2011-07-15 - 20:00
SİLVAN'DAKİ HAİN SALDIRI MECLİS GÜNDEMİNDE?
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''Terör konusunun iç siyaset malzemesi yapılmaması'' gerektiğini belirterek, ''Demokrasi ve terör, aydınlık ve karanlık gibi birbirinin zıttıdır. Bu saldırılar sorunları çözme gayretimizi asla kırmayacaktır'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''Terör konusunun iç siyaset malzemesi yapılmaması''
gerektiğini belirterek, ''Demokrasi ve terör, aydınlık ve karanlık gibi birbirinin zıttıdır. Bu saldırılar sorunları
çözme gayretimizi asla kırmayacaktır'' dedi.

Atalay, TBMM Genel Kurulu'nda, Diyarbakır'ın Silvan ilçesindeki hain
saldırıda 13 askerin yaşamını yitirmesinin gündemdışı konuşmalarda dile
getirilmesinin ardından hükümet adına söz aldı.

''Terör konusu iç siyaset malzemesi asla yapılmamalı. Ortak mücadele
verilmesi gereken ulusal bir dava olarak görülmeli'' diyen Atalay, herkesin elini
taşın altına koyarak gereken katkıyı vermesi gerektiğini söyledi.

Hükümet olarak, ''Bu milli bir meseledir partiler üzeridir ve çözüm yeri
Meclis'tir'' dediklerini anlatan Atalay, ''Muhalefetle işbirliği bu konuda
kaçınılmazdır. Bu köklü bir sorundur. Ortak bir milli irade ortaya konulmadıkça
çözümünde zorluklar vardır. Samimi şekilde dürüstçe tüm partiler bu konuda
işbirliği yapmalıdır'' diye konuştu.

Saldırıların çözüm süreçlerini sabote etmeye çalıştığını belirten Atalay,
''Demokrasi ve terör, aydınlık ve karanlık gibi birbirinin zıttıdır. Bu
saldırılar sorunları çözme gayretimizi asla kırmayacaktır'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Genel Kurul'da muhalefet partisi milletvekillerinin gündemdışı
konuşmalarına hükümet adına yanıt verdi.

Diyarbakır'daki saldırının birlikte eli kanlı terör örgütünün kanlı
yüzünü gösterdiğini ve insaniyetten nasibini almadığını ortaya koyduğunu belirten
Atalay, saldırıda 7 teröristin etkisiz hale getirildiğini ve operasyonların
sürdüğünü ifade etti.

Saldırı haberinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında
kapsamlı bir güvenlik toplantısı yapıldığını anımsatan Atalay, gerekli
talimatların verilerek ve çalışmaların başlatıldığını anlattı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Gıda
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile bazı kuvvet komutanları olayın
yaşandığı bölgeye gittiğini anlatan Atalay, tüm boyutlarıyla saldırının üzerinde
çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

''Yaşama hakkı kutsaldır tüm hakların temelidir'' diyen Atalay, sözlerine
şöyle devam etti:

''Yaşama hakkına kastetmek insanlığa kastetmek demektir. Yaşama hakkı
elinden alınan insanın etnik kökeni, dini, mezhebi önemli olmadığı gibi görevi
mesleği de önemli değildir. Bu kardeşlerimizin canlarına kastedenler demokrasiye,
milli birlik ve bütünlüğe de kastetmiştir. Bu sorun ne bugünün ne de sadece bizim
sorunumuzdur. Terörü yöntem olarak kullananlar amaçlarına ulaşamamışlar,
döktükleri kanda kendileri boğulmuşlardır.

Özellikle AK Parti hükümetlerini terörle mücadele konusundaki azmi,
kararlılığı tamdır. AK Parti hükümetleri önceki dönemlerde olmadığı kadar terörle
etkin bir mücadele yürütmekte ve çok boyutlu olarak üzerine gitmektedir. Sorun,
geçmiş dönemlerde bu mesele doğru analiz edilememiş, yanlış teşhislerde
bulunulmuş, sorun siyaset dışı kurumlara havale edilmiş, siyasetçiler meseleyi
halının altına süpürmüş olabilir. AK Parti hükümetleri, ilk kez ortaya kapsamlı
bir çözüm iradesi koymuş, sivil inisiyatif başlatmış, kararlılıkla meselenin
üzerine gitmiştir.

Terör örgütünün hazmedemediği hükümetin bu konudaki kararlığı ve çözüm
iradisidir. Terör örgütü demokratikleşmeden, hukukun gelişmesinden,
yatırımlardan, adaletin sağlanmasından, yaraların sarılmasından, devlet-millet
kaynaşmasından rahatsızlık duyuLmaktadır. Türkiye, ne zaman şaha kalksa ne zaman
büyüme rekorları kırsa milli birlik ve kardeşliğimiz güçlense terör örgütü
provokatif ve haince saldırılarda bulunmaktadır. Türkiye ne zaman tarihi
fırsatlar yakalasa toplumun ümit ve beklentisi artsa çözüm yolunda önemli
imkanlar ortaya çıksa terör örgütü süreçleri sabote etmeye çalışmaktadır.''

Siyasi partilerin, 12 Haziran seçimlerinin ardından yeni bir başlangıç
yaptıklarını, yeni sayfalar açtıklarını ve diyalog ve uzlaşma zeminini
geliştirmeye soyunduklarını anlatan Atalay, ''Sayın Başbakan, hükümet programını
sunuş konuşmasında seçmenin iki önemli mesaj verdiğini, birinin 'yeni anayasa'
diğerinin 'milli birlik ve kardeşlik süreci olduğunu' ifade etmiştir'' diye
konuştu.

Terör örgütünün bu tarihi süreci sabote etmek için toplumun sinir
uçlarına dokunduğunu ve milleti milleti yılgınlığa sevk etmeye çalıştığını ifade
eden Atalay, Türkiye'nin terörle etkin ve çok boyutlu mücadelesini kararlılıkla
sürdüreceğini söyledi. Atalay, ''Milletimizin arzu ve beklentileri doğrultusunda
demokratikleşmeden, hukuktan, kardeşlikten taviz vermeden süreçler devam
ettirilecektir. Bu saldırılar demokratikleşme gayretlerimizi akamete
uğratamayacaktır'' dedi.

Türkiye'nin terörün üstesinden gelecek güce sahip olduğunu vurgulayan
Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ülkemizde hak ve özgürlüklerin geliştiği, barış, kardeşlik ve huzur
ortamının güçlendiği böyle bir dönemde terör terör örgütünün böyle bir vahşi
yüzünü ortaya koyması doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Saldırılar çözüm
süreçlerini sabote etmeye çalışmaktadır. Demokrasi ve terör, aydınlık ve karanlık
gibi birbirinin zıttıdır. Demokrasi geliştikçe terör örgütünün istismar zemini
ortadan kalkmaktadır. Bu saldırılar sorunları çözme gayretimizi asla
kırmayacaktır.

NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip olan Türkiye, terörle
mücadelede dünyanın en uzmanlaşmış ülkeleri arasında yer almaktadır. Son dönemde
uygulamaya geçirdiğimiz çok boyutlu terörle mücadele stratejileri, terör örgütünü
etkisizleştirmektedir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, canı pahasına bu
mücadeleyi sürdürmekte, talep ettiği her imkanı hükümetimiz tarafından
sağlanmasıyla başarıyla mücadelesini sürdürmektedir. Güvenlik güçlerimizin
fedakarlıkları her türlü takdirin üzerindedir.''

''TSK'nın moralinin bozulduğu'' yönündeki siyasi söylemlerin, ''terör
örgütünün moralini yükseltebileceği'' uyarısında bulunan Atalay, ''Böyle bir
ifadeyi kabul etmek mümkün değil. AK Parti hükümetleri dönemi tüm kurumlarımızla
en fazla bütünleşildiği ve birlikte çalışıldığı bir dönemdir. Tüm kurumlarımızın
gerekli sorumluluğu taşıdığı her an bir araya gelinerek tüm bunların iyi koordine
edildiği bir dönemi yaşıyoruz'' dedi.

Kurumlar arasında hiçbir kopukluğun sözkonusu olmadığını belirten Atalay,
''kurumların moralinin bozulması'' diye bir şeyin de sözkonusu olmadığını
söyledi.

Türkiye'nin uluslararası düzeyde terörle ortak mücadele imkanlarını
geliştiği bir dönemde ulusal düzeyde ortak bir irade ortaya konulmamasının büyük
bir talihsizlik olduğunu anlatan Atalay, ''Bu mesele, partiler arası polemik
konusu haline getirilmemeli ulusal bir konu haline getirilmelidir'' dedi.
Terör konusunun iç siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini ifade eden

Atalay, terörün ortak mücadele verilmesi gereken ulusal bir dava olarak görülmesi
gerektiğini söyledi.
Herkesin taşın altına elini koyarak gereken katkıyı vermesini isteyen
Atalay, şöyle konuştu:

''Bu milli bir meseledir, partiler üzeridir ve çözüm yeri Meclis'tir.
Muhalefetle işbirliği bu konuda kaçınılmazdır. Bu köklü bir sorundur. Ortak bir
milli irade ortaya konulmadıkça çözümünde zorluklar vardır. Samimi şekilde
dürüstçe tüm partiler bu konuda işbirliği yapmalıdır. Bizim bu konuda yeni
girişimlerimiz olacak sağduyuyla yaklaşarak, bu işbirliğini geliştirmek
durumundayız. Bunu samimiyetle bir siyasi polemiğin ötesinde tüm partilere çağrı
olarak yöneltiliyorum. Hükümetimizin diyalog ve uzlaşı arayışlarını artırdığı bir dönemde
Meclisin boykot edilmesi, toplumu tahrik eden söylemlerde bulunulması, terör ve
şiddete davetiye çıkaracak sorumsuz açıklamaların yapılması kesinlikle tasvip
edilemez. Niyeti kötü olanlar, bizden iyi niyet beklememelidir.''

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Hükümetin,
gelecek günlerde sorunun çözümüyle ilgili muhalefetin kapısını çalacağını, hiçbir
ön şart getirmeyeceklerini belirterek, ''Hazırlıklarınızı yapın. Hepimiz birlikte
bunları göğüsleyelim'' dedi.
Atalay, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin eleştirilerini
yanıtlarken, muhalefetin, ''Hükümeti nasıl eleştiririz'' yaklaşımı içinde
olduğunu ifade etti.

''CHP sözcüsünün samimiyetsiz ifadesini kendisine iade ettiğini'' dile
getiren Atalay, her zaman samimi, dürüst olduklarını, doğruyu konuştuklarını
söyledi. Atalay, ''Bugün benim yapmaya çalıştığım şu size; yüce parlamentoda,
dünyanın hiçbir ülkesi, iktidarı muhalefetiyle, dürüstçe, samimice bir milli
mesele olarak terör gibi konuları birlikte ele almazsa, iktidar bir şey yaparken,
muhalefet onu böyle hemen suçlama tutumu içinde olursa, çözülmez, çözülmemiştir''
diye konuştu.

Bu çalışmalara başlarken muhalefetin kapısını çaldıklarını, Mecliste şu
anda bulunan iki muhalefet partisinin kapısını açmadığını ifade eden Atalay,
CHP'nin yönetim değişikliğinden sonra görüştüğünü anımsattı.

Başbakan Yardımcısı Atalay, şunları kaydetti:

''Önümüzdeki günlerde bu sorunların çözümüyle ilgili biz yine kapınızı
çalacağız. Hiçbir ön şart getirmeden, diyeceğiz ki; 'gelin Türkiye'nin bu
sorunlarını çözelim. Türkiye büyüyor ama ayağında bu prangalar var. Bunları
birlikte çözelim. Seçim alanlarında bunları iç siyaset malzemesi olarak
kullanmayalım.' Büyük ülkeler böyle çözmüştür. Benim bugünkü çağrımın özü budur.
Bu samimi bir çağrıdır. Önümüzdeki günlerde, AK Parti Hükümeti, muhalefetin
kapısını çalacaktır. Hazırlıklarınızı yapın. Hepimiz birlikte bunları göğüsleyelim.
Burada böyle bir konuyu polemiklerle, birbirimize laf atarak
yürütmemiz, parlamento için verimli değil. Böyle bir tutumla, bu konuları
çözemeyiz.''

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, ''Kürt sorununun, terörün elinde bir rehine durumunda olduğunu'' söyledi.

TBMM Genel Kurulunda gündemdışı söz alan Hamzaçebi, 1980'li yıllardan
beri, terörle mücadelede askerlerin şehit olduğunu, birçok askerin yaralandığını
ifade etti. Her olayın ardından Meclis kürsüsünden acıların ve üzüntülerin ifade
edildiğini anlatan Hamzaçebi, ancak daha sonra Türkiye'nin tekrar normal
gündemine döndüğünü, bu konuların unutulduğunu, terörün yine can almaya devam
ettiğini kaydetti.

Terör örgütüne karşı bütün siyasi partilerin, toplumun, milletin dimdik
ayakta durması gerektiğini dile getiren Hamzaçebi, Türkiye'nin, terör örgütünün
tehdidiyle hiçbir şekilde adım atmayacağını anlattı. Buna en başta milletin
müsaade etmeyeceğine belirten Hamzaçebi, ''Bugün yapılması gereken teröre karşı
el birliği ile mücadele etmektir ve terörü Türkiye'nin gündeminden çıkarmaktır.
Terörü sonlandırma amaçlı bütün girişimleri ortaya koyarken, terörün elinde
rehine durumda olan Kürt sorununu kurtarmaktır. Kürt sorunu terörün elinde rehine
durumdadır. Bu rehinenin örgütün elinden kurtarılmadığı sürece soruna sağlıklı
çözümler üretilme şansı yoktur'' dedi.

Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kürt kökenli vatandaşlarınızın ne istediği sorusuna cevap verebilmek
için bütün vatandaşlarımıza kulak vermek gerekir. Bugün Kürt kökenli
vatandaşlarımızın içinde terör örgütüne sempati duyanlar veya onu destekleyenler
olduğu gibi, o örgüte sempati duymayanlar, tercihini devletten yana yapanlar veya
üniter yapıdan yana yapanlar da vardır.

Yine bir kısmı bağımsızlık istese de, bir kısmı federasyon istese de, bir
kısmı özerk bölge istese de; sorunun Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı
içinde, demokratik açılımlarla çözülebileceği inancında olan çok önemli bir
kesimimiz vardır. Bu sorunun çözümü, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan
bütün vatandaşlarımızın uzlaşması ile varılacak bir çözüm olmak zorundadır.''
Hamzaçebi, toplumun büyük kesimini ikna etmeyen bir çözümün, çözüm
olamayacağını kaydetti. DTK'nın ''özerklik'' açıklamasına da değinen Hamzaçebi,
bu açıklamanın, vatandaşların büyük çoğunluğunun kabul etmediği ve etmeyeceği bir
tavır olduğunu ifade etti.

Soruna sağduyu ile yaklaşılması gerektiğinini anlatan Hamzaçebi,
''Türkiye artık zaman kaybetmemeli. Sorun, birbirimizle iletişim kurma
sorunudur'' dedi.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal da Türkiye'nin
demokrasiden, hukuktan ve kardeşlikten taviz vermeden, kanlı terör ve bundan
beslenen güçlerin üstesinden geldiğini söyledi. ''Şehitlerin acısı yüreklerimizi
dağlarken, terörle mücadeledeki kararlılığımız da aynı azimle devam etmektedir''
diyen Köksal, bunun herkes tarafından bilinmesini istedi.
Demokratikleşme sürecinde istismar araçları elinden alınan terör
örgütünün, giderek şiddete daha çok sarıldığını belirten Köksal, sözlerine şöyle
devam etti: ''Terör örgütü hiçbir zaman Kürt vatandaşlarımızın ve o bölgede yaşayan
insanlarımızın temsilcisi değildir. Bunlar uluslararası güçlerin elinde maşa
olmuş, onların değerlerine hizmet eden ve kin kusan vahşet dolu bir örgüt
halindedir.

Terör örgütü gittikçe şiddeti artırmayı amaç haline getirmiştir. Bu hain
saldırılar da bunun açık göstergesidir. Terör örgütleri kaos, kan ve göz yaşından
beslenir. Bugün toplum olarak her zamankinden daha çok uyanık olmaya,
provokasyonlara karşı duyarlılığa, sabra, milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız
vardır. Terör örgütü karşısındaki en büyük gücün, milletimizin birlik ve
beraberlik ruhu olduğunu da çok iyi biliyoruz. Hukuka bağlı kalarak terörle
mücadelemiz sonuna kadar sürdüreceğiz.''

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, şehitlere Allah'tan rahmet,
ailelerine sabır diledi. Artık sabırların taştığını söyleyen Halaçoğlu,
devletlerin hukuk tanımaz grupları, kişileri muhatap kabul etmediğini, hukuk
tanımazlarla hukuk çerçevesinde hareket edenlerin eşdeğer görülemeyeceğini dile
getirdi. Halaçoğlu, ''hükümetin, 9 yıldır, hukuk tanımazlarla görüşmelerde
bulunduğu'' görüşünü savundu.
Halaçoğlu, bu konunun, partiler üstü çözümlenmesini istediklerini,
özellikle parlamentonun gerekli önlemleri alması halinde her türlü desteği
vereceklerini ifade etti. MHP'li Halaçoğlu, ''Demokrat görünüp, parlamentoda
temsil hakkı olmasına rağmen hukuk tanımaz, elinde silahla masum insanları
öldüren terör mensuplarını, gruplarını destekleyenler, terörün parlamentodaki
temsilcileri konumdadır'' diye konuştu.
Türkiye, dirlik ve düzen istiyorsa, kim olursa olsun, hukuk tanımazlarla
anladıkları dilden konuşmak zorunda olduğunu anlatan Halaçoğlu, ''hükümetin Kürt
açılımının fiyaskoyla sonuçlandığını, artık zararın neresinden dönülürse kar
olduğu'' görüşünü dile getirdi.

Halaçoğlu, demokrasilerde ülkelerdeki kimliklere göre yasa
çıkarılamayacağını, her bir kesim için yasa çıkarılmasının iç çatışmaya yol
açabileceğini söyledi. Halaçoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan, dini, etnik
kimliği ne olursa herkesi bir bütün olarak gördüklerini, hukukun dışına
çıkmadıkça her bireyi vatandaşları ve kardeşleri olarak gördüklerini kaydetti.

Terörün kimliğinin bulunmadığını ve insanlık suçu olduğunu belirten
Halaçoğlu, ''demokratik özerklik'' adı altında sözde bir oluşum meydana
getirmenin ''ülkeyi bölmek'' anlamına geldiğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, ''çiğ
ifadeler duyuyorum'' sözleri, muhalefet milletvekillerinin tepkisine yol açtı.
TBMM Genel Kurulunda, Silvan'daki hain saldırı konusunda bilgi veren
Atalay'ın konuşması sırasında, terörle ilgili sorunları çözen ülkelerin bunu
iktidarı ve muhalefetiyle iç siyaset meselesi yapmadan işbirliği yaparak
çözdüğünü söyledi. Muhalefet sıralarından kendisine laf atılması üzerine Atalay,
''Çok ciddi bir mesele konuşuyoruz. Çiğ ifadeler duyuyorum'' dedi.
CHP ve MHP sıralarından kendisine tepki gösterilmesi üzerine Atalay,
''Çok ciddi bir konuyu görüşüyoruz. Terör konusu iç siyaset malzemesi
yapılmamalı, ortak mücadele verilmesi gereken ulusal dava olarak görülmeli.
Herkes taşın altına elini koyarak gereken katkıyı vermelidir'' diye konuştu.
Atalay'ın konuşmasını tamamlamasının ardından grup başkanvekilleri söz
aldı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ''Atalay'ın tahrik edici konuşmalarına
rağmen milletvekillerinin terörle mücadele konusunda kararlılığını'' gördüğünü
belirterek, parti temsilcilerinin gündemdışı konuşmayla konuyla ilgili
iradelerini ortaya koyduğunu kaydetti.

Vural, konuyla ilgili ortak bir zemin bulunduğunu dile getirerek, ''MHP
olarak siyasi partilerin birlikte ortak tavrını bir açıklama yoluyla beyan
etmesini, Meclis Başkanlığının da bu konuda inisiyatif oluşturmasını istiyoruz.
Türk milletinin manevi varlığına emanet edilmiş askerlerimize baki bu menfur
saldırı karşısında tüm milletvekillerinin terörle mücadeledeki kararlığını gelin
birlikte vurgulayalım. Demir yumruk gibi olalım teröre, şiddete ve bölücülüğe
karşı'' diye konuştu.

Vural, Başkanvekili Yakut'tan ara vermesini isteyerek, gruplarla müzakere
ederek ortak açıklamayı yapmayı teklif etti.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Atalay'ın konuşmasını üzüntüyle
dinlediğini belirterek, ''Kendisi böylesine hassas ve önemli bir günde Hükümetin
terör konusundaki kararlılığını vurgulamak, bunun bir takım açılımlarını, ip
uçlarını vermek yerine muhalefet partilerini eleştiren tavır sergiledi. Şu bir
gerçek: Terör tabii ki tek başına askeri operasyonlarla çözümlenecek bir konu
değildir. Ama bu demek değildir ki TSK terörle mücadelede görev almayacak. Gerçek
olan şudur: TSK terörle mücadelede motivasyon yönünden Hükümetin gerekli
desteğini bugüne kadar alamamıştır'' iddiasında bulundu.
Hamzaçebi, Atalay'ın, CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'yi
eleştiren üslup kullandığını, bunu Hükümet etme anlayışına yakıştıramadığını,
doğru bulmadığını kaydederek, ''Gün Hükümetin oturup bu konuda çözüm üretme
günüdür. 'Kürt sorunu yoktur' demekle, siz bu sorunu, terör sorununu çözmüş
olamazsınız'' görüşünü ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli de saldırıyı lanetlediklerini
belirterek, şöyle konuştu:

''Milletimizin başı sağ olsun. Hepimizin yüreği yanmıştır. Acımız
gerçekten çok büyüktür. Ama herkes bilsin ki bir kez daha haykırıyoruz; Türk
milleti bu tür alçaklıklara, kaynağı ne olursa olsun bugüne kadar pabuç
bırakmamıştır, bundan sonra da bırakmayacaktır. Türk milleti tek vücut olarak ve
kararlılıkla terör belasını inşallah defedecektir. Terör amacına hiçbir zaman
ulaşamayacaktır. Hainlere geçit verilmeyecektir. Kahraman güvenlik güçlerine olan
desteğimizi ve inancımızı tekrarlıyoruz. Allah yardımcıları olsun. Türk milleti
kendi evlatları olan güvenlik güçlerinin arkasındadır. Hiç kimse terör örgütü
veya onların hamileri bu ülkenin milli birliğini, bütünlüğün bozamayacaktır.
Devletimiz ve hükümetimizin terörle mücadelede kararlılığı en üst seviyededir.
Milletimiz müsterih olsun. Cenabı hak milletimize bu acıları bir daha
göstermesin.''

Grup başkanvekillerinin ardından bazı milletvekilleri de söz alarak
görüşlerini ifade etti.(20:00)



NOT: HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.