2009-04-28 - 15:22
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda gündemdeki konuları değerlendirdi. Baykal, ''Ermenistan'ın 1915 konusundaki yorumu bire bir Amerikan Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenilmiştir. Terminoloji sahiplenilmiştir'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda gündemdeki konuları değerlendirdi. Baykal, ''Ermenistan'ın 1915 konusundaki yorumu bire bir Amerikan Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenilmiştir. Terminoloji sahiplenilmiştir'' dedi.
Konuşmasına, dün Bostancı'daki operasyon dolayısıyla İstanbullulara
geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Baykal, olayda şehit olan Emniyet
Amiri Semih Balaban ve hayatını kaybeden Mazlum Şeker'in aileleri ile tüm
Türkiye'ye başsağlığı, yaralı polislere ise acil şifalar diledi.
ABD Başkanı Barack Obama'nın 24 Nisan açıklamasına değinen Baykal,
açıklamadan yaklaşık 24 saat önce ''Türkiye ile Ermenistan arasında yol haritası
belirlendiğine'' dikkati çekti. Bu konuların Türkiye'nin dış politikasında
kendisini gösteren bir temel sıkıntının ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu
kaydeden Baykal, AK Parti iktidarının iş başına geldiğinden bu yana yabancı
ülkelerin desteği, anlayışı, himayesi altında bir dış politika anlayışını
benimsediğini öne sürdü. Baykal, ''Böyle bir desteğin ortaya çakması, o
politikanın başarılı olduğu, ülke yararına olduğu gibi bir izlenim yaratmaktadır.
Böyle bir süreç içinde yıllarca zaman geçirilmiştir ama şimdi geldiğimiz noktada
artık yavaş yavaş AKP iktidarının izlediği dış politikanın somut ve ağır
sonuçları artık ortaya çıkmaya başlamıştır'' diye konuştu.
24 Nisan etrafındaki gelişmelerin AK Parti iktidarının dış politikasına
ilişkin gerçeklerin ortaya çıkmasında önemli bir dayanak noktası oluşturduğunu
savunan Baykal, şunları söyledi:
''Obama, 24 Nisan'da bir konuşma yaptı. Bu konuşma, etrafında büyük bir
siyasi telaş yaratılan bir sürecin sonucunda ortaya çıktı. Bu konuşmasında Sayın
Amerikan Cumhurbaşkanı, Ermenistan'ın 1915 olaylarıyla ilgili yorumunu bire bir
Ermenistan'ın ve Ermeni diasporasının bu konudaki yorumunu tamamen, aynen
benimsediğini, sahiplendiğini ortaya koyan bir anlayışla yapılmıştır. Yani
Ermenistan'ın 1915 konusundaki yorumu bire bir Amerikan Başkanı tarafından
sahiplenilmiştir. Yorum sahiplenilmiştir, terminoloji sahiplenilmiştir...
Bu konuda Ermenistan'ın ve diasporanın 1915 yılından itibaren olayların
hemen arkasından itibaren kullandıkları niteleme, kullandıkları deyim, nitelemek
için kullandıkları ifade, ibare, aynen Sayın Obama tarafından benimsenmiş ve iki
kere tekrar edilmiştir.''
Obama'nın açıklamasında 1915 olaylarının ''öteki boyutunun görmezlikten
gelindiğini'' belirten Baykal, olaylarda Müslümanların, Türk kökenli, Kürt
kökenli insanların haksız yere öldürüldüğünün gözden kaçırıldığını ve bir denge
kurma ihtiyacı duyulmadığını söyledi. Baykal, ''Müslümanların, Türklerin kaybı
bir kenara itilmiş, Ermeni tezi, Ermeni ifade tarzı aynen benimsenmiştir''
dedi.
Baykal, Obama'nın konuşmasında 1,5 milyon rakamını telaffuz ettiğini,
bunun büyük bir yanlış olduğunu ifade ederek, ''Nereden çıktı bu 1.5 milyon? Yani
diasporanın, Ermeni propagandistlerinin terminolojisi Amerikan Cumhurbaşkanı'nı
yönlendirebilir mi? Daha bir soğukkanlı, daha bir gerçekçi, daha bir dengeli
olaya bakma ihtiyacı yok mu?'' diye sordu.
''OBAMA ASLINDA SOYKIRIM GÖRÜŞÜNÜ İFADE ETMİŞTİR''
Obama'nın açıklamasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuya
ilişkin ilk değerlendirmesini de eleştiren Baykal, şöyle devam etti:
''Sayın Başbakan, bu açıklamanın 'dengeli' olduğunu ifade etmiştir. Sayın
Obama, aslında 'soykırım' görüşünü ifade etmiştir. 'Bu konuda görüşüm
değişmemiştir' demiştir. Seçim kampanyasında 5 kez 'soykırım' sözünü
kullanmıştır. Bu görüşü sahiplenmeye devam ettiğini söylemiş, Ermenice bu konuda
kullanılan standart ifadeyi kabul etmiş, '1,5 milyon' demiş Ermenilerden başka
can kaybı söz konusu değilmiş gibi bir değerlendirme yapmıştır. Bunu da
Türkiye'de büyük bir sevgiyle ilgiyle dostlukla karşılandıktan, Türkiye'yi
anlayacağı umudunu verdikten sonra bu açıklamayı yapmıştır. Türkiye Cumhurbaşkanı
ve Türkiye Başbakan'ı ile kapsamlı görüşmeler yaptıktan sonra yapmıştır. Doğrusu
ben çok merak ediyorum; Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Sayın Obama ile
görüşmelerinde bu konudaki gerçekleri anlatmadılar mı? Bu konunun Türkiye
tarafından nasıl görüldüğünü dayanaklarıyla kapsamlı bir şekilde ortaya
koymadılar mı? Üstelik bunu Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilere büyük önem
verdiğini ve bu ilişkileri geliştirme niyetinde olduğunu Amerikan Cumhurbaşkanı
söyledikten sonra bu açıklama yapılmıştır. Yani böyle bir açıklamanın,
Türkiye-Amerika ilişkilerine zarar verebileceği gibi bir kaygıyı, bir tespiti
Amerikan Cumhurbaşkanı'nın yapmadığı anlaşılmaktadır. Yani böyle bir
değerlendirmenin Türkiye tarafından rahatlıkla hazmedileceği, kolaylıkla kabul
edileceği gibi bir düşünce içinde bu değerlendirmeyi yaptığı anlaşılmaktadır.''
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan'ın Obama'ya Türkiye'nin bu
konudaki görüşlerini ayrıntılı olarak aktarma imkanı bulamamış olabileceklerini
ifade eden Baykal, bu durumda ise en azından Obama'ya ABD'li bilim adamı Prof.
Dr. Justin Mccarthy'nin bu konudaki kitaplarını ya da Şükrü Elekdağ'ın
Washington'da Büyükelçi olduğu dönemde 74 ABD'li bilim adamının bir araya gelerek
hazırladıkları bildirinin metnini ve buna benzer ''yaşananların soykırım
olmadığına'' ilişkin metin ve çalışmaları vermeleri gerektiğini anlattı.
Bir ülkeyi ''soykırımla suçlamanın'' çok ağır bir itham ve iddia olduğunu
da vurgulayan Baykal, hiç kimsenin yetkili bir mahkeme kararı olmadan suçlu ilan
edilemeyeceğini bildirdi.
Yetkili mahkeme kararı olmadan ne bir kişiyi ne de bir devleti suçlamanın
mümkün olmadığını belirten Baykal, bunu yapmanın yargısız infaz anlamına
geldiğini söyledi. Baykal, ''Her siyasetçinin ve özellikle hukuk eğitimi almış,
hukuk bilincine sahip her siyasetçinin bu konuda belli bir duyarlılık ve dikkat
içinde bulunmasına ihtiyaç vardır'' diye konuştu.
''Soykırım'' iddiasında bulunanların, bunu uluslararası tarifi kapsamında
ispatlamak zorunda olduğunu da belirten Baykal, ancak ilgili uluslararası
mahkemelerde ispatlanması halinde ''soykırımdan'' söz edilebileceğini kaydetti.
Baykal, ''Bu olmadan bir ülkenin bir başka ülkeye çıkıp 'sen soykırım yaptın'
diye ithamda bulunması, hukukun temel ilkelerine, uluslararası hukukun temel
anlayışına, masumiyet ilkesine aykırıdır. Yargısız infazda bulunmak, hüküm vermek
anlamına gelir'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Tayyip Erdoğan, AKP, bugün var, yarın yok, geçicidir. Ama Türkiye ile Azerbaycan dostluğu ise ebedidir'' diyerek, Türkiye ve Azerbaycan halklarından, bunu unutmadan iki ülke ilişkilerini sürdürmelerini istedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında, BM'nin, soykırımı tarif ettiğini, Almanya'da Nürnberg ile Ruanda ve Uganda'da uluslararası ceza mahkemeleri kurulduğunu ve soykırım suçlularının tespit edildiğini, bunların, BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulmuş geçici nitelikte
mahkemeler olduğunu söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, ''Bir suçla itham edilen kişi,
suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masumdur'' ilkesi bulunduğunu, ABD Anayasasının da
''Bir kişinin adli mahkeme sürecinden geçmeden suçlanamayacağını ve
cezalandırılamayacağını'' öngördüğünü anlatan Baykal, Türkiye'de soykırım
yapıldığı iddiasının haklı olduğu kanaatini oluşturacak şekilde sistematik
olarak, bu suçlamaların yapılmış olmasının, hukuk bilinci, sorumluluk duygusu ve
iyi niyetle bağdaştırılamayacağını belirtti.
Baykal, ''bu tablo karşısında Türkiye'nin takındığı tavrın üzüntü
verici'' olduğunu ileri sürerek, ''Türkiye, ne bu konuşmadan (Obama) önce, ne de
konuşmadan sonra, konuya nasıl yaklaştığını etkili bir şekilde anlatmayı
başaramamıştır. Bu çok ciddi dış politika zafiyeti olarak gözükmüştür. Obama,
buraya gelmiştir, geldikten sonra da bugüne kadar ABD başkanlarının yaptıklarının
çok ötesinde, çok daha ileri bir konuşmayla Türkiye'yi soykırım yapmış olmak
itham altında bırakmıştır'' diye konuştu.
ABD Devlet Başkanı Obama'nın konuşmasının, Türkiye ile Ermenistan
arasındaki görüşmelerin hangi noktada olduğunu açıklamasının ardından ortaya
çıktığını, ABD'nin 1915 olaylarına ilişkin düşüncesini ifade etmesinin ötesinde
anlam taşıdığını iddia eden Baykal, ''Türkiye, 22 Nisanda gece saat 24'te 'Biz,
Ermenistan'la bir yol haritası üzerinde mutabakat sağladık, birlikte çalışıyoruz.
Gerekeni yapacağız' diye açıklama yaptıktan sonra, Obama bu açıklamayı yapmıştır.
Bu, olayı daha da vahim hale getirmektedir. Niçin Ermenistan'la yol haritasındaki
mutabakat açıklaması, konuşmadan 15 saat önce yapılmıştır?'' diye sordu.
''...ARTIK TAVİZLERİN SINIRI YOKTUR''
Baykal, Türkiye-Ermenistan ilişkilerine ilişkin ''yol haritası''
açıklamasının, Obama'nın konuşmasını etkilemek için yapıldığını, ancak bunun
başarılamadığını ifade ederek, ''Bir yıl önce böyle bir tablo yoktu. Bu kadar
ağır bir konuşmada yoktu. Şimdi en büyük ödünleri vermeye başladık. Konuşma daha
da ağırlaştı. Bu süreç böyledir. Taviz vererek, karşı tarafı idare etmeye mecbur
olduğunuz izlenimini verdiğiniz anda, artık vereceğiniz tavizlerin sınırı yoktur.
Ne yazık ki Türkiye, bu sürecin içine sokulmuştur'' ifadesini kullandı.
Türkiye'nin, bu tablo karşısında takındığı tavrı eleştiren Baykal, şöyle
konuştu:
''Bu gelişmeler sonucunda ortaya çıkan temel gerçek, Türkiye Ermenistan
ilişkilerinin daha rahatlaması, rayına oturması gibi bir sonuç vermeden, Türkiye
ile Azerbaycan ilişkilerinin bozulmaya başlandığı bir noktaya bizi getirmiştir.
Ermenistan'la ilişkilerimiz düzelmemiştir, soykırım konusunda ABD'nin ve dünyanın
Türkiye'ye bakışı düzelmemiştir ama bizim, Azerbaycan ile ilişkimiz bozulmaya
başlamıştır. Azerbaycan'ın bu tablo karşısında bir kırgınlık içine girmiş
olmasını yadırgamamak lazımdır... Azerbaycan'da, Türkiye'nin açılımları hayal
kırıklığı yaratmıştır. Azerbaycanlılar, bu tepkiyi kardeşçe, dostça sorumluluk
duygusu içinde ifade etmişlerdir. Başbakan, bu tepkinin ortaya çıkmasına da
kızgın. Bu tepkinin ortaya çıkması karşısında, suçlayıcı, itham edici, emredici
bir üslubun içine girmiştir... Başbakan 'fitne' diyor. Buraya gelip büyük
samimiyetle Türkiye ile Azerbaycan'ın dostluğuna inanan, dost kalmasını isteyen,
Ermenistan ile ilişkilerimiz konusunda tedirginlik taşıyan ve bunu içtenlikle
aktaran Azerbaycan milletvekiline 'fitne' unsuru demek, Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı'na yakışmaz. Çok üzüntü vericidir. Bunu anlamak, saygı göstermek
lazımdır. Ben, çok uzun süredir 'Cumhurbaşkanı, Azerbaycan'a gitsin' diyorum.
Orta Doğu şeyhliklerine gösterdiğimiz ilgiyi, niye Azerbaycan'dan esirgiyoruz.
Azerbaycan'daki tedirginliği anlayalım. Onlara güven verelim, onları
kucaklayalım. Ben, Azerbaycanlılar'dan Başbakan'ın sözü için özür diliyorum.
Onların, herhangi bir fitne içinde olmadığını çok iyi biliyoruz. Gönül kırıklığı,
üzüntü içindedirler. Bunu abartmamalarını istiyoruz.
Çünkü bilmeleri gerekir ki Tayyip Erdoğan, AKP, bugün var, yarın yok,
geçicidir. Ama Türkiye ile Azerbaycan dostluğu ise ebedidir. Bunu,
unutmamalıdırlar. Bugünkü iktidara kızıp yorganı yakmayalım. Türk-Azeri dostluğu,
bu bölgenin en temel istikrar ve barış unsurudur ve ebediyen var olacaktır.
Bugünlerin geçeceği hesaba katılmalıdır. Türk-Azeri ilişkisine zarar vermemek
gerektiğini, Azerbaycanlılar'ın da Türkler'in de unutmaması gerekir.''
''BAŞBAKAN, BİLGİ EDİNMEDEN AÇIKLAMA YAPIYOR''
Türkiye'nin, Azerbaycan ve Ermenistan ile ilişkileri ve Obama'nın
konuşmasıyla ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Baykal, şunları kaydetti:
''Obama ile çok büyük güven içinde bir araya geldik, ilişki kurduk, her
türlü desteği verdik ve en ağır suçlamayı ertesi gün aldık. Ermenistan'la yola
çıktık. Ermenistan yetkilileri, 'Biz, hiçbir zaman Azerbaycan-Karabağ konusunu
konuşmuyoruz' dediler. Başbakan, sağlam bir bilgi edinmeden açıklamalar yapıyor.
Başbakan, 'Ben, 2005'de Ermenistan'a ortak tarih komisyonu kurulmasını öneren
mektup yazdım ama cevap alamadım' diyor. Ermenistan dosyasını, Başbakan'a birisi
iyi anlatsın. Doğrudur, Türkiye, ortak tarih komisyonu önerisini yapmıştır.
TBMM'de 13 Nisan 2005'de genel görüşme yapılmıştır. CHP'nin de katkılarıyla bu
konuda ortak karar alınmıştır ve bunun üzerine, Başbakan bahsettiği mektubu o
zaman ki Cumhurbaşkanı Koçaryan'a göndermiştir. Bu mektuba, 25 Nisanda cevap
gelmiştir. Koçaryan, 'Tarih komisyonu öneriyorsunuz, sizi anlıyorum ama bugün,
yarın geliştirmemiz gereken ilişkilerin ön şartı, bu olmamalıdır. Bugün
ilişkilerimizi normalleştirelim. Ona, sonra bakarız' demiştir. Ne kadar ilgi
çekicidir ki 2005'de Koçaryan'ın verdiği cevap doğrultusunda, bugün Türk-Ermeni
ilişkileri gelişmektedir.
AKP iktidarı, ne zaman masaya otursa, masadan kalkarken cebi boşalmış
oluyor. Kendimizi de çok rahat aldatıyoruz. 'Kazan, kazan' diyoruz. Ortaya çıkan
tablo, 'kaybet, kazan' oluyor. İki taraf birden kaybetmiyor. Ne yazık ki kaybeden
de hep Türkiye oluyor. Ermenistan ile ilişki çok açık. Ne kazandık? Obama'nın
konuşmasını kazandık. Yani büyük felaketi kazandık. Azerbaycan ile bir şey
kazanmadık.''
