2010-11-04 - 11:40
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, TDK, TÜBİTAK, TÜBA, SHÇEK ile Özürlüler İdaresi Başkanlığının da aralarında bulunduğu 11 kurumun 2011 bütçesini ele alınıyor.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, TDK, TÜBİTAK,
TÜBA, SHÇEK ile Özürlüler İdaresi Başkanlığının da aralarında bulunduğu 11 kurumun 2011
bütçesini ele alınıyor.
Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, 2011 Mali Yılı Bütçesi sunuş konuşmasında,
kurumların bütçeleri hakkında bilgi verdi.
Aydın önce, Atatürk Yüksek Kurumu ve bağlı kuruluşların 2010 yılı içinde yaptıkları faaliyetlerden,
daha sonra da 2011 yılı bütçesi ile gerçekleştirmeyi planladıkları projelerden söz etti.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun en önemli faaliyetlerinden birinin 2876 sayılı
mevcut Kanun'daki boşlukları gidermek ve kurumu daha işlevsel bir hale getirmek üzere,
yeni bir kanun taslağının hazırlanmasını olduğunu söyleyen
Aydın, taslağın bakanlıkların ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların görüşüne sunulduğunu
ve alınan cevaplara göre revize edilerek kanunlaşması için
resmi sürecin başlatılacağını belirtti.
Kurumların dinamik ve üretken kalabilmek için belli süreler içinde kendi kendilerini eleştirmesi ve
sorgulaması gerektiğini söyleyen Aydın, Atatürk Yüksek Kurumu ve bağlı kuruluşlarında böyle
bir çalışmaya ihtiyaç duyarak Yeniden Yapılanma
ve Norm Kadro çalışmalarını başlattığını ifade etti.
Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi'nin Tandoğan'da uygun olmayan bir binada
hizmet vermekte olduğunu söyleyen Aydın, bunlar için Balgat'ta amaca uygun bir bina
kiralandığını belirtti.
Aydın ayrıca, Atatürk Yüksek Kurumu'nun bağlı kuruluşlarının basılı yayınları dışında, dergilerinin
ve bazı yayınlarının sanal ortamda ücretsiz olarak halkın kullanımına sunulduğunu kaydetti.
Atatürk Yüksek Kurumu'nun faaliyet alanlarından birinin de ulusal veya uluslar arası düzeyde,
bilimsel toplantılar düzenlenmesi olduğunu söyleyen Aydın, 2010 yılı içinde toplam 50 adet
bilimsel toplantı düzenlendiğini vurguladı.
Çeşitli projeler hakkında da bilgi veren Aydın, Üniversitelerde yüksek lisans ve doktora
yapan öğrencilere burs verilmesi, Türk İşaret Dili Eğitim Sisteminin Oluşturulması, Dil Bilgisi
ve Sözlük Hazırlanması Projesi, Türkiye Türkçe'sinin Köken Bilgisi Sözlüğü Projesi, Türk
Kültürünün Canlı Tanıkları Projesi ve Yurt Dışındaki Tarihi Türk Eserlerinin Tespiti Projesi'nden
bahsetti.
Aydın, 2011 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nda Atatürk Yüksek Kurumu için 5.028.000,00 TL, Atatürk
Araştırma Merkezi için 2.111.000,00 TL, Türk Dil Kurumu için 11.489.000,00 TL, Türk
Tarih Kurumu için 5.726.000,00 TL ve Atatürk Kültür
Merkezi için 2.953.000,00 TL olan cari bütçe ödenek bilgilerini verdi.
Aydın ayrıca yatırım bütçe ödenekleri hakkında bilgi verdi.
Aydın daha sonra, Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA'nın ve TÜBİTAK'ın 2011 mali yılı
bütçesiyle ilgilide konuştu.
Genç Bilim Adamlarını Destekleme Projesi'nin, TÜBA'nın önem verdiği
projelerden birisi olduğunu belirten Aydın, bu programla desteklenmiş gelecek
vaat eden genç akademisyenlerin 171'nin, programı başarıyla bitirdiğini belirtti.
Aydın, TÜBA'nın bilimsel etkinliklerinin uluslararası kuruluşlarla
olgunlaştırılarak geliştirilmesi amacıyla yurt dışındaki yabancı bilim
akademileri ve akademi birlikleriyle aktif ilişkilerin sürdürdüğünü söyledi.
Süleymaniye Rabi Medresesi restorasyonun, bu alanda TÜBA'nın projelerine
örnek olduğunu dile getiren Aydın, ayrıca TÜBA ile Kültür ve Turizm Bakanlığı
ortaklığında yürütülen ''İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri''
çalışmasının 1 Ekim 2009'da başladığını ve 15 ayda tamamlanmasının hedeflendiğini
anlattı.
Bakan Aydın, dünya ile rekabet edebilen bir Türkiye için bilim, teknoloji
ve yenilik alanına hükümet olarak özel bir önem verdiklerini söyledi.
Bu alana verdikleri desteğin her yıl artarak devam ettiğini ifade eden
Aydın, 2002'den bu yana bilim, teknoloji ve yenilik alanında dünyanın da
dikkatini çeken gelişmelerin olduğunu dile getirdi. Aydın, Ar-Ge harcamaları
2002'de 2,3 milyar TL iken 2008'de üç kat artarak 6,9 milyar liraya ulaştığını
bildirdi.
Türkiye'nin, 2002-2008 yılları arasında Çin'den sonra Ar-Ge harcamalarını
dünyada en hızlı artıran ikinci ülke konumuna geldiğini anlatan Aydın, Ar-Ge
harcamalarının GSYH'ye oranının 2002'de yüzde 0,53 olduğunu, 2008'de 0,75
civarına ulaştığını kaydetti. Aydın, hedeflerinin, 2013 yılı sonuna kadar bu
oranı yüzde 2'ye çıkarılmak olduğunu söyledi.
Ar-Ge personel sayısının, 2002'de 29 bin iken, 2008 yılında 2,3 katına
çıkarak 67 bine ulaştığını, 2013 için hedefin 150 bin olduğunu vurgulayan Aydın,
bilimsel yayınlarda da son yıllarda önemli bir artış gözlendiğini, 2002'de 10 bin
olan bilimsel yayın sayısının 2009'da yaklaşık 25 bine ulaştığını dile getirdi.
TÜBİTAK'ın üniversiteler, özel sektör ve kamu kesimi tarafından yürütülen
araştırma projelerine ve bilim insanlarına çeşitli programlar aracılığıyla mali
destek sağladığını anımsatan Aydın, 2010'da 625 milyon TL kaynak sağlandığını,
250 milyon ek kaynağın da talep edildiğini bildirdi.
2003 yılında 1500 civarında olan desteklenen bilim insanı sayısının
2009'da 15 bini geçtiğini anlatan Aydın, ''Bilim insanlarına aktarılan kaynak
2003'te 4,6 milyon TL iken 2009'da 65,4 milyon TL'ye ulaşmıştır'' dedi.
Devlet Bakanı Aydın, şunları kaydetti:
''TÜBİTAK'a kuruluşundan itibaren 40 yılda (1964-2003) 16 bin proje
önerildi, 7 bine yakın proje desteklendi. Bu 40 yıl sürecince desteklenen
projelerin toplam destek bütçesi 139 milyon TL'dir. Son 6 yılda ise bu programlar
kapsamında 24 binin üzerinde proje önerilmiş, 7 bine yakın proje desteklenmiştir.
Desteklenen projelerin toplam bütçesi 736 milyon TL'dir.
2010 yılının ilk 9 ayında ise yaklaşık 5 bin proje önerilmiş ve bin
projenin desteklenmesine karar verilmiştir.
TÜBİTAK 1007 Programı kapsamında savunma Ar-Ge projeleri 'TÜBİTAK Savunma
ve Güvenlik Teknolojileri Araştırma Grubu (SAVTAG)', diğer tüm kamu kurumlarınca
önerilen Ar-Ge projeleri ise 'TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Grubu (KAMAG)'
bünyesinde yürütülmektedir.
Programın başlangıcından bugüne kadar KAMAG'a toplam 3,1 milyar TL
bütçeli yaklaşık 800 proje başvurusu yapıldı. Söz konusu başvurulardan toplam 379
milyon TL bütçeli 135 projenin desteklenmesine karar verildi. Bu projelerden 39'u
sonuçlandı, proje sonuçları ilgili kamu kurumlarımızca uygulanmaya koyuldu.
2010 yılında ise KAMAG'a toplam 552 milyon TL bütçeli 104 başvuru
yapılmış olup, bu projelerden 75 tanesinin değerlendirilmesi tamamlandı ve 29
projenin değerlendirme süreci devam etmektedir.
SAVTAG programının başlangıcından bugüne kadar toplam 900 milyon TL
bütçeli 72 adet proje başvurusu yapıldı. Başvurulardan 561 milyon TL bütçeli 47
projenin desteklenmesine karar verildi. Bu projelerden 16'sı sonuçlanmış olup TSK
tarafından uygulanma aşamasındadır.''
Aydın, 2008 yılı itibarıyla ilk defa özel sektör tarafından kullanılan
fonların Türkiye'deki toplam Ar-Ge harcamaları içindeki payının, yükseköğretim
sektörünün payını geçerek yüzde 44'ü aştığını belirtti. Bakan Aydın, TÜBİTAK'ın
özel sektöre yönelik yürüttüğü destek programları kapsamında 2010 yılı içerisinde
20 Ekim 2010 tarihi itibarıyla toplam 1118 firma, 1436 proje için 479 milyon TL
harcandığını söyledi. Bu miktarın 183,5 milyon TL'lik kısmının TÜBİTAK
kaynaklarından hibe destek olarak verildiğini dile getiren Mehmet Aydın, 2010
sonu itibarıyla özel sektöre toplam 400 milyon TL destek verilmesinin
öngörüldüğünü bildirdi.
Aydın, yakın tarihte elçiliklerde bilim ve teknoloji işini üstlenecek
birimler oluşturacaklarını ve şu sıralarda bu birimlere atama yapmayı
planladıklarını kaydetti.
23 ülkeden 27 kuruluşla ikili anlaşmaların yapıldığını belirten Aydın,
320 ortak projenin yürütüldüğünü söyledi.
Devlet Bakanı Aydın, çok taraflı bilim ve araştırma işbirlikleri
çerçevesinde Türkiye'den araştırmacıların 7. Çerçeve Programı kapsamında dahil
oldukları projelerin portföy büyüklüğünün 900 milyon avro olduğunu söyledi.
TÜBİTAK'a bağlı enstitülerin çalışmalarından bilgiler veren Aydın,
sözlerini şöyle tamamladı:
''Hükümet olarak Ar-Ge'ye verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürmeye
devam edeceğiz. Bugün geldiğimiz noktaya bakıldığında bilim, teknoloji ve
yenilikte ulusal ve uluslararası düzeyde tarihi başarılar elde etmeye, büyük
yatırımlar gerçekleştirmeye ve güvenliğimiz için milli olması zorunlu ürün ve
hizmetler üreterek ithal politikasını olabildiğince azaltma çizgisinde faaliyet
göstermek zorundayız. Ar-Ge olmadan hedeflediğimiz güçlü Türkiye'ye ulaşmamız
mümkün değildir. Buna zemin hazırlamak ve gerekli destekleri sağlamak için önemli
gayret içindeyiz. Çünkü güçlü Türkiye, güçlü markalarla, güçlü üretimle, güçlü
eğitimle, güçlü araştırmacılarla ve güçlü araştırma merkezleriyle
yükselecektir.''
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bakanlığına
bağlı SHÇEK'in çalışmalarından söz ederken, 2003'e kadar 6 bin 976 çocuğun evlat
edindirildiğini, bugün itibarıyla ise bu sayının 10 bin 948 olduğunu belirtti.
Kavaf, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığına bağlı SHÇEK,
Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü ile
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, 2011 yılı bütçelerinin sunumunu yaptı.
Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, toplumdaki dezavantajlı ve özel
olarak desteklenip korunması gereken kesimlerle ilgili ek önlemlerin alınmasının,
son halk oylamasıyla anayasal güvence altına alındığını anımsatan Kavaf, son
yıllarda sosyal hizmet alanında büyük atılımlar yapıldığını söyledi.
Kavaf, bu çerçevede SHÇEK'in hizmet önceliğinin, aile merkezli koruyucu
ve önleyici çalışmalara verildiğini ifade ederek, kurum bakımına ihtiyacı olan
çocuk, engelli ve yaşlılar için sunulan hizmetlerin, her kesimin farklı
ihtiyaçlarına göre alternatifler oluşturacak biçimde yeniden düzenlendiğini
anlattı.
Yeni hizmet modellerinin, ''ihtiyaç sahiplerine en yüksek kalitede ve
bulundukları yerde hizmet verme ilkesiyle oluşturulduğunu'' kaydeden Kavaf,
''Hükümetimiz, devletin himayesine muhtaç olup, sosyal güvencesi olmayan
vatandaşlarımıza ulaşabilmek amacıyla kurumumuzun bütçesinde önceki yıllara
oranla önemli artışlar sağlamıştır'' dedi.
Kavaf, yatılı kurum bakımının, ihtiyaç sahipleri için son seçenek haline
getirildiğine işaret ederek, öz ailesi yanında destek, koruyucu aile, evlat
edindirme, evde bakım gibi yeni hizmet modelleriyle gelinen noktanın, yerli ve
yabancı otoritelerce takdir edildiğini, başka ülkeler tarafından örnek alındığını
kaydetti.
Gelecek yıl sonuna kadar 381 bin engelliye evde bakım hizmeti vermeyi
hedeflediklerini belirten Kavaf, 2003 yılı başında yatılı hizmet talebinde
bulunan engelli sayısı 3 bin 729 iken bugün sıra bekleyen engelli bulunmadığını
bildirdi. Kavaf, 2003 başında 21 özürlü bakım merkezinde, bin 943 kapasiteyle
hizmet verildiğini, bugün 140 resmi ve özel bakım merkezinde 11 bin 655 engelliye
hizmet sunulduğunu, 2011'de ise bu kapasiteyi 13 bine çıkarmayı amaçladıklarını
vurguladı.
Kavaf, 2011 yılı sonuna kadar Engelsiz Yaşam Evlerinin sayını 200'e
yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, ''Aileleriyle birlikte yaşayan
engellilerimizin, ailelerinin düğün, seyahat gibi özel durumları nedeniyle
misafir olarak bakım merkezlerimizde kalmalarını sağlamak için de yeni bir
düzenleme gerçekleştirdik. Bu kapsamda engellilerimiz ihtiyaç duydukları
dönemlerde geçici bir süreyle bizim kuruluşlarımızda misafir olarak
kalabilecekler'' diye konuştu.
Engelli çocuklara yönelik Umut Evi projesi kapsamında İzmir ve Isparta'da
3 pilot uygulama başlatıldığını anımsatan Kavaf, sonuçların değerlendirilmesinin
ardından gelecek yıl bu projenin yaygınlaştırılmasının sağlanacağını söyledi.
Bakan Kavaf, bugüne kadar yapılan çalışmaları ve gelecek yıl hedeflerini
ise özetle şöyle sıraladı:
''Türkiye'de bir ilk olarak 18 ve üzeri yaş grubundaki bakıma muhtaç
otistik bireylerden ailesi yanında bakımı mümkün olmayanlara İstanbul'da yatılı
ve gündüzlü olarak bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulacaktır.
Daha önce ekonomik sebeplerle koruma altına alınan çocuklar, ailelerinin
yanına döndürülmüş ve kendi öz aileleri yanında desteklenmeye devam edilmektedir.
Çünkü gerekli güvenlik koşullarının sağlanması kaydıyla, her çocuk için en uygun
ve en iyi yetişme ortamı kendi öz ailesinin yanıdır. Bu kapsamda 29 bin 920
çocuğumuzu ailesinin yanında desteklemekteyiz. Ailesi yanında desteklenen
çocuklarla birlikte ihtiyaç sahibi kişilere verilen ekonomik ve sosyal destek
2002'de 5 milyon 233 bin 236 liraydı. 2010'da bu rakam 87 milyon 44 bin lira
oldu. 2011'de ise bu desteğin 2002'ye göre yüzde bin 880 oranında arttırılarak 98
milyon 290 bin lira olması öngörülmüştür.
2003 yılına kadar 6 bin 976 çocuk evlat edindirilmişken, bugün itibari
ile 10 bin 948 çocuk evlat edindirilmiştir. Türkiye genelinde 284 Çocuk Evimiz
var, 2011 sonuna kadar bunu 400'e çıkarmayı planlıyoruz. 7 Koruma ve Bakım
Rehabilitasyon Merkezimizde 128 çocuğa, 23 Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon
Merkezimizde ise 335 çocuğumuza yatılı hizmet verilmektedir. 2011'de bu
merkezlerin toplam sayısının 40'a ulaşması planlanmaktadır.''
İstismara uğrayan ya da bu riski taşıyan veya şiddet mağduru olan
kadınlara, psiko-sosyal destek, acil barınma, sağlık, hukuki yardım gibi
ihtiyaçlarını karşılayan kadın konukevlerinin sayısını hızla arttırdıklarını
kaydeden Kavaf, 2003'te 170 kapasiteli 8 kadın konukevi varken, bugün 867
kapasiteyle 38 kadın konukevinin hizmet verdiğini söyledi. Kavaf, bu rakamı, bu
yılın sonuna kadar açacakları konukevleriyle 45'e, 2011'de ise 50'ye çıkarmayı
hedeflediklerini kaydetti.
SHÇEK'te 2003'teki 12 bin 644 olan personel sayısının, bugün 22 bin 169'a
ulaştığını, 2011'de ise 25 bin personeli hedeflediklerini belirten Kavaf,
''2003'de 30 kişiye bir bakım elemanı düşmekteyken kuruluşlarımızdaki bakım
standartları yükseltilerek, özürlü bakım merkezlerinde 6 özürlüye, çocuk
yuvalarında 6–8 çocuğa, huzurevlerinde ise 15 yaşlıya en az meslek lisesi
düzeyinde eğitimli veya en az lise mezunu bakım sertifikalı bir bakım elemanı ile
hizmet verilmesi sağlanmıştır'' diye konuştu.
Engellilerin istihdam edilerek toplum hayatına tam ve etkin katılımlarını
sağlamak için de tüm imkanları seferber ettiklerini dile getiren Kavaf,
engellilerin kişisel ve özürlülükle ilgili bilgilerinin merkezi bir veritabanında
yer almasını sağlamak amacıyla Ulusal Özürlüler Veritabanı Projesi yürütüldüğünü
anlattı.
Kavaf, işitme engellilerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla,
ilk kez Türk İşaret Dili Sistemi oluşturulmasına yönelik başlatılan çalışmaların,
Özürlüler İdaresi Başkanlığınca sürdürüldüğünü belirtti.
Kavaf, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla İçişleri, Adalet,
Sağlık bakanlıkları ile Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanlığı ile yapılan
protokoller çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim programlarında, 40 bin 400
emniyet görevlisi, 326 yargı mensubu ile 59 bin sağlık personelinin eğitiminin
tamamlandığını ifade etti.
Kavaf, sözlerini şöyle tamamladı:
''Kırsal kesim kadınlarının güçlendirilmesi, açlık ve yoksulluğun ortadan
kaldırılması, kırsal kesim kadınlarının kalkınmadaki rolleri konusunda ilgili
sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve uzmanların katılımlarıyla bir çalıştay
yapılacaktır. Ekonomik faaliyette bulunan kadınlar arasında yeterli iletişimin,
koordinasyonun bulunmaması ve yürüttükleri faaliyet alanlarında örgütlenmelerinin
sınırlı kalması önemli sorun alanlarından biri olarak görülmektedir. Bu amaçla,
kadınların ekonomik faaliyet alanlarında örgütlenmeleri: Kooperatifleşme isimli
toplantı gerçekleştirilecektir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yurt
dışında yaşayan kadınlarımıza yönelik toplantılar düzenlenecektir. Kadınların ve
kız çocuklarının toplumsal konumunu doğrudan etkileyen, temel hak ve
özgürlüklerin kullanılmasının önünde engel teşkil eden, birbirleriyle iç içe
geçmiş sorun alanları ile mücadelede etmek amacıyla Kadına Yönelik Şiddet, Kadın
ve Sağlık, Erken Evlilikler paneli düzenlenecektir.''
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de kadın bakanlığı
kurulmadığı sürece aile içi şiddetin, cinayetlerin, sığınmaevlerinin hep gündeme
geleceğini söyledi.
Kadının siyasette düşük oranda temsil edildiğini ifade eden Kaplan, 17
kadın belediye başkanından 14'ünün kendi partilerinden olduğuna işaret etti.
Kaplan, ''Erkek siyaset, bıyıklı siyaset... Bıyıklı siyasetin davranışı da,
mantığı da bıyıklı olur'' dedi.
Kaplan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadın-erkek eşitliği yoktur
dediğini belirtmesi üzerine Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, burada fiziksel bir
durumdan söz edildiğini söyledi. Kaplan, ''James Bond filmlerini izleyenler,
kadınların neler yaptığını görüyor'' diye konuştu.
Bütün partilere, ''kadın kotasını yükseltelim'' çağrısında bulunan
Kaplan'a, AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, ''Siz, partide erkek
kolları oldunuz herhalde'' diye espri yaptı. Kaplan da yakında erkek haklarını
savunacakları karşılığını verdi.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, çocukların, polis panzerleri
önünde durmasının hiçbir mazereti olamayacağını ifade ederek, bu çocukların eve
gönderilmesi gerektiğini söyledi.
Baratalı, kan davası, berdel, çocuk gelinler, ağalık gibi konuları,
BDP'lilerin komisyonda gündeme getirmediğini vurguladı.
Kaplan, silahların sonsuza kadar susması konusunda gösterdikleri gayret
kadar CHP'nin de gayret göstermesi gerektiğini savunarak, o zaman taş atan
çocuklar sorununun da kalmayacağını ifade etti.
BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, Kürtler ile Türklerin uzun süredir
birlikte yaşadığını, birbirinden etkilendiğini belirterek, ''Türk Dil Kurumu
sözlüğünde bir tek kelime için 'Kürtçe'den alınmıştır' diye bir ibare yok, en
fazla Farsça olduğu söyleniyor'' eleştirisinde bulundu.
Özçelik, taş atan çocukların, köyleri yakılan, boşaltılan, güvencesiz
olarak göç ettirilen ailelerin çocukları olduğunu, bu sürecin en ağır faturasını
çocukların ödediğini söyledi. Özçelik, ''Bu çocuklar durup dururken panzere taş
atmıyor, üzerine yüründüğü, gaz, su atıldığı, hatta öldürüldüğü için tek savunma
aracı taşla saldırıyorlar. Bunu da meşrulaştırmak için söylemiyorum'' diye
konuştu.
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Özçelik'e, ''Siyasi mitingde çocukların
ne işi var'', AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan da ''Taksim'deki
eylemi nasıl açıklıyorsunuz'' diye tepki gösterdi.
*** Haberin devamını "ilgili dökümanlar" bölümünde bulabilirsiniz ***
(11.40)
TÜBA, SHÇEK ile Özürlüler İdaresi Başkanlığının da aralarında bulunduğu 11 kurumun 2011
bütçesini ele alınıyor.
Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, 2011 Mali Yılı Bütçesi sunuş konuşmasında,
kurumların bütçeleri hakkında bilgi verdi.
Aydın önce, Atatürk Yüksek Kurumu ve bağlı kuruluşların 2010 yılı içinde yaptıkları faaliyetlerden,
daha sonra da 2011 yılı bütçesi ile gerçekleştirmeyi planladıkları projelerden söz etti.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun en önemli faaliyetlerinden birinin 2876 sayılı
mevcut Kanun'daki boşlukları gidermek ve kurumu daha işlevsel bir hale getirmek üzere,
yeni bir kanun taslağının hazırlanmasını olduğunu söyleyen
Aydın, taslağın bakanlıkların ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların görüşüne sunulduğunu
ve alınan cevaplara göre revize edilerek kanunlaşması için
resmi sürecin başlatılacağını belirtti.
Kurumların dinamik ve üretken kalabilmek için belli süreler içinde kendi kendilerini eleştirmesi ve
sorgulaması gerektiğini söyleyen Aydın, Atatürk Yüksek Kurumu ve bağlı kuruluşlarında böyle
bir çalışmaya ihtiyaç duyarak Yeniden Yapılanma
ve Norm Kadro çalışmalarını başlattığını ifade etti.
Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi'nin Tandoğan'da uygun olmayan bir binada
hizmet vermekte olduğunu söyleyen Aydın, bunlar için Balgat'ta amaca uygun bir bina
kiralandığını belirtti.
Aydın ayrıca, Atatürk Yüksek Kurumu'nun bağlı kuruluşlarının basılı yayınları dışında, dergilerinin
ve bazı yayınlarının sanal ortamda ücretsiz olarak halkın kullanımına sunulduğunu kaydetti.
Atatürk Yüksek Kurumu'nun faaliyet alanlarından birinin de ulusal veya uluslar arası düzeyde,
bilimsel toplantılar düzenlenmesi olduğunu söyleyen Aydın, 2010 yılı içinde toplam 50 adet
bilimsel toplantı düzenlendiğini vurguladı.
Çeşitli projeler hakkında da bilgi veren Aydın, Üniversitelerde yüksek lisans ve doktora
yapan öğrencilere burs verilmesi, Türk İşaret Dili Eğitim Sisteminin Oluşturulması, Dil Bilgisi
ve Sözlük Hazırlanması Projesi, Türkiye Türkçe'sinin Köken Bilgisi Sözlüğü Projesi, Türk
Kültürünün Canlı Tanıkları Projesi ve Yurt Dışındaki Tarihi Türk Eserlerinin Tespiti Projesi'nden
bahsetti.
Aydın, 2011 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nda Atatürk Yüksek Kurumu için 5.028.000,00 TL, Atatürk
Araştırma Merkezi için 2.111.000,00 TL, Türk Dil Kurumu için 11.489.000,00 TL, Türk
Tarih Kurumu için 5.726.000,00 TL ve Atatürk Kültür
Merkezi için 2.953.000,00 TL olan cari bütçe ödenek bilgilerini verdi.
Aydın ayrıca yatırım bütçe ödenekleri hakkında bilgi verdi.
Aydın daha sonra, Türkiye Bilimler Akademisi TÜBA'nın ve TÜBİTAK'ın 2011 mali yılı
bütçesiyle ilgilide konuştu.
Genç Bilim Adamlarını Destekleme Projesi'nin, TÜBA'nın önem verdiği
projelerden birisi olduğunu belirten Aydın, bu programla desteklenmiş gelecek
vaat eden genç akademisyenlerin 171'nin, programı başarıyla bitirdiğini belirtti.
Aydın, TÜBA'nın bilimsel etkinliklerinin uluslararası kuruluşlarla
olgunlaştırılarak geliştirilmesi amacıyla yurt dışındaki yabancı bilim
akademileri ve akademi birlikleriyle aktif ilişkilerin sürdürdüğünü söyledi.
Süleymaniye Rabi Medresesi restorasyonun, bu alanda TÜBA'nın projelerine
örnek olduğunu dile getiren Aydın, ayrıca TÜBA ile Kültür ve Turizm Bakanlığı
ortaklığında yürütülen ''İstanbul Kültür Mirası ve Kültür Ekonomisi Envanteri''
çalışmasının 1 Ekim 2009'da başladığını ve 15 ayda tamamlanmasının hedeflendiğini
anlattı.
Bakan Aydın, dünya ile rekabet edebilen bir Türkiye için bilim, teknoloji
ve yenilik alanına hükümet olarak özel bir önem verdiklerini söyledi.
Bu alana verdikleri desteğin her yıl artarak devam ettiğini ifade eden
Aydın, 2002'den bu yana bilim, teknoloji ve yenilik alanında dünyanın da
dikkatini çeken gelişmelerin olduğunu dile getirdi. Aydın, Ar-Ge harcamaları
2002'de 2,3 milyar TL iken 2008'de üç kat artarak 6,9 milyar liraya ulaştığını
bildirdi.
Türkiye'nin, 2002-2008 yılları arasında Çin'den sonra Ar-Ge harcamalarını
dünyada en hızlı artıran ikinci ülke konumuna geldiğini anlatan Aydın, Ar-Ge
harcamalarının GSYH'ye oranının 2002'de yüzde 0,53 olduğunu, 2008'de 0,75
civarına ulaştığını kaydetti. Aydın, hedeflerinin, 2013 yılı sonuna kadar bu
oranı yüzde 2'ye çıkarılmak olduğunu söyledi.
Ar-Ge personel sayısının, 2002'de 29 bin iken, 2008 yılında 2,3 katına
çıkarak 67 bine ulaştığını, 2013 için hedefin 150 bin olduğunu vurgulayan Aydın,
bilimsel yayınlarda da son yıllarda önemli bir artış gözlendiğini, 2002'de 10 bin
olan bilimsel yayın sayısının 2009'da yaklaşık 25 bine ulaştığını dile getirdi.
TÜBİTAK'ın üniversiteler, özel sektör ve kamu kesimi tarafından yürütülen
araştırma projelerine ve bilim insanlarına çeşitli programlar aracılığıyla mali
destek sağladığını anımsatan Aydın, 2010'da 625 milyon TL kaynak sağlandığını,
250 milyon ek kaynağın da talep edildiğini bildirdi.
2003 yılında 1500 civarında olan desteklenen bilim insanı sayısının
2009'da 15 bini geçtiğini anlatan Aydın, ''Bilim insanlarına aktarılan kaynak
2003'te 4,6 milyon TL iken 2009'da 65,4 milyon TL'ye ulaşmıştır'' dedi.
Devlet Bakanı Aydın, şunları kaydetti:
''TÜBİTAK'a kuruluşundan itibaren 40 yılda (1964-2003) 16 bin proje
önerildi, 7 bine yakın proje desteklendi. Bu 40 yıl sürecince desteklenen
projelerin toplam destek bütçesi 139 milyon TL'dir. Son 6 yılda ise bu programlar
kapsamında 24 binin üzerinde proje önerilmiş, 7 bine yakın proje desteklenmiştir.
Desteklenen projelerin toplam bütçesi 736 milyon TL'dir.
2010 yılının ilk 9 ayında ise yaklaşık 5 bin proje önerilmiş ve bin
projenin desteklenmesine karar verilmiştir.
TÜBİTAK 1007 Programı kapsamında savunma Ar-Ge projeleri 'TÜBİTAK Savunma
ve Güvenlik Teknolojileri Araştırma Grubu (SAVTAG)', diğer tüm kamu kurumlarınca
önerilen Ar-Ge projeleri ise 'TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Grubu (KAMAG)'
bünyesinde yürütülmektedir.
Programın başlangıcından bugüne kadar KAMAG'a toplam 3,1 milyar TL
bütçeli yaklaşık 800 proje başvurusu yapıldı. Söz konusu başvurulardan toplam 379
milyon TL bütçeli 135 projenin desteklenmesine karar verildi. Bu projelerden 39'u
sonuçlandı, proje sonuçları ilgili kamu kurumlarımızca uygulanmaya koyuldu.
2010 yılında ise KAMAG'a toplam 552 milyon TL bütçeli 104 başvuru
yapılmış olup, bu projelerden 75 tanesinin değerlendirilmesi tamamlandı ve 29
projenin değerlendirme süreci devam etmektedir.
SAVTAG programının başlangıcından bugüne kadar toplam 900 milyon TL
bütçeli 72 adet proje başvurusu yapıldı. Başvurulardan 561 milyon TL bütçeli 47
projenin desteklenmesine karar verildi. Bu projelerden 16'sı sonuçlanmış olup TSK
tarafından uygulanma aşamasındadır.''
Aydın, 2008 yılı itibarıyla ilk defa özel sektör tarafından kullanılan
fonların Türkiye'deki toplam Ar-Ge harcamaları içindeki payının, yükseköğretim
sektörünün payını geçerek yüzde 44'ü aştığını belirtti. Bakan Aydın, TÜBİTAK'ın
özel sektöre yönelik yürüttüğü destek programları kapsamında 2010 yılı içerisinde
20 Ekim 2010 tarihi itibarıyla toplam 1118 firma, 1436 proje için 479 milyon TL
harcandığını söyledi. Bu miktarın 183,5 milyon TL'lik kısmının TÜBİTAK
kaynaklarından hibe destek olarak verildiğini dile getiren Mehmet Aydın, 2010
sonu itibarıyla özel sektöre toplam 400 milyon TL destek verilmesinin
öngörüldüğünü bildirdi.
Aydın, yakın tarihte elçiliklerde bilim ve teknoloji işini üstlenecek
birimler oluşturacaklarını ve şu sıralarda bu birimlere atama yapmayı
planladıklarını kaydetti.
23 ülkeden 27 kuruluşla ikili anlaşmaların yapıldığını belirten Aydın,
320 ortak projenin yürütüldüğünü söyledi.
Devlet Bakanı Aydın, çok taraflı bilim ve araştırma işbirlikleri
çerçevesinde Türkiye'den araştırmacıların 7. Çerçeve Programı kapsamında dahil
oldukları projelerin portföy büyüklüğünün 900 milyon avro olduğunu söyledi.
TÜBİTAK'a bağlı enstitülerin çalışmalarından bilgiler veren Aydın,
sözlerini şöyle tamamladı:
''Hükümet olarak Ar-Ge'ye verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürmeye
devam edeceğiz. Bugün geldiğimiz noktaya bakıldığında bilim, teknoloji ve
yenilikte ulusal ve uluslararası düzeyde tarihi başarılar elde etmeye, büyük
yatırımlar gerçekleştirmeye ve güvenliğimiz için milli olması zorunlu ürün ve
hizmetler üreterek ithal politikasını olabildiğince azaltma çizgisinde faaliyet
göstermek zorundayız. Ar-Ge olmadan hedeflediğimiz güçlü Türkiye'ye ulaşmamız
mümkün değildir. Buna zemin hazırlamak ve gerekli destekleri sağlamak için önemli
gayret içindeyiz. Çünkü güçlü Türkiye, güçlü markalarla, güçlü üretimle, güçlü
eğitimle, güçlü araştırmacılarla ve güçlü araştırma merkezleriyle
yükselecektir.''
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bakanlığına
bağlı SHÇEK'in çalışmalarından söz ederken, 2003'e kadar 6 bin 976 çocuğun evlat
edindirildiğini, bugün itibarıyla ise bu sayının 10 bin 948 olduğunu belirtti.
Kavaf, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığına bağlı SHÇEK,
Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü ile
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün, 2011 yılı bütçelerinin sunumunu yaptı.
Sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, toplumdaki dezavantajlı ve özel
olarak desteklenip korunması gereken kesimlerle ilgili ek önlemlerin alınmasının,
son halk oylamasıyla anayasal güvence altına alındığını anımsatan Kavaf, son
yıllarda sosyal hizmet alanında büyük atılımlar yapıldığını söyledi.
Kavaf, bu çerçevede SHÇEK'in hizmet önceliğinin, aile merkezli koruyucu
ve önleyici çalışmalara verildiğini ifade ederek, kurum bakımına ihtiyacı olan
çocuk, engelli ve yaşlılar için sunulan hizmetlerin, her kesimin farklı
ihtiyaçlarına göre alternatifler oluşturacak biçimde yeniden düzenlendiğini
anlattı.
Yeni hizmet modellerinin, ''ihtiyaç sahiplerine en yüksek kalitede ve
bulundukları yerde hizmet verme ilkesiyle oluşturulduğunu'' kaydeden Kavaf,
''Hükümetimiz, devletin himayesine muhtaç olup, sosyal güvencesi olmayan
vatandaşlarımıza ulaşabilmek amacıyla kurumumuzun bütçesinde önceki yıllara
oranla önemli artışlar sağlamıştır'' dedi.
Kavaf, yatılı kurum bakımının, ihtiyaç sahipleri için son seçenek haline
getirildiğine işaret ederek, öz ailesi yanında destek, koruyucu aile, evlat
edindirme, evde bakım gibi yeni hizmet modelleriyle gelinen noktanın, yerli ve
yabancı otoritelerce takdir edildiğini, başka ülkeler tarafından örnek alındığını
kaydetti.
Gelecek yıl sonuna kadar 381 bin engelliye evde bakım hizmeti vermeyi
hedeflediklerini belirten Kavaf, 2003 yılı başında yatılı hizmet talebinde
bulunan engelli sayısı 3 bin 729 iken bugün sıra bekleyen engelli bulunmadığını
bildirdi. Kavaf, 2003 başında 21 özürlü bakım merkezinde, bin 943 kapasiteyle
hizmet verildiğini, bugün 140 resmi ve özel bakım merkezinde 11 bin 655 engelliye
hizmet sunulduğunu, 2011'de ise bu kapasiteyi 13 bine çıkarmayı amaçladıklarını
vurguladı.
Kavaf, 2011 yılı sonuna kadar Engelsiz Yaşam Evlerinin sayını 200'e
yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, ''Aileleriyle birlikte yaşayan
engellilerimizin, ailelerinin düğün, seyahat gibi özel durumları nedeniyle
misafir olarak bakım merkezlerimizde kalmalarını sağlamak için de yeni bir
düzenleme gerçekleştirdik. Bu kapsamda engellilerimiz ihtiyaç duydukları
dönemlerde geçici bir süreyle bizim kuruluşlarımızda misafir olarak
kalabilecekler'' diye konuştu.
Engelli çocuklara yönelik Umut Evi projesi kapsamında İzmir ve Isparta'da
3 pilot uygulama başlatıldığını anımsatan Kavaf, sonuçların değerlendirilmesinin
ardından gelecek yıl bu projenin yaygınlaştırılmasının sağlanacağını söyledi.
Bakan Kavaf, bugüne kadar yapılan çalışmaları ve gelecek yıl hedeflerini
ise özetle şöyle sıraladı:
''Türkiye'de bir ilk olarak 18 ve üzeri yaş grubundaki bakıma muhtaç
otistik bireylerden ailesi yanında bakımı mümkün olmayanlara İstanbul'da yatılı
ve gündüzlü olarak bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulacaktır.
Daha önce ekonomik sebeplerle koruma altına alınan çocuklar, ailelerinin
yanına döndürülmüş ve kendi öz aileleri yanında desteklenmeye devam edilmektedir.
Çünkü gerekli güvenlik koşullarının sağlanması kaydıyla, her çocuk için en uygun
ve en iyi yetişme ortamı kendi öz ailesinin yanıdır. Bu kapsamda 29 bin 920
çocuğumuzu ailesinin yanında desteklemekteyiz. Ailesi yanında desteklenen
çocuklarla birlikte ihtiyaç sahibi kişilere verilen ekonomik ve sosyal destek
2002'de 5 milyon 233 bin 236 liraydı. 2010'da bu rakam 87 milyon 44 bin lira
oldu. 2011'de ise bu desteğin 2002'ye göre yüzde bin 880 oranında arttırılarak 98
milyon 290 bin lira olması öngörülmüştür.
2003 yılına kadar 6 bin 976 çocuk evlat edindirilmişken, bugün itibari
ile 10 bin 948 çocuk evlat edindirilmiştir. Türkiye genelinde 284 Çocuk Evimiz
var, 2011 sonuna kadar bunu 400'e çıkarmayı planlıyoruz. 7 Koruma ve Bakım
Rehabilitasyon Merkezimizde 128 çocuğa, 23 Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon
Merkezimizde ise 335 çocuğumuza yatılı hizmet verilmektedir. 2011'de bu
merkezlerin toplam sayısının 40'a ulaşması planlanmaktadır.''
İstismara uğrayan ya da bu riski taşıyan veya şiddet mağduru olan
kadınlara, psiko-sosyal destek, acil barınma, sağlık, hukuki yardım gibi
ihtiyaçlarını karşılayan kadın konukevlerinin sayısını hızla arttırdıklarını
kaydeden Kavaf, 2003'te 170 kapasiteli 8 kadın konukevi varken, bugün 867
kapasiteyle 38 kadın konukevinin hizmet verdiğini söyledi. Kavaf, bu rakamı, bu
yılın sonuna kadar açacakları konukevleriyle 45'e, 2011'de ise 50'ye çıkarmayı
hedeflediklerini kaydetti.
SHÇEK'te 2003'teki 12 bin 644 olan personel sayısının, bugün 22 bin 169'a
ulaştığını, 2011'de ise 25 bin personeli hedeflediklerini belirten Kavaf,
''2003'de 30 kişiye bir bakım elemanı düşmekteyken kuruluşlarımızdaki bakım
standartları yükseltilerek, özürlü bakım merkezlerinde 6 özürlüye, çocuk
yuvalarında 6–8 çocuğa, huzurevlerinde ise 15 yaşlıya en az meslek lisesi
düzeyinde eğitimli veya en az lise mezunu bakım sertifikalı bir bakım elemanı ile
hizmet verilmesi sağlanmıştır'' diye konuştu.
Engellilerin istihdam edilerek toplum hayatına tam ve etkin katılımlarını
sağlamak için de tüm imkanları seferber ettiklerini dile getiren Kavaf,
engellilerin kişisel ve özürlülükle ilgili bilgilerinin merkezi bir veritabanında
yer almasını sağlamak amacıyla Ulusal Özürlüler Veritabanı Projesi yürütüldüğünü
anlattı.
Kavaf, işitme engellilerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla,
ilk kez Türk İşaret Dili Sistemi oluşturulmasına yönelik başlatılan çalışmaların,
Özürlüler İdaresi Başkanlığınca sürdürüldüğünü belirtti.
Kavaf, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla İçişleri, Adalet,
Sağlık bakanlıkları ile Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanlığı ile yapılan
protokoller çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim programlarında, 40 bin 400
emniyet görevlisi, 326 yargı mensubu ile 59 bin sağlık personelinin eğitiminin
tamamlandığını ifade etti.
Kavaf, sözlerini şöyle tamamladı:
''Kırsal kesim kadınlarının güçlendirilmesi, açlık ve yoksulluğun ortadan
kaldırılması, kırsal kesim kadınlarının kalkınmadaki rolleri konusunda ilgili
sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve uzmanların katılımlarıyla bir çalıştay
yapılacaktır. Ekonomik faaliyette bulunan kadınlar arasında yeterli iletişimin,
koordinasyonun bulunmaması ve yürüttükleri faaliyet alanlarında örgütlenmelerinin
sınırlı kalması önemli sorun alanlarından biri olarak görülmektedir. Bu amaçla,
kadınların ekonomik faaliyet alanlarında örgütlenmeleri: Kooperatifleşme isimli
toplantı gerçekleştirilecektir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yurt
dışında yaşayan kadınlarımıza yönelik toplantılar düzenlenecektir. Kadınların ve
kız çocuklarının toplumsal konumunu doğrudan etkileyen, temel hak ve
özgürlüklerin kullanılmasının önünde engel teşkil eden, birbirleriyle iç içe
geçmiş sorun alanları ile mücadelede etmek amacıyla Kadına Yönelik Şiddet, Kadın
ve Sağlık, Erken Evlilikler paneli düzenlenecektir.''
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de kadın bakanlığı
kurulmadığı sürece aile içi şiddetin, cinayetlerin, sığınmaevlerinin hep gündeme
geleceğini söyledi.
Kadının siyasette düşük oranda temsil edildiğini ifade eden Kaplan, 17
kadın belediye başkanından 14'ünün kendi partilerinden olduğuna işaret etti.
Kaplan, ''Erkek siyaset, bıyıklı siyaset... Bıyıklı siyasetin davranışı da,
mantığı da bıyıklı olur'' dedi.
Kaplan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kadın-erkek eşitliği yoktur
dediğini belirtmesi üzerine Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, burada fiziksel bir
durumdan söz edildiğini söyledi. Kaplan, ''James Bond filmlerini izleyenler,
kadınların neler yaptığını görüyor'' diye konuştu.
Bütün partilere, ''kadın kotasını yükseltelim'' çağrısında bulunan
Kaplan'a, AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, ''Siz, partide erkek
kolları oldunuz herhalde'' diye espri yaptı. Kaplan da yakında erkek haklarını
savunacakları karşılığını verdi.
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı, çocukların, polis panzerleri
önünde durmasının hiçbir mazereti olamayacağını ifade ederek, bu çocukların eve
gönderilmesi gerektiğini söyledi.
Baratalı, kan davası, berdel, çocuk gelinler, ağalık gibi konuları,
BDP'lilerin komisyonda gündeme getirmediğini vurguladı.
Kaplan, silahların sonsuza kadar susması konusunda gösterdikleri gayret
kadar CHP'nin de gayret göstermesi gerektiğini savunarak, o zaman taş atan
çocuklar sorununun da kalmayacağını ifade etti.
BDP Siirt Milletvekili Osman Özçelik, Kürtler ile Türklerin uzun süredir
birlikte yaşadığını, birbirinden etkilendiğini belirterek, ''Türk Dil Kurumu
sözlüğünde bir tek kelime için 'Kürtçe'den alınmıştır' diye bir ibare yok, en
fazla Farsça olduğu söyleniyor'' eleştirisinde bulundu.
Özçelik, taş atan çocukların, köyleri yakılan, boşaltılan, güvencesiz
olarak göç ettirilen ailelerin çocukları olduğunu, bu sürecin en ağır faturasını
çocukların ödediğini söyledi. Özçelik, ''Bu çocuklar durup dururken panzere taş
atmıyor, üzerine yüründüğü, gaz, su atıldığı, hatta öldürüldüğü için tek savunma
aracı taşla saldırıyorlar. Bunu da meşrulaştırmak için söylemiyorum'' diye
konuştu.
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Özçelik'e, ''Siyasi mitingde çocukların
ne işi var'', AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan da ''Taksim'deki
eylemi nasıl açıklıyorsunuz'' diye tepki gösterdi.
*** Haberin devamını "ilgili dökümanlar" bölümünde bulabilirsiniz ***
(11.40)
