bundan sonra ne olacaksa, bütün olan biten açık olacak. Sizlerin, bizlerin denetiminde olacak yani. Bu yasa, çözüm sürecinde olup bitenleri kamuoyuna açma yasasıdır ve çok hayırlıdır" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
