2010-11-30 - 12:13
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''(Darbecilerden hesap soracağız) diyerek ve (normalleşiyoruz) hezeyanlarıyla, TSK, darbe örgütlenmelerinin merkezi ve odağıymış gibi propaganda yapmak en nazik ifadeyle densizlik ve haysiyetsizliktir'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''(Darbecilerden hesap soracağız)
diyerek ve (normalleşiyoruz) hezeyanlarıyla, TSK, darbe örgütlenmelerinin
merkezi ve odağıymış gibi propaganda yapmak en nazik ifadeyle densizlik
ve haysiyetsizliktir'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bundan sonra da
vatanın her yöresinde vatandaşlarla birlikte olmaya devam edeceklerini, tek
başına iktidar hedefine tam yol ilerleyeceklerini ifade etti.

Bahçeli, ''Gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerdeki feryatların, şikayetlerin,
hayal kırıklıklarının ve endişelerin bize göre bir tek anlamı vardır; o da
AKP'nin bir daha asla tek başına iktidara gelemeyeceği gerçeğidir'' dedi.

''AKP'nin geleneksel sorun alanlarını kaşımaktan ve kangren haline
dönüştürmekten bir türlü vazgeçmediğini, buradan da kendisine mağdur imajı
çıkarmak için olağanüstü bir gayret ve titizlik gösterdiğini'' savunan Bahçeli,
şunları kaydetti:

''Nitekim Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişkisi de bu yönde cereyan etmiş
ve milletimizi bu milli kurumumuza karşı kışkırtarak ve tahrik ederek mevzi elde
etmeyi amaçlamıştır. Türk milleti, TSK ile hükümet arasındaki gerilimli süreçten
tamamen bunalmıştır. Pek tabiidir ki, aziz milletimizin oy ve destek verdiği
siyasal iktidara karşı devlet kurumlarının ve organlarının karşı durması ve bazı
mensuplarının demokrasi dışı arayışlarda bulunması bizim açımızdan kabul edilemez
bir durumdur. Darbe heveslisi kişilerin gayrimeşru emelleri ve oluşumları
karşısında millet olarak yekvücut olmak mecburidir ve herkes kanunlarla kendisine
çizilen sınırlar içinde kalmalıdır. Demokrasiyi tahrip etmek, askıya almak ve
millet iradesini silah zoruyla gasp etmek hiç kimsenin haddi ve hakkı değildir.
Tartışmasız kim darbeye yelteniyorsa, bunun için faaliyetler düzenliyorsa ve
sivil yönetimi etkisiz kılmaya yönelik tertip içindeyse yürürlükte olan yasalar
kapsamında ne gerekiyorsa yapılmalıdır ve adalet gecikmeksizin yerini
bulmalıdır.

Özellikle AKP iktidarları döneminde belirli isimlerle ve değişik
zamanlarda bazı darbe planları yapıldığı iddiaları ve bunlarla ilgili hukuki
süreçlerin hala işlediği de açıktır. Kamuoyunun da yakından takip ettiği bu
hukuki işlemlerin sonuca ulaştırılması ve tartışmaların artık sonlandırılması
milletimizin öncelikli beklentileri arasında yer almaktadır. Ne var ki
'darbecilerden hesap soracağız' diyerek ve 'normalleşiyoruz' hezeyanlarıyla, TSK,
darbe örgütlenmelerinin merkezi ve odağıymış gibi propaganda yapmak en nazik
ifadeyle densizlik ve haysiyetsizliktir. Sahip oldukları vatan ve millet
sevgisiyle, bölücü hainlerle mücadele eden, ülkemizin bu coğrafyada bağımsız
yaşaması konusunda yeri doldurulamaz bir güvence olan Türk askerini darbeyle
ilişkilendirmek ve bunun üzerinden sindirmeye çalışmak, kirli ve alçak
senaryoların taşeronluğunu yapmaktan başka bir anlam taşımayacaktır.''

TSK mensubu üç generalin, ilgili bakanlar tarafından açığa alındığını
anımsatan Bahçeli, hükümetin buna yetkisinin olduğunu ve yapılanların görüldüğü
kadarıyla hukuki bir çerçevede yerine getirildiğini kaydetti. Bahçeli, ''Güçlü
bir ihtimaldir ki füze kalkanının Türkiye'ye kurulması konusunda NATO karşısında
çaresiz kalan hükümet, ülke içinde dikkatleri başka tarafa yönlendirmek için
harekete geçmiş ve TSK'yı tekrar tartışmaların içine çekmiştir'' diye konuştu.

Bakanlar takdir haklarını kullanırken, bahse konu üç generalin de hukuki
müracaat haklarının gereğini yerine getirdiklerini dile getiren Bahçeli, ''Eğer
hukuk devletiysek, idarenin her türlü işlemlerine karşı yargı yolunun açık
olduğunu bilmek lazımdır ve buna karşı gösterilen hoşgörüsüzlüğün hiçbir mazereti
ve gerekçesi olmayacaktır'' dedi. Bahçeli, şunları söyledi:

''İşin ilginç yanı ise Balyoz davasında sanık durumunda bulunanların bir
bölümünün yargılanmalarına, görevlerinin başında olmalarına rağmen devam
edilmektedir. Eğer, açığa alma işleminde söz konusu darbe planları gerekçe
gösteriliyorsa, bu darbe planında adı geçen ve halen görevlerinin başında olan
diğer kişilerle ilgili olarak da benzer işlemlerin yapılmaması düşündürücüdür.

Bundan sonra, açığa almada meraklı ve istekli olan hükümetin aynı işlemi;
yolsuzluk yapan, ihaleye fesat karıştıran AKP'li belediye başkanları ve
bürokratlara yönelik de uygulamasını bekliyor ve bunun takipçisi olacağımızı
herkesin bilmesini istiyorum.''

12 Eylül referandumunun üzerinden henüz uzun bir süre geçmeden, hükümet
çevrelerince ikili yargı sisteminden rahatsızlık duyulduğuna dair açıklamaların
ve askeri yargının hukuk devletinde yerinin olmadığına yönelik beyanların ''tam
bir kara mizah örneği'' olduğunu ileri süren Bahçeli, ''Madem askeri yargıdan bu
kadar rahatsızlık vardır, neden anayasa değişikliklerine bu konu da dahil
edilmemiştir? Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunu, anayasadaki yeni
düzenlemelerle AKP hükümeti açmamış mıdır? Hukuki haklarını almak ve
mağduriyetlerini gidermek amacıyla yargıya gidenlere karşı gösterilen
hazımsızlığın ve saygısızlığın hukukun üstünlüğü açısından izahı nasıl
yapılacaktır?'' diye konuştu.

Türk devletinin yıkılmasına ve Türk milletinin parçalanmasına yönelik
iğrenç girişimlerin ''nedense Başbakan'ı ve partisini ilgilendirmediğini''
savunan Devlet Bahçeli, ''Bu zihniyete göre varsın Türk devleti yok olsun, millet
otuzaltıya parçalansın, önemli değildir. Nasıl olsa, kendisini sultan olarak
gören Recep Tayyip Erdoğan'ın gidecek yeri ve orada da yedi nesline yetecek
bankada parası bulunmaktadır'' dedi.

Bahçeli, ''Okullarımızda 'Andımız'ın kaldırılmasını aklından geçirmeyi
bile düşünen bu iktidarın defterini dürmek bizim boynumuzun borcudur. Sabahları
çocuklarımızın sınıflarına girerken haykırdıkları 'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım'
diyen seslerini susturmaya çalışanlara amansız bir ders vermek için de zamanımızı
sabırla bekleyeceğiz'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Parti
olarak, yabancı bir ülkedeki internet sitesine dayanarak ve sağladığı bilgilere
bel bağlayarak AK Parti hakkında hüküm vermeyiz ve iç politikaya malzeme olarak
kullanmayız'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''dış politika
alanında, hükümetin sırnaşık ve teslimiyetçi uygulamalarının talihsiz
sonuçlarının teker teker ortaya çıktığını'' savundu.

Başbakan Erdoğan'ın füze kalkanının öncelikle kimin için kurulduğunu,
hangi ülkenin tehditlerine karşı projelendirildiğini izah etmesi gerektiğini
belirten Bahçeli, ''Eğer kendisi bölgemizde barış, refah ve istikrar istiyorsa,
füze kalkanını kurarak ve NATO talimatlarına harfiyen uyarak bunları nasıl
gerçekleştirecektir? Anlamadığımız husus; füzeyle, silahla, barutla barışın yan
yana nasıl duracağı ve yaşayacağıdır?'' diye sordu.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yürütülen bu dış politika tam bir rezalettir ve milletimizi olası
çatışmaların, saldırıların ve faciaların ortasına itmiştir.

Kim ne derse desin, bize göre AKP, batılı dostlarıyla birlikte, genelde
doğudan, özelde ise İran'dan gelebilecek tehlikelere karşı İsrail'i ve
müttefiklerini koruma konusunda fikir birliği içine girmiştir.

Başbakan Erdoğan dış politikanın türbülansıyla sarsılınca soluğu birden
bire Ortadoğu'da almış ve din kardeşlerimizin kanını akıtan İsrail'e diklenmek
için açık hava toplantısı bile yapmıştır.

Lizbon'da kediye kedi diyemeyen bu zihniyet, Lübnan'da katile katil
diyerek gönülleri almaya çalışmış ve bir de İsrail'den fütursuzca hesap
soracağını söyleyebilmiştir.

Başbakan Erdoğan'ın, daha Mavi Marmara'nın hesabını soramadığı halde,
Lübnan'da kuru sıkı atarak Müslüman kardeşlerimizi aldatması ve bu yönde
umutlandırması doğru ve insaflı bir yaklaşım olmamıştır.

Kendisine çağrımız şudur: Eğer cesaretin varsa, gücün yetiyorsa, vicdanın
da gözlerin kadar kızarıyorsa, İsrail'den hesap sor da görelim.

Yok eğer, yalnızca dini duyguları kullanarak, yürekleri kanatarak,
öfkeleri artırarak Ortadoğu sokaklarında yeni bir Nasır olmayı aklından
geçiyorsan, bil ki yanlış yoldasın ve sonunda pişman olmaktan asla
kurtulamayacaksın.''

Birkaç günden beri Türkiye'de ve dünyada İsveç merkezli bir internet
sitesinden ifşa edilen ve hayrete düşüren değerlendirmelere ve ifadelere şahit
olunduğunu dile getiren Bahçeli, parti olarak, yabancı bir ülkedeki internet
sitesine dayanarak ve sağladığı bilgilere bel bağlayarak AK Parti hakkında hüküm
vermeyeceklerini ve iç politikaya malzemesi olarak kullanmayacaklarını
kaydetti.

Bahçeli, ''Kaldı ki biz ne Başbakan Erdoğan'ı ne de hükümetini ve çalışma
arkadaşlarını yabancıların görüşlerinden hareket ederek tanıyacak değiliz. AKP ne
kadar yanlışa düşse de ve ihanete uzanan hatalar yapsa da, bunları biz
milletimizden başka kimseyle konuşmayız ve iç politikamıza dışarından
müdahalelerin yapılmasına kararlılıkla karşı çıkarız. Biz, AKP'yi biliyoruz,
tanıyoruz ve bu konuda bizim hiçbir kaynağa ihtiyacımız yoktur'' diye konuştu.

AK Parti'nin ''yetersizlikleri ve başarısızlıklarının yanı sıra küresel
alandan aldığı yardımların ve desteklerin de sonuna yaklaşıldığına dair
emarelerin gittikçe güçlendiğini'' öne süren Bahçeli, ''Bundan dolayı Başbakan
Erdoğan kendisini Ortadoğu coğrafyasına taşımakta, Lübnan'da Telekom'u sattığı
ailenin eteğine tutunmakta, ne gariptir ki geçmişte çadır önlerinde
bekletenlerden insan hakları ödülü alarak, daralan dış siyasetinde yeni alanlar
açmaya çalışmaktadır'' dedi.

Bahçeli, internet sitesinden yayımlanan bilgileri dikkatle takip
edeceklerini dile getirerek, ''Ancak dışarıdan yapılacak yönlendirme ve karartma
niyetlerine de karşı duracağımızı ve iç politikayı tanzim etmeye çalışanlara
fırsat vermeyeceğimizi bu vesileyle belirtmek istiyorum'' diye konuştu. (12:13)