2011-01-04 - 12:10
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında
yaptığı konuşmada ''2010 yılında psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL gayri safi yurt içi
hasıla rakamını da aştığımızı büyük bir gururla ifade etmek istiyorum'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında
yaptığı konuşmada ''2010 yılında psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL gayri safi yurt içi
hasıla rakamını da aştığımızı büyük bir gururla ifade etmek istiyorum'' dedi.
Erdoğan, partisinin 2011 yılının grup toplantısında yaptığı konuşmada,
geçen yılın tarihin en büyük küresel ekonomik krizinin gölgesinde geçtiğini
belirterek, Türkiye'nin yeni yıla umutla girdiğini dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, ekonominin 2010 yılının dokuz ayında ortalama 8.9
büyüme kaydettiğini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu:
''2010 yılının son çeyrek büyüme oranları açıklandığında ki, tahmin
ediyorum 31 Mart 2011'de açıklanacak, Türkiye orta vadeli programdaki resmi hedef
olan yüzde 6.8'in üzerinde bir büyümeyi yakalayacak. Bizim resmi tahminimiz 2010
yılı için gayri safi yurt içi hasıla 730 milyar dolar... Ancak bu seviyeyi
aşacağımızı, kriz öncesindeki seviyeye, yani 2009 seviyesi olan 742 milyar dolara
yaklaşacağımızı veya aşacağımızı şimdiden tahmin edebiliyoruz.
Bu arada, Türk Lirası olarak, biz 2009'u 953 milyar TL gayri safi yurt
içi hasıla ile kapatmıştık. 2010 yılında, psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL
gayri safi yurt içi hasıla rakamını da aştığımızı burada büyük bir gururla ifade
etmek istiyorum.''
AK Parti Genel Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ''BDP'nin sorunun var ettiği, sorunun ortaya çıkardığı bir siyasi
yapı'' olduğunu ifade ederek, ''BDP'nin attığı adımlar ne hak arayışıdır ne de
sorunların çözümüne ilişkin bir katkıdır. Tam tersine süreci bulandıracak adımlar
atarak çözümü engellemek niyetinde olduğunu göstermiştir'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, inandıklarını
söylemeye devam edeceklerinin belirterek, ''etnik milliyetçilik
yapmayacaklarını'' söylediklerini kaydetti. ''Tüm etnik unsurları birer alt
kimlik olduğunu'' anlatan Erdoğan, bunları birer zenginlik olarak gördüklerini
dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, yola çıkarken ''tek bayrak, tek millet ve tek vatan''
dediklerini belirterek, ''Bugün gene aynı şeyi söylüyoruz. Bunun kimseyi rahatsız
etmemesi lazım. Birileri rahatsız olursa aynaya baksınlar ama ben inanıyorum ki
milletimin kahir ekseriyeti bu kavramdan rahatsız olmuyor. Çünkü bu kavramın
kucaklayıcı manasını birileri ya anlamıyor ya da işine gelmediği için anlamak
istemiyor'' şeklinde konuştu. Erdoğan, ''Milleti; ortak hedefler, ortak idealler
etrafında toplanmış, ortak bir kaderi paylaşan üst kimlik olarak
algıladıklarını'' her zaman ifade ettiklerini söyledi.
''Bu ülkenin bazı anneleri kendi dilinde, ana dilinde konuşamıyordu''
diyen Erdoğan, farklı dil ve lehçelerin serbestçe konuşulması, korunması için çok
büyük adımlar attıklarını, anlamsız yasakları kaldırdıklarını, kursları serbest
bıraktıklarını, devlet televizyonundan 24 saat Kürtçe ve Arapça yayına
başlandığını, üniversitelerde enstitülerin kurulmasının önünü açtıklarını, 24
saat yayınla TRT Avaz'ı kurduklarını kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Doğu Güneydoğu illerinde 'arama yapılacak' haberi geldiğinde genç
kızlar ve erkekler ellerindeki müzik kasetlerini korkuyla tandırlara atıyor, imha
ediyorlardı. Biz bu trajikomik sahnelerin hepsine son verdik. Biz ne şiş yansın
ne kebap diyenlerden değiliz. Asla olmadık ve olmayacağız. Doğu'ya ayrı, Batı'ya
ayrı, Kuzeye ayrı, Güneye ayrı bir dille konuşanlardan değiliz, asla olmayacağız.
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi iki yıldır tüm boyutlarıyla konuşuluyor ve
tartışılıyor. Ama bizim iki yıldır üstüne basa basa söylediğimiz şudur: Milli
Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni ideolojilerden, gündelik politik çıkarlardan, oy
hesabından, reyting kaygısından bağımsız düşünmediğiniz müddetçe anlayamaz ve
anlamlandıramazsınız.''
Birilerinin ''Milli Birlik Kardeşlik Projesi'nin tutmadığı'' görüşünü
savunmayı sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, ''Sen zaten başından beri böyle
düşünenlerdensin. Biz bunun neticesini alacağız ve bunu da göreceğiz inşallah.
Eğer bu sürece vicdanınızı koymazsanız, eğer bu süreci anlamak için vicdanınızın
sesine kulak vermezseniz hiçbir sonuç alamaz, hiçbir şey de anlayamazsınız''
dedi.
Erdoğan, birilerinin gözlerini seçim sandıklarına diktiğini ifade ederek,
şöyle konuştu:
''Onlar istismardan medet umuyor. Biz yapmanın, onarmanın, tamir etmenin,
telafi etmenin mücadelesini verirken birileri bozmanın, kırmanın, tahrip etmenin,
kışkırtmanın mücadelesini veriyor.
İşte şu son haftalarda BDP'nin asıl niyeti şüpheye mahal bırakmayacak
şekilde ortaya çıkmıştır. BDP, sorunun var ettiği, sorunun ortaya çıkardığı bir
siyasi yapıdır aslında. Dolayısıyla sorunun çözümünden de hazzetmeyecek, bunu
kabullenmeyecek... Böyle bir siyasi yapıdır. Çünkü sorun çözüldüğü anda, biliyor
ki oy noktasında bitmiştir. Olay budur ve bunu da açık, net olarak ortaya
koymuştur. Sorun çözüldükçe istismar vasıtalarının kaybolduğunu gören BDP sorunun
çözülmemesi için elinden gelen kışkırtmayı ortaya koymaktadır. BDP'nin attığı
adımlar ne hak arayışıdır ne de sorunların çözümüne ilişkin bir katkıdır. Tam
tersine süreci bulandıracak adımlar atarak çözümü engellemek niyetinde olduğunu
göstermiştir. Açık söylüyorum, bu tavır annelerin gözyaşından, babaların yürek
sızısından, gençlerin kanından rant elde etme tavrıdır. Bu kadar açık söylüyorum.
Bu tavır kardeşliği, birlikteliği, dayanışmayı güçlendirme tavrı değil nifak
tohumlarını filizlendirme tavrıdır. Bu tavır ülkeye, millete maliyeti ne olursa
olsun AK Parti'yi seçimler öncesinde güya yıpratma tavrıdır. Buna biz asla izin
vermeyeceğiz. İnanıyorum ki milletim de izin vermeyecektir.
Şunu da aziz milletimin özellikle bilmesini istiyorum. Ne BDP ne de onun
sırtını dayadığı mahfiller hiçbir zaman benim Kürt kökenli kardeşlerimin asla
temsilcisi değildir. BDP'nin kendi kışkırtıcı ve istismarcı taleplerinin sanki
tüm Kürt kardeşlerimin talebiymiş gibi lanse etmesi son derece yanlıştır. Aynı
şekilde bu taleplerin ülkenin farklı kesimlerinde böyle algılanması da
yanıltıcıdır.
Bakın, Doğu ve Güneydoğuyu BDP üzerinden izleyenler yanılırlar. Doğu ve
Güneydoğu'yu resin bütününü göremeyen medya üzerinden izlemekle yetinenler
yanılırlar. Gidin ve oradaki atmosferin ne kadar farklı olduğunu, oradaki
tablonun ne kadar farklı olduğunu, nasıl olduğunu, orada nasıl bir kardeşlik ve
huzur iklimi olduğunu yerinde görürsünüz. Bölge çok hızlı değişiyor, çok hızlı
biçimde dönüşüyor.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, dün açıklanan yüzde 6.4 oranındaki enflasyonun, bu yıl için
öngörülen yüzde 7.5'lik hedefin altında gerçekleştiğini söyledi ve ''Türkiye'ye
bir kez daha tek haneli enflasyon sevincini yaşatmış bulunuyoruz'' dedi.
Erdoğan, 2011 yılının partisinin ilk grup toplantısında yaptığı
konuşmada, toplantıya katılan Roman vatandaşları da en kalbi duygularla
selamladığını belirterek, ''Büyük umutlarla, heyecanlarla karşıladığımız 2011
yılının tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Allah'tan temenni ediyorum''
dedi.
Huzur dolu, bereket dolu bir yıl temennisinde bulunan Erdoğan, 2010
yılının tarihin en büyük ekonomik krizlerin birinin gölgesinde karşılandığını
ifade etti. Erdoğan, ''Küresel ekonomik kriz dünyada çok ağır tahribat
bırakırken, biz Türkiye olarak 2011 yılına umutla girdik. Büyük beklentilerle
girdik. Nitekim 2009 yılının son çeyreğinden itibaren Türkiye ekonomisi tekrar
yüksek büyüme sürecine girdi. Ekonomimiz 2010 ilk çeyreğinde 11.8, ikinci
çeyreğinde 10.2 ve üçüncü çeyrekte de 5.5 büyüyerek ilk 9 ayda ortalama yüzde 9
bir büyüme kaydetti'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, 2010 son çeyrek büyüme oranlarının tahminen 31 Mart
2011 açıklanacağını, Türkiye'nin orta vadeli programda resmi hedef olan yüzde
6.8'in üzerinde bir büyümeyi yakalayacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Bizim 2010 yılı için GSYİH 730 milyar dolar ancak bu seviyeyi
aşacağımızı, kriz öncesindeki seviyeye yani 2008 seviyesi olan 742 milyar dolara
yaklaşacağımızı şimdiden veya aşacağımızı tahmin edebiliyoruz. Bu arada Türk
Lirası olarak biz 2009'u 953 milyar TL olarak GSYİH ile kapatmıştık. 2010 yılında
psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL GSYİH rakamını da aştığımızı burada büyük
bir gururla ifade etmek istiyorum. Dün 2010 yılına ilişkin bir iki önemli
gösterge açıklandı. -Gerçi bu ayın ortalarında geniş kapsamlı bir ekonomiyi
değerlendiremeye yönelik, ekonomiyle ilgili Bakan arkadaşlarımla bir basın
açıklaması yapacağız- Aralık ayı Tüketici Fiyat endeksi -0,30 oranında
gerçekleşti. Böylece 2010 yılı enflasyon oranı yüzde 6.4 oldu. Geçen yıl
enflasyon yüzde 6.5 olarak gerçekleşmişti. Bizim 2010 beklentimiz ise orta vadeli
programda yüzde 7.5'tu. Enflasyonda böylece hedefleri aşmış, Türkiye'ye bir kez
daha tek haneli enflasyon sevincini yaşatmış bulunuyoruz.''
2009 yıllık TÜFE'nin son 41 yılın en düşük, 2010'un rakamlarının ise 1969
yılından beri görülen yani son 42 yıldan bu yana görülen en düşük enflasyon oranı
olduğunu açıklayan Başbakan Erdoğan, ''Burada da kalmayacağız, inşallah
enflasyonu en düşük seviyelere, Avrupa Birliği ortalamasının altına çekeceğiz''
dedi.
İhracatın da sevindirici olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle
devam etti:
''Bizim ihracatta 2010 yılı hedefimiz 111.7 milyar dolardı. Ancak son
açıklanan rakamlara göre bu hedefimizi de aştık. 2010 yılında 113 milyar 686
milyon dolar ihracat rakamına ulaştık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde
11.3 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımız Kasım ayına göre yüzde
21.3 oranında bir artış kaydetti. Böylece son 27 ayın en yüksek rakamına da yılın
bu son ayında ulaşmış olduk. Yine Aralık ayında bazı ülkelere olan ihracatımızda
Cumhuriyet tarihimizin nin en yüksek rakamlarına ulaştık. Irak'a ihracatımız
732.6 milyon dolar. İran'a ihracatımız 375 milyon dolar. Burada rekor kırdık.
Tanzanya, Arjantin, Gine, Madagaskar, Paraguay ve Gine gibi uzak coğrafyalara
aylık ihracatımızda da yine rekor seviyelere ulaştık. 2010 yılının tamamında 224
ülke ve gümrük bölgesinden 65'inde Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamlarına
ulaşarak bu ülkeleri ihracatta yakaladık.''
Erdoğan, 2002 yılında İhracatta birinci sırada örme, giyim eşyası ve
aksesuarların, 2010'da ise motorlu kara taşıtlarının yer aldığını ifade ederek,
''2002'de toplam ihracat içinde Avrupa birliğinin payı yüzde 56.5 iken 2010'da bu
pay yüzde 46.3 oldu. Yani ihracatta Avrupa bağımlılığımız önemli ölçüde azalarak
çeşitlendi.. Afrika'nın ihracat içindeki payı 2002'de yüzde 4.7 idi, 2010'da bu
pay yüzde 8.2 oldu. Yine Yakın ve Orta Doğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı
2002'de yüzde 9.6 iken bugün yüzde 20.3 oranına yükseldi'' diye konuştu.
2002'de bir milyar doların üzerinde ihracat yapan sadece İstanbul, Bursa,
Kocaeli, İzmir ve Ankara'nın bulunduğunu kaydeden Erdoğan, şu anda 14 ilin 1
milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. Gaziantep, Manisa,
Denizli, Sakarya, Hatay, Adana, Kayseri, Mersin ve Trabzon'un da 1 milyar doların
üzerinden ihracat yapan iller arasında yer aldığını belirten Erdoğan, şöyle devam
etti:
''İnşallah bu yılın sonunda hedefimiz ihracatta 127 milyar dolar rakamına
ulaşmak. Burada da kalmayacağız tabi... 2023 yılı için belirlediğimiz 500 milyar
dolar rakamına da ulaşacağız. Hedefimiz artık, 4 yılın programı değil, biz 12 yıl
sonrasının programını yapıyoruz. Yani Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde
nerede olacağız? Orada 500 milyar dolarlık rakama ulaşmak. Tüm ihracatçı
kuruluşlarımızı, işadamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerimizi, ilgili
Bakanlarımızı, bürokratlarımızı kutluyorum. Özellikle işadamlarımızı ve
işçilerimizi emeklerinden ve ülkemize yaşattıkları bu gururdan dolayı kutluyor,
ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum.''
2001 yılına ekonomi cephesinden gelen sevindirici haberlerle girildiğini
anlatan Erdoğan, ''Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerin ciddi
sıkıntılar yaşadığı bir dönemde, biz Türkiye olarak küresel krizi artık
gündemimizden çıkarıyor, yeni hedeflere doğru, yüksek hedeflere doğru emin
adımlarla ilerlemeye başlıyoruz. Allah'ın izniyle 2011 yılında ve sonrasında
hedeflerimizden taviz vermeden, tedbiri de elden bırakmadan yolumuza devam edecek
ve 2013 hedeflerimize adım adım yaklaşıyor olacağız. Biz bu aziz millete hayal
kırıklığı yaşatmadık, yaşatmak istemiyoruz. Biz sabun köpüğü gibi geçip giden
başarılarla yetinmek, avunmak istemiyoruz. Yere sağlam basıyoruz, adımımızı
sağlam basıyoruz. ve kalıcı seviyelere ulaşıp, seviyeleri sürekli yükseğe
çekmenin mücadelesini veriyoruz.''
Kısa vadeli hesapların bu ülkeye her zaman kaybettirdiğini ifade eden
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sadece kendi iktidar dönemini hesaplayan, bütün hedefleri bir sonraki
seçime kadar olan hükümetlerin geçici iyileştirmeler sağladı. Ardından bu millete
ağır faturalar ödettiler. Türkiye'nin taşıyacağı çok daha ağır vaadlerle halkın
huzuruna gelip, hesap kitap yapmadan bol keseden dağıtanlar oldu. Arkalarında
telafisi, tamiri zor enkazlar bırakarak siyaset sahnesinden çekilip gittiler.
Karşılıksız paralar bastılar ve bu paralar basılırken hiçbir şey düşünmediler.
İşte onun için 1 rakamının yanındaki 6 sıfır macarası unutulur bir macera değil.
Bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarımı, tüm teşkilatım aslında her zaman
anlatması, her zaman işlemesi lazım, Yahu bu 1'in arkasına 6 sıfırı nasıl koydun
arkadaş, bunu sormaları lazım. Ama kimse bunu sormuyor. Karşılığı olmayan bir
milyoner, bununla aldattılar bizi. Yıllarca bununla aldandık. Onun için 3 haneli
enflasyonlar gördü bu ülke. Bunlar bizim cebimizde ne var ne yok alıp götürüyor.
Onun için çarşıda bir şey alacağın zaman satın alma gücün kalmamıştı. Böyle bir
noktadaydık. İşte AK Parti farkı bu. Lütfen buna dikkat edin. Biz Haziran
ayındaki seçimlere yönelik hedeflere yönelmiş ve bu hedeflerini çok açık net
ortaya koyarken, asla bir seçim ekonomisi yapmayan partiyiz. Biz, 2016
seçimlerine yönelik 4 yıllık hedefler de koyan parti değiliz. Biz şimdi 2023'ün
hedeflerini belirleyen bir partiyiz. Biz uzun vadeli, geniş bir ufukla, geniş bir
vizyonla düşünüyoruz. Şimdiden Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümüne ait
hedefleri belirliyoruz. Bunu da peyder pey açıklayacağız. Seçim beyannamemizde
bunları göreceksiniz. Neler yapılacak yol haritasını göreceksiniz.''
Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan grup toplantısına gelmeden önce
Temel Y. adlı ziyaretçiyle güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı.
İsmi grup toplantısını izleyecek ziyaretçiler arasında bulunmayan Temel
Y, polislerin uyarısına rağmen milletvekillerine ayrılan yerde oturmaya devam
etti. Polislere hakaret ederek, tokat atmaya çalışan Temel Y, zor kullanılarak
grup salonundan dışarı çıkarıldı.
(12.10)
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
yaptığı konuşmada ''2010 yılında psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL gayri safi yurt içi
hasıla rakamını da aştığımızı büyük bir gururla ifade etmek istiyorum'' dedi.
Erdoğan, partisinin 2011 yılının grup toplantısında yaptığı konuşmada,
geçen yılın tarihin en büyük küresel ekonomik krizinin gölgesinde geçtiğini
belirterek, Türkiye'nin yeni yıla umutla girdiğini dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, ekonominin 2010 yılının dokuz ayında ortalama 8.9
büyüme kaydettiğini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu:
''2010 yılının son çeyrek büyüme oranları açıklandığında ki, tahmin
ediyorum 31 Mart 2011'de açıklanacak, Türkiye orta vadeli programdaki resmi hedef
olan yüzde 6.8'in üzerinde bir büyümeyi yakalayacak. Bizim resmi tahminimiz 2010
yılı için gayri safi yurt içi hasıla 730 milyar dolar... Ancak bu seviyeyi
aşacağımızı, kriz öncesindeki seviyeye, yani 2009 seviyesi olan 742 milyar dolara
yaklaşacağımızı veya aşacağımızı şimdiden tahmin edebiliyoruz.
Bu arada, Türk Lirası olarak, biz 2009'u 953 milyar TL gayri safi yurt
içi hasıla ile kapatmıştık. 2010 yılında, psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL
gayri safi yurt içi hasıla rakamını da aştığımızı burada büyük bir gururla ifade
etmek istiyorum.''
AK Parti Genel Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ''BDP'nin sorunun var ettiği, sorunun ortaya çıkardığı bir siyasi
yapı'' olduğunu ifade ederek, ''BDP'nin attığı adımlar ne hak arayışıdır ne de
sorunların çözümüne ilişkin bir katkıdır. Tam tersine süreci bulandıracak adımlar
atarak çözümü engellemek niyetinde olduğunu göstermiştir'' dedi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, inandıklarını
söylemeye devam edeceklerinin belirterek, ''etnik milliyetçilik
yapmayacaklarını'' söylediklerini kaydetti. ''Tüm etnik unsurları birer alt
kimlik olduğunu'' anlatan Erdoğan, bunları birer zenginlik olarak gördüklerini
dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, yola çıkarken ''tek bayrak, tek millet ve tek vatan''
dediklerini belirterek, ''Bugün gene aynı şeyi söylüyoruz. Bunun kimseyi rahatsız
etmemesi lazım. Birileri rahatsız olursa aynaya baksınlar ama ben inanıyorum ki
milletimin kahir ekseriyeti bu kavramdan rahatsız olmuyor. Çünkü bu kavramın
kucaklayıcı manasını birileri ya anlamıyor ya da işine gelmediği için anlamak
istemiyor'' şeklinde konuştu. Erdoğan, ''Milleti; ortak hedefler, ortak idealler
etrafında toplanmış, ortak bir kaderi paylaşan üst kimlik olarak
algıladıklarını'' her zaman ifade ettiklerini söyledi.
''Bu ülkenin bazı anneleri kendi dilinde, ana dilinde konuşamıyordu''
diyen Erdoğan, farklı dil ve lehçelerin serbestçe konuşulması, korunması için çok
büyük adımlar attıklarını, anlamsız yasakları kaldırdıklarını, kursları serbest
bıraktıklarını, devlet televizyonundan 24 saat Kürtçe ve Arapça yayına
başlandığını, üniversitelerde enstitülerin kurulmasının önünü açtıklarını, 24
saat yayınla TRT Avaz'ı kurduklarını kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Doğu Güneydoğu illerinde 'arama yapılacak' haberi geldiğinde genç
kızlar ve erkekler ellerindeki müzik kasetlerini korkuyla tandırlara atıyor, imha
ediyorlardı. Biz bu trajikomik sahnelerin hepsine son verdik. Biz ne şiş yansın
ne kebap diyenlerden değiliz. Asla olmadık ve olmayacağız. Doğu'ya ayrı, Batı'ya
ayrı, Kuzeye ayrı, Güneye ayrı bir dille konuşanlardan değiliz, asla olmayacağız.
Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi iki yıldır tüm boyutlarıyla konuşuluyor ve
tartışılıyor. Ama bizim iki yıldır üstüne basa basa söylediğimiz şudur: Milli
Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni ideolojilerden, gündelik politik çıkarlardan, oy
hesabından, reyting kaygısından bağımsız düşünmediğiniz müddetçe anlayamaz ve
anlamlandıramazsınız.''
Birilerinin ''Milli Birlik Kardeşlik Projesi'nin tutmadığı'' görüşünü
savunmayı sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, ''Sen zaten başından beri böyle
düşünenlerdensin. Biz bunun neticesini alacağız ve bunu da göreceğiz inşallah.
Eğer bu sürece vicdanınızı koymazsanız, eğer bu süreci anlamak için vicdanınızın
sesine kulak vermezseniz hiçbir sonuç alamaz, hiçbir şey de anlayamazsınız''
dedi.
Erdoğan, birilerinin gözlerini seçim sandıklarına diktiğini ifade ederek,
şöyle konuştu:
''Onlar istismardan medet umuyor. Biz yapmanın, onarmanın, tamir etmenin,
telafi etmenin mücadelesini verirken birileri bozmanın, kırmanın, tahrip etmenin,
kışkırtmanın mücadelesini veriyor.
İşte şu son haftalarda BDP'nin asıl niyeti şüpheye mahal bırakmayacak
şekilde ortaya çıkmıştır. BDP, sorunun var ettiği, sorunun ortaya çıkardığı bir
siyasi yapıdır aslında. Dolayısıyla sorunun çözümünden de hazzetmeyecek, bunu
kabullenmeyecek... Böyle bir siyasi yapıdır. Çünkü sorun çözüldüğü anda, biliyor
ki oy noktasında bitmiştir. Olay budur ve bunu da açık, net olarak ortaya
koymuştur. Sorun çözüldükçe istismar vasıtalarının kaybolduğunu gören BDP sorunun
çözülmemesi için elinden gelen kışkırtmayı ortaya koymaktadır. BDP'nin attığı
adımlar ne hak arayışıdır ne de sorunların çözümüne ilişkin bir katkıdır. Tam
tersine süreci bulandıracak adımlar atarak çözümü engellemek niyetinde olduğunu
göstermiştir. Açık söylüyorum, bu tavır annelerin gözyaşından, babaların yürek
sızısından, gençlerin kanından rant elde etme tavrıdır. Bu kadar açık söylüyorum.
Bu tavır kardeşliği, birlikteliği, dayanışmayı güçlendirme tavrı değil nifak
tohumlarını filizlendirme tavrıdır. Bu tavır ülkeye, millete maliyeti ne olursa
olsun AK Parti'yi seçimler öncesinde güya yıpratma tavrıdır. Buna biz asla izin
vermeyeceğiz. İnanıyorum ki milletim de izin vermeyecektir.
Şunu da aziz milletimin özellikle bilmesini istiyorum. Ne BDP ne de onun
sırtını dayadığı mahfiller hiçbir zaman benim Kürt kökenli kardeşlerimin asla
temsilcisi değildir. BDP'nin kendi kışkırtıcı ve istismarcı taleplerinin sanki
tüm Kürt kardeşlerimin talebiymiş gibi lanse etmesi son derece yanlıştır. Aynı
şekilde bu taleplerin ülkenin farklı kesimlerinde böyle algılanması da
yanıltıcıdır.
Bakın, Doğu ve Güneydoğuyu BDP üzerinden izleyenler yanılırlar. Doğu ve
Güneydoğu'yu resin bütününü göremeyen medya üzerinden izlemekle yetinenler
yanılırlar. Gidin ve oradaki atmosferin ne kadar farklı olduğunu, oradaki
tablonun ne kadar farklı olduğunu, nasıl olduğunu, orada nasıl bir kardeşlik ve
huzur iklimi olduğunu yerinde görürsünüz. Bölge çok hızlı değişiyor, çok hızlı
biçimde dönüşüyor.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, dün açıklanan yüzde 6.4 oranındaki enflasyonun, bu yıl için
öngörülen yüzde 7.5'lik hedefin altında gerçekleştiğini söyledi ve ''Türkiye'ye
bir kez daha tek haneli enflasyon sevincini yaşatmış bulunuyoruz'' dedi.
Erdoğan, 2011 yılının partisinin ilk grup toplantısında yaptığı
konuşmada, toplantıya katılan Roman vatandaşları da en kalbi duygularla
selamladığını belirterek, ''Büyük umutlarla, heyecanlarla karşıladığımız 2011
yılının tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Allah'tan temenni ediyorum''
dedi.
Huzur dolu, bereket dolu bir yıl temennisinde bulunan Erdoğan, 2010
yılının tarihin en büyük ekonomik krizlerin birinin gölgesinde karşılandığını
ifade etti. Erdoğan, ''Küresel ekonomik kriz dünyada çok ağır tahribat
bırakırken, biz Türkiye olarak 2011 yılına umutla girdik. Büyük beklentilerle
girdik. Nitekim 2009 yılının son çeyreğinden itibaren Türkiye ekonomisi tekrar
yüksek büyüme sürecine girdi. Ekonomimiz 2010 ilk çeyreğinde 11.8, ikinci
çeyreğinde 10.2 ve üçüncü çeyrekte de 5.5 büyüyerek ilk 9 ayda ortalama yüzde 9
bir büyüme kaydetti'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, 2010 son çeyrek büyüme oranlarının tahminen 31 Mart
2011 açıklanacağını, Türkiye'nin orta vadeli programda resmi hedef olan yüzde
6.8'in üzerinde bir büyümeyi yakalayacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Bizim 2010 yılı için GSYİH 730 milyar dolar ancak bu seviyeyi
aşacağımızı, kriz öncesindeki seviyeye yani 2008 seviyesi olan 742 milyar dolara
yaklaşacağımızı şimdiden veya aşacağımızı tahmin edebiliyoruz. Bu arada Türk
Lirası olarak biz 2009'u 953 milyar TL olarak GSYİH ile kapatmıştık. 2010 yılında
psikolojik bir eşik olan 1 trilyon TL GSYİH rakamını da aştığımızı burada büyük
bir gururla ifade etmek istiyorum. Dün 2010 yılına ilişkin bir iki önemli
gösterge açıklandı. -Gerçi bu ayın ortalarında geniş kapsamlı bir ekonomiyi
değerlendiremeye yönelik, ekonomiyle ilgili Bakan arkadaşlarımla bir basın
açıklaması yapacağız- Aralık ayı Tüketici Fiyat endeksi -0,30 oranında
gerçekleşti. Böylece 2010 yılı enflasyon oranı yüzde 6.4 oldu. Geçen yıl
enflasyon yüzde 6.5 olarak gerçekleşmişti. Bizim 2010 beklentimiz ise orta vadeli
programda yüzde 7.5'tu. Enflasyonda böylece hedefleri aşmış, Türkiye'ye bir kez
daha tek haneli enflasyon sevincini yaşatmış bulunuyoruz.''
2009 yıllık TÜFE'nin son 41 yılın en düşük, 2010'un rakamlarının ise 1969
yılından beri görülen yani son 42 yıldan bu yana görülen en düşük enflasyon oranı
olduğunu açıklayan Başbakan Erdoğan, ''Burada da kalmayacağız, inşallah
enflasyonu en düşük seviyelere, Avrupa Birliği ortalamasının altına çekeceğiz''
dedi.
İhracatın da sevindirici olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle
devam etti:
''Bizim ihracatta 2010 yılı hedefimiz 111.7 milyar dolardı. Ancak son
açıklanan rakamlara göre bu hedefimizi de aştık. 2010 yılında 113 milyar 686
milyon dolar ihracat rakamına ulaştık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde
11.3 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımız Kasım ayına göre yüzde
21.3 oranında bir artış kaydetti. Böylece son 27 ayın en yüksek rakamına da yılın
bu son ayında ulaşmış olduk. Yine Aralık ayında bazı ülkelere olan ihracatımızda
Cumhuriyet tarihimizin nin en yüksek rakamlarına ulaştık. Irak'a ihracatımız
732.6 milyon dolar. İran'a ihracatımız 375 milyon dolar. Burada rekor kırdık.
Tanzanya, Arjantin, Gine, Madagaskar, Paraguay ve Gine gibi uzak coğrafyalara
aylık ihracatımızda da yine rekor seviyelere ulaştık. 2010 yılının tamamında 224
ülke ve gümrük bölgesinden 65'inde Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamlarına
ulaşarak bu ülkeleri ihracatta yakaladık.''
Erdoğan, 2002 yılında İhracatta birinci sırada örme, giyim eşyası ve
aksesuarların, 2010'da ise motorlu kara taşıtlarının yer aldığını ifade ederek,
''2002'de toplam ihracat içinde Avrupa birliğinin payı yüzde 56.5 iken 2010'da bu
pay yüzde 46.3 oldu. Yani ihracatta Avrupa bağımlılığımız önemli ölçüde azalarak
çeşitlendi.. Afrika'nın ihracat içindeki payı 2002'de yüzde 4.7 idi, 2010'da bu
pay yüzde 8.2 oldu. Yine Yakın ve Orta Doğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı
2002'de yüzde 9.6 iken bugün yüzde 20.3 oranına yükseldi'' diye konuştu.
2002'de bir milyar doların üzerinde ihracat yapan sadece İstanbul, Bursa,
Kocaeli, İzmir ve Ankara'nın bulunduğunu kaydeden Erdoğan, şu anda 14 ilin 1
milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. Gaziantep, Manisa,
Denizli, Sakarya, Hatay, Adana, Kayseri, Mersin ve Trabzon'un da 1 milyar doların
üzerinden ihracat yapan iller arasında yer aldığını belirten Erdoğan, şöyle devam
etti:
''İnşallah bu yılın sonunda hedefimiz ihracatta 127 milyar dolar rakamına
ulaşmak. Burada da kalmayacağız tabi... 2023 yılı için belirlediğimiz 500 milyar
dolar rakamına da ulaşacağız. Hedefimiz artık, 4 yılın programı değil, biz 12 yıl
sonrasının programını yapıyoruz. Yani Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde
nerede olacağız? Orada 500 milyar dolarlık rakama ulaşmak. Tüm ihracatçı
kuruluşlarımızı, işadamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerimizi, ilgili
Bakanlarımızı, bürokratlarımızı kutluyorum. Özellikle işadamlarımızı ve
işçilerimizi emeklerinden ve ülkemize yaşattıkları bu gururdan dolayı kutluyor,
ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum.''
2001 yılına ekonomi cephesinden gelen sevindirici haberlerle girildiğini
anlatan Erdoğan, ''Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerin ciddi
sıkıntılar yaşadığı bir dönemde, biz Türkiye olarak küresel krizi artık
gündemimizden çıkarıyor, yeni hedeflere doğru, yüksek hedeflere doğru emin
adımlarla ilerlemeye başlıyoruz. Allah'ın izniyle 2011 yılında ve sonrasında
hedeflerimizden taviz vermeden, tedbiri de elden bırakmadan yolumuza devam edecek
ve 2013 hedeflerimize adım adım yaklaşıyor olacağız. Biz bu aziz millete hayal
kırıklığı yaşatmadık, yaşatmak istemiyoruz. Biz sabun köpüğü gibi geçip giden
başarılarla yetinmek, avunmak istemiyoruz. Yere sağlam basıyoruz, adımımızı
sağlam basıyoruz. ve kalıcı seviyelere ulaşıp, seviyeleri sürekli yükseğe
çekmenin mücadelesini veriyoruz.''
Kısa vadeli hesapların bu ülkeye her zaman kaybettirdiğini ifade eden
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sadece kendi iktidar dönemini hesaplayan, bütün hedefleri bir sonraki
seçime kadar olan hükümetlerin geçici iyileştirmeler sağladı. Ardından bu millete
ağır faturalar ödettiler. Türkiye'nin taşıyacağı çok daha ağır vaadlerle halkın
huzuruna gelip, hesap kitap yapmadan bol keseden dağıtanlar oldu. Arkalarında
telafisi, tamiri zor enkazlar bırakarak siyaset sahnesinden çekilip gittiler.
Karşılıksız paralar bastılar ve bu paralar basılırken hiçbir şey düşünmediler.
İşte onun için 1 rakamının yanındaki 6 sıfır macarası unutulur bir macera değil.
Bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarımı, tüm teşkilatım aslında her zaman
anlatması, her zaman işlemesi lazım, Yahu bu 1'in arkasına 6 sıfırı nasıl koydun
arkadaş, bunu sormaları lazım. Ama kimse bunu sormuyor. Karşılığı olmayan bir
milyoner, bununla aldattılar bizi. Yıllarca bununla aldandık. Onun için 3 haneli
enflasyonlar gördü bu ülke. Bunlar bizim cebimizde ne var ne yok alıp götürüyor.
Onun için çarşıda bir şey alacağın zaman satın alma gücün kalmamıştı. Böyle bir
noktadaydık. İşte AK Parti farkı bu. Lütfen buna dikkat edin. Biz Haziran
ayındaki seçimlere yönelik hedeflere yönelmiş ve bu hedeflerini çok açık net
ortaya koyarken, asla bir seçim ekonomisi yapmayan partiyiz. Biz, 2016
seçimlerine yönelik 4 yıllık hedefler de koyan parti değiliz. Biz şimdi 2023'ün
hedeflerini belirleyen bir partiyiz. Biz uzun vadeli, geniş bir ufukla, geniş bir
vizyonla düşünüyoruz. Şimdiden Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümüne ait
hedefleri belirliyoruz. Bunu da peyder pey açıklayacağız. Seçim beyannamemizde
bunları göreceksiniz. Neler yapılacak yol haritasını göreceksiniz.''
Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan grup toplantısına gelmeden önce
Temel Y. adlı ziyaretçiyle güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı.
İsmi grup toplantısını izleyecek ziyaretçiler arasında bulunmayan Temel
Y, polislerin uyarısına rağmen milletvekillerine ayrılan yerde oturmaya devam
etti. Polislere hakaret ederek, tokat atmaya çalışan Temel Y, zor kullanılarak
grup salonundan dışarı çıkarıldı.
(12.10)
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
