2010-11-23 - 14:34
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BDP ile ittifak tartışmalarını değerlendirirken ''CHP üzerinde ciddi oyunlar oynandığını'' söyledi. Tartışmaları hayretle izlediğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Biz milletle ittifak yapacağız'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BDP ile ittifak tartışmalarını değerlendirirken
''CHP üzerinde ciddi oyunlar oynandığını'' söyledi. Tartışmaları hayretle izlediğini
belirten Kılıçdaroğlu, ''Biz milletle ittifak yapacağız'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
''Türkiye'nin önemli bir süreçten geçtiğini'' ifade ederek, şöyle devam etti:

''CHP üzerinde ciddi oyunlar oynanıyor. Sağ medyaya asla inanmayın. AKP
yandaşı olan medyaya asla inanmayın. Tutturmuşlar bir 'ittifak' diye. Ne ittifakı
Allah aşkına... Kim konuşuyor, kim yapıyor? Günlerdir tartışılıyor. Ben bile
hayretle izliyorum 'bunlar uzayda mı yaşıyor' diye. Çıkmışız böyle bir şeyin
olmadığını söylemişiz. Oturmuşlar bir sürü adam, hep aynı tipler, aynı televizyon
kanalları, sabah akşam bunu konuşuyorlar.

Hiçbir CHP'li bu tuzağa düşmez. Ne söylersek biz söyleriz. Birileri bizim
adımıza konuşmasın.

Tek hedefimiz vardır: İttifak ise biz milletle ittifak yapacağız.
İşçisiyle, çiftçisiyle, memuruyla, emeklisiyle çalışacağız; böyle yola çıkacağız.
Bize inanan, Cumhuriyete inanan, laik demokratik sosyal hukuk devletine inanan,
ezilmişlerden, emekten yana olan, ülkesini seven, ülkesinin onurunu koruyan,
örgütlü toplumdan yana olan herkesin... İster Doğu'da, ister Batı'da, ister
Güney'de, ister Kuzey'de olsun CHP'nin çatısı altında yeri vardır.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın din istismarcılığı yaptığını ileri sürerek, ''Kutsal
mekanlar herkes içindir. Bu mekanlarda siyaset, ticaret,yolsuzluk, haksızlık
olmaz. O mekanları biz yanlış yerlere çeker, siyasete alet edersek Müslümanlığa
en büyük kötülüğü yapmış oluruz. Bunu, Sayın Başbakan'ın hiç ama hiç unutmaması
lazım'' dedi.

Paris'te katıldığı Sosyalist Enternasyonal Toplantısı ile hafta sonu
Diyarbakır ve Şanlıurfa illerine gerçekleştirdiği ziyaretler hakkında bilgi veren
Kılıçdaroğlu, özellikle Diyarbakır ve Şanlıurfa'ya gitmesinin belli çevrelerde
''bunlar ne yapıyorlar?'' şeklinde bir tedirginliğe yol açtığını ileri sürdü.
Kılıçdaroğlu, ''Buradan açıkça söylüyorum; bir şey yapıyoruz, CHP'yi iktidara
taşıyoruz'' diye konuştu.

Hiç kimseyi ötekileştirmediklerini belirten Kılıçdaroğlu, bu ülkede
yaşayan CHP'nin felsefesine ve çağdaş uygarlığı inanan, sosyal hukuk devletinden
yana olan, laikliği ana ilke olarak kabul eden bütün yurttaşların CHP çatısı
altında yeri olduğunu söyledi.

Konuşmasında vatandaşların Kurban Bayramı'nı da kutlayan Kılıçdaroğlu,
uzun bayram tatillerinde yaşanan trafik kazalarına dikkati çekti.

Trafik kazalarının özenle ele alınması gereken bir sorun olduğunu
vurgulayan Kılıçdaroğlu, geçmişte karayollarında güvenliğin sağlanması amacıyla
''Karayolları Yasası''nın çıkarıldığını, bir de Karayolu Güvenliği Yüksek
Kurulu'nun kurulduğunu hatırlattı. Kurul'un başkanının Başbakan olduğunu ve
yasaya göre yılda iki kez toplanmasının gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Tam
8 yıldır bu Kurul toplanmıyor'' açıklamasında bulundu.

Parlamentonun çıkardığı yasanın gereğini yerine getirmenin yürütme
organının görevi olduğunu da ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''8 yıldır bu kadar can kaybı varken hiç meraklanıp 'şu kurulu bir
toplayayım. Nerede hatamız, eksiğimiz var? Üstelik duble yollar da yaptık. Can
kaybı azalmadı, artıyor. Demek ki sorun var' denmiyor. Sorun varsa aklımızı,
mantığımızı kullanacağız, çözüm üreteceğiz. Ama çözüm üretmiyoruz. Bu tablo güzel
bir tablo değil. Umuyorum, gelecekte bizim bu eleştirimizi dikkate alarak Sayın
Başbakan kısa sürede bu Kurulu toplar, alınması gereken önlemler varsa,
çalıştırılması gereken komisyonlar varsa çalıştırır ve biz can kaybını bir daha
ki uzun tatilde asgariye belki de sıfıra indirmiş oluruz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Eylül halk oylaması öncesinde bir
cami çıkışında vatandaşlara hitap ederek ''evet'' oyu istediğini ifade eden
Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan görevini yapmıyor ama bir şeyi çok iyi yapıyor,
din istismarcılığını çok iyi yapıyor'' dedi.

Yurttaşların kendilerine ''ibadet yerlerinin siyaset mekanı olup
olmadığını'' sormalarını isteyen Kılıçdaroğlu, eğer olmadığını düşünüyorlarsa, bu
duruma itiraz etmeleri gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, 453 yıllık Süleymaniye Camisi'nin restorasyonun ardından
arife günü ibadete kapatıldığını ve gazetelere Başbakan Erdoğan'ın bayram
namazını burada kılacağına ilişkin ilan verildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu,
Erdoğan'ın namaz çıkışında da burada bir konuşma yaptığını anlattı. Kılıçdaroğlu,
şöyle devam etti:

''Ellerini vicdanına koyarak bütün yurttaşlarımın beni dinlemesi lazım.
Bu yapılan hareket doğru mu, yanlış mı? Eğer yanlışsa, önce bu yanlışı Sayın
Başbakanın kavraması lazım. Eğer biz inanca saygı göstereceksek, Müslümanlığa
saygı göstereceksek, insanımıza saygı göstereceksek, Allah'la kulun arasına bir
başka kişinin girmediğini biliyorsak böyle bir olayı hayata geçirmememiz lazım.
Bu yanlış. Bu yanlıştan herkesin dönmesi lazım. Aksi halde en temiz duyguları, en
temiz mekanlarda yerine getirirken tepemize bir siyasetçi gelecek mi gelmeyecek
mi, böyle bir beklenti içine gireriz. Bu doğru değil. Kutsal mekanlar herkes
içindir, insanların bütün duygulardan arınıp kendisine Tanrı'ya adadığı
mekanlardır. Bu mekanlarda siyaset olmaz, ticaret olmaz, yolsuzluk, haksızlık
olmaz. O mekanlarda kul, Allah ve insanın vicdanı vardır. O mekanları biz yanlış
yerlere çeker, siyasete alet edersek Müslümanlığa en büyük kötülüğü yapmış
oluruz. Bunu, Sayın Başbakan'ın hiç ama hiç unutmaması lazım.''


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bunların
bir özelliği var; kendi çıkarları için, bulundukları koltuklar için
yapmayacakları, istismar etmeyecekleri hiçbir şey yoktur'' dedi.

Buna örnek vermek istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Hükümetin, Vakıflar
Genel Müdürlüğüne ait eski cami ve türbeleri onarma kararı aldığını, bunun güzel
bir karar olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Bunlar o tarihi mekanlarda bile
yolsuzluk yapmaktan kendilerini alamadılar'' görüşünü savundu.

İzmir Merkez Kemeraltı Cami onarımı için yapılan ihaleye ''yandaş bir
firmanın girdiğini'' savunan Kılıçdaroğlu, hiçbir iş yapılmadığı halde, 71 bin
227 liranın onarım tam yapılmış gibi ödendiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Manisa ve İzmir'deki başka camilerden de örnek vererek,
tamir öncesi ve sonrasına ait fotoğrafları gösterdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, 22 camide yapılan onarımın toplam bedelinin 6 milyon
874 bin 71 lira olduğunu, yapılmayan işler için ise 3 milyon 873 bin 446 lira
ödendiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, yapılmayan iş yüzde 56 oranındayken, ödenen
paranın yüzde 100 olduğunu kaydetti.

''Bunlara güvenmeyin, inanmayın, bunları iyi tanıyın'' diyen
Kılıçdaroğlu, caminin onarımında yolsuzluk yapılıp yapılmayacağını sordu.

Kılıçdaroğlu, Fatih'te Kaptan-ı Derya Halilpaşa Cami'nin yeniden
yapılması gerektiğini, imar planlarında da yerinin ayrıldığını ifade ederek,
ancak buranın dini yer alanından çıkarılarak, düğün salonu ve muhallebici
yapıldığını kaydetti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Eğer bunu CHP yapsaydı, yer gök inlemişti. 'Bunlar dinsizdir, şöyledir
böyledir' diye her şey söylenirdi. Şimdi biz bunlara ne diyeceğiz? Biz
insanımıza, insanımızın inançlarına, değerlerine saygılıyız. Bunlar para, koltuk
için her şeyi satmaya hazırlar. Bunların yaptığı bu. 10'a yakın cami, ibadet
yerinin imar planlarında değişiklik yapılıyor, rant alanına dönüştürülüyor, lüks
rezidanslar, iş merkezleri yapılıyor. Bunların gerçek yüzünü göstereceğim,
yüzlerindeki maskeyi indireceğim.

Bunlar samimi, inançlı, inanca saygı gösterenler değil. Bunlar Ahmet
Arif'in dediği gibi aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır.''

Kılıçdaroğlu, 8 Temmuz 2004 tarihli Meclis Genel Kurulunda, CHP'li
milletvekillerinin yoklama talep ettiğini, AK Parti'li 65 milletvekilinin salonda
olmadığı halde, ''buradayım'' diyerek pusula gönderdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu,
''İnsanda biraz ahlak denen şeyden bir kırıntı olur. Hem orada olmayacaksın hem
oy kullanacaksın hem kalkıp bize Müslümanlık dersi vereceksin, yemezler onu. Önce
ahlak. Millet seni buraya çalışman için gönderdi'' dedi.

Bunun 2004, 2007 ve son olarak da bayram öncesinde tekrarlandığını ifade
eden Kılıçdaroğlu, ''Beyefendi hacda, oyu Ankara'da, ışık hızını yakalamışlar.
Herkese ahlak dersi veren bir Başbakanımız var. Başbakan, bu konuda hiç konuştu
mu, 'yanlış yapıyorsunuz' dedi mi?Bakanlar Kurulundan biri medyaya konuştuğunda
ise, 'O konuşan 6 bakanı kapının önüne koyarım' diyor. Ama hacda olduğu halde
Genel Kurulda oy kullananın sırtını sıvazlıyor'' görüşünü dile getirdi.

''Bunların bir başarısı daha var; yenilgiyi zafere, yalanı gerçeğe
dönüştürüyor'' diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Füze kalkanı için gazetelerde manşetler; neredeymiş bu başarılar,
Türkiye her istediğini elde etmiş, Türkiye olmasaymış NATO'nun onuru bile
kırılabilirmiş... Türkiye güçlü bir ülke, NATO için de öyle. Ama sizin
söylemleriniz ile bu laflar arasında hiçbir bağlantı yok. Dışişleri Bakanı, füze
kalkanı konusu görüşülürken, 'Biz çevremizdeki hiçbir komşumuzdan tehdit
algılaması içinde değiliz. NATO'ya dönük de bir tehdit oluşturduğu kanaatinde
değiliz' diyor. Allah aşkına füze kalkanı sisteminin Türkiye'de ne işi var o
zaman, niye getiriyorsunuz? Getirdin kalkanı kuracaksın, nerede kaldı sıfır
sorun? Sorunun olmadığı yerde böyle bir önleme gerek var mı? Demek ki sen halka
doğruları söylemiyorsun. Bir Dışişleri Bakanı'na yakışır mı? Füze kalkanı
sistemini buraya kuracaksın, yeni soğuk savaşın cephe ülkesi Türkiye olacak.

Başbakan, 'Muhalefetin bu konuda yeterli bilgisi yok' demiş. Niye Meclisi
toplamıyorsun, toplarsın bilgi verirsin. Onların yeterli bilgisi yok, onlar halen
gerçeği göremediler. Irak'ta da aynı şeyi yaptılar. Ortadoğu'nun eş başkanı değil
miydi Sayın Başbakan, yüz binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken, milyonlarca
Müslüman öldürülürken burada sesi soluğu çıkmıyordu.

Bütün Türkiye, dünya, İran da biliyor; bu İran için kuruldu. İran,
Pakistan, Kuzey Kore, Çin bizim düşmanımız değil, peki bu füze savunma sistemini
niye biz kendi ülkemizde kuruyoruz? Amaç İran'ın nükleer sistemini kontrol etmek.
Bunu korkudan söyleyemiyorlar, biz söylüyoruz. Başbakan, 'Özellikle
topraklarımızın genelinde böyle bir şey düşünülüyorsa, zaten kesinlikle bu bize
verilmeli, aksi takdirde böyle bir şeyin kabulü mümkün değil' Sevsinler senin
celallenmeni. Sayın Başbakan çark etmiş durumda. Bu sistemde, Anadolu halkının
cebinden kaç lira çıkacağını bilen yok.''


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'ün Lizbon dönüşünde, ''ülkemizde hukuk, demokrasi ve insan hakları
yükseliyor'' şeklinde açıklama yaptığını anımsattı. Kılıçdaroğlu, ''Benim sade
bir yurttaş, askeri dönemleri de yaşamış bir yurttaş olarak gördüğüm kadarıyla;
hukuk, demokrasi ve insan hakları ihlalleri, askeri dönemler hariç, bütün süre
içinde AKP dönemindeki kadar ihlal edilmedi, ihlallerin en çok olduğu
iktidardır'' iddiasında bulundu.

Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavi için hastanelere
gönderilmediğini öne süren Kılıçdaroğlu, yaşa dışı dinlemelerin en yoğun olarak
bu dönemde gerçekleştiğini, yasa dışı dinlemelerin meşrulaştırıldığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Gül'ün Meclis'te ''tutukluluğun infaza dönüştüğünü''
söylediğini anımsatarak, ''Tutukluluğun infaza dönüştüğü bir ülkede demokrasi,
insan hakları nasıl yükseliyor, merak ediyorum'' diye konuştu.

AB'nin 2011 İlerleme Raporunda şimdiye kadar ki hiçbir raporda olmadığı
kadar insan hakları, demokrasi ve hukuk eleştirisi yer aldığını belirten
Kılıçdaroğlu, ''Demek ki AB de ağır ağır gerçekleri görmeye başladı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto eden üniversite
öğrencilerine 15 ay hapis ceza verildiğini belirterek, ''Hangi demokratik ülkede
Başbakan protesto edildi diye 15 ay hapse atılan üniversite öğrencisi vardır?
Kimse bize demokrasi dersi vermesin'' açıklamasında bulundu.

Kılıçdaroğlu, yarın Öğretmenler Günü olduğunu anımsatarak, ''eli
öpülesi'' öğretmenlerin gününü kutladı.

İktidarın öğretmenlere verilmesi gereken desteği hiç vermediğini iddia
eden Kılıçdaroğlu, atanamayan öğretmen sayısının her yıl giderek arttığını
söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, öğretmenlere de şöyle seslendi:

''Sizi seviyoruz. Siz, ülkemizin aydınlığısınız. Siz, elinizde meşale
toplumu ileriye taşıyan önderlersiniz. Sizi aç ve açıkta bırakmayacağız.
Verdiğimiz aylıkla sizi ikinci işe mahkum ettirmeyeceğiz. Bütün mesainizi
öğrencilerinize ve okulunuza vereceksiniz. Çünkü, siz mesainizi okula, öğrenciye
verdikçe Türkiye'nin çağdaş uygarlığa ulaşma yolu daha da kısalacaktır. Siz bizim
gücümüz, beynimiz olacaksınız.

Bir Milli Eğitim Bakanımız var, evlere şenlik. Milli Eğitim Bakanlığının
iç denetim raporu var. Raporda diyor ki 133 bin 317 öğretmen açığı var. Grup
Başkanvekilimiz Muharrem İnce soruyor, kaç öğretmen açığımız var diye. Sayın
Bakanın yanıtı: 76 bin 721 açığımız var. Rapora mı Bakana mı inanacağız? Öğretmen
açığını bilmeyen bir Milli Eğitim Bakanı o Bakanlığı yönetebilir mi? Yönetemiyor.
Yönetemediği için de Türkiye buradan kurtulamıyor.''

Başbakan Erdoğan'ın iktidara gelmeden önce atanamayan öğretmenlerin
tümünü atayacaklarını söylediğini öne süren Kılıçdaroğlu, ''İktidar oldu. Yaptı
mı? Yapmadı. Bunların söylemleri ile eylemleri taban tabana zıt'' diye konuştu.

Öğrenci başına harcamanın OECD ülkelerinde 6 bin 741, Türkiye'de ise bin
130 dolar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Eğitimin içinde bulunduğu dram
budur'' ifadesini kullandı.

CHP iktidarında bütün öğretmenleri baş tacı edeceklerini belirten
Kılıçdaroğlu, mevcut iktidar döneminde dersane sayısında büyük artış olduğunu
söyledi.

Eğitim sistemini ters yüz edeceklerini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları
söyledi:

''Ortalama 1.400 TL olan öğretmen aylığını en az 2000 TL'ye çıkaracağız.
7 TL olan ek ders ücretini 15 TL'ye çıkaracağız. Öğretmenlere toplu taşıma
ücretsiz olacak. Kart verilecektir. Öğretmenler Günü'nde öğretmenlere bir aylık
ek maaş verilecek. Öğretmenlere ücretsiz bilgisayar ve internet hizmeti
verilecek. Madem ki öğretmen, madem ki çağı yakalayacak, zaten para
vermiyorsunuz, bari ücretsiz bilgisayar ve internet verin. Sözleşmeli
öğretmenlerin tamamı kadroya alınacak. Aileler bölünmüş. Arada bir yerde buluşup
hasret gideriyorlar. Böyle bir sistem olabilir mi? Anayasa 'ailenin birliği
bütünlüğü esastır' diyor.

Bir şey daha, CHP'nin iktidarında TÖBDER'in mallarını da iade
edeceğiz.''

(14:34)