2009-04-28 - 12:30
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ermenistan ile ilişkilerde ''Mutabakat var ancak imzalanmadı paraf edildi'' sözlerini anımsatarak, ''Bir anlaşmayı Türkiye adına paraflamak, hükümetin bu anlaşmayla bağlanma iradesini gösteren bir işlemdir. Başbakan'ın bu sözlerinden Ermenistan'la anlaşmanın tamamlandığı, uygulamaya geçilmesi için nihai onayın beklendiği görülmektedir'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ermenistan ile ilişkilerde ''Mutabakat var ancak imzalanmadı paraf edildi'' sözlerini anımsatarak, ''Bir anlaşmayı Türkiye adına paraflamak, hükümetin bu anlaşmayla bağlanma iradesini gösteren bir işlemdir. Başbakan'ın bu sözlerinden Ermenistan'la anlaşmanın tamamlandığı, uygulamaya geçilmesi için nihai onayın beklendiği görülmektedir'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Bostancı'da bir örgütün hücre evine yapılan baskında, bir başkomiserin şehit olması, bir vatandaşın hayatını kaybetmesi ve 7 polis ve bir basın mensubunun yaralanması olayıyla, Şırnak'ta terör örgütüne yönelik operasyonda mayına basarak yaralanan bir
subayın, geçen hafta şehit oluşu nedeniyle üzüntülerini de dile getirdi.

Meclisin açılışının 89. yıl dönümünün tüm yurtta törenlerle kutlandığını,
vatandaşların tören alanlarını doldurarak bayramın mutluluğunu paylaşmış
olmalarını iftiharla karşıladığını kaydeden Bahçeli, milletin paylaştığı coşkunun
ve katılımın, bazı milletvekilleri tarafından yeterince sağlanamadığına dikkati
çekti.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''23 Nisan 2009 günü sabahın erken saatlerinden itibaren yapılan
toplantı, tören ve kutlamaların milletimizin vekilleri tarafından önemsenmemiş
olması, 89 yıl önceki kurucu iradenin, bugün şuur ve vicdanlarda ne kadar anlam
bulduğunun sorgulanmasına da neden olmuştur. Yine aynı gün bir başka gelişme daha
yaşanmış, bölücü örgütle işbirliğini artık saklama gereği bile duymayanların, bu
tarihi güne gölge düşürerek Genel Kurul Salonunu gösteri zemini olarak kullanmak
istediklerine şahit olunmuştur.

Bu vahim olayın bu noktaya gelmesinde, bölücü ve ayrılıkçı heves ve
tahrikler kadar, AKP hükümetinin sergilediği gafletin büyük sorumluluk payı
vardır. Başbakan Erdoğan'ın ayrımcı ve kimlikleri okşayan siyaseti meyvelerini
vermeye, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi sıfatını taşıyanlar tarafından bile
bölünme, ayrılma, federasyon çağrıları alenen yapılmaya başlanmıştır. Son olarak,
Türkiye'mizin bir bölgesindeki seçim sonuçlarından ayrı bir devletin sınırlarını
tanımlama çabası ihanetin hangi boyutlara ulaştığını, hükümet eliyle hangi
noktalara gelindiğini göstermesi bakımından ibret verici olmuştur. Bu zihniyet
sahiplerine ve destekçisi AKP'ye aziz milletimizin sabır ve tahammül sınırlarında
dolaşmaya başladıklarını tekraren hatırlatmayı milli bir sorumluluk olarak
görüyorum.''

''BAŞBAKAN, YÜKÜMLÜLÜK ALTINA GİRMİŞTİR''


Ermenistan ile ilişkilere değinen Bahçeli, MHP'nin Ermenistan'la
ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin Dağlık Karabağ sorunun çözümü ve Ermeni
işgali altındaki Azeri topraklarından çekilme süreciyle doğrudan ilişkisi,
Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan kırmızı çizgileri hakkındaki
düşüncelerinin kamuoyu tarafından bilindiğini söyledi.

MHP'nin yapıcı, sorumlu ve yol gösterici muhalefet anlayışıyla bu
konularda AK Parti hükümetine samimi uyarılarda bulunduğunu kaydeden Bahçeli,
hükümet yetkililerinin çok ciddi kafa ve kavram karışıklığı yaşadığını, bilgi
kirliliğinin had safhaya ulaştığını ifade etti.

Toplumun çok hassas olduğu bu konuda, son aşamaya geldiği anlaşılan
süreçte nelerin olduğunu Ermenistan, İsviçre, Rusya Federasyonu, ABD ve AB'nin
bildiğini, Azerbaycan'ın dolaylı olarak bilgilendirilmesine karşın TBMM'nin ve
Türk Milletinin ne olduğunu anlamaya çalıştığını söyleyen Bahçeli, diplomatik
müzakerelerde gizlilik kuralının geçerli olduğunu, bazı konuların
olgunlaştırılmadan önce kamuoyuyla paylaşılmasının görüşmelerin selameti
açısından sakınca yaratacağına dikkati çekti.

Konuyla ilgili bugüne kadar TBMM'ye hiçbir bilgi verilmediğini, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın birbiriyle tutarsız beyanları olduğunu, Dışişleri
Bakanlığının Başbakan Erdoğan'ı tekzip eden açıklamaları bulunduğunu ileri süren
Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakan Erdoğan bu konuda ayaküstü yaptığı çelişkili açıklamalar
dışında tutarlı bir duruş ortaya koyamamış, zihin bulanıklığı içinde ne yaptığını
bilmeyen bir Başbakan portresi çizmiştir. Başbakan, 'Mutabakat var ancak
imzalanmadı, sadece paraf edildi' diyerek tevil (çeviri) çabası içinde yeni bir
çelişkiler yumağı yaratmıştır. Bir anlaşmayı Türkiye adına paraflamak, hükümetin
bu anlaşmayla bağlanma iradesini gösteren bir işlemdir. Başbakan'ın bu
sözlerinden Ermenistan'la anlaşmanın tamamlandığı, uygulamaya geçilmesi için
nihai onayın beklendiği görülmektedir. Burada önemli olan husus, anlaşmanın ana
unsurlarının müzakere edilerek mutabakata bağlandığı, bunların yeniden müzakereye
açılmayacağı, uygulamaya başlanmasının ise sadece bir vade meselesi olduğudur.
Durumun vahameti işte bu noktada başlamaktadır. Başbakan ve hükümeti bu konuda
kamuoyu önünde bağlayıcı yükümlülük altına girmiştir.''


''YÜRÜTÜLEN GİZLİ MÜZAKERELERİN SORUMLUSU KİM?''


Bahçeli, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın bir ABD gazetesine
verdiği mülakatta, Dağlık Karabağ ve Ermenistan'ın işgal ettiği Azeri
topraklarının Türkiye ile Ermenistan arasındaki müzakerelerde hiç gündeme
gelmediğini açıkladığını, bu çerçevede Başbakan'ın Dağlık Karabağ sorunu çözüme
kavuşturulmadan Ermenistan'la sınırın açılmayacağı hakkındaki açıklamasını da
yalanlamış ve Başbakan Erdoğan'ın bu sözlerinin İsviçre'de varılan anlaşmanın
çerçevesi içinde olmadığını alenen söylediğini belirtti.

Sarkisyan'ın Karabağ'ın Ermeni toprağı olarak kalacağını kaydettiğini,
Türkiye'ye meydan okuduğunu ifade eden Bahçeli, ''Başbakan'ın bu tutarsız
beyanlarının kendi Dışişleri Bakanlığı ve Ermenistan Cumhurbaşkanı tarafından
yalanlanması ve buna karşılık Başbakan'ın sessizliğini koruması normal ve kabul
edilebilir bir durum değildir. Bu durumun köklü devlet gelenekleriyle, devlet
sorumluluğu ve ciddiyetiyle bağdaşmadığı inkar edilemez bir gerçektir'' diye
konuştu.

''Bu işin sahibi ve siyasi sorumlusu kimdir? Ermenistan'la yürütülen
gizli müzakere sürecini Sayın Cumhurbaşkanı mı, Sayın Başbakan mı
yönlendirmektedir? Kamuoyunun önüne pek çıkmayan gölge Dışişleri Bakanı'nın bu
süreçteki konumu ve rolü nedir?'' gibi soruların cevabının bugüne kadar
alınamadığını belirten Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın TBMM'ye konu hakkında bilgi
vermesi gerektiğini söyledi.

"SINIRLARIN AÇILMASI İÇİN 3 ŞART"

Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde normalleşme süreci
başlatılması, sınırın açılması ve diplomatik ilişki kurulmasının Türkiye
açısından birbirini tamamlayan üç önemli boyutu bulunduğunu vurgulayan Bahçeli,
şöyle devam etti:

''Bunlardan birincisi, Ermenistan'nın Türkiye'nin toprak bütünlüğünü
sorgulayan uluslararası hukuka aykırı tutumu ve iddialarıdır. Ermenistan 1921
Kars Antlaşması ile belirlenen kara sınırını tanımamakta, Doğu Anadolu'nun bir
bölümünün Batı Ermenistan olduğu iddiasını sürdürmekte ve Ağrı Dağını Ermenistan
devletinin milli sembolü olarak görmektedir. Uluslararası hukuka açıkça meydan
okuyan bu iddialar Ermenistan'ın Anayasası ile teyid edilen kurucu belgelerinde
ifadesini bulmuş ve bir şekilde nostaljik düşünce ve hevesler olmaktan çıkarak
resmiyet kazanmıştır. Konunun ikinci boyutu: Ermenistan'ın 1915 olaylarının
'soykırım' olduğu yalanı ekseninde hız kesmeden sürdürdüğü uluslararası karalama
kampanyasıdır. Üçüncü önemli boyut da Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'ı zorla ilhak
etmesi ve Azerbaycan topraklarının beşte biri üzerindeki askeri işgalinin
sürmesidir.

Ermenistan'ın bu 3 konuda uluslararası hukuk çizgisine geldiğini somut ve
resmi eylemlerle ortaya koymadan ilişkilerin normalleşmesi yönünde bir ilerleme
olmayacağı, Türkiye'nin kara sınırını açmasının ve diplomatik ilişki kurmasının
düşünülemeyeceği ortadadır. Bunun aksini düşünmenin ve bu yönde bir adım atmanın,
Türkiye'nin milli çıkarlarını, onurunu ve haysiyetini ayaklar altına almak ve
Ermenistan'a teslim olmak anlamına geleceği hiçbir zaman unutulmamalıdır.
Tarihine saygısı olan onurlu ve haysiyetli hiçbir devletin ve hükümetin böyle bir
yola girmek zilleti ve gafletinin esiri olması düşünülemez.''

"BAŞBAKAN ERDOĞAN'A ERMENİSTAN SORULARI"

Türkiye Cumhuriyetini yönetme, devletin onurunu ve haysiyetini koruma
yükümlülüğünü ve sorumluluğunu üstlenenlerin, bunun aksine hareket edeceğine
ihtimal vermediklerini vurgulayan Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a şu soruları
yöneltti:

''Ermenistan kara sınırını belirleyen 1921 Kars anlaşmasını açıkça
tanımadan ve bunu resmi kayda geçirmeden; Türkiye'nin toprak bütünlüğünü
sorgulayan iddialarını ve Ağrı dağını devlet amblemi olarak kabul eden yasal
düzenlemelerini geri almadan Ermenistan'la diplomatik ilişki kurup kara sınırını
açmayı düşünüyor musunuz?

İlişkilerin normalleştirilmesi için Ermenistan'la mutabık kaldığınızı
açıkladığınız kapsamlı çerçeve anlaşmasında Ermenistan'ın sınırı tanıdığı ve
Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sorgulayan düzenlemeleri geri alacağı yolunda açık
ve doğrudan bir hüküm bulunmakta mıdır?

Eğer bunlar olmadan böyle bir yola girmeyi kabullendiyseniz, iki ülke
arasında çeşitli konuları ele almak amacıyla kurulması öngörülen ortak
komisyonlarda, Türkiye'nin 1923 Lozan anlaşması ile tescil edilen Misak-ı Milli
sınırlarını tartışmaya açıp yeniden müzakere mi edeceksiniz? Aynı şekilde
müzakere masasında Doğu Anadolu topraklarının bir bölümünün Batı Ermenistan olup
olmadığı da mı ele alınacaktır?

Ağrı dağının Türkiye'ye aidiyeti ve bu nedenle Ermenistan'ın resmi devlet
arması olamayacağı da mı Ermenistan'la müzakere konusu olacaktır?

Türkiye'nin Ortak Tarih Komisyonu çalışmalarından tarihi gerçeklere ışık
tutacak ve Ermeni tarafının da mutabık kalacağı herhangi bir sonuç çıkmasının
beklemesi için makul bir neden bulunmakta mıdır?

Sonuçsuz kalacağı baştan bilinen bir tarih komisyonu kurulması
karşılığında sınırın açılmasını ve diplomatik ilişki kurulmasını Türkiye'nin
çıkarları, onuru ve haysiyeti ile nasıl bağdaştırabiliyorsunuz?''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hükümetin, Ermenistan politikasını Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, ''Mademki tarihi gerçekleri bilmediğini iddia ediyorsunuz; o halde Barack Obama'yı İstanbul'da gezdireceğinize, Iğdır'a götürüp Ermeniler tarafından katledilmiş millet evlatlarının anısına yapılmış anıtı ve toplu katliamların acılarını gösteren müzeyi gezdirseydiniz''dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye
ile Ermenistan arasındaki sorunların çözümü için kurulan Minsk grubunun
tıkandığını söyledi.

Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Ermenistan, işgal
altında tuttuğu Azerbaycan bölgeleri olan Fuzuli, Cebrail, Zengilen, Gubatlı,
Laçin, Kelbecer ve Agdam'dan çekilmeden ve Azeri mülteciler topraklarına
dönmeden, kara sınırını açacak ve diplomatik ilişki kuracak mısınız? Dağlık
Karabağ sorunu, uluslararası hukuka göre Azerbaycan'ın kabul edebileceği bir
çözüme kavuşturulmadan Ermenistan'la ilişkileri daha da ilerletmeyi düşünüyor
musunuz?'' sorusunu yöneltti.

Erdoğan'ın bu sorulara vereceği cevapların Ermenistan'la sonuçlandırılan
çerçeve anlaşmanın gerçek niteliğini ve Azerbaycan'ın bu süreçte dışlanıp
dışlanmadığını ortaya koyacağını ifade eden Bahçeli, ''Bunu yapmayıp sis
perdesini sürdürmek isterse, bu durumda AKP hükümetinin tam anlamıyla bir gaflet
yoluna girdiği sonucuna varılması kaçınılmaz olacaktır'' dedi.

Devlet Bahçeli, ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türk tarihi ve ecdadı için
haksız ve temelden yoksun bir ''mahkumiyet ilamı'' niteliğini taşıyan 24 Nisan
açıklamasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

''TÜRK MİLLETİNİ NAZİLERLE ÖZDEŞLEŞTİRMEK''

''Soykırım kelimesi yerine, büyük felaket ibaresini kullandığı
gerekçesiyle, Obama'nın denge kurduğu, Türkiye'yi tamamen dışlamadığı yolunda bir
sonuç çıkartmaya çalışılması abesle iştigaldir'' diyen Bahçeli, Ermeni
literatüründe büyük felaketin, Nazilerin yaptığı Musevi katliamı olan
''holokost''un karşılığı, bununla eşdeğerde, vahşet anlamında kullanıldığını
bildirdi. Devlet Bahçeli, Ermeniler'in, 1915 olaylarının ''holokost''la eşdeğerde
olduğunu göstermek ve Türk milletini Nazilerle özdeşleştirmek amacıyla bu terimi
kullandıklarını ifade etti.

Dışişleri Bakanlığının 22 Nisan gecesi yaptığı açıklamanın da Hükümeti
kurtaramadığını iddia eden Bahçeli, şöyle konuştu:

''Obama'nın açıklamasından sonra, Başbakan Erdoğan'ın derin bir güven
kaybı yaşadığını gösteren, 'Türkiye, el bebek gül bebek okşanacak, aldatılacak
bir ülke değildir' sözlerinin hiç bir değeri yoktur. Üstelik, yabancı bir devlet
başkanının ağzından çıkmış bu sözleri doğru okumaktan ısrarla kaçarak, bunun
siyaseten söylenmiş seçim vaadleri olarak yorumlanması ve kendince tevil ve mazur
görme ve gösterme arayışı da Başbakan'ın aczini örtememiştir.

Bu kafa ile gidilmesi halinde, daha çok yanaklar okşanarak, daha çok
sırtlar sıvazlanarak, daha çok tıpışlanarak, daha nice pozitif enerjiler
yüklenerek milli meselelerde yeni hezimetler karşımıza çıkacaktır. Hükümet ile
birlikte süreci bu noktaya kadar getirip darboğaza sokanların göstermelik tepkisi
ise suçüstü yakalanmış olmanın etkisi ile cılız ve günü kurtarmaya yöneliktir.
Obama'nın bu yılki mesajında soykırım kelimesinin İngilizcesini arayıp
bulamayınca bayram yapanlar, aynı metinde Ermeni diasporasının kullandığı
Ermenice karşılığı görmezden gelmişlerdir.

Mademki tarihi gerçekleri bilmediğini iddia ediyorsunuz; tarihin
hakemliğini ortaya koyuyorsunuz, o halde Obama'yı İstanbul'da gezdireceğinize,
Iğdır'a kadar götürüp Ermeniler tarafından katledilmiş millet evlatlarının
anısına yapılmış anıtı ve toplu katliamların acılarını gösteren müzeyi
gezdirseydiniz. Obama'nın yanında belki siz de acı gerçeklerle uyanırdınız.''

''ÖDEYECEĞİ BAŞKA BİR BEDEL KALMAMIŞTIR''

MHP Lideri Bahçeli, Hükümetin, 24 Nisan öncesi Ermenistan'la ilişkiler
konusunda giriştiği manevraların bir sonuç vermediğini görmesi ve Ermenistan
politikasını Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda gözden geçirmesi gerektiğini
söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın eğer laf olsun diye söylenmediyse, ''el bebek, gül
bebek'' tespiti ve tepkisinin somut bir karşılığı ve sonucu olmasının
bekleneceğini belirten Bahçeli, ''ABD Kongresi, birkaç yüz bin Ermeni
diasporasının siyasi desteği için Türkiye'yi feda etme gafletine düşerse, bunun
sonuçlarına en başta Ermenistan olmak üzere herkes katlanacaktır. Türkiye'nin
şerefli tarihi üzerinden artık ödeyeceği başka bir bedel kalmamıştır'' diye
konuştu.

Bahçeli, Hükümetin bu basireti ve dirayeti göstermesi durumunda, Türk
milletinin takdirini kazanacağını ve MHP'nin de kendisini destekleyeceğini dile
getirerek, şunları kaydetti:

''Toprakları Ermeni işgali altında bulunan, ata topraklarından zorla
kopartılan bir milyon göçmenin acısını yaşayan Azeri kardeşlerimizin, Türkiye'nin
Ermenistan'la yakınlaşmasından ve sınırın açılacak olmasından haklı endişeler
duydukları bir vakıadır. Dağlık Karabağ sorunu çözüm yoluna girmeden ve yedi
Azeri bölgesindeki işgalci Ermeni güçleri çekilmeden, Türkiye'nin Ermenistan'la
ilişkileri normalleştirmesi ihtimali, Azerbaycan'da yalnızlık ve terk edilmişlik
duygularının doğmasına yol açmıştır. İki ülke arasındaki bu güven bunalımının
derinleşmesinin önlenmesi ve karşılıklı çabalarla süratle giderilmesi önem
taşımaktadır.

Azerbaycan'ın değerli yöneticilerine ve kardeş Azerbaycan halkına
seslenmek istiyorum:

Türk milleti haklı davanızda her zaman Azerbaycan'ın yanında ve arkasında
olmuştur, bundan sonra da Azerbaycanlı kardeşlerini hiçbir şart altında yalnız
bırakmayacaktır. Azerbaycan halkının aleyhine ve zararına olacak herhangi bir
adım atılmasına Türk milleti izin vermeyecektir.''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın son dönemde ciddi bir üslup sorunu
yaşadığını, kontrolsüz bir şekilde siyasi terbiye ve nezakete sığmayan sözlerle
herkese çattığını iddia etti.

Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'de kendine karşı çıkanları gözdağı vererek, azarlayarak ve
terör estirerek susturmaya ve sindirmeye çalışan Başbakan, sakat ve tehlikeli
Ermenistan politikası karşısında demokratik uyarı ve eleştiri görevi yapan
muhalefeti de 'çirkin ve yakışıksız yaklaşım ve siyasi rant peşinde koşmakla'
suçlamaktadır. Bu suçlamalar tek kelimeyle haksız ve temelsizdir. Türkiye'yi ve
kendine karşı çıkanları gözdağı vererek, azarlayarak ve terör estirerek
susturmaya ve sindirmeye çalışan Başbakan, sakat ve tehlikeli Ermenistan
politikası karşısında eleştiri görevini yapan muhalefeti de çirkin ve yakışıksız
yaklaşım ve siyasi rant peşinde koşmakla suçlamaktadır. Eleştirilere tahammülü
olmayan, muhalefetin önemini ve fonksiyonunu kavrayamayan Başbakan, bu yolla
diktatörlük heveslerini tatmin etmeye, kendi vicdanını temizlemeye
çalışmaktadır.

Başbakan Erdoğan'ın burada unuttuğu diğer bir önemli husus da eğer
gerçekten muhalefet bu haksız ve temelsiz ithamı hak edecek şekilde davranıyor ve
siyasi rant peşinde koşuyorsa, Türkiye'nin çıkarlarına, onuruna ve haysiyetine
uygun politikalar üreterek buna imkan vermemenin kendi elinde olduğu gerçeğidir.
Gaflet yoluna sapanların, bunu yüzlerine vuranları ucuz klişelerle suçlamaya
hakları yoktur, bu yolla kendilerini aklamaları da mümkün değildir. Başbakan'ın
hiddetinden muhalefetin yanı sıra, Azerbaycan'ın da nasibini almış olması alışa
gelmiş bir durum sayılamaz.''

"AZERBAYCAN'LI KADIN MİLLETVEKİLLERİNİN ZİYARETİ"

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, muhalefet milletvekillerine
hiddetlenmesinin nedeninin, Azerbaycan'la dayanışma amacıyla bir grup
milletvekilinin Bakü'ye gitmesi olduğunu kaydetti.

''Geçen hafta Meclis grup konuşmasında milletvekillerine, 'davulu tokmağı
eline alıp koşuşturanlar' sözleriyle hakaret eden Başbakan, hafta sonu konuştuğu
parti toplantısında da kendilerini, 'Azerbaycan'a giderek yalan-yanlış haberlerle
ortalığı karıştıran fitne unsurları' olarak nitelendirmiştir'' diyen Bahçeli,
Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelerek temaslarda bulunan bir grup kadın
milletvekilinin de Erdoğan'ın bu suçlamalarından kurtulamadığını ifade etti.

Bahçeli, ''Muhalefet milletvekillerini kendisine biat eden kadrolu
memurlar gibi gören, asgari siyasi nezaket dışına çıkarak Azerbaycan'lı bayan
milletvekillerini, 'yalan-yanlış konuşarak ortalığı karıştıran fitne unsurları'
olarak suçlayan bu kafa yapısının, sağlıklı bir hali yansıtmayacağı ortadadır''
diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, MHP'li milletvekillerinin, nereye gidecekleri
konusunda kendisinden izin istemeyeceklerini, MHP'nin davetlisi olarak Türkiye'ye
gelen Azeri milletvekillerinin de bunun için Erdoğan'ın icazet ve vizesine
ihtiyaçları bulunmadığını anlamasının yararına olacağını ifade eden Bahçeli,
''(Siyaset üslubumuz, milletimizin üslubudur) iddiasını dile getiren Sayın
Erdoğan, terbiye, nezaket ve hakkaniyetin Türk kültürünün ve üslubunun temeli
olduğunu hatırlamalı, Türk terbiyesi ve aziz milletimizin üslubuyla uyum
sağlamaya çalışmalıdır'' dedi.