2013-06-04 - 15:46
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Mumcu, gündemdışı konuşmalara geçmeden önce, son bir haftadır yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmesini paylaşmak istediğini söyledi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, Meclis'in, vekaletini aldığı milletin, günlerdir neden sokaklarda olduğunu iyi değerlendirmesi, taleplerinin ne olduğunu anlamaya çalışması ve isteklerine kulak vermesi gerektiğini belirterek, "İnsanların, yaşadıkları şehir ve ülke ile ilgili taleplerini, barışçıl bir şekilde dile getirirken, şiddetle, sert müdahalelerle engellenmesi ve hatta ölümlerin olması, demokrasinin sırtına vurulmuş bir hançerdir" dedi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Mumcu, gündemdışı konuşmalara geçmeden önce, son bir haftadır yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmesini paylaşmak istediğini söyledi.

"Hepimiz burada, TBMM'deyiz. Meclisimizin duvarında Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk?ün 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözleri yazılı" diyen Mumcu, milletin, bu egemenliği kullanmada, muhalefeti ve iktidarıyla kendilerine vekalet verdiğini kaydetti.

Mumcu, aslolanın milletin kendisi; milletin düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğü; bu özgürlüğü barışçı bir şekilde, serbestçe, korkmadan kullanabilmesi olduğunu belirtti. Mumcu, bunun da katılımcı demokrasinin özü olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokrasilerde, bir tek yurttaşın bile hak ve talepleri gözetilmek zorundadır. TBMM, vekaletini almış olduğu milletin günlerdir neden sokaklarda olduğunu iyi değerlendirmeli ve onun taleplerinin ne olduğunu anlamaya çalışmalı, isteklerine kulak vermelidir. İnsanların, yaşadıkları şehir ve ülke ile ilgili taleplerini, barışçıl bir şekilde dile getirirken, şiddetle, sert müdahalelerle engellenmesi ve hatta ölümlerin olması, demokrasinin sırtına vurulmuş bir hançerdir.

TBMM?nin görevi, sebebi mevcudiyeti, demokrasinin işleyişini sağlamak, yurttaşların düşünce, ifade, toplanma hak ve özgürlüğünün gerçekleşmesini gözetmektir. Demokrasinin, her kesimi kucaklayan çoğulcu anlayışının, çoğunlukçu anlayışa dönüşmesine izin vermemek gerekir. Katılımcı demokrasinin, müzakere boyutuyla birlikte yaşama geçmesini, sevgi ve sağduyunun hakim olmasını dilerim."

Taksim Gezi Parkı ile başlayan ve daha sonra diğer illerede de yansıyan olaylar, Meclis Genel Kurulu'nda tartışma konusu oldu.

Gündemdışı konuşmalardan sonra söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, olaylarda ana caddelerdeki MOBESE kameralarının niye devre dışı bırakıldığını sordu. İçişleri Bakanı Muammer Güler, "Tahrip olduğu için" yanıtını verdi.

Tanal, Güler'e, "Yalan söylüyorsunuz. Çapulcu dediniz, ben de o çapulculardan biriyim. Siz halkı bugüne kadar aldattınız. Esad zalim, zulüm yapıyor dediniz, aynısını siz yapıyorsunuz. Siz zalim, diktatörsünüz" diye tepki gösterdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, sataşma gerekçesiyle Tanal'a, "Zalim, diktatör arıyorsanız geçmişinize bakın. Geçmişinizi de geçtim, şu anda yaptığınıza bakın" diye yanıt verdi.

Aydın, AK Parti'nin demokrasi anlayışı olmasaydı, bu eylemlerin de gerçekleşemeyeceğini belirterek, eylemler yapılıyor, kişiler özgürce haklarını savunuyorsa, bunun AK Parti'nin demokrasi anlayışı sayesinde olduğunu söyledi. Aydın, " Sağduyu diyorsanız, sizde sağduyunun neresi var? Bir kaç ölü çıksa da rant elde etsek diyorsunuz, yazık değil mi bu millete? Sosyal medyada, yalan yanlış bilgilerle halkı tahrik eden sizler değil misiniz?" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan da Aydın'a, "Sayın Aydın, siz burada laf yetiştirirken dün gece bir gencin, Hatay'da Abdullah'ın ölüm haberi geldi. Çok gençti, hayatının baharını bile görememişti. Bunun sorumlusu kim, sorguladınız mı? Başbakanınız, Reyhanlı'dan sonra kaçtığı gibi niye kaçtı, polislere bunların işini bitirin emrini verip neden kaçtı, neden her sıkıştığında kaçıyor? O bizim çocuklarımız, gençlerimiz olan polisleri, nasıl genç kadınların yüzüne gaz boca eder hale getirdiniz. Diktatör mü arıyorsunuz; siz bizi 1930'larda yönetseydiniz, inanın sayenizde biz birer kalıp sabun haline gelirdik" diye karşılık verdi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de demokrasinin, sivil toplum anlamına geldiğini dile getirdi. Hamzaçebi, sözlerini, " Demokrasiyi, sadece seçimlerde alınan oy oranına dayalı meşruiyet anlayışına indirgerseniz demokrasiden uzaklaşırsınız. Maalesef, 11 yılın sonunda Erdoğan hükümeti, meşruiyet anlayışını değiştirdi. Sürekli seçimlerde alınan oy oranını söyleyerek, 'ben herşeyi yapmaya muktedirim' şeklinde demokrasi anlayışını sergiliyor. Gezi Parkı ile başlayan, ülkeye yayılan olayların temel nedeni, Sayın Erdoğan'ın, bireyin özel yaşam alanına, özgürlüklerine müdahale eden, herşeyi ben belirlerim anlayışına sahip demokrasi anlayışıdır. Sayın Başbakan ile Türkiye demokrasiden uzaklaşmakta, otoriter rejime gitmektedir. Başbakan, güç zehirlenmesine uğradı, birisi ona zehirlendiğini söylemeli" diye sürdürdü.

Ahmet Aydın, yeniden sataşma gerekçesiyle kürsüye çıkarak, "10,5 yıl önce kılık kıyafate müdahale eden biz miydik, sizin zihniyetiniz miydi?" diye sordu. Aydın, ikna odalarını kaldırdıklarını belirterek, herkesin, istediği şekilde giyinebileceğini dile getirdi. Aydın, "Biz başkalarına müdahe etmedik, etmeyeceğiz ama başkalarını da bir başkasına müdahale ettirmeyiz. Herkes bu ülkede birinci sınıf vatandaştır, herkesin hukukunun teminatı AK Parti hükümetidir" görüşünü dile getirdi.

Karşılıklı laf atmaların sürmesi üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, iki mülkiye ve iki polis müfettişinin İstanbul'daki Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bütün iddiaları tek tek incelediğini söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, TBMM Genel Kurulu'nda Kadıköy ve Ataşehir'de imar sorunları hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, Taksim'de başlayan olaylara değinerek, "Yaralanan onlarca insanın kanı Hükümet'in elindedir. Hadlerini aşan emniyet güçleri yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır" ifadelerini kullandı.

CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık da yaptığı gündemdışı konuşmada, geçen cumartesi günü Kızılay'da polis şiddetine maruz kaldığını söyledi.

"Polis gaz ve su sıkmaya başladı. Ben de onları durdurmaya çalıştım. Bana bir metreden gözüme gaz sıktılar. Yaklaşık 15 polis ikinci gazı sıktıktan sonra gelip jopla beni araya aldılar, önce dizime vurdular, dizimde ödem ve liflerde yırtılma var, omuzumda ağrılar var. Ben milletvekili olduğumu söylediğim halde beni darp ettiler" diyen Işık, buna ilişkin fotoğrafları gösterdi.

"Ben ölmeye de hazırım, yeter ki vatandaşın başına bir şey gelmesin" diyen Işık, "Milletvekili bile kendini koruyamıyarsa vatandaş ne yapsın? Asıl sorumlu Başbakan'dır" dedi.

Gündemdışı konuşmalara yanıt veren İçişleri Bakanı Muammer Güler, dün Antakya'da hayatını kaybeden Abdullah Cömert'in ailesine başsağlığı, hastanelerde tedavi görenlere de geçmiş olsun temennisinde bulundu.

İstanbul'da Taksim yayalaştırma projesi kapsamında yapılmakta olan faaliyetleri engellemek amacıyla 28 Mayıs'tan beri süren protesto eylemlerinde, 77 ilde 603'e yakın eylem gerçekleştiğini belirten Güler, "Çok sayıda vatandaş katıldı. Elbette meşru olarak hak arama özgürlüklerine söylenecek bir şey yok. Herkesin kanuni sınırlar içinde hak ve özgürklüklerini kullanması ve kendini ifade etmesi, elbette en temel haklarından bir tanesidir. 28 Mayıs'tan bu yana meydana gelen olaylarda, polisin orantısız güç kullandığı konusunda iddialar oldu, twitterde, internet medyasında" diye konuştu.

Güler, bu sırada kendisine laf atan CHP'li milletvekilleri ile tartıştı. TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu da milletvekillerini sakin olmaları konusunda uyardı. Güler, "Sayın Tanal seninle de görüştüm. Eğer burada bana herhangi bir şeyi iletemediğinizi söylüyorsanız, çok büyük haksızlık edersiniz" dedi.

İki mülkiye ve iki polis müfettişinin İstanbul'daki olaylarla ilgili bütün iddiaları tek tek incelediğini belirten Güler, "Sayın Işık'ın ifade ettiği iddialar, diğer milletvekillerinin... Sosyal medyadaki, yazılı ve görsel medyada, Twitter veya bize intikal ettirilen değişik görüntülerle suç işlenmişse kesinlikle bunun kanuni gereği yerine getirilecektir. Bundan emin olmanızı istirham ediyorum. Elbette ki bu arada polisin günlerce stres içerisinde görev yaptığını ve kanunsuz eylemleri engellemek için de gayret sarf ettiğini ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Bakan Güler, hak arama özgürlüğünü anlayışla karşıladıklarını ifade ederek, "İllegal eylemlere, hak arama özgürlüğünü aşan eylemlere karşı lütfen bu Meclis olarak, hepimiz, hep birlikte tavır alalım" dedi.

280 işyeri, 6 kamu binası, 103 polis aracı, 207 özel araç, bir konut, bir polis merkezi ve 11 AK Parti hizmet binası ve bunlara verilen zararları ve 70 milyonu aşan zararları da mutlaka görmemiz lazım" diyen Güler, Ankara Kızılay'da geçen cumartesi ve pazar günü saatlerce hak arama özgürlüğü için gerekli iznin verildiğini ve tolerans gösterildiğini söyledi.

Güler, "Ancak grupların Başbakanlık'a, Meclis'e, AK Parti Genel Merkezi'ne, Babakanlık Konutu'na yönelen saldırgan eylemleri karşısında da polisin güç kullanmak..." sözlerine CHP'li milletvekillerinin "Niye yürüdü?' şeklinde cevap vermesi üzerine, "Bırakalım yürüsün mü, Meclis'i işgal mi etsin? Asla ve asla kanunsuz eyleme göz yummak lüksümüz yoktur, olmayacaktır da" dedi.

Muammer Güler, samimi olarak hak arayan, kendini ifade eden insanlarla, illegal örgütlerin kanunsuz eylemlerini, yakmasını, yıkmasını aynı kefeye koyamayacaklarını söyledi.

Mumcu, CHP'lilerin laf atmaya devam etmesi üzerine, milletvekillerini, "Lütfen sakin olunuz, Sayın bakanı dinleyiniz" diye uyardı.

Bu sırada, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak yerlerinden birbirlerine laf atarak tartıştı. Tartışmaya, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı da katıldı. Güler, şöyle konuştu:

"Milletvekillerine şiddet uygulanmasına kesinlikle karşıyım. Ama... Demokrasilerde fikir özgürlüğü ve bunu ifade etmenin yüzlerce meşru yolu vardır. Hiçbir demokrasi ve hak arama şiddete dönüştürmeyi meşru kılamaz. Hukuk devletinde hak aramanın yolları vardır. Polisle halkımızı karşı karşıya getirdiği izlenimi vermeye çalışanlar, bu organize ve planlı kitlesel şiddet eylemleri hiçbir amaca hizmet etmemektedir. Halkımızın şunu bilmesini istiyoruz ki bu eylemleri kendi ideolojileri adına ranta dönüştürmeye çalışan örgütlü yapılar ülkemizde kaos yaratmaya çalışmışlardır. Masumane hak arama özgürlüğü içinde şiddete başvurmayan herkesin başımızın üzerinde yeri vardır ancak yakan, yıkan, kamu malına zarar veren insanlara, hep birlikte lütfen biz karşı çıkalım. Bu olay artık siyaset yapma olayı değildir. Bu olayın hepimize zararı vardır. Ben bu devlete yıllarca hizmet ettim. Twitter ve sosyal medya üzerinden, o kadar kirletilmiş, o kadar yanlış ve tahrik edici çalışmalar yapılıyor ki bunların içerisinde, maalesef bu haberleşme özgürlüğünü de kötüye kullananlar oldu.

Hak arama özgürlüğüne sonuna kadar varız, işte meydanlarda gelsinler, herkes meşru çerçeve içerisinde istediğini söylesin. Cumartesi ve pazar günü yapılan buydu ama yakmaya, yıkmaya gelenlere, Meclis'i basmaya gelenlere asla izin vermemiz mümkün değildir. Bütün vatandaşlarımızdan ve özellikle de gençlerimizden bundan sonra sağduyu ve duyarlı davranmalarını, illegal örgütlerin ve marijinal grupların provokasyonlarına kapılmamalarını istirham ediyorum. Demokratik hak arayışının istismara dönüşmemesine, Türkiye'nin imajına, itibarına ve aydınlık geleceğine zarar vermemesi için bu olaylara ve görüntülere artık son verilmesini istiyorum."

Bakan Güler, sorumluluk anlayışı içerisinde bu olaylara yaklaşan ve halkımızın faaliyetlere kapılmaması, yasadışı eylemlere tevessül etmemesi konusunda onlara olumlu mesaj verenlere teşekkür ederek, "Hepinizden de demokrasinin yaşaması için burada bizim tartışabilmemiz için, meşru zeminin kaybedilmemesi adına birlikte tavır almamız gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum" şeklinde konuştu.

AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Orman Genel Müdürlüğü'nün kuruluşunun 76. yıldönümü nedeniyle gündemdışı konuştu.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, herkesin birbirini olduğu gibi kabul etmesi, birbirlerinin inançlarına, düşüncelerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerektiğine işaret ederek, "Elbette AK Parti Hükümeti olarak bizim görevimiz, bize destek vermeyen, bizim gibi düşünmeyenleri de kucaklamaktır. Ama illegal yöntemlerle, insanları sokaklara dökerek Hükümetimizi devirmeye yönelik girişimlere de müsamaha gösterilmemesini, sizin de normal bulmanız gerekir" dedi.

Güler, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hak arayışlarının yasadışı yollarla yapılmasının hiçbir demokratik ve hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini söyledi.

Bu tür gösterilere hiçbir devletin müsamaha göstermeyeceğini belirten Güler, şöyle konuştu:

"Türkiye'de yaşayan herkesin aynı görüşte ve düşüncede olması beklenemez. Hepimizin farklı görüşleri, siyasi eğilimleri olacaktır ancak hak ve özgürlüklerin kullanımı, şiddet içermeyecek ve başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermeyecek şekilde olması gerekir. Herkesin birbirini olduğu gibi kabul etmesi, birbirlerine, birbirlerinin inançlarına, düşüncelerine karşı saygılı ve hoşgörülü olması gerekir. Elbette AK Parti Hükümeti olarak bizim görevimiz de bize destek vermeyen, bizim gibi düşünmeyenleri de kucaklamaktır. Ama illegal yöntemlerle, insanları sokaklara dökerek Hükümetimizi devirmeye yönelik girişimlere de müsamaha gösterilmemesini, sizin de normal bulmanız gerekir. Olayların başlangıcından bugüne kadar devam eden eylemlerde iyi niyetli ve masum vatandaşlarımız olduğu gibi maalesef bu gösterileri yanlış yerlere çekmek isteyen, illegal hale getirmek isteyen, saldırgan tutum ve davranışlar içinde bulunanlar da olmuştur, elbette bunları mutlaka ayırt etmemiz lazım."

Bakan Güler, Taksim, İstiklal Caddesi ve Gezi Parkı'ndaki bütün kameraların ilk günden tahrip edildiğini söyledi. Mobese kameraların kurulması için İstanbul Valiliği sırasında çok büyük emeğinin olduğunu belirten Güler, mobese güvenlik sistemini bütün Türkiye'ye yaygınlaştırdıklarını kaydetti. Güler, "Orada mobese kemaraları vasıtasıyla birçok suçu da aydınlatabildik. Keşke arkadaşlarımız bunlara zarar vermeselerdi de eğer yapılmış bir eksiklik varsa onları tespit edebilseydik. Kameralar yerine konulacak" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, "Bize denk gelince mi arıza veriyor mobese kameraları? Benim kafam yarıldığı zaman gene arızalıydı. Polislerin kasklarındaki numaralar silinmiş, üstü örtülmüş. Neden kapatılır, silinir bunun amacı nedir?" diye sordu.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, daha sonra konuşması için CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'a söz vererek, kürsüye davet etti. Tezcan'ın kürsüye gelmesi üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, milletvekili sıralarının önüne gelerek, bu duruma itiraz etti ve Mumcu'nun Tezcan'a söz vermesinin İçtüzüğe aykırı olduğunu söyledi.

CHP'li Tezcan, "Dışarıda milleti konuşturmazsınız, burada milletvekilini konuşturmazsınız" diyerek Elitaş'a tepkisini dile getirdi.

Elitaş'ın itirazlarını sürdürmesi üzerine Başkanvekili Mumcu, Elitaş'ı, "Lütfen yerinize oturunuz, Genel Kurul'u germeyiniz, çalışmasına mani olmayınız, usullere uyunuz, böyle bir şey olamaz" diyerek birkaç kez uyardı.

Bu sırada CHP'li milletvekillerinin sıra kapaklarına vurduğu, bazılarının da yuh çektiği duyuldu. Tezcan da Elitaş'a birkaç kez, "Lütfen oturun, benim hakkımı gaspedemeyeceksiniz" diye bağırdı.

Tartışmanın ardından sözlerine başlayan Bülent Tezcan, "Türkiye'nin sokaklarındaki yangının sebebi sizin tavrınızdır, Başbakan'ın tavrıdır. 3 tane evladımızı kaybettik, sebebi sizsiniz. 3 kişi katledildi, bunun bir tek sorumlusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır. Başbakan çıkmış diyor ki (bunlar çapulcu, terörist)" diye konuştu.

AK Parti'li milletvekilleri, Tezcan'ın, "Çapulculuk yağmacılıktır. Çapulçu arıyorsanız Taksim'de ağaçları kesip, AVM açmak isteyen Başbakan Erdoğan'a bakın, başka yerde çapulcu aramayın; Başbakan provokatörlerden bahsediyor, provakatör arıyorsanız 'ben bir milyon insanı sokağa indiririm, ben milletin yüzde 50'sini zor tutuyorum' diyen Başbakan'a bakın" şeklindeki sözlerini sıra kapaklarına vurarak protesto etti.

Tezcan, bugün milletin kendisine dayatılmaya çalışılan yaşam tarzına isyan ettiğini iddia ederek, "İnsanların içeceğine, nasıl giyineceğine karışırsanız 30 yaşın altındaki insanlar meydana çıkarlar, 30 yaşın altındaki insanlar demokrasiye sahip çıkıyor, hepsine selam olsun diyorum. Taksim'de, Kızılay'da ve 81 ilde yaşananların bir tane sebebi vardır, iktidarın küstahlığı, milletin isyanıdır. Diktatörlüğünüzün ve zorbalığınızın sonu gelmiştir" diye konuştu.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, ayağa kalkarak itiraz etti. TBMM Başkanvekili Mumcu da İçtüzüğü uyguladığını söyledi. Kürsüye gelen Aydın, konuşmasına başlayınca bu sefer CHP'li milletvekilleri sıra kapaklarına vurdu.

Bunun üzerine Mumcu, birleşime ara verdi. Aydın, AK Parti'li milletvekillerinin de ayağa kalkarak itiraz etmeleri üzerine onları sakin olmaları yönünde uyardı.

Bu arada, CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, İçişleri Bakanı Muammer Güler'e, Hatay'da hayatını kaybeden Abdullah Cömert adına, boş gaz kapsülü içinde karanfil verdi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***