2009-08-11 - 16:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Rusya'nın Karadeniz
altından geçireceği doğalgaz hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta
ilişkin Nabucco Projesi'nin birbirine karşıt projeler olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Rusya'nın Karadeniz
altından geçireceği doğalgaz hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta
ilişkin Nabucco Projesi'nin birbirine karşıt projeler olduğunu söyledi.
Baykal, vatandaşları ziyaret ederek, sorunlarını kendilerinden dinlediklerini belirterek, parti olarak
halkın sıkıntılarını yakından izlemeye çalıştıklarını söyledi.
Anadolu'daki çiftçi, esnaf ve emeklinin ekonomik güçlükleri büyük ölçüde
ve en ağır bir biçimde yaşadıklarını vurgulayan Baykal, çiftçilerin kendisini
ikinci sınıf insan olarak hisseder hale geldiğini ifade etti.
Hükümetin, çiftçi sorunlarının aşılması amacıyla fiyatları belli düzeyde
tutmak için etkin bir politika uygulamadığını savunan Baykal, ''Devlet çiftçiye
yardımcı olmak görevini bir kenara bırakmıştır. Çiftçi tüccara teslim
edilmiştir'' dedi.
Baykal, enerji tüketerek sulama yapan çiftçilerin elektrik borçlarını
ödeyemez hale geldiğini belirterek, ''Çiftçiden alınan elektrik parası,
sanayiciden alınan elektrik parasından daha fazla hale gelmiştir. Bu, büyük
haksızlıktır, yanlışlıktır. Borcunu ödeyemeyen çiftçinin elektriği kesilmekte
üretimi engellenmektedir'' diye konuştu.
"FINDIK ALANLARININ DARALTILMASI..."
Hükümetin 14 Temmuzda, fındık stratejisi açıkladığını anımsatan Baykal,
şunları kaydetti:
''Bu politikanın temeli, fındık ekilecek alanların azaltılmasını
amaçlamak olmuştur. Ekilen alanı daraltarak, fındık sorununun çözüleceğini
zannetmektedirler. Fındık piyasasına geçmişten bu yana çok uzun süre yön vermiş
olan kadroları kendi anlayışına uygun olmadığı için ortadan kaldırdıkları
FİSKOBİRLİK'in yerine TMO'yu koydukları, o aşamadan geldikleri noktada
'FİSKOBİRLİK'e de TMO'ya da yer yok' demektedirler. Bir devlet kuruluşunun
piyasada bulunmamasını hedef almışlardır. 'Serbest piyasayı bozan, fındık
üretimin fazla olmasıdır' diyerek, bu fazlalığı ortadan kaldırarak sorunu
çözeceklerini zannetmektedirler. Bu tutarlı bir politika değildir. Geçmişte de bu
denenmiştir ama işlememiştir. Alternatif ürün politikası da tutmamış, fiyasko
olmuştur. Ekim alanlarını daraltarak değil, belki bundan sonraki alanlarda
ekimine izin vermeyerek, mevcut ekili alanları en verimli şekilde kullanmak
zorundadırlar. Ekim alanlarının daraltılmasına ilişkin politikanın yürütülme
imkanı yoktur. Fındığı kaldırdığında heyelana, sel baskınına davetiye
çıkaracaksın, orada hangi alternatif ürünü tavsiye edeceksin. Bu doğru bir
yaklaşım değildir, işletilmesi de söz konusu değildir.''
Deniz Baykal, geçmişte fındık fiyatını yüksek tutan politikanın tekrar
yapılabileceğini böylece fındık ihracatından sağlanan 600 milyon dolarlık karın,
geçmişte olduğu gibi 2 milyar dolara çıkarılabileceğini kaydetti.
Karadeniz üreticilerinin sorumluluğu bulunduğuna dikkati çeken Baykal,
''Bu sorumluluğun gereği mutlaka yapılmalıdır. Fındığa ihanet eden bir iktidarın
aldatmacalarına, yalanlarına bundan sonra artık kimse kanmamalıdır'' dedi.
''TÜRKİYE, CİDDİ İŞSİZLİK TABLOSUYLA KARŞI KARŞIYA''
Trakya'da yağlık ay çiçeği üretiminin de sıkıntılı bir sürece girdiğini
belirten Baykal, Türkiye'nin en önemli ithalat ürünün başında yağlık tarımsal
ürün ithalatı zorunluluğunun geldiğini belirtti.
''Tarım ülkesi olan Türkiye hala, yağ ihtiyacını kendi topraklarından
elde etmiş değildir'' diyen Baykal, ihtiyacın ithalat yoluyla karşılanmasının
yanlış bir politika olduğunu söyledi.
Ayçiçeğine destek verilmesi gerektiğini belirten Baykal, ayçiçeğinin
fiyatının 800-900 lira civarında olması gerektiğini, ancak bu doğrultuda bir
çalışma olmadığını kaydetti.
Trakya çiftçisinin de kaygılı olduğuna değinen Baykal, ''Bütün bunların
altında ne yatıyor? tarıma karşı umursamazlık, tarımda çalışan insanların
sorununa sahip çıkmama, çiftçiliği ayak bağı sayma, tarımı Türkiye'nin kamburu
kabul etme ve bu politikayı da çiftçinin himayesi altında götürebilme yanlışı
yapılmaktadır. Ne yazık ki bunun bedelini de Türkiye ödemektedir'' diye
konuştu.
Emeklilere verilen 1.83'lük artışın kabul edilebilir olmadığını söyleyen
Baykal, öngörülen bu zammın ''saygısızlık, umursamazlık, yok saymak'' anlamına
geldiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye, bu dönemlerini borçlanarak geçirmektedir. Borçlanmak
Türkiye'de artık temel dayanak noktası olmuştur. Sadece devlet olarak
söylemiyorum, aile ve bireylerin durumu da aynı olmuştur. Bireysel borçlanmada da
ürkütücü tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye'de her ay 120-130 bin kişi resmen
iflas ediyor. Yılın ilk 7 ayında bireysel kredi ve kart borcunu ödeyemeyenlerin
sayısı 3 kat arttı. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen 1 milyon 600 bin kişiye
yükseldi. 2007'de kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 192 bin idi, 2008'de
bunun 3 katı 602 bin 648 oldu, artış yüzde 213. 2009'un ilk 7 ayında kredi
kartını ödeyemeyen sayısı her ay 120-130 bin artarak 1 milyon 600 bini aşmıştır,
artış yaklaşık yüzde 300'ü aşmıştır. Bu, kaygı verici bir tablodur. Tablonun
hemen yanında işsizlik var. Türkiye, ciddi işsizlik tablosuyla karşı karşıyadır.
İşsizliğin sonucunda, iflaslar, borçlanmalar ve yoksullaşma çok temel bir gerçek
olarak ortaya çıkmaktadır.''
''ANAYASA MAHKEMESİ, SENİN NİYETİNİ İRDELEMEZ''
Deniz Baykal, Türkiye ile Suriye sınırındaki mayınlı arazinin
temizlenmesine ilişkin yasanın, CHP'nin müracaat ettiği doğrultuda Anayasa
Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsatarak, bunun sevindirici bir haber
olduğunu söyledi.
Baykal, şunları kaydetti:
''Bu, CHP'nin bir başarısı olmanın ötesinde Türkiye'de hukukun bir
başarısıdır. Gerçekten buna çok sevindik. Türkiye'de her kurum çözülüyor, her
alanda bir bozulma bir kokuşma yaşanıyor. Böylesine ağır bir tablo karşısında
Anayasa Mahkemesinin kararlılıkla görevini yapmış olması hepimizin yüreğini
serinletmiştir. Olması gereken buydu. AKP yöneticileri bunu hala anlamış
değildir. 'Biz o maddeyi kullanmayacaktık, diğer maddelere göre iş tutacaktık,
kullanmayacağımız maddeyi niye Anayasa Mahkemesi iptal ediyor' diye hala Anayasa
Mahkemesine şikayet söylemektedirler. Anayasa Mahkemesi önüne gelen kanuna bakar,
senin niyetini irdelemez. Senin niyetin ne olduğu da zaten belli değil. Sen öyle
diye diye Türkiye'yi bu noktaya getirdin. Anayasa Mahkemesi, hukuki gerçeklere,
kanunun metnine bakar, kararını alır. Çok büyük bir memnuniyet duyduk. İnşallah
bu olay mayından temizlenecek arazilerin en doğru şekilde değerlendirilmesine
vesile olur. O bölgede yaşayan insanların, yararlanacağı bir düzen kurulabilir.
Bunlar kuramazsa, CHP olarak biz geldiğimizde o düzeni kurarız.''
''GLOBAL STRATEJİK SAVAŞ YAŞANIYOR''
Enerji alanında önemli imzalar atıldığına değinen Baykal, ''Türkiye,
dünya enerji coğrafyasının kritik noktasında. Enerji üreten ülkelerle tüketen
ülkeler arasında önemli bir bağlantı konumunda. Bu, Türkiye için çok büyük bir
olanaktır, bunu en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım'' dedi.
Daha önce başlatılan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının önemli bir adım
olduğunu kaydeden Baykal, Türkiye'nin hem kendi enerji güvenliğini, hem enerji
tüketicisi konumundaki başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle
ilişkilerinde siyasi, ekonomi ağırlığını ve önemini ortaya koyacak bir fırsat
olduğunu söyledi.
Türkiye'nin, bu konumunu sorumlulukla kullanması gerektiğine dikkati
çeken Baykal, ''Kendi ulusal yararlarımızı ve bölgedeki ciddiyetimizi,
güvenilirliğimizi zaafa uğratacak yanlışlıklara fırsat vermeden Türkiye, bu
konumunu en iyi şekilde değerlendirmelidir'' dedi.
Ceyhan'da kurulacak bir rafineri etrafında daha önce bir tartışma
yaşandığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'işi bizim Çalık Grubuna vereceğiz'
dediğini, bu nedenle projeyle ilgili bir sıkıntı olduğunu ileri süren Baykal,
diğer bir sıkıntının da Rusya'nın elindeki petrol kaynaklarını bu proje etrafında
değerlendirilmesine soğuk bakmasından kaynaklandığını söyledi.
Son günlerde sürpriz bir şekilde Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı
Projesinin açıklandığına değinen Baykal, bu projeyle Rusya'dan kaynaklanacak
doğalgazın Türkiye üzerinden değil de Karadeniz üzerinden Avrupa piyasalarına
aktarılacağının öngörüldüğünü belirtti.
Üretim merkezi olan bilinenlerin yanı sıra Azerbaycan, Baku, Şah Denizi,
Kazakistan, Türkmenistan, Rusya ve İran'daki doğalgaz ve petrolün, tüketim
merkezlerine ulaştırılması konusunun, dünyanın en önemli konularının başında
geldiğini belirten Baykal, ''Tüketim, ihtiyaç artıyor. Artık klasik, alışılmış,
Kuveyt, Suudi Arabistan ve İran petrol kaynaklarına ek yeni petrol ve doğalgaz
kaynakları devreye sokmak gerekiyor. Nasıl devreye sokacaksınız; kaynakları bulup
geliştirerek ve bunları tüketim merkezlerine taşıyacaksınız. Dünya çapında global
stratejik savaş yaşanıyor'' diye konuştu.
''GÜNEY AKIM İLE NABUCCO PROJELERİ BİRBİRİNE KARŞIT''
Kısa süre önce Ankara'da imzalanan Nabucco Projesiyle, Kafkasya
ülkelerinin, Azerbaycan'ın, Türkmenistan'ın, belki ileride Irak'ın, İran'ın
doğalgaz kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınacağını belirten Baykal,
bu projeyle Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde önemli bir ekonomik, ticari,
enerji bağlantısının ortaya çıktığını, bundan Türkiye'nin dünyadaki konumunun
olumlu etkilendiğini söyledi.
Genel Başkanı Baykal, şöyle devam etti:
''Nabucco'ya atılan imza Rusya'yı rahatsız etti. Çünkü bu imza,
Kafkasya'daki kaynakların Rusya üzerinden değil, Rusya'nın kontrolünde, Rusya'nın
denetiminde değil, Rusya'nın dışında Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımayı
öngörüyordu. Rusya istiyor ki bütün Kafkasya'daki petrol ve doğalgaz
zenginlikleri kendisine bağlansın. Onları uzun vadeli anlaşmalarla satın alsın
sonra vanayı kendi elinde tutarak, kendi kontrolünde, hem kendi doğalgazını
petrolünü hem de Orta Asya ülkelerinin petrol ve doğalgazını kendi vanasından
Avrupa'ya taşısın. Kafkasya'nın amacı, böyle bir bağımlılığa teslim olmadan, dost
ülke olarak Türkiye üzerinden mallarını taşıyabilmek ve satabilmek. Bu iki proje,
birbiriyle karşıt projedir. Rusya'nın Karadeniz altından geçireceği doğalgaz
hattına ilişkin Güney Akım Projesi ile Türkiye üzerinden geçirilecek hatta
ilişkin Nabucco Projesi birbirine karşıt iki projedir. Bu projelerin karşıtlığı
sadece amaçlarının, çıkış yerlerinin, Rusya'nın kontrol edip etmediğinin ortaya
çıkmasıyla ilgili değildir. Aynı zamanda bölgedeki doğalgaz ve petrol kaynakları,
bu iki ayrı projeyi aynı şekilde desteklemeye müsait değildir.
30-40 yıllık gelecek için, oradaki doğalgaz kaynaklarının hem güney akım
projesine hem de Nabucco projesini besleyecek gaz kaynaklarına sahip olması
mümkün değildir. Ya birini ya diğerini yapacaksın. Biz önce Nabucco'ya imza
attık. Türkiye'nin 'önemi daha da arttı' dedik. Şimdi aradan kısa bir süre geçti
bir hafta önce imza attık Nabucco'nun rakibi, Nabucco'yu anlamsız hale getirecek
Rusya'nın Kafkasya'daki ve Orta Asya'daki kaynaklara hakimiyetini artıracak bir
projeyi uygulamak üzere Rusya'ya, sen bunu gidip münhasır ekonomik bölgemin
altından jeolojik çalışma yaparak boru hattını geçirebilirsin iznini verdik.
Nabucco'yu öldürecek izni de son Erdoğan-Putin-Berlusconi görüşmesinde verdik.
Bunun karşılığında biz ne aldık bilmiyorum ama Çalık Grubu, özlediği petrolü
aldı. Yani Ceyhan'a boru hattını ve sonra rafineri kurmasına imkan verecek olan
petrolü, Türkiye, Çalık Grubuna sağlamış oldu. Böyle bir iş birliği yaşandı.
Ülkeler, şirketler... Ülkelerin yararları var, şirketlerin yararları var.
Uluslararası ilişkilerde ülkeler ve şirketler nasıl bir ilişki içinde
olacaklardır. Uluslararası ilişkileri ülkeler olarak mı götüreceğiz, şirketler
olarak mı götüreceğiz?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hükümetin ''açılım'' konusunda ne yapacağını açıkça söylemesi
gerektiğini belirterek, ''Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek verelim? Ciddi olmak lazım, dürüst olmak lazım.
Ne yapacaksan çık söyle'' dedi.
Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ''askerlerin sivil mahkemede
yargılanmasına ilişkin tasarının yasalaşması için CHP'nin oy verdiğini, sabah
gelen telefon üzerine tutumunu değiştirdiğine'' ilişkin açıklama yaptığını
belirterek, ''Bu sözlerin Arınç'ın boyuna posuna yakışmadığını'' söyledi.
Arınç'ın CHP'ye kimin telefon ettiğini açıkça ortaya koyması gerektiğini kaydeden
Baykal, ''Sayın Arınç derhal ne biliyorsa söylemelidir. Yoksa özür dilemelidir.
CHP'ye telefon edip politika değiştirecek hiç kimse yoktur. CHP kimseden talimat
almaz. CHP'ye talimat vermeye kalkışmak hiç kimsenin haddi değildir'' diye
konuştu.
Baykal, hiçbir CHP'linin söz konusu kanuna oy vermediğini ifade etti.
''Açılım'' konusunda da değerlendirmeler yapan Baykal, ''açılım''
konusunun neyi içerdiği ve Hükümetin neyin peşinde olduğunun belli olmadığını
söyledi.
Baykal, şöyle devam etti:
''Yuvarlak laflarla, genel temennilerle bu politikayı sürdürmek artık
mümkün değildir. İşin artık özüne girmek lazımdır. Ne yapılmak isteniyor, onu
açıkça söylemeye başlamaları lazımdır. Ne yapacaklarını bilmeden nasıl destek
verelim? Ne yapacağınızı çıkıp söyleyin. Şu ana kadar hiçbir şey yok. Bu kabul
edilebilir bir yaklaşım değildir.
Başbakan çözümden değil, süreçten bahsettiğini söylüyor. O süreç nereye
varacak? Süreçten bahsediyormuş, çözümden bahsetmiyormuş. Ne olacak, nereye
bağlayacaksın bu işi? Bu konu savsaklanabilir olmaktan çıkmıştır. Ciddi olmak
lazımdır, dürüst olmak lazımdır. Ne yapacaksın, niçin yapacaksın, nasıl
yapacaksın, çık söyle. Süreç lafının arkasına saklanmak konunun ciddiyetiyle
bağdaşmıyor. Hükümeti bir an önce ne yapmak istediğine karar vermesi ve bunu
ortaya koyması lazımdır.''
Partisinin bu konudaki anlayışını yineleyerek anlatan Baykal, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın milli kimlik ile etnik kimliği karıştırdığı iddiasını da
tekrarladı. Türkiye'nin ırk, kan, kafatası devleti olmadığını belirten Baykal,
Türk milletinin herkesin milli kimliği olduğunu kaydetti. Baykal, ''Türk
milletinin bir ferdi olmamız bizim Arap olmamıza, Arnavut olmamıza, Gürcü
olmamıza, Kürt olmamıza engel değildir. Hepsi mümkün. Türkiye'de Türk milli
kültürü etnik kimlik değildir. Bunu başbakanın öğrenmesi gerekir'' dedi.
Arap kimliğinin Türkiye'de etnik kimlik, Mısır'da ise milli kimlik
olduğunu kaydeden Baykal, şunları söyledi:
''Türk milli kimliğini etnik kimlik sayarsak, üstelik bunu Başbakan
düzeyinde yaparsak, Başbakan olarak milletin adının Türk milleti olduğunu
unutmayı, unutturmayı marifet sayarsak, bu sorunlar çözülmez. Etnik kimlik ile
milli kimlik birbirine hasım değil. Hem o, hem bu. Hem etnik kimlik, hem de milli
kimlik. Birileri etnik kimliği milli kimliğin önüne koymaya kalkarsa, o yanlış.
Öyle bir şey yok. Olmamalı.''
Baykal, herkesin kimliğini özgürce yaşaması gerektiğini partisinin 30 yıl
önce ortaya koyduğunu belirterek, Güneydoğu'ya Türkiye'nin en iyi okullarının
götürülmesi, zarar etme pahasına devletin fabrika kurması gerektiğini anlattı.
''TÜRKİYE YOL AYIRIMINDA''
Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye bir yol ayırımında. Bu konuya yönelik yaklaşım ayrıştırıcı mı
olacak, kaynaştırıcı mı olacak? Biz, kaynaştırıcı olanların yanındayız.
Ayrıştırıcı olanlara da şiddetle karşı çıkıyoruz. Türk milleti lafını Anayasadan
çıkaracakmışız. Bu bizi kaynaştıracakmış... Hadi canım sende. Böyle saçma şey mi
olur. Bu milletin yeniden bir kimlik arayışına ihtiyacı yok. Bu milletin kimliği
oturmuştur. Milli kimliğimiz bellidir, etnik kimliklerimiz tam bir özgürlük
anlayışı içinde yaşanacaktır, ama milli kimliğimiz değişmez bir şekilde
kalacaktır. Türk milletinin parçasıyız. Anayasamızda bunu değiştirmeye kimsenin
hakkı yoktur, böyle bir girişimi, zihinlerde yer ediyor olmasını da üzüntüyle
karşılıyorum.
Bu tartışma zihinlerde netleşsin. Bizimle görüşmek istiyorlarmış. Ne
söyleyeceksiniz? Ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz, sizi dinlemek istiyoruz. Bizi
dinlemek istiyorsan, işte dinle. İşte buradayız, söylüyoruz. Bunları dinle. Eğer
bir şey söyleyeceksen gel o zaman konuşalım. Ben bir şey söylemeyi düşünmüyorum,
sizlerden alacağım. Sen ne isteğine karar ver. Olur mu olmaz mı, biz düşüncemizi
açıkça ifade ederiz.
Milli kimlikle oynamak olmaz, milli eğitime etnisiteyi koymak kesin
olmaz. Etnisiteyi milli eğitime sokmayınız. Kaynaştırmaya yönelik her türlü
öneriyi destekleriz. Ama bizi etnik ayrıştırmaya götürecek süreçleri kabul etmek
mümkün değildir. Buradan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.''
CHP'nin geçmişte bu konuda büyük görev yaptığını kaydeden Baykal,
''Türkiye'yi kimsenin bölmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye buna izin
vermeyecektir'' diyerek sözlerini tamamladı.
Grup toplantısından sonra Sakarya Caddesinden bir grup esnaf sigara
yasağı ve diğer konulardaki sıkıntılarını dile getirdi. Baykal, bir grup
partilinin yerinde inceleme yapacağını belirtti.
