2013-02-18 - 09:45
TERÖR SEMPOZYUMU'NDA SON GÜN...
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Antalya'da düzenlenen terör konulu sempozyumun ikinci gününde terörle mücadelede sınır ötesi işbirliği ele alındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde Antalya'da düzenlenen terör konulu sempozyumun ikinci gününde terörle mücadelede sınır ötesi işbirliği ele alındı.

Moderatörlüğünü Almanya Parlamentosu milletvekili Stephan Mayer'in yaptığı oturumun ilk konuşmacısı, AK Parti Amasya milletvekili, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Türk Grubu üyesi Naci Bostancı, terörün amacının toplumları bölmek, toplumu oluşturan unsurlarda birbirine karşı nefret yaratmak olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 30 yıldır bu süreci yaşadığını belirten Bostancı, "PKK terörü eylemleriyle Türk etnisitesinden olanları, toplumun bir parçası olan, kendi halinde Kürt etnisitesinden insanlara düşman yapmaya çalıştı. Bir yandan da hiçbir politik eylemle etkileyemediği insanlarda, dağa çıkan evlatlarının cesetlerini evlerine göndererek devlet düşmanlığı inşa etmeye çalıştı. Ama 30 yıllık terör bu neticeyi büyük oranda sağlayamadı" dedi. Bugün Türkiye'de her şeyin konuşulabileceği, her türlü hak talebinin demokratik yollarla dile getirilebildiği bir ortam bulunduğunu kaydeden Bostancı, bu ortamda silahlı mücadeleye devam etmenin ülkeyi bölünmeye götürmekten başka bir sonucu olmayacağını vurguladı.

Macaristan Parlamentosu milletvekili Janos Horwath, halkın demokrasi yoluyla hiçbir şey elde edilemeyeceği duygusuna kapılmasının terörü besleyen en temel unsur olduğunu ve işleyen bir demokrasinin, terörün beslendiği kaynakları önemli ölçüde yok edebileceğini dile getirdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Doktor Bilal Sevinç ise, PKK terör örgütünün Avrupa Birliği ülkelerini finansman sağlamak ve örgütü insan kaynağı sağlamak için kullandığını ve bu faaliyetlerin paravan kuruluşlar aracılığıyla yürütüldüğünü belirtti.

DemosEuropa Avrupa Strateji Merkezi Direktörü Adam Balcer ise, Türkiye'nin geçiş ülkesi olarak kullanıldığı uyuşturucu trafiği ve yasadışı göç hakkında bilgi verdi. Balcer, Avrupa Birliği'ne yönelik yasadışı göçün yüzde 60'ının Türkiye-Yunanistan kara ya da deniz sınırı aracılığıyla gerçekleştiğine işaret etti.

Sempozyumun son oturumunda, medya ve terör konusu değerlendirildi. Moderatörlüğünü Litvanya Parlamentosu milletvekili Egidijus Vareikis'in yaptığı oturumda söz alan gazeteci ve köşe yazarı Etyen Mahçupyan, Türkiye'nin yaşadığı terör sorununda devlet içindeki yapılanmaların ve zihniyetin de sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Mahçupyan "Sonu demokrasiye ulaşacak bir terör mücadelesi için, siyaset ve medya anlayışımızla yüzleşmeye ihtiyaç var" dedi.

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Film Bölümü Başkanı Doçent Doktor Nurdan Akıner ise, terör ve şiddet olaylarının medyada sunuluş biçiminin insanları acıya karşı duyarsız hale getirdiğini belirtti. Medyanın gerçek yerine sıradışı, önemli yerine sansayonel olana eğilimli olduğunu anlatan Akıner, nefret suçlarını körüklemeyen, sorumlu bir yayıncılık anlayışına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Gazeteci Klaus Jürgens de basın özgürlüğünün sınırsız olamayacağı görüşünü dile getirdi. Terör olaylarında ölen ya da yaralanan kişilerin görüntülerinin defalarca yer aldığı haberlerin yapılmaması gerektiğini kaydeden Jürgens, "Terör olayları haber yapılmalı, ancak sansasyonel biçimde değil. Medya, terör örgütlerinin yanına çekmek için özellikle çaba harcadığı gençlere, silahın, ölümün video oyunlarındaki gibi bir şey olmadığını anlatmakta rol üstlenmeli" dedi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Güvenlik ve Enerji Çalışmaları Merkezi Başkanı Hasan Selim Özertem ise, terörün amacının dehşet yaratmak, devleti zayıf göstermek olduğunu hatırlatarak, medyanın bu amaca hizmet etmekten kaçınması gerektiğini vurguladı.

Medya ve terör konusunun ele alındığı oturumla, Antalya'da gerçekleştirilen "Terör Sempozyumu" sona erdi. Sempozyuma Avrupa Birliği üyesi 12 ülkeden 20 parlamenter katıldı.

Filiz Türer