2013-04-02 - 15:43
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (Başbakan Erdoğan'a) İstanbul'da tarihe, yeşile, doğaya saygının gereği olarak atacağın her adımı hiçbir koşul aramadan destekleyeceğiz''...''Esenyurt Belediyesi yasalara aykırı inşaat ruhsatı veriyor. Bunu yapanda Allah korkusu yok.''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, imar rantı nedeniyle İstanbul'un yağmalandığını savundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Kılıçdaroğlu, ''İstanbul'da tarihe, yeşile, doğaya saygının gereği olarak atacağın her adımı hiçbir koşul aramadan destekleyeceğiz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısındaki konuşmasına başlamadan önce, kürsüye, 2-B mağduru olduğunu belirten Hatice Köse çıktı. Sesini duyurmak istediğini belirten Köse, ''60 senedir oturduğum yerde işgalciymişim, bilmiyordum. Beni bu yaştan sonra apartmana hapsedene hakkımı helal etmem'' diye konuştu.

Daha sonra konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, halkın partisi olduklarını, vatandaşın sesini duyduklarını ve sorunlarını çözmek istediklerini ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu filmlerde, romanlarda bazen çift kişilikli insanların konu alındığını, bu insanların bedenlerinde iki farklı ruh olduğunu belirterek, ''(Bizde çift kişilikli siyasetçi var mı?) diye sorarsanız, ben 'vardır' derim'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdroğan'ın, Yerel Yönetimler Sempozyumu'nda bir konuşma yaptığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuşmadan bazı örnekler verdi. Erdoğan'ın kentler için, ''Bizim neslimiz maalesef aldığı mirası ileriye taşıyamadı. Adata ihanet etti'' dediğini, bu ifadeye katıldıklarını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Devam ediyor Sayın Erdoğan: 'Bizim metropollerimiz vardı ama o metropoller, beceriksiz ve estetik dünyası olmayan ellerde adeta ölü şehirlere dönüştü. Eskiden yeşilin içine yeşile uyumlu yapılar inşa edilirken şimdi artık saksılarda çiçek yetiştiriliyor.' Doğru diyor. Altına imza atarız. Hangi ellerde olduğunun da cevabını veriyor: 'Beceriksiz ve estetik ruhu olmayan ellerde' diyor. 'Ben yüksek binalar inşa etmeyi maharet kabul etmiyorum.' diyor.

Şunu söylemekten kendimi alamıyorum. Sayın Erdoğan'ı fena işletmişler. Çünkü bu metin onun konuşacağı metin değil, kendisini anlatıyor aslında. Kentleri bu hale getiren kim, biz miyiz- Hayır. O belediye başkanları, bizim belediye başkanlarımız mı- Hayır. Güzel bir metin bulmuşlar, malum camdan okuyor, oradan okuyup kendisini anlatıyor ama farkında değil.''

İstanbul'da yıkılan tarihi eserlerden, fotoğraflarla örnek veren Kılıçdaroğlu, tarihi Acemoğlu Hamamı'nın yerine otel yapıldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Kaptan-ı Derya Halil Paşa Camisi'nin de yıkıldığını yerine muhallebici yapıldığını belirtti. Kemal Kılıçdaroğlu, ''Hani tarihe ihanet etmeyecektik, saygı gösterecektik- Eğer kenti seviyorsanız önce kentli olacaksın ve kente saygı göstereceksiniz. Estetik kaygılardan söz ediyorsanız gereğini yerine getireceksiniz. Bunu yapmayıp, laf olarak konuşuyorsanız inandırıcı olamazsınız. Ne demiştim: Yalancıdan Başbakan olmaz'' diye konuştu.

Sultan Ahmet Camisi'nin fotoğrafını da gösteren Kılıçdaroğlu, siluetin bozulduğunu, minarelerin arkasında binaların yükseldiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul'da yeşil alanların büyük kısmının mezarlıklarda olduğunu belirterek, 'Çok şükür oralarda bina yapmıyorlar ama göz dikmişler. Korkuyorlar, CHP gelip müdahale eder diye'' dedi.

İstanbul'un Çamlıca Tepesi'nde önce Başbakan Erdoğan'ın kendisine villa yaptırdığını ve etrafını duvarlarla ördürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, ''Sen Başbakan olarak o yeşil alanı korumazsan, senin söylediğin sözler neye yarar-' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Belki Sayın Başbakan, 'Geçmişte hata yaptık, bundan sonra düzelteceğiz' der. Eğer düzeltecekse CHP Genel Başkanı olarak söz veriyorum; İstanbul'da tarihe, yeşile, doğaya saygının gereği olarak atacağın her adımı hiçbir koşul aramadan destekleyeceğiz.

İstanbul nasıl yağmalandı- 2009-2013 yılları arasında Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu'na gelen dosya sayısı 9 bin 957. Gündem sayısı 11 bin 229. Mevcut planlarda değişiklik yapmak üzere geliyorlar. 'Daha fazla kat nasıl elde ederiz-' diye. Başbakan'a çağrı yapıyorum: Gel plan değişikliği içeren bu dosyaların tamamını geri çekelim.

Sultan Ahmet Camisi'ne yapılan o olumsuz davranışı düzeltelim ve caminin minareleri bütün görkemiyle ortaya çıksın.

İstanbul'da imar değişiklikleri dolayısıyla yandaşlara sağlanan imkan 100 milyar dolar. Gerçek tabloyu ortaya çıkarmak, hangi yandaşlara bu avantajın sağlandığını ortaya çıkarmak için TBMM'ye araştırma önergesi vereceğiz. Siz de destekleyin, araştıralım.

Ayamama Deresi... 35 yurttaşımız hayatını yitirmişti. Sayın Erdoğan, 'Derenin etrafındaki binaları yıktıracağız' dedi. Sayın Erdoğan, Ayamama Deresi etrafından usulsüz dediğin binalardan birini yıktın mı? Hiçbirini yıkmadı, yeni binalar yaptı. O 35 yurttaşımızın günahı kimin boynuna-''

Kılıçdaroğlu, on binlerce kişinin hayatını kaybettiği Marmara Depremi'nin ardından dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in, olası bir depremde çadır kentlerin kurulması için 400 büyük arsa tahsis etiğini anımsatarak, ''Sayın Erdoğan'a soruyorum: Bu arsalardan kaçı elimizde kaldı acaba- Ne yaptınız bu arsaları? Yarın İstanbul'da deprem olsa bu insanlar nerede toplanacak-' diye konuştu.

İstanbul'un nasıl yağmalandığını, örneklerle anlatabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Meşhur bir müteahhidimiz var. Gazetelerde boy boy fotoğrafını görürsünüz. Bakırköy'de bir arazi var, inşaat alanı 64 bin metrekare. Ama 'Bu bana yetmez' diyor ve 190 bin metrekareye çıkarmak istiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi oy birliğiyle bu isteği reddediyor. Aynı vatandaş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gidiyor, buradan onay alıyor. Sayın Erdoğan, 'yeşil' diyorsun, 'yüksek binalar yapmayın' diyorsun. Bu izni veren senin bakanın. Sen bu bakanı İstanbul'u sevdiğin için görevden alacak mısın-

Esenyurt'ta, Belediye Başkanı kendi kendine plan yapıyor, Büyükşehir'e gönderiyor. Büyükşehir 'olmaz' diyor. O da 'Arkamda kapı gibi Recep Tayyip Erdoğan var' diyor. Yapıyor planını. Yasalara aykırı inşaat ruhsatı veriyor.

Bir firmanın sahip olduğu arsanın inşaat alanı yasalara göre 134 bin 327 metrekare. Belediye ise 366 bin metrekare ruhsat vermiş. Emsal 9,32. İnsan da insaf, ahlak, Allah korkusu olur.

Başka bir firma. İnşaat alanı 12 bin metrekare. Verdikleri ruhsat 39 bin metrekare. Emsal 10,63. Başka firma, inşaat alanı 10 bin metrekare. Kendisine verilen ruhsat, 49 bin metrekare. Emsal 11,41.

Diğer bir firma. Ruhsatı 34 bin metrekare ama 141 bin metrekarelik inşaat ruhsatı verilmiş. Emsal yüzde 12,38. Samimi söylüyorum. Bunu yapanda Allah korkusu yok.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bir Sülün Osman vardı bizim tarihimizde. Anadolu'dan gelen vatandaşlara Galata Köprüsü'nü, devlete ait bir köprüyü satardı. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan da vatandaşın malını vatandaşa satıyor. Akıl, mantık alacak şey değil'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul'daki yapılaşmayı eleştirerek, kentte yeşil alan bırakılmadığını söyledi.

Türkiye'nin en büyük parkının temelinin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından atıldığını belirten Kılıçdaroğlu, sorumlu yerel yönetimlerin vatandaşın yeşil alan ihtiyacını da karşılaması gerektiğini vurguladı.

Kentliliğin, yeşile, tarihi dokuya saygı gerektirdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Siz bunların tamamını atıyorsunuz, sadece ve sadece her şeye parayla bakıyorsunuz. Sultan Ahmet Cami'nin minarelerini o yüksek binalarla nasıl kirlettiğinizi farkında mısınız- Yazık günah değil mi tarihimize- Kefenin cebi olsa, oraya para doldurup götürecek'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, 2-B olarak adlandırılan orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışına da değindi.

Kürsünün arkasına yerleştirilen büyük ekrandan, grup salonunda bulunanlara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2-B konusunda daha önce yapmış olduğu konuşmadan bir bölüm izlettiren Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın o günkü sözleriyle şu anki uygulamanın birbiriyle çeliştiğini ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın konuşmasında, 2-B arazilerinin satışına ilişkin, ''bedelsiz' veya ''emlak vergisi değerinin yüzde 25 ya da yüzde 50'si'' ifadelerini kullandığını, ayrıca ''Dürüstlüğümüz neyi gerektiriyorsa bunu yapacağız'' dediğini aktardı.

CHP'nin ise 2-B arazilerinin satışı konusundaki teklifinin en başından bu yana orman köylülerine bedelsiz verilmesi, üzerinde evi olan vatandaşlara ise emlak vergisinin yüzde 50'si karşılığında satışı olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Hükümetin teklifinin ise önce rayiç bedelin yüzde 70'i sonra da yüzde 50'si olarak gerçekleştiğini anlattı.

Belirlenen rakamların vatandaş için çok yüksek olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''2-B'yi niye çıkarıyoruz- Önümüzdeki hafta olağanüstü bir durum olmazsa ekonomiyi gündeme getireceğiz. Ekonomi çakıldı. Birisi 'gaza bas' diyor, öbürü 'frene bas' diyor. Sonunda araba taklayı attı. Para yok, her şeyi sattılar. Kimde para var. 2-B arazisi sahibi olanlarda para varmış. Onlardan para alacakmış. İyi de o kadar para yok ki onlarda. Yine söylüyoruz; kullandığınız bu araziler ananızın ak sütü gibi sizin helalinizdir. Bu arazileri kimse sizin elinizden alamaz.

Sayın Erdoğan'a bir tavsiyem var; Beykoz Belediye Başkanlığı'nın internet sitesine girsin, baksın. 2-B arazisi olanlardan nüfusun yüzde 46'sının en fazla geliri aylık bin lira. Aylık bin lira, bin 500 lira geliri olan bir aileden sen milyarları nasıl alacaksın- Amaç almak değil, birilerine peşkeş çekmek. Birileri gidip parayı bastırıp satın alacaklar.''

Kılıçdaroğlu, 2-B arazilerini uzun yıllardır bu topraklar üzerinde yaşayanlardan almaya kimsenin hakkı olmadığını belirterek, CHP olarak bu konunun üzerinde ciddiyetle durduklarını söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın 24 Ocak 2012 tarihinde Ümraniye'de yaptığı bir konuşmada ''kentsel dönüşümden önce tapuların verileceğini' söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ancak birçok mahallede bedellerin açıklanmadığını, çünkü bu rakamların ödenmesinin mümkün olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, ''Hatırlar mısınız; bir Sülün Osman vardı bizim tarihimizde. Anadolu'dan gelen vatandaşlara Galata Köprüsü'nü satardı. Devlete ait bir köprüyü satardı. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan da vatandaşın malını vatandaşa satıyor. Akıl, mantık alacak şey değil'' ifadelerini kullandı.

CHP olarak en çok korktuklarının kul hakkı yemek olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, vatandaşın vergisinin kutsallığına işaret etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Şubat 2013'de gazeteci Fatih Altaylı'nın ''Teke Tek'' programına katıldığını ve burada BAŞKENTGAZ'ın satışıyla ilgili soruları da yanıtladığını aktardı. Erdoğan'ın, karlılıkla ilgili milletin lehine düşünmek zorunda olduklarını belirttiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''BAŞKENTGAZ'la ilgili olarak 'bin 500'ü gördük, bin 100 gelirse kabul etmeyiz. Bu doğru olmaz' diyor. 'Sonra Fatih Altaylı benden hesap sorar' diyor. Yani vatandaş hesabını sorar diyor. Doğru mu- Doğru. Peki ne oldu- İhaleye çıkıldı, bin 500 rakamını buldun. 'Bunun altına inmeyiz' diyen Erdoğan, kendi okul arkadaşı ihaleye girdi bin 100'e sattı. 'Bin 500'e satmam' diyordu, bin 100'e sattı. Ne demiştim- Yalancıdan başbakan olmaz.

Sayın Fatih Altaylı gereğini yaptı mı- Yani hesabını sordu mu- Bin 500'ü buldu, bin 600 teklifi geldi, onu iptal ettiniz, bin 100'e sattınız. Ne olacaktı- Kendi yönettiği gazetede herhalde bunu manşet yapması lazım. Ve köşesinde de 'Nasıl adam oluruz-' diye bir bölüm var. Çok şık, güzel bir bölüm. Oraya da 'Ne zaman bu ülkede başbakanlar yalan söylemez, o zaman adam oluruz' diye yazması lazımdı.''

Kılıçdaroğlu, lafla peynir gemisinin yürümediğini, CHP olarak her zaman doğruların peşinden gideceklerini de sözlerine ekledi.