2007-01-23 - 16:04
CHP GENEL BAŞKAN BAYKAL: ''DİNK CİNAYETİ TÜRKİYE'Yİ BÖLMEDİ, BÜTÜNLEŞTİRDİ; TÜRKİYE'Yİ PARÇALAMADI, KAYNAŞTIRDI''
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Dink'in öldürülmesi ve Irak'taki gelişmelere yer verdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gazeteci Hrant Dink cinayetinin Türkiye'yi bölmediğini, parçalamadığını; bütünleştirdiğini ve kaynaştırdığını belirterek, ''Olayı, lümpen bir kişinin eylemi olarak anlamak ve osyayı bu anlayışla değerlendirip kapatmak, belki bizi yarın çok daha tehlikeli
durumlarla karşı karşıya bırakabilir'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Dink'in öldürülmesi ve Irak'taki gelişmelere yer verdi.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Dink'in alçakça katledildiğini ifade eden Baykal, milletin, ''sağlıklı bir infial ve tavır alma'' anlayışında olduğunu vurguladı.

Siyasi tartışmaları, farklılıkları, insan canına kast ederek, farklı düşünenleri öldürerek sonuçlandırma arayışının Türkiye'de hala itibar görmesinin,
herkesi sarstığını belirten Baykal, siyasi tartışmaların, insanları öldürerek sonuçlandırılmamasını istedi. Baykal, bunun, Türkiye'ye, ahlakına, tarihine
yakışmayacağını belirterek, ''Bu yöntemlerle hiçbir sonuç almanın, öldürme yaklaşımıyla hiçbir siyasi tartışmada üstünlük kurmanın, haklılığı tescil etmenin mümkün olmadığını herkesin görmesi lazım'' diye konuştu.

Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı'nın bu anlayışlara kurban gittiğini dile getiren Baykal, bu anlayışın tekrar ortaya
çıkmaya başladığını gördüklerini kaydetti. Baykal, Danıştay Yargıcı ve Necip Hablemitoğlu'nun yine bu anlayışla katledildiğini belirterek, Dink'in de son
kurban olarak seçildiğini söyledi.

''TÜRKİYE'YE YÖNELİK SUİKAST''
Türkiye'nin artık böyle olayları yaşamaması gerektiğini vurgulayan Baykal, bu acı olayın herkesi çok derinden sarstığını ifade etti.

Geçmişte yaşananlardan farklı olarak bu olayda, Türkiye'nin her kesiminden, her coğrafyasından, her siyasi anlayışından insanın ortak duyarlılık içinde çok açık, net, kararlı bir tavır takındığını belirten Baykal, ''Öyle bir olayla karşı karşıya kaldık ki bu cinayet, aslında Türkiye'yi bölmedi, bütünleştirdi; Türkiye'yi parçalamadı, Türkiye'yi kaynaştırdı'' diye konuştu.

Baykal, bu olayın Türkiye'ye yönelik bir suikast olarak ortaya çıktığını, ülkeye en büyük zararı verebilecek bir girişim olduğunu kaydetti. Baykal, ancak bu zararı veremediğini, tam tersinin ortaya çıktığını ifade etti.

''TÜRKİYE İÇİN SINAV''
Sanığın ailesi başta olmak üzere vatandaşların olayın arkasında yer tutmadığını, onaylamadığını vurgulayan Baykal, gerçek Türkiye'nin bu olay
karşısında takınılan tavırla ortaya çıktığını kaydetti.

Baykal, bunun, Türkiye için sınav olduğunu dile getirerek, halkın, haince saldırıyı reddederek, ayıplayarak, ihbar ederek, suçlayarak, tavır takınarak, bu sınavı doğru biçimde değerlendirdiğini söyledi.

Bu olayı kendi küçük hesapları için değerlendirmek isteyenler çıkabileceğini vurgulayan Baykal, Türkiye'ye yakışmayan, yanlış ve ayıp bir iş yapıldığını belirtti.

Her ülkede böyle ayıplar, yanlışlıklar yapıldığına işaret eden Baykal, en gelişmiş ülkelerde bile inancından,anlayışından, etnik kimliğinden dolayı
insanların acılara maruz bırakıldığını söyledi.

Baykal, Türkiye'nin bu olay karşısında, ''en medeni ülkelerden çok daha büyük bir tepkiyi ortaya koyduğunu'' kaydetti.

''GÜVEN KAYBI YARATTI''
Baykal, olay karşısında kendisini üzen yanlışlıklardan birinin, bunun ''Trabzon'a karşı bir kampanyaya dönüştürülmek istenmesi'' olduğunu belirtti.

Trabzon'da son dönemde birbiri ardına ülkeyi sarsan yanlış olaylar yaşandığını anımsatan Baykal, bu olayların gereken biçimde değerlendirilmediğini, sorgulanmadığını, takip edilmediğini vurguladı.

Baykal, ''Trabzon'da rahibin öldürülmesi gerekli şekilde izlenip aydınlatılsaydı, sorumluların üzerine kararlılıkla yürünseydi, belki bu olayla
karşı karşıya kalmazdık'' diye konuştu.

İstanbul'da güvenlik yetkililerinin, ''Olayın örgüt bağlantısı yoktur'' söyleminin ciddi güven kaybı yarattığını vurgulayan Baykal, ''Lümpen bir kişinin
eylemi olarak anlamak ve dosyayı bu anlayışla değerlendirip kapatmak, belki bizi yarın çok daha tehlikeli durumlarla karşı karşıya bırakabilir'' uyarısında bulundu.

IRAK
TBMM Genel Kurulunda bugün Irak ile ilgili kapalı oturum yapacaklarını anımsatan Baykal, Türkiye'nin önünde duran ciddi sorunları, tehlikeleri anlatmaya çalışacaklarını, hükümeti, yeni bir duyarlılık, dikkat ve anlayış içine girmeye çağıracaklarını belirtti.

Baykal, Irak'ın, 2002 seçimlerinden sonra TBMM'nin ana konusu olduğuna işaret ederek, Irak ile ilgili söyledikleri her sözün arkasında olduklarını,
herkesin belgeye dayalı olarak değerlendirme yapması gerektiğini söyledi.

Deniz Baykal, 2003'teki çeşitli grup toplantılarında Irak'a ilişkin yaptığı konuşmalardan bölümler okudu. Baykal, bu konuşmalarında, ''Irak'a gelmekte olan müdahale yanlış bir müdahaledir, sonuç almak mümkün değildir, kazanılması söz konusu olmayan savaştır. Doğru olmayan bir savaştır, füzelerle savaşı kazanırsınız ama füzelerin üzerine oturamazsınız. Füzeyle bir iktidarı yıkarsınız ama kendi iktidarınızı orada kuramazsınız'' dediğini belirtti.

1 MART TEZKERESİ
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''1 Mart tezkeresinde, ABD askeri yerleşsin diyorsunuz. Ne zaman çıkarlar?'' diye sorduğunu anlatan Baykal, Erdoğan'ın ''Vallahi ben de bilmiyorum'' yanıtını verdiğini söyledi.

Konuşmasında 1 Mart tezkeresini okuyan Baykal, Türkiye'nin, 1 Mart'ı reddederek, söylenildiği gibi Irak'a girme şansını kaybetmediğini, topraklarının
Irak'a döndürülmesini reddettiğini kaydetti.

Irak sınırında önlem alınması gerektiği halde alınmadığını ifade eden Baykal, önlem alınması durumunda bugünkü tablonun farklı olacağını söyledi.

Baykal, ''Biz, ne öyle temelsiz bir demagojik, ideolojik anlayış içinde 'asker kullanılmasın' diye tavır takınıyoruz... Biz ülkenin güvenliğinin
gerektirdiği tedbiri, gerektiği yerde almaya çalışıyoruz. Bunu önerdik, Türkiye yapmadı. Ana hata bu olmuştur. Irak politikasının temel hatası, askeri müdahale öncesi sınırda ciddi bir askeri varlığın kurulmamış olmasıdır'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Komşularımızı, Türkiye'ye yönelik terör hareketlerinin destekçisi olmaktan çıkarmak zorundayız'' dedi.

Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Irak konusunda değerlendirmelerde bulundu. Ortaya çıkan durum karşısında, Türkiye'nin tedbir alması gerektiğini ifade ettiklerini, ancak ''1 Mart'a karşı çıkmadın mı?'' diye sorulduğunu belirten Baykal, ''Evet, karşı çıktım. Sen, 1 Mart'ın ne olduğunu biliyor musun?'' diye konuştu.

Irak'ın etnik ve mezhep temelinde parçalandığını ifade eden Baykal, etnik ve mezhep bütünleşmenin Türkiye için yaşamsal önemi bulunduğunu kaydetti. Baykal, bu ayrıştırmanın, yavaş yavaş bir silindir gibi Türkiye'nin üstüne geldiğini öne sürdü.

Türkiye'nin, Irak'la ilgili süreci doğru okuyamadığını, Irak'ın kuzeyinde yeni otoriteler çıktığını anlatan Baykal, Kuzey Irak'ta ortaya çıkan otoritenin,
Türkiye'ye yönelik terör hareketi karşısında doğru tavrı takınmadığını ifade etti.

CHP lideri Baykal, Türkiye'ye yönelik bu tehdidin önem ve ciddiyetinin, Kuzey Irak'taki otoritelere, Iraklı yetkililere ve onların arkasında ABD'ye
anlatılamadığını belirterek, ''Terör her yerde kınanıyor, terör bir bütündür'' denildiğini ama Türkiye'ye yönelik terör karşısında gerekenin yapılmadığını
bildirdi.

Kuzey Irak'ta terör örgütüne olanak, yerleşme, eğitim şansı, silah ve para imkanları sağlandığını anlatan Baykal, buradan, Türkiye'deki teröre sürekli
destek verildiğini belirtti. Baykal, ''Bunun edilebilir bir tarafı yoktur'' dedi.

Baykal, ''Irak bizim meselemiz değildir, Irak'ın meselesidir'' diyerek, uluslararası hukukun temel ilkelerine bakacaklarını, hiçbir devletin bölünmesini
istemeyeceklerini söyledi.

Bir komşu ülkenin, Türkiye'ye yönelik bir terör destekçisi olarak ortaya çıkmasına sessiz kalınmaması gerektiğini belirten Baykal, sessiz kalınırsa, bir
süre sonra iş işten geçmiş olacağını söyledi. Tehditlerle karşı karşıya kalınacağına işaret eden Baykal, ''Komşularımızı, Türkiye'ye yönelik terör
hareketlerinin destekçisi olmaktan çıkarmak zorundayız'' dedi. Baykal, daha önce Suriye'ye yönelik bu sürecin yaşandığını, izlenen kararlı politikayla sonuç alındığını anımsattı.

''KONUŞTUĞUMUZ KONU, KERKÜK DEĞİL TÜRKİYE''
Irak'tan Türkiye'ye yönelik terörün desteklenmesinin engellenmesi konusunda bir milli sorumluluğa gerek olduğunu anlatan CHP Genel Başkanı Baykal, şöyle konuştu:

''Bunu ihmal edemeyiz. İhmal edersek bunu çok ağır sonuçları olur. Konuştuğumuz konu, Kerkük konusu değildir, konuştuğumuz Türkiye konusudur,
Türkiye'dir. Kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok, kimsenin egemenliğini paylaşmak istemiyoruz, kimsenin ekonomik olanaklarında gözümüz yok. Biz başka ülkeleri değil, kendi ülkemizi temel alan bir anlayış içindeyiz. Gözümüz dışarda değil, gözümüz içerde. İçeriye baktığımız zaman, olumsuzlukların nereden kaynaklandığını görüyoruz. Fitne odaklarını görüyoruz, terör odaklarını görüyoruz, 'C-4'ler nereden geliyor' görüyoruz, 'Türkiye'deki o cinayetler nasıl işleniyor' biliyoruz. Bizim arayışımız başka ülkelerde kan akıtmak için değildir. Türkiye'de kan akıtılmasını önlemek içindir. Şimdi gereken önlemler alınmazsa, bir süre sonra kimsenin Türkiye'de yaşanan acı olaylardan şikayet etme hakkı olmayacaktır.''

''TÜRKİYE BUNU SÖYLETEMEDİ''
Irak'ın kuzeyindeki otoritenin sorumluluğunu, Türkiye'nin egemenliğine saygı çerçevesinde tarif etmediğini anlatan Baykal, terör örgütü kadrolarına da ''buradan gidin'' diyemediğini söyledi. Baykal, ''Türkiye, bunu söyletemedi. Türkiye'nin bunu söyletmesi, yabancı ülkenin iç işlerine karışması falan değildir. Kendi içişlerine yabancı ülkenin karışmasına müsaade etmeyeceğini ifade etmesidir'' diye konuştu.

''TRİBÜNDESİNİZ, NE YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSUNUZ?''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kerkük'le ilgili ''Türkiye, tribünde seyirci kalamaz'' dediğini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:

''Ama tribündesiniz, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu konuda bir fikriniz varsa, bunu dinleyelim. Biz sizi, bu sürece teslim olmuş, bu süreci izleyen,
rahatsızlık ifade etmeye dahi gerek duymayan bir anlayış içinde görüyorduk. Şimdi anlaşılıyor ki şikayet etmeye başladınız. Şikayet etmekle bu iş bitmez. Şikayetin varsa, gereğini yapacaksın.''

BARZANİ'NİN AÇIKLAMASI
Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarıyla ilgili, Barzani'nin ''bunların hiçbir önemi yok, seçime yönelik konuşmalar'' dediğini ifade Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''İşte bu kabul edilemez. Başbakan, 'tribünde kalamayız' sözünü seçime yönelik mi söyledi, yoksa Türkiye'nin bu haklı davasında sonuç alıcı etkinlikleri sergilemek, muhatapları üzerinde caydırıcı olmak, Türkiye'ye yönelik bu çalışmaları sona erdirmek arayışı içinde mi söyledi? Bunu ortaya çıkarmak lazım. Hükümetin yapacağı bir şey varsa, ne yapacağını anlayalım. Desteğe ihtiyacı varsa, o desteği de değerlendirelim.''

Türkiye'nin gelişmelere sessiz kalamayacağı, yokmuş gibi davranamayacağını ifade eden Baykal, ''Türkiye'nin hemen güneyindeki en hassas bölgesinde, Irak'ta ortaya çıkan yöneticilerin, Türkiye'yi bölmek isteyen bir siyasi harekete silah yardımı yapması, terör desteği vermesi, himaye edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun yaptırımsız kalması düşünülemez. Buna seyirci kalmak tasavvur edilemez'' diye konuştu.

''KERKÜK'TE DİPLOMATİK KAPKAÇ...''
''Kerkük'te diplomatik bir kapkaç yapılıyor ve Türkiye seyrediyor, şu ana kadar seyretti'' diyen Baykal, vicdan sahibi kişi ve kuruluşların buna karşı
çıktığını söyledi.

Esas temel noktanın, Kuzey Irak'ta ortaya çıkan otoritenin, kendisini Türkiye karşısında doğru konuşlandıramamış olması olduğunu vurgulayan Baykal, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin egemenliğine, sınırlarının bütünlüğüne saygı ifade eden, Türkiye'nin bütünlüğüne yönelik hareketleri kesinlikle desteklemeyeceğini açıkça ortaya koyan bir sorumluluk noktasına gelmemiştir. Tam tersini yapmaktadır, bilerek yapmaktadır. Türkiye'nin aczinden, iktidarın teslimiyetçiliğinden güç alarak bunu götürebilmektedir. Türkiye'nin bu manzara karşısında yapabileceği çok şey olmalıdır. Ama önce bu durumun kabul edilemeyeceği konusunda bir siyasi iradenin, Türkiye yönetimine hakim olması lazımdır.''

CHP lideri Baykal, hükümetin bu konularda duyarlı, bilinçli ve sorumlu bir görüntü vermediğini savundu. ''Şu doğrusu hepimizin, benim canımı çok sıkıyor'' diyen Baykal, ''Orada Barzani demeç veriyor: 'Boş ver, bunlar seçim konuşması, ciddiye almaya gerek yok.' Bu lafları, Başbakan dinliyor. Onun, onuru zedeleniyor mu zedelenmiyor mu bilmiyorum ama benim vatandaş olarak onurum zedeleniyor'' diye konuştu.

ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI
Başbakan Erdoğan'ın, AK Parti'nin Kızılcahamam'da düzenlediği toplantıda yaptığı açıklamaları, ''Başbakanın periyodik olmaya başlayan siyasi bunalım dönemlerinden birisini daha yaşadık'' diye değerlendiren Baykal, sözlerin Başbakanın içinde bulunduğu sıkıntıyı ve ruh halini yansıttığını savundu.

AK Parti iktidarının hızla destek ve oy kaybettiğini ileri süren Baykal, yolsuzluk konusunun artık AK Parti'ye oturmakta olduğunun görüldüğünü söyledi.

Erdoğan'ın, CHP'ye de yolsuzluk suçlaması bulaştırma arayışı içinde olduğunu, Yuvacık barajıyla ilgili iddiaları gündeme getirdiğini anlatan Baykal,
''Yuvacık, yuvacık diyorsun, yuvacıktan dolayı eğer hesap sormazsan namertsin'' dedi. ''Eğer verilecek bir hesap olduğuna inanıyorsan, hiç tereddüt etme'' diyen Deniz Baykal, Erdoğan'ın dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği konusunda ''ipe un serme'' anlayışını sürdürdüğünü ileri sürdü.

BÜROKRATLARIN DOKUNULMAZLIĞI
CHP Genel Başkanı Baykal, bürokratların yargılama yöntemlerini değiştirmek için anayasa değişikliğine ihtiyaç olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

''Al kararını, getir teklifini, geçir Meclisten. 'Memurların, bürokratların dokunulmazlığını kaldırmak istiyorum' diyorsan, onun da gereğini yap. Yapmazsan orada da namertsin. Ne kaçıyorsun? Dokunulmazlıkla ilgili anayasayı değiştirmek istiyorsan gel, değiştirelim. Çok açık taahhütte bulunuyoruz.''

Başbakan Erdoğan'dan, Anayasayı değiştirmeden, sadece Yuvacık konusunda ilgili milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için Meclisin karar
almasını sağlaması isteyen Baykal, bu milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını içeren öneriyi destekleyeceklerini söyledi. Baykal,''Biz getirdik,
siz reddettiniz'' dedi.

AK Parti'nin her geçen gün yeni yolsuzluk olaylarına karıştığını ileri süren Baykal, son olarak Trabzon'da ''Ali Dibo'' ortaya çıktığını kaydetti.

Yolsuzlukların hesabını soracaklarını kaydeden Baykal, ''Hiç kuşku duymuyorum, bu millet, 'yuvacık, yuvacık' diyerek gereğini yapmayanların
yuvasını; seçimde, sandıkta görecektir, yapacaktır'' diye konuştu.