2010-10-12 - 14:19
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan, Adalet Bakanı ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) arasındaki yazışmaları açıklamasını isteyerek, ''Eğer yüreği, cesareti, topluma saygısı varsa, o yazışmaları kamuoyuna açıklar'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'dan, Adalet Bakanı ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu
(HSYK) arasındaki yazışmaları açıklamasını isteyerek, ''Eğer yüreği, cesareti,
topluma saygısı varsa, o yazışmaları kamuoyuna açıklar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'de
yargının kalbinin neden durduğu, HSYK üyelerinin neden istifa ettiğinin sorulması
gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, demokrasilerde en etkili karşı çıkış
yöntemlerinden ve en saygın kurumlardan birinin istifa olduğunu ifade etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü grup konuşmasında HSYK
üyelerinin istifasına yönelik, ''geç kaldılar'' şeklindeki değerlendirmesine
değinen Kılıçdaroğlu, ''Bir Başbakan'a yakışıyor mu?'' diye sordu. Kılıçdaroğlu,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Niçin zamanında istifa etmediklerini söylüyor? Hani yasama, yürütme,
yargı diye güçler ayrılığı vardı? Demokrasiden nasibini almamış bir Başbakan'ın
söylemidir bu. 'Elinizi kolunuzu bağlayan mı vardı' diyor. Bu da hukuk
bilmemezliğin söylemidir. Sayın Başbakan bilmiyor mu bakan ve müsteşarı
katılmadığında kurul karar alamıyor? Hem hukuku hem yasayı bilmeyeceksin hem de
dilin uzun olacak, halkı aldatacaksın. Hukuk bilmiyorsan, yasa bilmiyorsan,
konuşma. Ama ikisini de bilmeyeceksin, konuşacaksın. Bu sadece ve sadece
cehaletin eseridir.

Sayın Başbakan'a şunu söylüyoruz: HSYK ile Adalet Bakanı arasında yapılan
yazışmaları açıklamasını isteriz. Bürokrasi ellerinde, Adalet Bakanı orada,
devletin arşivi orada. Niçin istifa ettiklerini herhalde orada okuyabiliriz. Eğer
yüreği, cesareti, topluma saygısı varsa, o yazışmaları kamuoyuna açıklar.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin
İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken parayı nereye kullandığının belli olmadığını
ileri sürerek ''(Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız) diye parlamentodan izin
alıp 2 milyar 680 milyon lirayı nereye harcadınız? Doğu ve Güneydoğu'nun neresine
yatırım yapıldı, hangi fabrikayı açtılar? Nereye gitti bu para?'' dedi

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki
konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, konuşmasına başlamadan
önce CHP'ye katılan Yozgat'ın Sorgun İlçesi Bahadın Belde Belediye Başkanı
Dilaver Özcan ve belediye meclisi üyelerini kürsüye davet ederek, katılımlarından
dolayı teşekkür etti. Özcan da yaptığı kısa konuşmada CHP'ye katılmaktan mutluluk
duyduğunu ifade etti.

Konuşmasında Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinin dün yapılan
akademik yıl açılış törenine katıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, üniversitelerin
bir kentin yaşamında ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bir kez daha
gözlemleme şansı bulduğunu aktardı. Üniversitelerin ülkelerin sesi olduğunu,
çağdaşlığı ve özgürlüğü getirdiğini herkesin kabul etmesi gerektiğini vurgulayan
Kılıçdaroğlu, gençlerden ülkelerine bir katkıda bulunmak istiyorlarsa okul
sıralarından itibaren soru sormalarını ve yaşananları sorgulamalarını istediğini
söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Hayatı sorgulayacaksınız ki niçin yurt sorunu bu ülkede hala
çözümlenememiştir? Hayatı sorgulayacaksınız ki bilimin önündeki engeller nelerdir
ve bu engelleri getirenler kimlerdir? Hayatı sorgulayacaksınız ki neden
üniversiteler özerk değildir? Neden bilimsel, yönetsel, mali özerkliği yok?
Özerkliği olmayan bir üniversitenin geleceğe güvenle bakan bir ülkeyi inşa eden
temel taşlarından birisinin eksik olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekir.
Sorgulayacaksınız ki neden daha düne kadar YÖK'ü yerden yere vuranlar bugün
YÖK'ün arkasına sığınmış ve YÖK'ü ellerinde bir sopa gibi üniversitelerin
üzerinde kullanıyorlar. Bunu sağlıklı sorgulama ile öğrenebiliriz. Ve yine
sağlıklı sorgulayacağız ki '12 Eylül darbesi' deyip, '12 Eylülcülerden hesap
soracağız' deyip yargıyı ele geçirenlerin bugün yargıyı hangi noktaya
getirdiklerini sorgulayabilelim. En masum talep 'parasız eğitim istiyoruz'
diyenlerin ağızları kapatılarak salondan dışarı atılmalarının gerekçesini ancak
sağlıklı sorgulama ile öğrenebiliriz.''

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden bir öğrencinin kendisine ''Ben 60
kişilik bir koğuşta yatıyorum üniversiteyi okumak için'' dediğini aktaran
Kılıçdaroğlu, ''Acaba bunu Sayın Başbakan, Sayın Milli Eğitim Bakanı biliyor mu?
Bizim öğrenci olarak okuduğumuz yıllarda dahi 60 kişilik yurt koğuşu yoktu.
Türkiye'nin geldiği noktaya bakınız. Sayın Başbakan'a göre Türkiye kalkınıyor,
çağ atlıyor, Türkiye'de müthiş değişiklikler oluyor. Sayın Başbakan senin sayende
öğrenciler artık 60 kişilik koğuşta kalıyor. Bu mudur Türkiye'yi
çağdaşlaştırmak?'' diye konuştu.

Gençlere ''korkmayın, çekinmeyin, özgür olun, düşüncelerinizi özgürce
dile getirin'' diye seslenen Kılıçdaroğlu, CHP'nin her zaman gençlerin arkasında
olacağını söyledi. ''Hiç kimse bu ülkede sahipsiz kalmayacak, başta gençler''
diyen Kılıçdaroğlu, gençleri kucaklayacaklarını ve sorunlarına çözüm
bulacaklarını bildirdi. Kılıçdaroğlu gençlere yıllarca baskı yapıldığını ve ülke
sorunlarından uzak tutulmaya çalışıldığını ileri sürerek, bugün ise gençlerin
daha duyarlı hale geldiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, gençlerin en önemli sorunlarından birinin işsizlik
olduğunu, hükümetin ise bu soruna duyarsız kaldığını ifade ederek, ''Her 5
gençten birinin işsiz olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Acaba bu iktidar 8 yıldır
işsizlik konusunda ne yaptı?'' diye sordu. Hükümetin İşsizlik Sigortası
Fonu'ndaki paraları başka yerlerde kullandığını da iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle
devam etti:

''Parlamentoya getirirken de 'biz Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız,
onun için bu paraları istiyoruz' dedi. Ama sonra kazın ayağının öyle olmadığı
ortaya çıktı. Parlamentoyu da kandırdılar. Yanlış bilgi verdiler. Getirdikleri
yasaların gerekçesi de yanlıştı. O paraları götürdüler başka yerlerde
kullandılar. Merak ediyorum, 'Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız' diye
parlamentodan izin alıp 2 milyar 680 milyon lirayı nereye harcadınız? Doğu ve
Güneydoğu'nun neresine yatırım yapıldı, hangi fabrikayı açtılar? Nereye gitti bu
para?''

Konuşmasında kendilerine ulaşan bir mektubu da okuyan Kılıçdaroğlu,
mektubu yazan kişinin sözleşmeli sınıf öğretmeni olarak çalışırken kan kanserine
yakalandığını ve tedavisi sırasında 30 günden fazla rapor kullandığı için
sözleşmesinin feshedildiğini aktardı. Sekiz kişilik bir aileye bakmakla yükümlü
ve maaşı kesileceği için tedavisine devam edemeyecek olan bu kişinin yaşadığı
dramın Türkiye'nin içinde bulunduğu koşulları gösterdiğini ifade eden
Kılıçdaroğlu, ''Başımızın üstünde taşımamız gereken bir öğretmene bu tabloyu
nasıl reva görebiliriz. Bunu yapan iktidar acaba bunları duyuyor mu? Vicdanı olan
yüreğinde bir parça insan sevgisi olan bir siyasal yapı tabloyu nasıl
görmezlikten gelebilir?'' diye konuştu.

Bu durumun sosyal devletin önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini
vurgulayan Kılıçdaroğlu, milletvekillerinden her yerde ve ortamda sosyal devletin
ne olduğunu anlatmalarını istedi.

Kılıçdaroğlu, ''Bu tablo sosyal devlet tablosu değildir, sosyal hukuk
devleti olmadığımızın kanıtıdır. Bir öğretmeni ölüme mahkum etmek... Sözleşme...
Böyle sözleşmeyi kim yapıyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Eğitim Bakanlığı
yapıyor. Bu tablo bizim yüreğimizde asılıdır. Bu kardeşimiz merak etmesin, biz
sahip çıkacağız Ama bizim isteğimiz bir siyasal partinin ötesinde sosyal devlet
dediğimiz kurumun sahip çıkmasıdır. Eğer kurum sahip çıkarsa, sosyal devlet
işlevini yerine getirirse bu ülkede hak aramanın ne demek olduğunu hep beraber
öğrenmiş oluruz. Bu tablo bizim açımızdan bir utanç tablosudur'' şeklinde
konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Sayın
Başbakan, 'Adalet mülkün temelidir' sözündeki mülkü kendi mülkü anlıyor. Kendi
mülkü haline getirdiği adalet, bugün Türkiye'de ne sonuçlar doğuruyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, yargıda yaşanan gelişmeleri
değerlendirdi.

Yargıç kürsüsünün arkasında ''Adalet mülkün temelidir'' sözünün yazılı
olduğunu, ''mülkün'' devlet anlamına geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Öyle
anlaşılıyor ki oradaki mülk sözcüğünü Sayın Başbakan kendi mülkü anlıyor. 'Benim
mülkümdür' diyor. Kendi mülkü haline getirdiği adalet, bugün Türkiye'de ne
sonuçlar doğuruyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, tutuklu sayısının mahkum sayısından fazla olduğunu
belirterek, tutukluluğun uzun sürmesinin infaza dönüştüğünü dile getirdi. CHP
lideri, ''Nasıl bir adalet, hukuk sistemidir ki yargıçların, savcıların
telefonları yasa dışı dinlenir, yasa dışı dinlenen bu telefonları Sayın Başbakan
kürsülere çıkıp konuşma malzemesi yapar, Sayın Başbakan'ın konuşmaları yasa dışı
dinlendiğinde onları yayınlayanlar, kendilerini ertesi gün Silivri'de hapishanede
bulurlar, kişilerin özel yaşamlarıyla ilgili hiçbir şey gizli kalmaz? Onlar bir
şekilde iktidara düzenli olarak servis edilir'' diye konuştu.

Kişilerin dokunulmazlığının bulunmadığını öne süren Kılıçdaroğlu,
sözlerini, ''Bu mu demokrasi, hukuk devleti? Eğer Türkiye'de eksen kayması
tartışması başlayacaksa, o eksen kayması tartışması yargı süreciyle
başlayacaktır. Yargı bizim belki de kontrol edemeyeceğimiz, belki de sağlıklı
bakıp da olgunlaştıramayacağımız birilerinin güdümünde farklı bir sürecin içine
çekilecektir'' diye sürdürdü.

Siyasal partilerde kadın, gençlik, esnaf gibi değişik kolların
bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Herhalde anayasa değişikliğinden sonra
AKP'nin de bir yargı kolları olacak, kadın ve gençlik kollarından sonra''
görüşünü savundu.

Bunun ağır bir suçlama olacağının söylenebileceğini belirten
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ağır bir suçlama değil. İki somut örnek var: Anayasa Mahkemesine üye
seçeceksiniz, önce üyeyi 'Şu kişi olsun' diye belirliyorsunuz. O kişinin
koşulları uymuyorsa, o kişinin koşullarına uygun alan yaratıyor iktidar. Bir
kişiyi buldular, üst düzey bürokraside çalışmadığı için Denizcilik
Müsteşarlığında Müsteşar Yardımcısı koltuğunu verdiler. 1 ay görev yaptıktan
sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine taşıdılar. İkinci örnek TBMM Genel Kurulu'nda
yaşandı. Bir üye buluyorlar yine, koşulları tutmuyor, yaşı 45'i bulmuyor.
Hazırladıkları anayasa değişikliğinin ne kadar sorunlarla dolu olduğunu o Genel
Kurulda herkes gördü. İlahi adalete bakın, seçim yapılıyor ikinci turda iki üye
birer oy alıyor. Şimdi kim üçüncü tura kalacak? MHP'li Meclis Başkanvekili
ayrılıyor kürsüden yerine AKP'li Meclis Başkanvekili geliyor, olayı kendi bildiği
şekilde çözüyor. Siz buna demokrasi, hukuk diyorsunuz değil mi? Bunun ne hukuk ne
demokrasi ne de ahlakta yeri yoktur. AKP'nin Türkiye'yi getirdiği nokta
budur.''

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e büyük görev düştüğünü vurgulayan
CHP lideri, Gül'ün, Türkiye'nin, 70 milyonun cumhurbaşkanı olmak istiyorsa,
herkesin duyarlılığını dikkate alması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, hülleyle Anayasa Mahkemesine üye tayin etmenin, hiç kimseye
yakışmayacağını dile getirerek, sözlerini, ''O Anayasa Mahkemesi, eğer anayasayla
ilgili karar verecekse, anayasaya aykırılıkları saptayacaksa, temel görevlerden
birisi Cumhurbaşkanı'na düşmekte. Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesine üye
atarken, toplumun ama herkesimin duyarlılıklarını dikkate almak zorundadır.
Adaletin kantarı bozulursa, o kantar bir gün gelir o adaleti bozanları da tartar.
Adalet mülkün temeliyse, adalet kamunun vicdanıdır. Yapılan işlemlerden kamu
vicdanı rahatsızsa orada adalet yoktur'' diye tamamladı.
(14.19)