2010-02-16 - 12:15
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK ile pazarlık yapıldığı iddialarına ilişkin ''Habur'da yaşanan alçaklıklarla ilgili suçlamalardan kurtulmalarının yolu, üstünkörü ve kurnazca yapılacak kaçamak ve açıklamalar değildir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Trakya
yöresinde ve Antalya'da meydana gelen sel felaketi nedeniyle zarar gören
vatandaşların, kayıplarının acilen telafi edilmesi gerektiğini söyledi.

Ülkenin çözüm bekleyen sorunlarına çare üretmek yerine, kısır çekişmeler,
inatlaşma ve ağır bir istismara dayanan ilkel siyaset anlayışının; devletin
saygınlığına, milletin vakarına, vatandaşların ise hayrına olmadığını ifade eden
Bahçeli, ''Yedi yıl gibi çok uzun bir süredir devam eden iktidar siyasetindeki
üslup kirliliği ve seviye kaybı nedeniyle aşağılanmayan, hakarete uğramayan, hor
görülmeyen, taviz verilmeyen hiçbir milli ve manevi değer kalmamıştır. Giderek
daha derinden hissedilen buhran ve kargaşa nedeniyle devlete nizam veren bütün
ölçü ve ayarlar kaçmış, siyasetin, güvenliğin, ekonominin, yönetimin bütün
çivileri yerinden çıkmıştır. Bunların sonucunda milletimiz yorulmuş, devletimiz
hırpalanmış, kurumlarımız yıpranmış, kardeşliğimiz tartışılmış, inançlarımız
istismara uğrayarak siyasete kurban edilmiştir'' diye konuştu.

''Sanal başarıların, sahte zaferlerin, şişirilmiş kahramanlık
gösterilerinin, mutlu ülke ve huzurlu insan iddialarının sonu gelmiştir'' diyen
Bahçeli, Hükümetin aciz, çaresiz ve tahripkar, kurumların yıpranmış ve endişeli,
siyasetin yorgun, tıkanmış ve inatçı, hukukun zedelenmiş ve öfkeli, milletin ise
gergin, yoksul ve ümitsiz olduğunu ifade etti.

AK Parti'nin, TBMM'deki sayısal çoğunluğunun demokratik güç ve imkan
olmaktan çıktığını, sivil siyasetin otokrat arayışlarının zemini haline gelmekte
olduğunu ileri süren Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakanın hırçın, öfkeli, itici, kavgacı ve dışlayıcı müflis
politikalarından, Başbakanlığı seçilmiş hükümdarlık zanneden sakat demokrasi
anlayışından, milletin yarısına düşman, oy vermemişleri hasım gören sorumlu milli
irade zihniyetinden ve hazımsızlıktan beslenerek muhaliflerin sindirilmek,
basının susturulmak istendiği tek parti diktası veya AKP'ye mahsus bir Baas
rejimi arayışının işaretleri alınmaya başlamıştır. Bilinmelidir ki bizim için
ağır bedeller ödenerek bugünlere gelmiş demokrasimiz Orta Doğu sultanlığına
özenen ilkel zihniyetlere teslim edilemeyecek kadar önemlidir. MHP, en az milli
meselelerde gösterdiği hassasiyet ve duruş kadar, demokrasimizin üzerindeki her
türlü tehdit karşısında mutlaka duracak ve tehlikeli arayışları def
edecektir.''

Bahçeli, hiçbir konunun gizli ve karanlıkta kalmayacağını er ya da geç
gerçeklerin ortaya çıkacağını vurgulayarak, ''Ne var ki AKP zihniyetinin İmralı
canisi ile müşterek geliştirdiği yıkım projelerinin foyası birkaç ayda ortaya
çıkmaya başlamış, milletimize karşı nasıl kirli tezgahların hazırlandığı
tarafların itirafları ile netleşmiştir'' dedi.

Projenin en önemli ayağının, eli kanlı PKK'lıların serbest kalmaları için
sinsi arayışlar olduğunu ileri süren Bahçeli, Habur'daki karşılama olayında
İmralı Canisi ile AK Parti hükümetinin proje ve eylem ittifakının açığa çıktığını
söyledi.

Bölücülükle yargılanan eski Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle'nin
''dağdan dönüş için pazarlık yapıldığı'' iddiasını anımsatan Bahçeli, şöyle devam
etti:

''Yaşanan rezaletlerle, yaşananların sorumlusu ve yetkilisi arasında ilk
andan itibaren zaten kurulmuş bulunan bu illiyet bağının şimdi ortaya çıkması
asla şaşırtıcı değildir. Beklenen bir durumdur ve hatta eksiktir. Yıkım sürecinde
ve terörist kabul töreninde İçişleri Bakanının gerisindeki hükümetin başının
rolünün de belgeleriyle yakında açıklanması beklenmelidir.

Kendisine isnat edilen iddialarla ilgili olarak konu hakkında yapılan
açıklamanın, İçişleri Bakanını, PKK işbirlikçisi olarak damgalanmaktan kurtarmaya
yetmeyeceği ortadadır. Habur'da yaşanan alçaklıklarla ilgili suçlamalardan
kurtulmalarının yolu, üstünkörü ve kurnazca yapılacak kaçamak ve açıklamalar
değildir. Başta Başbakan olmak üzere İçişleri Bakanı ile olaya müdahil idari,
adli, güvenlik makamlarının ve memurlarının bu zan ve töhmetten bir nebze olsun
kurtulmalarının ve haklarında verilecek hükmü belki hafifletmelerinin yolu,
yaptıkları yanlışları itiraf etmekten, pişman olduklarını söylemekten ve
milletimizden özür dilemekten geçmektedir.''

İçişleri Bakanı ve PKK aracılarından, 15 Ekim 2009 tarihinde yapılan
görüşmenin kamuoyuna açıklanmasını beklediklerini belirten Bahçeli, ''Bu
toplantıda neyin pazarlığı yapılmıştır? Hangi sözler verilmiş, taahhüt altına
getirilmiştir? PKK talepleri karşısında nasıl boyun eğilmiştir? Teröristlerin
affına dair hangi güvenceler verilmiştir?'' sorularına yapılacak dürüst ve samimi
açıklamaların bile süreçteki kanaatlerini değiştirmeyeceğini söyledi.

Bahçeli, ''Milletimizin kendisine bu alçaklıkları reva görenlere haklı
olarak yakıştırdığı 'İmralı ikizi', 'PKK işbirlikçisi' yaftaları, 'yıkım projesi'
tanımı ve süreç için hükmünü verdiği 'ihanet' suçlaması' sahiplerinin alınlarına
kazınan kirli bir leke olarak gelecek nesillerden bile çıkmayacaktır'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açılım çalışmalarına devam edileceğine
ilişkin sözleri bulunduğunu belirten Bahçeli, ''(Birinci yıkım seferi)
diyebileceğimiz ilk aşamada ne mutlu ki toplum ikna edilememiş, milletimizin
tertemiz yüreklerine ve bin yıllık kardeşliğine fazla zarar verilememiştir. Bunda
elbette aziz milletimizin yüksek şuur ve sağduyusu yanında partimizin de önemli
katkıları olmuştur. Bu itibarla daha dikkatle yıkıma yeltenecek aktörlerin
çalışmalarına karşı gösterilecek duruş ve tavrın da daha özenle ve daha şuurla
yapılması şart olacaktır. Bu konuda hazırlıklarımız tamamlanmıştır'' diye
konuştu.

''İkinci yıkım seferi'' dedikleri açılımın ikinci aşamasında adına
'devlet politikaları' denilerek valilerin, kaymakamların, yandaş belediye
başkanlarının desteği ve kullanılmasının beklendiğini ifade eden Bahçeli,
toplumun sevdiği, saydığı, eserlerini paylaştığı sanatçıların, bilim ve düşünce
adamlarının da yıkıma alet edilmesinin söz konusu olduğunu ileri sürdü.

Bahçeli, sanatçıların, milletten uzaklaşacakları bir sürece girmemeleri
ve ülke tarihinde kötü hatıralar bırakmamaları temennisinde bulundu.

MHP Lideri Bahçeli, Hükümetin, küresel alanda hiçbir milli mesele
karşısında direnme ve dayanma imkanı kalmadığını ileri sürerek, ''Başbakan
Erdoğan ve kadroları, küresel bir dayatma kampanyasının kürek mahkumu haline
gelmiştir'' dedi.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

'Kıbrıs'ta Rumların insafına ve iradesine terk edilen sonuçsuz
görüşmelerde AKP hükümetinin elde ettiği sonuç, Türk askerinin Kıbrıs'tan
çekilmesine kadar küstahlaşan Avrupa dayatmasıdır. AKP'nin her zorlamayı peşinen
kabul etmeye amade tutumu ve AB'nin Türkiye'yi eşit haklara sahip bir üye olarak
kabul etmek istemeyişinin sürecin önünü ve kapıları kapattığı da ortadadır.
Kimsenin sizi kabul etmediği bir ittifaka ısrarla gireceğini söyleyerek, 'biz
açıp, biz kapatırız' diyerek, nafile fasılların peşine düşen AKP, konuyu tamamen
yabancıların icazetine teslim etmiştir. Küresel güce eşbaşkan sıfatı ile Orta
Doğu ve Avrasya'da geriden refakat etme arayışları, Irak ve Peşmerge ile boyun
eğerek sürdürülen onursuz münasebetler, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması ve
statüsü gibi temel meseleler, girilen çıkmaz sokağın başlıca teslimiyet
istasyonlarıdır. Ve herkes tarafından bilinmektedir.

Ermenistan'la imzalanan protokoller üzerinden sürdürülen yanlış
ilişkilerin çıkmaza girmesi ve Türk siyaseti için başladığı yerden daha geri bir
noktaya çekilmesi tam bir diplomasi iflasıdır. Bugün gelinen bütün bu rezil
sonuçlar tam bir hezimet olup, MHP'nin yıllardan beri ısrarla ve önemle uyardığı
hususlardır. Ulaşılan netice, AKP zihniyetinin teslimiyetinin neden olduğu
kaçınılmaz sonuçtan başka bir şey değildir. Geride kalan yıllardaki en utanç
verici dayatma listelerini olumlu bulanlardan beklenen bir sondur, doğal bir
akıbettir.''

Bahçeli, AK Parti iktidarının dış
politikasını da eleştirdi ve daha önce yaptıkları uyarıları hatırlattı.

AB ile müzakere tarihinin alınmasının ardından Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, ''zafer kazanmış komutan'' kibiriyle ülkeye döndüğünü iddia eden
Bahçeli, Erdoğan'ın, ne kültürünün ne ahlakının ne de şuurunun bu uyarıları
dinlemeye müsait olmadığını söyledi.

''Madem ki aradan geçen bunca yıl sonra verilen sözlerin tutulmamış
olduğu söylenmektedir, o halde bu tepkiyi gösteren bir Başbakan'dan beklenen,
kuru tehditler ve tembihler değil, siyaseten adım atması ve ilişkileri
durdurmasıdır'' diyen Bahçeli, böylesi bir tavrın, bugüne kadar yaşananları
telafi etmese bile Başbakan Erdoğan'a yabancılarla müzakere masalarında
kaybettiklerinin bir kısmını kazandırma imkanını verebileceğini kaydetti.

Bahçeli, AB ile yürütülen ilişkileri ''onur kırıcı'' olarak
nitelendirerek, Başbakan Erdoğan'a şu soruları yöneltti:

''Türkiye'nin milli meseleleri; Avrupa'dan icazet alınarak mı, insaf
dilenerek mi çözülecektir? Ermeni ile Rum ile Peşmerge ile kucaklaşarak mı
halledilecektir? Buradan Başbakan Erdoğan'a sormak lazımdır: Hani Türkiye'nin
dünyada etkisinin arttığını söylüyordunuz? Hani, artık sözü geçen, lafı dinlenen
bir Türkiye vardı? Öyle diyordunuz.

Ermeninin, Rumun, Peşmergenin, Avrupalının, Amerikalının karşısında
yaşadıklarınızın izahı nedir, nasıldır? Hani artık masaya yumruğunu vurduğunda
ses getiren bir ülke ve hükümet haline geldik diyordunuz? Bu ülke, bu hükümet
nerededir? Bir ses çıktığı doğrudur. Başbakan bu konuda haklıdır. Ne var ki bütün
dünyada yankılanan bu ses, hükümetin onurlu siyaset adına masalara vurduğu
yumruğun sesi değildir. Keşke olsa iftihar ederiz. Maalesef ki bu ses,
yabancıların asırlardır Türk milletinden intikam almak için buldukları fırsat
sonucunda, AKP hükümetine ardı ardına indirdiği şamarların sesidir. AKP
hükümetleri, yeni emperyalizmin dayatmalarına ülkemizi, yakın coğrafyalarımızı
hazırlama görevini içeriden üstlenen tam bir 'Truva atı' haline gelmiştir.''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, Katar'da düzenlenen ''7.
ABD-İslam Dünyası Forumu'na söylediği ''Ben sesleniyorum, ey insanlık, ey
yöneticiler neredesiniz?'' ifadelerine değinerek, Erdoğan'ın seslenişinde tamamen
haklı ve çağrısının yerinde olduğunu, MHP'nin bu çağrıyı desteklediğini
belirtti.

''Dünyaya hükmetmek için zulüm uygulayan temsilcilerinin hazır bulunduğu
ortamda Başbakan Erdoğan'ın kaybedilen insanlığı aradığı yerin, manidar ve yanlış
olduğunu'' ifade eden Bahçeli, ''Gerçek insanlığa hürmetin ve insan sevgisinin
aranacağı yer milletimizin tertemiz sinesidir, milyonlarca mazlum din
kardeşimizin inançla dolu gönülleridir. Başbakanın kaybedilen insanlığı uzaklarda
aramasına gerek yoktur. Hemen yanına dönüp elele tutuştuğu zalimlerle aynaya
bakmasında yarar vardır'' diye konuştu.



Bahçeli, konuşmasında, yükseköğretime girişte uygulanan katsayı sorununa
da değindi. ''Yıllardır ihmal edilen bu konunun, siyaset içinde ve Meclis
zemininde çözülmesi zorunluluk halini almıştır'' diyen Bahçeli, şöyle devam
etti:

''Bu sorunun çözülmesinde hukuken YÖK'ün idari tasarrufunun tartışmalı
hale geldiği ve kafi gelemeyeceği yargı kararıyla ortaya çıkmıştır. Gelinen bu
aşamada, yargı kararını eleştirmek, zan altında bırakmak ve bu müesseseyi
yıpratmak yerine, yasal bir girişimle konunun TBMM'de halli elzem hale gelmiştir.
Üzerinde tartışılan konu, imam hatip liseleri ekseninde yapılmakla beraber
aslında meslek lisesi mezunlarının yükseköğretime geçişte yaşadığı katsayı
eşitsizliğidir. Bu durum, yıllardan beri Başbakan Erdoğan tarafından istismar
edilmekte ve siyasi tartışma malzemesi yapılmaktadır. Sorunun çözümsüzlüğünden
faydalanan iktidar ve ana muhalefet partileri tarafından siyasi tartışma ve
çekişme konusu yapılmakta gerilimin izdüşümü toplumsal yapıya kutuplaşma olarak
yansımaktadır. Özellikle milyonlarca evladımızı ve ailesini yakından ilgilendiren
üniversite sınav takviminin işlemeye başladığı bu süreç, ortaya çıkan
belirsizlikleri ve endişeleri daha da artırmıştır. Partimiz, bu aşamada, söz
konusu belirsizliğin kanun güvencesi ile bir an önce aşılması, bu alanda bir daha
siyasi çekişme yaşanmaması ve istismar alanlarının kapatılması maksadıyla, bir
kanun teklifi hazırlamıştır. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi samimi ise ve
sorunun çözümünü arzu ediyorsa, ana muhalefet partisi de istismara açık toplumsal
bir yaranın bir an önce kapatılmasını düşünüyorsa, yaptığımız teklif ekseninde
yüce Meclis'in iradesiyle meselenin çözüleceğine yürekten inanıyorum''

Devlet Bahçeli, konuşmasında EMASYA Protokolünün kaldırılması ile Milli
Güvenlik Siyaset Belgesi hakkında başlatılan tartışmalara da değindi. Bununla
yeni bir istismar alanı açıldığını öne süren Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın,
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ndeki iç tehdit bölümünün kaldırılacağını
açıklamış olması ise tam bir müflis siyasetçi kurnazlığıdır'' dedi.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin içeriğinin gizli ve muhalefet partisi
olarak ayrıntılarını bilmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Bahçeli, ''Ancak
bu gizli belge, karanlık ve bilinmeyen kurumlarca ve gizli odaklarca
hazırlanmamıştır. Başbakan'ın bilgisi ve başta Erdoğan olmak üzere Bakanlar
Kurulunun imzasıyla onaylanmış resmi ve yasal bir belgedir'' diye konuştu.

Bahçeli, bu resmi doküman hakkında şaibeler uyandırmanın, hükümet dışı
odaklar tarafından hazırlandığını ima etmenin, dokümanın içeriğinden habersizmiş
gibi göz boyamanın, tam bir Başbakan Erdoğan mantı olduğunu ileri sürerek,
''Bugün eleştirdiği belgenin altındaki ilk imza Başbakan Erdoğan'ındır'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, sözlerini ''istismar ve çarpıtma arayışı'' olarak
niteleyen Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakan'ın mantığınca, komşularla sıfır sorun sağlandığına; bütün
tehditler ortadan kaldırıldığına, etrafımızda sevgi ve dostluk çemberi
oluştuğuna, Amerika ve Avrupa, Asya ve Afrika ile dost, Peşmerge ile arkadaş, PKK
ile de yoldaş; Ermeni ile Ruml ile sırdaş olunduğuna göre, bin yıl boyunca oluşan
bütün tehdit ve tehlikeler ortadan kalkmış demektir. Erdoğan'ın mantığınca,
vizelerin bile kaldırıldığı bu sözde güven ve istikrar ortamında milli güvenliğe
de ihtiyaç kalmamış, bunu düzenleyen siyaset belgesinin ise hükmü ortadan kalkmış
olmalıdır. Hatta böylesi bir rehavet ve ruh hali içindeki Başbakanın, bundan
sonra Türk Silahlı Kuvvetlerine bile gerek olmayacağını yakında açıklaması
beklenmelidir. Bu kafanın bunu da söylemesi sürpriz değildir. İstismarının sonu
ve sınırı kalmamıştır. Sadece bir zaman ve kendi tabiri ile hazzettirme
meselesidir.''

Ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, hükümetin sorunlara kalıcı ve
köklü çözümler bulma ihtimali ve gücünün kalmadığını iddia etti.

Bahçeli, hayatın her alanında yaşanan buhranın, kargaşanın ve bozulan
dengelerin yeniden tesisinin ilkeli, ahlaklı, dürüst, samimi bir iktidarın
varlığına bağlı olduğunu vurgulayarak, ''Milliyetçi hareket donanımı, kadroları
ve projeleri ile buna da, bu ağır sorunun çözülmesine de taliptir'' dedi.

Açıklanan işsizlik rakamlarına da dikkati çeken Bahçeli, ''Sanayicisine
sırt çevirmiş, işçisine kapı göstermiş, esnafına duvar örmüş, çiftçisini anasıyla
birlikte azarlamış, ama bölücüleri kucaklamış bir iktidarın ayakta kalması ve
millete hizmet yolunda değer üretmesi artık imkansız bir hale gelmiştir. Şimdi
sıra, siyasette haysiyet ve ahlaktan sınıfta kalmışların ve sürülen kara
lekelerden dolayı alınlarında yer kalmayanların ülkemizin gündeminden bir an önce
gönderilmesine gelmiştir'' diye konuştu.

Bahçeli'ye grup konuşmasının ardından Bilkent ve Yeditepe
üniversitelerinden gelen öğrenciler çiçek verdi. (12:15)