2009-11-24 - 17:00
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de bir karargah olduğunu belirterek, ''Bu karargah; devletin içindeki insanların bir kısmını, o devlet organlarından kopararak, onlara özel yetkiler tanıyarak, devletin teknik gücünü, belli bir amaç için istihbaratını kullanmak üzere bir düzenin alınmış olduğunu ifade ediyor'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de bir
karargah olduğunu belirterek, ''Bu karargah; devletin içindeki insanların bir
kısmını, o devlet organlarından kopararak, onlara özel yetkiler tanıyarak,
devletin teknik gücünü, belli bir amaç için istihbaratını kullanmak üzere bir
düzenin alınmış olduğunu ifade ediyor'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 24 Kasım
Öğretmenler Gününü kutladı.
Eğitimin sorunlarına değinen Baykal, eğitim ve öğretmenlerin sorunlarına
duyarsız bir iktidar ile karşı karşıya olunduğunu iddia etti. Deniz Baykal,
Türkiye'de eğitim sorunlarının çözümü için, öğretmenliğin bir kariyer mesleği
olarak sahiplenilmesi gerektiğine işaret etti.
Baykal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, ''Eğer 1 Mart 2003 tarihli
tezkere geçmiş olsaydı, Türkiye bir savaş alanı olacaktı'' şeklindeki sözlerinin
basına yansıdığını anımsattı.
Baykal, ''Bu sözü, CHP tek başına, 2003'ten önce söylüyordu. Bunu
söylediği için de her türlü saldırıya hedef olarak seçilmişti. Şu işe bakınız ki
sene 2003, sene 2009. 6 yıl sonra devletin Dışişleri Bakanı, CHP'nin haklı
olduğunu itiraf ediyor. O tezkereyi Meclise kim, hangi kadro, parti, Hükümet
getirmişti? CHP'nin haklılığının anlaşılması için umarım her konuda 6 yıl
geçmesine gerek kalmaz'' diye konuştu.
Ekonomik gelişmeleri değerlendiren Baykal, ekonomide umut verici
gelişmelerin hala görülemediğini ve vatandaşın ekonomik sıkıntısının daha da
arttığını söyledi.
Deniz Baykal, 1 Ocak 2010'dan itibaren doğalgaza yüzde 50 zam
yapılacağının anlaşıldığını belirtti. Bu zammın, doğalgaz fiyatlarının
artmasından ve dolardan kaynaklanmadığını ifade eden Baykal, ''Bu gizli bir
vergidir'' dedi.
AK Parti'nin 7 yıllık ekonomi uygulaması sonucunda Türkiye'nin nereden
nereye geldiğinin anlaşılması gerektiğine işaret eden Baykal, Türkiye'nin şu
andaki büyümesinin, tarihsel büyüme temposunun altında olduğunu ileri sürdü.
Türkiye'nin yüzde 4'lük bir büyüme yaşadığını, 2010'da da bu kalkınma hızının
yüzde 4'ün altında olacağının belli olduğunu ifade eden Baykal, Kıbrıs
harekatının olduğu, askeri müdahalelerin yapıldığı, koalisyon hükümetlerinin iş
başında bulunduğu dönemlerin ortalama büyüme hızı ortalamasının yüzde 4,7
olduğunu kaydetti.

TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİ

Türk Telekom'un özelleştirilmesi konusuna değinen Baykal, bu
özelleştirmenin Türkiye'deki özelleştirmenin ne kadar anlamsız ve ülke
yararlarına ters bir şekilde yapıldığını gösterdiğini söyledi.
Türk Telekom'un yüzde 55 hissesinin 6,7 milyar dolara satıldığını
anımsatan Baykal, ''Alan firmaya 1,3 milyar dolarlık ödeme fırsatı verilmiştir.
Telekom, o yıllık taksitlerden fazla kar etmiştir. Tarlanın taşı ile tarlanın
kuşu vurdurtulmuştur. Telekom, artık ebediyen onu satın alanlara çalışacaktır.
6-7 yıl o taksitlerle idare ettik. O 6-7 yılın arkasında, Cumhuriyetin 80 yılık
emeği, birikimi, alın teri var. Telekom'u sattın ve Türkiye'yi destekleyecek ana
damarlardan birini kuruttun. Artık o damar Türkiye'yi değil, başkalarını
besliyor'' diye konuştu.
CHP Lideri Baykal, 2003-2009 döneminde AK Parti iktidarının 225 milyar
dolar faiz ödediğini savunarak, ''Bu, 60 tane Atatürk Barajı demektir, ancak bir
tane bile Atatürk Barajı yapmadılar'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi ile ilgili en son argümanının,
''Türkiye'deki işsizlik artış oranının dünyada en düşük'' demek olduğunu kaydeden
Baykal, bunun doğru olmadığını savundu. Bir yıl içinde işsizler ordusuna 927 bin
kişinin katıldığını ileri süren Baykal, Türkiye'nin 30 OECD ülkesi içinde, en
yüksek işsizlik oranı olan 2. ülke olduğunu bildirdi.
Deniz Baykal, ''Türkiye, işsizlikte, Sayın Recep Tayyip Erdoğan döneminde
zirveye tırmanmıştır'' dedi.

''OLAY, REJİM OLAYI HALİNE DÖNÜŞTÜ''

Konuşmasında, telefon dinleme olaylarına da değinen Baykal, bunun insan
hakları boyutu olduğunu söyledi.
70 bin kişinin telefonlarının dinlendiğinin açıklandığını ve her yıl da
bu rakamın üzerine 40 bin kişinin katıldığını ifade eden Baykal, Türkiye'de
telefon dinlemelerinin, bireysel insan hakkı ihlalinin ötesinde, devletin
işleyişini zaafa uğratmayı öngören, devlet organlarını sindirmeyi,
etkisizleştirmeyi amaçlayan bir yöntem olarak bilinçli bir şekilde
kullanıldığının artık ortaya çıktığını iddia etti.
Baykal, şunları kaydetti:
''Bu, olayın rejim olayı haline dönüştüğünü gösteriyor. Olay, insan
hakkından kaynaklanan bir şikayet olmanın ötesinde; devletin, hukukun özgüven
içine işlediği bir durumun ortadan kaldırıldığı, organların sindirildiği, şantaja
tabi tutulduğu, baskı altına alındığı bir tablo ile Türkiye'nin karşı karşıya
olduğunu göstermektedir. Bu vahim bir olaydır. Bu duruma planlı hazırlıklı bir
şekilde gelindiği dikkate alınırsa, öngörülen amacın da zaten Türkiye'de
kurumları teslim almak, yıldırmak ve böylece bir vesayeti Türkiye'ye dayatmak
olduğu, bu amaca yönelik yapıldığı ortaya çıkar.''
Türkiye'de bir karargahın olduğunu belirten Baykal, ''Bu karargah,
devletin içindeki insanların bir kısmını, o devlet organlarından kopararak,
onlara özel imkanlar yetkiler tanıyarak, devletin teknik gücünü, belli bir amaç
için istihbaratını kullanmak üzere bir düzenin alınmış olduğunu ifade ediyor''
dedi.
Bu karargahın en temel araçlarından birisinin de telefon dinlemeleri
olduğunu ileri süren Baykal, ''Hedefler bazen yargıdır, bazen silahlı
kuvvetlerdir, bazen başka kurumlardır. Ama hepsi, devletin içinde, hukuka dayanan
işleyişi içinde ortaya çıkan bir kamu faaliyeti olmanın ötesinde, iktidarı
kullanan bir çevrenin devlet gücünü kendi özel hesapları için kullanmak üzere
oluşturduğu bir defacto bir karargahtır'' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ı ''Dersim olaylarından menfaat derlemekle'' suçlayarak, ''Başka kapıya,
başka kapıya... Alevilerden sana hayır yok'' dedi.
Baykal, partisin TBMM grup toplantısında, Genel Başkan Yardımcısı Onur
Öymen'in Meclis'te yaptığı konuşma üzerine başlayan ''Dersim tartışması''
konusunda değerlendirmeler yaptı.
Konunun ''yaygın biçimde istismar edildiğini'' belirten Baykal, gerçeğin,
söylenen sözün ne anlamda söylediğini, kimin iyi niyetli kimin kötü niyetli
olduğunu bildiklerini ifade etti.
''Yanlış anlamadan kaynaklanan üzüntü dolayısıyla'' Öymen'in özür
dilediğini hatırlatan Baykal, buna rağmen bir kampanyanın sistematik bir şekilde
götürüldüğünü ifade etti.
Baykal, her toplumun geçmişinde yaşanmış acı olaylar, ıstıraplar,
insanların maruz kaldığı sistematik haksızlıkların olduğunu belirterek, böyle
olaylar karşısında aklı başında ülkeler ve sorumlu devlet adamlarının, toplumun
hissiyatına saygı göstererek, bu konuları toplumu birbirine düşürecek, tahrik
edecek suçlama vesilesi haline dönüştürüp, güncelleştirilmesine fırsat
vermediklerini kaydetti. Baykal, ''Aklı başında ülkeler ve devlet adamları bu
olayları hiçbir zaman kendi günlük hesapları için istismar etmeye kalkışmazlar''
diye konuştu.
Cezayir, Vietnam ve Avustralya'da yaşanan bazı olayları anlatan Baykal,
insanlığın bugün geldiği noktanın altında çok ağır ıstırapların olduğunu, büyük
bedellerin ödendiğini belirtti.
Türkiye'de de çok acı olayların yaşandığını, Dersim'in 10 Kasım'da
konuşulduğunu kaydeden Baykal, olayın sadece Dersim olmadığını, Türkiye'de çok
sayıda isyanın yaşandığını ifade etti. Baykal, ''Bu olaylar kimse tarafından bir
mezhep olayı, bir etnik kimliğe saldırı olayı olarak anlaşılmamalıdır. Çünkü,
öyle değildir'' dedi.
Türkiye'nin tarihinin en büyük dönüşümünü yaşadığını, feodal bir
toplumdan modern bir devlet olmaya doğru geçtiğini, feodalite ile yeni devlet
düzeninin karşı karşıya geldiğini belirten Baykal, bunu kabul eden veya
etmeyenlerin bulunduğunu, böyle bir tabloda yaşanan acı olayların olduğunu
söyledi.

SUDAN DEVLET BAŞKANI

Baykal, şöyle konuştu:
''Bunları kimse Türkiye'de bir mezhep tartışmasının, inanç tartışmasının,
etnik kimlik tartışmasının dayanağı haline getirmeye kalkmasın. Çünkü, olay öyle
değildir. Başbakan dahil bilen bilmeyen insanın istismar etmeye çalıştığı bu
olaylar, bir mezhep olayı olmuş olsaydı Anadolu bambaşka olurdu. Anadolu ayağa
kalkardı. Böyle bir olay, bir Başbakanın ağzından duymaktan utandığım şekilde bir
'Kerbela' olayı olarak görülmüş olsaydı olay böyle mi olurdu? Akıl var mantık
var. O bölgedeki aşiretlerin dörtte üçü itibar etmiyor. 'Bizim meselemiz değil'
diyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Sudan'da El Beşir'in yaptığı 300 bin
kişiyi öldürme olayı karşısında 'katliam değildir' diyen sen, nasıl olur da 62
yıl önce yaşanmış yüreğimizi hala kanatan bu acı olaylar için böyle demeyi içine
sindirebilirsin, vicdanına sindirebilirsin, TBMM'de milletvekili olurken yaptığın
Anayasal yemine nasıl sindirebilirsin? Ayıp olan, yanlış olan, zararlı olan bu.
60 yıl öncesinden siyasi menfaat derleyecek Başbakan; başka kapıya, başka
kapıya... Alevilerden sana hayır yok.
Başbakan Belediye Başkanıyken İstanbul'da cemevini yıkmak için dozerleri
gönderdi. 'Cemevi, cümbüş evi' diyecek, Sivas'ta bu memleketin güzide
insanlarının yakılması karşısında kılını kıpırdamayacak, mensup olduğu parti en
değerli hukukçularını onları savunmak için seferber edecek, olayın üzerinden
bunca yıl geçmesine rağmen hala o acıya saygıyı yansıtan bir anlayışla yeniden
değerlendirilmemiş olacak, sen de başbakan olarak duracaksın, 60 yıl öncesinden
menfaat sağlamaya çalışacaksın. Benzin bidonları ile Sivas'ta Madımak'a
saldıranların dostları, arkadaşları, onları himaye edenler şimdi CHP ile yıllarca
inanç ortaklığı içinde olduğumuz, dayanışma içinde olduğumuz insanlarla arasını
açmaya çalışacaklar.''

''SIKIŞTIĞI ZAMAN GÖZDEN ÇIKARAMAYACAĞI DEĞER YOK''

Baykal, Alevilerin acılarını yürüklerine gömdüklerini, istismarcı bir
yaklaşım içine girmediklerini belirterek, ''Bu kampanyaya aklı başında kimse alet
olmayacaktır. Herkes kimin neyin peşinde olduğunu çok iyi biliyor. Herkes çok iyi
bilsin; Hazreti Muhammed'i, Hazreti Ali'den ayırmak mümkün değildir. Hazreti
Ali'yi Mustafa Kemal Atatürk'ten ayırmak mümkün değildir. Bu beraberlik
Türkiye'nin temelidir. Bu zinciri kimsenin kırması mümkün değildir'' diye
konuştu.
Böyle olayların daima CHP'ye karşı tezgahlandığını iddia eden Baykal,
''Kimse merak etmesin böyle olaylar bize hiçbir zarar vermeyecektir'' dedi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'a, sorumluluğunu idrak etmeyi tavsiye ettiğini,
çok yanlış söylemlerin içine düştüğünü öne sürerek, ''Bunlar hepimizi Başbakan
adına çok derinden üzdü. Demek ki onun sıkıştığı zaman gözden çıkaramayacağı
hiçbir değer yoktur. Herkesin şunu çok iyi bilmesini istiyorum: Hacıbektaş
Çeşmesi'nden düşmanlık bataklığına kimse su taşıyamaz. O kardeşlik, dostluk
çeşmesidir. Öyle akmaya devam edecektir'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın çok tehlikeli bir istikamette hızla sürüklendiğini ileri
sürerek, ''Hem PKK, hem milli bütünlük atına binecek. Senin bu çift ata binme
maceran sirklerde olur, palyaçolar yapar'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında, telefon dinlemeleriyle
''Türkiye'nin bir korku toplumu haline'' getirildiğini öne sürdü.
Bazı belgelerden söz eden Baykal, Adalet Bakanlığının Jandarmanın dinleme
yapmasını engellemek üzere yetkisini kullandığını, bunu MİT ve emniyet için
kullanmadığını öne sürdü. Baykal, ''Adalet Bakanlığı anayasal kurumlar arasında
bir ayrım yapmayı hangi siyasi düşünceyle, hangi hukuk saygısıyla izah eder
durumdadır'' dedi.
Baykal, ortam dinlemelerinin de yapıldığını, bunun için ''15 aracın
Türkiye'nin her tarafından cirit attığını'' belirterek, ''Hangi yasaya göre
dinliyor, memleket ihtiyacı için mi dinliyor, iktidardakilerin şahsi hesapları
için mi dinliyor?'' diye konuştu.
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun İstanbul'da bir mahkemeden dinleme
istediğini, dinlenmesi istenen 25 kişi için ''faili meçhul'' denilerek kimlik
belirtilmediğini kaydeden Baykal, ''Kim istemiş? Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu.
Adalet Bakanlığı Teftiş Kuruluna kim talimat veriyor? Adalet Bakanlığı. Adalet
Bakanlığına kim talimat veriyor? Başbakan'' diye konuştu.
Belgede dinleme istendiği suçun kapsamının da belirtilmediğini ifade eden
Baykal, ''Türkiye bunu seyrediyor. Türkiye ne konuşuyor? Yasal olanlar var,
hukuki olanlar var... Yasalı da hukuki olanı da hukuksuz, kanunsuz'' dedi.
Adalet Bakanlığı başmüfettişlerinin İstanbul'daki ağır ceza mahkemesinden
Yargıtay'da çalışan 2 kişinin sabit telefonlarının dinlenmesi ve kamuya açık
yerlerle işyerlerindeki faaliyetlerinin teknik araçlarla izlenmesi, ses ve
görüntü kaydı alınması için izin başvurusu yaptığını belirten Baykal,
''Yargıtay'ı dinlemekle kalmıyorsunuz, teknik araçlarla ses ve görüntü kaydetmek
üzere takibat da yaptırıyorsunuz. Tablo budur'' diye konuştu.
''Demokratik açılım'' konusunda da değerlendirmeler yapan Baykal,
Türkiye'nin 90 yıllık tarihinde ilk kez bu iktidar döneminde devlet katında
eğitim yoluyla etnik ayrımcılığın sokulduğunu iddia etti. İlk adımın ''seçmeli
ders'' olduğunu savunan Baykal, ''Bölücülüğü, ayrımcılığı bir politikaya
dönüştürmeye başlarsan çok ciddi tepkiye maruz kalırsın. PKK'nın ayrımcılık
politikasına hizmet ediyorsun'' dedi. Baykal, ''Başbakanın PKK'nın tuzağına
düştüğünü'' ileri sürdü.

''PALYAÇOLAR YAPAR''

İzmir'de DTP konvoyu geçerken yaşananları ''acı olaylar'' olarak
niteleyen Baykal, şöyle konuştu:
''Başbakan 'PKK bayrağı açarsan böyle olur' diyor. Sayın Başbakan Allah
aşkına sen şu işte kafanı bir netleştirsen. PKK bayrağını açmak Türkiye'nin
nerelerinde suç, nerelerinde değil? Türkiye'de PKK bayraklarının açılmadığı yer
mi var? Sen bugüne kadar PKK bayraklarının açılmasına göz yuman Başbakan değil
misin? Senden güç alarak bu bayrakları açmıyorlar mı? Kim alıştırdı buna? Bunu
alıştıran sensin, buna göz yuman sensin? Başbakanın açmazı bu. Başbakan açmazı,
hem PKK karşısında işbirliği, hem de vatandaşın karşısında şikayetçi konumuna
girmenin tutarsızlığı. Hem PKK atına binecek hem de milli bütünlük atına binecek,
ikisini birden götürecek. Senin bu çift ata binme maceran sirklerde olur,
palyaçolar yapar. İki ata binme numarasını burada sürdüremezsin. Tercihini
yap.''
Başbakan'ın Türkiye'yi böldüğünü ileri süren Baykal, Başbakan'ın çok
tehlikeli bir istikamette hızla sürüklendiğini savundu. Baykal, ''Çok tehlikeli
bir şey. Türkiye'yi, toplumu dağıtıyorsun, parçalıyorsun'' diye konuştu.
Başbakan'ın ''Türkiye üzerinde ameliyata izin vermem'' dediğini anımsatan
Baykal, ''Vay, vay, vay. Eğer Türkiye üzerinde ameliyat yapılacak ve Başbakan
buna izin vermediği için, bu yapılmayacaksa vay Türkiye'nin haline. Bir Başbakan
Türkiye üzerinde ameliyat yapılması ihtimalini dile getirmek zorunda kalıyorsa ve
buna ben izin vermem diyorsa, sana gelinceye kadar izin vermeyecek çok insan
var'' dedi.

''TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRMA...''

Erdoğan'ın ''Tabi onlar alınmazlar, onların çocukları oralarda şehit
olmadı'' dediğini belirten Baykal, ''Ne demek istiyorsun. Çocuğu şehit olan var,
olmayan var. Ama herkes çocuğunu askere gönderiyor. Herkesin çocuğunun hesabını
soracak noktada mısın sen? Herkes çocuğunun hesabını veriyor. Yakışıyor mu
Başbakana çocukların askerliğini hatırlatmak. Bu hatırlatmanın altında
muhalefetin kalacağını mı zannediyor Başbakan?'' diye konuştu.
Baykal, ''Türkiye'yi karıştırmaya başladığı gerçeğinin Başbakanı yeni bir
değerlendirme yapma noktasına getirmesini umduğunu'' belirterek, ''Türkiye'yi
karıştırmaktan uzak durmasını tavsiye ediyorum, hukukun içine girmesini tavsiye
ediyorum, Anayasanın içine girmesini tavsiye ediyorum, etnik kimlikle
oynamamasını tavsiye ediyorum, Türkiye'nin tarihini Türkiye'ye yönelik suçlama
yapmak için kullanmaktan uzak durmasını tavsiye ediyorum'' dedi.
Öte yandan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, grup salonuna
girerken bazı partililer tarafından ayakta alkışlandı. Öymen'in yanına gelen
partililer desteklerini dile getirdiler.
Öymen, gazetecilerin soruları üzerine ise CHP Tunceli il örgütündeki
istifalarla ilgili değerlendirme yapmayacağını söyledi.