2012-04-17 - 13:37
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Annan Planı çerçevesinde alınacak tedbirleri takip edeceklerini belirterek, ''Suriye yönetimi şu anda zamana oynamaktadır'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Annan Planı çerçevesinde alınacak tedbirleri takip edeceklerini belirterek, ''Suriye yönetimi şu anda zamana oynamaktadır'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kutlu Doğum Haftası'nın Türkiye'ye, İslam dünyasına ve insanlığa hayırlı olması temennisinde bulundu.

Vefatının yıldönümünde 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ı rahmetle yad ettiklerini dile getiren Erdoğan, ''Türkiye'ye kazandırdıkları ve hizmetlerinden ötürü Allah'tan bir kez daha rahmet diliyoruz'' dedi.

Erdoğan, dün açıklanan yeni işsizlik rakamlarına değinerek, bu yılın Ocak ayındaki işsizlik rakamlarının önceki yılın aynı ayına göre 1,7 düşerek, yüzde 10.2 olarak gerçekleştiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Zira dün, Ocak ayı işsizlik rakamları açıklandığında bazıları bu oranları yıllık oranla kıyaslayarak işsizliğin arttığı gibi bir izlenim oluşturma gayreti içine girdi. Aylık işsizlik oranları, yıllık işsizlik oranıyla ya da başka ayların işsizlik oranlarıyla kıyaslanmaz. Aylık işsizlik oranları, önceki yılın veya yılların aynı ayının işsizlik oranlarıyla kıyaslanır. Çünkü işsizlik dönemsel olarak, mevsimsel olarak artar ya da eksilir. 2012 yılı Ocak ayı işsizlik oranı, son yıllarda elde ettiğimiz en düşük işsizlik oranıdır.''

Geçmiş yılların işsizlik oranlarını veren Erdoğan, ''2007 yılının Ocak ayında işsizlik oranının yüzde 11, 2008 yılında yüzde 11.6, 2009 yılında, ki zirve yaptı yüzde 15.5, 2010'da yüzde 14.5, 2011 yılında yüzde 11.9 olarak gerçekleşmişti. 2012 yılı Ocak ayında ise bütün bu oranların çok çok altında, yüzde 10.2 gibi çok düşük bir oranda gerçekleşti'' diye konuştu.

Yılın devamında da bu düşüş eğiliminin devam edeceğini umduğunu ve temenni ettiğini dile getiren Erdoğan, yeni teşvik sistemiyle ilgili bilgi verdi.

Bölgeler arası farklılıkları en iyi şekilde gözeten bir teşvik sistemi hazırladıklarına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''2009 yılında uygulamaya koyduğumuz teşvik sistemi, gerek yatırım ve gerekse istihdam noktasında hedeflerine ulaştı. Önceki sistemle, 11 bin 382 adet teşvik belgesi düzenlendi. 157 milyar lira tutarında yeni yatırım ve 376 bin kişilik yeni istihdam öngörüldü. Özellikle daha az gelişmiş olan üçüncü dördüncü bölgelerde uyguladığımız bir önceki teşvik sistemiyle yatırım ve istihdam önemli oranda artış kaydetti. Yeni teşvik sistemiyle önümüze çok daha büyük hedefler koyduk. Genel, bölgesel teşviklerin yanı sıra büyük ölçekli yatırımları ve stratejik yatırımları bu yeni sistemde daha güçlü şekilde destekleyeceğiz.''

Geniş bir yelpazede, Türkiye genelinde hem yerli hem uluslararası yatırımları cazip hale getireceklerini vurgulayan Erdoğan, ''Bölgesel haritayı da farklı bir yaklaşımla ele aldık ve il bazlı teşvik sistemine geçiş yaptık. Teşvik uygulama haritasında illerimizin konumları tamamen bilimsel verilerle tespit edilmiştir. Burada hiçbir siyasi kayırma ve siyasi öteleme kesinlikle yoktur. Ayrıca illerimizin yerleri de statik değildir. Yani bu illerin durumlarında gerileme veya ilerleme olursa teşvik sıralamasındaki yerleri anında değişebilir; yükselebilir veya düşebilir'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, iller arasında herhangi siyasi bir ayrım yapılmadığını belirterek, şöyle devam etti:

''Şimdi birileri çıkıp 'Tunceli neden 6. bölgede değil de 5. bölgede' diye ortalığı velveleye vermeye çalışıyor. Tabi bunlar Tunceli'ye seçimden seçime gittikleri için Tunceli'ye nelerin yapıldığını ve Tunceli'de nelerin değiştiğini görmüyorlar. Teşvik haritası, politik mülahazalarla olduğundan farklı gösterilmemiştir. Tamamen bilimsel ve istatistiki verilerle bu işlemler görülmüştür. Yeni teşvik sistemimizin ülkemiz, milletimiz, ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum.''

Önceki hafta Danıştay ile Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yeni hizmet binalarını ve Selçuklu Belediyesi'nin yeni hizmet binasını açtıklarını anımsatan Erdoğan, hafta sonunda da Tekirdağ'da 333 milyon lirayı bulan yatırım hizmetlerinin açılışını yaptıklarını anlattı.

Darüşşafaka Cemiyeti'nin Genel Kurulu'na katıldığını hatırlatan Erdoğan, burada önemli bir değişikliğe imza atıldığını söyledi. Erdoğan, ''Türkiye'nin köklü kurumlarından biri olan yaklaşık 150 yıldır yetimlerin elinden tutan Darüşşafaka, yaptığımız tüzük değişikliği ile daha kapsayıcı ve kucaklayıcı bir yapıya kavuştu. Tüzük gereği sadece yetimleri kabul eden kuruluş, yetim veya öksüz tüm çocuklarımızı kabul edecek ve onlara kol kanat gerecek. Yine tüzükteki o günün şartları gereği Türk-İslam olma şartını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak kriteri ile değiştirdik. Böylesi bir istisnayı ortadan kaldırmış olduk. Tabi bu bir buçuk asır süren bir durum olmuş oldu. Böylece Darüşşafaka Üniversitesi'ni de kuracak ve ilköğretimden üniversiteye kadar öğrencilerini yetiştirme şansına sahip olacak'' diye konuştu.

Geçtiğimiz iki haftanın dış politika açısından oldukça verimli geçtiğini dile getiren Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı, Irak Temsilciler Meclisi Başkanı ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak üzere Türkiye'de pek çok önemli temasın gerçekleştiğini anlattı.

Çin gezisinden de bahseden Erdoğan, bu ülkedeki temasları hakkında bilgi verdi. Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ni ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olduğunu hatırlatan Erdoğan, ''Buradaki kardeşlerimizin selamını sizlere iletmek istiyorum'' dedi. Erdoğan, Pekin ve Şanghay'daki ekonomik ve siyasi içerikli önemli temaslarda bulunduklarını anlattı.

Başbakan Erdoğan, Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaretin de önemine dikkati çekerek, gerek Çin ve gerekse Suudi Arabistan ziyaretlerinde Suriye konusunun gündeme geldiğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Açıkçası Suriye'de ateşkes ilan edildiğinde, geçmişteki tecrübelerimize dayanarak, ateşkesin uygulanması konusunda temkinli davranmıştık. Nitekim bu ülkeden gelen son haberler, bu temkinli duruşumuzu haklı çıkartıyor. Annan Planı çerçevesinde Suriye yönetiminin meskun mahallere asker sevkıyatını durdurması, ağır silahların kullanımına son vermesi ve askeri unsurlarını geri çekmesi gerekiyor. Suriye yönetimi bu şartları yerine getirdiğini ifade etse de sivil halka yönelik saldırıları maalesef devam ediyor.

Elbette BM Güvenlik Konseyi'nin 14 Nisan'da aldığı Anan Planı'na destek kararı da son derece önemli ve isabetli olmuştur. Kararda bir gözlem misyonunun oluşturulması öngörülüyor ve ilk heyet şu anda Suriye'ye ulaşmıştır ve bunun 200'ün üstünde sayı ile destekleneceği belirtildi. Bunların güvenliği noktasında ne gibi tedbirler alınacağı önemli soru işaretleri. Türkiye olarak bu gözlemcilerin bir an evvel bölgede göreve başlamasını bekliyoruz. Elbette ateşkes Suriye halkının sorunlarına çözüm getirmiyor; yaraların sarılması, bölgeye insani yardım ulaştırılması, ülke genelinde başta gazeteciler olmak üzere serbest dolaşım hakkının sağlanması gerekiyor.

İki Türk gazeteci halen elinde, adeta esir konumundadır. Bunlar gazeteci, halen bırakılmamıştır. Bir defa bunun cevabını Suriye yönetiminin vermesi gerekir. Ülkede çoğulculuğu hedefleyen ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınacağı bir anayasa talebi de derhal karşılanmalıdır. Suriye'de sorununun dondurulması, ertelenmesi sadece yeni saldırılar, yeni vahşet gösterileri için yönetime zaman kazandıracaktır. Suriye yönetimi şu anda zamana oynamaktadır. Ateşkes konusunda her ne kadar umutsuz olsak da bekleyecek, gelişmeleri yakından takip etmeye, uluslararası kamuoyunun dikkatlerini Suriye'ye çekmeye devam edeceğiz.''

İran'ın nükleer programıyla ilgili İstanbul'un hafta sonunda önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptığını bildiren Erdoğan, ''Daha önce Kasım ayında taraflar masayı terk etmişti. Türkiye olarak yoğun çabalarımız ve girişimlerimiz sayesinde taraflar meseleyi etraflıca ele aldı ve zirve umutları artıracak bir atmosferde gerçekleşti'' şeklinde konuştu.

Önceki hafta pazar günü Konya ve Tekirdağ'da partisinin il kongrelerine iştirak ettiğini hatırlatan Erdoğan, bu kongrelerin birer demokrasi şölenine dönüştüğünü anlattı. Erdoğan, ''Bizim kongrelerimize öfke, çatışma değil, havalarda uçuşan sandalyeler, yumruklar değil, hamdolsun kardeşlik, uhuvvet, tevazu, samimiyet ve muhabbet damgasını vuruyor. Çünkü biz siyaseti birilerinin gördüğü gibi bir makam ve rant dağıtma aracı olarak görmedik. Siyaset bizim için ülkeye hizmettir. Ama birileri için siyaset en başından itibaren birileri için kendisine ve çevresine rant sağlama aracı olmuş ve bunlar yüzünden siyaset kurumu yıllar boyunca yıpratılmış ve örselenmiştir. Biz ancak hayırda yarışırız ve daha iyi hizmet etmek için birbirimizle hayırda bir rekabetin içine gireriz. Siyaseti bir hizmet aracı olarak değil, bir rant aracı olarak görenlerin il kongrelerinde nasıl bir manzara sergilendiğini görüyorsunuz'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bize her fırsatta yolsuzluk iftirasında bulunan, çamur atan CHP'li yöneticilere, eğer yolsuzluk görmek istiyorlarsa, kendi partilerine bakmalarını, aynaya bakmalarını tavsiye ediyorum'' dedi.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı ve yöneticilerinin kendilerine yolsuzluk çamuru atarken, kendi partilerinde alttan alta nelerin döndüğünü görmediklerini ve görmek istemediklerini söyledi.

''İşte bugünkü gazetelerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın açıklamalarını herhalde okumuşsunuzdur'' diyen Erdoğan, kendi partilerinin harcamalarında dahi usulsüzlük yapanların, bundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez mahkum edilenlerin ''utanmadan, sıkılmadan kendilerine haksız ithamlarda bulunduğunu'' ifade etti.

Erdoğan, ''Kendi il ve ilçe belediyelerinde birbirlerini yolsuzlukla itham edenler, birbirleriyle rant kavgasına düşenler, işte bunu örtmek, perdelemek için bize çamur atıyorlar. İşte Kayseri ile ilgili olarak Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı'nın verdiği mücadele, sonunda mahkemenin kararı hepsi ortada'' dedi.

Fatih Projesi'ne değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz FATİH Projesi'ne baktığımız zaman orada kaliteli bir eğitim görüyoruz. Bilgisayarlı, akılı tahtalı, son derece modern bir eğitim sistemi görüyoruz. Biz FATİH Projesi'ne baktığımız zaman aydınlık yüzlü zeki evlatlarımızın, aydınlık istikbalini görüyoruz. Ama onlar batıklarında sadece ve sadece para, ihale ve rant görüyor. Gözlerini rant hırsı bürümüş. Rant hırsı bürümüş olanlardan açıkçası başka bir şey görmelerini beklemek de yanlış olur zaten. Bize her fırsatta yolsuzluk iftirasında bulunan, çamur atan CHP'li yöneticilere, eğer yolsuzluk görmek istiyorlarsa, kendi partilerine bakmalarını, eğer yolsuzluk görmek istiyorlarsa, aynaya bakmalarını özellikle tavsiye ediyorum.

Yolsuzlukların egemen olduğu, esir aldığı bir AK Parti iktidarı olsaydı, soruyorum; eğitimde bu 170 bin dersliği yapmak mümkün olur muydu- Biz geldiğimizde bilgisayar yoktu, 1 milyona yakın bilgisayar olur muydu- Göreve geldiğimizde Türkiye genelinde üniversite sayısı 75, şu anda 165'e ulaştı. 81 ilin tamamında üniversite olur muydu- Milli bütçesinin yarısının eğitime ayıran bir AK Parti iktidarı. Sağlıkta Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir devrim gerçekleşti. Artık 'ben insanım, bana insanca muamele ediliyor' diyenlerin olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Hafta sonu bir hasta ziyareti için Çapa Tıp Fakültesi'ne uğradım. Hamdolsun oradaki ilgi ve alaka hasta ve hasta yakınlarının, bize sadece hamdetme görevini yerine getirmemizi özellikle vurguladı.''

''Eksikler yok mu, vardır. Tabii ki onlar da evvel Allah giderilecektir'' diyen Erdoğan, ''her şeyimiz yüzde 100'lüktür iddiasında'' olmadıklarını, bu eksikleri de süratle gidermek zorunda olduklarının bilinciyle hareket ettiklerini söyledi. Aynı şekilde bugüne kadar sağlıkta görülmeyen adımlar attıklarını anlatan Erdoğan; ''Biz bunları yaşadık; mezralardan, dağ köylerinden hastaların şehre getirilirken nasıl öldüğünü biliyoruz. Doğum yapmak üzere olan kadınımızın ne çileler çektiğini biliyoruz. Bakın göreve geldik paletli ambulanslardan tutun, helikopter ambulanslar ve jet ambulansa varıncaya kadar hepsini uygulamaya aldık ve şimdi onlarla kar kış demeden ta oralardan hastalarımızı alıyoruz. Bunlar; 'önce insan' diyerek yola çıktık ya işte insana verdiğimizi değerin en önemli ispat edilmiş uygulamasıdır'' diye konuştu.

Erdoğan, birilerinin laf ürettiğini, kendilerinin ise iş ürettiğini belirterek, şu anda 81 ilin tamamında hastaneleri her geçen gün daha ideale doğru taşıdıklarını ve daha güzel hale getirdiklerini söyledi. Açılan çok sayıda tıp fakülteleri ve buralardan yetişecek doktorlarla tıpta bir rekabet alanının da oluşacağını anlatan Erdoğan, hastanelerin doktor, hemşire ve sağlık görevlileri noktasında Batı dünyasıyla daha ileri noktada yarış eder noktaya geleceklerini söyledi.

Adalet alanında şu anda fiziki altyapıda çok önemli adımlar attıklarını, bunların Cumhuriyet tarihinde olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Peki insan insaf eder. Bir insan bakar, bunları görmüyor musun- Senin gözün yok mu- Eğer yolsuzlukların olduğu iktidar olsa, bunların hangisini yapılabilirdi- CHP'nin kenarından köşesinden ortak olduğu iktidarlarda ne yaptınız, bunu söyleyin- Sadece ulaşımda Cumhuriyet tarihinde 6100 kilometre bölünmüş yol yapılmışken 9,5 yıl içinde 15 bin kilometre bölünmüş yolu hamdolsun sığdıran bir iktidar var. Bunu görmüyor musun, bu yollardan gidip gelmiyor musun- Sen hayatında hiç yüksek hızlı trene bindin mi- Bu herhalde eşantiyondan olmadı. Bunlar bu iktidarla oldu. İşte Ankara-Eskişehir bitti, şimdi Eskişehir-İstanbul yapılıyor. Ankara-Konya bitti. Tavsiye ediyorum, kullan rahat edersin. Şu anda Ankara-Sivas aynı şekilde yapılıyor. Şimdi bütün bunları yok mu farzedeceksin. 2013, bak boğazın altında dip derinliği de bayağı derin, orada raylı sistem tüp geçit yapılıyor. Girme boğulursun, çok dikkat et. Bunlar yolsuzlukların olduğu bir iktidarda olur mu-

Geçen gün İzmir'de orada ufak raylı sistemle ilgili açılış yapıyor, 7-8 kilometre miydi o kadar bir şey- 2 kilometreymiş bak. Orada baktım bayağı esip gürlüyor. Siz bir defa Eski Belediye Başkanı Priştina zamanında başlayıp da yürümeyen, yürüyemeyen raylı sisteminizi bizden destek, yardım istediniz. Biz de Ulaştırma Bakanlığımızı o projeye dahil ettik, onunla o projeyi büyük oranda bitirdik hala da devam ediyor, bitirmeye de devam edeceğiz. Ulaştırma Bakanlığı'nın burada çok ciddi katkısı var. Nitekim bir tanesinde orada birlikte açılışta bulunduk. Ya bunları görmüyor musun- Sana kalsa bunlar bitmezdi. Ama biz burası CHP'li belediye demedik, geldik oraya de elimizi attık. Ya susuz kaldın be... Gördes Barajı'nı bitirdik İzmir'e su verdik. Niye, benim halkım var orada. Yolsuzlukların olduğu bir iktidar kalkıp da bunları yapabilir mi- Yapıyor işte... Çıkıyor ucuz siyaset yapıyor. Bu kara siyasettir, karalama siyasetidir. Hiçbir politika, çözüm, öneri üretemeyenler işte böyle ucuz siyasete başvurur, başkalarına kara çalmaya girişir. ''

Tarımda, hayvancılıkta attıkları adımların ve verdikleri desteklerin ortada olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yolsuzlukların olduğu bir iktidar ile bakın borçlanmada nerelerden nerelere geldik. Yüzde 64 faiz ile bu ülke borçlanırken şimdi ortalama 8,5 ile borçlanıyor. Nereden nereye geldik. Bu güçlü olan iktidarın işidir. Yoksa yolsuzlukların içinde olduğu iktidar bunu başaramaz. işte bizden önceki iktidarın hali ortada. Onda da kendi esintilerinin olduğu parti oranın ortağıydı. Ne oldu, Ziraat Bankası gibi bir banka batırılıyor. Görev zararı deyip milleti aldatıyorlardı. Halk Bankası, Vakıfbank da aynı şekildeydi. Ama şimdi Ziraat Bankası da Halk Bankası da Avrupa ve Balkanlarda önemli bir konumda. Vakıfbank, hamdolsun iyi bir konumda. Bunlar nasıl oldu- Eğer yolsuzlukların olduğu bir iktidar olsaydık işte ABD'de, şurada, burada bankalar ve sigorta şirketleri batarken bizimkiler de batardı. Hamdolsun bizimkilere en ufak bir şey olmadı. Olmadığı gibi ortalama rasyoya baktığımız zaman, yüzde 18. Ama bunların çaldıkları kara, Allah'ın izniyle bize bulaşmayacak. Allah'ın izniyle bize atmak istedikleri çamur yine onların kendilerine bulaşacak. Ne bu iktidarın ne de AK Parti'nin yanına, yöresine bugüne kadar yolsuzluk yakışmadı, yaklaşmadı. Böyle bir şey olduğu anda da biz, o kim olursa olsun gözünün yaşına bakmaz, hemen aramızdan atar, onu uzaklaştırırız.''

**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****