2008-06-17 - 12:48
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Dün, devrilen treni terk ederek siyasete başlayanlar, bugün kendi devirdikleri trenden kaçmak isteyenleri engellemek için yol ve yöntemler aramaya başlamışlardır'' dedi.
MHP Grubu toplandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına,
hayatlarını kaybeden bestekar Avni Anıl, Kırgız yazar Cengiz Aymatov ile şair ve yazar
Dilaver Cebeci'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek
başladı.
Bahçeli, pazar günü yapılan ÖSS'ye 1,5 milyon öğrencinin katıldığını,
uzun ve masraflı bir özel dershane sıkıntısından sonra üniversite giriş
sınavına katılan gençlerin, bu maratonun ilk aşamasını tamamladığını
ifade ederek, 2008-2009 öğretim yılında üniversite kontenjanlarının 42
bin düzeyinde arttırılmış olmasına rağmen bu yıl da bir milyona yakın
gencin üniversiteye girme imkanından mahrum kalacağını belirtti.
''Bu durum, Türkiye'nin kanayan bir yarasıdır'' diyen Bahçeli, soruna
mutlaka el atılıp çözüm bulunması gerektiğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sınav sistemi ve
dershanelerle ilgili eleştirilerinin ilk bakışta haklı olduğunu dile
getirerek, ''Başbakan Erdoğan, bunları kamuoyu ile paylaşmadan önce,
dershane destekli eğitimden, dershane temelli bir eğitime kayışın
nedenlerini, Milli Eğitim Bakanı'ndan sormalı ve sorunun sorumluluğunu
öncelikle kendi icraatında aramalıdır. 6 yıla yakın bir süredir
Başbakanlık koltuğunda oturan bir siyasetçinin, bu durumun garabet
olduğunu söylemesi, başlı başına bir garabettir'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sınava giren bütün gençlere başarılar
dileyerek, sonuçların kendileri ve aileleri başta olmak üzere milletin
geleceğine hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni etti.
-''BAŞBAKAN ERDOĞAN, MİLLETİ ALDATTI''-
Türkiye'nin bugün, kırılgan siyasal bir fay hattının üzerinde, çok
cepheli ve çetin bir iktidar mücadelesinin içinde kıvrandığını ve
hırpalandığını savunan Bahçeli, her anlamda husumet ve kin istikametinde
yorulan ülkenin, bugünü ve yarınının, kaygı verici bir hale geldiğini
söyledi.
''Başbakan Erdoğan ve yandaşları, kişisel ihtiraslarını, millete hizmet
iddiası ve ideolojik ön yargılarla örtmenin kurnazlığıyla milletimizi
aldatmış ve oyalamıştır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Kamu görevlilerinin özel hayatlarının ifşa edildiği, özel anlamlar
çıkartılarak kuşkuların hakim kılınmak istendiği bir ortamda, en çok
ihtiyacımız olan karşılıklı güven de yok olmak üzeredir. İnsanların
izlenerek bunlardan komplolar çıkartılmaya çalışılması, toplumun her
kesimini derin bir güven bunalımının içine itmektedir. Artık Türkiye,
tek başına iktidar iddiasındaki AKP'nin yönetim ve kontrolünden tamamen
çıkmış, karalayıcı kampanya sahipleri ile karanlık odaklar Türkiye
gündemini belirlemeye başlamıştır. Başbakan Erdoğan'ın, 'Ankara'daki
karanlık senaryolarda biz yokuz' açıklaması, ülke yönetiminden sorumlu
bir hükümetin sürüklendiği çaresizliğin ilk ağızdan itirafıdır. Sayın
Başbakan; varlığını ikrar ettiği karanlık senaryoların önlenmesi için
hükümetinin ne yaptığını ve hangi tedbirleri aldığını açıklamak
zorundadır.
Anlaşılan odur ki kurumlarla kavgalı, milletle mesafeli, milli değerle
tartışmalı olan siyasi otorite, kaybetmeye başladığı iktidar olma
niteliğini skandallar ve komplolar üzerinden siyaset yaparak sürdürme
çabasındadır. Bu anlayış, siyaseti çözüm ve değer üretemez bir noktaya
sıkıştırmıştır. Başbakan Erdoğan, karanlık komplo teorileri arasında,
'Taraf değiliz' diyerek, sebebi olduğu kaostan sıyrılmaya çalışacağına,
girdiği çıkmaz sokağın kılavuzluğunu sabık siyasi anlayışında, kusurlu
hükümet etme tavrında aramalıdır.''
-''MECLİSİN TATİLE GİRMEMESİ-
MHP Lideri Devlet Bahçeli, bugün yaşanılan siyasi, ekonomik ve toplumsal
darboğazın öncelikli sorumlusu ve sebebinin Başbakan Erdoğan olduğunu
ileri sürerek, Erdoğan'ın da artık bu gerçeğin farkına vardığını ve
partisinde muhtemel bir çözülmeyi durdurmak için işi artık tehdit
boyutlarına vardırdığını savundu.
''Başbakan Erdoğan'ın yanlış makas değiştirerek, yanlış yöne yol verdiği
partisini terke hazırlananlara yönelik, 'Trenden inen bir daha binemez'
uyarısı, kendi siyasi çizgisindeki, 'Aktarmalı' yolculuğun dramatik bir
tekrarına işaret etmektedir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dün, devrilen treni terk ederek siyasete başlayanlar, bugün kendi
devirdikleri trenden kaçmak isteyenleri engellemek için yol ve yöntemler
aramaya başlamışlardır. İktidar partisine mensup milletvekillerine kadar
yansıyan umutsuzluk hali, partilerinin kapatılacağına dair beklentileri
arttırmış görünmektedir. Bunun yansıması olarak AKP, kolektif karar alma
ve onları uygulayabilme özelliğini kaybetmek üzeredir. Kapatılma davası
sonuçlanana kadar Meclisi tatile çıkarmama yönündeki girişimi, bu panik
halinin açık bir işareti olmuştur. Başbakan Erdoğan, bu yaklaşımı ile
milletvekillerine olan güvenini tamamen kaybettiğini ortaya koymakta ve
ara istasyonlarda ineceklere engel olmak için treni tam hızla sürmeye
çalışmaktadır. Sayın Başbakan'ın yaklaşımına göre ise seyir halindeki
AKP treninden atlayacak olanların akıbetlerinden ise kendileri sorumlu
olacaktır. Kapatılma davası sonuçlanana kadar Meclisin tatile
çıkarılmaması yönündeki AKP girişimi de bir seçim hazırlığı olarak
yorumlanmalıdır.''
Devlet Bahçeli, partisinin siyasi geçmişinde, millete gitmekten ve
siyasi rakipleriyle sandıkta hesaplaşmaktan hiç bir zaman kaçmadığını
ifade ederek, ''Ancak, henüz üzerinden bir yıl bile geçmeden
tekrarlanması halinde yapılacak bir seçimin siyaseten ülkemize ne
kazandıracağını veya neleri kaybettireceğinin tahlili mutlaka iyi
yapılmalıdır'' dedi.
-CHP'Yİ DE ELEŞTİRDİ-
Konuşmasında CHP'yi de eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları
söyledi:
''Ana muhalefet partisi, sorumluluktan muaf olmadığı gibi bu konuda
imtiyazlı bir konumda da değildir. Herkesle küs ve kavgalı olmak, bütün
diyalog kapılarını kapatmak, bu yöndeki çabaları tartışmadan ve
düşünmeden elinin tersiyle itmek, sorumlu muhalefet anlayışı ve
demokrasi inancıyla bağdaştırılamayacaktır. Krizi körüklemenin ve bundan
siyasi kazanç sağlama hesaplarının, basiretli ve dürüst siyaset
anlayışına sığmayan bir gaflet olacağı da kabul edilmelidir. MHP'nin
normalleşme sürecinin önünü açmak için gündeme getirdiği düşünceler
karşısında, bizim önce demokrasi ve rejimi düşünmemiz gerektiğini
söyleyen ana muhalefet liderinin mantığını ve tutumunu anlamak bu
bakımdan kolay olmamaktadır. Bugünkü krizin iki mimarı olan AKP ve
CHP'nin çatışma ve kavga üzerine kurulmuş gerginlik stratejilerini
gözden geçirmeleri, rejim ve demokrasi ortak paydası üzerinde
buluşacakları bir diyalog sürecini başlatmaları Türkiye'nin hayrınadır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti
Hükümeti'nin ilk iktidar yıllarından bugüne kadar yoğun bir kadrolaşma
ile yandaşlarına devlet imkanlarını peşkeş çekmeyi pişkince sürdürdüğünü
öne sürdü.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında, 2002 yılından bu tarafa; hiçbir
etik kaygı duyulmadan sürdürülen kadrolaşmanın sonucunda, bir yandan
niteliksiz şahısların devlet kadrolarına doldurulduğunu, diğer taraftan
ise siyasi görüşleri uymadığı zannıyla ve haksız gerekçelerle binlerce
memur ve bürokratın yerinden ve görevinden uzaklaştırıldığını iddia
etti. Bahçeli, yasal yollara başvuranların ise yine yasal ve meşru
kılıflar arasında istifaya zorlandığını ya da zor şartlara katlanmaya
mecbur edildiğini savundu.
-''...YAPANLARIN YANINA ASLA KAR KALMAYACAK''-
''AKP ile geçen 5.5 yıllık dönem, başka kötü nam ve eserlerinin yanı
sıra mutlaka memur kıyımlarının çığ gibi büyüdüğü, haksızlığın siyaset
eliyle yapıldığı bir dönem olarak anılacak ve milletimiz tarafından asla
affedilmeyecektir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Özellikle görevinden alınanların, milliyetçi fikirlere sahip kişiler
olması; AKP zihniyetinin siyasi DNA'sı hakkındaki yaklaşımları doğrular
niteliktedir. Fütursuzca ve insanlık dışı yürütülen baskı ve dayatmalar
sonucunda mağdur edilen binlerce memurun bu dönem kadar haksızlığa
uğradığı başka bir zamana rastlanmamıştır.
Bir kez daha ve tekraren, buradan söylemek isterim ki AKP iktidarının
bitmeyeceği ve geçmeyeceği yönünde yanlış hesap yapanlar, Türk milletine
mensubiyetten onur duyan milliyetçileri hafife alanlar, aziz
milletimizin vermiş olduğu yetkiyi yanlış yorumlayıp gemi azıya alan ve
bizden sizden ayrımı yaparak, kendi dışındakilere eziyet eden siyasi ve
bürokratlar, unutmayınız ki Milliyetçi Hareket bütün bunları not
etmiştir. Bugünden itibaren yanlıştan dönünüz ve yaptıklarınızın
hesabını vermek için hazır olunuz. AKP'li yandaşların; vatanını ve
milletini seven namuslu çalışanlarımıza reva gördükleri uygulamaların
bedelini ödeyeceklerini kararlılıkla ifade ediyorum. Milliyetçi Hareket
konunun takipçisi olacak, memur ve bürokrat kıyımı, yapanların yanına
asla kar kalmayacaktır.''
-''GELİR UÇURUMU 8 KATA ÇIKTI''-
Bahçeli, AK Parti Hükümeti'nin 5.5 yıllık idaresinde yoksulların
sayısının 13 milyona, aç insan sayısının ise 600 bine ulaştığını
belirtti.
Geçim kaygılarının derinleştiğini, sorunların her geçen gün büyüdüğünü
dile getiren Bahçeli, gelir dağılımındaki bozukluk ve adaletsizliğin
neden olduğu çaresizliğin endişe verici seviyelere ulaştığını bildirdi.
Bahçeli, ''Nüfusumuzun, toplam gelirden en az payı alan yüzde 20'lik
bölümüyle, en çok payı alan yüzde 20'lik grubu arasındaki gelir uçurumu
maalesef 8 kata çıkmıştır. Bir yanda yabancı sermayedara özel itibar
gösteren ve kefil olan, öte yanda dar gelirliyi küçümseyen, hakir gören
Başbakan Erdoğan'ın yönetiminde, artık çalışanlar yoksulluk ve açlık
sınırında yaşamaya başlamışlardır'' dedi.
Bahçeli, kamuoyuna yansıyan son verilere göre, asgari ücretin brüt 630
YTL olduğu, memurun ortalama 850 YTL aldığı Türkiye'de, yoksulluk
sınırının bin 300 YTL'ye yaklaştığını belirterek, şunları söyledi:
''Açlık sınırının da 1000 YTL'ye yaklaştığı düşünülürse, milyonlarca dar
gelirli, memur, işçi, emeklinin açlık tehlikesi ile yüz yüze bir yaşam
mücadelesi verdiği görülebilecektir. Zorunlu tüketim harcamalarındaki
artışlar memur maaşlarını aşmış ve yılın ilk 5 aylık döneminde 344 bin
memur daha açlık sınırının altına düşmüştür. Dört kişilik bir memur ve
işçi ailesinin; asgari bir hayat sürdürmek amacıyla ihtiyacı olan gıda
maddelerini karşılamak için ayda yaklaşık 600 YTL'ye, barınma ve iskan
için özellikle büyük kentlerde vasat konutlarda 500 YTL'ye, eğitim,
giyim ve ulaşım için ise ayda yaklaşık 300 YTL'ye ihtiyaç duyacağına
göre, eline geçen para ile insanca bir hayatı sürdürmesini beklemek,
ancak AKP zihniyetinin aldatması ile mümkün olabilecektir.
Endişe verici bir durum olarak bugün açlık sınırının altında olan memur
sayısı 1 milyon 37 bin 343'e ulaşmıştır. Daha 2007 yılının Aralık ayında
memurların yüzde 28,4'ü açlık sınırının altında maaş alırken, şimdi
memurların yüzde 42,5'i açlık sınırında yaşamaya başlamıştır.''
-''ENFLASYON HEDEFİ ŞİMDİDEN YÜZDE 60 SAPTI''-
MHP lideri Bahçeli, memur maaşlarına temmuz ayında enflasyondan kaynaklı
farkın tatmin edici olmayacağını söyledi.
Yılın ilk 5 ayında enflasyonun yüzde 6,38 oranında gerçekleştiğini ve
yıllık hedeften şimdiden yüzde 60 oranında uzaklaşıldığına dikkati çeken
Bahçeli, yıllık enflasyonun yüzde 10,74'e yükseldiğini, ayrıca iç ve dış
gelişmelerin 2008 yılı enflasyonunu daha da artıracağını tahmin ettiğini
bildirdi. AK Parti'nin; çalışanlara vereceği enflasyon farkını düşük
tutmak için 2008 yılı enflasyon hedefini hala yüzde 4 olarak ısrarla
sürdürdüğünü iddia eden Bahçeli, emeklinin durumunu ise izah etmenin
utanç verici olduğunu belirtti.
Devlet Bahçeli, 2002 yılında 5 milyon 888 bin 418 olan emekli sayısının,
yüzde 42,8 artışla 2008 yılında 8 milyon 410 bin 766 kişiye ulaştığına
işaret ederek, ''Bu durum, her 9 kişiden birinin emekli olarak hayatını
devam ettirdiğini göstermektedir. Hayat pahalılığının bu denli arttığı
bir zamanda; milyonlarca emeklimizin en temel ihtiyaçlarını nasıl
karşılayacağını, ele güne muhtaç olmadan huzur içinde bir hayatı nasıl
tamamlayacağını Başbakan Erdoğan ve hükümeti açıklamak zorundadır'' diye
konuştu.
Bahçeli, 1 milyon 216 bin 350 yaşlı ve engelli vatandaşa Ziraat Bankası
aracılığıyla aylıkları ödenirken, haziran ayı itibariyle bu ödemelerin
PTT Bank şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilmeye başlandığını bunun da
olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Bahçeli, beklentilerinin bundan
sonra da 70 yaş üzerinde bulunan ve özrü yüzde 70'in üzerinde olan
vatandaşların ikametlerinde maaş almalarının sağlanması olduğunu
bildirdi.
Konuşmasında, A Milli Futbol Takımı'nın Çek Cumhuriyeti'nin 3-2 yenerek
Avrupa Futbol Şampiyonası'nda çeyrek finale çıkmasını da değerlendiren
Bahçeli, ''Galibiyete inanmış, birbirine kenetlenmiş millilerimizin bu
zaferi, zor günler geçirdiğimiz şu günlerde ihtiyacımız olan mutluluğu
bize yaşatmıştır'' dedi.
Bahçeli, Milli Futbol Takımı'nın başarılarının devamını da diledi.
-''MAÇA GİDEMEYECEĞİM''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, grup toplantısının sonunda, gazetecilerin,
''Diyalog çağrısında bulundunuz. İktidar ve muhalefet olarak birlikte
maça gidecek misiniz?'' sorusuna, ''Diyaloğu Meclis'te başlatmakta yarar
var. Maça ise ben gidemeyeceğim. Başarılar diliyorum'' yanıtını verdi.
Bu arada, Ankara'nın Haymana ilçesinin DP'li Belediye Başkanı Bünyamin
Adacı ve meclis üyeleri MHP'ye katıldı.
Adacı ve meclis üyelerinin parti rozetini takan Bahçeli, ''MHP'yi
şereflendirmişlerdir. MHP'nin kutlu yürüyüşüne zenginlik ve güç
katmışlardır'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına,
hayatlarını kaybeden bestekar Avni Anıl, Kırgız yazar Cengiz Aymatov ile şair ve yazar
Dilaver Cebeci'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek
başladı.
Bahçeli, pazar günü yapılan ÖSS'ye 1,5 milyon öğrencinin katıldığını,
uzun ve masraflı bir özel dershane sıkıntısından sonra üniversite giriş
sınavına katılan gençlerin, bu maratonun ilk aşamasını tamamladığını
ifade ederek, 2008-2009 öğretim yılında üniversite kontenjanlarının 42
bin düzeyinde arttırılmış olmasına rağmen bu yıl da bir milyona yakın
gencin üniversiteye girme imkanından mahrum kalacağını belirtti.
''Bu durum, Türkiye'nin kanayan bir yarasıdır'' diyen Bahçeli, soruna
mutlaka el atılıp çözüm bulunması gerektiğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sınav sistemi ve
dershanelerle ilgili eleştirilerinin ilk bakışta haklı olduğunu dile
getirerek, ''Başbakan Erdoğan, bunları kamuoyu ile paylaşmadan önce,
dershane destekli eğitimden, dershane temelli bir eğitime kayışın
nedenlerini, Milli Eğitim Bakanı'ndan sormalı ve sorunun sorumluluğunu
öncelikle kendi icraatında aramalıdır. 6 yıla yakın bir süredir
Başbakanlık koltuğunda oturan bir siyasetçinin, bu durumun garabet
olduğunu söylemesi, başlı başına bir garabettir'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sınava giren bütün gençlere başarılar
dileyerek, sonuçların kendileri ve aileleri başta olmak üzere milletin
geleceğine hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni etti.
-''BAŞBAKAN ERDOĞAN, MİLLETİ ALDATTI''-
Türkiye'nin bugün, kırılgan siyasal bir fay hattının üzerinde, çok
cepheli ve çetin bir iktidar mücadelesinin içinde kıvrandığını ve
hırpalandığını savunan Bahçeli, her anlamda husumet ve kin istikametinde
yorulan ülkenin, bugünü ve yarınının, kaygı verici bir hale geldiğini
söyledi.
''Başbakan Erdoğan ve yandaşları, kişisel ihtiraslarını, millete hizmet
iddiası ve ideolojik ön yargılarla örtmenin kurnazlığıyla milletimizi
aldatmış ve oyalamıştır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Kamu görevlilerinin özel hayatlarının ifşa edildiği, özel anlamlar
çıkartılarak kuşkuların hakim kılınmak istendiği bir ortamda, en çok
ihtiyacımız olan karşılıklı güven de yok olmak üzeredir. İnsanların
izlenerek bunlardan komplolar çıkartılmaya çalışılması, toplumun her
kesimini derin bir güven bunalımının içine itmektedir. Artık Türkiye,
tek başına iktidar iddiasındaki AKP'nin yönetim ve kontrolünden tamamen
çıkmış, karalayıcı kampanya sahipleri ile karanlık odaklar Türkiye
gündemini belirlemeye başlamıştır. Başbakan Erdoğan'ın, 'Ankara'daki
karanlık senaryolarda biz yokuz' açıklaması, ülke yönetiminden sorumlu
bir hükümetin sürüklendiği çaresizliğin ilk ağızdan itirafıdır. Sayın
Başbakan; varlığını ikrar ettiği karanlık senaryoların önlenmesi için
hükümetinin ne yaptığını ve hangi tedbirleri aldığını açıklamak
zorundadır.
Anlaşılan odur ki kurumlarla kavgalı, milletle mesafeli, milli değerle
tartışmalı olan siyasi otorite, kaybetmeye başladığı iktidar olma
niteliğini skandallar ve komplolar üzerinden siyaset yaparak sürdürme
çabasındadır. Bu anlayış, siyaseti çözüm ve değer üretemez bir noktaya
sıkıştırmıştır. Başbakan Erdoğan, karanlık komplo teorileri arasında,
'Taraf değiliz' diyerek, sebebi olduğu kaostan sıyrılmaya çalışacağına,
girdiği çıkmaz sokağın kılavuzluğunu sabık siyasi anlayışında, kusurlu
hükümet etme tavrında aramalıdır.''
-''MECLİSİN TATİLE GİRMEMESİ-
MHP Lideri Devlet Bahçeli, bugün yaşanılan siyasi, ekonomik ve toplumsal
darboğazın öncelikli sorumlusu ve sebebinin Başbakan Erdoğan olduğunu
ileri sürerek, Erdoğan'ın da artık bu gerçeğin farkına vardığını ve
partisinde muhtemel bir çözülmeyi durdurmak için işi artık tehdit
boyutlarına vardırdığını savundu.
''Başbakan Erdoğan'ın yanlış makas değiştirerek, yanlış yöne yol verdiği
partisini terke hazırlananlara yönelik, 'Trenden inen bir daha binemez'
uyarısı, kendi siyasi çizgisindeki, 'Aktarmalı' yolculuğun dramatik bir
tekrarına işaret etmektedir'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dün, devrilen treni terk ederek siyasete başlayanlar, bugün kendi
devirdikleri trenden kaçmak isteyenleri engellemek için yol ve yöntemler
aramaya başlamışlardır. İktidar partisine mensup milletvekillerine kadar
yansıyan umutsuzluk hali, partilerinin kapatılacağına dair beklentileri
arttırmış görünmektedir. Bunun yansıması olarak AKP, kolektif karar alma
ve onları uygulayabilme özelliğini kaybetmek üzeredir. Kapatılma davası
sonuçlanana kadar Meclisi tatile çıkarmama yönündeki girişimi, bu panik
halinin açık bir işareti olmuştur. Başbakan Erdoğan, bu yaklaşımı ile
milletvekillerine olan güvenini tamamen kaybettiğini ortaya koymakta ve
ara istasyonlarda ineceklere engel olmak için treni tam hızla sürmeye
çalışmaktadır. Sayın Başbakan'ın yaklaşımına göre ise seyir halindeki
AKP treninden atlayacak olanların akıbetlerinden ise kendileri sorumlu
olacaktır. Kapatılma davası sonuçlanana kadar Meclisin tatile
çıkarılmaması yönündeki AKP girişimi de bir seçim hazırlığı olarak
yorumlanmalıdır.''
Devlet Bahçeli, partisinin siyasi geçmişinde, millete gitmekten ve
siyasi rakipleriyle sandıkta hesaplaşmaktan hiç bir zaman kaçmadığını
ifade ederek, ''Ancak, henüz üzerinden bir yıl bile geçmeden
tekrarlanması halinde yapılacak bir seçimin siyaseten ülkemize ne
kazandıracağını veya neleri kaybettireceğinin tahlili mutlaka iyi
yapılmalıdır'' dedi.
-CHP'Yİ DE ELEŞTİRDİ-
Konuşmasında CHP'yi de eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları
söyledi:
''Ana muhalefet partisi, sorumluluktan muaf olmadığı gibi bu konuda
imtiyazlı bir konumda da değildir. Herkesle küs ve kavgalı olmak, bütün
diyalog kapılarını kapatmak, bu yöndeki çabaları tartışmadan ve
düşünmeden elinin tersiyle itmek, sorumlu muhalefet anlayışı ve
demokrasi inancıyla bağdaştırılamayacaktır. Krizi körüklemenin ve bundan
siyasi kazanç sağlama hesaplarının, basiretli ve dürüst siyaset
anlayışına sığmayan bir gaflet olacağı da kabul edilmelidir. MHP'nin
normalleşme sürecinin önünü açmak için gündeme getirdiği düşünceler
karşısında, bizim önce demokrasi ve rejimi düşünmemiz gerektiğini
söyleyen ana muhalefet liderinin mantığını ve tutumunu anlamak bu
bakımdan kolay olmamaktadır. Bugünkü krizin iki mimarı olan AKP ve
CHP'nin çatışma ve kavga üzerine kurulmuş gerginlik stratejilerini
gözden geçirmeleri, rejim ve demokrasi ortak paydası üzerinde
buluşacakları bir diyalog sürecini başlatmaları Türkiye'nin hayrınadır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti
Hükümeti'nin ilk iktidar yıllarından bugüne kadar yoğun bir kadrolaşma
ile yandaşlarına devlet imkanlarını peşkeş çekmeyi pişkince sürdürdüğünü
öne sürdü.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında, 2002 yılından bu tarafa; hiçbir
etik kaygı duyulmadan sürdürülen kadrolaşmanın sonucunda, bir yandan
niteliksiz şahısların devlet kadrolarına doldurulduğunu, diğer taraftan
ise siyasi görüşleri uymadığı zannıyla ve haksız gerekçelerle binlerce
memur ve bürokratın yerinden ve görevinden uzaklaştırıldığını iddia
etti. Bahçeli, yasal yollara başvuranların ise yine yasal ve meşru
kılıflar arasında istifaya zorlandığını ya da zor şartlara katlanmaya
mecbur edildiğini savundu.
-''...YAPANLARIN YANINA ASLA KAR KALMAYACAK''-
''AKP ile geçen 5.5 yıllık dönem, başka kötü nam ve eserlerinin yanı
sıra mutlaka memur kıyımlarının çığ gibi büyüdüğü, haksızlığın siyaset
eliyle yapıldığı bir dönem olarak anılacak ve milletimiz tarafından asla
affedilmeyecektir'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Özellikle görevinden alınanların, milliyetçi fikirlere sahip kişiler
olması; AKP zihniyetinin siyasi DNA'sı hakkındaki yaklaşımları doğrular
niteliktedir. Fütursuzca ve insanlık dışı yürütülen baskı ve dayatmalar
sonucunda mağdur edilen binlerce memurun bu dönem kadar haksızlığa
uğradığı başka bir zamana rastlanmamıştır.
Bir kez daha ve tekraren, buradan söylemek isterim ki AKP iktidarının
bitmeyeceği ve geçmeyeceği yönünde yanlış hesap yapanlar, Türk milletine
mensubiyetten onur duyan milliyetçileri hafife alanlar, aziz
milletimizin vermiş olduğu yetkiyi yanlış yorumlayıp gemi azıya alan ve
bizden sizden ayrımı yaparak, kendi dışındakilere eziyet eden siyasi ve
bürokratlar, unutmayınız ki Milliyetçi Hareket bütün bunları not
etmiştir. Bugünden itibaren yanlıştan dönünüz ve yaptıklarınızın
hesabını vermek için hazır olunuz. AKP'li yandaşların; vatanını ve
milletini seven namuslu çalışanlarımıza reva gördükleri uygulamaların
bedelini ödeyeceklerini kararlılıkla ifade ediyorum. Milliyetçi Hareket
konunun takipçisi olacak, memur ve bürokrat kıyımı, yapanların yanına
asla kar kalmayacaktır.''
-''GELİR UÇURUMU 8 KATA ÇIKTI''-
Bahçeli, AK Parti Hükümeti'nin 5.5 yıllık idaresinde yoksulların
sayısının 13 milyona, aç insan sayısının ise 600 bine ulaştığını
belirtti.
Geçim kaygılarının derinleştiğini, sorunların her geçen gün büyüdüğünü
dile getiren Bahçeli, gelir dağılımındaki bozukluk ve adaletsizliğin
neden olduğu çaresizliğin endişe verici seviyelere ulaştığını bildirdi.
Bahçeli, ''Nüfusumuzun, toplam gelirden en az payı alan yüzde 20'lik
bölümüyle, en çok payı alan yüzde 20'lik grubu arasındaki gelir uçurumu
maalesef 8 kata çıkmıştır. Bir yanda yabancı sermayedara özel itibar
gösteren ve kefil olan, öte yanda dar gelirliyi küçümseyen, hakir gören
Başbakan Erdoğan'ın yönetiminde, artık çalışanlar yoksulluk ve açlık
sınırında yaşamaya başlamışlardır'' dedi.
Bahçeli, kamuoyuna yansıyan son verilere göre, asgari ücretin brüt 630
YTL olduğu, memurun ortalama 850 YTL aldığı Türkiye'de, yoksulluk
sınırının bin 300 YTL'ye yaklaştığını belirterek, şunları söyledi:
''Açlık sınırının da 1000 YTL'ye yaklaştığı düşünülürse, milyonlarca dar
gelirli, memur, işçi, emeklinin açlık tehlikesi ile yüz yüze bir yaşam
mücadelesi verdiği görülebilecektir. Zorunlu tüketim harcamalarındaki
artışlar memur maaşlarını aşmış ve yılın ilk 5 aylık döneminde 344 bin
memur daha açlık sınırının altına düşmüştür. Dört kişilik bir memur ve
işçi ailesinin; asgari bir hayat sürdürmek amacıyla ihtiyacı olan gıda
maddelerini karşılamak için ayda yaklaşık 600 YTL'ye, barınma ve iskan
için özellikle büyük kentlerde vasat konutlarda 500 YTL'ye, eğitim,
giyim ve ulaşım için ise ayda yaklaşık 300 YTL'ye ihtiyaç duyacağına
göre, eline geçen para ile insanca bir hayatı sürdürmesini beklemek,
ancak AKP zihniyetinin aldatması ile mümkün olabilecektir.
Endişe verici bir durum olarak bugün açlık sınırının altında olan memur
sayısı 1 milyon 37 bin 343'e ulaşmıştır. Daha 2007 yılının Aralık ayında
memurların yüzde 28,4'ü açlık sınırının altında maaş alırken, şimdi
memurların yüzde 42,5'i açlık sınırında yaşamaya başlamıştır.''
-''ENFLASYON HEDEFİ ŞİMDİDEN YÜZDE 60 SAPTI''-
MHP lideri Bahçeli, memur maaşlarına temmuz ayında enflasyondan kaynaklı
farkın tatmin edici olmayacağını söyledi.
Yılın ilk 5 ayında enflasyonun yüzde 6,38 oranında gerçekleştiğini ve
yıllık hedeften şimdiden yüzde 60 oranında uzaklaşıldığına dikkati çeken
Bahçeli, yıllık enflasyonun yüzde 10,74'e yükseldiğini, ayrıca iç ve dış
gelişmelerin 2008 yılı enflasyonunu daha da artıracağını tahmin ettiğini
bildirdi. AK Parti'nin; çalışanlara vereceği enflasyon farkını düşük
tutmak için 2008 yılı enflasyon hedefini hala yüzde 4 olarak ısrarla
sürdürdüğünü iddia eden Bahçeli, emeklinin durumunu ise izah etmenin
utanç verici olduğunu belirtti.
Devlet Bahçeli, 2002 yılında 5 milyon 888 bin 418 olan emekli sayısının,
yüzde 42,8 artışla 2008 yılında 8 milyon 410 bin 766 kişiye ulaştığına
işaret ederek, ''Bu durum, her 9 kişiden birinin emekli olarak hayatını
devam ettirdiğini göstermektedir. Hayat pahalılığının bu denli arttığı
bir zamanda; milyonlarca emeklimizin en temel ihtiyaçlarını nasıl
karşılayacağını, ele güne muhtaç olmadan huzur içinde bir hayatı nasıl
tamamlayacağını Başbakan Erdoğan ve hükümeti açıklamak zorundadır'' diye
konuştu.
Bahçeli, 1 milyon 216 bin 350 yaşlı ve engelli vatandaşa Ziraat Bankası
aracılığıyla aylıkları ödenirken, haziran ayı itibariyle bu ödemelerin
PTT Bank şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilmeye başlandığını bunun da
olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Bahçeli, beklentilerinin bundan
sonra da 70 yaş üzerinde bulunan ve özrü yüzde 70'in üzerinde olan
vatandaşların ikametlerinde maaş almalarının sağlanması olduğunu
bildirdi.
Konuşmasında, A Milli Futbol Takımı'nın Çek Cumhuriyeti'nin 3-2 yenerek
Avrupa Futbol Şampiyonası'nda çeyrek finale çıkmasını da değerlendiren
Bahçeli, ''Galibiyete inanmış, birbirine kenetlenmiş millilerimizin bu
zaferi, zor günler geçirdiğimiz şu günlerde ihtiyacımız olan mutluluğu
bize yaşatmıştır'' dedi.
Bahçeli, Milli Futbol Takımı'nın başarılarının devamını da diledi.
-''MAÇA GİDEMEYECEĞİM''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, grup toplantısının sonunda, gazetecilerin,
''Diyalog çağrısında bulundunuz. İktidar ve muhalefet olarak birlikte
maça gidecek misiniz?'' sorusuna, ''Diyaloğu Meclis'te başlatmakta yarar
var. Maça ise ben gidemeyeceğim. Başarılar diliyorum'' yanıtını verdi.
Bu arada, Ankara'nın Haymana ilçesinin DP'li Belediye Başkanı Bünyamin
Adacı ve meclis üyeleri MHP'ye katıldı.
Adacı ve meclis üyelerinin parti rozetini takan Bahçeli, ''MHP'yi
şereflendirmişlerdir. MHP'nin kutlu yürüyüşüne zenginlik ve güç
katmışlardır'' dedi.
