2010-03-09 - 11:51
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'a yönelik olarak; "Senin hakkından, inen kepenklerinin arkasında gözü yaşlı ve sabırla önüne konulacak sandığı bekleyen esnafımız gelecektir. Sana bu millet hakkını helal etmeyecek, hayatının geri kalanında vicdan azabıyla baş başa kalmaktan başka seçeneğin olmayacaktır'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin grup toplantısında, Hakkari'nin Şemdinli
ilçesinde PKK terör örgütü tarafından döşenen mayının patlaması sonucu bir
askerin şehit, 3 askerin de yaralandığını hatırlattı. Elazığ'ın Karakoçan ve
Kovancılar ilçelerinde meydana gelen deprem felaketine de değinen Bahçeli,
''Terör saldırısında şehit olan Mehmetçiğimize ve bu doğal afetle hayatını
kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar,
milletimize başsağlığı diliyorum'' diye konuştu.

Yaşanan bu depremle birlikte, Türkiye'nin talihsiz bir gerçeği ile tekrar
ve acilen yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, can ve mal kayıplarının
sorumluluğunu yalnızca bugünkü yönetime yükleyecek bir siyasi fırsatçılığın
peşinde olmadıklarını söyledi.

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

''Ancak görülmemiş kalkınma ve gelişme iddialarının ne kadar temelsiz
olduğunu da görmek lazımdır. 6 şiddetindeki bu depremin neden olduğu tahribatın
boyutu, milletimizin uzun yıllardır nasıl ihmal edildiğini, medeniyetten nasıl
mahrum bırakıldığını gösterdiği gibi yaşadığımız acı derslerden hala sonuç
çıkaramadığımızın da uyarısı olmuştur.

Depremin zamanını ve tesirini önlem değilse de tahribatını asgariye
indirmek insanoğlunun elindedir. Bu konuda şuurlanmış toplumlarla, sorumluluk
üstlenmiş yöneticilerin bulunduğu ülkelerdeki depremlerin en az hasarla nasıl
atlatılacağı yaşanan örneklerle sabittir. Elbette ki ülkemizin ihmal edilmiş
sorunlarının boyutları ve çeşitliliği büyüktür. Ancak insan hayatının doğrudan
etkilendiği bu konuda mutlaka tedbirler alınmalıdır. Bu olayın İstanbul gibi
dünyanın en büyük metropollerinden birinde beklenen depremde, alınacak tedbirleri
hızlandırması temennimizdir. Allah'tan milletimize böylesi acıları bir daha
yaşatmamasını niyaz ediyorum''

Devlet Bahçeli, AK Parti ile birlikte, ''hukuk düzeninin çiğnendiğini ve
dejenere olduğunu, siyasetin değerlerden koptuğunu ve ayrıştığını, ekonomik
yapının ise tükendiğini ve ümitleri bitirdiğini'' ileri sürdü.

''İktidarın ekonomi politikasının, Türkiye'yi işsizliğin yoksulluğun ve
sefaletin karanlık mahzenine kapattığını'' iddia eden Bahçeli, ''PKK açılımıyla
zaten yaralı hale gelen toplumsal birliğimizi ve dirliğimizi temelinden infilak
ettirecek özelliği bulunan işsizlik meselesi bugün çok vahim bir boyut almıştır''
dedi.

Başbakan Erdoğan'ın bu soruna hala duyarsız olduğunu ileri süren Bahçeli,
''Erdoğan'ın siparişini verdiği başka tartışma alanlarında kendini aklamanın
peşine düştüğü'' görüşünü savundu. Bahçeli, ''Türkiye'nin bir numaralı sorunu
olan işsizlik, AKP'nin gündeminde yoktur. Bundan sonra olma ihtimali de
görülmemektedir'' diye konuştu.

Vatandaşların büyük çoğunluğunun, kendi dertlerinin çözümü için AK
Parti'nin yakasına yapışması gerekirken, iktidar partisi tarafından kurgulanan
kamplaşma ve gerginlik oyunun içine düştüğünü iddia eden Bahçeli, şunları
söyledi:

''Doğal olarak yaratılan yüksek gerilimli siyasi atmosfer içinde,
ekonomik açmazlar hak ettiği ilgiyi görmemiş aynı zamanda ciddiyetle ve önemle
ele alınmamıştır. AKP, işsizliğin etki ve kuvvetini zayıflatmak yerine, her şeyi
ters yüz etmiş, mağdur ettiği milyonlarca kardeşimizi alçakça kandırmıştır. Artık
utanma ve haya duygusunu kaybeden zihniyet sahipleri, işsiz kardeşlerimizin kaygı
verici hayat şartlarıyla dalga geçer gibi konuşmakta, 'laf üretmiyoruz, iş
üretiyoruz' diyerek sabırları zorlamaya başlamışlardır. Başbakan Erdoğan'ın kimin
için iş ürettiği, kimlerin işini takip ettiği esasen milletimiz tarafından
bilinmektedir. Hal böyleyken, laf cambazlığı konusunda maharet sahibi olan bu
zihniyetin iş üretmekten bahsetmesi; yeni yolsuzluk kanallarının açılacağını,
akraba ve yakınlara yeni iş alanlarının oluşacağını işaret etmektedir. İş
üretmekten bizim de milletimizin de anladığı budur. İşsiz vatandaşlarımız için
yeni iş sahaları, çalışabilecekleri iş yerlerinin tesisi ve kurulabilmesi
şimdilik hayaldir. Çünkü Başbakan Erdoğan, yandaşları istihdam etmekten ve onlara
milletimizin kaynaklarını peşkeş çekmekten, başını kaldırıp durumları çok acil
hale gelen milyonlarca işsizimizle ilgilenmeye vakit bulamıyor.''

MHP Lideri Bahçeli, iktidarın ısrarla işsizliği konuşmamaya özen
gösterdiğini öne sürerek, ''Bunu gören herkes, sanki Türkiye'de böyle bir
felaketin yaşanmadığını düşünecektir. Zannedersiniz ki işsizlik gelip geçici bir
problemdir'' dedi.

''Milletimizin; çapsız, heyecansız, bitkin, yorulmuş, buna rağmen cebini
de dolduran AKP kadrolarının, Türkiye'nin gelerek perspektifine engel olmasına
daha fazla katlanması düşünülmeyecektir'' diyen Bahçeli, ''iktidar partisinin bu
aczini ve yetersizliğini perdelemek amacıyla sinsi ve habis senaryolar tertip
etmekten çekinmediğini'' ileri sürdü.

Hükümet etme zihniyetinin önceliği ve politika esaslarının belli olduğunu
dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bunun içinde ne Malatyalı işsiz kardeşim vardır, ne de yoksul
Kahramanmaraşlı hemşehrim bulunmaktadır. Pancar tarlalarında çalışmak için
gurbete çıkan Konyalı topraksız vatandaşım AKP'nin aklına dahi gelmemiştir.
Karınlarını doyurabilmek amacıyla, memleketlerinden koparak yüzlerce kilometre
uzağa fındık toplamaya giden Mardinli, Urfalı insanımız AKP'nin hatırında
değildir. Onun için varsa da yoksa da küresel şebekeler, ülkeler üzerinde sıcak
para operasyonları yapan para baronları, Peşmerge kalıntıları, Kandil kadroları,
Brüksel komiserleri ve okyanus ötesinden alacağı talimat listesi önemlidir.
Milliyetçi Hareket Partisi, böylesi bir zilleti reddetmektedir. Bu hayasız ve
seviyesiz yönetim anlayışıyla sonuna kadar mücadele edecek ve ilk fırsatta bu
devrin tüm sorumlularının lekeli alınlarını adaletin duvarına vuracaktır.''

İşsizlik rakamları ile enflasyondaki artışa dikkati çeken Bahçeli,
sözlerine şöyle devam etti:

'Başbakan Erdoğan bilincini kaybetmiş bir şekilde, her şeyi çarpıtmaktan
ve yalanla, riyayla gerçekleri tahrif etmekten hiç çekinmemektedir. 'Bu ülkenin
fabrikaları tıkır tıkır işleyecek ve üretecek ve üretiyor. Bu ülkenin esnafı her
sabah umutla kepengini açıyor' diyecek kadar gözü dönen, nerede yaşadığını unutan
ve ülkemizi ne hale getirdiğini ihmal eden Başbakan Erdoğan'a son olarak
diyeceğim şudur: Senin hakkından, inen kepenklerinin arkasında gözü yaşlı ve
sabırla önüne konulacak sandığı bekleyen esnafımız gelecektir. Senin yakandan,
toprağında bereketi kalmayan, mahsulü tarlasında kalmış olan, güneşin altında
yanmış çiftçimiz tutacaktır. Senin hesabını, feryatlarına kulak tıkadığın
milyonlarca işsizimiz görecektir. Sana bu millet hakkını helal etmeyecek,
hayatının geri kalanında vicdan azabıyla baş başa kalmaktan başka seçeneğin
olmayacaktır. Sayın Erdoğan sen gideceksin. Devri iktidarın mutlaka sona
erecektir. O zaman Türkiye'de güneş başka doğacak ve üç hilal sevgi olacak, aş
olacak, iş olacak ve huzur halinde vatanımızın her köşesine yağacaktır.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD
Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinde Ermeni iddialarını içeren tasarının
kabul edilmesini eleştirerek, ''Edirneli'nin, Vanlı'nın, Trabzonlu'nun,
Bitlisli'nin, Sivaslı'nın, Antalyalı'nın, Hataylı'nın, Iğdırlı'nın, Muğlalı'nın
ve onların eşsiz ecdadı hakkında hüküm vermek; New Yorklu'nun, Washingtonlu'nun,
Teksaslı'nın, hakkı da değildir, haddi de değildir'' dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 12 Martta
İstiklal Marşı'nın TBMM'de kabul edilişinin 89. yıl dönümünün kutlanacağını
hatırlattı.

Mehmet Akif Ersoy'un ''Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret
alınsaydı, tekerrür mü ederdi?'' mısralarını anımsatan Bahçeli, 89 yıl sonra yine
mücadele verilecek vasatın, başka bir yönüyle olgunlaşma aşamasına geldiğini
söyledi.

Dönemin sömürgecilerine karşı vatanın bütünlüğü ve milletin birliğini
korumak için yola çıkmış ve zaferle taçlandırmış kahramanların emanetinin ''ciddi
tehlikeler içinde'' olduğunu ileri süren Bahçeli, ''Yokluk ve zorluklara rağmen
büyük bir inanç, şuur ve heyecanla girişilen istiklal mücadelesinin mükafatı olan
Cumhuriyetimizin temel değerleri bugün tehdit altındadır'' dedi. Bahçeli, Türk
milleti gerçeğine dayanan milli kimlik, bu kimlik üzerinde şekillenmiş milli
devlet yapısı üzerindeki risklerin son derece arttığına dikkati çekti.

Bahçeli, şunları kaydetti:

''İstiklal Marşımızın abideleştirdiği Kurtuluş Savaşımızın sebebi olan
tarihi defterler yeniden açılmakta, 89 yıl sonra Türk milletine karşı yine
ahlaksızca meydan okunmaktadır. Kim ne derse desin, nasıl yorumlarsa yorumlasın,
bir asır sonra da tehdit aynı tehdittir, hedef aynı hedeftir, hasım aynı hasım,
proje aynı projedir. Ve işbirlikçiler de ne üzücüdür ki o günkülerin bugün
yaşayan torunlarıdır.

1921 yılının o heyecanlı günlerinde Kurtuluş Savaşının yönetim Merkezi
olan bu gazi Meclisin çatısı altında, Hamdullah Suphi Bey'in yüksek hitabıyla
yankılanan ve 'Korkma' diyerek başlayan İstiklal Marşımız aslında bin yıllık bir
duruşun, direnişin, mücadelenin ve var oluşun dünyaya ilanıydı.

Türk milletinin 'ezelden beridir' hür yaşama ve var olma iradesinin
yüksek beyanı olan bu eşsiz mısraları doğru anlamak ve doğru anlamlandırmak
gerekmektedir. İstiklal Marşımızın aziz şairinin 'şehitlerin fışkıracağını' ifade
ettiği bu topraklar için hayatını vermiş vatan evlatları ile eli kanlı
teröristleri bir tutmaya çalışan alçalmış zihniyetlerin devamı halinde, ülkemizi,
değil asırlarca yaşatmaya, bu yüzyılın çeyreğini bile çıkarmaya korkarım ki
gücümüz yetmeyecektir. Bu nedenle, yanlış yoldakilere ışık tutacak olan,
ecdadımızın büyüklüğünün sürekli dile getirilmesinden ziyade, ağızlarına sakız
yaptıkları tarihin öncelikle doğru tahlil edilmesinden geçecektir.''

Bahçeli, gerek Selçuklu Devleti'nde, gerekse Osmanlı İmparatorluğu'nda on
asır süren bir hükümranlığın mevcudiyetindeki esrar ve kudretin, ''farklılıkları
kaşıyan değil ısrarla birleştiren, ayrılıkları kışkırtan değil gönülden
kucaklayan, kimlikleri tahrik eden değil bir millet kimliğinde buluşturan,
dirliği ve düzeni bozmak isteyene ise hak ettiği yerde dersini veren kararlı
yönetim anlayışı'' olduğunu söyledi.

Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

Yoksa Başbakan ve kadrosunun zannettiği gibi ne Selçuklu ve ne de
Osmanlı Devleti kimliğini bulamamış, 36'sı birden tesadüfen bir araya gelmiş
ilkel kabilelerin sorumsuz idare merkezi değildir. İçinde bulunduğumuz süreçte,
farklıkların kaşınarak ayrılıkların gerekçesi haline getirilmesi, bunun da
demokrasi adı altında yapılması, bize bu vatanı bırakan atalarımızın yönetim
mirasına en büyük hakaret sayılacaktır. İster spor müsabakası, ister sanat
etkinliğiyle hangi gerekçeyle olursa olsun, Türk milletinin bağımsızlık
beyannamesi olan bu anıtsal esere saygı gösteremeyenler, bu marşın yazıldığı
yıllarda buna yeltenen alçakların akıbetlerini öğrenmeli ve hadlerini
bilmelidir.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstiklal Marşına anlam ve ruh veren
mücadeleyi bir kez daha incelemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan, bugün çarpık ilişkilerle halel getirdiği bağımsızlığımızı nasıl
kazandığımızı usulden değil, esastan öğrenmelidir'' dedi.

Diyarbakırspor ile Bursaspor arasında oynanan futbol maçında yaşanan
olaylara da değinen Bahçeli, ''Gelişen vahim hadiseleri bir spor taşkınlığı
olarak küçümsemek, toplumsal boyutları bulunan bu konuyu 'ciddiye almamak' demek
olacaktır. Suçlu veya kusurlu ne aziz Diyarbakırlılardır, ne de güvenlik
tedbirlerini almakta zorlanan fedakar Emniyet teşkilatıdır. Sorumlu, süreci adım
adım davet eden AKP hükümeti ve politikalarıdır. Hükümetin 'açılım' adını verdiği
yıkım projesinin neden olduğu yüksek gerilim kendisini göstermeye başlamıştır''
diye konuştu.

Kişiler arasındaki karşılıklı münakaşaların veya yaşanan tartışmaların,
aniden etnik kutuplaşmalara döndüğü tehlikeli bir iklime girilmek üzere
olunduğunu iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti:

''Yıllardır içten içe tırmandırılan etnik kışkırtmalar ve Başbakan
Erdoğan'ın açıktan yaptığı tahrikler toplumsal kardeşliği tehdit edecek çok
kritik seviyeye gelmiştir. Bir ülkenin vatandaşlarını, bir milletin fertlerini
ötekileştirerek, yabancılaştırarak beraberliğin sağlanması ne tarihen mümkündür,
ne de insanlığın böyle bir tespiti bulunmaktadır. Bu itibarla, Sayın
Cumhurbaşkanı'nın ve Başbakan Erdoğan'ın ısrarla söyleyegeldikleri farklılaştırma
merkezli sözde açılım sürecinde yaşanacak derin ayrışmalar ve ardından vuku
bulacak olan çatışmaların sorumlusu da, verecek hesabın adresi de kendileri
olacaktır.''

Tarihi ''kendi şartları içinde yaşanmış, bütün hatıraların toplamı''
şeklinde tanımlayan Bahçeli, Türk milletinin tarihinin ise ''acı veya tatlı
anıların, zafer veya üzüntülerin, başarı veya başarısızlıkların yer aldığı, ama
her zaman iftiharla dile getireceğimiz geride kalan hayatımız'' olduğunu ifade
etti. Bahçeli, ''Tarih yaşanmış, yazılmış, hükmünü vermiş ve defterler
kapanmıştır. Geriye dönmeye, yeniden yaşamaya imkan da yoktur'' dedi.

ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinin kararını da eleştiren
Bahçeli, şunları söyledi:

'Elbette ki muazzam bir mücadele ile tarihi hem yapmış hem de yazmış
binlerce yıllık bir milletin kahraman evlatları olarak, Edirneli'nin, Vanlı'nın,
Trabzonlu'nun, Bitlisli'nin, Sivaslı'nın, Antalyalı'nın, Hataylı'nın,
Iğdırlı'nın, Muğlalı'nın ve onların eşsiz ecdadı hakkında, hüküm vermek; New
Yorklu'nun, Washingtonlu'nun, Teksaslı'nın, hakkı da değildir, haddi de değildir.
Üstelik insanlığın acıları, yüz binlerce din kardeşimizin dramı üzerine hayat
bulan, zulüm ve gözyaşı, sömürü ve savaş üzerine oturanların harcı da olamaz.

Ancak, gelinen bu noktada öncelikle suçlanması gerekenler, ikaz edilmesi
lazım gelenler ABD'li parlamenterler midir, yoksa buna fırsat tanıyan, göz yuman,
taviz üstüne taviz veren ve hatta ön alan AKP zihniyetinin temsilcileri midir?
Hükümetin ve Başbakanın yaşadığı şaşkınlığın nedeni; Ermenistan'la yakınlaşmaya
itilen AKP'nin, bu ev ödevinin diyetini bulamayışının derin hayal kırıklığı
olmuştur. Türkiye, tehditlere kulak asmayacak, iftiralarla lekelenemeyecek,
ecdadının şeref ve haysiyeti yalanlarla incitilemeyecek kadar büyük bir ülkedir.
İçinde yaşayanlar da çok büyük bir millete mensuptur. Bu tespit son derece
doğrudur. Ancak büyüklerin arasında küçük kalan AKP hükümettir. Bu büyük devlete
ve bu büyük millete AKP kadroları küçük gelmektedir.''

Devlet Bahçeli, Ermenistan'la sürdürülen ilişkilerin dondurulmasını,
protokollerin TBMM'den çekilmesini, İncirlik Üssünün kullanımı konusunda yeni bir
düzenlemeye gidilmesini, Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye yapacağı ziyaretini iptal
etmesini önerdi. Bahçeli, ''Milletimiz Başbakan Erdoğan'dan bu tepki ve
tedbirleri beklemektedir. Gerisi boş sözlerdir, diplomaside karşılığı yoktur''
dedi.

Irak'da yapılan seçimlerinin demokratik, hür ve güvenli bir şekilde
yapılmadığını da savunan Bahçeli, Irak'ın yeni siyasal tasarımında, Türkmen
varlığının hak ettiği ağırlığa ve demokratik itibara kavuşamadığını söyledi.

Bahçeli, ilkini Ankara'da düzenledikleri ''Bin Yıllık Kardeşliği Yaşa ve
Yaşat'' Mitinginin, ikincisini 27 Mart'ta Şanlıurfa'da yapacaklarını da
bildirdi.(11:51)