2020-06-09 - 21:30
CHP GRUP TOPLANTISI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, zor bir süreçten geçildiğini ifade etti. Kimliklerin, inançların, yaşam tarzlarının farklı olabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ama al bayrağımızın altında, bu güzel vatanda birlikte huzur içinde yaşamak istiyoruz." diye konuştu.
Siyasette kavga istemediklerini ancak siyasette soru sorulabilmesi, vatandaşın hakkının, hukukunun aranabilmesi, bir yerde hukuksuzluk varsa milletin vekilinin bunu dile getirebilmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Oy versin, vermesin Türkiye coğrafyasındaki hatta yurt dışında yaşayan bütün vatandaşların sorunlarını dile getirmek boynumuzun borcudur. Sadece sorunları dile getirmek değil çözümleri de üretmek zorundayız. Neyin nasıl yapılacağını söylemek zorundayız." değerlendirmesini yaptı. Salgın sürecinde çok sayıda vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet diledi.

"Huzuru nasıl bulacağız?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Eğer bir ülkede özgür, kalemini satmayan gazeteciler varsa vatandaşın derdini özgürce dile getirebiliyorsa o memlekette huzurun yolu açılıyor demektir." diye konuştu.

Adaletin tesis edilmesi halinde vatandaşların huzur içinde yaşayacağını ifade eden Memal Kılıçdaroğlu, kendilerinin de bunu arzuladıklarını, kimsenin bir mağduriyet yaşamasını istemediklerini söyledi.

Gazeteciler İsmail Dükel ve Müyesser Yıldız hakkındaki gözaltı kararlarına değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Hangi gerekçeyle alınıyorlar? Emin olun duyduğumda üzüldüm. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz biz? Huzur olmayacak mı bu memlekette? Gazetecinin de huzur hakkı yok mu? Ben bütün vatandaşlarıma soruyorum. Ne yaptı bu gazeteciler? Haber peşinde koşuyorlar. Suçluyorlar bunları, efendim bunlar casusluk yapacakmış. Bu kadar da ayağa düşürmeyin bu casusluğu kardeşim. Ne casusluğu, ne ajanlığı kardeşim, nereden çıkarıyorsunuz bunları?"

Haber toplayacak gazetecinin haber peşinde koştuğunu, en zor koşullarda bile haber topladığını ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, savaş muhabirlerinin cephede askerin bile önünde bir görüntü, bir haber için hayatını feda ettiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Kimileri içeride. Barış Terkoğlu içeride, neden? Barış Pehlivan içeride, neden? Hülya Kılınç içeride, neden? Murat Ağırel, Mehmet Ferhat Çelik, Aydın Keser içeride, neden? Casusluktan. Allah akıl fikir versin. Gerçekten söylüyorum, Allah akıl fikir versin. Osman Kavala içeride, Selahattin Demirtaş içeride, Ahmet Altan içeride, avukatlar içeride, askeri öğrenciler içeride. Bu taktiği hepimiz biliyorduk değil mi? FETÖ taktiğiydi. Önce havuz medyasına yazdırıyorlardı, o dönem de havuz medyası böyle bir görev üstleniyordu, arkadan polisler sabah baskını yapıp, geceyarısı gözaltına alıp, sonra tutuklama, uzun süre içeride tutma. Neden? Casus arıyorlar. Eğer bu memlekette bir casus aranıyorsa bu memlekette devletin sırlarını terör örgütüne peşkeş çeken birisi aranıyorsa o da kozmik odayı açanlardır."

Millet İttifakı olarak iktidara geldiklerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sırlarını terör örgütüne peşkeş çekenlere hesap soracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Açıkladılar, devletin sırlarını verdiler. Türkiye Cumhuriyeti devleti lehine çalışan 813 kişi öldürüldü. Kozmik odayı terör örgütüne teslim edenlerin eli kanlıdır, vebal altındadırlar onlar. Ne istiyorsunuz Müyesser Hanım'dan, İsmail Dükel'den ne istiyorsunuz? Barışlardan ne istiyorsunuz? Dönüp aynada kendinize baksanıza, bu memleketi ne hale getirdiğinize dönüp bir baksanıza." dedi.

Milletvekilliği düşürülen isimlerin halk tarafından seçildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bunlar seçime girdi mi girdi. Kim izin verdi seçime girmesine? Savcılıktan temiz kâğıdı aldılar mı, aldılar. Yüksek Seçim Kurulu baktı mı, baktı. Dosyayı onayladı mı, onayladı. Seçime girebilirsin dedi mi, dedi. Ne oldu da şimdi birdenbire 'mahkemeden karar çıktı ben bunu düşüreceğim' diyorsun. Hayır arkadaş, düşüremezsin. Yaptığın yanlıştır, Anayasa'ya aykırıdır."

Kemal Kılıçdaroğlu, her zaman her yerde demokrasiyi savunduklarını dile getirerek, şunları söyledi:

"Kim olursa olsun. Çünkü demokrasi sadece benim için değil, herkes için geçerli bir kavram. Benim gibi düşünmeyen için de demokrasi geçerli bir kavramdır, öyle olması lazım. AK Partili Balıkesir Belediye Başkanı görevden alındığında biz itiraz ettik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı görevden alındığında kim itiraz etti, biz. 'Milletin oyuna, darbe yapıyorsun' dedik. Onları İstanbullular, Balıkesirliler, Ankaralılar seçti. Neden görevden alıyorsunuz? Neden zorla istifa ettiriyorsunuz bunları? Biz söyledik. Aynı şekilde milletvekillerinin üyeliklerinin düşürülmesi millet iradesine yapılmış bir darbedir. Sen düşüreceksen milletvekilliklerini, millet neden sandığa gidiyor?"

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyada etkili olduğunu, olmaya da devam ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, virüsün kimsenin kimliğine, inancına, siyasi görüşüne, yaşadığı ülkeye bakmadığının altını çizdi.

Vatandaşların Bilim Kurulunun aldığı kararlara uyması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, salgın sürecinde fedakârca görev yapan apartman görevlilerine yönelik çalışmalarının olduğunu bildirdi.

Kuryeler, eczacılar, güvenlik görevlileri, zabıtalara da salgın sürecindeki özverili çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden Kılıçdaroğlu, "En büyük teşekkürümüz ise sağlık çalışanlarına. Sağlık çalışanları hepimizin göğsünü kabarttı. Cumhuriyetin aydınlanma felsefesinin yarattığı bir başarıdır bu. 1923'de Türkiye'de 554 doktor vardı. 4 hemşire, 69 eczacı, 139 ebe vardı. Bugün Avrupa'nın en güçlü sağlık ordusu bizde. Bu süreçte eve gitmediler, yeri geldi 24 saat çalıştılar, bazıları virüs kaptı, hepsine şükran borçluyuz." dedi.

Kılıçdaroğlu, sağlık çalışanları için ödüllendirici bir şeylerin yapılması gerektiğini daha önce dile getirdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu süreçte en azından iki maaş ikramiye verilmesi lazımdı. Bu miktarda değil ama ek ödeme verildi. Güzel, hiç itirazımız yok buna. Ama sağlık çalışanları arasında ayrım yapıldı. Bunu bütün sağlık çalışanlarına ver, sağlık çalışanları arasında ayrım yaparsan haksızlık yapmış olursun. Tıbbi sekretere, hastanenin güvenlik görevlilerine, sağlık işçilerine, hasta bakıcılara, laborantlara, radyoloji teknisyenleri ve aşçılara ek ödeme verilmedi. Bu doğru değil, bu devletin saygınlığına gölge düşürür. Sağlık çalışanları bir bütündür, yardım yapacaksan hepsine yap. Tamam, birisine yüksek birisine az olabilir ama hepsine yapman lazım. Ayrımcılık yaparsan sen devleti iyi yönetemiyorsun anlamına gelir."

Hükümetin, bu süreçte işçi, memur, emekli, çiftçi, sanayici, işveren, Türk Tabipler Birliği, Ziraat Odaları Birliği ile istişare etmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, iktidarın yaptığı toplantıya sadece "yandaşları" çağırdığını iddia etti.

"Böyle bir toplantı yapıyorsun da Ziraat Odaları Birliği Başkanı çağırılmaz mı? Eczacılar Birliği Başkanı çağırılmaz mı? Türk Tabipleri Birliği Başkanı çağırılmaz mı? Bunlar vatan haini mi? Bunların taraftarları, hitap ettikleri bir kitle yok mu?" diye soran Kılıçdaroğlu, bunların da derdini anlatıp, çözümleri konuşması gerektiğini söyledi.

2020 bütçesi TBMM'den geçerken, Orta Vadeli Program yapılırken, Kovid-19 salgınının olmadığına dikkati çekerek, şimdi yeni bir sürecin başladığını, üretim tercihlerinin değiştiğini, 100 binlerce iş yerinin kapanacağını, devletin gelirlerinin azalabileceğini ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu, bu kapsamda, yeni bir bütçenin, Orta Vadeli Programın yapılması gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, "Halk Bankasından kredi borcu olanların kredilerini yeniden yapılandırdılar, güzel uygulama yaptılar. Hakkını yemeyim kimsenin ama Halk Bankasından kredi alanların sayısı 567 bin. Esnaf sayısı ne kadar 1 milyon 753 bin 213 kişi. Yani üçte birine ancak kolaylık sağlandı. Üçte ikisinin yanından bile kimse geçmedi." dedi.

Kılıçdaroğlu, devlette paranın olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Evet, para var. Nerede para? İşsizlik Sigortası Fonu'nda. Kaç lira para var? 131 milyar Türk lirası, eski parayla 131 katrilyon lira. Bu parayı kim ödedi? 131 milyar lira kimin parası? İşçilerin parası, onlar çalışırken aylıklarından kesiliyor. İşveren ödüyor, işçi ödüyor, devlet ödüyor belli bir miktarda birikiyor. 131 milyar lira para birikti. Sadece 2019 yılında faiz geliri 16 milyar lira, eski parayla 16 katrilyon lira. Bu, çalışanların banka kredi kartı, tüketici kredisi borçlarının faizlerini ödemeye yeter. bile artar."

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, çiftçilerin devletten alacağı olduğunu belirterek, Meclis'ten 2006'da "her yıl milli gelirin en az yüzde 1 oranında çiftçiye destek verilmesi" konusunda kanun çıkarıldığını anımsattı.

Kanunun çıkmasından bugüne kadar hiçbir zaman çiftçiye yüzde 1 teşvik verilmediğini iddia eden Kemal Kılıçdaroğlu, "Çıkardık, çiftçinin hakkı ne kadar? 2007-2018, son 2 yılı dahil etmediğimizde 122 milyar 169 milyon lira çiftçinin alacağı var devletten, yüzde 1'lerden. Son 2 yılı dahil ettiğimizde 175,5 milyar lira yapıyor, çiftçinin bu devletten kanun gereği alacağı." ifadelerini kullandı.

CHP'li milletvekillerin çeşitli illerde tarım üreticinin sorunlarını dinlediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sevgili vatandaşım, ister sanayici, ister çiftçi, ister emekli, ister işsiz, ister esnaf, ister şoför. Ne olursan ol eğer bir dertle karşılaşıyorsan ve çözüm istiyorsan, derdinin Meclis'te dile getirilmesini istiyorsan, ilk kapısını çalacağın parti CHP olsun."

Türkiye'de yıllık geliri 7 bin lira ve altında olan 11 milyon kişi bulunduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "Çıkıp saraydakiler konuşuyorlar, o sosyetede konuşuyor, onların beslemeleri de konuşuyor. Kişi başına gelir 9 bin dolar. Hepsi hikaye. Türkiye Cumhuriyeti devletinde 11 milyon kişinin yıllık geliri 7 bin ve altında. Aylık 583 lira. Saraydakilerde vicdan, ahlak, insan sevgisi, adalet ve hak hukuk dediğimiz bir kavram varsa, bu adamlar 583 lirayla bir ay nasıl geçinecekler." diye konuştu.

Yıllık geliri 8 bin liranın biraz üzerinde olan kişi sayısının da 16 milyon olduğunu kaydeden, ancak bunların CHP'nin rakamları olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu rakamlar yeni bir damadın atandığı TÜİK'in rakamları. Saraydakiler bunu görüyor mu acaba? Ellerini vicdanına koyup düşünüyorlar mı acaba? Beslemeler nedir biliyor musunuz? 3, 4 şirkette yönetim kurulu üyesi. Her birisinden dünyanın parasını alıyor. Bunlar besleme takımı. RTÜK Başkanı da öyleydi biliyorsunuz. Hala böyle bir sürü kurullar var. Nerede böyle hem milletvekili maaşı alıyorlar hem 3, 4 yerden birden para alıyorlar. Allah gözünüzü doyursun. Fakir fukara evine ekmek alamıyor. Ben bunları söyleyince yine bana kızacaklar. Yine diyecek 'Bay Kemal' diye. Bay Kemal sonuna kadar konuşacak, o bilsin. Bunları söyleyince 'para yok' diyecekler. Para var Türkiye'de. Kaynakları, potansiyeli var Türkiye'nin."

Türkiye'nin insan gücü açısından da mali açıdan da zengin bir ülke olduğunu vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bütün meselenin zenginliğin kimin için kullanacağı olduğunu söyledi.

Yılın ocak, şubat, mart aylarında hükümetin 668 milyar lira para kullandığını ileri süren Kemal Kılıçdaroğlu, bu tarihte faize ödenen paranın 38 milyar lira olduğunu belirterek, "Demek ki faizciye, tefeciye var." ifadesini kullandı.

"(5 milyon 440 bin kişiye 1000'er lira verdik) diyorlar. 5.5 milyar lira." diyen Kılıçdaroğlu, 7 bin liranın altında geliri olan 11 milyon vatandaş bulunduğunu yineledi.

Tank palet fabrikası olayının milli bir dava olduğunu savunan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bütün ülkücü kardeşlerime sesleniyorum; Vatanseverlik sıradan bir kavram değildir. Vatanseverlik, milletseverlik, bayrakseverlik sıradan bir kavram değildir. Vatanını seven ordusuna sahip çıkar, ordusunun fabrikasına sahip çıkar, ordusunun fabrikasını Katar ordusuna peşkeş çektirmez. Peşkeş çektirenlere de asla ve asla ülkücü denmez, milliyetçi de denmez. Onların hiçbirisi ne ülkücüdür ne de vatanseverdir ne de milliyetçidir. Karşı çıkanların hepsinin benim başımın üstünde yeri var. Vatanseverlik, bayrakseverlik budur. Hep beraber bunu yapacağız."