2011-11-03 - 17:00
Avrupa Parlamentosu Çevre, Kamu Sağlığı ve Gıda Güvenliği Komisyonu; TBMM Tarım Orman ve Köyişleri ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarını ziyaret etti.
AP heyeti, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Erol Kaya'nın düzenlediği çalışma yemeğinin ardından TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı İbrahim Yiğit ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mücahit Fındıklı ve komisyon üyelerinin gerçekleştirdiği ortak toplantıya katıldı.
Türkiye'nin Gümrük Birliği antlaşmasından bugüne kadar ve özellikle son dönemde yoğunlaşan yasal düzenlemeleri hakkında heyete bilgi veren TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Başkanı İbrahim Yiğit şöyle konuştu: "Türkiye AB ülkeleri ile kıyaslandığında tarımsal üretim için uygun bir iklim kuşağında yer almaktadır. Zengin tarımsal üretim, ülkemizin gıda sanayi için büyük avantaj oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği antlaşması ve sonrasında aday ülke ilan edilmemiz ve taraf olduğumuz Dünya Ticaret Örgütü kapsamında imzalanan sağlık ve bitki sağlığı antlaşması ile gıda güvenliği konusunda yükümlülüklerin artmasına bağlı olarak yeni yasal düzenlemelere gidilmiştir. Bu düzenlemelerin en büyük bölümünü ise gıda güvenliği, bitki ve hayvan sağlığı oluşturmaktadır. Türkiye'de gıda güvenliği konusunda uyumlaştırılan müktesebat içinde 33 başlıktan biri, 2010 yılında açılan 'Gıda Güvenlik, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı' adlı 12. Fasıldır.12. Fasılın müzakerelere açılmasıyla birlikte tüketicilerimizin AB standartlarında hijyen ve kalite ölçüsüne sahip gıda tüketme imkanına kavuşmaları daha kolay hale gelecektir.12. Fasılın açılması ve bu kapsamda AB müktesebatına uyum sağlanmasıyla halk sağlığının yüksek düzeyde korunması güvenilir gıdaya kolay erişim ile kalitenin arttırılması ve ekonomik kayıpların önlenmesi yönünde önemli adımların atılması sağlanacaktır."
Türkiye'de uyum sürecinde AB müktesebatının iç hukuka aktarılması ve uygulanması konusunda büyük gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: "'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Haziran 2011'de yürürlüğe girmiştir. Böylece Bakanlık yeniden yapılandırılmıştır. Bu yapılanma ile bürokratik zincirin kısaltılması ve merkez teşkilatının etkin çalışmasının sağlanması amaçlanmıştır. Diğer bir önemli gelişme de Haziran 2010'da veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanununun yürürlüğe girmiş olmasıdır. Buna ilişkin ikincil mevzuat kapsamında :
- Gıda ve yemin resmi kontrolüne ilişkin yönetmelik,
- Hayvansal kökenli ürünlere ilişkin özel yönetmelik,
- Hayvansal kökenli ürünlere ilişkin resmi kontrol yönetmeliği ve
- Genel hijyen yönetmeliğinin 13 Aralık 2011 tarihinde tamamlanması hedeflenmektedir.
Modern biyoteknolojinin birtakım riskler taşıdığı artık tüm dünya tarafından kabul edilmektedir. Bu riskleri bertaraf etmek amacıyla 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu 2010 yılı Mart ayında çıkarılmıştır. 5996 sayılı Kanun kapsamında ve AB'ye uyum çerçevesinde yayımlanması planlanan gıda kodeksi yönetmelikleri ve tebliğlerinin de taslakları görüş ve değerlendirmelere açılmış olup en kısa sürede yayımlanacaktır."
AP heyet sözcüsü Jo Leinen ise yaptığı konuşmada; Gümrük Birliği ile birlikte Avrupa ve Türkiye ticaretinde büyük patlama yaşandığını ve bu ticarette en büyük payı tarım ürünlerinin aldığını belirtti.
AP heyetinin parlamentoyu ziyaretinde son durağı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu oldu. Komisyon Başkanı Cevdet Erdöl ve komisyon üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda Erdöl, komisyonun faaliyetleri, yapısı ve üyelerin uzmanlık alanları ile ilgili heyet üyelerine bilgi verdi. Erdöl yaptığı konuşmada "Komisyon olarak çevre sağlığından çok insan sağlığıyla ilgileniyoruz. Ancak biliyoruz ki insan sağlığının temeli, çevre sağlığına verilen önemle başlamaktadır" dedi.
Heyet sözcüsü Jo Leinen, AP komisyonunun, sahte ilaçlar ve bu ilaçların yan etkileri alkollü içkiler ve tütün mamullerinin insan sağlığına etkileri, sağlıklı gıda maddeleri, özellikle kanser, diyabet ve Alzheimer olmak üzere hastalıklarla mücadele stratejilerinin çalışma alanları içinde yer aldığını ifade etti.
Heyette yer alan bir üyenin solunum yolları hastalıklarının Türkiye'de Avrupa'dan daha fazla görüldüğü ile ilgili sorusunu Erdöl şöyle cevapladı: "Solunum yolları hastalıkları Türkiye'de Avrupa'dan daha yaygın değil. Ancak sigara kullanımın çok olması nedeniyle bu problemlerin yaygın olduğu düşünülüyordu. Türkiye, geçtiğimiz yıl tütün ve tütün mamulleriyle ilgili çok önemli bir kanun çıkardı ve kapalı alanlarda kullanımının kısıtlanması, uygulamaya geçirildi. Bu sayede özellikle astım krizi nedeniyle hastaneye giden vatandaşlarımızın oranında yüzde 20'lik bir azalma sağlandı."
Cevdet Erdöl'ün, alkolle mücadele, obezite ve tütün mamullerinin kullanımının azaltılmasına yönelik Avrupa'da yapılan çalışmalar ve stratejilerin ne olduğu sorusunu cevaplayan Leinen, "Alkol ve tütün kullanımı maalesef Avrupa'da da oldukça yaygın. Özellikle alkol kullanımının azaltılması konusunda bizim de başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun en büyük nedeni dünyanın önemli şarap üreticilerinin Avrupa'da olması. Gençlerimizin tüm gün bilgisayar başında hareketsiz oturması ise en önemli sorunların başında geliyor. Bunu önlemek için gençleri spora ve müziğe yönlendirmeye çalışıyoruz ancak kesin çözüm değil. Bu konuda gerçek bir stratejinin olması gerekiyor" dedi. (17:00)
Türkiye'nin Gümrük Birliği antlaşmasından bugüne kadar ve özellikle son dönemde yoğunlaşan yasal düzenlemeleri hakkında heyete bilgi veren TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Başkanı İbrahim Yiğit şöyle konuştu: "Türkiye AB ülkeleri ile kıyaslandığında tarımsal üretim için uygun bir iklim kuşağında yer almaktadır. Zengin tarımsal üretim, ülkemizin gıda sanayi için büyük avantaj oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği antlaşması ve sonrasında aday ülke ilan edilmemiz ve taraf olduğumuz Dünya Ticaret Örgütü kapsamında imzalanan sağlık ve bitki sağlığı antlaşması ile gıda güvenliği konusunda yükümlülüklerin artmasına bağlı olarak yeni yasal düzenlemelere gidilmiştir. Bu düzenlemelerin en büyük bölümünü ise gıda güvenliği, bitki ve hayvan sağlığı oluşturmaktadır. Türkiye'de gıda güvenliği konusunda uyumlaştırılan müktesebat içinde 33 başlıktan biri, 2010 yılında açılan 'Gıda Güvenlik, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı' adlı 12. Fasıldır.12. Fasılın müzakerelere açılmasıyla birlikte tüketicilerimizin AB standartlarında hijyen ve kalite ölçüsüne sahip gıda tüketme imkanına kavuşmaları daha kolay hale gelecektir.12. Fasılın açılması ve bu kapsamda AB müktesebatına uyum sağlanmasıyla halk sağlığının yüksek düzeyde korunması güvenilir gıdaya kolay erişim ile kalitenin arttırılması ve ekonomik kayıpların önlenmesi yönünde önemli adımların atılması sağlanacaktır."
Türkiye'de uyum sürecinde AB müktesebatının iç hukuka aktarılması ve uygulanması konusunda büyük gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: "'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Haziran 2011'de yürürlüğe girmiştir. Böylece Bakanlık yeniden yapılandırılmıştır. Bu yapılanma ile bürokratik zincirin kısaltılması ve merkez teşkilatının etkin çalışmasının sağlanması amaçlanmıştır. Diğer bir önemli gelişme de Haziran 2010'da veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanununun yürürlüğe girmiş olmasıdır. Buna ilişkin ikincil mevzuat kapsamında :
- Gıda ve yemin resmi kontrolüne ilişkin yönetmelik,
- Hayvansal kökenli ürünlere ilişkin özel yönetmelik,
- Hayvansal kökenli ürünlere ilişkin resmi kontrol yönetmeliği ve
- Genel hijyen yönetmeliğinin 13 Aralık 2011 tarihinde tamamlanması hedeflenmektedir.
Modern biyoteknolojinin birtakım riskler taşıdığı artık tüm dünya tarafından kabul edilmektedir. Bu riskleri bertaraf etmek amacıyla 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu 2010 yılı Mart ayında çıkarılmıştır. 5996 sayılı Kanun kapsamında ve AB'ye uyum çerçevesinde yayımlanması planlanan gıda kodeksi yönetmelikleri ve tebliğlerinin de taslakları görüş ve değerlendirmelere açılmış olup en kısa sürede yayımlanacaktır."
AP heyet sözcüsü Jo Leinen ise yaptığı konuşmada; Gümrük Birliği ile birlikte Avrupa ve Türkiye ticaretinde büyük patlama yaşandığını ve bu ticarette en büyük payı tarım ürünlerinin aldığını belirtti.
AP heyetinin parlamentoyu ziyaretinde son durağı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu oldu. Komisyon Başkanı Cevdet Erdöl ve komisyon üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda Erdöl, komisyonun faaliyetleri, yapısı ve üyelerin uzmanlık alanları ile ilgili heyet üyelerine bilgi verdi. Erdöl yaptığı konuşmada "Komisyon olarak çevre sağlığından çok insan sağlığıyla ilgileniyoruz. Ancak biliyoruz ki insan sağlığının temeli, çevre sağlığına verilen önemle başlamaktadır" dedi.
Heyet sözcüsü Jo Leinen, AP komisyonunun, sahte ilaçlar ve bu ilaçların yan etkileri alkollü içkiler ve tütün mamullerinin insan sağlığına etkileri, sağlıklı gıda maddeleri, özellikle kanser, diyabet ve Alzheimer olmak üzere hastalıklarla mücadele stratejilerinin çalışma alanları içinde yer aldığını ifade etti.
Heyette yer alan bir üyenin solunum yolları hastalıklarının Türkiye'de Avrupa'dan daha fazla görüldüğü ile ilgili sorusunu Erdöl şöyle cevapladı: "Solunum yolları hastalıkları Türkiye'de Avrupa'dan daha yaygın değil. Ancak sigara kullanımın çok olması nedeniyle bu problemlerin yaygın olduğu düşünülüyordu. Türkiye, geçtiğimiz yıl tütün ve tütün mamulleriyle ilgili çok önemli bir kanun çıkardı ve kapalı alanlarda kullanımının kısıtlanması, uygulamaya geçirildi. Bu sayede özellikle astım krizi nedeniyle hastaneye giden vatandaşlarımızın oranında yüzde 20'lik bir azalma sağlandı."
Cevdet Erdöl'ün, alkolle mücadele, obezite ve tütün mamullerinin kullanımının azaltılmasına yönelik Avrupa'da yapılan çalışmalar ve stratejilerin ne olduğu sorusunu cevaplayan Leinen, "Alkol ve tütün kullanımı maalesef Avrupa'da da oldukça yaygın. Özellikle alkol kullanımının azaltılması konusunda bizim de başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun en büyük nedeni dünyanın önemli şarap üreticilerinin Avrupa'da olması. Gençlerimizin tüm gün bilgisayar başında hareketsiz oturması ise en önemli sorunların başında geliyor. Bunu önlemek için gençleri spora ve müziğe yönlendirmeye çalışıyoruz ancak kesin çözüm değil. Bu konuda gerçek bir stratejinin olması gerekiyor" dedi. (17:00)
