2010-10-05 - 14:28
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü bile rahatsız ettiğini savunarak, ''Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır. Saygı Recep Bey'in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kullandığı dilin, artık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü bile
rahatsız ettiğini savunarak, ''Bu dili kullanmak, halka en büyük saygısızlıktır.
Saygı Recep Bey'in defterinde var mı? Olduğunu zannetmiyorum'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, referandum sonrası gelişmeleri
değerlendirdi. Yorucu bir süreçten geçtiklerini, zor koşullarda bir referandum
gerçekleştirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, ''Biz sadece 'hayır'ı, anayasa
değişikliklerine niçin 'hayır' verilmesi gerektiğini anlatmadık. Aynı zamanda
başta bazı vali, kaymakamlar olmak üzere, devletin üzerimizdeki, halkın
üzerindeki baskısını gidermesi için de çalıştık, çaba harcadık'' dedi.

Kılıçdaroğlu, bu çabanın, bir gerçeği ortaya çıkardığını, AK Parti'nin,
''anladıkları anlamda demokrasiyi içselleştiren bir parti olmadığını'' öne
sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İktidarda kalmak için her türlü baskıyı göze alan, iktidarda tutunmaya
çalışan bir partidir. O nedenle 2011 seçimlerinde bütün bu gerçekleri bilerek
yolumuza devam edeceğiz. Göreceksiniz baskılar, sıradan yurttaşlar üzerindeki
şantaj artacak. Öyle olaylara tanık olduk ki demokrasi adına utandık. Seçmen
sayısından daha fazla oy kullanıldığını gördük. Bütün bu zorlukları bilerek,
göğüsleyerek iktidar olmak durumundayız.

Ortaya çıkan sonuç; anamuhalefet gömleğinin bize dar geldiğini
görmemizdir. Önümüzde iktidar var. Yolun başındayız. Yollar yürümek için yapılır,
yorulmayacağız, kararlılıkla yürüyeceğiz, yolun sonunda iktidar var. O iktidar
halkın iktidarıdır. O iktidar demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, kadın-erkek
eşitliğini, üniversitelere özerkliği, ulusal kalkınmamızın üretime dayalı
olduğunu getirecektir. O iktidar halkın geleceğe güvenle bakmasının nirengi
noktası olacaktır. O nedenle sıradan yurttaşımız da partililerimiz de kadın ve
gençlik kollarımız da bu bilinçle yola devam edeceğiz, çalışmamızı
sürdüreceğiz''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 12
Eylül referandumu sonrası bir konuşma yaptığını, güzel şeylerden söz ettiğini
ancak tehdit ve şantajların da yer aldığını savundu.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, ''kışkırtıcılar'', ''kendini bilmezler'',
''basiretsizler'', ''kirli oyunlar tezgahlayanlar'' ifadelerini kullandığını
ancak bu üslubu kendilerinin kullanmayacağını belirtti.

''O üslup Sayın Başbakan'ın şahsiyetine yakışıyor, onunla özdeşleşmiş
durumda'' diyen Kılıçdaroğlu, bir siyasetçinin, söylemleri ve eylemleriyle halka
örnek olması gerektiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, '' Kullandığı dil, artık Sayın
Cumhurbaşkanı'nı bile rahatsız eder noktaya gelmiştir. Bu dili kullanmak, hele
hele öfkeyle kullanmak halka en büyük saygısızlıktır. Saygı diyeceksiniz ki Recep
Bey'in defterinde var mı? Olduğunu da zannetmiyorum'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin, yeni anayasa çalışmalarına koro
halinde itiraz edeceğini düşündüğünü ancak şimdi kendisinin kaçtığını, ezberinin
bozulduğunu'' savunarak, Erdoğan'a, ''Niye kaçıyorsun, gel meydana oturup
tartışalım'' çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Brüksel'de AB
yetkililerine, referandum sürecinde üniversitelerin görüş beyan ettiğini duyup
duymadığını sorduğunda, ''hayır'' yanıtını aldığını söyledi. Kılıçdaroğlu,
''Sizin ülkenizde böyle bir referandumda üniversiteler konuşur mu?'' sorusuna ise
''Konuşur'' yanıtının geldiğini belirtti.

Türkiye'de anayasanın değiştiğini ancak üniversitelerin suskun kaldığını
ifade eden Kılıçdaroğlu, ''O zaman burada bir sorun yok mu? Niçin üniversiteler
konuşmuyor?'' sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, bir ülkede üniversitelerin, üniversite gençliğinin
susmasının, o ülkede demokrasinin askıda olduğu, çalışmadığı, ülkenin geleceğinin
parlak olmadığı anlamına geldiğini söyledi.

CHP iktidarında üniversitelerin yönetsel, bilimsel, mali özgürlüğüne ve
özerkliğine kavuşacağını anlatan Kılıçdaroğlu, bunun için YÖK'ü kaldıracaklarını
kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın YÖK'ü kaldırmaktan söz
ettiğini belirterek, ''Şimdi söz ediyor mu; hayır. Çünkü onun amacı
üniversitelere demokrasi gelsin, üniversiteler özerk olsun değil. Amacı, özerk
olmayan, 'bana itaat eden, benim sözümden çıkmayan bir üniversiteyi nasıl
yaratırım?' O üniversiteyi yarattı, bununla da gurur duyabilir. Evren'in devlet
başkanı olduğu dönemdeki üniversiteler ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan
olarak görev yaptığı dönemdeki üniversiteler aynı; sessiz'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 2008 ve 2009 yıllarındaki yurt
başvurusunda bulunan öğrenciler ile yurda yerleştirilen öğrenci sayılarını
karşılaştırdı.

Üniversitelerin sayısının artırıldığı yönündeki açıklamalara işaret eden
Kılıçdaroğlu, ''Bu üniversitelerin sayısı kadar öğrenci yurtlarının sayısı arttı
mı? Yurt yapmak çok mu zor, devletin bütçesinde kaynak mı yok?'' diye sordu.
Kılıçdaroğlu, devletin bütçesinde yeterli kaynağın bulunduğunu belirterek, ''Amaç
öğrencileri üniversitelere kazandırmak değil, onları belli karanlık odaklara
tutsak durumunda bırakmak. Gençlere sahip çıkmayacaksın, yurt yapmayacaksın,
sonra ahkam keseceksin. Kendi gençliğine sahip çıkmayan bir iktidar, ülkenin
geleceğine sahip çıkamaz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, referandumdan 4, 13 ve 20 gün sonra
çeşitli platformlarda anayasa değişikliği yapılmasına yönelik açıklamalarda
bulunduğunu ifade ederek, bu açıklamalardan bölümler okudu.

Erdoğan'ın 21 gün sonra Bulgaristan'a giderken, ''ayakları yerden
kesilince'' açıklama yaptığını, 2011'de gündemde böyle bir çalışmanın olmadığını
söylediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu kişi ülkeyi yöneten kişi, yani Başbakan. Referandum sonrası
söylediğine bakın, şimdi söylediğine bakın. Söylemi ile eylemi tutmayan bir
başbakana ne denir? Söylüyorsan, arkasında dur, konuştun madem. Başbakan'ın
kafasında şu var 'biz ne dersek CHP itiraz edecek'. Koro halinde bizim itiraz
edeceğimizi düşünüyordu. Biz 'hay hay, buyur gel' dedik. Şimdi kendisi kaçıyor
çünkü ezberi bozuldu. Niçin kaçıyorsun Sayın Başbakan? Bu anayasa topluma dar
geliyor. Özgürlükleri, hakları genişletelim, üniversiteleri özerk yapalım. Niye
kaçıyorsun, gel meydana oturup tartışalım. Meclisin işi çokmuş... Parlamentonun
işi olabilir. Uyum Komisyonu kurmak zor bir şey değil ki, her partiden 2
milletvekili oturur, uzlaşırlar, konuşurlar, bir adım atmış olurlar.

Başbakan'ın açıklamasından sonra öyle anlaşılıyor ki TBMM Başkanı Mehmet
Ali Şahin çark etti, 'buna gerek yoktur' demeye başladı. Sen referandumdan sonra
grup başkanvekilleriyle konuşacağım demedin mi, bir AKP Grup Başkanvekili,
'bizimle görüştü' diye açıkladı. Sayın Şahin, siz iktidarın mı yoksa
parlamentonun mu Meclis Başkanısınız?''

Kılıçdaroğlu, referandum sürecinde bir çok şeyin tartışıldığını ancak
Erdoğan'ın referandum için gittiği Diyarbakır'da ''Diyarbakır Cezaevi'nde büyük
işkenceler oldu, yıkıp, daha modern bir hapishane yapacağım'' şeklindeki
sözlerini ''içine sindiremediğini'' söyledi. Kılıçdaroğlu, Diyarbakırlılara,
''Dünyanın hangi demokrasisinde bir başbakan gelir, eski hapishaneyi yıkıp, daha
güzel, modern hapishane yapacağım der?'' diye sordu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''CHP Genel Başkanı olarak ben Diyarbakır'da aynı
şeyi söyleseydim, yer yerinden oynar, kıyamet kopar, ne AB ne ABD ne İstanbul ne
Diyarbakır ne televizyonlar ne gazeteler kalır. 'Şu CHP'ye bakın, bu bölgeye
hapishane sözü verilir mi' derler, dediklerinde de haklı olurlar. Başbakan
söylediğinde niye bir tek cümle dahi bir yerde kullanılmadı. Bu çifte standardı
da vicdanı olan her yurttaşın vicdanına havale ediyorum'' diye konuştu.

Bu arada CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, grup toplantısı öncesinde
milletvekilleri sıralarına birer demet çiçek bıraktı. CHP, geçen yasama yılında
izleyicilerin yoğunluğu nedeniyle yer bulamayan milletvekilleri ve gazeteciler
için bu dönem önlem aldı. Bu yerlerin belirlenmesi için kırmızı şerit çekildi.

Grup toplantısını yöneten İnce, milletvekili danışmanlarının,
milletvekillerine yer tutabilmek için toplantılara geldiğini, danışmanların
görevinin bu olmadığını belirterek, izleyicilerden yer konusunda hassas olmasını
istedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, CHP'nin, yeni anayasa çalışmalarına koro
halinde itiraz edeceğini düşündüğünü ancak şimdi kendisinin kaçtığını, ezberinin
bozulduğunu'' savunarak, Erdoğan'a, ''Niye kaçıyorsun, gel meydana oturup
tartışalım'' çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Brüksel'de AB
yetkililerine, referandum sürecinde üniversitelerin görüş beyan ettiğini duyup
duymadığını sorduğunda, ''hayır'' yanıtını aldığını söyledi. Kılıçdaroğlu,
''Sizin ülkenizde böyle bir referandumda üniversiteler konuşur mu?'' sorusuna ise
''Konuşur'' yanıtının geldiğini belirtti.

Türkiye'de anayasanın değiştiğini ancak üniversitelerin suskun kaldığını
ifade eden Kılıçdaroğlu, ''O zaman burada bir sorun yok mu? Niçin üniversiteler
konuşmuyor?'' sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, bir ülkede üniversitelerin, üniversite gençliğinin
susmasının, o ülkede demokrasinin askıda olduğu, çalışmadığı, ülkenin geleceğinin
parlak olmadığı anlamına geldiğini söyledi.

CHP iktidarında üniversitelerin yönetsel, bilimsel, mali özgürlüğüne ve
özerkliğine kavuşacağını anlatan Kılıçdaroğlu, bunun için YÖK'ü kaldıracaklarını
kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın YÖK'ü kaldırmaktan söz
ettiğini belirterek, ''Şimdi söz ediyor mu; hayır. Çünkü onun amacı
üniversitelere demokrasi gelsin, üniversiteler özerk olsun değil. Amacı, özerk
olmayan, 'bana itaat eden, benim sözümden çıkmayan bir üniversiteyi nasıl
yaratırım?' O üniversiteyi yarattı, bununla da gurur duyabilir. Evren'in devlet
başkanı olduğu dönemdeki üniversiteler ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan
olarak görev yaptığı dönemdeki üniversiteler aynı; sessiz'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 2008 ve 2009 yıllarındaki yurt
başvurusunda bulunan öğrenciler ile yurda yerleştirilen öğrenci sayılarını
karşılaştırdı.

Üniversitelerin sayısının artırıldığı yönündeki açıklamalara işaret eden
Kılıçdaroğlu, ''Bu üniversitelerin sayısı kadar öğrenci yurtlarının sayısı arttı
mı? Yurt yapmak çok mu zor, devletin bütçesinde kaynak mı yok?'' diye sordu.
Kılıçdaroğlu, devletin bütçesinde yeterli kaynağın bulunduğunu belirterek, ''Amaç
öğrencileri üniversitelere kazandırmak değil, onları belli karanlık odaklara
tutsak durumunda bırakmak. Gençlere sahip çıkmayacaksın, yurt yapmayacaksın,
sonra ahkam keseceksin. Kendi gençliğine sahip çıkmayan bir iktidar, ülkenin
geleceğine sahip çıkamaz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, referandumdan 4, 13 ve 20 gün sonra
çeşitli platformlarda anayasa değişikliği yapılmasına yönelik açıklamalarda
bulunduğunu ifade ederek, bu açıklamalardan bölümler okudu.

Erdoğan'ın 21 gün sonra Bulgaristan'a giderken, ''ayakları yerden
kesilince'' açıklama yaptığını, 2011'de gündemde böyle bir çalışmanın olmadığını
söylediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu kişi ülkeyi yöneten kişi, yani Başbakan. Referandum sonrası
söylediğine bakın, şimdi söylediğine bakın. Söylemi ile eylemi tutmayan bir
başbakana ne denir? Söylüyorsan, arkasında dur, konuştun madem. Başbakan'ın
kafasında şu var 'biz ne dersek CHP itiraz edecek'. Koro halinde bizim itiraz
edeceğimizi düşünüyordu. Biz 'hay hay, buyur gel' dedik. Şimdi kendisi kaçıyor
çünkü ezberi bozuldu. Niçin kaçıyorsun Sayın Başbakan? Bu anayasa topluma dar
geliyor. Özgürlükleri, hakları genişletelim, üniversiteleri özerk yapalım. Niye
kaçıyorsun, gel meydana oturup tartışalım. Meclisin işi çokmuş... Parlamentonun
işi olabilir. Uyum Komisyonu kurmak zor bir şey değil ki, her partiden 2
milletvekili oturur, uzlaşırlar, konuşurlar, bir adım atmış olurlar.

Başbakan'ın açıklamasından sonra öyle anlaşılıyor ki TBMM Başkanı Mehmet
Ali Şahin çark etti, 'buna gerek yoktur' demeye başladı. Sen referandumdan sonra
grup başkanvekilleriyle konuşacağım demedin mi, bir AKP Grup Başkanvekili,
'bizimle görüştü' diye açıkladı. Sayın Şahin, siz iktidarın mı yoksa
parlamentonun mu Meclis Başkanısınız?''

Kılıçdaroğlu, referandum sürecinde bir çok şeyin tartışıldığını ancak
Erdoğan'ın referandum için gittiği Diyarbakır'da ''Diyarbakır Cezaevi'nde büyük
işkenceler oldu, yıkıp, daha modern bir hapishane yapacağım'' şeklindeki
sözlerini ''içine sindiremediğini'' söyledi. Kılıçdaroğlu, Diyarbakırlılara,
''Dünyanın hangi demokrasisinde bir başbakan gelir, eski hapishaneyi yıkıp, daha
güzel, modern hapishane yapacağım der?'' diye sordu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''CHP Genel Başkanı olarak ben Diyarbakır'da aynı
şeyi söyleseydim, yer yerinden oynar, kıyamet kopar, ne AB ne ABD ne İstanbul ne
Diyarbakır ne televizyonlar ne gazeteler kalır. 'Şu CHP'ye bakın, bu bölgeye
hapishane sözü verilir mi' derler, dediklerinde de haklı olurlar. Başbakan
söylediğinde niye bir tek cümle dahi bir yerde kullanılmadı. Bu çifte standardı
da vicdanı olan her yurttaşın vicdanına havale ediyorum'' diye konuştu.

Bu arada CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, grup toplantısı öncesinde
milletvekilleri sıralarına birer demet çiçek bıraktı. CHP, geçen yasama yılında
izleyicilerin yoğunluğu nedeniyle yer bulamayan milletvekilleri ve gazeteciler
için bu dönem önlem aldı. Bu yerlerin belirlenmesi için kırmızı şerit çekildi.

Grup toplantısını yöneten İnce, milletvekili danışmanlarının,
milletvekillerine yer tutabilmek için toplantılara geldiğini, danışmanların
görevinin bu olmadığını belirterek, izleyicilerden yer konusunda hassas olmasını
istedi.

* * * HABERİN TAMAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ * * *
(14.28)