2007-05-29 - 14:16
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasetteki üsluplarının, aslında milletin üslubu olduğunu ifade ederek, ''Herkes bilmelidir ki siyasetteki üslubumuz gibi, bizim yaşama biçimimiz, milletimizin yaşama biçimidir'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, İstanbul'un
fethinin 554. yıldönümünü kutlayarak başladı. Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u
farklı inanç ve kültürlerin barış içinde yaşadığı bir bilim ve kültür merkezi
haline getirdiğini söyleyen Erdoğan, ''Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin sembol
şehri olan İstanbul, farklılıkların bir arada, barış içinde yaşayabildiği dünya
idealinin ulaşılabilir bir hedef olduğunun en canlı kanıtıdır'' diye konuştu.
İstanbul'da yaşayanların, Fatih Sultan Mehmet'in kente girişinde,
''Başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz''
dediklerini hatırlatan Erdoğan, İstanbul'un medeniyetler ittifakında sembol şehir
olduğunu söyledi.
-''BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ''-
Türkiye için başarılarla dolu bir iktidar dönemini, Türkiye'ye yakışır bir
vakar ve onurla tamamladıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Ülkemizin gelecek hedefleri için yeni bir koşunun başlangıç noktasındayız.
Bugüne kadarki bütün grup konuşmalarımızda, istişare toplantılarımızda, siyasi
vurgularımızın ağırlık noktası, siyaset kurumunun itibarı olmuştur. Özellikle
demokratik istikrarı korumak olmuştur. Tam bir hukuk devletine kavuşmak olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf bir demokrasi ile idaresi için, adalet ve
kalkınması için AK Parti grubu olarak bütün gücümüzle çalıştık.
Türkiye, rakamlara sığmayan büyük bir dönüşümü başarıyla gerçekleştirdi.
Siyasetin çıtasını, demokrasinin düzeyini, halkımızın yaşam standartlarını bir
daha aşağıya inmeyecek şekilde yükseklere çıkardık. Türkiye'nin hayrına, Türk
milletinin yararına olan hiç bir adımı atmakta bugüne kadar tereddüte düşmedik.
Bütün zorluklar karşısında yılmadan, dimdik durduk. Bundan sonra da tereddüt
etmeyecek ve onurlu duruşumuzu özenle muhafaza edeceğiz.''
-ÜSLUP-
Erdoğan, siyasette duruşlarının, üsluplarının, politik mülahazalarla
belirledikleri, taktik olarak tayin ettikleri bir duruş olmadığını ifade ederek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendi doğal duruşumuzdur. AK Parti olarak, adalet ve kalkınma idealine
gönül veren bir parti olarak, bizim siyasetteki üslubumuz, aslında iyi
düşünülürse milletimizin üslubudur. Biz bu üslubu, reyting rekorlarına bakarak,
ajanslardan sipariş olarak devralmadık. Maskesiz bir siyaset için yola çıktık.
Sizler, AK Parti kadrolarıyla siyaseti ağırlıklarından hep beraber arındırmanın
kavgasını verdiniz; bunu da büyük ölçüde hep birlikte başardık.
Herkes bilmelidir ki siyasetteki üslubumuz gibi, bizim yaşama biçimimiz,
milletimizin yaşama biçimidir. Milletimizden aldığımız gücü, milletimize hizmet
olarak götürmekten başka çaremiz yoktur, olamaz. Milletimiz emanetini, hakkıyla
taşımaktan ve ona layık olmaktan başka bir arzumuz yoktur. Özgüvenimizi milletten
alıyoruz. Milletimize sonununa kadar güveniyoruz. Milletimizin içinden geldik,
tekrar ona döneceğiz ve milletimizle birlikte bu süreci sürdüreceğiz.
Bu güvenle yola çıktığımız için bütün başarılarımızı, milletimizin kazanç
hanesine kaydettik. Bütün vatandaşlarımıza, vatandaşlarımızın bütün taleplerine,
bütün bölgelerimize, bütün şehirlerimize aynı gözle baktık. Batıya farklı, Doğuya
farklı bakmadık ve 80 yıl geriye gittiğimizde, Türkiye'nin 81 vilayetine en az
iki kez giden bir başbakan yok. Bu kardeşiniz, her vilayete en az iki kez
gitmiştir.''
''PANCAR EKİM AVANSI 5 HAZİRAN TARİHİNDE ÖDENECEK''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Haziranda verilmesi gereken pancar
ekim avansının 5 Haziranda ödeneceğini açıkladı.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında verdiği bilgiye göre, 5
Haziranda ton başına 8 YTL pancak ekim-bakım avansı, toplam 69 milyon YTL, şeker
avansı olarak 25 Haziranda 20 milyon YTL, 31 Ağustosa kadar verilmesi gereken
çapa avansı ise 10-15 Temmuz arasında toplam 60 milyon YTL olarak ödenecek.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, AK Parti'nin, belli bir grubun partisi değil, bütün Türkiye'nin partisi
olduğunu ifade ederek, ''AK Parti, Türkiye'nin ve siyasetin merkez partisidir''
dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, kendilerine
temsil yetkisi veren milleti mahcup ve pişman etmediklerini söyledi. Türkiye
haritasının her yerinde, başları dik olarak halka gittiklerini belirten Erdoğan,
her bölgede güçlü parti olmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Türkiye'nin her köşesine, şehrine, ilçesine, beldesine, köyüne, mezrasına
kadar hizmet götürmenin gururunu yaşadıklarına işaret eden Erdoğan, hiç bir
bölgeyi, şehri, ilçeyi, diğerinden ayırmadan, kuşatıcı ve kucaklayıcı ve adaletli
bir tavır takındıklarını vurguladı. Erdoğan, özellikle son 2.5 yıldır
uyguladıkları KÖYDES projesiyle, köylünün su ve yol sorununu yıl sonuna kadar
tamamlama gayreti içerisinde olduklarını dile getirdi.
-''01.30'DA VATANDAŞ ARADI''-
Antalya'da çalışan, Kahramanmaraş'ın kenar köyünden bir vatandaşın, saat
01.30'da kendisini aradığını belirten Erdoğan, vatandaşın, ''10 haneli mezramız
var. Komşu köylere yol ve su geldiği halde bizim köye gelmedi. Bizim halimiz ne
olacak'' dediğini söyledi. Erdoğan, hanenin bağlı olduğu ilçenin kaymakamıyla
görüştüğünü ve kaymakamın kendisine, ''en yakın mezradan buraya bir ay içinde
suyu ulaştıracağım'' dediğini söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan, bu mezranın, binlerce mezradan biri olduğunu ifade
ederek, şöyle konuştu:
''Ama olayın anlamı benim için de ülkem içinde farklı. Bu hassasiyetli
olaylara yaklaşan bir AK Parti iktidarı var. İşte bu yüzden, AK Parti bütün
Türkiye'nin partisidir, belli bir grubun partisi değildir. Herhangi bir ayırımı
tabi tutmadan... Ne dedik? 3 tane çizgimiz var. Biz 'bölgesel, etnik, dinsel
milliyetçiliğe karşıyız' dedik. 'Tüm Türkiye'nin sevdalıyız' dedik.
Bölgeler, şehirler, toplumsal kesimler arasında farklılık gözetenler,
ayrımcılık yapanlar bu hassasiyeti anlayamaz. Hükümeti devraldığımız günden bu
yana, Türkiye'nin dört bir yanını aynı aşkla, aynı heyecanla dolaştık. Şehirler
arasındaki gelişmişlik farkını gidermek için var gücümüzle çalıştık.''
-''AK PARTİ MERKEZ PARTİSİDİR''-
''AK Parti siyaset yelpazesinde nereye oturuyor?'' diye soran Erdoğan, AK
Parti, Türkiye'nin ve siyasetin merkez partisidir'' dedi.
Toplumsal merkeze dayanan siyaset anlayışlarının, tüm şehirleri,
vatandaşları, toplumsal kesimleri aynı samimiyetle sahiplenen, onların
meselelerini kendi meselesi olarak gören bir anlayışa sahip olduklarını ifade
eden Erdoğan, Yunus'un diliyle, ''yaradılanı, yaradandan ötürü seven'' bir
anlayışı benimsediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Merkez partisi olmak, toplumun temel değerlerine, asgari müştereklerine,
tarihi mirasına, ortak paydasına tüm farkılıklarıyla bir bütün olarak, kültürel
birikimine sahip çıkmaktır. Merkez partisi olmak, Cumhuriyetimizin temel
niteliklerine, kuruluş idealine, biri diğerinden ayrılamayacak özelliklerine,
Türkiye Cumhuriyeti'nin dünya üzerindeki onur ve saygınlığına sahip çıkmak, katkı
vermek, hizmet etmek demektir.
İnsanı ve hizmeti siyasetin merkezine yerleştiren AK Parti, 780 bin
metrekare vatan toprağında, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her
bölgedeki vatandaşımızın beklentilerini, sorunlarını çözmek, herkes için adalet
ve kalkınma istemiştir.''
-''BAŞARILAR BAŞIMIZI DÖNDÜRMEDİ''-
Başbakan Erdoğan, cumhuriyetin ve demokrasinin iktidarları döneminde en iyi
şekilde yaşandığını dile getirerek, büyük zorluklar gördüklerini, ancak Allah'ın
yardımıyla o zorlukları önemli ölçüde geride bıraktıklarını söyledi.
''Ne aldatan olduk, ne de aldanan olduk'' diyen Erdoğan, başarılarının
başlarını döndürmediğini vurgulayarak, siyasetlerinin dar bir zümre siyaseti
olmadığını, aksine bütün milletin gönlünde taht kurduğunu belirtti.
Türkiye'nin tıkanmış yollarını açarken, farklılıkların değil, daima ama
daima birliğin ve dayanışmanın altını çizdiklerini ifade eden Erdoğan,
''Türkiye'nin özlemi, hizip, zümre, kabile, sınıf ve bölge, mezhep siyaseti
değil, Türkiye'nin özlemi birlik siyasetidir, milleti bütün olarak kucaklama
siyasetidir'' diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, ''insani yücelt ki devlet yücelsin'' anlayışından yola
çıktıklarını belirterek, istatistiklerle, sayılarla, anketlerle tanımlanan, esas
gündemi başkalarınca belirlenen bir millet olmadıklarını bildirdi. Erdoğan,
Türkiye'nin, dünyada gündemi belirlenen bir ülke konumundan, gündem belirleyen
bir ülke konumuna geldiğini söyledi.
-''BİZİ KİMSE KAMPLARA BÖLEMEZ''-
Dönemsel meselelerin, kendilerini asıl istikametlerinden çeviremeyeceğini
ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizi kimsenin ayrıştırması, kamplara bölmesi, farklı kutuplara çekmesi
mümkün değildir. Millete rağmen siyaset yapılamayacağını, halka rağmen siyaset
üslubu belirlenemeyeceğini bilen herkes, bu milletin değerleriyle buluşmak, bizi
millet kılan temel değerlerimizi anlamak durumundadır.
AK Parti, siyaseti bu temeller üzerinde güçlenmiştir, güçlenmeye de devam
edecektir. Burada bütün renkler aynı bahçenin renkleri çiçekleri olarak varlığını
sürdürür. Bu bahçede gül yetiştirenlere, yasemin yetiştirenlere, nevruz
yetiştirenlere aynı gözle bakılır. Bu göz, bakış bizi bin yıl ayakta tutan, 3
kıtada yeryüzüde adalet ve kardeşlik iklimini yayan Yunus'un, Hacı Bektaş
Veli'nin bakışıdır. Bu bakış sayesinde biz Çanakkale'de tüm hesapları bertaraf
ettik ve yeniden millet olarak küllerimizden doğduk.
Tarihe, coğrafyaya, kültüre nüfuz eden bu zengin bakışı bulandırmak
isteyenler, ışığın ve aynanın önünde durarak, sadece kendi gölgelerini
kuşatanlar, açık söylüyorum, beyhude bir çaba içindedirler. Bunları bilerek ya da
bilmeyerek, cumhuriyeti cumhurdan esirgeyebileceklerini zannediyorlar. Onlar,
adaleti milletten esirgeyebileceklerini düşünüyorlar. Onlar, bilerek ya da
farkında olmadan demokrasiyi halktan esirgeyebileceklerini zannediyorlar. Hayır,
bu mümkün değil. Hiç kimse eşyanın tabiatına karşı çıkamaz, hiç kimse... Az önce
Ertuğrul Beye Ordu'nun dereleri dedim, o da 'O, Ordu'nun inatçılığını gösterir'
dedi.
Şimdi ben de burada diyorum; hiç kimse suları yokuş yukarı akıtamaz, Hiç
kimse adaletin, özgürlüğün, kardeşliğin bolluğunu bereketini yaşayan bu milleti,
bu zengin ülkeyi yeni nesillerle yönlendiremez, durduramaz. Hiç kimse demokrasiyi
halktan, cumhuriyeti cumhurdan esirgeyemez. Demokrasinin de cumhuriyetin de
temeli milli iradedir. Türkiye, adalet ve kalkınma özlemine ulaşmıştır. Buradan
geriye gidiş, istikrarsızlığa dönüş olmayacaktır.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa değişikliğine ilişkin
yasanın iade gerekçelerini kendilerinin de tarihin de değerlendireceğini
belirterek, ''Biz burada yorumumuzu tabii ki yapacağız. Ama diklenmeden
yapacağız, ama dik durarak yapacağız'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündeme ilişkin
görüşlerini dile getirdi. Krizleri siyasetlerinin merkezine endeksleyenlerin
ortaya koydukları tavırlarla demokratik istikrar, büyüme, yatırım, istihdamın
önemli olmadığını söyleyebileceklerini ifade eden Erdoğan, bunların ''uzlaşma,
bir arada yaşama, kardeşlik önemli değildir'' diyebileceklerini kaydetti.
Erdoğan, bu kesimlerin imtiyazlarını, seçkin konumlarını muhafaza etmek için
Türkiye'nin bütün kazanımlarından vazgeçebileceklerini de söyleyebileceklerine
işaret ederek, AK Parti'nin siyaset tarzının sadece istikrarı sağlamak değil,
istikrarı korumayı da bir milli görev, bir vatan görevi bilmek olduğunu anlattı.
Dünyanın gözleri Türkiye'nin üzerindeyken tüm dünyaya karşı ''iki Türkiye''
fotoğrafı vermek istendiğini vurgulayan Erdoğan, ''Hayır. Devletiyle, milletiyle
bölünmez bütün olan tek bir Türkiye vardır. Biz o Türkiye için varız, onun için
yola çıkarken her şey Türkiye için dedik'' dedi.
AK Parti'yi kurdukları günden beri bütün Hükümet icraatlarında bunu
savunduklarına işaret eden Erdoğan, bu sayede yüzyıllık tartışma temalarının
büyük çoğunluğunu gündemden düşürdüklerini ifade etti. Erdoğan, iktidarda
oldukları süreçte yaptıkları konusunda şunları söyledi:
''Büyük hukuk reformları yaptık, uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin
itibarına itibar kattık. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için müzakere sürecini
başlattık. Demokratik özgürlük alanını, düşünce hürriyetini genişlettik. Bu
sayede ekonomiyi, o büyük girdaptan kurtardık. Yasalar gerçekleşti ama ama
uygulama alanında hala sıkıntılarımız var. Ama inanıyorum ki bunlar da önümüzdeki
süreçte hallolacak sorunlardır. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda çok ciddi adımlar
attık. Türkiye, büyük bir modernleşme sürecine girdi. Bu sayede sosyal hukuk
devletimiz sağlam temeller üzerinde vatandaşlarımıza hizmet versin diye, 110
binin üzerinde derslik açtık. Bütün şehirlerin, köylerin yollarını aştık. Sağlık
hizmeti veren personel sayısına dönemimizde 95 bin yeni personel ilave ettik.
Şimdi yeni bir müjdeyi burada ilk kez ifade ediyorum; tam 32 bin sağlık personeli
daha alacağız. Türkiye bu yolda büyümesini sağlarken, her alanda büyüme ve
kalkınma sağlarken, bu tabloyu kimse değiştiremez.''
-''İMTİYAZ İLE ADALET İSTEYENLER ARASINDAKİ GERİLİM''-
Erdoğan, imtiyaz isteyenler ile adalet isteyenler arasındaki gerilimin,
Türkiye'yi rotasından geri çevirecek bir gerilim olayamayacağını belirterek,
''Türkiye'ye şaşı bakanlar, buradaki farklılıklarımızı, zenginlikliklerimizi
birer zaaf alanı olarak görebilir, hesaplarını ona göre yapabilir. Hatta
Türkiye'ye dışarıdan bakanlar; değerlendirenler buradaki birliğimizi ve
bütünlüğümüzü açık olarak gördükleri halde, tek olanı çift görmek isteyebilirler.
Ama önemli olan bizim bütün kriz girişimlerini hep birlikte milletçe bertaraf
etmemizdir'' dedi.
70 milyon vatandaşın huzuru ve mutluluğunun tek dertleri olduğunu söyleyen
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizim bütün derdimiz ideal devlet, demokratik, laik, sosyal bir hukuk
devletini, bu dört özelliğiyle birlikte geleceğe taşımaktır, bunu
başarabilmektir. Biz bizatihi milletin kendisiyiz. Bugüne kadar AK Parti olarak
eğer 'biz ve ötekiler' diye bir siyaset çizgisi üzerinde yürüseydik bu, büyük bir
aldanış, büyük bir yalan ve kendimize de bir ihanet olurdu. Türkiye'nin emanetini
omuzlarımızda hissetmeseydik, biz de 'küçük olsun ama benim olsun' diyenler gibi
gerilimin tarafı olmayı seçer,kolaycılığı tercih edebilirdik. Biz büyük yangını
söndürdük ve arkadaşlarımızla hep şunu konuştuk; bizim siyasetimiz tevazu üzerine
bina edilmelidir. AK Parti siyasetinde 'tevazu edersen yükselirsin' var.
Diğerlerinin siyasetinde gurur var, onur var. Gurur bize değil, gurur mutlak
yaratıcıya aittir, biz bu anlayıştayız. Büyük ve tehlikeli kasırgaları geride
bıraktık. Kolaycı, kavgacı siyaset çizgisi üzerinde yürümedik. Eğer yürüseydik,
gönüllerimizi, kollarımızı açmasaydık 70 milyona hizmet vermezdik. Eğer dar bir
zümre siyaseti yapsaydık, Türkiye bugünden 2023'ün Türkiye'sine hazırlanamazdı.''
-''TABİİ Kİ DEĞERLENDİRECEĞİZ''-
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde olup bitenleri milletin çok iyi gördüğünü
ve değerlendirmesini yaptığını belirten Erdoğan, şimdi söz sırasının kendisine
gelmesini, sandığın önüne konulmasını beklediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Anayasa değişikliği kanununun iade
gerekçesine değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Cumhurbaşkanımızın gerekçesini biz de değerlendiriyoruz ama tarih de
değerlendirecek. Bu gerekçe, çok önemli bir gerekçe. Bu, kayıtlara giriyor. Ama
bakıyorsunuz ki bazıları da diyor ki 'Siz bu gerekçenin üzerinde de
duramazsınız.' Bu yasama organı niye var, bu yasama organının mensupları niye
var, millet niye var? Bu, onun en tabii hakkıdır. Tabii ki değerlendireceğiz.
Tabii ki yorumlayacağız. Sizi gönderen millet, aynı zamanda kendi cumhurbaşkanını
da seçer. Biz bunu istiyoruz. Ama birileri diyor ki 'Hayır vekiller seçsin,
yeter.'' Ee, vekiller 3 tane cumhurbaşkanı seçtiler, biz de aynı şekilde seçme
yoluna gidiyorduk. Ama onu bile değiştirme yoluna gittiler. Bunu anlamak mümkün
mü? 'Bunu da eleştirmeyeceksiniz, bunun da üzerinde yorum yapmayacaksınız.' Ya ne
olacak? Hani var ya, bir yandan bir tokat, ondan sonra öbür yanağını çevirip ona
da bir tokat... Bu adalet değil, yok böyle bir şey. Adaletin gereği neyse, o
olacak. Biz burada yorumumuzu tabii ki yapacağız. Ama diklenmeden yapacağız, ama
dik durarak yapacağız, farkımız bu...''
-''ANAMUHALEFET İMTİYAZ İSTİYOR''-
''TBMM cumhurbaşkanını seçmesin'' diyenlere, ''sandık'' dediklerine işaret
eden Erdoğan, bu kesimlerin şimdi de ''Cumhurbaşkanını halk da seçmesin''
dediğini söyledi.
Erdoğan, ''Peki kim seçsin?'' sözlerine, salondan ''Baykal, Baykal'' diye
karşılık verilmesi üzerine, şöyle dedi:
''Bu lafların hepsini zaten millet söylüyor. Sivas'ta, Van'da söylediler.
Demek ki bu siyasetçiler, halkı mümeyyiz görmüyorlar; halkı kendi kararlarını
verecek kadar reşit saymıyorlar. Madem halka güvenmiyorsunuz, halkın
cumhurbaşkanı seçmesini de rejim meselesi olarak görüyorsunuz, peki halka gidip
nasıl oy isteyeceksiniz? Bu aziz millet, demokrasinin tecelli yeri olan Meclisi
terk edenleri, Meclis dışına göndermesini çok iyi bilir.''
Bir doktorun görevinin hastanede, öğretmenin okulunda olduğunu vurgulayan
Erdoğan, parlamenterlerin de Meclise gelip ne söylemesi gerekiyorsa söylemesi,
elini kaldıracaksa elini kaldırması olduğunu kaydetti.
''Ama bunlar buraya gelmedikleri gibi, içeriye girmek isteyenlerin iradesine
de engel oluyorlar. 'Kapı kapalı, giremezsin' diyorlar'' diyen Erdoğan, bir madde
için 1600 önerge verildiğini; bunun adının hizmet olmadığını kaydetti.
Erdoğan, ''Bunun adı, kendilerine göre boşlukları değerlendirmedir. Halk
adalet, kalkınma, demokrasi istiyor. Buna karşılık anamuhalefet partisi imtiyaz
istiyor. İnşallah 22 Temmuzda bu defa millet, 'yeter söz milletindir' demeyecek,
millet bu kez 'yeter karar milletindir' diyecek. O gün geldiğinde kimlerin mahcup
olacağını çok iyi göreceğiz.
fethinin 554. yıldönümünü kutlayarak başladı. Fatih Sultan Mehmet'in, İstanbul'u
farklı inanç ve kültürlerin barış içinde yaşadığı bir bilim ve kültür merkezi
haline getirdiğini söyleyen Erdoğan, ''Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin sembol
şehri olan İstanbul, farklılıkların bir arada, barış içinde yaşayabildiği dünya
idealinin ulaşılabilir bir hedef olduğunun en canlı kanıtıdır'' diye konuştu.
İstanbul'da yaşayanların, Fatih Sultan Mehmet'in kente girişinde,
''Başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz''
dediklerini hatırlatan Erdoğan, İstanbul'un medeniyetler ittifakında sembol şehir
olduğunu söyledi.
-''BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ''-
Türkiye için başarılarla dolu bir iktidar dönemini, Türkiye'ye yakışır bir
vakar ve onurla tamamladıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
''Ülkemizin gelecek hedefleri için yeni bir koşunun başlangıç noktasındayız.
Bugüne kadarki bütün grup konuşmalarımızda, istişare toplantılarımızda, siyasi
vurgularımızın ağırlık noktası, siyaset kurumunun itibarı olmuştur. Özellikle
demokratik istikrarı korumak olmuştur. Tam bir hukuk devletine kavuşmak olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf bir demokrasi ile idaresi için, adalet ve
kalkınması için AK Parti grubu olarak bütün gücümüzle çalıştık.
Türkiye, rakamlara sığmayan büyük bir dönüşümü başarıyla gerçekleştirdi.
Siyasetin çıtasını, demokrasinin düzeyini, halkımızın yaşam standartlarını bir
daha aşağıya inmeyecek şekilde yükseklere çıkardık. Türkiye'nin hayrına, Türk
milletinin yararına olan hiç bir adımı atmakta bugüne kadar tereddüte düşmedik.
Bütün zorluklar karşısında yılmadan, dimdik durduk. Bundan sonra da tereddüt
etmeyecek ve onurlu duruşumuzu özenle muhafaza edeceğiz.''
-ÜSLUP-
Erdoğan, siyasette duruşlarının, üsluplarının, politik mülahazalarla
belirledikleri, taktik olarak tayin ettikleri bir duruş olmadığını ifade ederek,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kendi doğal duruşumuzdur. AK Parti olarak, adalet ve kalkınma idealine
gönül veren bir parti olarak, bizim siyasetteki üslubumuz, aslında iyi
düşünülürse milletimizin üslubudur. Biz bu üslubu, reyting rekorlarına bakarak,
ajanslardan sipariş olarak devralmadık. Maskesiz bir siyaset için yola çıktık.
Sizler, AK Parti kadrolarıyla siyaseti ağırlıklarından hep beraber arındırmanın
kavgasını verdiniz; bunu da büyük ölçüde hep birlikte başardık.
Herkes bilmelidir ki siyasetteki üslubumuz gibi, bizim yaşama biçimimiz,
milletimizin yaşama biçimidir. Milletimizden aldığımız gücü, milletimize hizmet
olarak götürmekten başka çaremiz yoktur, olamaz. Milletimiz emanetini, hakkıyla
taşımaktan ve ona layık olmaktan başka bir arzumuz yoktur. Özgüvenimizi milletten
alıyoruz. Milletimize sonununa kadar güveniyoruz. Milletimizin içinden geldik,
tekrar ona döneceğiz ve milletimizle birlikte bu süreci sürdüreceğiz.
Bu güvenle yola çıktığımız için bütün başarılarımızı, milletimizin kazanç
hanesine kaydettik. Bütün vatandaşlarımıza, vatandaşlarımızın bütün taleplerine,
bütün bölgelerimize, bütün şehirlerimize aynı gözle baktık. Batıya farklı, Doğuya
farklı bakmadık ve 80 yıl geriye gittiğimizde, Türkiye'nin 81 vilayetine en az
iki kez giden bir başbakan yok. Bu kardeşiniz, her vilayete en az iki kez
gitmiştir.''
''PANCAR EKİM AVANSI 5 HAZİRAN TARİHİNDE ÖDENECEK''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Haziranda verilmesi gereken pancar
ekim avansının 5 Haziranda ödeneceğini açıkladı.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında verdiği bilgiye göre, 5
Haziranda ton başına 8 YTL pancak ekim-bakım avansı, toplam 69 milyon YTL, şeker
avansı olarak 25 Haziranda 20 milyon YTL, 31 Ağustosa kadar verilmesi gereken
çapa avansı ise 10-15 Temmuz arasında toplam 60 milyon YTL olarak ödenecek.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, AK Parti'nin, belli bir grubun partisi değil, bütün Türkiye'nin partisi
olduğunu ifade ederek, ''AK Parti, Türkiye'nin ve siyasetin merkez partisidir''
dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, kendilerine
temsil yetkisi veren milleti mahcup ve pişman etmediklerini söyledi. Türkiye
haritasının her yerinde, başları dik olarak halka gittiklerini belirten Erdoğan,
her bölgede güçlü parti olmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Türkiye'nin her köşesine, şehrine, ilçesine, beldesine, köyüne, mezrasına
kadar hizmet götürmenin gururunu yaşadıklarına işaret eden Erdoğan, hiç bir
bölgeyi, şehri, ilçeyi, diğerinden ayırmadan, kuşatıcı ve kucaklayıcı ve adaletli
bir tavır takındıklarını vurguladı. Erdoğan, özellikle son 2.5 yıldır
uyguladıkları KÖYDES projesiyle, köylünün su ve yol sorununu yıl sonuna kadar
tamamlama gayreti içerisinde olduklarını dile getirdi.
-''01.30'DA VATANDAŞ ARADI''-
Antalya'da çalışan, Kahramanmaraş'ın kenar köyünden bir vatandaşın, saat
01.30'da kendisini aradığını belirten Erdoğan, vatandaşın, ''10 haneli mezramız
var. Komşu köylere yol ve su geldiği halde bizim köye gelmedi. Bizim halimiz ne
olacak'' dediğini söyledi. Erdoğan, hanenin bağlı olduğu ilçenin kaymakamıyla
görüştüğünü ve kaymakamın kendisine, ''en yakın mezradan buraya bir ay içinde
suyu ulaştıracağım'' dediğini söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan, bu mezranın, binlerce mezradan biri olduğunu ifade
ederek, şöyle konuştu:
''Ama olayın anlamı benim için de ülkem içinde farklı. Bu hassasiyetli
olaylara yaklaşan bir AK Parti iktidarı var. İşte bu yüzden, AK Parti bütün
Türkiye'nin partisidir, belli bir grubun partisi değildir. Herhangi bir ayırımı
tabi tutmadan... Ne dedik? 3 tane çizgimiz var. Biz 'bölgesel, etnik, dinsel
milliyetçiliğe karşıyız' dedik. 'Tüm Türkiye'nin sevdalıyız' dedik.
Bölgeler, şehirler, toplumsal kesimler arasında farklılık gözetenler,
ayrımcılık yapanlar bu hassasiyeti anlayamaz. Hükümeti devraldığımız günden bu
yana, Türkiye'nin dört bir yanını aynı aşkla, aynı heyecanla dolaştık. Şehirler
arasındaki gelişmişlik farkını gidermek için var gücümüzle çalıştık.''
-''AK PARTİ MERKEZ PARTİSİDİR''-
''AK Parti siyaset yelpazesinde nereye oturuyor?'' diye soran Erdoğan, AK
Parti, Türkiye'nin ve siyasetin merkez partisidir'' dedi.
Toplumsal merkeze dayanan siyaset anlayışlarının, tüm şehirleri,
vatandaşları, toplumsal kesimleri aynı samimiyetle sahiplenen, onların
meselelerini kendi meselesi olarak gören bir anlayışa sahip olduklarını ifade
eden Erdoğan, Yunus'un diliyle, ''yaradılanı, yaradandan ötürü seven'' bir
anlayışı benimsediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Merkez partisi olmak, toplumun temel değerlerine, asgari müştereklerine,
tarihi mirasına, ortak paydasına tüm farkılıklarıyla bir bütün olarak, kültürel
birikimine sahip çıkmaktır. Merkez partisi olmak, Cumhuriyetimizin temel
niteliklerine, kuruluş idealine, biri diğerinden ayrılamayacak özelliklerine,
Türkiye Cumhuriyeti'nin dünya üzerindeki onur ve saygınlığına sahip çıkmak, katkı
vermek, hizmet etmek demektir.
İnsanı ve hizmeti siyasetin merkezine yerleştiren AK Parti, 780 bin
metrekare vatan toprağında, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her
bölgedeki vatandaşımızın beklentilerini, sorunlarını çözmek, herkes için adalet
ve kalkınma istemiştir.''
-''BAŞARILAR BAŞIMIZI DÖNDÜRMEDİ''-
Başbakan Erdoğan, cumhuriyetin ve demokrasinin iktidarları döneminde en iyi
şekilde yaşandığını dile getirerek, büyük zorluklar gördüklerini, ancak Allah'ın
yardımıyla o zorlukları önemli ölçüde geride bıraktıklarını söyledi.
''Ne aldatan olduk, ne de aldanan olduk'' diyen Erdoğan, başarılarının
başlarını döndürmediğini vurgulayarak, siyasetlerinin dar bir zümre siyaseti
olmadığını, aksine bütün milletin gönlünde taht kurduğunu belirtti.
Türkiye'nin tıkanmış yollarını açarken, farklılıkların değil, daima ama
daima birliğin ve dayanışmanın altını çizdiklerini ifade eden Erdoğan,
''Türkiye'nin özlemi, hizip, zümre, kabile, sınıf ve bölge, mezhep siyaseti
değil, Türkiye'nin özlemi birlik siyasetidir, milleti bütün olarak kucaklama
siyasetidir'' diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, ''insani yücelt ki devlet yücelsin'' anlayışından yola
çıktıklarını belirterek, istatistiklerle, sayılarla, anketlerle tanımlanan, esas
gündemi başkalarınca belirlenen bir millet olmadıklarını bildirdi. Erdoğan,
Türkiye'nin, dünyada gündemi belirlenen bir ülke konumundan, gündem belirleyen
bir ülke konumuna geldiğini söyledi.
-''BİZİ KİMSE KAMPLARA BÖLEMEZ''-
Dönemsel meselelerin, kendilerini asıl istikametlerinden çeviremeyeceğini
ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizi kimsenin ayrıştırması, kamplara bölmesi, farklı kutuplara çekmesi
mümkün değildir. Millete rağmen siyaset yapılamayacağını, halka rağmen siyaset
üslubu belirlenemeyeceğini bilen herkes, bu milletin değerleriyle buluşmak, bizi
millet kılan temel değerlerimizi anlamak durumundadır.
AK Parti, siyaseti bu temeller üzerinde güçlenmiştir, güçlenmeye de devam
edecektir. Burada bütün renkler aynı bahçenin renkleri çiçekleri olarak varlığını
sürdürür. Bu bahçede gül yetiştirenlere, yasemin yetiştirenlere, nevruz
yetiştirenlere aynı gözle bakılır. Bu göz, bakış bizi bin yıl ayakta tutan, 3
kıtada yeryüzüde adalet ve kardeşlik iklimini yayan Yunus'un, Hacı Bektaş
Veli'nin bakışıdır. Bu bakış sayesinde biz Çanakkale'de tüm hesapları bertaraf
ettik ve yeniden millet olarak küllerimizden doğduk.
Tarihe, coğrafyaya, kültüre nüfuz eden bu zengin bakışı bulandırmak
isteyenler, ışığın ve aynanın önünde durarak, sadece kendi gölgelerini
kuşatanlar, açık söylüyorum, beyhude bir çaba içindedirler. Bunları bilerek ya da
bilmeyerek, cumhuriyeti cumhurdan esirgeyebileceklerini zannediyorlar. Onlar,
adaleti milletten esirgeyebileceklerini düşünüyorlar. Onlar, bilerek ya da
farkında olmadan demokrasiyi halktan esirgeyebileceklerini zannediyorlar. Hayır,
bu mümkün değil. Hiç kimse eşyanın tabiatına karşı çıkamaz, hiç kimse... Az önce
Ertuğrul Beye Ordu'nun dereleri dedim, o da 'O, Ordu'nun inatçılığını gösterir'
dedi.
Şimdi ben de burada diyorum; hiç kimse suları yokuş yukarı akıtamaz, Hiç
kimse adaletin, özgürlüğün, kardeşliğin bolluğunu bereketini yaşayan bu milleti,
bu zengin ülkeyi yeni nesillerle yönlendiremez, durduramaz. Hiç kimse demokrasiyi
halktan, cumhuriyeti cumhurdan esirgeyemez. Demokrasinin de cumhuriyetin de
temeli milli iradedir. Türkiye, adalet ve kalkınma özlemine ulaşmıştır. Buradan
geriye gidiş, istikrarsızlığa dönüş olmayacaktır.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa değişikliğine ilişkin
yasanın iade gerekçelerini kendilerinin de tarihin de değerlendireceğini
belirterek, ''Biz burada yorumumuzu tabii ki yapacağız. Ama diklenmeden
yapacağız, ama dik durarak yapacağız'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündeme ilişkin
görüşlerini dile getirdi. Krizleri siyasetlerinin merkezine endeksleyenlerin
ortaya koydukları tavırlarla demokratik istikrar, büyüme, yatırım, istihdamın
önemli olmadığını söyleyebileceklerini ifade eden Erdoğan, bunların ''uzlaşma,
bir arada yaşama, kardeşlik önemli değildir'' diyebileceklerini kaydetti.
Erdoğan, bu kesimlerin imtiyazlarını, seçkin konumlarını muhafaza etmek için
Türkiye'nin bütün kazanımlarından vazgeçebileceklerini de söyleyebileceklerine
işaret ederek, AK Parti'nin siyaset tarzının sadece istikrarı sağlamak değil,
istikrarı korumayı da bir milli görev, bir vatan görevi bilmek olduğunu anlattı.
Dünyanın gözleri Türkiye'nin üzerindeyken tüm dünyaya karşı ''iki Türkiye''
fotoğrafı vermek istendiğini vurgulayan Erdoğan, ''Hayır. Devletiyle, milletiyle
bölünmez bütün olan tek bir Türkiye vardır. Biz o Türkiye için varız, onun için
yola çıkarken her şey Türkiye için dedik'' dedi.
AK Parti'yi kurdukları günden beri bütün Hükümet icraatlarında bunu
savunduklarına işaret eden Erdoğan, bu sayede yüzyıllık tartışma temalarının
büyük çoğunluğunu gündemden düşürdüklerini ifade etti. Erdoğan, iktidarda
oldukları süreçte yaptıkları konusunda şunları söyledi:
''Büyük hukuk reformları yaptık, uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin
itibarına itibar kattık. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için müzakere sürecini
başlattık. Demokratik özgürlük alanını, düşünce hürriyetini genişlettik. Bu
sayede ekonomiyi, o büyük girdaptan kurtardık. Yasalar gerçekleşti ama ama
uygulama alanında hala sıkıntılarımız var. Ama inanıyorum ki bunlar da önümüzdeki
süreçte hallolacak sorunlardır. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda çok ciddi adımlar
attık. Türkiye, büyük bir modernleşme sürecine girdi. Bu sayede sosyal hukuk
devletimiz sağlam temeller üzerinde vatandaşlarımıza hizmet versin diye, 110
binin üzerinde derslik açtık. Bütün şehirlerin, köylerin yollarını aştık. Sağlık
hizmeti veren personel sayısına dönemimizde 95 bin yeni personel ilave ettik.
Şimdi yeni bir müjdeyi burada ilk kez ifade ediyorum; tam 32 bin sağlık personeli
daha alacağız. Türkiye bu yolda büyümesini sağlarken, her alanda büyüme ve
kalkınma sağlarken, bu tabloyu kimse değiştiremez.''
-''İMTİYAZ İLE ADALET İSTEYENLER ARASINDAKİ GERİLİM''-
Erdoğan, imtiyaz isteyenler ile adalet isteyenler arasındaki gerilimin,
Türkiye'yi rotasından geri çevirecek bir gerilim olayamayacağını belirterek,
''Türkiye'ye şaşı bakanlar, buradaki farklılıklarımızı, zenginlikliklerimizi
birer zaaf alanı olarak görebilir, hesaplarını ona göre yapabilir. Hatta
Türkiye'ye dışarıdan bakanlar; değerlendirenler buradaki birliğimizi ve
bütünlüğümüzü açık olarak gördükleri halde, tek olanı çift görmek isteyebilirler.
Ama önemli olan bizim bütün kriz girişimlerini hep birlikte milletçe bertaraf
etmemizdir'' dedi.
70 milyon vatandaşın huzuru ve mutluluğunun tek dertleri olduğunu söyleyen
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bizim bütün derdimiz ideal devlet, demokratik, laik, sosyal bir hukuk
devletini, bu dört özelliğiyle birlikte geleceğe taşımaktır, bunu
başarabilmektir. Biz bizatihi milletin kendisiyiz. Bugüne kadar AK Parti olarak
eğer 'biz ve ötekiler' diye bir siyaset çizgisi üzerinde yürüseydik bu, büyük bir
aldanış, büyük bir yalan ve kendimize de bir ihanet olurdu. Türkiye'nin emanetini
omuzlarımızda hissetmeseydik, biz de 'küçük olsun ama benim olsun' diyenler gibi
gerilimin tarafı olmayı seçer,kolaycılığı tercih edebilirdik. Biz büyük yangını
söndürdük ve arkadaşlarımızla hep şunu konuştuk; bizim siyasetimiz tevazu üzerine
bina edilmelidir. AK Parti siyasetinde 'tevazu edersen yükselirsin' var.
Diğerlerinin siyasetinde gurur var, onur var. Gurur bize değil, gurur mutlak
yaratıcıya aittir, biz bu anlayıştayız. Büyük ve tehlikeli kasırgaları geride
bıraktık. Kolaycı, kavgacı siyaset çizgisi üzerinde yürümedik. Eğer yürüseydik,
gönüllerimizi, kollarımızı açmasaydık 70 milyona hizmet vermezdik. Eğer dar bir
zümre siyaseti yapsaydık, Türkiye bugünden 2023'ün Türkiye'sine hazırlanamazdı.''
-''TABİİ Kİ DEĞERLENDİRECEĞİZ''-
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde olup bitenleri milletin çok iyi gördüğünü
ve değerlendirmesini yaptığını belirten Erdoğan, şimdi söz sırasının kendisine
gelmesini, sandığın önüne konulmasını beklediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Anayasa değişikliği kanununun iade
gerekçesine değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Cumhurbaşkanımızın gerekçesini biz de değerlendiriyoruz ama tarih de
değerlendirecek. Bu gerekçe, çok önemli bir gerekçe. Bu, kayıtlara giriyor. Ama
bakıyorsunuz ki bazıları da diyor ki 'Siz bu gerekçenin üzerinde de
duramazsınız.' Bu yasama organı niye var, bu yasama organının mensupları niye
var, millet niye var? Bu, onun en tabii hakkıdır. Tabii ki değerlendireceğiz.
Tabii ki yorumlayacağız. Sizi gönderen millet, aynı zamanda kendi cumhurbaşkanını
da seçer. Biz bunu istiyoruz. Ama birileri diyor ki 'Hayır vekiller seçsin,
yeter.'' Ee, vekiller 3 tane cumhurbaşkanı seçtiler, biz de aynı şekilde seçme
yoluna gidiyorduk. Ama onu bile değiştirme yoluna gittiler. Bunu anlamak mümkün
mü? 'Bunu da eleştirmeyeceksiniz, bunun da üzerinde yorum yapmayacaksınız.' Ya ne
olacak? Hani var ya, bir yandan bir tokat, ondan sonra öbür yanağını çevirip ona
da bir tokat... Bu adalet değil, yok böyle bir şey. Adaletin gereği neyse, o
olacak. Biz burada yorumumuzu tabii ki yapacağız. Ama diklenmeden yapacağız, ama
dik durarak yapacağız, farkımız bu...''
-''ANAMUHALEFET İMTİYAZ İSTİYOR''-
''TBMM cumhurbaşkanını seçmesin'' diyenlere, ''sandık'' dediklerine işaret
eden Erdoğan, bu kesimlerin şimdi de ''Cumhurbaşkanını halk da seçmesin''
dediğini söyledi.
Erdoğan, ''Peki kim seçsin?'' sözlerine, salondan ''Baykal, Baykal'' diye
karşılık verilmesi üzerine, şöyle dedi:
''Bu lafların hepsini zaten millet söylüyor. Sivas'ta, Van'da söylediler.
Demek ki bu siyasetçiler, halkı mümeyyiz görmüyorlar; halkı kendi kararlarını
verecek kadar reşit saymıyorlar. Madem halka güvenmiyorsunuz, halkın
cumhurbaşkanı seçmesini de rejim meselesi olarak görüyorsunuz, peki halka gidip
nasıl oy isteyeceksiniz? Bu aziz millet, demokrasinin tecelli yeri olan Meclisi
terk edenleri, Meclis dışına göndermesini çok iyi bilir.''
Bir doktorun görevinin hastanede, öğretmenin okulunda olduğunu vurgulayan
Erdoğan, parlamenterlerin de Meclise gelip ne söylemesi gerekiyorsa söylemesi,
elini kaldıracaksa elini kaldırması olduğunu kaydetti.
''Ama bunlar buraya gelmedikleri gibi, içeriye girmek isteyenlerin iradesine
de engel oluyorlar. 'Kapı kapalı, giremezsin' diyorlar'' diyen Erdoğan, bir madde
için 1600 önerge verildiğini; bunun adının hizmet olmadığını kaydetti.
Erdoğan, ''Bunun adı, kendilerine göre boşlukları değerlendirmedir. Halk
adalet, kalkınma, demokrasi istiyor. Buna karşılık anamuhalefet partisi imtiyaz
istiyor. İnşallah 22 Temmuzda bu defa millet, 'yeter söz milletindir' demeyecek,
millet bu kez 'yeter karar milletindir' diyecek. O gün geldiğinde kimlerin mahcup
olacağını çok iyi göreceğiz.
