2010-06-22 - 12:49
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Olağanüstü
hal istemenin terörün diline teslim olmak'' anlamına geldiğini söyledi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Olağanüstü
hal istemenin terörün diline teslim olmak'' anlamına geldiğini söyledi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör saldırısı
yaşanan Gediktepe ve bölgede yaptığı incelemeler hakkında bilgi verdi. Erdoğan,
muhalefet partilerinin de gidip oraları görmesini, ondan sonra bir değerlendirme
yapmasını önerdi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı konular satır başlarıyla
şöyle:
''Askerimizin, Mehmetçiğimizin morali son derece yüksek'' diyen Erdoğan,
oradaki Mehmetçiğin gözlerinde Çanakkale'deki, Dumlupınar'daki kahramanların
asaletini gördüğünü söyledi.
Güvenlik güçlerinin en zor şartlar altında bile fedakarca görev
yaptığını anlatan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, ortaya
çıkan ihtiyaçların karşılandığını bildirdi. Erdoğan,
''Terörle mücadele için gereken her şey hükümet tarafından samimiyetle
ortaya konuyor'' diyen Erdoğan, kimsenin hükümetten ne talep edildiyse
verildiğini kaydetti. Terörle mücadelenin uzun soluklu olduğunu anlatan Erdoğan,
meselenin siyasallaştırılmamasını istedi.
Medyada yer alan bazı yayınları da eleştiren Erdoğan, ''Burada medya
bilerek ya da bilmeyerek terör örgütüne yandaşlık yapmaktadır'' dedi ve medyanın
daha sorumlu yayın yapmasını istedi. Erdoğan, ''Terörle mücadele sadece devletin,
hükümetin ve güvenlik güçlerinin meselesi değildir'' diyerek, bu konuda herkese
sorumluluk düştüğünü söyledi.
''Şiddetin olduğu yerde akıl yoktur. Şiddet devreye girerse mantık
devreden çıkar'' diyen Erdoğan, şiddet diline teslim olmayacaklarını kaydetti.
''Olağanüstü hal'' ilan edilmesi yönündeki öneriye de değinen Erdoğan,
terör olaylarının olağanüstü hal dönemlerinde zirve yaptığını belirterek,
''Olağanüstü hal istemek terörün diline teslim olmaktır'' dedi.
'Hiçbir şey yapılmadı'' diyenlerin ''yalan söylediğini'' ifade eden
Erdoğan, olağanüstü halin kendi dönemlerinde kaldırıldığını, ana dilde öğretim ve
yayınla ilgili düzenlemelerin kendilerinin yaptığını söyledi.
Erdoğan, ''Demokratik açılımdan geri adım atılmasını isteyenlerin
teslimiyet projesi içerisinde'' olduğunu ifade etti. Açılımı terör örgütü için
başlatmadıklarını anlatan Erdoğan, ''Açılımdan vazgeçmenin bu ülkeye, bu ülkenin
evlatlarına ihanet'' anlamına geleceğini dile getirdi. ''Her türlü engelleme
girişimlerine rağmen demokrasiden taviz verilmeyeceğini'' anlatan Erdoğan, ''Eğer
açılımdan vazgeçilirse terörün kazanacağını'' ifade etti. ''İstismar siyaseti
kimseye kazandırmaz. Millet önünde de, tarih önünde de er ya da geç
kaybedersiniz'' diyene Erdoğan, herkesin ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''ne
destek vermesini istedi.
''Bu ülkede AK parti iktidarının erken seçim gibi bir lükse yoktur''
diyen Erdoğan, erken seçimin sözkonusu olamayacağını da bildirdi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep
edildiyse verildiğini söyledi.
Terörle mücadelenin uzun soluklu bir mücadele olduğunu vurgulayan
Erdoğan, meseleyi siyasallaştırmanın yanlış olduğunu kaydetti.
İstanbul Halkalı askeri servis otobüsüne yapılan saldırı hakkında bilgi
veren Erdoğan, 3 asker ve 17 yaşındaki çocuğun şehit edildiğini; 2'si ağır, 13
yaralının olduğunu söyledi. İstanbul, Diyarbakır, Hakkari ve Elazığ'daki
saldırılarda şehit olan 16 Mehmetçiğe ve hayatını kaybeden 17 yaşındaki kıza
Allah'tan rahmet ve başsağlığı, yaralı askerlere acil şifalar diledi.
Erdoğan, Gümüşhane'de yapılan operasyonda 3 teröristin etkisiz hale
getirildiğini, 1 tanesinin sağ ele geçirildiğini bildirdi.
Van'da şehit uğurlama törenine katıldığını, Genelkurmay Başkanı ve bazı
bakanlarla Şemdinli'deki Tekeli taburuna gittiklerini, yaralı asterlerle ile
görüştüklerini, çatışmanın yaşandığı Gediktepe mevkinde inceleme yaptıklarını
anlatan Erdoğan, buralar yerler görülmeden değerlendirmeler yapıldığını,
görülerek değerlendirme yapılması durumunda yazılan ve çizilenlerin ne denli
doğru veya yanlış olduğunun ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Gediktepe'nin koşullarının zorluğuna işaret eden Erdoğan, ''Durum
dışardan değerlendirildiği gibi yazılan çizilenden çok farklı bir durum. Temenni
ederim ki, bunu Genelkurmay Başkanıma da söyledim, muhalefet partilerinin
liderleri de bir oraya gitsinler, bir görsünler ondan sonra değerlendirmelerini
yapsınlar. Hataları, eksiklikleri ona göre masaya yatırıp, ona göre
değerlendirelim'' diye konuştu.
Dönüşte, Derecik beldesi Umurlu Karakolunu ziyaret ettiklerini ve
askerlerle yemek yediklerini anlatan Erdoğan, ''Şunu büyük bir gururla ve gönül
huzuru ile ifade etmek istiyorum: Mehmetçiğin morali son derece oldukça yüksek.
Sıfır noktasında nöbet tutan erimizden yüksek rütbeli komutanımıza kadar bütün
askerlerimiz kendisine yakışan bir vakurla, cesaretle, 'sınır namustur'
anlayışıyla topraklarımızı koruyor ve bu noktada hiçbir fedakarlıktan
kaçınmıyor'' dedi.
Gediktepe'nin İran-Irak-Türkiye üçgeninde yer aldığını, Gediktepe'de
teröristleri karşı canını ortaya koyan Adanalı Necati Yurt'un basına da yansıyan
sözlerini anımsatan Erdoğan, Yurt'un geri saflarda görevlendirilme önerisine
''Ömrüm boyunca o tepede görev yapmak istiyorum'' değini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
''Bu topraklar üzerinde güvenle yaşamamızı sağlayan, bu toprakları bize
vatan yapan bu asil karakterdir. Orada her bir Mehmet'in gözlerinde o asaleti
gördüm. Oradaki Mehmetlerimizin gözlerinde Çanakkale'deki, Sarıkamış'taki,
Sakarya'daki, Dumlupınar'daki kahramanlarımızın asaletini, yiğitliğini gördüm.
Şunu bir kez daha anladım ki bu milletin asaleti sayesinde ay yıldızlı bayrağımız
ülkenin her karış toprağında şanla, şerefle dalgalanmaya devam edecektir.
Güvenlik güçlerimiz en zor şartlar altında bile sarsılmaz bir inançla görev
yapıyor. İnsani özeliklerini yitirmeden, hukuka bağlılığını kaybetmeden Türkiye
Cumhuriyeti ve Türk milleti için fedakarca mücadele ediyor.
Hükümetimiz, askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, geçici köy korucusuyla
yoğun bir mücadele yürütüyor. Terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapılıyor. Ortaya
çıkan ihtiyaçlar tamamen karşılanıyor. Güçlü ve kararlı bir iradeyle bu mücadele
sürdürülüyor. Teröristle etkin mücadele konusunda da, terörle çok boyutlu
mücadele konusunda da AK Parti hiçbir mazerete sığınmadan, hiçbir fedakarlıktan
kaçınmadan, hiçbir ihmale sebebiyet vermeden üzerine düşenleri üzerine düşeni
fazlasıyla yapmaya çalışıyor. İrade ise irade, kararlılık ise kararlılık, uyum
ise uyum, cesaret ise cesaret, fedakarlık ise fedakarlık... Terörle mücadele için
gereken her şey hükümet tarafından samimiyetle ortaya konuyor. Kimse kalkıp da
şunu söyleyemez: 'Güvenlik güçlerimiz şunu talep ettiler hükümet vermedi'
diyemez. Bizden bugüne kadar ne talep edildiyse A'dan Z'ye hepsini temin ettik,
hepsini verdik.''
Terörün bugünün sorunu olmadığını, uzun yıllardır devam ettiğini,
sabahtan akşama bitecek bir sorun olmadığını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin
onlarca yıldır terörle mücadele ettiğini kaydetti. ''Ama bazı çevreler terörle
yeni tanışmış'' diyen Erdoğan, bu çevrelerin ilk kez böyle bir olayla tanışmış
gibi tepki verdiklerini kaydetti.
Uzun soluklu bu mücadelede azmi, inancı ve kararlılığı yitirmeden, sabır
ve kararlılıkla yol almak gerektiğini belirten Erdoğan, terörün, içeride ve
dışarıda mücadele ile ilgili kapsamlarının olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan,
''Bunların hepsi masaya yatırılmış, hepsinin üzerine de bu şekilde gidiliyor:
Sorunla yeni tanışmış gibi şaşkınlık yaşamak, ürkmek, yılgınlığa düşmek, inancını
yitirmek ne kadar yanlışsa meseleyi siyasallaştırmak, polemik malzemesi yapmak,
haksız ve mesnetsiz suçlamalarda bulunmak da o kadar yanlıştır'' diye konuştu.
Erdoğan, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin moralini bozmak,
toplumda, yılgınlık üretmek, iç çekişme görüntüsü vermenin terör örgütünün işine
geleceğini, terörün ekmeğine yağ süreceğini ifade ederek, terörlü mücadelenin
sadece devlet, hükümet ve güvenlik güçlerinin meselesi olmadığını kaydetti.
Erdoğan, ''Muhalefet de sivil toplum da medya da kendisini bu mücadelede bir
taraf olarak görmeli, sorumsuz davranışlardan kaçınmalıdır'' diye konuştu.
Medyada bu konuda yapılan yayınlara yönelik eleştirilerde bulunan
Erdoğan, şunları kaydetti:
''Medyanın böyle bir milli meselede kalkıp evin içine girerek, canı, içi
yanık annelerin tavırlarını her taraftan çekerek bunları sürekli göstermesi,
oradaki ayılıp bayılmalarla ilgili bu görüntülere yayınlaması kime hizmet eder?
Ülkeye mi terör örgütüne mi? Terör örgütünün en önemli amacı kendi propagandasını
yaptırmaktır. Kusura bakmasınlar burada medya ne yazık ki bilerek veya bilmeyerek
burada medya terör örgütüne ciddi manada yandaşlık yapmaktadır. Bu kadar ağır
konuşuyorum. Artık buruda meseleyi hükümetin üzerine yıkıp buradan sıyrılmak,
kaçmak kimsenin haddine değil. Herkes görevini bilecek. Medyası da, STK'lar da
bilecek. Ele ele verilecek ve bu mücadele birlikte sürdürülecek.
Zira bu konuya eğer milli bir dava olarak bakmıyorsak, o zaman
bakmayanlar da kendilerini lütfen ilan etsinler. Terör konusunda taraf olmak
sadece bir ülkeye, bir vatana bağlılık ile de izah edilemez. Terör konusunda
taraf olmak insan olmanın, vicdan sahibi olmanın, hak, hukuka önem vermenin de
bir gereğidir.
Maalesef uzun yıllardır terörle mücadele veriyoruz ama terör karşısında
nasıl muhalefet yapılır, nasıl yayıncılık yapılır, nasıl tavır takınılır, nasıl
eleştiri yapılır bunu bilemiyoruz. Öyle eleştiriler getiriliyor, öyle yayınlar
yapılıyor; muhalefet olsun diye öyle söylemler üretiliyor ki bu terörle mücadele
destek vermekten çok terör örgütünü sevindiriyor, terörün amacına hizmet ediyor.
Geldiğimiz bu noktada durup düşünmeli, özeleştirimizi yapmalı ve sorumlu
davranmanın, yapıcı olmanın yollarını öğrenmeliyiz. Aksi halde millet olarak,
toplum olarak kaybederiz, başkalarını sevindiririz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, açılımdan vazgeçmenin de açılımın karşısında durmanın da bu ülkeye, bu
ülkenin evlatlarına, bu ülkenin gençlerine, çocuklarına ihanet olacağını
belirterek, ''Biz bu ihanetin içinde olmayacağız''dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefet
partilerinin terörle mücadele konusundaki eleştirilerine cevap verdi.
''Şehit cenazeleri üzerinden siyaset üreterek mi bu sorunu çözeceksin?''
sorusunu yönelten Erdoğan, şunları söyledi:
''Bugüne kadar ülkenin birlik ve bütünlüğü için hak ve özgürlükler için
kronik meselelerin çözülmesi için ne önerdiniz? Hangi katkıyı verdiniz? Hukuka,
demokrasiye, akla, mantığa uygun olmayan boş laflarla, kurusıkı tehditlerler mi
bu sorunu çözeceksin?
Neymiş efendim; terör örgütü yok edilmeliymiş. Peki, bu mümkün de niçin
iktidardayken terör örgütünü yok etmedin? Gücün mü yoktu, iraden mi yoktu,
cesaretin mi yoktu?
Şunu herkes çok iyi bilmeli: Anamuhalefet partisinin iktidar ortağı
olduğu dönemlerde verdiğimiz şehit sayıları zirve yapmıştı. 1984'ten bu yana
şehidimizin en fazla olduğu dönem onların iktidar ortağı oldukları dönemdir. Aynı
şekilde diğer yavru muhalefetin de yaptığı budur. Onun döneminde de
sıfırlanmamıştır. Terörün sıfırlanması, tamamen yok olması gibi bir şey söz
konusu değildir. Terör, etkisiz hale getirilir, yalıtılır, en aza indirilir.
Elbette devletin ve güvenlik güçlerinin görevi, son terörist etkisiz hale
getirilinceye kadar mücadele etmektir ama bu mücadele uzun soluklu, sabır
gerektiren bir mücadeledir. Bu mücadelede, yaygara yapmak, esip gürlemek,
tehditler savurmak, hamaset yapmak, boş konuşmak sadece toplumun direncini kırar.
Terör örgütünün elini güçlendirir.
Muhalefet yapmak boş konuşmak değildir. Muhalefet yapmak, askerin polisin
moralini bozacak şekilde afaki laflar etmek değildir. Muhalefet yapmak, toplumun
direncini kıracak, ümidini tüketecek şekilde felaket tellallığı yapmak değildir.
Muhalefet yapmak, toplumu tahrik etmek, ajite etmek, galeyana getirmek
değildir.''
Başbakan Erdoğan, Milli Birlik ve Kardeşlik sürecinin sona erdiği,
demokratik açılımın kapatılması gerektiğini, kapandığını söyleyenlerin çok açık
bir gaflet ve basiretsizlik içinde bulunduklarını söyledi. Açılımından geri adım
atılmasını isteyenlerin ''teslimiyet projesi içinde'' olduklarını belirten
Erdoğan, konuşmasını söyle sürdürdü:
''1984'ten beri her terör olayı karşısında geri adım atanlar, şiddete
teslim olanlar bugün de aynı şekilde teslimiyet tavrı sergiliyor. Ne zaman
demokrasi güçlense ne zaman demokrasi büyüse terör örgütü devreye girer, devreye
girdi. Ne zaman ekonomi atılım gösterse terör örgütü devreye girdi. Ne zaman
Türkiye bu noktada farklı bir sıçrama ortaya koysa terör örgütü devreye girdi.
Ne yazık ki bütün hükümetler terör örgütü karşısında hep geri adım attı,
vazgeçti, erteledi, üzerini örttü. Görüyorsunuz, duyuyorsunuz eli kanlı terör
örgütü, hiç tahmin edilemeyecek, yan yana gelmesi tahayyül dahi edilemeyecek
başka birtakım kirli odaklarla işbirliği içinde, koordinasyon içinde çalışmış ve
çalışmaya devam ediyor. İddianameler ortada, deliller ortada; açığa çıkan
gerçekler ortada... Biz geri adım atmayacağız. Terör örgütü, hiç bir zaman benim
Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi olmadı, sözcüsü olmadı,
bugün de değildir, yarın da olmayacak. Bunu böyle bilin...''
Erdoğan, ''açılımı'' terör örgütü için başlatmadıklarını bildirerek,
''Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni, demokratik açılımı Türkiye'nin
kronik meseleleri için başlattık'' dedi.
Türkiye'yi yüceltmek, büyütmek, bölgesinde ve dünyada bir güç haline
getirmek, huzura ve güvene kavuşturmak için açılımı başlattıklarını anlatan
Erdoğan, ''Açılımdan vazgeçmek de, açılımın karşısında durmak da bu ülkeye, bu
ülkenin evlatlarına, bu ülkenin gençlerine, çocuklarına ihanet olur ve biz bu
ihanetin içinde olmayacağız'' diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Açılım terörü azdırdı' şeklinde terör örgütünün ağzıyla konuşanlar,
soruyorum size: 26 yılda bu ülke teröre yaklaşık 7 bin şehit verdi. Sadece asker
ve polis olarak söylüyorum. Açılım mı vardı o zaman? Peki, proje mi vardı? Hayır.
Kardeşliğimizi yüceltecek tek bir adım mı atılmıştı? Hayır. Doğu ve Güneydoğu'ya
yönelik tek bir yatırım mı yapmıştı? Hayır. 'Açılım bitti' diyenler, 'açılım
kapandı' diyenler 'terör açılım nedeniyle yoğunluk kazandı' diyenler teröre ve
terör örgütünün kampanyasına katkı vermişlerdir.
Biz, boyun eğmeyecek, aziz milletimizin bir kez daha hayal kırıklığı
yaşamasına müsaade etmeyeceğiz. Milli Birlik ve Kardeşlik... Şu ifadeye bak;
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi. Bunun neyine karşısın? Peki ne var bunun
içinde?
Bir, Türkiye'deki sorun alanlarını minimize edeceğiz. Bizim sorunumuz ne?
Terör sorunu. Buna mı karşısın? Gel arkadaş, aynı masada oturalım, konuşalım bu
işi... Nasıl yok edeceğiz, nasıl minimize edeceğiz? CHP'ye MHP'ye çağrı yaptık
mı, yaptık. Randevu talebinde bulunduk mu, bulunduk. Hangisine buna cevap verdi?
Hayır, hiçbirisi cevap vermedi. Hiçbirisi bu noktada randevu taleplerine cevap
vermedi. Şimdi sıkılmadan çıkıyorlar, bu konuda konuşuyorlar. Sen bu işe olumlu
yaklaşmazsan biz, aydınlarımızla, entelektüellerimizle bu konuda sözü olan kim
varsa bunlarla görüşmelerimizi çalışmalarımızı koordinatör bakanımızın
riyasetinde sürdük ve sürdürüyoruz. Kapıları tek tek çaldık.''
''Bu ülkede etnik unsurların sorunları var mı? Var. Türkünün de Kürdünün
de Çerkezinin de Lazının da Gürcüsünün de Abhazasının da hepsinin de kendine göre
sorunları var'' diyen Erdoğan, bu sorunlara eğilmenin yanlış olup olmadığı
sorusunu yöneltti.
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Bu ülkede inanç gruplarının sorunları var mı? Sünnisinin de, Alevisinin
de sorunları var. Başka inanç gruplarının da sorunları var. Yüzde 99'u Müslüman,
eyvallah. Hristiyan'ı, Musevisi hepsinin kendilerine göre sorunları var. Bunları
çözmeye yönelik adım etmeyecek mıyız? Bu ülkede azınlıkların sorunu yok mu? Var.
'Efendim, azınlıkların tamamı ne ki yüzde 1. Yüzde 1 değil, bir kişi dahi olsa
sen devletsin, o sorunu çözeceksin arkadaş.
Bu ülkede ekonomik sorunlarımız yok mu? İşsizliğinden tut diğer sorunlara
varıncaya kadar. Bunlara yönelik çözüm önerilerimiz olmayacak mı? Olacak. Peki,
siz bunlara yönelik ne söylüyorsunuz? 'Biz iktidara gelince söyleriz. Şimdi
söylemeyiz...' Sen zaten iktidara gelemeyeceksin ki yahu. Benim milletim seni
iktidara getirmez. Niye? Dürüst değilsin, samimi değilsin. Yok senin bir
projen.
'İhanet projesi' diyerek açılım sürecine karşı çıkanlar, bu sürecin
demokratikleşme boyutuna da terörle mücadele boyutuna da bu davranışlarıyla karşı
çıkıyorlar. Açılım sürecini sabote etmek için ellerinden gelen provokasyonu
yapanlar, demokratikleşmeyi de terörle mücadeleyi de sabote etmiş oluyorlar.
Açılım sürecini Hükümetin yıpranması için taşa tutanlar, milli birlik ve
kardeşlik gayretlerini akamete uğratmış oluyorlar.
Bütün bu atılan adımlar, 'acaba AK Parti hükümetini nasıl iktidardan
düşürülebiliriz...' Bütün bu yapılanlar bu yönde, bunu bilin ama benim milletim
bu oyunu evelallah bozacaktır.''
**** HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(12:49)
hal istemenin terörün diline teslim olmak'' anlamına geldiğini söyledi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör saldırısı
yaşanan Gediktepe ve bölgede yaptığı incelemeler hakkında bilgi verdi. Erdoğan,
muhalefet partilerinin de gidip oraları görmesini, ondan sonra bir değerlendirme
yapmasını önerdi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı konular satır başlarıyla
şöyle:
''Askerimizin, Mehmetçiğimizin morali son derece yüksek'' diyen Erdoğan,
oradaki Mehmetçiğin gözlerinde Çanakkale'deki, Dumlupınar'daki kahramanların
asaletini gördüğünü söyledi.
Güvenlik güçlerinin en zor şartlar altında bile fedakarca görev
yaptığını anlatan Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, ortaya
çıkan ihtiyaçların karşılandığını bildirdi. Erdoğan,
''Terörle mücadele için gereken her şey hükümet tarafından samimiyetle
ortaya konuyor'' diyen Erdoğan, kimsenin hükümetten ne talep edildiyse
verildiğini kaydetti. Terörle mücadelenin uzun soluklu olduğunu anlatan Erdoğan,
meselenin siyasallaştırılmamasını istedi.
Medyada yer alan bazı yayınları da eleştiren Erdoğan, ''Burada medya
bilerek ya da bilmeyerek terör örgütüne yandaşlık yapmaktadır'' dedi ve medyanın
daha sorumlu yayın yapmasını istedi. Erdoğan, ''Terörle mücadele sadece devletin,
hükümetin ve güvenlik güçlerinin meselesi değildir'' diyerek, bu konuda herkese
sorumluluk düştüğünü söyledi.
''Şiddetin olduğu yerde akıl yoktur. Şiddet devreye girerse mantık
devreden çıkar'' diyen Erdoğan, şiddet diline teslim olmayacaklarını kaydetti.
''Olağanüstü hal'' ilan edilmesi yönündeki öneriye de değinen Erdoğan,
terör olaylarının olağanüstü hal dönemlerinde zirve yaptığını belirterek,
''Olağanüstü hal istemek terörün diline teslim olmaktır'' dedi.
'Hiçbir şey yapılmadı'' diyenlerin ''yalan söylediğini'' ifade eden
Erdoğan, olağanüstü halin kendi dönemlerinde kaldırıldığını, ana dilde öğretim ve
yayınla ilgili düzenlemelerin kendilerinin yaptığını söyledi.
Erdoğan, ''Demokratik açılımdan geri adım atılmasını isteyenlerin
teslimiyet projesi içerisinde'' olduğunu ifade etti. Açılımı terör örgütü için
başlatmadıklarını anlatan Erdoğan, ''Açılımdan vazgeçmenin bu ülkeye, bu ülkenin
evlatlarına ihanet'' anlamına geleceğini dile getirdi. ''Her türlü engelleme
girişimlerine rağmen demokrasiden taviz verilmeyeceğini'' anlatan Erdoğan, ''Eğer
açılımdan vazgeçilirse terörün kazanacağını'' ifade etti. ''İstismar siyaseti
kimseye kazandırmaz. Millet önünde de, tarih önünde de er ya da geç
kaybedersiniz'' diyene Erdoğan, herkesin ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''ne
destek vermesini istedi.
''Bu ülkede AK parti iktidarının erken seçim gibi bir lükse yoktur''
diyen Erdoğan, erken seçimin sözkonusu olamayacağını da bildirdi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapıldığını, kendilerinden ne talep
edildiyse verildiğini söyledi.
Terörle mücadelenin uzun soluklu bir mücadele olduğunu vurgulayan
Erdoğan, meseleyi siyasallaştırmanın yanlış olduğunu kaydetti.
İstanbul Halkalı askeri servis otobüsüne yapılan saldırı hakkında bilgi
veren Erdoğan, 3 asker ve 17 yaşındaki çocuğun şehit edildiğini; 2'si ağır, 13
yaralının olduğunu söyledi. İstanbul, Diyarbakır, Hakkari ve Elazığ'daki
saldırılarda şehit olan 16 Mehmetçiğe ve hayatını kaybeden 17 yaşındaki kıza
Allah'tan rahmet ve başsağlığı, yaralı askerlere acil şifalar diledi.
Erdoğan, Gümüşhane'de yapılan operasyonda 3 teröristin etkisiz hale
getirildiğini, 1 tanesinin sağ ele geçirildiğini bildirdi.
Van'da şehit uğurlama törenine katıldığını, Genelkurmay Başkanı ve bazı
bakanlarla Şemdinli'deki Tekeli taburuna gittiklerini, yaralı asterlerle ile
görüştüklerini, çatışmanın yaşandığı Gediktepe mevkinde inceleme yaptıklarını
anlatan Erdoğan, buralar yerler görülmeden değerlendirmeler yapıldığını,
görülerek değerlendirme yapılması durumunda yazılan ve çizilenlerin ne denli
doğru veya yanlış olduğunun ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Gediktepe'nin koşullarının zorluğuna işaret eden Erdoğan, ''Durum
dışardan değerlendirildiği gibi yazılan çizilenden çok farklı bir durum. Temenni
ederim ki, bunu Genelkurmay Başkanıma da söyledim, muhalefet partilerinin
liderleri de bir oraya gitsinler, bir görsünler ondan sonra değerlendirmelerini
yapsınlar. Hataları, eksiklikleri ona göre masaya yatırıp, ona göre
değerlendirelim'' diye konuştu.
Dönüşte, Derecik beldesi Umurlu Karakolunu ziyaret ettiklerini ve
askerlerle yemek yediklerini anlatan Erdoğan, ''Şunu büyük bir gururla ve gönül
huzuru ile ifade etmek istiyorum: Mehmetçiğin morali son derece oldukça yüksek.
Sıfır noktasında nöbet tutan erimizden yüksek rütbeli komutanımıza kadar bütün
askerlerimiz kendisine yakışan bir vakurla, cesaretle, 'sınır namustur'
anlayışıyla topraklarımızı koruyor ve bu noktada hiçbir fedakarlıktan
kaçınmıyor'' dedi.
Gediktepe'nin İran-Irak-Türkiye üçgeninde yer aldığını, Gediktepe'de
teröristleri karşı canını ortaya koyan Adanalı Necati Yurt'un basına da yansıyan
sözlerini anımsatan Erdoğan, Yurt'un geri saflarda görevlendirilme önerisine
''Ömrüm boyunca o tepede görev yapmak istiyorum'' değini kaydetti.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
''Bu topraklar üzerinde güvenle yaşamamızı sağlayan, bu toprakları bize
vatan yapan bu asil karakterdir. Orada her bir Mehmet'in gözlerinde o asaleti
gördüm. Oradaki Mehmetlerimizin gözlerinde Çanakkale'deki, Sarıkamış'taki,
Sakarya'daki, Dumlupınar'daki kahramanlarımızın asaletini, yiğitliğini gördüm.
Şunu bir kez daha anladım ki bu milletin asaleti sayesinde ay yıldızlı bayrağımız
ülkenin her karış toprağında şanla, şerefle dalgalanmaya devam edecektir.
Güvenlik güçlerimiz en zor şartlar altında bile sarsılmaz bir inançla görev
yapıyor. İnsani özeliklerini yitirmeden, hukuka bağlılığını kaybetmeden Türkiye
Cumhuriyeti ve Türk milleti için fedakarca mücadele ediyor.
Hükümetimiz, askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, geçici köy korucusuyla
yoğun bir mücadele yürütüyor. Terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapılıyor. Ortaya
çıkan ihtiyaçlar tamamen karşılanıyor. Güçlü ve kararlı bir iradeyle bu mücadele
sürdürülüyor. Teröristle etkin mücadele konusunda da, terörle çok boyutlu
mücadele konusunda da AK Parti hiçbir mazerete sığınmadan, hiçbir fedakarlıktan
kaçınmadan, hiçbir ihmale sebebiyet vermeden üzerine düşenleri üzerine düşeni
fazlasıyla yapmaya çalışıyor. İrade ise irade, kararlılık ise kararlılık, uyum
ise uyum, cesaret ise cesaret, fedakarlık ise fedakarlık... Terörle mücadele için
gereken her şey hükümet tarafından samimiyetle ortaya konuyor. Kimse kalkıp da
şunu söyleyemez: 'Güvenlik güçlerimiz şunu talep ettiler hükümet vermedi'
diyemez. Bizden bugüne kadar ne talep edildiyse A'dan Z'ye hepsini temin ettik,
hepsini verdik.''
Terörün bugünün sorunu olmadığını, uzun yıllardır devam ettiğini,
sabahtan akşama bitecek bir sorun olmadığını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin
onlarca yıldır terörle mücadele ettiğini kaydetti. ''Ama bazı çevreler terörle
yeni tanışmış'' diyen Erdoğan, bu çevrelerin ilk kez böyle bir olayla tanışmış
gibi tepki verdiklerini kaydetti.
Uzun soluklu bu mücadelede azmi, inancı ve kararlılığı yitirmeden, sabır
ve kararlılıkla yol almak gerektiğini belirten Erdoğan, terörün, içeride ve
dışarıda mücadele ile ilgili kapsamlarının olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan,
''Bunların hepsi masaya yatırılmış, hepsinin üzerine de bu şekilde gidiliyor:
Sorunla yeni tanışmış gibi şaşkınlık yaşamak, ürkmek, yılgınlığa düşmek, inancını
yitirmek ne kadar yanlışsa meseleyi siyasallaştırmak, polemik malzemesi yapmak,
haksız ve mesnetsiz suçlamalarda bulunmak da o kadar yanlıştır'' diye konuştu.
Erdoğan, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin moralini bozmak,
toplumda, yılgınlık üretmek, iç çekişme görüntüsü vermenin terör örgütünün işine
geleceğini, terörün ekmeğine yağ süreceğini ifade ederek, terörlü mücadelenin
sadece devlet, hükümet ve güvenlik güçlerinin meselesi olmadığını kaydetti.
Erdoğan, ''Muhalefet de sivil toplum da medya da kendisini bu mücadelede bir
taraf olarak görmeli, sorumsuz davranışlardan kaçınmalıdır'' diye konuştu.
Medyada bu konuda yapılan yayınlara yönelik eleştirilerde bulunan
Erdoğan, şunları kaydetti:
''Medyanın böyle bir milli meselede kalkıp evin içine girerek, canı, içi
yanık annelerin tavırlarını her taraftan çekerek bunları sürekli göstermesi,
oradaki ayılıp bayılmalarla ilgili bu görüntülere yayınlaması kime hizmet eder?
Ülkeye mi terör örgütüne mi? Terör örgütünün en önemli amacı kendi propagandasını
yaptırmaktır. Kusura bakmasınlar burada medya ne yazık ki bilerek veya bilmeyerek
burada medya terör örgütüne ciddi manada yandaşlık yapmaktadır. Bu kadar ağır
konuşuyorum. Artık buruda meseleyi hükümetin üzerine yıkıp buradan sıyrılmak,
kaçmak kimsenin haddine değil. Herkes görevini bilecek. Medyası da, STK'lar da
bilecek. Ele ele verilecek ve bu mücadele birlikte sürdürülecek.
Zira bu konuya eğer milli bir dava olarak bakmıyorsak, o zaman
bakmayanlar da kendilerini lütfen ilan etsinler. Terör konusunda taraf olmak
sadece bir ülkeye, bir vatana bağlılık ile de izah edilemez. Terör konusunda
taraf olmak insan olmanın, vicdan sahibi olmanın, hak, hukuka önem vermenin de
bir gereğidir.
Maalesef uzun yıllardır terörle mücadele veriyoruz ama terör karşısında
nasıl muhalefet yapılır, nasıl yayıncılık yapılır, nasıl tavır takınılır, nasıl
eleştiri yapılır bunu bilemiyoruz. Öyle eleştiriler getiriliyor, öyle yayınlar
yapılıyor; muhalefet olsun diye öyle söylemler üretiliyor ki bu terörle mücadele
destek vermekten çok terör örgütünü sevindiriyor, terörün amacına hizmet ediyor.
Geldiğimiz bu noktada durup düşünmeli, özeleştirimizi yapmalı ve sorumlu
davranmanın, yapıcı olmanın yollarını öğrenmeliyiz. Aksi halde millet olarak,
toplum olarak kaybederiz, başkalarını sevindiririz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, açılımdan vazgeçmenin de açılımın karşısında durmanın da bu ülkeye, bu
ülkenin evlatlarına, bu ülkenin gençlerine, çocuklarına ihanet olacağını
belirterek, ''Biz bu ihanetin içinde olmayacağız''dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefet
partilerinin terörle mücadele konusundaki eleştirilerine cevap verdi.
''Şehit cenazeleri üzerinden siyaset üreterek mi bu sorunu çözeceksin?''
sorusunu yönelten Erdoğan, şunları söyledi:
''Bugüne kadar ülkenin birlik ve bütünlüğü için hak ve özgürlükler için
kronik meselelerin çözülmesi için ne önerdiniz? Hangi katkıyı verdiniz? Hukuka,
demokrasiye, akla, mantığa uygun olmayan boş laflarla, kurusıkı tehditlerler mi
bu sorunu çözeceksin?
Neymiş efendim; terör örgütü yok edilmeliymiş. Peki, bu mümkün de niçin
iktidardayken terör örgütünü yok etmedin? Gücün mü yoktu, iraden mi yoktu,
cesaretin mi yoktu?
Şunu herkes çok iyi bilmeli: Anamuhalefet partisinin iktidar ortağı
olduğu dönemlerde verdiğimiz şehit sayıları zirve yapmıştı. 1984'ten bu yana
şehidimizin en fazla olduğu dönem onların iktidar ortağı oldukları dönemdir. Aynı
şekilde diğer yavru muhalefetin de yaptığı budur. Onun döneminde de
sıfırlanmamıştır. Terörün sıfırlanması, tamamen yok olması gibi bir şey söz
konusu değildir. Terör, etkisiz hale getirilir, yalıtılır, en aza indirilir.
Elbette devletin ve güvenlik güçlerinin görevi, son terörist etkisiz hale
getirilinceye kadar mücadele etmektir ama bu mücadele uzun soluklu, sabır
gerektiren bir mücadeledir. Bu mücadelede, yaygara yapmak, esip gürlemek,
tehditler savurmak, hamaset yapmak, boş konuşmak sadece toplumun direncini kırar.
Terör örgütünün elini güçlendirir.
Muhalefet yapmak boş konuşmak değildir. Muhalefet yapmak, askerin polisin
moralini bozacak şekilde afaki laflar etmek değildir. Muhalefet yapmak, toplumun
direncini kıracak, ümidini tüketecek şekilde felaket tellallığı yapmak değildir.
Muhalefet yapmak, toplumu tahrik etmek, ajite etmek, galeyana getirmek
değildir.''
Başbakan Erdoğan, Milli Birlik ve Kardeşlik sürecinin sona erdiği,
demokratik açılımın kapatılması gerektiğini, kapandığını söyleyenlerin çok açık
bir gaflet ve basiretsizlik içinde bulunduklarını söyledi. Açılımından geri adım
atılmasını isteyenlerin ''teslimiyet projesi içinde'' olduklarını belirten
Erdoğan, konuşmasını söyle sürdürdü:
''1984'ten beri her terör olayı karşısında geri adım atanlar, şiddete
teslim olanlar bugün de aynı şekilde teslimiyet tavrı sergiliyor. Ne zaman
demokrasi güçlense ne zaman demokrasi büyüse terör örgütü devreye girer, devreye
girdi. Ne zaman ekonomi atılım gösterse terör örgütü devreye girdi. Ne zaman
Türkiye bu noktada farklı bir sıçrama ortaya koysa terör örgütü devreye girdi.
Ne yazık ki bütün hükümetler terör örgütü karşısında hep geri adım attı,
vazgeçti, erteledi, üzerini örttü. Görüyorsunuz, duyuyorsunuz eli kanlı terör
örgütü, hiç tahmin edilemeyecek, yan yana gelmesi tahayyül dahi edilemeyecek
başka birtakım kirli odaklarla işbirliği içinde, koordinasyon içinde çalışmış ve
çalışmaya devam ediyor. İddianameler ortada, deliller ortada; açığa çıkan
gerçekler ortada... Biz geri adım atmayacağız. Terör örgütü, hiç bir zaman benim
Kürt kökenli vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi olmadı, sözcüsü olmadı,
bugün de değildir, yarın da olmayacak. Bunu böyle bilin...''
Erdoğan, ''açılımı'' terör örgütü için başlatmadıklarını bildirerek,
''Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni, demokratik açılımı Türkiye'nin
kronik meseleleri için başlattık'' dedi.
Türkiye'yi yüceltmek, büyütmek, bölgesinde ve dünyada bir güç haline
getirmek, huzura ve güvene kavuşturmak için açılımı başlattıklarını anlatan
Erdoğan, ''Açılımdan vazgeçmek de, açılımın karşısında durmak da bu ülkeye, bu
ülkenin evlatlarına, bu ülkenin gençlerine, çocuklarına ihanet olur ve biz bu
ihanetin içinde olmayacağız'' diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Açılım terörü azdırdı' şeklinde terör örgütünün ağzıyla konuşanlar,
soruyorum size: 26 yılda bu ülke teröre yaklaşık 7 bin şehit verdi. Sadece asker
ve polis olarak söylüyorum. Açılım mı vardı o zaman? Peki, proje mi vardı? Hayır.
Kardeşliğimizi yüceltecek tek bir adım mı atılmıştı? Hayır. Doğu ve Güneydoğu'ya
yönelik tek bir yatırım mı yapmıştı? Hayır. 'Açılım bitti' diyenler, 'açılım
kapandı' diyenler 'terör açılım nedeniyle yoğunluk kazandı' diyenler teröre ve
terör örgütünün kampanyasına katkı vermişlerdir.
Biz, boyun eğmeyecek, aziz milletimizin bir kez daha hayal kırıklığı
yaşamasına müsaade etmeyeceğiz. Milli Birlik ve Kardeşlik... Şu ifadeye bak;
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi. Bunun neyine karşısın? Peki ne var bunun
içinde?
Bir, Türkiye'deki sorun alanlarını minimize edeceğiz. Bizim sorunumuz ne?
Terör sorunu. Buna mı karşısın? Gel arkadaş, aynı masada oturalım, konuşalım bu
işi... Nasıl yok edeceğiz, nasıl minimize edeceğiz? CHP'ye MHP'ye çağrı yaptık
mı, yaptık. Randevu talebinde bulunduk mu, bulunduk. Hangisine buna cevap verdi?
Hayır, hiçbirisi cevap vermedi. Hiçbirisi bu noktada randevu taleplerine cevap
vermedi. Şimdi sıkılmadan çıkıyorlar, bu konuda konuşuyorlar. Sen bu işe olumlu
yaklaşmazsan biz, aydınlarımızla, entelektüellerimizle bu konuda sözü olan kim
varsa bunlarla görüşmelerimizi çalışmalarımızı koordinatör bakanımızın
riyasetinde sürdük ve sürdürüyoruz. Kapıları tek tek çaldık.''
''Bu ülkede etnik unsurların sorunları var mı? Var. Türkünün de Kürdünün
de Çerkezinin de Lazının da Gürcüsünün de Abhazasının da hepsinin de kendine göre
sorunları var'' diyen Erdoğan, bu sorunlara eğilmenin yanlış olup olmadığı
sorusunu yöneltti.
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Bu ülkede inanç gruplarının sorunları var mı? Sünnisinin de, Alevisinin
de sorunları var. Başka inanç gruplarının da sorunları var. Yüzde 99'u Müslüman,
eyvallah. Hristiyan'ı, Musevisi hepsinin kendilerine göre sorunları var. Bunları
çözmeye yönelik adım etmeyecek mıyız? Bu ülkede azınlıkların sorunu yok mu? Var.
'Efendim, azınlıkların tamamı ne ki yüzde 1. Yüzde 1 değil, bir kişi dahi olsa
sen devletsin, o sorunu çözeceksin arkadaş.
Bu ülkede ekonomik sorunlarımız yok mu? İşsizliğinden tut diğer sorunlara
varıncaya kadar. Bunlara yönelik çözüm önerilerimiz olmayacak mı? Olacak. Peki,
siz bunlara yönelik ne söylüyorsunuz? 'Biz iktidara gelince söyleriz. Şimdi
söylemeyiz...' Sen zaten iktidara gelemeyeceksin ki yahu. Benim milletim seni
iktidara getirmez. Niye? Dürüst değilsin, samimi değilsin. Yok senin bir
projen.
'İhanet projesi' diyerek açılım sürecine karşı çıkanlar, bu sürecin
demokratikleşme boyutuna da terörle mücadele boyutuna da bu davranışlarıyla karşı
çıkıyorlar. Açılım sürecini sabote etmek için ellerinden gelen provokasyonu
yapanlar, demokratikleşmeyi de terörle mücadeleyi de sabote etmiş oluyorlar.
Açılım sürecini Hükümetin yıpranması için taşa tutanlar, milli birlik ve
kardeşlik gayretlerini akamete uğratmış oluyorlar.
Bütün bu atılan adımlar, 'acaba AK Parti hükümetini nasıl iktidardan
düşürülebiliriz...' Bütün bu yapılanlar bu yönde, bunu bilin ama benim milletim
bu oyunu evelallah bozacaktır.''
**** HABERİN DEVAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(12:49)
