2026-10-07 - 13:10
İYİ PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fon soruşturmalarına ilişkin "Bu münferit bir olay, bir magazin olayı değildir. Üç beş zenginin yatını, katını, arabasını, servetini sayma meselesi, hiç değildir." dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin yeni yasama yılının ilk grup toplantısındaki konuşmasına, Ankara'daki polis uygulama noktasında ateş açılması sonucu şehit olan Ahmet Türkoğlu'na rahmet dileyerek başladı.

Polislerin çalışma şartlarına değinen Dervişoğlu, 10 ayda 73 polisin intihar ettiğini, iktidarın bu meselenin üzerine kararlılıkla gitmesi gerektiğini söyledi.

Bu yasama yılının sıradan bir yasama yılı olmadığını dile getiren Dervişoğlu, artık seçim arifesinde olduklarını, sandığın yüzünü gösterdiğini belirtti.

Fon soruşturmalara ilişkin değerlendirmeler yapan Dervişoğlu, "Bu münferit bir olay değildir. Bu bir magazin olayı değildir. Üç beş zenginin yatını, katını, arabasını, servetini sayma meselesi, hiç değildir. İnsanların alın terinin, emeklinin kıdem tazminatının, çocuğuna iyi bir gelecek bırakmaya çalışan ailenin tasarrufunun, enflasyon karşısında üç kuruşunu korumaya çalışan vatandaşın birikiminin devletin gözü önünde bir saadet zincirine heba edilmesidir." diye konuştu.

Dervişoğlu, daha önce uyarıların yapıldığını, Finansal İstikrar Komitesinin toplandığını, fon ve risklerle ilgili Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) alabileceği tedbirlerin konuşulduğunu ifade ederek, bu nedenle hiç kimsenin "devlet bilmiyordu" diyemeyeceğini aktardı.

"Devlet imkanlarını kamu emaneti olarak değil, üzerinde tasarruf edilecek bir mülk gibi gören zihniyetle karşı karşıya" olduklarını savunan Dervişoğlu, "Biz iktidardan kelle istemiyoruz, bir yurttaş olarak hesap verilsin istiyoruz. Haksız kazançların iadesi yetmez. Haksız ve hukuksuz kullanılan yetkilerin de iadesi gerekir. Milletin yalnızca parası pulu değil, itibarının, haysiyetinin de iadesi gerekir." açıklamalarında bulundu.

Hükümet kanadından "kime kadar gidiyorsa hesabı sorulmalı" açıklamaları yapıldığını aktaran Dervişoğlu, konuyla ilgili Meclis'te bir araştırma önergesi verdiklerini ancak iktidarın "yaşananlar konuşulmasın" diye Meclisi çalıştırmamak için Genel Kurul sıralarını boş bıraktığını iddia etti.

Dervişoğlu, sonuna kadar mücadele edeceklerini dile getirerek, "Neden korkuyorsunuz? Meclis'te grubu bulunan tüm siyasi partilerin eşit sayıda üyeyle katıldığı bir komisyon kuralım. Siyasette kim varsa, bürokraside kim varsa, piyasada kim varsa, çıkaralım milletin önüne." dedi.

Yeni anayasa tartışmalarına değinen Dervişoğlu, anayasayı "bir iktidarın kullanım kılavuzu değil, milletin devletle yaptığı bir sözleşme" olarak nitelendirdi.

Hükümetin mevcut anayasayı çiğnediğini ileri süren Dervişoğlu, Türkiye'nin "hesap veren hükümete, denetleyen Meclis'e liyakatli bürokrasiye ihtiyacının olduğunu" söyledi.

- "Neyin peşindesiniz"

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzaladığını hatırlatan Dervişoğlu, "Halen TBMM'ye gelmeyen ancak yürürlüğe girmiş gibi muamele yaptıkları bir anlaşmadan bahsediyorlar. Duyumlardan biliyoruz, içerikten milletin haberi yok. Anlatıldığı kadarıyla imzacı ülkelerden birine yapılacak saldırı diğerlerine de yapılmış sayılacak. Şimdi soruyorum; Bu anlaşma bize hangi güvenliği sağlayacaktır? Yok eğer aranan şey güvenlik değilse ne arıyorsunuz? Para mı? Finansman mı? Başka bir siyasi pazarlık mı? Yoksa yeni tehditler, yeni belalar mı? Neyin peşindesiniz? Türk askerini ihraç malı gibi göremezsiniz. Başka devletlerin güvenliğinin kefili olurken, Türkiye'nin önüne hangi faturanın konulduğunu bilmek milletin hakkıdır." şeklinde konuştu.

Türkiye-Azerbaycan arasındaki ilişkilere değinen, iki ülke arasında "iki devlet tek millet" hakikatine dayanan ilişki olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, bağımsız Türkiye'nin bağımsız Azerbaycan'ı, güçlü Türkiye'nin güçlü Azerbaycan'ı istediğini ifade etti.

Fon soruşturmalarına ilişkin hükümetin politikalarını eleştiren Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Fon krizi bize ekonominin nasıl ikiye bölündüğünü de gösterdi. Bir tarafta vergisini veren, borcunu ödeyen, maaşını bekleyen, ev kirasını düşünen, çocuğunun okul masrafını hesaplayan namuslu vatandaşın ekonomisi var. Öbür tarafta siyasi nüfuzla zenginleşenlerin, içeriden bilgi sızdıranların, ayrıcalıklı kredi bulanların, nasıl olsa kendisine hukuk işlemeyeceğine güvenenlerin ekonomisi var. Bir tarafta ay sonunu getirmeye çalışan milyonlar, öbür tarafta milyonları, yüz milyonları, milyarları rakamdan saymayan imtiyazlı bir sınıf var."