2013-11-06 - 22:00
PARİS'TE CİNSİYET EŞİTLİĞİ SEMPOZYUMUNDA BİRİNCİ GÜN...
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu Paris'te devam ediyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Avrupa Birliği'nin işbirliği ile yürütülen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi çerçevesinde düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu Paris'te devam ediyor.

Sempozyum kapsamında dün iki oturum gerçekleştirildi.

CHP İzmir milletvekili, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Üyesi Oğuz Oyan'ın moderatörlüğünü yaptığı ilk oturumda, "Cinsiyet Eşitliğinin Ana Plan ve Programlara Dahil Edilmesi" konusu ele alındı.

Oturumu yöneten CHP İzmir milletvekili Oğuz Oyan, demokrasinin "olmazsa olmaz" koşulunun laiklik olduğunu, laikliğin en net göstergesinin de kadınların toplum içindeki yeri olduğunu söyledi. Türkiye'de cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte, kadınların konumunda önemli bir yükselme yaşandığını kaydeden Oyan, "Ancak bununla yetinemeyiz. Çünkü, Türkiye, kadınlarla ilgili bir çok uluslararası göstergede en alt sıralarda yer alıyor" dedi.

Oturumun ilk konuşmacısı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Azize Sibel Gönül ise, 2000'li yıllardan itibaren Türkiye'de kadın-erkek eşitliğini garanti altına alacak önemli düzenlemeler yapıldığına işaret etti. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, hatta kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık kavramının anayasaya girdiğini hatırlatan Gönül, bu düzenlemelerin devrim niteliğinde olduğunu belirtti. Gönül, kadınların çalışma hayatı ve siyasete katılımının da henüz yeterli olmasa da, gelecek için ümit verici düzeyde olduğunu söyledi. Gönül, "Yalnızca yasal düzenlemelere değil, toplumda yeni bir anlayışın yerleştirilmesine ihtiyaç var" dedi.

Fransa Parlamentosu Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Danielle Auroi da konuşmasında laiklik vurgusa yaptı. Auroi, "Laiklik, aynı zamanda temel bir haktır. Çünkü düşünce ve ifade özgürlüğünü içerir. Kadınlar, kendi bedenleri konusunda karar verme hakkına sahip olamazlarsa bu, özgürlüklerinin kısıtlandığı anlamına gelir" değerlendirmesini yaptı.

Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Üyesi Constance Le Grip de, Avrupa Parlamentosunda %35 olan kadın parlamenter oranının, bir çok ulusal parlamentoda çok daha aşağılarda olduğunu ifade etti. Le Grip, en fazla endişe duydukları konunun, kadınlara yönelik şiddet olduğunu da ifade etti.

Sempozyumun "Karar Alma Mekanizmalarında Kadınlar" başlığını taşıyan ikinci oturumunu, İrlanda Parlamentosu Avrupa Birliği İşleri Komisyonu Başkanı Dominic Hannigan yönetti.

Oturumun konuşmacılarından, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Genel müdür Yardımcısı Banu Tuncay Yıldız, kadın milletvekilleri konusunda dünya ortalamasının %21 olduğu bilgisini verdi. Türkiye'de de kadın milletvekili oranının %14.4, üst düzey yönetici oranının %8.7 olduğunu anlatan Yıldız, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla bir Ulusal Eylem Planı Hazırlandığını, "Liderlik Projesi" ve "İşte Eşitlik Platformu" çalışmalarıyla, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğiyle kadınların iş yaşamındaki konumunun yükseltilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Kadın Adayları Destekleme Derneği(KA-DER) Başkanı Çiğdem Aydın ise, Türkiye'de kadınların siyasete katılımı açısından övünç duyulacak bir tablo bulunmadığını söyledi. Aydın, "Siyasi iradeyi erkekler oluşturuyor. Osmanlıdan bu yana da kadınların nasıl olması gerektiği konusunda bütün iktidarların bir fikri var. Bize artık seçmek şetmiyor, seçilmek, karar mekanizmalarında yer almak istiyoruz" değerlendirmesini yaptı.

ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Ecevit ise, özel sektörde %31 olan üst düzey kadın yönetici oranının kamuda %7 olduğuna dikkat çekti.Ecevit, Türkiye'de yaşlı, engelli ve çocukların bakınının doğrudan kadınların görevi olarak algılanması, ev içindeki iş bölümü ve ücret eşitsizliğinin kadınların iş gücüne katılım oranının düşük olmasının temel nedenleri olduğunu belirtti.

Filiz Türer