2006-05-10 - 12:00
ANAVATAN Grup Toplantısı yapıldı
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kamuoyu araştırmalarında en az güven duyulan kurumlar arasında siyaset kurumunun yer aldığını ifade ederek, vatandaşın cephesinden, Mecliste son zamanlarda yapılan işlere bakınca, bu durumu anlamanın hiç zor
olmadığını söyledi.
AK Parti Hatay Milletvekili Fuat Geçen'in, Hatay'da yapılan ve kamuoyunda ''Ali Dibo'' diye anılan ihalelerle ilgili, bir takım yolsuzluk iddialarını seslendirdiği gerekçesiyle ihraç istemiyle müşterek disipline kuruluna sevk edilmesini, ''tam anlamıyla gözdağı verme'' olarak nitelendiren Mumcu, böyle bir manzara karşısında namuslu bir siyasetçinin, tanık olduğu yolsuzluklara müdahale edemeyeceğini ileri sürdü.
Mumcu, AK Parti Sinop Milletvekili Cahit Can hakkında da inceleme başlatıldığı yönündeki haberleri anımsatarak; ''Bu, tam anlamıyla bir gözdağı vermektir. Vatandaşın diyeceği şey
şudur: Yolsuzluk meselesinde, yolsuzluğun açığa çıkarılmasında, herhangi bir girişimde bulunan hiç kimseye bu hükümetin insafı yoktur. Kendi milletvekilinin bile kellesini gözünü kırpmadan koparan bu hükümet, sade vatandaşın yolsuzluğa karşı mücadele vermesi karşısında her türlü şeditliği takınabilir. Bu, apaçık gözdağı vermedir, apaçık korkutmadır. Bu manzara karşısında milletin Meclise itibar etmesini kimse beklememelidir. Meclis kürsülerinden, 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Bu duvarda yazmayacaktır, bu hakikat olacaktır' demekle olmaz. Bu meclis, milletinin meclisiyle, önce milletin hak ve hukukunu arayacaktır. Fakir-fukaranın, garip-gurebanın hakkını arama konusunda sesini çıkaranın cezalandırıldığı meclise hiç kimse itibar edemez'' dedi.
ELEKTİRİK PİYASASI KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK
Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine imkan tanıyan Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapan yasa tasarısında, verilen önergeyle, ihracat ve ithalat yapanlara lisans verilmesinde EPDK'nın devre dışı bırakılmasını eleştiren Mumcu, bu düzenlemenin, kanunun ruhuna ve özüne aykırı olduğunu söyledi. Mumcu, ''Tezgahçılığın bu kadar bayağısı bu mecliste yaşanmadı, görülmedi, utanç verici'' dedi. Mumcu, sözlerine şöyle devam etti; ''Kimi kayırıyorsunuz, niye kayırıyorsunuz? Hiçbir grup başkanvekili, başbakanından izin almadan, başbakanın talimatı olmadan böyle bir önergeyi vermeye cüret, cesaret edemez. Ama belli ki ne Başbakanın, ne grup başkanvekilinin, yapmak istedikleri şeyi açıkça yapacak cesaretleri yok. Çünkü yaptıkları iş ahlakdışı, yaptıkları iş apaçık kayırmayıcılık, hukuku çiğnemek ve şuna buna avanta sağlamak...''
Erkan Mumcu, TBMM Başkanı Bülent Arınç'a da ''TBMM'de böyle bir kepazelik yaşanırken, siz o meclisin saygınlığından sorumlu değil misiniz?'' diye seslendi.
-''KIYAMET, BÖYLE ŞEYLER YÜZÜNDEN KOPAR''-
Doğum masrafları karşılığında hastanede imzaladığı senedi ödeyemeyip cezaevine konulan bir annenin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın girişimiyle serbest bırakılmasını, ''güler misin, ağlar mısın'' diye değerlendiren Mumcu, Akdağ'ın görevinin, vatandaşın sağlıklı yaşam
hakkını sağlamak olduğunu söyledi.
''Millete hakkını lütuf gibi veriyorlar'' diyen Mumcu, böyle bir ülkede siyasetin ve Meclisin itibarı olmayacağını savundu. Olaya, bir örnek diye bakılmamasını isteyen ve ''Kıyamet böyle şeyler yüzünden kopar'' diyen Mumcu, ''Kuranda diyor ya, 'Bir insanı öldüren, bütün
insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insanı dirilten, bütün insanlığı diriltmiş gibidir.' Burada insanlığa karşı bir suç var'' diye konuştu.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Meşru siyaset alanında bir gecekondu hükümet var'' dedi. Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında, 13 yaşında evlendirilen
bir kızın, 15 yaşında çocuk sahibi olduğunu; 16 yaşında ise koca dayağından öldüğünü belirterek, ''İnsanlık suçları, sadece suçu işleyenlerin değil, seyirci olan, görmezden gelen herkesindir. Herkes, kendini o kızın annesinin yerine koymalıdır'' diye konuştu.
''Türkiye'de temel hak ve hürriyetlere sahip çıkacak, şefkatle halkı kucaklayacak devletin olmadığını'' ifade eden Mumcu, şöyle devam etti:
''Meşru siyaset alanında bir gecekondu hükümet var. Türk milleti, iktidara tek partinin gelmesine sevinirken, elinde kalan gecekondudur. Bir önergeyle milletin hak ve hukukunu çalan bir hükümet var. Türkiye, dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip. Akıllı, uslu bir hükümetle dünyanın 10. ülkesi olması işten bile değil.
Millete bunları yaşatan adaletsiz düzendir. İnsanları, bu adaletsizlik içinde devletine saygısını yitiren varlıklar haline getirdiler. Millet bizi, zevki-sefa sağlayalım diye vekil kılmadı. Kendi hak ve hukukunu korumamız için vekil kıldı. Her geçen gün milyonlarca insan fakirleşirken, mutlu bir azınlık 'işler yolunda gidiyor' diyerek hipnoz uyguluyor. 13 yaşındaki kızın yaşadığı
hakikat, bu masalın büyüsünü bozuyor.''
"TÜRKİYE'NİN ALTIN DEĞERİNDEKİ ZAMAN VE FIRSATLARI HARCANIYOR"
Esnafın kepenk kapattığını; çiftçinin ektiğini biçemediğini, biçtiğini satamadığını; sanayicilerin takatlerinin sonuna geldiğini söyleyen Mumcu, ''Bunun karşısında sanal Türkiye'de, sanal mal, sanal para ithal edenler, sanal cennet içinde olduklarını söylemeye devam ediyor'' dedi.
Erkan Mumcu, ''Türkiye, altın değerindeki zaman ve fırsatlarını, ne yazık ki heba ediyor, israf ediyor; bu israflar, bedeli halka ödettirilen fatura haline geliyor. Bu ülkenin, bu vatandaşın halini bilen, elinden tutabilecek, şefkatle bağrına basacak bir hükümete, iktidara ihtiyacı var'' diye konuştu. Türkiye'nin en temel sorununun işsizlik olduğunu belirten Mumcu, sözlerini şöyle tamamladı: ''İstediğiniz kadar böbürlenin, milletin emanetini mülkiyet saymak, sizi eğlendirmekten başka bir şey olmayacaktır. Çözemediğiniz hangi sorun varsa gelin, yardımcı olalım. Öyle kürsülerden nara atmakla sorunlar çözülmez. Türkiye'nin temel sorunu olan işsizliğin nasıl çözüleceğini gelin öğretelim. Milyonlarca insanı, işsizlik belasından kurtaralım. İşsizliğin çözümü için vergi, tarım, sosyal güvenlik ile teşvik ve muafiyetler reformunu birlikte ele alın. Sosyal güvenlik açıklarının kapatılması için ayrılan 20 milyar doları 30 milyar dolara çıkarıp, iş yaratan motora çevirin. Güvenlik şemsiyesinden mahrum insanlara güvence verin ki hapse girmesinler. Türkiye'nin yaşadığı hiçbir sorun çaresiz değildir.''
olmadığını söyledi.
AK Parti Hatay Milletvekili Fuat Geçen'in, Hatay'da yapılan ve kamuoyunda ''Ali Dibo'' diye anılan ihalelerle ilgili, bir takım yolsuzluk iddialarını seslendirdiği gerekçesiyle ihraç istemiyle müşterek disipline kuruluna sevk edilmesini, ''tam anlamıyla gözdağı verme'' olarak nitelendiren Mumcu, böyle bir manzara karşısında namuslu bir siyasetçinin, tanık olduğu yolsuzluklara müdahale edemeyeceğini ileri sürdü.
Mumcu, AK Parti Sinop Milletvekili Cahit Can hakkında da inceleme başlatıldığı yönündeki haberleri anımsatarak; ''Bu, tam anlamıyla bir gözdağı vermektir. Vatandaşın diyeceği şey
şudur: Yolsuzluk meselesinde, yolsuzluğun açığa çıkarılmasında, herhangi bir girişimde bulunan hiç kimseye bu hükümetin insafı yoktur. Kendi milletvekilinin bile kellesini gözünü kırpmadan koparan bu hükümet, sade vatandaşın yolsuzluğa karşı mücadele vermesi karşısında her türlü şeditliği takınabilir. Bu, apaçık gözdağı vermedir, apaçık korkutmadır. Bu manzara karşısında milletin Meclise itibar etmesini kimse beklememelidir. Meclis kürsülerinden, 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Bu duvarda yazmayacaktır, bu hakikat olacaktır' demekle olmaz. Bu meclis, milletinin meclisiyle, önce milletin hak ve hukukunu arayacaktır. Fakir-fukaranın, garip-gurebanın hakkını arama konusunda sesini çıkaranın cezalandırıldığı meclise hiç kimse itibar edemez'' dedi.
ELEKTİRİK PİYASASI KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK
Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesine imkan tanıyan Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapan yasa tasarısında, verilen önergeyle, ihracat ve ithalat yapanlara lisans verilmesinde EPDK'nın devre dışı bırakılmasını eleştiren Mumcu, bu düzenlemenin, kanunun ruhuna ve özüne aykırı olduğunu söyledi. Mumcu, ''Tezgahçılığın bu kadar bayağısı bu mecliste yaşanmadı, görülmedi, utanç verici'' dedi. Mumcu, sözlerine şöyle devam etti; ''Kimi kayırıyorsunuz, niye kayırıyorsunuz? Hiçbir grup başkanvekili, başbakanından izin almadan, başbakanın talimatı olmadan böyle bir önergeyi vermeye cüret, cesaret edemez. Ama belli ki ne Başbakanın, ne grup başkanvekilinin, yapmak istedikleri şeyi açıkça yapacak cesaretleri yok. Çünkü yaptıkları iş ahlakdışı, yaptıkları iş apaçık kayırmayıcılık, hukuku çiğnemek ve şuna buna avanta sağlamak...''
Erkan Mumcu, TBMM Başkanı Bülent Arınç'a da ''TBMM'de böyle bir kepazelik yaşanırken, siz o meclisin saygınlığından sorumlu değil misiniz?'' diye seslendi.
-''KIYAMET, BÖYLE ŞEYLER YÜZÜNDEN KOPAR''-
Doğum masrafları karşılığında hastanede imzaladığı senedi ödeyemeyip cezaevine konulan bir annenin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın girişimiyle serbest bırakılmasını, ''güler misin, ağlar mısın'' diye değerlendiren Mumcu, Akdağ'ın görevinin, vatandaşın sağlıklı yaşam
hakkını sağlamak olduğunu söyledi.
''Millete hakkını lütuf gibi veriyorlar'' diyen Mumcu, böyle bir ülkede siyasetin ve Meclisin itibarı olmayacağını savundu. Olaya, bir örnek diye bakılmamasını isteyen ve ''Kıyamet böyle şeyler yüzünden kopar'' diyen Mumcu, ''Kuranda diyor ya, 'Bir insanı öldüren, bütün
insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insanı dirilten, bütün insanlığı diriltmiş gibidir.' Burada insanlığa karşı bir suç var'' diye konuştu.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Meşru siyaset alanında bir gecekondu hükümet var'' dedi. Mumcu, partisinin TBMM grup toplantısında, 13 yaşında evlendirilen
bir kızın, 15 yaşında çocuk sahibi olduğunu; 16 yaşında ise koca dayağından öldüğünü belirterek, ''İnsanlık suçları, sadece suçu işleyenlerin değil, seyirci olan, görmezden gelen herkesindir. Herkes, kendini o kızın annesinin yerine koymalıdır'' diye konuştu.
''Türkiye'de temel hak ve hürriyetlere sahip çıkacak, şefkatle halkı kucaklayacak devletin olmadığını'' ifade eden Mumcu, şöyle devam etti:
''Meşru siyaset alanında bir gecekondu hükümet var. Türk milleti, iktidara tek partinin gelmesine sevinirken, elinde kalan gecekondudur. Bir önergeyle milletin hak ve hukukunu çalan bir hükümet var. Türkiye, dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip. Akıllı, uslu bir hükümetle dünyanın 10. ülkesi olması işten bile değil.
Millete bunları yaşatan adaletsiz düzendir. İnsanları, bu adaletsizlik içinde devletine saygısını yitiren varlıklar haline getirdiler. Millet bizi, zevki-sefa sağlayalım diye vekil kılmadı. Kendi hak ve hukukunu korumamız için vekil kıldı. Her geçen gün milyonlarca insan fakirleşirken, mutlu bir azınlık 'işler yolunda gidiyor' diyerek hipnoz uyguluyor. 13 yaşındaki kızın yaşadığı
hakikat, bu masalın büyüsünü bozuyor.''
"TÜRKİYE'NİN ALTIN DEĞERİNDEKİ ZAMAN VE FIRSATLARI HARCANIYOR"
Esnafın kepenk kapattığını; çiftçinin ektiğini biçemediğini, biçtiğini satamadığını; sanayicilerin takatlerinin sonuna geldiğini söyleyen Mumcu, ''Bunun karşısında sanal Türkiye'de, sanal mal, sanal para ithal edenler, sanal cennet içinde olduklarını söylemeye devam ediyor'' dedi.
Erkan Mumcu, ''Türkiye, altın değerindeki zaman ve fırsatlarını, ne yazık ki heba ediyor, israf ediyor; bu israflar, bedeli halka ödettirilen fatura haline geliyor. Bu ülkenin, bu vatandaşın halini bilen, elinden tutabilecek, şefkatle bağrına basacak bir hükümete, iktidara ihtiyacı var'' diye konuştu. Türkiye'nin en temel sorununun işsizlik olduğunu belirten Mumcu, sözlerini şöyle tamamladı: ''İstediğiniz kadar böbürlenin, milletin emanetini mülkiyet saymak, sizi eğlendirmekten başka bir şey olmayacaktır. Çözemediğiniz hangi sorun varsa gelin, yardımcı olalım. Öyle kürsülerden nara atmakla sorunlar çözülmez. Türkiye'nin temel sorunu olan işsizliğin nasıl çözüleceğini gelin öğretelim. Milyonlarca insanı, işsizlik belasından kurtaralım. İşsizliğin çözümü için vergi, tarım, sosyal güvenlik ile teşvik ve muafiyetler reformunu birlikte ele alın. Sosyal güvenlik açıklarının kapatılması için ayrılan 20 milyar doları 30 milyar dolara çıkarıp, iş yaratan motora çevirin. Güvenlik şemsiyesinden mahrum insanlara güvence verin ki hapse girmesinler. Türkiye'nin yaşadığı hiçbir sorun çaresiz değildir.''
