2006-09-19 - 13:40
ANAVATAN GRUBU TOPLANDI..
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Geçen 4 yıl, 'büyüyoruz' türküsü ve 'istikrar' ninnisiyle avutulduğumuz yıl oldu'' dedi.
Anavatan Partisi Grubu toplandı. Grup toplantısında Genel Başkan Erkan Mumcu bir konuşma yaptı. Sözlerine yeni yasama yılının Türk siyasetine hayırlı olmasını temenni ederek başlayan Mumcu, TBMM'nin erken açılmasını olumlu bulduğunu belirtti.

Mumcu, çözüm bekleyen sorunların, yegane çözüm adresinin TBMM olduğunu vurguladı ve Meclisin verimli çalışmasının önemine değindi. 1982 Anayasasından bu yana, ilk kez bu yasama döneminin 5 yılda tamamlanacağını kaydeden Mumcu, geçen 4 yasama yılının dolu dolu geçmiş olması halinde Hükümetin bunu bir başarı olarak sunabileceğini ifade etti.

Türk siyasetinin geçen 4 yıllık dönemde vatandaşın sorunlarını daha kötüye gitmekten alıkoyacak icraatın altına imza atamadığını ifade eden Erkan Mumcu, ''Geçen bu 4 yıl 'büyüyoruz' türküsü, 'istikrar' ninnisiyle avutulduğumuz yıl oldu'' dedi.

Anavatan Partisi Genel Başkanı, Erkan Mumcu, şöyle devam etti: ''Geçen 4 yılda en çok duyduğumuz söz 'Türkiye büyüyor'' oldu. Bana kalırsa vatandaşlarını yiyerek büyüyen Türkiye... Buna 'büyümek' denemez, çünkü kendi uzuvlarını yiyerek büyüyor. Çünkü vatandaşlarını küçültüyor. Bunun gerçek anlamda büyüme olması mümkün değil, bu bir anomali, bir şişme... Tıpkı bir kanser hücresi gibi. Vücutta kanserli hücrelerin çoğalması, bir iyileşmeye bir gelişmeye işaret sayılabilir mi? Sayılamaz. Bunu bir büyüme olarak söylüyorlar.''

MUMCU: "BÜYÜME REEL DEĞİL"

Bankalar Birliği Raporuna göre Türkiye'de faaliyet gösteren sadece bir bankanın 2005 yılında 2 katrilyon 78 trilyon lira kar ettiğini, bu bankanın 9 bin 964 kişiye iş istihdamı sağladığını belirten Mumcu, bu bankanın karının İstanbul Sanayi Odası istatistiklerine göre en büyük 500 şirketten 401'inin karına eşit olduğunu kaydetti.

En büyük şirketler arasındaki söz konusu 401 şirketin 2005 yılında 20 milyar 767 milyon dolarlık ihracat yaptığını belirten Mumcu, 401 şirkette 328 bin 488 kişinin çalıştığını bildirdi. ''Ortada bir büyüme var, ama bu reel büyüme değil'' diyen Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu üyümenin paydaşı vatandaşlar değil. Cari açık, artan borçlar, borcun GSMF oranına, Türkiye'nin yabancı yatırımcılar için cennete dönüştürülmesi konularına girmeyeceğim. Bu büyümeden kim nasibini aldı? Herkes elini vicdanına koyarak cevap versin. Memurlar, işçiler; kredi kartıyla borçlanabilme avantajını bir kenara bırakırsanız hayat şartlarınızda bir şey değişti mi? Bu büyümede payınız var mı? Değişen, daha fazla çalışmanız. Çalışma süreleri artıyor, verimlilik artıyor, bunun karşısında reel ücretler geriliyor. Herkesin bildiği 'Kaç kilo buğdaya bir litre mazot alınıyor?' hesabı ciğer yakıyor. Çiftçiler, hayat şartlarınız değişti mi? Sofranızdaki lokma büyüdü mü? Sırtınızdaki gömleği en son ne zaman değiştiniz? Çocuğunuzun çeyizine bir şey alabildiniz mi? Eğer cevabınız tam aksineyse Hükümetten özür diliyorum. Ama benim gördüğüm hayat, duyduklarım büyümenin tam tersini gösteriyor.''

MUMCU: ''FINDIK KONUSU BAŞTAN AŞAĞI YAREDİR''-

Erkan Mumcu, gruba katılanlardan birinin fındık konusunu anımsatması üzerine ''Fındık konusu baştan aşağı yaredir'' dedi.

Mumcu, sözlerine şöyle devam etti: ''Fındıkta sadece akılsızlık yok. orada aynı zamanda ahlaksızlık var. Fındık konusunda, orada sadece gaflet yok, aynı zamanda ihanet var. Bir de faizin, enflasyonun düştüğünü söylüyorlar. Ama Türkiye dünyanın en yüksek reel faizini ödeyen ülke. Vatandaşa soruyorum: Ev kiralarında, doğalgazda, elektrikte enflasyon düştü mü? Hangisine inanalım? Elinizde geçen paranın yüzde 80'ini gıdaya, doğalgaza, elektriğe vermiyor musunuz? Bir bakın bakalım bunlarda enflasyon düştü mü? Düşen bir enflasyon var, ama bu vatandaşın, gerçek hayatın enflasyonu değil. Ortada kocaman bir oyun, kocaman bir yalan var. 'İstikrar' ninnisi milleti uyutmak için söylenip duruyor.'' Geçen 4 yılda herhangi bir şeyin başarılıp başarılmadığını da soran Mumcu, ''Vatandaş olmanın, birey olmanın öz güvenini, devlet karşısında savunabiliyor musunuz? Bir devlet dairesine gittiğinizde, 'Ben bu ülkenin vatandaşıyım, devlet memurların maaşını ben veriyorum. Devlet bana en iyi hizmette yükümlüdür. Nasıl benden parasını alan berber nasıl en iyi hizmet sunuyorsa, devlet de bana ayrımcılık, kayırımcılık olmadan muamele ediyor' diyebiliyor musunuz? Bunu diyen vatandaş var mı bu ülkede? Bu ülke, Anayasa değiştirecek güce sahip bir iktidar çıkardı. Ortada bir marifet varsa o marifet, milletin marifetidir. O marifet milletin emaneti eline teslim ettiği insanların marifeti olmak icap ederse, ne yazık ki onların marifeti değil, ihaneti haline gelmiştir.''

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Hükümetin alternatifinin bulunmadığı yönündeki değerlendirmeleri de eleştirdi. ''Bu biraz firavunca duygu. Bundan bir an önce kurtulun. Çünkü Allah her firavuna bir Yusuf göndermiştir. Millet her zorbanın her alternatifsizin alternatifini bulmuştur'' dedi.

Mumcu, Hükümetin 4 yıllık icraatlarını değerlendirdi. Ekonomide tüketimden alınan vergilerin yüzde 54'ten yüzde 74'e çıktığını buna karşılık kurumlar vergisi oranının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürüldüğünü ifade ederek, Türkiye'de vergi verecek durumda olanların vergiden muaf tutulduğunu, buna karşı devlet himayesine muhtaç olanların daha fazla vergi ödediğini kaydetti. ''Böyle bir adalet olur mu?'' diye soran Mumcu, OECD ülkelerinde tüketimden alınan vergi oranının yüzde 35 olduğunu vurguladı. Erkan Mumcu, vatandaşa sürekli ''işler iyiye gidiyor'' dendiğini belirterek, ''İşler iyiye gidiyor. Anlatanların işleri gerçekten iyiye gidiyor. Nankör davranmıyorlar. Millet adına konuşuyorlarsa o zaman yalan söylüyorlar'' dedi.

''Hükümetin alternatifinin olmadığı'' konusunda görüşler olduğunu anlatan Mumcu, bu ifadenin vatandaşa hakaret olduğunu, demokrasinin kendisinin tek başına bir alternatif olduğunu vurguladı. Türkiye'de işsizliğin azalmadığını, 2 milyon arttığını ve artmaya da devam edeceğini savunan Mumcu, ''Turpun büyüğü heybede'' dedi. ANAVATAN lideri Mumcu, şimdiye kadar gördüğü en uyumsuz hükümetin Ecevit Hükümeti olduğunu da anlatarak, ''Ama yine de sizden yürekli ve cesaretliydi. Onların elinde bir kriz patladı. Sizin biriktirdiğiniz kriz kimin elinde patlayacak, ama mutlaka patlayacak'' diye konuştu.

YENİ EĞİTİM YILI

Erkan Mumcu, yeni eğitim-öğretim yılının dün başladığını hatırlatarak, oğlunu devlet okuluna kaydettirdiğini söyledi. Bunu övünmek için dile getirmediğini ifade eden Mumcu, Türkiye'de en iyi okulların devlet okulları olduğunu bildirdi. Mumcu, özel okulların ticarethaneye dönüştürüldüğünü, hastalığın temelinde zihniyetin bulunduğunu anlatarak, Türkiye'deki okullarda sınıf ortalamalarının 40'ın üstünde olduğuna dikkati çekti. İrfan yuvası olması gereken okulların, öğrencilere yanlış değerler öğrettiğini, bilgiden soğuttuğunu öne süren Mumcu, öğretmenlerin de ikinci bir işe mahkum hale getirildiğini kaydetti. Hükümetin yegane övündüğü şeyin okullarda ücretsiz ders kitabı ile kömür dağıtmak olduğunu belirten Mumcu, şunları söyledi: ''Siz kimsiniz bir şey dağıtıyorsunuz? Hiçbir şey dağıtmayın, milletin hakkını verin. Milletin kursağından çıkarıp alacaksınız, milleti yardım bağımlısı haline getireceksiniz. Utanmadan iftihar haline getireceksiniz. Türkiye'de bütün sınıfları eve yakın yerde, 16 kişiyi geçmeden bir eğitim düzeni kurmanın devlete maliyeti sıfır liradır. Süresi de 1.5 ile 2 yıldır. Anlata anlata dilimde tüy bitti. Ama ihale tatlı geliyor, bedava kitap dağıtmayın. Adam gibi kitapları okula koyun. Biz bunu öğrenciye zimmetli okul kitabı uygulaması için getirmiştik. Ama siz, özel yayınevlerinin kitaplarının haklarını pahalı pahalı alıp sonra ahbap çavuş matbaalara, hiç inkar etmeyin, ispat ederim, 100'lerce trilyon ödeyerek bastırıp dağıtıyorsunuz. Onu da beceremiyor, yüzünüze gözünüze bulaştırıyorsunuz.''

HÜKÜMETE ÇAĞRI

ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, Türkiye'nin sorunlarını çözmek için Meclis'in önünde bir yılın bulunduğuna da anımsatarak, şöyle devam etti: ''Gelin insanları devlete güvenli hale getirelim. Mevcut Siyasi Partiler Kanunu ile ülke demokratikleşmez. Gelin siyasi partiler reformu yapalım. Siyaseti ahlaklı hale getirelim. Gelin dokunulmazlıkları sınırlandıralım. 'Kaldıralım' demiyorum. Kürsü ve siyasi dokunulmazlık kalsın ama milletvekili seçilmeye mani suçlar bakımından hiç olmazsa bu zırhı kaldıralım. Bırakın beytülmala el uzatanın eli yansın. Bırakın beytülmaldan çalanın eli kesilsin. Bırakın devletin adaletini millet görsün.

Gelin devlet ihalelerini başka bir denetim mekanizmasının eline verelim. Bakanlığın kendi kendini denetlediği, parti iktidarı sözkonusu olduğu için de Meclis tarafından hukuki denetimin yapılamadığı bir modelle şeffaflık, adalet olmaz, yolsuzluğun ve yozlaşmanın önüne geçilemez.
Gelin Cumhurbaşkanı seçimini kriz konusu olmaktan çıkaralım. Halk seçsin. Cumhurbaşkanları da halka hesap versin. Cumhurbaşkanlığına halkın yüzde 51 oyunu almış biri otursun. Demokrasiye yakışanı yapalım. Biz millet için her türlü işbirliğine varız.

Gelin birlikte birşeyler yapalım. Yoksanız milletimiz bizi duyuyor. Biz gelip yapacağız. Siz zannediyorsanız ki bizim alternatifimiz yok. Bu biraz firavunca duygu. Bundan bir an önce kurtulun. Çünkü Allah her firavuna bir Yusuf göndermiştir. Millet her zorbanın her alternatifsizin alternatifini bulmuştur. Her zorbanın da iktidarını devirmiştir.'' Erkan Mumcu, bu konuların çözümünde iktidar ve muhalefet ayrımı yapmaksızın işbirliğine açık olduklarını da sözlerine ekledi.