2010-06-24 - 11:20
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in de katılımıyla " Kadının Çalışma Hayatına Katılımı ve İstihdamının Artırılması" konulu genel bilgilendirme ve istişare toplantısı düzenledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in de
katılımıyla " Kadının Çalışma Hayatına Katılımı ve İstihdamının Artırılması" konulu genel
bilgilendirme ve istişare toplantısı düzenledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit toplantının açılışında
yaptığı açış konuşmasında komisyonlarının sivil toplum kuruluşları ile icra makamlarını bir
araya getirme misyonları kapsamında bugün bu toplantıyı düzenlediklerini belirterek kadının iş
hayatına katılımının ve istihdamının artırılmasının önemine değindi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile sivil toplum kuruluşlarını, düzenledikleri istişare
toplantısı ile bir araya getirdiklerini ve kadın istihdamının artırılması konusunda yapılabilecekler
konusunda bilgi alışverişi sağlanacağını söyleyen Akşit kadınlara haklarını ve bu haklarını nasıl
kullanacaklarını anlatma noktasında bu tür toplantılara devam edeceklerini belirtti.
Komisyon Başkanı Güldal Akşit'in konuşmasının ardından söz alan
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Türkiye'de kadınlar çalışıyorsa ülkemizde çalışıyor demektir.
Kadınlarımız sosyal güvence altındaysa ülkemizin de geleceği güvence altındadır"
cümleleriyle kadının çalışma hayatındaki önemini vurguladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak kadınların hem çalışma hayatına kazandırılması
hem de sosyal güvenlik hizmetlerinden daha fazla yararlanması amacıyla bir çok yeniliğe imza
attıklarını belirten Bakan Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz kadın ve erkek eşitliğini bir insan hakları sorunu olarak görüyoruz.
Yaşadığımız yüzyılda kadınlar ve erkeklerin her türlü ayrımcılığa uğratılması,
ırkçılık kadar tehlikeli ve insanlık dışı bir durumdur. Ancak siyasi, sosyo-ekonomik haklar
ve teknoloji gibi alanlarda çağımızda yaşanan baş döndürücü gelişmelere rağmen
hâlâ kadınlara yönelik pek çok alanda ayrımcılık yapılıyor. Biz kadına karşı yapılan her türlü ayrımcılığın karşısındayız.
Kadınlarımıza haklarını kazanmaları yönünde vereceğimiz her türlü destek ülkemizin geleceğine yatırımdır.
Kadının çalışma hayatına kazandırılmasının yalnız kadınlara değil, toplumun sosyal, ekonomik ve
zihinsel gelişimine de tartışmasız katkıları olacaktır.
2002 yılı sonrası özellikle çalışma hayatı ve sosyal güvenlik açısından kadınlarımıza
yönelik pek çok yasal düzenleme yapılmış ve çeşitli haklar getirilmiştir.
Bu hakların kadınlarımız tarafından bilinmesi, benimsenmesi ve kullanılması için siyasetçilerin,
iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının desteği şarttır. Bu anlamda burada gerçekleştirdiğimiz
toplantı oldukça önemli, emeği geçenlere ve Komisyon başkanımıza çalışmaları için teşekkür ediyorum."
Bakan Dinçer, kadınların iş gücüne katılımına ilişkin istatistiki
bilgiler de verdi.
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımının, 2008 itibariyle yüzde 24
olduğunu ifade eden Dinçer, bu oranla Türkiye'nin Orta Doğu ülkeleriyle aynı
grupta yer alırken, Güney Avrupa ile Latin Amerika ülkelerinin, hatta Malezya'nın
bile oldukça gerisinde kaldığını belirtti.
Dinçer, tarım sektörü dışarıda bırakıldığında Türkiye'de kadın iş gücüne
katılımının, İspanya, Portekiz, Güney Kore gibi ülkelerin hemen hemen 3'te 1'i
düzeyine indiğini, buna karşılık tarım dışı kadın katılım oranlarında Mısır, Fas
ve Suriye'ye kıyasla daha iyi bir konumda olduğunu söyledi.
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının 1989-2008 yılları
arasında yüzde 36,2'den yüzde 24 seviyesine kadar gerilediğini vurgulayan Dinçer,
bu düşüşün en büyük nedeninin kentleşme olduğunu belirtti.
Tarım dışı işsizlik oranlarının, kadınlarda, erkeklerle kıyaslandığında
belirgin ölçüde daha yüksek olduğuna işaret eden Dinçer, kadınlarda görülen
yüksek işsizlik oranlarının en önemli nedenlerini, ''yüksek rezervasyon
ücretleri, yetersiz iş tecrübesi, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın istihdam etmenin
işverene yarattığı ek maliyetler'' olarak sıraladı.
Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye ve diğer ülkeler arasındaki kadın işsizlik oranı farkının en
önemli kalemini ortaokul ve lise mezunları oluşturmaktadır. Ortaokul ve lise
mezunlarında Türkiye, kadınlarda yüzde 21,1 ile karşılaştırılan ülkelerdeki en
yüksek işsizlik oranına sahiptir. Benzer bir eğilim yüksekokul ve üniversite
mezunu kadınlarda da vardır. Yüksekokul ve üniversite mezunu kadınlarda Türkiye
yüzde 13,8 ile karşılaştırılan ülkeler arasında yine en yüksek işsizlik oranına
sahiptir.
15-24 yaş grubunu oluşturan gençlerde 2008 itibariyle iş gücüne katılım
oranı yüzde 37 olarak hesaplanmaktadır. Türkiye genç erkeklerde iş gücüne katılım
yüzde 53,2 ile karşılaştırma yapılan ülkelerin ortalamasına çok yakınken, genç
kadınlarda iş gücüne katılım oranları genel yapıyla benzerlik göstermekte ve
yüzde 24,4 ile Orta Doğu dışındaki ülkelere göre oldukça düşük bir seviyede
bulunmaktadır. İş gücüne katılım oranı 2004'ten 2008'e genç erkeklerde yüzde 50
civarında neredeyse sabitken genç kadınlarda yüzde 24'ten yüzde 27'ye istikrarlı
bir biçimde artmıştır. Genç işsizlerin toplam işsizler içerisindeki oranına
bakıldığında Türkiye uluslararası karşılaştırmada yüzde 33,7 ile ortalamaya yakın
bir yerde durmaktadır.'' (11.20)
katılımıyla " Kadının Çalışma Hayatına Katılımı ve İstihdamının Artırılması" konulu genel
bilgilendirme ve istişare toplantısı düzenledi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit toplantının açılışında
yaptığı açış konuşmasında komisyonlarının sivil toplum kuruluşları ile icra makamlarını bir
araya getirme misyonları kapsamında bugün bu toplantıyı düzenlediklerini belirterek kadının iş
hayatına katılımının ve istihdamının artırılmasının önemine değindi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile sivil toplum kuruluşlarını, düzenledikleri istişare
toplantısı ile bir araya getirdiklerini ve kadın istihdamının artırılması konusunda yapılabilecekler
konusunda bilgi alışverişi sağlanacağını söyleyen Akşit kadınlara haklarını ve bu haklarını nasıl
kullanacaklarını anlatma noktasında bu tür toplantılara devam edeceklerini belirtti.
Komisyon Başkanı Güldal Akşit'in konuşmasının ardından söz alan
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Türkiye'de kadınlar çalışıyorsa ülkemizde çalışıyor demektir.
Kadınlarımız sosyal güvence altındaysa ülkemizin de geleceği güvence altındadır"
cümleleriyle kadının çalışma hayatındaki önemini vurguladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak kadınların hem çalışma hayatına kazandırılması
hem de sosyal güvenlik hizmetlerinden daha fazla yararlanması amacıyla bir çok yeniliğe imza
attıklarını belirten Bakan Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz kadın ve erkek eşitliğini bir insan hakları sorunu olarak görüyoruz.
Yaşadığımız yüzyılda kadınlar ve erkeklerin her türlü ayrımcılığa uğratılması,
ırkçılık kadar tehlikeli ve insanlık dışı bir durumdur. Ancak siyasi, sosyo-ekonomik haklar
ve teknoloji gibi alanlarda çağımızda yaşanan baş döndürücü gelişmelere rağmen
hâlâ kadınlara yönelik pek çok alanda ayrımcılık yapılıyor. Biz kadına karşı yapılan her türlü ayrımcılığın karşısındayız.
Kadınlarımıza haklarını kazanmaları yönünde vereceğimiz her türlü destek ülkemizin geleceğine yatırımdır.
Kadının çalışma hayatına kazandırılmasının yalnız kadınlara değil, toplumun sosyal, ekonomik ve
zihinsel gelişimine de tartışmasız katkıları olacaktır.
2002 yılı sonrası özellikle çalışma hayatı ve sosyal güvenlik açısından kadınlarımıza
yönelik pek çok yasal düzenleme yapılmış ve çeşitli haklar getirilmiştir.
Bu hakların kadınlarımız tarafından bilinmesi, benimsenmesi ve kullanılması için siyasetçilerin,
iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının desteği şarttır. Bu anlamda burada gerçekleştirdiğimiz
toplantı oldukça önemli, emeği geçenlere ve Komisyon başkanımıza çalışmaları için teşekkür ediyorum."
Bakan Dinçer, kadınların iş gücüne katılımına ilişkin istatistiki
bilgiler de verdi.
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımının, 2008 itibariyle yüzde 24
olduğunu ifade eden Dinçer, bu oranla Türkiye'nin Orta Doğu ülkeleriyle aynı
grupta yer alırken, Güney Avrupa ile Latin Amerika ülkelerinin, hatta Malezya'nın
bile oldukça gerisinde kaldığını belirtti.
Dinçer, tarım sektörü dışarıda bırakıldığında Türkiye'de kadın iş gücüne
katılımının, İspanya, Portekiz, Güney Kore gibi ülkelerin hemen hemen 3'te 1'i
düzeyine indiğini, buna karşılık tarım dışı kadın katılım oranlarında Mısır, Fas
ve Suriye'ye kıyasla daha iyi bir konumda olduğunu söyledi.
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının 1989-2008 yılları
arasında yüzde 36,2'den yüzde 24 seviyesine kadar gerilediğini vurgulayan Dinçer,
bu düşüşün en büyük nedeninin kentleşme olduğunu belirtti.
Tarım dışı işsizlik oranlarının, kadınlarda, erkeklerle kıyaslandığında
belirgin ölçüde daha yüksek olduğuna işaret eden Dinçer, kadınlarda görülen
yüksek işsizlik oranlarının en önemli nedenlerini, ''yüksek rezervasyon
ücretleri, yetersiz iş tecrübesi, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın istihdam etmenin
işverene yarattığı ek maliyetler'' olarak sıraladı.
Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
''Türkiye ve diğer ülkeler arasındaki kadın işsizlik oranı farkının en
önemli kalemini ortaokul ve lise mezunları oluşturmaktadır. Ortaokul ve lise
mezunlarında Türkiye, kadınlarda yüzde 21,1 ile karşılaştırılan ülkelerdeki en
yüksek işsizlik oranına sahiptir. Benzer bir eğilim yüksekokul ve üniversite
mezunu kadınlarda da vardır. Yüksekokul ve üniversite mezunu kadınlarda Türkiye
yüzde 13,8 ile karşılaştırılan ülkeler arasında yine en yüksek işsizlik oranına
sahiptir.
15-24 yaş grubunu oluşturan gençlerde 2008 itibariyle iş gücüne katılım
oranı yüzde 37 olarak hesaplanmaktadır. Türkiye genç erkeklerde iş gücüne katılım
yüzde 53,2 ile karşılaştırma yapılan ülkelerin ortalamasına çok yakınken, genç
kadınlarda iş gücüne katılım oranları genel yapıyla benzerlik göstermekte ve
yüzde 24,4 ile Orta Doğu dışındaki ülkelere göre oldukça düşük bir seviyede
bulunmaktadır. İş gücüne katılım oranı 2004'ten 2008'e genç erkeklerde yüzde 50
civarında neredeyse sabitken genç kadınlarda yüzde 24'ten yüzde 27'ye istikrarlı
bir biçimde artmıştır. Genç işsizlerin toplam işsizler içerisindeki oranına
bakıldığında Türkiye uluslararası karşılaştırmada yüzde 33,7 ile ortalamaya yakın
bir yerde durmaktadır.'' (11.20)
