2006-10-13 - 13:00
İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Başkanı, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyeti kabulünde, gazetecilerin, Pamuk'un ödül almasına ilişkin sorusunu cevaplayan Arınç, Pamuk'u, aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'nden dolayı kutladı; ancak ödülün alınmasının, Fransa'daki soykırım tartışmalarının gölgesinde kaldığını söyledi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Yazar Orhan Pamuk'u, aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'nden dolayı kutladı; ancak ödülün alınmasının, Fransa'daki soykırım tartışmalarının gölgesinde kaldığını söyledi.
Arınç, İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Başkanı, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyeti kabulünde, gazetecilerin, Pamuk'un ödül almasına ilişkin sorusunu yanıtladı.
Bir Türk edebiyatçının bu ödülü almasının elbette sevinilecek bir olay olduğunu ifade eden Arınç, ''Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şahsım adına Sayın Orhan Pamuk'u kutluyorum'' dedi.
Arınç, bir taraftan Fransa Parlamentosunun kararına ilişkin tartışmalar yaşanırken, bir taraftan da ödülün verilmesinin, birbirine karışan iki olay
haline geldiğini söyledi.
''Maalesef Nobel Edebiyat Ödülü'nün alınması, Fransa'daki soykırım tartışmalarının gölgesinde kaldı'' diyen Arınç, şöyle devam etti:
''Toplumda bir kesim, Pamuk'un bu ödülü almasının, yazdığı romanlarla ilgili değil; daha çok konuştuğu, bir süre yargılandığı sözlerle ilgili olduğunu
söylüyor ve bunu tartışmaya açıyor. Bir kısım da onun edebiyatçı pozisyonuna daha çok dikkat çekiyor. Bu tartışmalar yapılır ama ben Sayın Pamuk'u, aldığı ödülden dolayı sadece kutluyorum. Ancak ona düşen önemli bir görev var. Bu görevi de hatırlatmak istiyorum; Madem ki Türk toplumunda böyle bir tartışma yaşanmaktadır, o zaman Sayın Pamuk, bundan sonraki açıklamaları ve tutumuyla çok örnek bir davranış sergilemelidir.
Kendisi bir yazar olduğuna göre, düşünce özgürlüğünü katleden Fransa'daki yasayla ilgili görüşleri nedir? Bunu sadece ben, Türk toplumu merak etmiyor, bütün dünya merak ediyor. Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan bu değerli yazarımızın, Fransa'da soykırım yasası olarak bilinen, soykırımı inkar edenlere ceza yaptırımı getiren bu yasayla ilgili düşüncelerini merakla öğrenmek istiyoruz. Çünkü onun söyleyeceği sözler, topluma da yol gösterecektir. Ülkedeki bazı kesimlerin anlamlı davranışları, hem Türkiye'de hem de Batı'da yer bulmuştur.''
İNSAN HAKLARI ORTAK PLATFORMU .
Arınç, İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Başkanı, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Bilgen, düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili gelecek hafta sonu başlatacakları kampanya hakkında Arınç'a bilgi verdi.
Fransa'da düşünce özgürlüğünü kısıtlayan yasaya nasıl karşı çıkılıyorsa, Türkiye'deki ifade ve düşünce özgürlüğüne yönelik engellere de karşı çıkılması gerektiğini belirten Bilgen, Arınç'a, bilboardlara asacakları afişlerden örnekler gösterdi.
Heyetin temel hak ve özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili yaptıkları çalışma hakkında bilgi sunmak üzere kendisini ziyaret ettiğini ifade
eden Arınç, afişlerde yer alan ''Şiddet içermeyen her düşünceye sınırsız ifade özgürlüğü'', ''İfadeye özgürlük, insana özgürlüktür'', ''Yasaksız, korkusuz, tehditsiz konuşalım, ağızlara kelepçe vurulmasın'' cümleleri okudu.
-''ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ''-
Bülent Arınç, ifade özgürlüğünün, bütün özgürlüklerin ortak bileşkesi olduğuna işaret etti.
Türkiye'nin AB sürecinde yaptığı reformlar ile bu alanda ilerlemeler kaydettiğini anımsatan Arınç, sadece kanunların çıkarılmasının yetmediğini,
zihniyet değişikliğine de ihtiyaç olduğunu vurguladı.
AİHM'in bir kararının, bu konuda Türkiye'ye ışık tuttuğunu belirten Arınç, ''Birisinin söylediği söz, yazdığı kitap, şiir, bir afiş, poster sizin hoşunuza
gider, siz onu alkışlarsanız, bu ifade özgürlüğü değildir. Yani, (O anlatılan sözler, yazılar, toplumu şok edecek nitelikte sizin düşüncelerinizin zıttı
olabilir. Ama o, şiddet içermedikçe ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmelidir) diyor'' diye konuştu.
Arınç, bunun, Türkiye'nin zihniyet değişikliğine gitmesini de gösteren bir örnek olduğunu ifade ederek, o düşüncelerden hoşlanılmasa bile; şiddeti, terörü reddeden, suç işlenmesini aleni olarak tahrik etmeyen her şeyin söylenebileceğini vurguladı.
-''BİZE YOL GÖSTERMESİ LAZIM''-
Türkiye'nin bu konuda çok önemli adımlar attığını ve atmaya da devam edeceğini dile getiren Arınç, parlamentonun bu konudaki kararlılığının güçlü
olduğunu belirtti.
Heyetin hazırladığı afişlerde TCK'nın 301. maddesiyle ilgili taleplerin de yer aldığına işaret eden Arınç, şöyle konuştu:
''TCK'nın bu veya başka maddesi, eğer uygulama noktasında yanlışlıklar içeriyorsa, düzeltilebilir. Eğer suçun unsurları noktasında muğlak ifadeler
içeriyorsa, bunlar da düzeltilebilir. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin, düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim adamlarının, iş adamlarının, köşe
yazarlarının mutlaka güzel şeyler üretmesi lazım. Bize yol, yön göstermesi lazım.
Hiçbir şey tabu değildir, değişebilir, iptal de edilebilir, yerinde de kalabilir. Ama bu konuda talepler olmalıdır, yol gösterici olmalıdır diye
düşünüyorum. Bu konuda örgütlerin de samimi, düşünce özgürlüğü içerisinde kabul edilebilecek davranışlarını saygıyla karşılıyorum.''
Arınç, İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Başkanı, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyeti kabulünde, gazetecilerin, Pamuk'un ödül almasına ilişkin sorusunu yanıtladı.
Bir Türk edebiyatçının bu ödülü almasının elbette sevinilecek bir olay olduğunu ifade eden Arınç, ''Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şahsım adına Sayın Orhan Pamuk'u kutluyorum'' dedi.
Arınç, bir taraftan Fransa Parlamentosunun kararına ilişkin tartışmalar yaşanırken, bir taraftan da ödülün verilmesinin, birbirine karışan iki olay
haline geldiğini söyledi.
''Maalesef Nobel Edebiyat Ödülü'nün alınması, Fransa'daki soykırım tartışmalarının gölgesinde kaldı'' diyen Arınç, şöyle devam etti:
''Toplumda bir kesim, Pamuk'un bu ödülü almasının, yazdığı romanlarla ilgili değil; daha çok konuştuğu, bir süre yargılandığı sözlerle ilgili olduğunu
söylüyor ve bunu tartışmaya açıyor. Bir kısım da onun edebiyatçı pozisyonuna daha çok dikkat çekiyor. Bu tartışmalar yapılır ama ben Sayın Pamuk'u, aldığı ödülden dolayı sadece kutluyorum. Ancak ona düşen önemli bir görev var. Bu görevi de hatırlatmak istiyorum; Madem ki Türk toplumunda böyle bir tartışma yaşanmaktadır, o zaman Sayın Pamuk, bundan sonraki açıklamaları ve tutumuyla çok örnek bir davranış sergilemelidir.
Kendisi bir yazar olduğuna göre, düşünce özgürlüğünü katleden Fransa'daki yasayla ilgili görüşleri nedir? Bunu sadece ben, Türk toplumu merak etmiyor, bütün dünya merak ediyor. Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan bu değerli yazarımızın, Fransa'da soykırım yasası olarak bilinen, soykırımı inkar edenlere ceza yaptırımı getiren bu yasayla ilgili düşüncelerini merakla öğrenmek istiyoruz. Çünkü onun söyleyeceği sözler, topluma da yol gösterecektir. Ülkedeki bazı kesimlerin anlamlı davranışları, hem Türkiye'de hem de Batı'da yer bulmuştur.''
İNSAN HAKLARI ORTAK PLATFORMU .
Arınç, İnsan Hakları Ortak Platformu Dönem Başkanı, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Bilgen, düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili gelecek hafta sonu başlatacakları kampanya hakkında Arınç'a bilgi verdi.
Fransa'da düşünce özgürlüğünü kısıtlayan yasaya nasıl karşı çıkılıyorsa, Türkiye'deki ifade ve düşünce özgürlüğüne yönelik engellere de karşı çıkılması gerektiğini belirten Bilgen, Arınç'a, bilboardlara asacakları afişlerden örnekler gösterdi.
Heyetin temel hak ve özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili yaptıkları çalışma hakkında bilgi sunmak üzere kendisini ziyaret ettiğini ifade
eden Arınç, afişlerde yer alan ''Şiddet içermeyen her düşünceye sınırsız ifade özgürlüğü'', ''İfadeye özgürlük, insana özgürlüktür'', ''Yasaksız, korkusuz, tehditsiz konuşalım, ağızlara kelepçe vurulmasın'' cümleleri okudu.
-''ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİ''-
Bülent Arınç, ifade özgürlüğünün, bütün özgürlüklerin ortak bileşkesi olduğuna işaret etti.
Türkiye'nin AB sürecinde yaptığı reformlar ile bu alanda ilerlemeler kaydettiğini anımsatan Arınç, sadece kanunların çıkarılmasının yetmediğini,
zihniyet değişikliğine de ihtiyaç olduğunu vurguladı.
AİHM'in bir kararının, bu konuda Türkiye'ye ışık tuttuğunu belirten Arınç, ''Birisinin söylediği söz, yazdığı kitap, şiir, bir afiş, poster sizin hoşunuza
gider, siz onu alkışlarsanız, bu ifade özgürlüğü değildir. Yani, (O anlatılan sözler, yazılar, toplumu şok edecek nitelikte sizin düşüncelerinizin zıttı
olabilir. Ama o, şiddet içermedikçe ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmelidir) diyor'' diye konuştu.
Arınç, bunun, Türkiye'nin zihniyet değişikliğine gitmesini de gösteren bir örnek olduğunu ifade ederek, o düşüncelerden hoşlanılmasa bile; şiddeti, terörü reddeden, suç işlenmesini aleni olarak tahrik etmeyen her şeyin söylenebileceğini vurguladı.
-''BİZE YOL GÖSTERMESİ LAZIM''-
Türkiye'nin bu konuda çok önemli adımlar attığını ve atmaya da devam edeceğini dile getiren Arınç, parlamentonun bu konudaki kararlılığının güçlü
olduğunu belirtti.
Heyetin hazırladığı afişlerde TCK'nın 301. maddesiyle ilgili taleplerin de yer aldığına işaret eden Arınç, şöyle konuştu:
''TCK'nın bu veya başka maddesi, eğer uygulama noktasında yanlışlıklar içeriyorsa, düzeltilebilir. Eğer suçun unsurları noktasında muğlak ifadeler
içeriyorsa, bunlar da düzeltilebilir. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin, düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim adamlarının, iş adamlarının, köşe
yazarlarının mutlaka güzel şeyler üretmesi lazım. Bize yol, yön göstermesi lazım.
Hiçbir şey tabu değildir, değişebilir, iptal de edilebilir, yerinde de kalabilir. Ama bu konuda talepler olmalıdır, yol gösterici olmalıdır diye
düşünüyorum. Bu konuda örgütlerin de samimi, düşünce özgürlüğü içerisinde kabul edilebilecek davranışlarını saygıyla karşılıyorum.''
