2009-06-02 - 14:40
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Kimlik siyaseti yapan da etnik siyaset
yapan da Hükümet'in ve AKP'nin kendisidir'' dedi.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Kimlik siyaseti yapan da etnik siyaset
yapan da Hükümet'in ve AKP'nin kendisidir'' dedi.
Türk, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör örgütü
PKK'nın, 1 Haziran'a kadar olan eylemsizlik kararını 45 gün uzattığını, bu
sürecin mutlaka hassasiyetle ve sorumlulukla ilerletilmesi gerektiğini söyledi.
Toplumun en acil ihtiyacının, çatışmaların olmadığı, operasyonların
yapılmadığı, kan ve gözyaşının akmadığı bir ortam olduğunu ifade eden Türk,
barışa ve demokrasiye ulaşan yolun açılmasının, artık bir zorunluluk haline
geldiğini kaydetti.
Güvenliğin ve istikrarın yolunun kalıcı barışın tesisinden geçtiğini
belirten Türk, ''Bir ülkede iç barış ne denli güçlüyse, o ülkenin istikrarı ve
güvenliği de o denli sağlamdır. Eğer Hükümet, çatışmasızlık sürecine demokrasi
penceresinden bakmayı başarabilir ve bunu da somut politikalara dönüştürebilirse,
ülkemiz bu şiddet sarmalından kısa sürede kurtulacaktır'' dedi.
''SİYASİ PARTİLERLE ZİRVE GERÇEKLEŞTİRİLSİN''
Türk, öncelikle çatışmalı ortamı geliştiren, mevcut politika ve
uygulamalardan kaçınılması, diyalog sürecinin başlatılması gerektiğini
belirterek, şöyle devam etti:
''Sayın Başbakan 2005'te bu ülkenin çok değerli aydınlarıyla,
yazarlarıyla bir araya geldi, aynı masa etrafında sorunu tartıştı. Benzer bir
süreç yeniden başlatılabilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın öncülüğünde siyasi
partilerle bir zirve neden gerçekleştirilmesin? Veya Sayın Başbakan, Meclis ve
Meclis dışında bulunan partilerimizle ortak bir platformda veya ayrı ayrı
görüşerek, çatışmasızlık halinin korunması için neden bir mutabakat oluşturmasın?
Böyle bir diyalog sürecinin başlatılmasını son derece önemsiyoruz.
Şimdi barışın zamanı. 'Gelin hep beraber, Edirne'den Hakkari'ye,
Kars'tan-Çanakkale'ye kadar yek vücut halinde barışın dilini, sevginin dilini,
demokrasinin dilini geliştirelim' diyoruz.''
"KÜRT SORUNU VE BAYKAL'IN POLİTİKASI"
Kürt sorunun barışçıl yollarla çözülmesi konusunda, Ana Muhalefet
partisinin ortaya koymuş olduğu tavrı önemsediklerini ifade eden Türk, şöyle
devam etti:
''Her ne kadar, öneriler ve yöntemler konusunda tamamen hem fikir olmasak
da bu konunun demokrasi ve diyalogla çözülmesi için CHP'nin ortaya bir niyet
koyması sevindirici bir durumdur. Sayın Baykal'ın sosyal demokrat çizgiye dönmeye
başlaması ve ortaya çıkan bu fırsatı, 71 milyon Türkiye'nin barışı ve refahı
olarak algılaması, uzun bir zamandır özlediğimiz bir tavırdı. Beklentimiz, bu
tavrın barışçıl bir süreç lehine yapıcı ve teşvik edici bir şekilde hızlanarak
devam etmesidir. Keza, görmek istediğimiz bir başka tavır da Türkiye
milliyetçiliği çizgisinin, çoğulculukla eşit ve özgür kardeşliği kabul ettiğini
gösteren bir yaklaşım içinde olmasıdır. Çünkü biliyoruz ki Türkiye sevdalılığı
her şeyden önce Türkiye'nin demokratikleşmesini ve halkların sevgiyle
kucaklaşmasını sağlamayı gerektirir.''
"KİMLİK SİYASETİ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''çözüm iradesi var'' demesine rağmen,
şimdiye kadar herhangi bir siyasi irade belirtisi göstermediğini iddia eden Türk,
Erdoğan'ın verdiği bazı demeçleri de anlamakta zorluk çektiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Elimizde sihirli değnek yok'' şeklindeki ifadesini
vahim bir açıklama olarak değerlendirdiklerini belirten Türk, şunları söyledi:
''Bu, toplumun barış taleplerini hafife almaktır. Yurttaşlarının
demokrasi taleplerine, bir reform iradesiyle cevap vermenin sihirle, büyüyle bir
alakası yoktur. Türkiye'nin yediden-yetmişe barışını aradığı bir dönemde,
partimizi hedef alarak 'kimlik siyaseti yapmak ihanettir' demenin akılla, izanla
anlaşılabilecek bir tarafı var mıdır? Kaldı ki kimlik siyaseti yapan da siyaset
yapan da Hükümet'in ve AKP'nin kendisidir. Azerbaycan Meclisi'nde 'iki devlet tek
millet' diyen Sayın Başbakan'dır. Azerbaycan etnik olarak Türk olabilir. Fakat,
Türkiye milleti ile Azerbaycan milleti aynı değildir. Türkiye milleti, 89 yıllık
tarihiyle iç dinamikleri ve farklılıklarıyla oluşan kendine özgü bir millettir.
Meclis Genel Kurulunda, Türk Vatandaşlığı Yasası tartışılırken,
grubunuzun verdiği madde değişiklik önergesi, anlayışınızı ele veriyor.
Vatandaşın Türk etnik kimliğinden olduğunu anlamak için, biyometrik testler
önerecek kadar ileri giden, adeta kafatası ölçüsü almayı yasalaştırmaya çalışan
bir önergede, grup başkan vekilinizin imzası var. Siz etnik siyaseti aşarak
ırkçılık mertebesine ulaştığınızın farkına varın öncelikle, ondan sonra DTP'yi
eleştirmeye kalkın''
"KESK GENEL MERKEZİNDEKİ ARAMA"
Türk, geçen hafta KESK'in merkezinde saatlerce arama yapıldığını,
düzenlenen operasyonda 28 kamu emekçisinin ''hukuksuz bir biçimde'' gözaltına
alındığını, 14 kişinin tutuklandığını söyledi.
''KESK yönetici ve üyelerine yönelik gerçekleştirilen bu operasyon,
Türkiye toplumsal mücadele tarihine kara bir leke olarak geçecektir'' diyen Türk,
operasyonların hedefinin, demokratik muhalefet alanını terörize etmek ve
sindirmek olduğunu iddia etti.
Demokratik muhalefet yapan bütün kesimlerin hedef haline getirileceğini
öne süren Türk, ''Hükümetin sorumluluğunda gerçekleşen bu sindirme hareketine
karşı demokrasi güçlerinin ortak bir cephede, birlikte mücadelesi kaçınılmaz
olmuştur'' dedi.
"MAYINLI ARAZİNİN TEMİZLENMESİ TASARISI"
Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesiyle ilgili tasarının TBMM
Genel Kurulundaki görüşmelerine değinen Türk, arazilerin hak sahiplerine
dağıtılması ve yoksul köylüler arasında adil bir şekilde paylaştırılması
konusunda özellikle muhalefet partileri arasında bir konsensüs oluştuğunu ifade
etti.
Türk, muhalefet karşısında, Hükümetin tasarıyı geri çekmesinin ve makul
bir hale getirme sözü vermesinin, 23. Dönem Meclisinin iradesi ve gücünü ortaya
koyduğunu belirterek, ''Aynı performansın, Kürt sorununun çözümü yolunda
gerçekleştirilmesi, Meclisimizin liyakatı ve salahiyetini teslim edecektir. Başta
CHP olmak üzere, anti semitizm ve ulusal güvenlik kaygıları dışında, belirttiğim
ortak noktalarda muhalefet yapan tüm grupları, partim ve arkadaşlarım adına bu
vesileyle tebrik ediyorum'' dedi.
Türk, konuşmasının sonunda, Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi Başkanlığı görevini bir ay boyunca yürütecek olmasını, gurur ve mutluluk
gayesi olarak değerlendirdiklerini söyledi.
